Son Dakika
|
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
Bulgaristan İçişleri Bakanı Emil Dachev Selimiye Camii’ne hayran kaldı
ABD’den İran’ın "gölge bankacılık" sistemine yaptırım
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
Bakan Çiftçi: "Madenci eyleminin sağduyu ve ve nezaket içinde sona ermesi anlamlı bir tablo ortaya koymuştur"
Okul saldırısında hayatını kaybeden Belinay’ın babası konuştu
SAĞLIK
Efeler’de OED cihazları hizmete girdi
28 Nisan 2026 Salı - 17:04:45
Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, Aydın basınının unutulmaz ismi merhum Erman Çetin’in anısını yaşatan, modern tıbbın en önemli ilk yardım araçlarından biri olan OED cihazlarını hizmete sundu. Efeler Belediyesi ile Aydın Gazeteciler Cemiyeti (AGC) iş birliğiyle, kentin en işlek noktaları OED (Otomatik Eksternal Defibrilatör) cihazlarıyla donatıldı. Geçtiğimiz yıl 28 Nisan’da, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erman Çetin, vefatının yıl dönümünde anlamlı bir törenle anıldı. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ve yönetiminin tam kadro katıldığı programa; Erman Çetin’in ailesi, Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ümit Özmen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Çetin’in adı Efeler sokaklarında insanları hayata bağlayan bir simgeye dönüştü. Uğur Mumcu Parkı’nda düzenlenen etkinlikle birlikte; Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki Uğur Mumcu Parkı, Menderes Park, Fatih Mahallesi kapalı pazar yeri, İmamköy Mahallesi Doğa Otel, Zafer Meydanı’ndaki belediye otoparkı, Pınarbaşı Mesire Alanı, Efeler Belediyesi hizmet binası girişi ve ESKO iş hanı olmak üzere kentin 8 farklı noktasına yerleştirilen cihazlar hizmete girdi. Etkinliğin ardından katılımcılar, düzenlenen lokma hayrında bir araya geldi. Programda konuşan Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, "Aydın Gazeteciler Cemiyeti’nin fikriyle yola çıktığımız bir sosyal sorumluluk projesinin paydaşı olmaktan mutluyuz. Geçen yıl; önceki dönem Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Aydın’ın değerli gazetecisi kıymetli kardeşim Erman Çetin’in hiç beklenmedik kaybına uyanmıştık. Aydın kıymetli bir değerini kaybetti. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ile görüştük. Birlikte böyle bir sosyal sorumluluk projesi yaptık. Aydın’da 8 noktaya yerleştirdik. OED cihazı ani kalp durmalarında tamamen otomatik ilk yardım yapacak bir cihaz. Aydın’da bulunan spor salonlarından da bu cihazı temin etmelerini isteyeceğiz. Bundan sonra böyle acı kayıplar yaşamak istemiyoruz. Tekrar Erman Çetin’e Allah’tan rahmet, ailesi, yakınları, sevenleri ve basın camiasına baş sağlığı diliyorum. Proje fikrinin sahibi Aydın Gazeteciler Cemiyeti’ne de teşekkür ediyorum. Umarız birlikte ortak çalışmalarımıza devam ederiz" dedi. Erman Çetin’i çocukluğundan beri tanıdığını ifade ederek konuşmasına başlayan Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş, "Erman Çetin Başkanımız benim çocukluğumdan beri tanıdığım, biz daha okula giderken ilçemizde gazetecilik yapan bir ağabeyimizdi. Zaman geçti aynı şehirde gazetecilik yaptık, aynı cemiyette basın camiamız için sorumluluk aldık. Maalesef hiç beklemediğimiz bir anda Erman ağabeyimizi kaybettik. Erman Çetin şehrimiz için önemli bir değerdi ve ismini yaşatmak için, aynı zamanda da şehrimize faydalı olabilecek bir anı bırakmak istedik. Son dönemde erken yaşta gelen kalp krizi nedeniyle çok sayıda vatandaşımızı kaybettik. Başka değerlerimizi kaybetmeyelim, Erman Çetin’in de adını yaşatalım diye bu proje ortaya çıktı. Anıl başkanımıza projemizi ilettik ve hemen kabul etti. Bugün de ilk adımı attık. Umarım tüm Aydın’da bunu yaygınlaştırırız." diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 16:12
Tokat’ta 3 yaşındaki çocuğa kene tutundu, tedavi altına alındı
Tokat’ın Zile ilçesinde kene tutunması sonucu rahatsızlanan 3 yaşındaki çocuk, tedavi altına alındı. Edinilen bilgilere göre, Zile ilçesinde yaşayan 3 yaşındaki M. B.’nin vücuduna kene tutunmasının ardından bir süre sonra ateş ve halsizlik şikayetleri başladı. Durumunun kötüleşmesi üzerine ailesi tarafından sağlık kuruluşuna götürülen küçük çocuk, burada yapılan ilk müdahalenin ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan M. B.’nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Öte yandan Zile ilçesinde 10 gün önce S.G de kene tutunması sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
28 Nisan 2026 Salı - 15:25
Burhaniyeliler kan bağışını sevdi
Burhaniye ilçesinde, Balıkesir Kızılay Kan Merkezi’nin düzenlediği kan bağısı kampanyası ilgi gördü. Çok sayıda vatandaş, Cumhuriyet Meydanı’nda konuşlanan Kızılay Kan Bağışı Otobüsünde kan vermek için sıraya girdi. Düzenlenen kampanyaların ilgi gördüğünü anlatan yetkililer, herkesi kan bağışı yapmaya çağırdı. İki haftada bir Burhaniye’ye gelindiğini kaydeden Kızılay yetkilileri her defasında bağışçı sayısının 45-50 rakamını düşmediğini kaydederken, bağışçılarda kan bağışı ile sıhhat bulduklarını söylediler. Kan vermeyi sevdiğini kaydeden Mahsum Kaya, "Kan verdim rahatladım. Kan verince rahatlıyorum. Herkesi kan vermeye davet ediyorum" dedi. Kemal İşi de, "Bugün de kan vermeye geldim. 5-6 kere verdim. Bir hastaya vesile oldum. Herkesi kan vermeye davet ediyorum. Çok iyi oluyor. İnsan kendini çok iyi hissediyor" diye konuştu. Mustafa Sütçüoğlu ise, "Ben Kızılay’a devamlı kan veriyorum. Bu sene 8.yılım. Verdiğim zaman iyi hissediyorum kendimi. İyi oluyorum. Herkesin Kızılay’a kan vermesini tavsiye ediyorum" dedi.
28 Nisan 2026 Salı - 14:55
Uzmanı uyardı: Baharda cilt hastalıkları artıyor
Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba, bahar aylarında artan güneş ışınları, yükselen sıcaklık, polen yoğunluğu ve terleme gibi çevresel faktörlerin cilt sağlığını doğrudan etkilediğini belirterek, "Bu dönemde hem mevcut deri hastalıkları alevlenebilir hem de bazı cilt sorunları ilk kez ortaya çıkabilir" dedi. "Güneş alerjisi baharda daha sık görülüyor" Bahar aylarında cildin dış etkenlere karşı daha hassas hale geldiğini vurgulayan Akbaba, "Kış aylarında güneşten uzak kalan cilt, bahar aylarında ani şekilde güneşe maruz kaldığında savunmasız kalır. Bu nedenle baharın ilk dönemlerinde güneş alerjisi vakalarında belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu durum genellikle güneşe çıkıldıktan kısa süre sonra ortaya çıkar. Özellikle yüz, boyun, kol ve dekolte gibi güneşe açık bölgelerde kaşıntılı, kızarık ve kabarık döküntüler görülür" diye konuştu. "Bitki teması kalıcı lekeler bırakabilir" Açık havada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte bitkilerle temasın da arttığını belirten Akbaba, şu uyarılarda bulundu: "Özellikle limon, incir ve bazı yabani bitkilerle temas sonrası gelişen fitodermatit sık görülür. Bu durumda ciltte önce kızarıklık ve yanma hissi oluşur ardından güneş ışığıyla etkileşime girerek kahverengi lekeler ortaya çıkabilir. Bu lekeler bazı hastalarda uzun süre kalıcı olabilir." "Terleme mantar enfeksiyonlarını tetikliyor" Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte artan terlemenin cilt üzerinde nemli bir ortam oluşturduğunu belirten Akbaba, "Bu durum mantar enfeksiyonları için uygun zemin hazırlar. Özellikle ayaklarda, kasık bölgesinde ve vücudun kıvrım alanlarında kaşıntılı, kızarık ve bazen pullanma ile seyreden lezyonlarla kendini gösterir. Kişisel hijyenin yanı sıra uygun kıyafet seçimi de mantarı önleme noktasında önemlidir. Sentetik ve hava almayan kıyafetler enfeksiyonları artırabilir" uyarısında bulundu. "Polen ve çevresel faktörler alerjiyi artırıyor" Bahar aylarında polen yoğunluğunun artmasıyla sadece solunum yollarının değil, cilt hastalıklarının da tetiklendiğini söyleyen Akbaba, "Kontakt dermatit vakalarında da bu dönemde belirgin artış görülür. Polenler, bitkiler ve bazı kozmetik ürünleri ciltte kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyete yol açabiliyor. Ayrıca atopik dermatit (egzama) hastalarında da bu dönemde alevlenmeler görülebilir. Cilt bariyeri zaten hassas olan bireylerde çevresel alerjenler kaşıntı ve kuruluğu daha da artırır" dedi. "Ani güneş maruziyeti yanıklara neden olabiliyor" Bahar aylarında güneş daha masum gibi algılansa da UV etkisinin oldukça güçlü olduğunu söyleyen Akbaba, "Özellikle ilk güneşlenmelerde cilt korunmasız kalabiliyor. Bu durum güneş yanıklarına neden olabiliyor. Ciltte kızarıklık, hassasiyet, yanma hissi ve bazı durumlarda su toplaması gibi bulgular ortaya çıkabiliyor" diye konuştu. "Akne şikayetleri artış gösterebilir" Artan sıcaklık ve terlemeyle birlikte ciltte yağ üretiminin de arttığını belirten Akbaba, "Akneye yatkın bireylerde sivilce oluşumu artabilir. Gözeneklerin tıkanmasıyla birlikte iltihaplı lezyonlar oluşabilir. Bu dönemde uygun cilt temizliği ve bakımı önem kazanır" dedi. "Basit önlemlerle korunmak mümkün" Bahar aylarında cilt sağlığını korumak için alınacak basit önlemlerin büyük fark gösterebileceğini vurgulayan Akbaba, şunları kaydetti: "Güneşten korunmak en önemli adımdır. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımının yanı sıra cilt tipine uygun nemlendiriciler düzenli olarak kullanılarak cilt bariyeri güçlendirilmeli. Ayrıca pamuklu ve hava alabilen kıyafetler tercih edilmeli, terleme sonrası cilt temizlenmeli ve bitki teması sonrası cilt yıkanmalıdır. Bahar aylarında ortaya çıkan veya artış gösteren cilt problemleri hafife alınmamalı özellikle uzun süren, şiddetlenen ya da yayılım gösteren lezyonlarda bir dermatoloji uzmanına başvurulması önemlidir."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Nisan 2026 Salı- 10:46
Bağırsağı kangrene gidiyordu, kapalı ameliyatla kurtarıldı: "Bir gün geç kalsam bugün burada olmayacaktım"
2
28 Nisan 2026 Salı- 11:03
Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı
3
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
4
28 Nisan 2026 Salı- 12:26
Bolu’daki vahşetin sebebi Lohusa Depresyonu mu
5
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:02
Diyarbakır’da "Yoğun bakımda güncel yaklaşımlar" sempozyumu
Diyarbakır, yoğun bakım alanındaki bilimsel gelişmelerin ele alındığı önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğünün destekleriyle bu yıl ikincisi düzenlenen "Yoğun bakımda güncel yaklaşımlar’’ sempozyumu düzenlendi. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk’ün de katıldığı sempozyumun açılışında konuşan yetkililer, yoğun bakım ünitelerinin insan hayatına dokunan en kritik alanlardan biri olduğunu vurgularken, bilimsel bilgi ve ekip çalışmasının önemine dikkat çekti. Pandemi sürecinde yoğun bakım hizmetlerinin hayati rol oynadığına da değinilen konuşmalarda, sağlık çalışanlarının sürekli gelişen tıbbi bilgiye uyum sağlaması gerektiği ifade edildi. Bilimsel sunumlar ve tartışmalarla zenginleşen sempozyumda, mesleki bilgi paylaşımı ve vizyon geliştirme adına önemli adımlar atıldı. Yetkililer, sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik bu tür etkinliklerin desteklenmeye devam edileceğini belirtti. Sempozyum hakkında bilgi veren İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesinde yoğun bakımda güncel yaklaşımlar konulu sempozyumun ikincisini düzenlediklerini söyledi. Asiltürk, "Bilindiği üzere yoğun bakımlar, kritik hasta bakımımızda önemli bir yere sahip. Burada, hayatla ölüm arasındaki ince çizgide hastalarımızın bakımı önem arz ediyor. Hastaların yara bakımından enfeksiyonlara karşı korunmasına, sevgi ve şefkate kadar her açıdan iyi bir bakıma ihtiyaçları var. Bu tür sempozyumlarda, bilimsel bilgiler eşliğinde söz konusu uygulamaları nasıl daha ileriye götürebileceğimizin adımları atılıyor. Diyarbakır’da bu tür sempozyumların yaygınlaştırılması bizim için gerçekten önemli ve değerli. Sağlık hizmet sunumunun kalitesini artıran bir etkinlik olması açısından da ayrıca kıymetli. Buradaki değerli katılımcılara bu anlamda teşekkür ediyorum" dedi.
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:02
"Sigara içenler Kovid-19, zatürre gibi hastalıklara yakalandığında daha ağır bir hastalık süreci geçiriyor"
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Türk erkeklerinin yüzde 31 ile tütün kaynaklı hastalıklardan ölümlerde 2. sırada olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Saliha Ercan, "Sigara içenler Kovid-19, zatürre gibi hastalıklara yakalandığında daha ağır bir hastalık süreci geçiriyorlar. Bu nedenle ülkemizde sigara içenlerin bu konuda dikkatli olması ve nikotin bağımlılığından kurtulma süreçlerini kararlılıkla öne çekmeleri gerekiyor" dedi. Sigaranın akciğer kanseri başta olmak üzere diğer kanserler, kronik obstruktif akciğer hastalığı (KOAH) ve kalp damar hastalıkları riskini artıran en önemli etken olduğunu hatırlatan Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Saliha Ercan, bilgilendirmede bulundu. "Akciğer kanserinde vakaların yüzde 60’ına ileri evrede tanı konuyor" Uzm. Dr. Ercan, "Sigara dumanında bulunan 4 binden fazla kimyasal maddenin 80’den fazlasının kanser yapıcı özelliği bulunuyor. Akciğer kanserine yakalanan her 10 hastadan 8’nin sigara kullanıcısı olduğu biliniyor. Sinsi bir hastalık olan akciğer kanserine yüzde 60-70 vakada ancak ileri evrede tanı konulabiliyor" şeklinde konuştu. "KOAH’ın yüzde 90 sebebi sigara" Sigaranın sebep olduğu zararlardan bahseden Uzm. Dr. Saliha Ercan, "Günümüzde en ölümcül dördüncü hastalık olan KOAH’ın yüzde 90 sebebi sigaradır. Koroner kalp hastalığına bağlı ölümlerin yüzde 10-30’undan sigara sorumludur. Günde 1-4 arası sigara içimi ve hatta pasif sigara içicisi olmak bile kalp ve akciğer hastalıklarına yakalanma riskini artırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Alzheimer riskini de artırıyor" Sigara kullananlarda gırtlak kanseri, prostat kanseri ve mesane kanseri görülme sıklığı belirgin şekilde arttığını işaret eden Uzm. Dr. Ercan, "Midede gastrit, ülser ve mide kanseri riskini artırmaktadır. Hamilelikte sigara içiminin bebeğe zararlı olduğu kesin kanıtlanmıştır. Sigara içenlerde Alzheimer hastalığına yakalanma ve inme riski artmaktadır. Kısırlık, erken doğum, erken menopoz riski artmaktadır. Gün içinde yorgunluk, halsizlik, stres ve uykusuzluk görülebilir. Sigaranın ciltte kırışıklık, dişlerde sararma ve ağız içinde kötü koku oluşumu gibi estetik zararları da mevcuttur. Her yönden sağlığımıza zararı olan sigara için söyleyebileceğimiz tek şey, ‘sigarayı bırak hayatı bırakma’ olacaktır" dedi. "Sigara içenler Kovid-19’u daha ağır geçiriyorlar" Sigara ve Kovid-19’u da ilişkilendiren Uzm. Dr. Ercan, "Aralık 2019’dan itibaren görünmeye başlayan Kovid-19 enfeksiyonu da hem kalp-damar sistemi hem solunum sistemine doğrudan hasar vermektedir. Mevcut bilgiler göstermektedir ki, sigara kullanımının yol açtığı başlıca hastalıklar olan kalp-damar hastalıkları ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan bireyler, sağlıklı bireylere göre Kovid-19 hastalığını daha ağır geçirmektedir. Dolayısıyla, sigara kullanımına bağlı gelişen bu hastalıklar, ağır Kovid-19, zatürre gibi hastalıklar için doğrudan birer risk faktörüdür. Diğer yandan, sigara kullanımı solunum yollarımızdaki koruyucu mekanizmaları bloke ederek, alt solunum yolu enfeksiyonu gelişimini kolaylaştırmaktadır. Tüm bu gerekçelerle sigara kullanımının terk edilmesi, hastalıkların sağlığımızı tehdit ettiği şu günlerde çok önemli ve önceliklidir" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
15 Eylül 2025 Pazartesi - 11:44
"Boyun ve koltuk altındaki şişlik lenfoma belirtisi olabilir"
Boyun ve koltuk altındaki şişliklerin, nedeni bilinmeyen kilo kaybının ve yoğun gece terlemelerinin lenfoma habercisi olabileceğini belirten Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Şahin Balçık, "Boyun, koltuk altı veya kasık bölgelerinde nohut, mercimek ya da fasulye büyüklüğünde şişlikler görülebilir. Lenfoma belirtilerini göz ardı etmemek ve hızlıca hekime başvurmak hastalığın ilerlemesini önleyebilir. Erken tanı, tedavi seçeneklerini artırır ve yaşam kalitesini yükseltir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Şahin Balçık, lenfoma hakkında açıklamalarda bulundu. "Lenf bezlerindeki değişimlere dikkat" Lenfomanın bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan lenfoid hücrelerin anormal çoğalmasıyla ortaya çıktığını söyleyen Doç. Dr. Balçık, "Lenf bezleri vücudun enfeksiyonlarla mücadelesinde kritik rol oynar. Ancak bazı durumlarda bu bezlerde kanserli hücrelerin etkisiyle lenfoma gelişebilir" diye konuştu. "Şüphe uyandıran belirtiler" Lenfomanın bazı erken uyarı işaretleri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Balçık, şu bilgileri verdi: "Boyun, koltuk altı veya kasık bölgelerinde nohut, mercimek ya da fasulye büyüklüğünde şişlikler görülebilir. Bu şişliklerin 4-6 hafta içinde geçmemesi ve büyümeye devam etmesi önemlidir. Son 6 ayda vücut ağırlığının yüzde 10’undan fazlasını kaybetmek, gece çarşafları ıslatacak kadar terleme yaşamak da lenfoma belirtileri arasında yer alır." "Erken teşhis tedavi başarısını artırıyor" Lenfomanın zamanında fark edilmesinin tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını dile getiren Doç. Dr. Balçık, "Lenfoma belirtilerini göz ardı etmemek ve hızlıca harekete geçmek hastalığın ilerlemesini önleyebilir. Erken tanı, tedavi seçeneklerini artırır ve yaşam kalitesini yükseltir" şeklinde konuştu. "Sağlıklı yaşam riski azaltıyor" Lenfomadan korunmada yaşam alışkanlıklarının etkisine de değinen Doç. Dr. Balçık, "Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, stres yönetimi ve düzenli sağlık kontrolleri bağışıklık sistemini güçlendirir. Sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimi ise risk faktörlerini artırır" ifadelerini kullandı.
15 Eylül 2025 Pazartesi - 11:39
Nusaybin Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimliğine Akyün atandı
Mardin Nusaybin Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimliğine, Sağlık Bakanlığı tarafından, Dt. Cevat Akyün atandı. Nusaybin Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimliğine Akyün atandı. 2016 yılında Çukurova Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun olan Dt. Cevat Akyün, 2018 yılında Mazıdağı Devlet Hastanesine diş hekimi olarak atandı. Ekim 2021 tarihinden itibaren Mardin Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Akyün, 12 Eylül 20205’te Nusaybin Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi olarak görevlendirildi.
15 Eylül 2025 Pazartesi - 11:21
Serebrovasküler hasta ambulans helikopterle Van’a sevk edildi
Van’ın Başkale ilçesinde serebrovasküler hastalığı (SVO) bulunan 77 yaşındaki hasta, ambulans helikopterle Van’a getirildi. Başkale Devlet Hastanesinde serebrovasküler hastalıklar (SVO) tedavisi gören 77 yaşındaki hasta, ileri tetkik ve tedavisi için sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevki kararlaştırıldı. Van İl Sağlık Müdürlüğü ile koordinasyon sağlanarak helikopter ambulans talep edildi. Kısa sürede Başkale’ye ulaşan ambulans helikopter, hastayı alarak güvenli bir şekilde Van’a nakletti.
15 Eylül 2025 Pazartesi - 11:13
Her 8 erkekten biri tehlikede
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, prostat kanserinin ileri evre vakalarında son 10 yılda belirgin bir artış yaşandığını belirterek önemli bir uyarıda bulundu; "Prostat kanseri yalnızca ileri yaşlarda değil, her dönemde ortaya çıkabiliyor. Ancak yaş ilerledikçe risk katlanarak artıyor. Bugün her 8 erkekten biri, yaşamı boyunca prostat kanseriyle yüzleşme riski taşıyor. Tarama faaliyetlerinin önemini, 82 yaşındaki eski USA başkanı Joe Biden’da kanser taramasının 72 yaşında bırakılması sebebiyle ileri evre prostat kanseri yakalanmasından bir daha anlıyoruz." Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş her yıl dünyada 1,5 milyon erkeğe prostat kanseri tanısı konulduğunu ve 375 bin erkeğin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi. Doç. Dr. Emre Salabaş, "Erkeklerde en sık görülen kanser olan prostat kanseri, kanser kaynaklı ölümlerde akciğer kanseri sonrası ikinci sırada. Erken tanı ve kanda rutin PSA bakılması, prostat kanserinden ölüm oranlarını 1990’lardan sonra azaltmıştır" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Salabaş, ’15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü’ kapsamında açıklamalarda bulundu. Amerikan Kanser Derneği’nin yeni bir raporunu da aktaran Doç. Dr. Emre Salabaş, "Prostat kanseri vakalarının görülme oranlarında 2014’e kadar yüzde 6 yıllık düşüş görülürken, 2014-2021 yılları arasında görülme oranları yıllık yüzde 3 arttı. Görülme sıklığında en büyük artış ise ileri evre vakalarda yaşanıyor" diye konuştu. Vakalardaki önemli artışın yıllardır süren düşüşün ardından geldiğini belirten Doç. Dr. Emre Salabaş, şunları kaydetti: "Hastalık her yaşta ortaya çıkabiliyor ancak yaş ilerledikçe risk artıyor. Bugün her 8 erkekten biri, yaşamı boyunca prostat kanseriyle yüzleşme riski taşıyor. Ölüm oranları erken tanı sayesinde azalıyor ancak ileri evre prostat kanseri vakaları hala hayatı tehdit ediyor. Kanser tarama programlarına rağmen ileri evre vakalarda görülen artış endişe verici. Bu nedenle özellikle görülme sıklığı, teşhis ve tedavinin erken yönetimi söz konusu olduğunda prostat kanserine özel dikkat göstermeliyiz. Erken dönemde yakalanan kanserlerde 15 yıllık sağ kalım oranları yüzde 97’lerde. Aile geçmişi ve genetik kanser riskini çoğaltıyor." Hareketsiz yaşam tehlikeli İdrar yaparken yavaşlama, zayıf idrar akışı, gece sık sık tuvalete çıkma veya idrarda kan görülmesi prostat kanserinin önemli belirtileri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Salabaş, hiçbir şikâyeti olmayan erkeklerde sağlık taramalarında prostat kanseri yakalanabildiğini belirtiyor. Salabaş, ileri prostat kanseri olan erkeklerin yaklaşık üçte birinin tamamen hareketsiz olduğunu ve yalnızca sekizde birinin olması gereken fiziksel aktivite düzeyine ulaştığını söyledi. Egzersizin kanser ve genel sağlığa faydası olduğuna dair artan kanıtlar olduğunu da belirten Doç. Dr. Salabaş, "Araştırmalar, egzersizin hormon tedavisi gören erkeklerde daha iyi bir yaşam kalitesi, daha az yorgunluk, daha düşük vücut yağı, daha yüksek kas kütlesi ve gelişmiş kemik yoğunluğu ile sonuçlanabileceğini gösteriyor" diye konuştu.
15 Eylül 2025 Pazartesi - 10:16
Lenfomada erken teşhis uyarısı: Belirtileri göz ardı etmeyin
15 Eylül Lenfoma Farkındalık Günü çerçevesinde açıklamalarda bulunan Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Yöney, lenfomanın bağışıklık sistemi hücrelerinden kaynaklanan bir kanser türü olduğunu belirterek, erken teşhisin hastalığın seyrinde kritik rol oynadığını vurguladı. Özel Adatıp Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Yöney, 15 Eylül Lenfoma Farkındalık Günü çerçevesinde önemli açıklamalarda bulundu. Lenfomanın erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebildiğini vurgulayan ve belirtilerine dikkat çeken Yöney, "Halsizlik, açıklanamayan kilo kaybı, ateş, gece terlemesi ve boyun, koltuk altı veya kasık bölgelerinde oluşan şişlikler, lenfomanın en sık görülen belirtilerindendir. Bu belirtileri fark eden bireylerin vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurması gerekir" dedi. Tedavi sürecine değinen Prof. Dr. Yöney, "Lenfoma teşhis edildiğinde kemoterapi, radyoterapi veya kişiye özel tedavi yöntemleriyle yüksek oranda başarılı şekilde yönetilebiliyor. Ancak belirtiler göz ardı edilirse tedavi süreci daha karmaşık hale gelebilir" diye konuştu. Prof. Dr. Yöney, toplumda farkındalığın artırılmasının önemine de dikkat çekerek, "Lenfoma Farkındalık Günü, hem bilinçlenmek hem de erken teşhisin ve uygun tedavi yöntemlerinin hayat kurtarıcı olduğunu hatırlamak için büyük bir fırsattır. Düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, hastalığın etkilerini azaltmada önemli rol oynar" ifadelerini kullandı.
15 Eylül 2025 Pazartesi - 10:11
Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Okumuş, Aydın Şehir Hastanesi’nde incelemelerde bulundu
Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Nurullah Okumuş, Aydın’da yapımı tamamlanan ve açılış için gün sayan bin 300 yatak kapasiteli Aydın Şehir Hastanesi’nde incelemelerde bulundu. Efeler ilçesi Kuyulu Mahallesi’nde 140 bin metrekare alan üzerine inşa edilen Aydın Şehir Hastanesi’nde; yataklı servisler, acil servis, ameliyathaneler, poliklinikler, görüntüleme merkezleri ile özellikli ve teknik birimler gezildi. Bakan Yardımcısı Okumuş’a İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul ve yüklenici firma yetkilileri hastane hakkında detaylı bilgi verdi. Modern altyapısı ve ileri teknoloji donanımıyla öne çıkan Aydın Şehir Hastanesi’nin açılış süreci ile ilgili görüş alışverişinde bulunulurken, hastanenin yalnızca Aydın’a değil çevre illere de hizmet verecek bölgesel bir sağlık üssü olacağı vurgulandı. Ziyarette Bakan Yardımcısı Okumuş’a İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, Aydın Şehir Hastanesi Başhekim Vekili ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Engin Tetik, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Mete Erki, Destek Hizmetleri Başkanı Ömer Faruk Sağlam, hastane yöneticileri ve yüklenici firma temsilcileri eşlik etti.
15 Eylül 2025 Pazartesi - 10:06
Uzmanından uyarı: "Aileler empati kurmalı, sabırlı olmalı"
Yeni eğitim-öğretim yılında ailelere tavsiyelerde bulunan Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir, "Aileler empati kurmalı, sabırlı olmalı. Unutmamak gerekir ki her çocuk farklıdır. Sabır, sevgi ve anlayış en güçlü araçlarınızdır" dedi. Çocukların özellikle okula yeni başladıkları dönemde yaşadığı kaygının hem akademik başarıyı hem de sosyal gelişimi olumsuz etkileyebileceğini vurgulayan Büyük Anadolu Hastaneleri Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir, "Okul kaygısı; çocuğun okul ortamına dair yoğun stres, endişe ve korku duymasıyla ortaya çıkan psikolojik bir durumdur. Bu kaygı; akademik baskılar, sosyal ilişkilerdeki zorluklar, öğretmen beklentileri ve aileden ayrılma korkusu gibi nedenlerle tetiklenebiliyor" ifadelerini kullandı. Taşdemir, okul kaygısı yaşayan çocuklarda çeşitli belirtilerin görülebildiğini belirterek, mide bulantısı, baş ağrısı ve karın ağrısı gibi fiziksel şikayetlerin yanı sıra ağlama, huzursuzluk ve öfke nöbetleri gibi duygusal tepkilerin öne çıktığını söyledi. Davranışsal değişiklikler arasında ise okula gitmek istememe, devamsızlık ve içe kapanma görülebildiğini ifade eden Taşdemir, bu durumun dikkat dağınıklığı ve motivasyon düşüklüğü gibi akademik sonuçlara yol açabileceğini, ayrıca akran ilişkilerinden uzak durma ve yalnızlık hissi gibi sosyal etkiler oluşturabileceğini kaydetti. Okul kaygısıyla başa çıkmada ailelerin rolüne dikkat çeken Taşdemir, empati kurmanın ve çocuğun duygularını anlamaya çalışmanın önemini vurguladı. Düzenli sabah ve akşam rutininin çocuklara güven duygusu kazandırdığını, okulun olumlu yönlerini ön plana çıkaran deneyimlerin kaygıyı azaltabileceğini Dr. Akif Taşdemir, öğretmenlerle iş birliği yapmanın da çocuğun ihtiyaçlarını daha iyi anlamayı sağladığını ifade etti. Gerekli görüldüğünde profesyonel destek alınmasının önemine işaret eden Taşdemir, "Aileler empati kurmalı, sabırlı olmalı. Unutmamak gerekir ki her çocuk farklıdır. Sabır, sevgi ve anlayış en güçlü araçlarınızdır" diye konuştu.
15 Eylül 2025 Pazartesi - 09:45
Lenfomada erken teşhis hayat kurtarır
Hematoloji Uzmanı Dr. Ülkü Ozan, lenfomanın erken teşhis ile büyük ölçüde tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu vurguladı. Lenfomaların bağışıklık sistemine ait ‘lenfosit’ adı verilen beyaz kan hücrelerinin kontrolsüz çoğalması ile geliştiğini ve halk arasında "lenf kanseri" olarak bilindiğini belirten VM Medical Park Bursa Hastanesi Uzm. Dr. Ülkü Ozan şunları söyledi; "Lenfositler yoğun olarak lenf nodları, dalak, timus, bademcik, kemik iliği ve kanda bulunur. Lenfomalar genellikle boyun, koltuk altı ve kasıklarda ele gelen ağrısız lenf düğümleri ile kendini gösterir. Göğüs boşluğundaki lenf nodları büyüyerek hava yollarına ve damarlara bası yaparsa nefes darlığı, kuru öksürük, yüzde ve boyunda şişmeye neden olabilir. Karındaki lenf bezlerinin büyümesi, dalak ve karaciğerin etkilenmesi karında şişkinlik, ağrı, ishal ya da kabızlığa yol açabilir. Bu bölgedeki büyük lenf nodları bacaklarda ödem ve damar tıkanıklıklarına da sebep olabilir. Daha nadir olarak mide, bağırsak, kemik, beyin ve akciğer gibi lenf nodu dışı tutulumlar da görülebilir ve tutulan organa ait belirtiler ortaya çıkabilir. Bazen hastalar sadece kemik iliği ve dalak tutulumuna bağlı kansızlık belirtileri ile başvurur." Nedeni bilinmeyen yüksek ateş, aşırı gece terlemeleri, iştahsızlık, son 6 ayda vücut ağırlığının yüzde 10’undan fazla istemsiz kilo kaybı ve vücutta yaygın kaşıntı gibi "B semptomlarının" da lenfomanın habercisi olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Ozan, tanı süreci hakkında ise şu bilgileri verdi: "Lenfomadan şüphelenilen hastalara kan tetkikleri, ultrason, bilgisayarlı tomografi ve doku tanısı için eksizyonel biyopsi yapılması önerilir. Uygun lenf nodu bulunamayan ve kansızlığı olan hastalarda kemik iliği biyopsisi ile de tanı konabilir. Sinir sistemi tutulumu şüphesi olan hastalarda beyin omurilik sıvısının değerlendirilmesi de yapılabilir." Lenfomaların Hodgkin ve Non-Hodgkin olmak üzere iki ana grupta sınıflandırıldığını belirten Uzm. Dr. Ülkü Ozan, "Hodgkin lenfomalar, çocukluk çağı kanserlerinde ikinci sırada yer alır ve en sık 20-40 yaş arası genç erişkinlerde görülür. Toplumda 100 bin kişide 2-3 oranında rastlanır. Non-Hodgkin lenfomalar ise tüm lenfomaların yüzde 85’inden fazlasını oluşturur, genellikle orta ve ileri yaşlarda ortaya çıkar ve 30-40 alt tipi bulunur. Hastalığın tedavisi lenfomanın alt tipine, evresine ve hastanın genel özelliklerine göre belirlenir. Tedavide kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve CAR-T hücre tedavileri uygulanır. Yavaş seyirli lenfomalarda, klinik belirti yoksa ‘bekle-gör’ yöntemiyle hasta takip edilebilir. Tedaviye dirençli ya da nükseden olgularda kök hücre nakli de bir seçenektir" dedi. Erken teşhisin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Ülkü Ozan, "Günümüzde erken teşhis ve tedavi ile Non-Hodgkin lenfoma olgularının yüzde 80’inden fazlasında tam yanıt sağlanabilmektedir. Hodgkin lenfoma ise kemoterapiyle tam şifa elde edilen ilk kanser türü olma özelliğine sahiptir. Bu nedenle lenfoma belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden hekime başvurulmalı ve uygun biyopsi ile tanı konularak tedaviye başlanmalıdır" şeklinde konuştu.
15 Eylül 2025 Pazartesi - 07:39
Gezi teknesinde yaralanan çocuk için tıbbi tahliye
Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden gezi teknesinde yaralanan çocuk için tıbbi tahliye gerçekleştirildi. Fethiyle açıklarında seyreden gezi teknesinde rahatsızlanan çocuk için yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine yönlendirilen Sahil Güvenlik ekipleri yaralanan çocuğu bota alarak 112 ambulans ekiplerine teslim etti.
14 Eylül 2025 Pazar - 16:05
Manisa’da yasaklı ilaç kullanılan 6 ton üzüm imha edildi
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yasaklı ziraat ilacı kullanıldığı belirlenen bağlardan toplamda 6 ton üzüm Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri tarafından imha edildi. Manisa il genelinde halkın sağlıklı gıdaya ulaşması için denetimlerini sürdüren Manisa Tarım ve Orman Müdürlüğüne bağlı ekipler Alaşehir ilçesindeki bazı bağlarda yasaklı ziraat ilacı kullanıldığını tespit etti. Durum üzerine harekete geçen ekipler toplanan üzümleri kazılan çukura gömdükten sonra üzerlerine kireç dökerek herhangi bir olumsuzluk yaşanmasına izin vermedi. Ekipler tarafından yapılan denetimlerde toplamda 12 dekar arazide 6 ton üzüm imha edildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder