Son Dakika
|
ABD Başkan Yardımcısı Vance: "İran’la anlaşmaya varamadık"
Öğretmen Fatma Nur Çelik’i öldüren sanığın 126 yıla kadar hapsi istendi
Aslı Baş’ın ölümünde Yargıtay’ın kararı bozması sonrası yeni gelişme
AB’nin Giriş-Çıkış Sistemi Schengen bölgesinin tamamında uygulamaya girdi
Pezeşkiyan: "Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz"
Küçükçekmece’de İETT otobüsünden inen yolcuya motosiklet çarptı
Mersin’in Yenişehir Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu:
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
İran heyeti Pakistan’dan ayrıldı
Bakan Gürlek: "2025 yılında arabuluculuk yöntemiyle uyuşmazlıkların yüzde 54'ünde anlaşma sağlandı"
Kartal’da kaybolan balıkçı 15 gündür aranıyor: Arkadaşları denize açıldı
Peskov: "NATO, ABD’nin memnuniyetsizliği nedeniyle çökmeyecektir"
Simav’da 4.8 büyüklüğünde deprem anı kamerada
Simav’da 127 artçı deprem!
Pakistan’dan ABD ve İran’a ateşkesi sürdürme çağrısı
SAĞLIK
Atakum’da ücretsiz sağlık taramasına vatandaşlardan yoğun ilgi
12 Nisan 2026 Pazar - 15:18:53
Samsun’un Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen ücretsiz sağlık tarama hizmeti vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hemşirelik Bölümü iş birliğinde yürütülen sağlık tarama programı, ilk olarak Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde başlatılırken, Şehit Ömer Halisdemir Tesisinde devam etti. Sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen program, vatandaşların buluşma noktası oldu. Program kapsamında uzman sağlık personeli tarafından 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik çeşitli sağlık hizmetleri sunuldu. Vatandaşlar tansiyon ve şeker ölçümü yaptırırken, kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması konularında da bilgilendirildi. Etkinlikte kanserde erken tanının önemine dikkat çekilirken, katılımcılar çeşitli tarama testlerinden geçirildi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Halk Sağlığı Hemşirelik Bölümü 4. sınıf öğrencileri tarafından kurulan stantlarda ise idrar kaçırma, aile planlaması, diyabet, menopoz, kalp sağlığı ve kanser taramaları hakkında bilgilendirme yapıldı. Öğrenciler, etkinliğin temel amacının toplumda sağlık bilincini artırmak ve hastalıklar ortaya çıkmadan önlem alınmasını sağlamak olduğunu belirtti. Programa katılan vatandaşlar da hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Sağlık taramasına katılan bir vatandaş, düzenli kontroller yaptırdığını belirterek verilen bilgilerin faydalı olduğunu ifade etti. Bir diğer katılımcı ise hizmetin özellikle ileri yaş grubundaki vatandaşlar için önemli olduğunu vurgulayarak, toplumun sağlık konusunda daha bilinçli olması gerektiğini söyledi.
12 Nisan 2026 Pazar - 14:51
Hastanın parmağına sıkışan yüzüğü itfaiye ekipleri çıkardı
Kahramanmaraş’ta bir hastanın parmağına sıkışan yüzük, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle çıkarıldı. Edinilen bilgiye göre, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin Cerrahi Servisi’nde tedavi gören bir hastanın parmağına yüzük sıkıştı. Vakanın bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri tarafından parmağa sıkışan yüzük çıkarıldı. Herhangi bir olumsuzluk yaşanmazken, çıkarılan yüzük hastanın refakatçisine teslim edildi.
12 Nisan 2026 Pazar - 13:41
Genç neslin yeni tehdidi: Elektronik sigara alışkanlığı kalp krizini tetikliyor
Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, genç yaşta kalp krizi görülme oranlarının arttığını vurgulayarak önemli uyarılarda bulundu. Özellikle yeni nesilde artış gösteren sigara ve elektronik tütün ürünleri kullanımıyla birlikte obezite ve modern yaşamın getirdiği psikolojik faktörlerin gençleri ciddi şekilde tehdit ettiğini belirten Doğan, "Ben gencim, kalp krizi geçirmem" algısının yanlış olduğuna dikkat çekti. Kardiyovasküler hastalıklara bağlı can kayıpları dünya genelinde ilk sırada yer almaya devam ederken, kalp krizinin "yaşlı hastalığı" olduğu algısı her geçen gün değişmeye devam ediyor. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, özellikle gençlerde artan kalp krizi vakalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle sigara, elektronik tütün ürünleri ve hareketsiz yaşamın yanı sıra psikolojik faktörlerin de büyük bir tehdit oluşturduğunu belirten Doğan; yaşam tarzı değişikliğinin hayati önem taşıdığını ifade etti. "Genç nesilde kalp krizinin artmasının en önemli nedenleri sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması" Son dönemde modern yaşamın getirmiş olduğu olumsuzlukların yanı sıra geleneksel risk faktörlerinin de kalp kirizine olan etkisinin sürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, şunları söyledi: "Ülkemizde ve dünya genelinde kardiyovasküler sistemden ölüm maalesef en önemli nedenler arasında ve artış hala devam etmekte. Özellikle genç hasta grubunda kalp krizi vakalarının artmasının en önemli nedenleri arasında sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması, obezite, modern yaşamın getirmiş olduğu yalnızlık ve kaygının tetiklediği depresyon yer alıyor. Tabii ki geleneksel risk faktörleri olan diyabet, tansiyon, obezite, hareketsiz bir yaşam ve sigara kadar geleneksel olmayan risk faktörleri de kalp krizinin önemli nedenleri haline gelmiş durumda." "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir" Kalp krizinin çoğu zaman öncesinde belirti verdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Doğan, "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir. ’Ben gencim, bana bir şey olmaz, 60 yaş üstünün hastalığıdır’ diye yaklaşmamak lazım. Göğüste ağrı, sıkışma, nefes darlığı, sol kola, sağ kola ya da çeneye vuran ağrı tipik semptomlar olmakla beraber kadın hastalarda, şeker hastalarında ve yaşlı hastalarda nefes darlığı, yorgunluk ve baş dönmesi gibi klasik olmayan semptomlar da belirti gösterebilir. Ülkemizde de dünyada olduğu gibi genç yaşta kalp krizi vakalarının arttığı bir gerçek. Özellikle modern yaşamın getirdiği izolasyon, depresyon ve kaygı bozukluğu maalesef genç yaşta kalp krizlerinin görülme oranını artırmaktadır. Bununla birlikte özellikle elektronik sigara alışkanlığının da genç yaş grubunda sık olması da yine başlıca nedenler arasında" şeklinde konuştu. "Şüphe varsa hemen 112 aranmalı" Doç. Dr. Doğan kalp krizi belirtilerinin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, "Göğüste herhangi bir ağrı, sıkışma, kola ya da çeneye yayılan ağrı, bulantı, kusma, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi belirtilerden herhangi biri olduğunda ‘şüphe varsa şüphe yoktur’ yaklaşımıyla 112 acilen aranmalıdır. Asla kişi kendi imkanlarıyla arabasına binip hastaneye gitmeye çalışmamalı ve mümkün mertebe yüksek riskli bir hastaysanız bunlar olmadan önce gereken önlemler alınmalıdır" dedi. "Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun" Kalp krizinden korunmanın mümkün olduğunu belirten ve dikkat edilmesi gerekenleri aktaran Doç. Dr. Doğan, şu ifadelere yer verdi: "Sigara kesinlikle bırakılmalı, ’Ben gencim, kalp krizi geçirmem’ anlayışından uzak durulmalı ve risk sınıfı iyi belirlenmelidir. Bununla ilgili olarak diyabet, hipertansiyon, obezitenin önüne geçmek için yaşam tarzı değişikliklerini kesinlikle hayatımıza katmalı ve hastalarımızın varsa mevcut kullandığı ilaçlara düzenli ve kontrollü bir şekilde devam etmesidir. Özetle ’Sigarayı bırak, hareket et ve yaşam tarzı değişikliklerini mutlaka olumlu bir şekilde hayatına kat. Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun ve kalbinizin size söylediklerine kulak verin’."
12 Nisan 2026 Pazar - 13:12
Uzmanından dünyada en çok öldüren 4’üncü hastalık için uyarı: "KOAH’ı sigarayı bırakmak, zatürreyi aşı durdurur"
Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Prof. Dr. Sait Karakurt, toplumda sık görülen Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ve zatürre hakkında önemli uyarılarda bulundu. KOAH’ın ölümcül hastalıklar listesinde üst sırada yer alan ve toplumda sık görülen bir rahatsızlık olduğunu dile getiren Karakurt, "Vakaların yaklaşık yüzde 85’i sigara kullanımına bağlı" dedi. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanlarından Prof. Dr. Sait Karakurt, dünya genelinde can kayıplarına neden olan hastalıklar arasında 4’üncü sırada yer alan KOAH ve beraberinde getirdiği zatürre riskine karşı önemli açıklamalarda bulundu. Vakaların yüzde 85’inin sigara kullanımı kaynaklı olduğunu vurgulayan Karakurt, KOAH’ın önlenebilir bir hastalık olduğunun altını çizerken; özellikle 65 yaş üstü ve risk grubundaki bireylerin zatürreye karşı aşılama ve erken teşhis konusunda hassas olmaları gerektiğini belirtti. "KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır" KOAH’ın en büyük sebebinin sigara kullanımı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sait Karakurt, hastalığın ciddiyetini ve önlenebilmesi için yapılması gerekenleri şu şekilde aktardı: "KOAH toplumda sık görülen bir hastalıktır ve yaklaşık toplumda bunu yüzde 10 civarında görüyoruz. KOAH, zararlı maddelerin akciğeri parçalamasıyla oluşan bir rahatsızlık ve bunun da en önemli nedeni sigara. Vakaların aşağı yukarı yüzde 85’i sigara kullanımından kaynaklıdır. Bunun dışında hava kirliliği, iş yerlerinde kimyasal maddelere maruz kalma ve enfeksiyonlar da yine KOAH’ın nedenleri arasındadır. KOAH’ın önemi şu; bugün Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) dünyada insanları öldüren hastalıklar listesinde ilk 10’da 4’üncü sırada yer alıyor. KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır." "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar" KOAH’ın akciğer dokusunu tahrip eden bir hastalık olduğunu ve bu nedenle de hastaların enfeksiyona açık hale geldiğine dikkat çeken Karakurt, "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar ve enfeksiyona yakalandıkları zaman bunun geçmesi güç olur. KOAH’lı hastalar zatürre geçirdikleri zaman öksürük ve balgam artışı gibi bir takım belirtiler gelişir. Ayrıca ateşin 38,5 derecenin üstüne çıkması, nefes darlığının artması, titremeyle birlikte ateşin yükselmesi ve bir takım bilinç bozukluğu gibi belirtiler hastanın zatürre olduğunu gösterebilir. Bu nedenle hastaların erkenden doktora başvurmaları önemlidir" şeklinde konuştu. "Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir" Hastalarda bronşit ve zatürrenin ayırt edebilmesi için belirtilerin doğru tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Karakurt, "Hem zatürrede hem de bronşitte hastalarda öksürük, balgam ve ateş görülür ama burada ikisini ayırt etmek lazım. Bronşit daha çok hava yollarının yani bronşların iltihaplanmasıdır. Zatürre ise hava yollarının uçlarında bulunan ve karbondioksit değişimini sağlayan alveollerin yani hava keselerinin iltihaplanmasıdır. Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir; aşağı yukarı yüzde 10 gibi bir ölüm oranıyla seyreder ve bu ölüm oranı yaş arttıkça artar. Ayrım için ateşin yüksek olup olmamasına ve hastada bilinç bozukluğu, solunum sayısının artması ve morarma gibi belirtiler görüldüğü takdirde zatürre olabileceğini düşündürür. Bu gibi durumlarda en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmak gereklidir" ifadelerini kullandı. "Aşı olmak ve yaşam şartlarını düzeltmek zatürreden korunmak açısından önemlidir" Son olarak zatürrenin önlenebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karakurt, "Zatürrenin aşısı var ve bunu mutlaka olmak gerekir. Zatürre riski genelde 5 yaş altı çocuklarda ve 65 yaş üstü bireylerde artar. Ayrıca hastalarda bilinçle alakalı sıkıntılar varsa örneğin felç gibi, ya da yutmayla alakalı sıkıntılar varsa çeşitli kas hastalıkları gibi zatürre de sıklıkla artar. Bir de daha sıkışık yaşamdan dolayı zatürre genelde kış aylarında daha çok gördüğümüz bir rahatsızlıktır. Bunun dışında okullar, kreşler, cezaevleri ve kışlalar gibi sıkışık yaşam şartlarında ve ekonomik düzeyin düşük olduğu durumlarda zatürrenin arttığını biliyoruz. Burada olabildiği kadar bu faktörleri düzeltmek ve aşı olmak zatürreden korunmak açısından önemlidir" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Nisan 2026 Cumartesi- 09:18
Keçiören’de glütensiz kafe hizmete açıldı
2
10 Nisan 2026 Cuma- 10:38
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
3
11 Nisan 2026 Cumartesi- 13:13
7 ayda 15 kilo verdi, hayatı değişti
4
11 Nisan 2026 Cumartesi- 09:38
Uzmanı uyardı: "Kar örtüsü keneleri yok etmiyor"
5
10 Nisan 2026 Cuma- 10:29
Uzman uyardı: "Türkler Amerikalılar gibi yaşıyor, obezite artıyor"
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:32
Ödüllü cerrahtan bel fıtığına ameliyatsız çözüm: Algolojik yöntemle 1 saatte taburcu olmak mümkün
Geçen yıl ‘yılın en iyi genç beyin cerrahı’ seçilen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Hakan Şahin, bel fıtığı nedeniyle yaşam konforu bozulan ve ameliyat olmak istemeyen hastaların küçük iğneler kullanılarak ameliyatsız bir tedavi yöntemi olan algolojik işlemlerle iyileşebileceklerini söyledi. Yaptığı çalışmalarla yakın süre önce Türkiye’de ‘Yılın En İyi Genç Beyin Cerrahı’ ödülünü alan Medicana International Samsun Hastanesi Doktorlarından Doç. Dr. Mehmet Hakan Şahin, bel fıtığı hastalığının tedavisinde kullanılan ameliyatsız algolojik işlemler hakkında bilgi verdi. Bıçak kesiklerinin risk oluşturduğu şeker hastalarında ve ameliyat olmak istemeyen hastalarda kullanılan yöntemle kısa sürede fıtıktan kurtulmanın mümkün olduğunu dile getiren Doç. Dr. Şahin, ameliyatı, toparlanması ve tedavisi uzun süren fıtık ameliyatına göre bu yöntemin daha dikkat çekici olduğunu vurguladı. "Algolojik işlem, doğru hastada muazzam konfor sağlıyor" Algolojik işlemin, uygulanan doğru hastalarda muazzam bir konfor oluşturduğunu dile getiren Doç. Dr. Mehmet Hakan Şahin, "Bel fıtığı genelde iki omur kemiği arasındaki yastıkların dışarı çıkması sonucu oluşan lezyonlardır. Bunlar sinire bası yaptığı için hastalarımıza bulgu vermektedir. Bizim yaptığımız işlemler de şöyle, fıtığın derecesine göre hastanın medikal veya fizik tedaviden fayda görmediğinde yaptığımız işlemler. Bu işlemler hastayı ameliyattan alıkoyan, onun konforunu sağlayan, fıtığın geri kaçmasını veya geri yerine oturmasını sağlayan işlemler. Çok konforlu ve güzel işlemler. Çünkü hastayı ameliyattan çevirdiğiniz zaman onun cildindeki, kasındaki yaralanmaları, eklemlerindeki yaralanmaları aslında engellemiş oluyoruz. Her hasta için bir çözüm değildir. Çünkü bazı hastalarda fıtığı inanılmaz büyük olduğu için 3. veya 4. derece dediğimiz patlamış fıtıklarda olduğu zaman bu sefer hastalara da bu algolojik işlem fayda vermemekte. Tam tersine zarar bile verebilmekte. Doğru hasta seçimiyle hastaya muazzam bir konfor verirken, yanlış hasta seçiminde ise hastaya eziyet olabilir. Kullanılan yöntem, çok güzel bir yöntem. Çünkü hastalarımızın birçoğu patlamış fıtık olarak gelmiyor. Birinci ve ikinci derece fıtık olarak geldiği için hastalarımızın birçoğuna cevap verebilen güzel bir yöntem" dedi. "Fıtıktan kurtulan hastalar 1 saat içerisinde taburcu edilip, evlerine gidiyor" Hastaların ameliyat sonrası uzun süren iyileşme süreci yerine algolojik işlem sonrası 1 saatte yürüyerek evine gidebildiğine dikkat çeken Şahin, "Bahsi geçen tedavi yöntemi son 5 yılda çok fazla popülerleşti. Bununla ilgili kullanılan iğne yöntemleri bir ilaçtan daha az ya da cihazlara bağımlı bir yöntem. Bu yüzden teknolojik gelişimi de zamanla oturdu. Şimdilik son 5 yıldır çok popüler ama yapan hekim sayısı çok az. Yetkinlik çok az kişide çünkü. Anestezi yan dal uzmanları, algologlar, beyin cerrahlarında ve fizik tedavi uzmanlarında bu yetkinlik var ama bütün hekimler bu yöntemi kullanmıyorlar. Bu yüzden yapan sayısı az. Popüler olmasının bir güzel sebebi de şu: Hastayı ameliyattan alıkoyduğu, ameliyat olmak istemeyen hastaya bir çözüm olduğu için etkili bir yöntem olarak karşımıza çıkmakta. Ameliyatta, her halükarda hastanın bir anestezi alması lazım. Yaklaşık hasta 1 veya 1,5 saat içinde anestezi altında kalıyor ki, fıtık sayısına göre bu süre 5 saate kadar uzayabilir. Bahsettiğim algolojik yöntemle seviyelerine göre yaklaşık bir seviyeye 10 veya 15 dakikada müdahale edebildiğimiz için 3 seviyede fıtığı olan bir hastada bile en fazla 30-40 dakika içerisinde işlemi tamamlamış oluyoruz. Hasta işlemden yaklaşık 1 saat içerisinde taburcu olarak evine gidiyor" diye konuştu. Operasyonun komplikasyon oranlarının çok düşük olduğunu belirten Dr. Şahin ayrıca şunları söyledi: "Ameliyat ettiğiniz her hastaya bıçak değdiği için yarasının iyileşmesini beklersiniz, kanama ihtimallerini göz ardı edemezsiniz ve takip tedavi süreçleri çok daha uzun oluyor. Ama algolojik işlemlerde takip ve tedavi süreçleri inanılmaz kısa. Bu yüzden hastalara büyük bir konfor veriyor ve cerrahi ile arada kalınan, medikal tedavi ile cerrahi ile arada kalınan hastalarda çok ciddi bir opsiyon olarak karşımıza çıkıyor. Aslında cerrahiye gidecek hastalar içerisinde ise tünelden önceki son çıkışta diyebiliriz. Çok etkili ve güzel bir tedavi yöntemi. 18 yaşından 90 yaşına kadar bütün yaş grupları için aslında uygun bir tedavi yöntemi. Ama fıtık en çok 40 ile 65 yaş arası karşımıza çıktığı için genellikle tedavi ettiğimiz yaş grubu yoğunlukla 40 ile 65 yaş grubu arası." 2024 yılında İstanbul’da düzenlenen 1. Yaşargil Mikronöroşirürji Kongresi’nde, Doç. Dr. Mehmet Hakan Şahin’e ’Yılın En İyi Genç Beyin Cerrahı’ ödülü verilmişti.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:29
Kalp rahatsızlığı bulunan hasta MEAH’ta sağlığına kavuştu
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde, "Tekrarlayan Kalp Pili Şoklaması Nedeniyle Oluşan Elektriksel Fırtına" tanısı konulan 71 yaşındaki bir hastaya acil şartlarda ablasyon tedavisi başarıyla uygulandı. Hastanenin Kardiyoloji Kliniği hekimlerinden Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Barutçu tarafından gerçekleştirilen operasyon, tekrarlayan pil şoklamaları şikayetiyle hastaneye başvuran hasta için hayati öneme sahipti. Dr. Barutçu, hastaya "elektriksel fırtına" tanısı koyarak acil şartlarda müdahale kararı aldı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Dr. Öğretim Üyesi Barutçu, elektriksel fırtınanın kalpteki ritim bozukluğunun çok sık ve tekrarlayıcı şekilde ortaya çıktığı, hayatı tehdit eden bir durum olduğunu belirtti. Barutçu, bu tür olgularda zaman kaybının ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekerek, ablasyon işleminin çoğu zaman tek kalıcı çözüm olduğunu vurguladı. Dr. Barutçu, işlemi şu sözlerle anlattı: "Ablasyon işlemi, kalp içerisinde ritim bozukluğunu başlatan bölgelerin yakılarak izole edildiği yani bir nevi etkisiz hale getirildiği bir yöntemdir. Bu hastamız özelinde hayati tehlike doğuran acil bir klinik durumla karşı karşıya kaldık. Anestezi ekibimizin desteği, anjiyo ünitemizdeki çalışanlarımızın özverili çabası ve teknik destek sağlayan ekiplerin katkılarıyla işlemi acil şartlarda başarıyla tamamladık" Başarılı operasyon sonucunda hastanın ritim bozukluğunun düzeldiğini ve "elektriksel fırtına" durumundan çıktığını belirten Dr. Barutçu, hastaya geçmiş olsun dileklerini iletti. Daha önceleri benzer sorunlar yaşayan hastaların mecburen il dışına sevk edilmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Barutçu, "Artık bu tür ileri kardiyak girişimlerin Muğla’da yapılabiliyor olması, hem hastalarımız hem de şehrimiz için sevindirici bir gelişme" ifadelerini kullanarak hastane yönetimine ve tüm ekip arkadaşlarına teşekkürlerini sundu. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi de yaptığı açıklamayla hastaya geçmiş olsun dileklerini ileterek, ablasyon işlemini başarıyla gerçekleştiren Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Barutçu ve işlemde görev alan tüm ekibi tebrik etti.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:29
Eskişehir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin son 3 ayı değerlendirildi
Eskişehir Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin 3 aylık değerlendirme toplantısı düzenlendi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici ve başkanların katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hastanenin performansı ve geleceğe yönelik planların ele alındı. Başhekim Dr. Dt. Kadir Gördeli, hastanenin genel durumu ve hizmet kalitesini artırmaya yönelik projeler hakkında bilgi verdi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) verilerini sunan Başhekim Yardımcısı Dt. Ömer Eren, randevu sistemi ve hasta kabul süreçlerindeki iyileştirmeleri anlattı. Mali verileri sunan İdari ve Mali İşler Müdürü Nebi Kasçı ise, hastanenin mali durumu ve bütçe kullanımı hakkında bilgi paylaştı.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:23
ESOGÜ Hastanesi’nde ’Ameliyathane Hemşireliği Sertifikasyon Programı’ düzenlendi
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen ’Ameliyathane Hemşireliği Sertifikasyon Programı’nda katılımcılara teorik ve uygulamalı eğitimler verildi. ’Sağlık Bakanlığı Sağlık Alanı Sertifikalı Eğitim Standartları’ doğrultusunda planlanan ’Ameliyathane Hemşireliği Sertifikasyon Programı’nın 6’ncısı gerçekleştirildi. 15 Eylül - 14 Ekim 2025 tarihleri arasında düzenlenen programa, ESOGÜ Hastanesi ve Eskişehir Şehir Hastanesi’nden toplam 5 kursiyer katılım sağladı. Eğitim ve Gelişim Hemşiresi Emine Çetin Atay ile Program Sorumlusu Züleyha Kandemir, katılımcılara eğitim verdi. 12 günü teorik, 10 günü uygulamalı olmak üzere toplam 22 gün süren programın sonunda, kursiyerler Sağlık Bakanlığı tarafından tescil edilen sertifikaları almaya hak kazandı. Programın, ameliyathanede görev yapan hemşirelerin görevlerini etkin ve verimli şekilde gerçekleştirmelerini sağlamak amacıyla düzenlendiği belirtildi.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:18
Aşırı fast food tüketimi ve hazır gıdalar cilt sağlığını olumsuz etkiliyor
Son dönemlerde fast food ve hazır gıda tüketiminin artmasıyla cilt sağlığının olumsuz etkilendiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, "Cilt sağlığını olumsuz etkileyen ve cilt güzelliğinin bozulmasına sebep olan faktörlerden birisi, saflaştırılmış ürünler kullanmak" dedi. Daha genç ve daha iyi görünmek adına cilde yapılan kozmetik ve estetik müdahalelere harcama yapmak giderek yaygınlaşıyor. Ancak beslenme alışkanlıklarını cilt bakım rutininin bir parçası olarak görmeyenler için önemli riskler oluşabiliyor. Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Diyetisyen Akgül, "Cildimiz dış çevre ve vücudumuz arasında bariyer görevi görüyor. Tabi ki cilt sağlığı için bağışıklık sistemini güçlendirmek ve antioksidan kapasitesini arttırmak çok önemli bir yere sahip. Özellikle ultraviyole ışınlarının neden olduğu cilt lekelerinin korunmasında antioksidan görevi gören gıdaların mutlaka beslenmede olması çok ciddi anlamda koruyucu işlev görüyor" ifadelerini kullandı. "Domates ve karpuzun içerdiği likopen bağışıklığın desteklenmesinde önemli" Birçok vitaminin cilt sağlığına olumlu etkileri olduğuna değinen Akgül, "E vitamini, çok ciddi bir antioksidan. Cildi kırışıklıklara karşı koruyan bir vitamin. Özellikle yağlı tohumlarda, bademde içeriği yüksek vitaminlerden birisi. C vitamini de antioksidan içeriği yüksek gıdalardan bir tanesi. E ve C vitaminlerini birlikte tüketerek bağışıklığı çok daha destekleyen ve cilt sağlığını olumlu etkileyen vitaminler arasında yer alıyor. C vitamini özellikle cilt bütünlüğünün korunması, cilt kanserine karşı koruyucudur. C vitamini yüksek besinleri tüketmenizi öneriyoruz. Domates ve karpuzun içerdiği likopen bağışıklığın desteklenmesinde çok önemli. A vitamini de çok kıymetli. Akne gibi cilt bozukluklarına sebep olan rahatsızlıkların önlenmesinde yumurta, et, süt ürünleri gibi gıdalar beslenmede olmalı" şeklinde konuştu. "Avokado ve suyu ihmal etmeyin" Cildin ışıldamasında avokadonun önemli bir yer tuttuğunu belirten Diyetisyen Akgül, "Avokadonun cilt yapısını desteklediği görülmüştür. Cildin güzelliğinin, ışıldamanın sağlanması için suyu ihmal etmemelerini önemsiyoruz. Yeşil çay da iyi bir C vitamini kaynağı. Çinko içeren gıdalar da bizim için önemli. Saç ve tırnak yapısının bütünlüğü çinko ile sağlanıyor. Selenyuma da önem vermeliyiz" şeklinde konuştu. "Hazır gıdalara dikkat" Çokça hazır gıda tüketilmesinin cilt sağlığını olumsuz etkilediğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, "Cilt sağlığını olumsuz etkileyen ve cildin güzelliğinin bozulmasına sebep olan faktörlerden birisi işlenmiş yiyeceklerin tüketiminden kaçınmak. Fast food gibi işlenmiş gıdaların tüketilmesi, kapalı ürünlerin tüketilmesi cilt sağlığını olumsuz etkiliyor" diye konuştu.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:10
Aşırı fast food tüketimi ve hazır gıdalar cilt sağlığını olumsuz etkiliyor
Son dönemlerde fast food ve hazır gıda tüketiminin artmasıyla cilt sağlığının olumsuz etkilendiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, "Cilt sağlığını olumsuz etkileyen ve cilt güzelliğinin bozulmasına sebep olan faktörlerden birisi, saflaştırılmış ürünler kullanmak" dedi. Daha genç ve daha iyi görünmek adına cilde yapılan kozmetik ve estetik müdahalelere harcama yapmak giderek yaygınlaşıyor. Ancak beslenme alışkanlıklarını cilt bakım rutininin bir parçası olarak görmeyenler için önemli riskler oluşabiliyor. Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Diyetisyen Akgül, "Cildimiz dış çevre ve vücudumuz arasında bariyer görevi görüyor. Tabi ki cilt sağlığı için bağışıklık sistemini güçlendirmek ve antioksidan kapasitesini arttırmak çok önemli bir yere sahip. Özellikle ultraviyole ışınlarının neden olduğu cilt lekelerinin korunmasında antioksidan görevi gören gıdaların mutlaka beslenmede olması çok ciddi anlamda koruyucu işlev görüyor" ifadelerini kullandı. "Domates ve karpuzun içerdiği likopen bağışıklığın desteklenmesinde önemli" Birçok vitaminin cilt sağlığına olumlu etkileri olduğuna değinen Akgül,"E vitamini, çok ciddi bir antioksidan. Cildi kırışıklıklara karşı koruyan bir vitamin. Özellikle yağlı tohumlarda, bademde içeriği yüksek vitaminlerden birisi. C vitamini de antioksidan içeriği yüksek gıdalardan bir tanesi. E ve C vitaminlerini birlikte tüketerek bağışıklığı çok daha destekleyen ve cilt sağlığını olumlu etkileyen vitaminler arasında yer alıyor. C vitamini özellikle cilt bütünlüğünün korunması, cilt kanserine karşı koruyucudur. C vitamini yüksek besinleri tüketmenizi öneriyoruz. Domates ve karpuzun içerdiği likopen bağışıklığın desteklenmesinde çok önemli. A vitamini de çok kıymetli. Akne gibi cilt bozukluklarına sebep olan rahatsızlıkların önlenmesinde yumurta, et, süt ürünleri gibi gıdalar beslenmede olmalı" şeklinde konuştu. "Avokado ve suyu ihmal etmeyin" Cildin ışıldamasında avokadonun önemli bir yer tuttuğunu belirten Diyetisyen Akgül, "Avokadonun cilt yapısını desteklediği görülmüştür. Cildin güzelliğinin, ışıldamanın sağlanması için suyu ihmal etmemelerini önemsiyoruz. Yeşil çayda iyi bir C vitamini kaynağı. Çinko içeren gıdalar da bizim için önemli. Saç ve tırnak yapısının bütünlüğü çinko ile sağlanıyor. Selenyuma da önem vermeliyiz" şeklinde konuştu. "Hazır gıdalara dikkat" Çokça hazır gıda tüketilmesinin cilt sağlığını olumsuz etkilediğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, "Cilt sağlığını olumsuz etkileyen ve cildin güzelliğinin bozulmasına sebep olan faktörlerden birisi işlenmiş yiyeceklerin tüketiminden kaçınmak. Fast food gibi işlenmiş gıdaların tüketilmesi, kapalı ürünlerin tüketilmesi cilt sağlığını olumsuz etkiliyor" diye konuştu.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:00
Çocuklarda mevsimsel değişikliklere dikkat
Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Kulak Burun Boğaz Anabilin Dalı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Altıparmak, mevsimsel geçişlerde polikliniğin en yoğun zaman olduğunu söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Serkan Altıparmak, sonbaharda çocuklarda alerjik rinit yakınmalarının arttığını belirterek, "Alerjide hapşırma nöbetleri, burun-kulak-göz kaşıntısı, berrak sulu akıntı ve burun tıkanıklığı ön plandadır; ateş genellikle yoktur ve bulaşıcı değildir. Antihistaminik ve nazal kortikosteroid spreylerle çoğu çocuk hızla rahatlar; toz, duman ve polen gibi tetikleyicilerden kaçınmak önemlidir" dedi. Bir diğer, sonbahar ve kış aylarında artış gösteren hastalık ise grip (influenza) ve üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Altıparmak, çocuklarda bu tabloların ani başlayan ateş, yaygın kas-eklem ağrısı, baş/boğaz ağrısı, öksürük ve belirgin halsizlikle seyrettiğini; bulaşıcı oldukları için okul ve kreşlerde hızla yayılabildiklerini vurguladı. "6 aydan büyük çocuklar aşılanabilir; özellikle kronik hastalığı olan çocukların aşı yaptırması gerekir" diyen Altıparmak, planlamanın hekimin bireysel değerlendirmesi ile yapılmasını önerdi. Aşının uygulanmaması veya ertelenmesi gereken durumlar olarak 6 aydan küçük bebekler, aşıya veya içeriğindeki bileşenlere karşı daha önce gelişmiş ciddi alerjik reaksiyon (ör. anafilaksi) öyküsü ve yüksek ateşle seyreden aktif enfeksiyon sırasında aşının ertelenmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca istirahat, bol sıvı, el hijyeni ve sınıfların düzenli havalandırılmasının koruyucu olduğunu ekleyerek; uzamış yüksek ateş, nefes darlığı/hızlı nefes alma, bilinç değişikliği veya inatçı kusma gibi uyarı bulgularında gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlattı.
16 Ekim 2025 Perşembe - 09:49
Erken teşhisle meme kanserini atlatmak mümkün
Meme kanseri sıklığının giderek arttığını ve kadınlar arasında en sık görülen kanser türü haline geldiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Aytaç Sayın, "Meme kanseriyle savaşmanın en etkili yolu, hastalığı erken evrede yakalamaktır. Erken teşhis ve düzenli takip, hem hayat kalitesinin korunması hem de tedavi başarısı açısından büyük önem taşır" dedi. Hastalığın erken evrede yakalanmasında en önemli faktörün riskli grupların belirlenmesi olduğunu vurgulayan VM Medical Park Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Aytaç Sayın, "Risk gruplarındaki kişilerin düzenli kontrol ve dikkatli takibi, hem erken tanı hem de önleyici yaklaşımlar açısından büyük avantaj sağlar. Ayrıca bu risk faktörlerine maruziyeti azaltmak da koruyucu hekimlikte önemli bir adımdır" ifadelerini kullandı. "Hormonlar meme kanseri gelişiminde önemli rol oynar" Memenin hormon duyarlı bir organ olduğunu belirten Op. Dr. Sayın, "Östrojen hormonu meme hücrelerinin büyümesini ve çoğalmasını sağlar. Bu durum aynı zamanda hatalı hücre bölünmelerine ve tümör hücrelerinin oluşmasına da neden olabilir. Kadınlarda östrojen ve androjen maruziyetine bağlı olarak meme dokusunda değişiklikler görülebilir" dedi. "Aile öyküsü ve genetik yatkınlık riski artırıyor" Genetik faktörlerin meme kanserinde önemli rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Sayın, "Birinci derece akrabasında (anne, kız kardeş gibi) meme kanseri bulunan kadınlarda hastalık riski, normal topluma göre 2 kat fazladır. Ayrıca daha önce meme kanseri geçiren kadınlarda, diğer memede yeniden kanser gelişme ihtimali toplum ortalamasına göre 5 kat daha yüksektir" açıklamasında bulundu. "Menopoz yaşı, adet düzeni ve doğum yaşı önemli" Kadınların adet gördüğü süre boyunca östrojen hormonuna maruz kaldığını dile getiren Dr. Sayın, "Erken yaşta adet görmek veya geç menopoza girmek, kadının östrojen maruziyet süresini uzatır ve bu da meme kanseri riskini artırır. 12 yaşından önce adet görmeye başlayan kadınlarda meme kanseri riski, geç yaşta adet görmeye başlayanlara göre 1.7 ila 3.4 kat daha fazladır" dedi. "Doğum kontrol hapı, alkol ve obezite risk faktörleri arasında" Doğum kontrol haplarının uzun süreli kullanımının meme kanseri riskini hafif düzeyde artırabileceğini belirten Op. Dr. Aytaç Sayın, "Hap bırakıldıktan yaklaşık 10 yıl sonra bu risk normale döner. Ayrıca menopoz sonrası dönemde aşırı kilo, vücutta östrojen üretimini artırarak meme kanseri gelişimini kolaylaştırabilir" dedi. "Düzenli kontrol, farkındalık ve erken tanı hayat kurtarır" Tüm bu risk faktörleri ışığında kadınların düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Sayın, "Özellikle aile öyküsü bulunan, östrojene uzun süre maruz kalan kadınlarda dikkatli takip çok önemlidir. Kendi vücudunu tanımak, düzenli hekim muayenesi yaptırmak ve mamografi taramalarını aksatmamak meme kanserinde erken tanının temelini oluşturur. Erken tanı, yaşam kurtarır" dedi.
16 Ekim 2025 Perşembe - 09:43
Göz Hastalıkları Uzmanı Bilgin: "Günümüzde en sık rastlanan göz rahatsızlıklarından biri şaşılık"
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Bilgin, günümüzde en sık rastlanan göz rahatsızlıklarından ’şaşılık’ ile ilgili bilgi vererek tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu. Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Bilgin, günümüzde en sık rastlanan göz rahatsızlıklarından şaşılığın nedenleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin de önemli bilgi verdi. "Şaşılık, gözlerin birbiriyle olan paralelliğinin bozulmasıdır" Prof. Dr. Burak Bilgin, "Şaşılık çok farklı şekillerde olabilmekte ama kabaca tarif etmek gerekirse gözlerin birbiriyle olan paralelliğinin bozulmasıdır. Bu bozulmalar yan bakışlarda olabilir, düz bakışlarda olabilir, primer pozisyonu dediğimiz normal bakışlarda olabilir. Bunun dışında şaşılığın fark edilen olabilir, ara sıra fark edilmeyeni de olabilir" dedi. Şaşılığın tedavi yöntemleri Prof. Dr. Bilgin, şaşılık tedavileri ile ilgili şunları kaydetti: "Aslında şaşılık çok geniş bir konu ama genel olarak özetleyecek olursak şaşılıkta gözlerin birbiriyle uyumunu arttırmaya yönelik yaklaşımlarda bulunuyoruz. Bunlar da şaşılığın türüne göre değişebilmekte. Özellikle çocuk yaş grubunda gördüğümüz içe kaymalarda yüksek göz numaralarına bağlı şaşılıklar olabiliyor, yüksek hipermetropiye bağlı şaşılıklar olabiliyor. Bunlarda gözlüklerle şaşılıkları çok iyi tedavi edebiliyoruz, kontrol edebiliyoruz. Bazı hasta gruplarında ise şaşılığa cerrahi müdahale gerekebiliyor. Cerrahi ile ameliyat ile şaşılığı düzeltebiliyoruz. Erişkin hastalıklarda paralitik şaşılık dediğimiz yani göz kaslarını hareket ettiren sinirlerle ilgili problemlerle karşımıza çıkan şaşılık türlerinde botoks enjeksiyonlarının faydasını görebiliyoruz. Aslında hastaya bağlı olarak bir tedavi yaklaşımı sergileyebiliyoruz. Hastalığın türü, süresi, doğumsal olup olamadığı, sonradan mı ortaya çıktığı, hangi sebebe bağlı ortaya çıktığını tespit ettikten sonra şaşılığa tedavi yaklaşımımızı belirliyoruz."
16 Ekim 2025 Perşembe - 09:40
Göz Hastalıkları Uzmanı Bilgin: "Günümüzde en sık rastlanan göz rahatsızlıklarından biri şaşılık"
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Bilgin, günümüzde en sık rastlanan göz rahatsızlıklarından ’şaşılık’ ile ilgili bilgi vererek tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu. Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Bilgin, günümüzde en sık rastlanan göz rahatsızlıklarından ’şaşılık’ ile ilgili bilgi verdi. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Bilgin, şaşılığın nedenleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin de önemli bilgi verdi. "Şaşılık, gözlerin birbiriyle olan paralelliğinin bozulmasıdır" Günümüzde sık rastlanan göz rahatsızlıklarından ’şaşılık’ ile ilgili bilgi veren Özel Hatem Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Bilgin, "Şaşılık çok farklı şekillerde olabilmekte ama kabaca tarif etmek gerekirse gözlerin birbiriyle olan paralelliğinin bozulmasıdır. Bu bozulmalar yan bakışlarda olabilir, düz bakışlarda olabilir, primer pozisyonu dediğimiz normal bakışlarda olabilir. Bunun dışında şaşılığın fark edilen olabilir, ara sıra fark edilmeyeni de olabilir" dedi. Şaşılığın tedavi yöntemleri Şaşılık tedavileri ile ilgili bilgi veren Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Bilgin, "Aslında şaşılık çok geniş bir konu ama genel olarak özetleyecek olursak şaşılıkta gözlerin birbiriyle uyumunu arttırmaya yönelik yaklaşımlarda bulunuyoruz. Bunlar da şaşılığın türüne göre değişebilmekte. Özellikle çocuk yaş grubunda gördüğümüz içe kaymalarda yüksek göz numaralarına bağlı şaşılıklar olabiliyor, yüksek hipermetropiye bağlı şaşılıklar olabiliyor. Bunlarda gözlüklerle şaşılıkları çok iyi tedavi edebiliyoruz, kontrol edebiliyoruz. Bazı hasta gruplarında ise şaşılığa cerrahi müdahale gerekebiliyor. Cerrahi ile, ameliyat ile şaşılığı düzeltebiliyoruz. Erişkin hastalıklarda paralitik şaşılık dediğimiz yani göz kaslarını hareket ettiren sinirlerle ilgili problemlerle karşımıza çıkan şaşılık türlerinde botoks enjeksiyonlarının faydasını görebiliyoruz. Aslında hastaya bağlı olarak bir tedavi yaklaşımı sergileyebiliyoruz. Hastalığın türü, süresi, doğumsal olup olamadığı, sonradan mı ortaya çıktığı, hangi sebebe bağlı ortaya çıktığını tespit ettikten sonra şaşılığa tedavi yaklaşımımızı belirliyoruz" diye konuştu. (SVY-Y)
16 Ekim 2025 Perşembe - 09:36
Çorum’da 14 yıl önce "3 aylık ömrün kaldı" dediler: Şimdi yeniden yürümenin heyecanını yaşıyor
Çorum’da 14 yıl önce, kanser sebebiyle 3 ay ömür biçilen kadın, gördüğü tedavi sayesinde yeniden yürümeye başlamanın sevincini yaşıyor. Yıllarca ölüm korkusuyla yaşadığını ifade eden kadın, yeniden yürüyebilmenin heyecanını yaşadığını ifade etti. Çorum’un Sungurlu ilçesinde yaşayan 53 yaşındaki Nalan Erkoç’a, 14 yıl önce servikal kanser teşhisi konuldu. Bir çocuk annesi olan Erkoç, 2011 yılında yakalandığı kanser sebebiyle tedavi görmeye başladı. Tedavi esnasında yapılan yanlış bir uygulama sebebiyle bacaklarındaki sinirlerin zarar görmesi neticesinde 8 sene içerisinde yürüme kabiliyetini kaybeden Erkoç’a gittiği hastanelerde hastalığı sebebiyle yaklaşık 3 aylık ömrünün kaldığı söylendi. 3 ay sonra öleceğini duyan Erkoç’un hayatı alt üst oldu. 3 ay ömür biçilmesine rağmen yıllardır yaşamını sürdüren Erkoç, tekrar yürüyebilmek için Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalında Öğretim Görevlisi Dr. Ayla Çağlıyan tarafından tedavi altına alınan Erkoç, uygulanan başarılı tedavi sayesinde tekrar yürümeye başladı. Bir zamanlar öleceği günü bekleyen Erkoç, şimdi yıllar sonra ayağa kalkmanın heyecanını yaşadı. "’Ayağa kalkman mümkün değil’ denilmişti" Yaşamış olduğu zorlu süreçleri dile getiren Nalan Erkoç, "2011 yılında kanser teşhisi aldım. Uzun süreli ciddi bir tedavi gördüm. Daha sonrasında 8 yıl sonra yürüme kabiliyetimi kaybetmeye başladım. Uzun süre doktorlara gittim. Çok çeşitli tedaviler gördüm. Ancak hiçbirinde ayağa kalkabileceğim, yeniden yürüyebileceğim söylenmedi. Zaten Onkoloji’den çıktığımda da ‘2,5-3 aylık ömrün kaldı denilmişti. O yüzden çokta üzerine düşmedik uzun süre. Sonra hayatta kalınca yürüyebilmek için çabalamaya başladım. Çeşitli fizik tedavi hastanelerinde fizik tedavi gördüm. Ancak hiçbirinden sonuç alamadık. Süreler kısa olduğu için ayağa kalktım. Tam yürüme aşamasında eve dönmek zorunda kaldım. İlk defa Erol Olçok Hastanesi’nde Ayla Hocam ve ekibi bir tarafından çok ciddi bir tedaviye başladık. Devam ediyoruz. Ayağa kalktım, adımlamaya başladım. Bir cihaz yapıldı, o cihazla yürümeye çalışıyorum. Ümidimi tamamen kaybetmiştim. Yatalak hayata hazır ol, artık yürüyemezsin, sinirlerin bitmiş, ayağa kalkman mümkün değil denilmişti. Bu nedenle ümidimi çok kaybetmiştim ama buraya geldim. Ayla hocam ve ekibi tarafından tedavi sürecine alınınca yeniden ümitlendim. Ben de çok gayret ediyorum onlarda yardımcı oluyorlar" dedi. "’Yapılabilecek hiçbir şey kalmadı’ deyip eve gönderildim" Yaşadığı korku sebebiyle 2 yıl boyunca evden çıkamadığını kaydeden Erkoç, " 2011 yılında ‘2,5-3 ay ömrün kaldı, yapılabilecek hiçbir şey kalmadı’ denilip eve gönderildiğimde o psikolojiye girdim. Hafta sonunu görür müyüm, oğlumun doğumu gününü görür müyüm, bir kaç ay daha yaşayabilir miyim diye çok üzülüyordum. 2 yıl yerimden hiç kalkmadan yattım. Sağımdan soluma bile babam çeviriyordu. Tedavim başlayıp ilk ayağa inanılmaz duygu yaşadım. Kendime gelemedim günlerce. Ayağa kalkabilmek çok farklı bir duyguymuş" diye konuştu. "Hastamız gibi mutluyuz" Erkoç’un tedavi süresiyle ilgili bilgi veren Dr. Ayla Çağlıyan Türk ise, "Hastamız Nalan Erkoç bize haziran ayında başvurdu. İlk başvurduğunda hastamız tekerlekli sandalyeye bağımlıydı. Hastamızda 2011 yılında geçirdiği bir servikal kanser sonrası aldığı radyoterapiye bağlı olarak Lumbosakral Pleksus hasarı oluşmuştu. Biz ilk geldiğinde yaptığımız muayenelere dayanarak hastanın ev içinde ambule olabileceğini öngördük ve hastayı bu yönde rehabilitasyon programına dahil ettik. Hastamıza nörolojik rehabilitasyon uyguladık. Nörolojik rehabilitasyon, omurilik yaralanması, inme, kafa travması ve parkinson gibi sinir sistemini etkileyen hastalıklarda uyguladığımız bir tedavi metodu. Bu tedavide hasta uyumu ve motivasyonu da oldukça önemli. Hastamız da bizimle uyumlu çalışarak uyguladığımız tedavimize çok güzel ilerleme kaydetti. Biz rehabilitasyon ekibimizde doktor dışında fizyoterapistlerimiz, psikoloğumuz, rehabilitasyon hemşiremiz, dil konuşma terapistimiz ve iş uğraşı terapistimizle birlikte çalışıyoruz. Bu ekip arkadaşlarımızın hepsinin çabalarıyla hastamızı ayağa kaldırdık. Daha sonra da uygulamış olduğumuz uzun yürüme orteziyle ilk adımlarını atmaya başladı. Tabiki de bu bir süreç, çalışmalarımız devam edecek. Hedefimiz hastamızı ev içerisinde Walker ile yürüyebilecek bir pozisyona getirebilmek. Hastayla uyumlu bir şekilde çalışınca çok güzel bir sonuç aldık. Hastamız gibi mutluyuz. Ben ekip arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum" diye konuştu.
16 Ekim 2025 Perşembe - 09:30
Prof. Dr. Mehmet Mutlu Meydanlı, Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği Genel sekreteri seçildi
Medical Point Gaziantep Hastanesi hekimlerinden Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mutlu Meydanlı, 21 Eylül 2025 tarihinde gerçekleştirilen Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği Olağan Genel Kurulu’nda, genel sekreter seçildi. Seçilen hekimi tebrik eden Medical Point Gaziantep Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Hayrullah Kubba, "Değerli hocamız Prof. Dr. Mehmet Mutlu Meydanlı’nın böylesine saygın bir göreve seçilmesi, yalnızca hastanemiz için değil, bölgemiz ve ülkemiz adına da büyük bir gurur kaynağıdır. Bilimsel duruşu, hasta odaklı yaklaşımı ve etik değerlere olan bağlılığıyla örnek bir hekim olan hocamızı yürekten kutluyor, yeni görevinde başarılarının artarak devam etmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder