SAĞLIK - 27 Nisan 2026 Pazartesi 11:10

Uzmanlar uyarıyor: "PCOS hastası çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil"

A
A
A

Polikistik over sendromunun (PCOS), üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen sorunlardan biri olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer, "Hiçbir zaman ‘PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil. Önemli olan, yumurtlamayı baskılayan insülin direnci ya da her neyse onu yenebilmek. Tüp bebek tedavisinde bu hastaların gebe kalma şansı diğer kişilere göre daha yüksek. Yaklaşık her 10 kadından birinde görülüyor, poliklinikte en sık karşılaştığımız hasta grubu. Kesin bir tedavisi yok, şikayete yönelik tedavi söz konusu" dedi.

Polikistik over sendromu (PKOS), doğurganlık çağındaki kadınlarda çok yaygın görülen, yumurtalıklarında küçük kistler, adet döneminde düzensizlik, tüylenme, akne ve kısırlığa neden olabilen bir hormon bozukluğu olarak ifade ediliyor. Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer de sendroma ilişkin bilgi verdi, tanı ve tedavi süreçlerine ilişkin konuştu. Doç. Dr. Ketenci Gencer, önemli uyarılarda bulundu.

"Kesin bir tedavisi yok, şikayete yönelik tedavi planlıyoruz"

‘PCOS dediğimiz, polikistik over sendromu, metabolik bir hastalık’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Fatma Ketenci Gencer, "Altta yatan insülin direnci, artmış bir androjen yükü yani kıllanma, sivilcelenme yapan hormonların baskınlığı. Farklı yaş grubunda farklı şikayetlerle geliyorlar. Adölesan döneminde daha çok kıllanma, adet düzensizliği ya da kilo artışıyla hastalar başvururken üreme çağındaki hastalar bir tık daha kısırlık problemleriyle gelebiliyor. Tanı için Rotherham Kriterleri’ni kullanıyoruz. 3 kriter var, ultrasonda gördüğümüz küçük küçük tamamiyle olgunlaşamamış çok sayıda yumurtacığın olması, 2’ncisi artmış sivilcelenme, kıllanma, 3’üncü düzensiz adet görme. 3 kriterden 2’si söz konusu olduğunda tanı koyabiliyoruz. Kesin bir tedavisi yok, şikayete yönelik tedavi planlıyoruz, kişiye özel bir tedavi söz konusu. Özellikle altta yatan insülin direnci çok önemli. Bu durum direnç sebebiyle hastalarda ilerleyen dönemlerde şeker hastalığı olma ihtimalinin yüksek olduğunu bize söylüyor ve aynı zamanda gebelik döneminde gebeliğe bağlı şeker, hipertansiyon bu hastalarda daha sık karşılaştığımız durumlar. Hastayı daha komplike gebelikler bekliyor olabilir. Bunlardan kaçınmak için kilo vermek, hayat tarzı değişikliği, beslenme düzeni, Akdeniz diyeti gibi bu tarz tedaviler ya da insülin hassasiyeti için bazı ek tedaviler, medikal tedaviler verebiliyoruz" şeklinde konuştu.

"PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil"

‘PCOS’lu hasta tüp bebek tedavisine gittiyse çok yüksek ihtimalle gebe kalıyor’ diyen, sendromla ilişkili olabilecek hastalıklara yönelik konuşan Doç. Dr. Ketenci Gencer, "İlerleyen dönemde özellikle insülin direncine bağlı diyabet, diyabetin bütün sebep olduğu hastalıklar, kalp hastalığı, hipertansiyon gibi durumlar. Bu hastalarda östrojen fazlalığı söz konusu olduğu için ilerleyen dönemlerde endometrium yani rahim iç duvarının kanseri, meme kanseri gibi durumlar bir miktar daha fazla. Düzgün takibin çok önemli olduğu hasta grubu. Eğer bir hasta tanı aldıysa üreme ile ilgili problem yaşayabilir ama hiçbir zaman ‘PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil. Önemli olan, yumurtlamayı baskılayan insülin direnci ya da her neyse onu yenebilmek. Yenebilirsek hayat tarzı değişiklikleri olabilir ya da herhangi bir ilaç insülin hassasiyetini arttıran bir ilaç da olabilir. Bu tarz tedavilerden sonra yumurtlamayı sağlayabilirsek kişi spontane yollarla gebe kalabilir. Yumurta çatlatma tedavileri deneyebiliriz ya da bu da olmadıysa tüp bebeğe gidebilir. Tüp bebek tedavisinde bu hastaların gebe kalma şansı diğer hasta grubuna göre daha yüksek" dedi.

"PCOS hastası kesinlikle çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil"

Sendromun sıklığına yönelik konuşan Doç. Dr. Ketenci Gencer, "Türkiye’deki oranlarla yurt dışındaki oranlar hemen hemen benzer. Yaklaşık her 10 kadından biri, yani yüzde 10- 13 gibi bir oran söz konusu, sık karşılaştığımız bir durum. Yılda bir kadın doğum muayenesi yeterli ancak 45-50 yaş bandında anormal, fazla miktarda adet kanaması olduğunda asla bu belirti göz ardı edilmemeli, mutlaka kadın doğum hekimine gidip tanı, takip, tedavi yöntemlerine bir an önce başvurulmalı. Memeyle ilgili durumlar çok önemli, 40 yaşından sonra standart tarama prosedürü söz konusu ama bu hastalarda bir tık erken başlanabilir. Kadınlar kendi meme muayenelerini yapmalı, her muayenede memeyi 4 kadrana bölerek kişi her kadranı eliyle muayene ederek eline gelen herhangi bir kitle söz konusuysa acilen hekime başvurmalı. İnsülin direncini kırmanın en önemli yollarından birisi kilo vermek, kilo verdiği zaman bazı hasta gruplarında hatta birçoğunda kilo vermek bile tek başına yumurtlamayı geri getirebilir, kişinin spontane gebe kalmasını sağlayabilir. Poliklinikte en sık karşılaştığımız hasta grubu, polikistik over sendromu. Önemli olan, var olan durumun farkında olmak, gerekli olan takipleri, kontrolleri yapmak. Eğer bir kişi PCOS ise ailesinde de diyabet hipertansiyon, kalp hastalığı gibi durumlar varsa bununla alakalı daha temkinli davranmak, yıllık rutinlerini yaptırmak, hekim takibinde olmak önemli. Özellikle aile hekimlerimiz çok güzel takip ediyorlar. ’PCOS var diye çocuk olmaz’ diye bir durum söz konusu değil. İnfertilite tedavisinde basamak basamak gittiğimizde en son basamak, tüp bebek tedavisidir. Tüp bebek tedavisinde de en faydalanan grup poliskistik over sendromlu hasta grubudur. Çocuk sahibi olamama gibi bir durum çok söz konusu değil"

Hasibe Karadağ - Emre Aslanergün 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Karabük’te tehlikeli adrenalin: Gençlerin bazıları trafikte tehlikeli akrobasi yaptı, diğeri şelale sularında mahsur kaldı Karabük’te gençlerin tehlikeli adrenalin arayışı cep telefonu kameralarına yansıdı. Kent merkezinde motosiklet ve elektrikli bisikletlerle trafikte akrobasi yapan gençler tehlike saçarken, Eskipazar ilçesinde ise cipleriyle şelale bölgesine giren gençler suya saplanarak mahsur kaldı. Her iki olay da vatandaşların tepkisini çekti. İlk olay Karabük Bahçelievler Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre caddeyi adeta pist alanına çeviren gençler, motosiklet ve elektrikli bisikletlerle akrobatik hareketler yaparak hem kendi canlarını hem de trafikteki diğer sürücüleri tehlikeye attı. Görüntülerde bir motosiklet sürücüsünün seyir halindeyken yüzüstü yatar şekilde ilerlediği, başka bir gencin ise elektrikli bisikletle tek teker üzerinde gittiği görüldü. Park halindeki araçlar ve yayaların arasından yapılan tehlikeli manevralar vatandaşların tepkisine neden oldu. Mahalle sakinleri, özellikle akşam saatlerinde benzer görüntülerin arttığını belirterek denetimlerin artırılmasını istedi. Sosyal medyada yayılan görüntülerin ardından emniyet ekiplerinin inceleme başlattığı öğrenildi. Bir diğer tehlikeli görüntü ise Eskipazar ilçesinden geldi. Şelale bölgesine cipleriyle giren gençler, suyun içinde ilerlemek isterken araçlarından biri mahsur kaldı. Zor anlar yaşayan gençlerin yardımına diğer araçtakiler yetişti. Mahsur kalan cip, halat yardımıyla çekilerek bulunduğu yerden çıkarıldı. Olayda yaralanan olmazken, hem trafikte hem de doğada yaşanan kontrolsüz cesaret gösterileri "adrenalin tutkusu faciaya dönüşebilirdi" yorumlarına neden oldu.
İstanbul Dünya birincisi 4. sınıf öğrencisi Kerem’in hedefi Cahit Arf gibi bilim insanı olmak Uluslararası STEM Olimpiyatları’nda 38 bin öğrenciyi geride bırakarak bilim kategorisinde birinci, matematikte ise dünya üçüncüsü olan 4. sınıf öğrencisi Kerem Üstev, temmuz ayında Roma’da yapılacak finalde Türkiye’yi temsil edecek. Matematiği çok sevdiğini söyleyen Kerem, gelecekte Cahit Arf gibi çok iyi bir bilim insanı ve matematikçi olmak istiyor. Her yıl 153 ülkeden yaklaşık bin 700 okulun katılım sağladığı Uluslararası STEM Olimpiyatları Final Sınavı’nda, Bahçeşehir Koleji Beylikdüzü Kampüsü öğrencisi Kerem Üstev çifte gurur yaşattı. Bilim kategorisinde 100 tam puan alan, matematik kategorisinde ise yalnızca bir yanlışla dünya üçüncülüğünü elde eden Üstev, aynı anda iki farklı kategoride kürsüye çıkan tek öğrenci olarak, temmuz ayında Roma’da düzenlenecek Büyük Final’de Türkiye’yi temsil etmeye hak kazandı. "Hedefim Cahit Arf gibi bilim insanı olmak" Kanada merkezli Spirit of Math yarışmasında da 100 tam puanla altın madalya kazanarak adını "Onur Listesi" ve "Perfect Score Listesi"ne yazdıran Kerem Üstev, hedeflerini şöyle anlattı: "Matematiği çok seviyorum; benim için her şey sanki sayılarla anlam buluyor. İleride Cahit Arf gibi çok iyi bir bilim insanı ve matematikçi olmak istiyorum. Öncelikle hedefim TÜBİTAK’ta madalya kazanıp milli takıma girmek. Ama en büyük hayalim, öğrendiğim her şeyi insanların hayatını güzelleştirecek çalışmalar için kullanabilmek. Belki bugün çözülemeyen bazı problemlere çözüm bulmak, insanların hayatını kurtarabilecek buluşlar yapmak, çaresi olmayan hastalıkları iyileştirmek ya da dünyada savaşların sona ermesine katkı sağlayacak çalışmalar yapmak istiyorum." "Geleceğin dünyasında söz sahibi olacak bireyler yetiştiriyoruz" Roma’da gerçekleşecek final turunda Türkiye’yi temsil edecek olan öğrencilerinin başarısından gurur duyduklarını belirten Bahçeşehir Koleji Beylikdüzü Kampüsü Müdürü Ayşe Telimen ise, "Öğrencimiz Kerem’in elde ettiği bu kıymetli başarı, yalnızca bir sınav derecesi değil; merak duygusunun, istikrarlı emeğinin ve nitelikli bir STEM eğitimiyle doğru şekilde beslenmesinin güçlü bir yansımasıdır. Bahçeşehir Koleji olarak bizler, öğrencilerimizi yalnızca akademik yarışlara hazırlayan değil; kendi potansiyelini keşfeden, düşünen, üreten ve geleceğin dünyasında söz sahibi olacak bireyler olarak yetiştirmeyi önemsiyoruz" diye konuştu.
Muğla Köyceğiz’de 98 üreticiye İpekböceği larvası dağıtıldı Muğla’da kırsal kalkınmayı destekleyen alternatif üretim modellerinden biri olan ipekböcekçiliğinin yaygınlaştırılması amacıyla, Köyceğiz ilçesi Pınarköy Mahallesi’nde ipekböceği dağıtım töreni gerçekleştirildi. Tarihi yaklaşık 5 bin yıl öncesine dayanan ve doğanın sunduğu en zarif liflerden biri olan ipeğin, Muğla için önemli bir geçim kaynağı olmaya devam ettiği vurgulandı. Türkiye genelinde ipekböceği üretimi yapan işletmelerin yüzde 6,2’sinin Muğla’da bulunduğu, 2025 yılı itibarıyla 5 bin 892 kilogram üretim ile ilin Türkiye genelinde 3. sırada yer aldığı, işletme sayısı bakımından ise 5. sırada bulunduğu ifade edildi. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal yaptığı konuşmada, ipekböcekçiliğinin ilde yeniden önem kazandığını belirterek, "İlimizde 2025 yılı itibarıyla 23 mahallede 106 işletmede üretim yapılmaktadır. 2026 yılında ise bu sayının 142 işletmeye ulaşması beklenmektedir. Köyceğiz ilçemiz üretimin merkezinde yer almakta olup, Pınarköy Mahallemizde Kozabirlik tarafından temin edilen ipekböceği larvaları 98 üreticimize teslim edilecek" dedi. Topal ayrıca, İl Müdürlüğü tarafından hayata geçirilecek yeni bir proje kapsamında ipekböceği yetiştiricilerine yüzde 75 hibe desteği ile gerekli malzemelerin temin edileceğini belirterek, ilerleyen süreçte dut fidanı dağıtımının da gerçekleştirileceğini ifade etti. Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu ise konuşmasında, çocukluk yıllarından bu yana aşina olduğu ipekböceği üretiminin Pınarköy Mahallesi’nde devam etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, üreticilere bereketli bir sezon diledi. 98 üreticiye ipekböceği larvaları dağıtılırken, törene; Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Mehmet Kuray, Köyceğiz İlçe Tarım ve Orman Müdürü Eşref Arslan, Kozabirlik Ege Bölge Temsilcisi Faik Ramazan Akyüz ile üreticiler katıldı.