SAĞLIK
27 Nisan 2026 Pazartesi - 17:12 Mardin’de nadir görülen hastalıkla doğan bebek sağlığına kavuştu Mardin’de doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı yaşayan ve nadir görülen "Sağ Konjenital Diyafragma Hernisi (Bochdalek Hernisi)" tanısı konulan bebek, başarılı operasyon ve yaklaşık 2 aylık tedavi sürecinin ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen operasyonla hayata tutunan bebek, multidisipliner yaklaşım sayesinde sağlığına kavuşurken, tamamen anne sütüyle beslenir hale geldi ve oksijen ihtiyacı olmadan 57 gün sonra taburcu edildi. Çocuk uzmanı Adnan Azizoğlu yaptığı açıklamada, vakanın 37 haftalık ve 2 kilo 750 gram doğan, doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı gelişmesi üzerine entübe edilerek yenidoğan ünitesine alınan bir bebek olduğunu söyledi. Hastayı entübe şekilde devraldıklarında çekilen akciğer filminde karın içi organlarının sağ toraks içinde yerleştiğini tespit ettiklerini belirten Azizoğlu, "Bunun üzerine hastamızı acilen çocuk cerrahisi bölümüne danıştık. Aynı zamanda akciğer gelişiminde sorun olması nedeniyle akciğere giden ana damarda ciddi tansiyon yüksekliği mevcuttu" dedi. Hastanın stabilize edilmesinin ardından ameliyata alındığını ifade eden Azizoğlu, "Sağ tarafta olması ve karaciğer, apendiks ile ince ve kalın bağırsakların göğüs boşluğunda yer alması vakayı oldukça riskli hale getiriyordu. Bu operasyon Mardin’de ilk kez gerçekleştirildi" diye konuştu. Tedavi sürecinin multidisipliner şekilde yürütüldüğünü aktaran Azizoğlu, hastanın 57 günlük ve 4 kilogram ağırlığında olduğunu belirterek, "Oksijen ihtiyacı bulunmuyor ve tamamen anne sütüyle besleniyor. Yapılan tetkiklerde beyin dahil herhangi ciddi bir hasar tespit edilmedi. Bu bizim için sevindirici ve gurur verici bir durum" ifadelerini kullandı. Yenidoğan uzmanı Muhammet Hocaoğlu da vakanın en önemli özelliğinin diyafragma hernisinin sağ tarafta görülmesi olduğunu dile getirdi. Bu durumun hastalığı daha da nadir hale getirdiğini belirten Hocaoğlu, "Göğüs boşluğuna yerleşen organ miktarı arttıkça ölüm riski de artmaktadır. Bizim hastamızda ince ve kalın bağırsakların yanı sıra karaciğer de sağ toraks içinde yer alıyordu. Bu nedenle süreçte ciddi problemler yaşadık’’ dedi. Ameliyat öncesi ve sonrasında pulmoner hipertansiyonla mücadele ettiklerini ve uzun süre nitrik oksit tedavisi uyguladıklarını anlatan Hocaoğlu, bağırsak iskemisi ile de karşılaştıklarını kaydetti. Beslenme sürecinin kademeli ilerlediğini ifade eden Hocaoğlu, "Yaklaşık 50 gün boyunca oksijen desteği aldı. Bugün ise oksijen ihtiyacı olmadan, kilosunu neredeyse iki katına çıkarmış şekilde sağlıklı olarak taburcu ediliyor. Bu durum Mardin için önemli bir gelişme" şeklinde konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:09 Van’da optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı Van’da havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, optisyenler ise vatandaşları uyararak bijuteri ve sokak tezgâhlarında satılan sahte ürünlerin göz sağlığında kalıcı hasarlara yol açabileceğini söyledi. Kentte havaların ısınmasıyla birlikte artış gösteren güneş gözlüğü kullanımı, merdiven altı ürün tehlikesini de beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri, bijuteri ve sokak tezgahlarında satılan kalitesiz gözlüklerin göz sağlığını korumak yerine kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yeni sezon hazırlıklarının tamamlandığı kentte, optik mağazalarında yoğunluk yaşanırken uzmanlar, vatandaşların bilinçsiz seçimlerden kaçınması gerektiğini vurguladı. Özellikle Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ve camları işlevsiz ürünlerin uzun vadede ciddi göz kusurlarına zemin hazırladığına dikkat çekildi. "Güneş gözlüğü, gözü zararlı ışınlardan korur" İHA muhabirine konuşan Optisyen Uğur Özbek, güneş gözlüğünün sadece bir aksesuar olmadığını, bir sağlık gereci olduğunu belirtti. Yeni sezonla ilgili tüm hazırlıklarını tamamladıklarını ifade eden Optisyen Özbek, "Şu an yeni sezonla ilgili süreç başladı ve ürünlerimizin tamamı dizildi. Stoklarımızı hazırladık; gelen misafirlerimize ve hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yeni sezonda öncelikle kaliteli, markalı ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin kullanılmasını öneriyoruz. Bu sezon özellikle bu hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Güneş gözlüğü, gözü zararlı UV ışınlarından korur. Bu nedenle başta uzun yol şoförlerimiz olmak üzere; çocuklardan yetişkinlere, tüm gençlerimize ve her yaş grubuna güneş gözlüğü kullanmasını tavsiye ediyoruz. Güneş gözlüğü alırken ürünün orijinalliğine ve camların UV koruma özelliğine mutlaka dikkat edilmelidir" dedi. "Tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır" İşportada veya kozmetik mağazalarında satılan gözlüklerin göz sağlığı için büyük risk taşıdığını dile getiren Özbek, "Gözlük alırken tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır. Kozmetik mağazası gibi yerlerde satılan ürünler orijinal değildir; bunların hiçbir koruyucu özelliği bulunmadığı gibi garantileri de yoktur. Camları işlevsiz olan bu basit gözlükleri kesinlikle önermiyoruz. Göz sağlığı için gözlüğün mutlaka bir optisyenden, profesyonel bir optik mağazasından alınması gerekmektedir" diye konuştu.
Yaklaşık 1 yıldır içemediği suyun ve yiyemediği yemeklerin acısını yaprak sarmasıyla çıkardı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:31 Yaklaşık 1 yıldır içemediği suyun ve yiyemediği yemeklerin acısını yaprak sarmasıyla çıkardı Yutma güçlüğü, katı gıda yemekte zorlanma ve şiddetli göğüs ağrıları gibi belirtileri olan Nazan Ekmekçi, yaklaşık 1 yıldır suyu bile zor içerken, Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde uygulanan POEM (Peroral Endoskopik Myotomi) tedavisi ile sağlığına kavuşmanın mutluluğunu, sarma yiyerek yaşadı. Konya’da yaşayan ve 2 çocuk annesi olan Nazan Ekmekçi, Aralık 2024’ten beri yutma güçlüğü, katı gıda yemekte zorlanma ve şiddetli göğüs ağrıları yaşamaya başladı. Yaşadığı rahatsızlıklar sonucu şifa bulmak üzere hastaneye başvuran Ekmekçi, reflü şüphesinden dolayı ilaç tedavisine başladı. Bir süre daha şikayetlerinin devam etmesiyle tekrar hastaneye başvuran Ekmekçi, Ankara’ya gitme tavsiyesi aldı. Bunun üzerine Başkent’e gelen ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünde muayene olan Ekmekçi, kendisine yapılan tetkikler sonucu yemek borusunun mide kısmındaki kaslardan oluşmuş kapağın gevşemesi nedeniyle yutma güçlüğü olarak bilinen ‘akalazya’ hastası olduğunu öğrendi. Burada uygulanan POEM tedavisi ile sağlığına kavuşan Ekmekçi, bu mutluluğu sarma yiyerek yaşadı. Ekmekçi, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, hastalığını ilk olarak yemek borusunda hissettiği takılmalar ile fark ettiğini belirterek, "Doktora danıştım ve reflü olabileceğini söyledi. İlaçlar hiç fayda etmedi. Tekrar doktorlara danışmaya devam ettim. Daha sonra çekilen film sonucunda akalazya olabileceği ve Ankara’ya gitmem gerektiği söylendi" diye konuştu. "Son 4 ay su bile içemedim, toplamda 14 kilo verdim" Belirtilerinin ilk olarak Aralık 2024’te yaşamaya başladığını ve içtiği suyu bile istifra ettiğini dile getiren Ekmekçi, "Son 4 ay su bile bile içemedim, çok zor yiyordum. Sadece çorba ve su içebiliyordum. Yaşam kalitem hiç yoktu, çok halsizdim. Toplamda 14 kilo verdim. Sonra Mahmut Hocama geldim ve burada tetkikler yapıldı. Daha sonra ameliyat denildi. Balon tedavisi veya başka bir tedavi görmedim. Sadece ameliyat oldum. Ameliyattan sonra ilk su içtiğimde çok rahatladım ve çok rahat gitti. Ardından çorba ve süt içebildim ve şu anda daha rahatım. Her şeyi rahatlıkla yiyebiliyorum. Kendime geldim, daha enerjiğim" dedi. "Ben yiyemediğim için ailem de ‘çorba pişir, biz de çorba içelim’ diyorlardı" Yaşadığı rahatsızlık sonucu ailesinin üzülmesine rağmen hiçbir zaman destek vermekten geri durmadıklarını söyleyen Ekmekçi, "Ben yiyemediğim için onlar da ‘çorba pişir, biz de çorba içelim’ diyorlardı. Herkes çok üzülüyordu ama çok şükür daha iyiyim. Onların bana çok destekleri oldu, hepsine çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 1 yıl yaşadığı rahatsızlık sonucu en çok salata yemeyi özlediğini dile getiren Ekmekçi, sağlığına kavuşmasının ardından en çok salata yediğini de sözlerine ekledi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünde çalışan Doç. Dr. Mahmut Yüksel ise Ekmekçi’nin yutma zorluğu, katı gıda yemekte zorlanma gibi belirtilerle başvurduğunu kaydederek, yaptıkları değerlendirmeler sonucunda akalazya teşhisi konulan Ekmekçi’nin POEM tedavisi ile kalıcı olarak sağlığına kavuştuğunu vurguladı. "Hastalık yüz binde 7-10 oranında görülüyor" Akalazya hastalığının toplumda bulunan ‘sadece yaşlılarda olur’ düşüncesinin aksine her yaşta meydana gelebileceğini belirten Doç. Dr. Yüksel, "Akalazya, yemek borusunun mideye bağlandığı kaslarda gevşememe ve aşırı kasılma gibi durumda lokmanın mideye geçememesiyle karakterize, yutma zorluğu ve göğüs ağrısıyla oluşabilen bir hastalık. Özellikle hastalar ‘suyu dahi içemiyorum’ semptomuyla bize başvuruyor. Biz de bu araştırmalarımızın sonunda tanıyı koyuyoruz ve gereken tedaviyi uyguluyoruz. Hastalık yüz binde 7-10 oranında görülüyor. Toplumumuzun nüfusu ve bizim de ileri bir merkez olduğumuz düşünülürse bize gelen hasta sayısı yeterince fazla. Eskiden botulinum enjeksiyonu ve kasları gevşetmek için balon tedavisi yapılıyordu. Bunların etki süresi maksimum bir yılı geçmediği için kalıcı bir çözüm bulunamıyordu. Son yıllarda güncel tedavi olarak POEM dediğimiz, yemek borusunu cerrahisiz, endoskopik bir tünel açarak kasları içeriden kesme dediğimiz yöntemle gevşetiyoruz. Bu sayede hasta ömür boyu şifa buluyor" ifadelerine yer verdi.
Dünyada 4 vakadan biri olan Myastenia Gravis hastası Türkiye’de tedavi edildi
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:28 Dünyada 4 vakadan biri olan Myastenia Gravis hastası Türkiye’de tedavi edildi Kahramanmaraş’taki HG Hospital’de gerçekleştirilen operasyonlarla, dünyada yalnızca 4 kişide görülen nadir Myastenia Gravis vakasına yakalanan kadın hasta sağlığına kavuşmaya başladı. Uzun süredir tedavi gören hastanın başarılı ameliyatlarla yeniden toparlandığı bildirildi. Kahramanmaraş’ta yaşayan 33 yaşındaki Hatun Bolat, Myastenia Gravis (MG) hastası oldu. Hastanın farklı bir Myastenia Gravis formuna sahip olduğu, bu durumun dünyada yalnızca birkaç kez raporlandığı öğrenildi. Tanı süreci güçlükle ilerlerken, hastanın yaklaşık 20 kilo kaybettiği, 30 kiloya kadar düştüğü ve 4 yıl içinde 7-8 kez ameliyat geçirmek zorunda kaldığı kaydedildi. Çeşitli merkezlerde tedavi edilmeye çalışılan Hatun Bolat, HG Hospital’de Genel Cerrahi, Nöroloji, Yoğun Bakım ve Anestezi ekiplerinin ortak değerlendirmesiyle ameliyata alındı. Operasyonları gerçekleştiren HG Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Mehmet Yazar, "Hastamız çok nadir bir vakaydı. Dünyada yalnızca 4 kez raporlanan, bağırsaktan başlayan bu Myastenia Gravis formu, ömür boyu bir cerrahın karşısına belki bir defa çıkabilecek düzeyde ender görülen bir hastalık. Normalde bu rahatsızlık göz kaslarında güçsüzlükle başlar ancak Hatun’da bağırsaktan başlayan bir form gelişti. Bu nedenle tanı koymak oldukça zordu. Hastamız yaklaşık 20 kilo kaybetti, 30 kiloya kadar düştü ve 4 yıl boyunca 7-8 kez ameliyat olmak zorunda kaldı. Ameliyatların bir kısmı bağırsak yapışıklıklarından, bir kısmı da beslenme problemlerinden kaynaklandı. Bu süreçte yoğun beslenme desteği sağladık, günlük kalori hesapları yaptık. Çok ciddi solunum ve beslenme sorunları yaşadı, hatta zaman zaman ölüm riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu bir ekip çalışmasıydı. Cerrah arkadaşlarımız, hemşirelerimiz, yoğun bakım ekibimiz günlerce yanında oldu. Biz de ailemiz için yapmadığımız titizlikle Hatun’un beslenmesini takip ettik" dedi. Türkiye’de başarıyla tedavi edilmiş oldu Hastanın sağlığına kavuşma süreceğine girdiğine değinen Doç.Dr. Yazar," Çok şükür artık sağlığına kavuşma sürecine girdi. Bu vaka, dünyada bildirilen en ağır Myastenia Gravis formlarından biri olarak değerlendirilebilir ve Türkiye’de başarıyla tedavi edilmiş oldu. Bu tür vakalar bir cerrahın ömründe belki bir kez karşısına çıkar. Hastamızda bağırsaktan başlayan çok nadir bir form vardı. Çok şükür artık sağlığına kavuşma sürecine girdi. Bu nadir hastalığın tedavisinde Türkiye’de önemli bir başarıya imza atıldı" ifadelerini kullandı" diye konuştu. 33 yaşındaki hasta Hatun Bolat ise, ben mg hastasıyım dünyada 3-4 kişiden biriyim. Biz ilk başlarda ilaç, doktor bulamamıştık"ifadelerini kullandı. Tedavisinin belki birilerine umut ışığı olacağına da değinen Bolat, " Allah herkese şifa versin. 11. Ameliyatımı oldum. Fatih hocayla karşılaşmak bizim ve kentimiz için çok büyük bir şans"diyerek düşüncelerini anlattı. Hastanın ağabeyi Orhan Alaybeyoğlu ise, "Fatih Mehmet Hocamız Akdeniz ve Kahramanmaraş anlamında çok büyük bir değer bu hastalıkla ilgili çözüm bulabilecek en önemli hocalarımızdan biridir" diyerek teşekkür etti.
Op. Dr. Öztop: "Sağlıkta güvene devam edeceğiz"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:28 Op. Dr. Öztop: "Sağlıkta güvene devam edeceğiz" İEÜ Medical Point Hastanesi Tıbbi Koordinatörü Op. Dr. M. Burak Öztop, 17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Sağlıkta güveni birlikte inşa etmeye devam edeceğiz." dedi. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Tıbbi Koordinatörü Op. Dr. Burak Öztop, yaptığı açıklamada hasta güvenliğinin yalnızca bir gün değil, her gün merkeze alınması gereken bir kültür olduğunu vurguladı. Öztop, güvenli sağlık hizmetinin teknoloji kadar güvene dayalı kurum kültürü, eğitim, iletişim ve ekip çalışmasıyla mümkün olduğuna dikkat çekti. "Kurum kültürü ve ekip çalışmasıyla mümkün" Op. Dr. Öztop şunları söyledi: "Uluslararası akreditasyonlara sahip olan hastanemiz, kalite ve akreditasyon süreçlerinde sürekli iyileşmeyi esas almakta; hasta ve çalışanlarımızın sağlığını korumak adına kalite ve güvenlik standartlarını en üst düzeyde uygulamaktadır. Bu yılın teması ‘Hasta Güvenliği Kültürünü Güçlendirmek’ olarak belirlenmiştir. Güvenli bir sağlık hizmeti ortamı yalnızca teknoloji ve altyapıyla değil; aynı zamanda güvene dayalı bir kurum kültürü, sürekli eğitim, şeffaf iletişim ve ekip çalışmasıyla mümkündür. Medical Point Hastanesi olarak bizler, uluslararası hasta güvenliği hedeflerine tam uyum sağlıyor; tüm çalışanlarımız için düzenli eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütüyor, hatalardan ders çıkararak öğrenen bir sistemle hasta bakım süreçlerini sürekli geliştiriyor ve en önemlisi hastalarımızı ve ailelerini tedavi süreçlerine etkin biçimde dahil ediyoruz. Bu anlayışla, hasta güvenliğini yalnızca bir standart değil, tüm çalışmalarımıza yön veren temel bir değer olarak benimsiyoruz." Açıklamasında tüm sağlık çalışanlarına özverili emekleri için teşekkür eden Öztop, "Hasta güvenliği alanında yaptığımız her çalışmanın, hem bireyler hem de toplum için sağlıklı bir geleceğe atılmış sağlam bir adım olduğuna inanıyoruz. Sağlıkta güveni birlikte inşa etmeye devam edeceğiz." dedi.
Lenfoma, erkeklerde daha sık görülüyor
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:25 Lenfoma, erkeklerde daha sık görülüyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Hatice Terzi, lenfoma hastalığı hakkında bilgiler verdi. Dünyada bir milyondan fazla kişinin lenfoma ile yaşadığını belirten Terzi, "Her gün ortalama bin kişi lenfoma tanısı almaktadır. Başlıca Hodgkin ve Hodgkin- dışı lenfoma olarak iki gruba ayrılan lenfomaların, 60’dan fazla alt tipi mevcuttur. Her alt tip farklı kliniğe farklı şikâyetler ile başvurur ve bunların tedavileri farklıdır" dedi. Lenfomanın çocukluk çağında en sık 5-10 yaş aralığında görüldüğünü belirten Terzi, "Hodgkin lenfoma erkeklerde daha çok görülürken, özellikle genç erişkinlik olarak tabir edilen 15-34 yaş aralığı ile 55 yaş ve üstünde daha sık ortaya çıkıyor. Hodgkin dışı lenfomaların görülme sıklığı ise yaşla birlikte artmaktadır" diye konuştu. Lenfoma belirtilerinden bahseden Terzi, "Lenfoma klinik olarak lenf bezlerinde büyüme ile kendini gösterir. Büyüyen lenf bezleri boyunda, koltuk altında veya kasıkta elinize gelebilir. Hastalıklı lenf bezlerinde genellikle ağrı olmaz iken, zaman içinde boyutunda büyüme ve sayısında artış görülebilir. Lenfomanın diğer belirtileri arasında ateş, kilo kaybı ve gece terlemesi yer almaktadır. Bu şikâyetleri mevcut olan bireylerin doktorlarına başvurmaları önerilir. Ayrıca bu hastalarda halsizlik, kaşıntı, baş ağrısı, nefes darlığı gibi semptomlarda eşlik edebilir" ifadelerine yer verdi. Lenfomanın ortaya çıkış sebeplerinin tam olarak bilinmemekle beraber, erkeklerde kadınlara oranla daha sıklıkla görüldüğünü kaydeden Terzi, lenfoma tanısının hastalıklı dokunun çıkarılıp yapılacak olan patolojik incelemeyle konulabileceğini kaydetti. "Lenfoma tedavi edilebilir bir kanser türüdür" diyen Terzi "Lenfoma, modern kemoterapi, radyoterapi teknikleri ve kök hücre nakli sayesinde günümüzde tedavi edilebilir kanserler arasında sayılmaktadır. Hedefe yönelik akıllı moleküllerin kullanımı ile lenfomalar daha az yan etki profili ile daha başarılı yönetilebilir hastalıklar haline gelmiştir. Belirttiğimiz semptomlardan herhangi bir tanesi olan kişiler kontrol amaçlı polikliniklerimize başvursun" ifadelerine yer verdi.
Samsun’dan Çin’e canlı yayın: Türk hekimlerin başarısı kongrede izlendi
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:07 Samsun’dan Çin’e canlı yayın: Türk hekimlerin başarısı kongrede izlendi Samsun’da Türk hekimlerce gerçekleştirilen tam tıkalı kalp damarı açma operasyonu, Çin’de düzenlenen bir kongrede canlı yayınla izlendi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Kardiyoloji Kliniği, uluslararası alanda büyük bir başarıya imza attı. Çin Halk Cumhuriyeti’nin Guangzhou şehrinde düzenlenen CTO (Kronik Tam Tıkalı Kalp Damarı) Kongresi’nde, Samsun’da IVL Yöntemi ile gerçekleştirilen bir tam tıkalı kalp damarı açma operasyonu canlı olarak yayınlandı. Türk hekimlerce gerçekleştirilen kalp operasyonu, Çin’deki hekimler tarafından canlı olarak izlendi. Kongreye katılan çok sayıda Çinli doktor, bu operasyonu izleyerek Türk hekimlerinin başarılı yöntemlerini öğrenme fırsatı buldu. Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Korhan Soylu ve Dr. Öğretim Üyesi Emre Aksakal, tıkalı damarların açılmasındaki başarılarını tüm dünyaya gösterdi. "Yeni teknoloji denendi" Operasyon sırasında, özellikle kireçlenmiş kalp damarları için geliştirilmiş yeni bir cihaz kullanılarak etkinliği test edildi. Canlı yayın, Türk ve Çinli doktorlar arasında faydalı bir bilgi alışverişi ortamı oluşturdu. Etkinlik, hem Samsun’un hem de Medical Park ailesinin tıbbi alandaki uzmanlığını ve yenilikçi yaklaşımlarını uluslararası tıp arenasında sergilemesi açısından büyük bir gurur kaynağı oldu.
Kahta’da Gebe Okulu açıldı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:04 Kahta’da Gebe Okulu açıldı Adıyaman’ın Kahta Devlet Hastanesi, anne adaylarının gebelik sürecini daha bilinçli ve sağlıklı geçirmelerini sağlamak amacıyla Gebe Okulu projesini hayata geçirdi. Hastane bünyesinde ücretsiz olarak sunulan bu eğitim programıyla, gebelik ve doğum süreci hakkında kapsamlı bilgi ve eğitimler veriliyor. Gebe Okulu’nda, anne adaylarına gebelik süresince dikkat etmeleri gereken konular, doğru beslenme, düzenli egzersiz, sağlıklı yaşam alışkanlıkları gibi başlıklarda uzman sağlık personeli tarafından eğitim veriliyor. Ayrıca doğumun aşamaları, doğum yöntemleri, doğum sırasında yaşanabilecek durumlar, doğum sonrası bakım ve emzirme hakkında da detaylı bilgilendirme yapılıyor. Gebe Okulu sadece fiziksel sağlığı değil, anne adaylarının psikolojik ve duygusal ihtiyaçlarını da göz önünde bulunduruyor. Gebelik sürecinde sıkça karşılaşılan duygusal dalgalanmalar, kaygılar ve stresle baş etme yöntemleri üzerine rehberlik sağlanıyor. Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mustafa Akel, "Gebe Okulu ile anne adaylarımıza hem fiziksel hem de psikolojik yönden destek sağlamayı amaçlıyoruz. Bu okulda, gebelik sürecinin her aşamasına dair doğru ve bilimsel bilgi verilerek, annelerin kendilerini daha güvenli ve hazırlıklı hissetmeleri sağlanacak. Ayrıca emzirme, doğum sonrası bakım ve duygusal değişimlerle baş etme konularında da uzmanlarımız tarafından rehberlik edilecek. Tüm anne adaylarımızı ücretsiz olarak sunduğumuz bu hizmetten yararlanmaya davet ediyoruz. Öte yandan bu ve benzeri sağlık hizmetlerinin ilçemize kazandırılmasında emeğe geçen başta Milletvekilimiz Doç. Dr. İshak Şan’a ve İl Sağlık Müdürü Mehmet Şirik’e emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum " dedi.
Elektronik sigara gençler için gizli tehdit olabilir
17 Eylül 2025 Çarşamba - 09:47 Elektronik sigara gençler için gizli tehdit olabilir Son yıllarda özellikle gençler arasında hızla yaygınlaşan elektronik sigaralar, çoğu zaman "daha az zararlı" ya da "sigarayı bırakmaya yardımcı" olarak tanıtılırken, Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, bilimsel verilerin bu ürünlerin sanıldığı kadar masum olmadığını ortaya koyduğunu söyledi. Elektronik sigaraların sıvılarında nikotin, çeşitli kimyasallar ve aroma verici maddeler bulunuyor. Nikotinin güçlü bir bağımlılık yapıcı madde olduğuna dikkat çeken Medicana Konya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülfem Yıldırım, özellikle genç yaşta maruziyetin astım ve KOAH hastaları için tehlikeli olduğunu ve ilerleyen yıllarda geleneksel sigara kullanımına zemin hazırladığına dikkat çekti. "EVALI" vakaları endişe veriyor Son yıllarda "EVALI" adı verilen elektronik sigara ilişkili akciğer hasarı vakalarının görüldüğünü hatırlatan Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, bu durumun kısa sürede bile ağır solunum yetmezliğine yol açabileceğini ifade etti. Ayrıca kalp-damar hastalıkları riskini artırdığı ve bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler gösterdiği de biliniyor. Elektronik sigaradaki kimyasalların akciğer dokusunda hasara neden olabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Bu ürünler solunum yollarında tahriş yaparak astım ataklarını tetikleyebilir. KOAH hastalarında ise tabloyu ağırlaştırarak solunum kapasitesinin daha hızlı bozulmasına yol açabilir" dedi. Sigara bırakmada etkili değil Elektronik sigaraların sigarayı bırakmada kesin bir faydasının kanıtlanmadığını dile getiren Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Birçok kullanıcı hem normal sigara hem de elektronik sigarayı aynı anda kullanmaya devam ediyor. Bu da bağımlılığın sürmesine yol açıyor" diye konuştu. "En doğru yol, bilimsel yöntemlerle bırakmak" Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, elektronik sigaranın güvenli bir seçenek olmadığını vurgulayarak şu çağrıyı yaptı: "Sigara ya da elektronik sigarayı bırakmak isteyenler mutlaka hekim desteği almalı. Nikotin replasman tedavileri, ilaçlar ve davranışsal danışmanlık en etkili ve güvenli yöntemlerdir. Elektronik sigara ise bağımlılığı sadece farklı bir şekilde sürdürür."
"İnsan ömrü arttıkça kanser riski artıyor"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 09:42 "İnsan ömrü arttıkça kanser riski artıyor" Prostat kanserinin 60 yaşından sonra en yüksek görülme sıklığına ulaştığını belirten Üroloji Uzmanı Dr. Cem Şah, "Tıp ilerledikçe insan yaşı artıyor. Yaş arttıkça da kanser riski artıyor. Erken teşhis çok önemli" dedi. Erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık tanı konulan ikinci kanser prostat. 50 yaş ve üzeri erkeklerde daha sık görülen prostat kanserinin, erken teşhis ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebildiği ifade edildi. Özel Medline Adana Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Dr. Cem Şah prostat kanseri ile ilgili bilgi verdi. Dr. Şah, "Erkeklerde genelde 50 yaşından sonra başlayan ve 60 yaşından sonra en yüksek seviyeye ulaşan bir kanser türüdür. Yaş arttıkça prostat kanseri riski artar. Ömür uzadıkça prostat kanseri riski artıyor. Çok yağlı yiyenler, çok fazla süt ürünü tüketenlerde prostat kanseri riski daha çok artıyor. Bu hastalara Akdeniz tipi beslenme, daha formda olma öneriliyor" ifadelerini kullandı. "Kandan PSA bakılarak riskininiz anlaşılabilir" 40 yaşından sonra prostat kanseri riskine karşı kontrollerin başlaması gerektiğine değinen Dr. Şah, "Yaşam tarzı değişikliği birçok kanserde olduğu gibi prostat kanserinde de önemli. Ailede hiçbir kimsede kanser yoksa 40 yaşından sonra kandan PSA bakılarak riskininiz anlaşılabilir. Riske göre doktorunuz size MR önerir" diye konuştu. "Erken yaşta görülen kanserler daha agresif olabiliyor" Erken teşhisin bütün kanser türlerinde olduğu gibi prostat kanserinde de önemli olduğuna vurgu yapan Şah, "Tıp ilerledikçe insan yaşamı artıyor. Yaş arttıkça da kanser riski artıyor. Domateste bulunan likopenin prostat kanserinden önleyici etkisi olduğu araştırmaları yapılmış. Prostat kanserinde erken yaşta görülen kanserler daha agresif olabiliyor. Erken teşhis bu açıdan da önemli" dedi.
Okula giden çocuklarda bağışıklığı güçlendirecek öneriler
17 Eylül 2025 Çarşamba - 09:33 Okula giden çocuklarda bağışıklığı güçlendirecek öneriler Okul döneminde çocukların bağışıklıklarını güçlendirmek için sağlıklı beslenme, yeterli uyku, düzenli fiziksel aktivite ve hijyenin önemine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Polat, "Çocukların bağışıklık sistemi yetişkinler kadar deneyimli değildir. Birçok virüsle ilk kez karşılaştıkları için enfeksiyonlara daha yatkın olurlar. Hijyen alışkanlıklarının tam oturmamış olması da bulaşmayı kolaylaştırır" dedi. VM Medical Park Maltepe Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Polat, okul çağındaki çocukların özellikle ilk yıllarda sık hastalanmasının doğal bir süreç olduğunu belirterek, bu dönemde ailelerin bağışıklık, hijyen ve beslenmeye dikkat etmesi gerektiğini söyledi. "Sınıflar sık havalandırılmalı" Çocukların okul ortamında çok sayıda kişiyle yakın temas halinde olduklarını dile getiren Uzm. Dr. Polat, "Bu durum damlacık ve temas yoluyla mikropların kolayca yayılmasına zemin hazırlar. Çocukların bağışıklık sistemi yetişkinler kadar deneyimli değildir. Birçok virüsle ilk kez karşılaştıkları için enfeksiyonlara daha yatkın olurlar. Hijyen alışkanlıklarının tam oturmamış olması da bulaşmayı kolaylaştırır" diye konuştu. Özellikle kış aylarında sınıfların havasız kalmasının solunum yolu enfeksiyonlarını artırdığını belirten Dr. Polat, yetersiz uyku, dengesiz beslenme ve okul stresinin de bağışıklık sistemini zayıflatan faktörler olduğunu vurguladı. "Dengeli beslenme bağışıklık için ilk adım" Çocukların bu dönemi daha sağlıklı atlatabilmesi için beslenmenin önemine değinen Uzm. Dr. Polat, "Çocuğun tabağında mutlaka bir protein kaynağı, bir sebze veya meyve, bir süt ürünü ve sağlıklı yağ bulunmalıdır. Renkli sebze ve meyveler vitamin ve antioksidan açısından zengindir. Süt ürünleri bağırsak florasını destekler, tam tahıllar lif ve B vitaminleriyle bağışıklığa katkı sağlar. Rafine şeker ve paketli gıdalar ise bağışıklığı zayıflatır" dedi. "Aşılar koruyucu kalkan görevi görür" Aşıların okul çağındaki çocukların sağlığında önemli rol oynadığını kaydeden Uzm. Dr. Polat, "Kalabalık ortamlarda bulaşıcı hastalıklarla karşılaşma riski artar. Aşılar çocukları koruyucu bir kalkan gibi sarar. Kızamık, boğmaca, suçiçeği gibi hastalıklar okulda hızla yayılabilir. Ancak aşılı çocuklar bu enfeksiyonlara karşı daha güçlü bağışıklık geliştirir. Hastalığa yakalansalar bile genellikle daha hafif geçirirler ve okul devamlılıkları aksamaz" ifadelerini kullandı. "Hijyen alışkanlıkları erken yaşta kazandırılmalı" Hijyenin önemine değinen Uzm. Dr. Polat, "Çocuklara yemekten önce-sonra, tuvalet sonrası, eve gelince ve öksürük veya hapşırık sonrasında mutlaka ellerini yıkamaları öğretilmelidir. Hapşırırken dirseğe veya mendile doğru yapmaları gerektiği hatırlatılmalı, mendil sonrası eller yıkanmalıdır. Ayrıca su şişesi, havlu, beslenme kabı ve kalem gibi eşyalarını kimseyle paylaşmamaları gerektiği öğretilmelidir" dedi. "Anne babalar örnek olmalı" Anne-baba ve öğretmenlerin çocuklara örnek olması gerektiğini aktaran Uzm. Dr. Polat, "Çocuklar büyüklerini örnek alır. Ebeveynler hijyene dikkat ettiğinde çocukların da bu alışkanlığı kazanması kolaylaşır" dedi. Uzm. Dr. Polat, "Çocukların sık hastalanması çoğu zaman bağışıklık sistemlerinin mikropları tanıyıp güçlenme sürecinin doğal bir parçasıdır. Ancak dengeli beslenme, yeterli uyku, düzenli fiziksel aktivite, hijyen alışkanlıkları ve aşıların tam olması bu sürecin daha hafif atlatılmasını sağlar" diyerek sözlerini tamamladı.