SAĞLIK - 11 Nisan 2026 Cumartesi 09:38

Uzmanı uyardı: "Kar örtüsü keneleri yok etmiyor"

A
A
A
Uzmanı uyardı: "Kar örtüsü keneleri yok etmiyor"

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış mevsiminin uzun ve sert geçmesinin keneleri tamamen ortadan kaldırmadığını, bazı türlerin düşük sıcaklıklarda dahi aktif kalabildiğini söyledi.


Tokat’ta nisan ayında etkili olan kar yağışı, kene popülasyonunun azalacağı yönündeki beklentileri yeniden gündeme getirdi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış şartlarının keneler üzerindeki etkisine ilişkin yaptığı değerlendirmede Türkiye’de zaman zaman görülen aşırı yağışların ’iklim düzensizliği’ olarak nitelendirildiğini ve bu durumun kene popülasyonlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtti. Keskin, toplumda yaygın olan ’kış uzun sürerse yazın kene azalır’ düşüncesinin ise her kene türü için geçerli olmadığını ifade etti.



"Bazı kene türleri kış ve sonbaharda da aktif olabiliyor"


Kışın sert geçmesi ve kar örtüsünün bulunmasının kenelerin tamamen yok olduğu anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Keskin, "Hava sıcaklığının yaklaşık 4 derece olduğu dönemlerde dahi kene toplayabiliyoruz. Özellikle soğuğa dayanıklı bazı türler, kış ve sonbahar aylarında da aktif olabiliyor. Bazı kene türleri larva evresinde eksi 20 derecenin altındaki sıcaklıklarda dahi uzun süre hayatta kalabiliyor. Keneler, aşırı soğukta doğrudan yüzeyde kalmak yerine daha korunaklı alanlara yönelir. Toprak altı, taş altı ve yaprak döküntülerinin bulunduğu alanlar, kışın dış ortama göre daha sıcak olduğu için keneler buralarda yaşamlarını sürdürebilir" dedi.



"Keneler antifriz proteinleri sayesinde soğuğa dirençli"


Kenelerin biyolojik olarak da oldukça dayanıklı canlılar olduğuna dikkat çeken Keskin, bu canlıların antifriz proteinleri sayesinde düşük sıcaklıklara karşı direnç geliştirdiğini belirterek, "Bazı kene türleri kışı yumurta, bazıları ise larva halinde geçirir. Kene yumurtalarının da çevresel tehditlere karşı koruma mekanizmaları vardır. Keneler, yumurtalarını ‘Gené’s organı’ adı verilen yapıdan salgılanan bir sıvıyla kaplayarak kuruma, bakteri ve mantarlara karşı koruyabilir. Kene popülasyonlarının ciddi şekilde azalması için uzun süreli ve çok düşük sıcaklıkların etkili olması gerekir. Bunun dışında keneler, kışı dinlenme halinde geçirerek varlıklarını sürdürebilir" ifadelerini kullandı.



Uzmanı uyardı: "Kar örtüsü keneleri yok etmiyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Başkan Çenet: "Osmaniye, edebiyatçılarıyla da mümbit bir coğrafya" Osmaniye’de bu yıl 8’incisi düzenlenen Kitap Fuarı, ziyaretçilerine kapılarını açtı. Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, kentin yalnızca verimli topraklarıyla değil, yetiştirdiği önemli edebiyatçılarla da zengin bir kültüre sahip olduğunu belirterek, "Bu coğrafyada yetişen değerli edebiyatçılar, gençlerimize ilham vermektedir" dedi. Osmaniye Belediyesi tarafından "Okuyan Şehir Osmaniye" sloganıyla düzenlenen fuar, yoğun katılımla başladı. Devlet Bahçeli Meydanı’nda 2 bin metrekare kapalı alanda kurulan fuarda, 120 yayınevi ve 120 yazar yer alıyor. Yüzlerce yazar ve binlerce kitabın okurlarla buluştuğu etkinlikte, her yaştan kitapsever için farklı türlerde eserler sergileniyor. Fuarın açılışında konuşan Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, kentin yalnızca verimli topraklarıyla değil, yetiştirdiği önemli edebiyatçılarla da zengin bir kültüre sahip olduğunu vurguladı. Çenet, "Dadaloğlu’ndan Karacaoğlan’a, Orhan Kemal’den Yaşar Kemal’e baktığımızda ne kadar mümbit bir coğrafyada yaşadığımızı görüyoruz. Bu coğrafyada yetişen değerli edebiyatçılar, gençlerimize ilham vermektedir" dedi. "1 milyon liralık kitap çekiyle öğrencilerimize destek veriyoruz" Osmaniye’de 135 bin öğrencinin bulunduğunu ifade eden Çenet, fuarın en dikkat çeken desteklerinden birinin öğrencilere sağlanan kitap çeki olduğunu belirterek, "Bu kitap fuarımızla birlikte okullarımıza 1 milyon liralık kitap çeki veriyoruz. Öğrencilerimiz buradan diledikleri kitabı alabilecekler. Bu destekle gençlerimizin kitapla daha fazla buluşmasını hedefliyoruz. Herkesi fuarımıza bekliyoruz" diye konuştu.
Elazığ Aynı nokta, 7 yıl arayla: 2019’da kurudu, 2026’da sular altında kaldı Elazığ’da 2019 yılında kuraklık nedeniyle 4 kilometre geri çekilen Keban Baraj Gölü suları, 2026’da yaşanan aşırı yağışlarla dolarak 150 metre ileri geldi. Baraj sahasına ekilen ürünler sular altında kalırken, 7 yıl arayla aynı noktadan çekilen görüntüler, değişimi gözler önüne serdi. Elazığ’daki Keban Barajı’nda Murat Nehri havzasında su seviyesi, 2019 yılında yaşanan kuraklık nedeniyle 4 kilometre geri çekilmişti. O döneme ait dron görüntülerinde nehir yatağının tamamen kuruduğu ve baraj tabanının gün yüzüne çıktığı kayıt altına alınmıştı. 2026 yılında bölgede etkili olan yoğun yağışların ardından aynı noktadan havadan gerçekleştirilen dron çekimlerinde ise barajın dolum seviyesine ulaştığı ve su kütlesinin 150 metre ileri geldiği görüldü. Yükselen baraj suları çevre tarım arazilerini de olumsuz etkiledi. Hazine arazisi üzerinde tarım yapan çiftçilerin buğday, arpa, mısır ve pancar ekili tarlalarının bir bölümünün su altında kaldığı tespit edildi. Söz konusu arazilerin devlet tarafından istimlak edildiğini ve çiftçilerin su baskını riskini bilerek ekim yaptığını belirten bölge sakinlerinden Fahrettin Oluk, " Cenab-ı Allah, ‘Her şeyi sudan yarattık’ buyuruyor. Öyle zaman dilimleri oluyor ki insanlar bir damla su bulabilmek için yağmur duasına çıkıyor. Geçen sene, Rabbim bir daha göstermesin, kuraklık yaşandı, susuzluk yaşandı. Rabbime şükürler olsun, bu sene rahmetle yağdı. Birkaç sene öncesinde bu baraj alanında sular 4-5 kilometre geri gitmişti. Bu sene hiç gitmedi, tam tersine 100-150 metre ileri geldi. Tahminen su yine gelip bu kotayı bulacaktır. Vatandaşlar bu alanda bilinçli olarak, riski göze alarak ekin ektiler. Geçen sene şu gördüğünüz yerlere pancar ekmişlerdi. Hem kendi ekonomilerine hem devlete hem de topluma faydası olan bir şey bu. Bazı yerler şimdiden su altında kaldı, kalan yerlere de artık ekin ekmeyecekler gibi gözüküyor. Rabbim her şeyin hayırlısını versin. Bu sene sular çekilmedi, aksine daha çok yağmur yağdı. İnşallah, bu sene daha güzel olur. Burası devlet tarafından istimlak edilmiş. Her zaman söylediğimiz gibi devlet vatandaşın parasını ödemiş, vatandaş da bu riski bilerek burada tarım yapıyor. Su gelmediği zaman buğday, mısır ya da pancar ekiyor. Su geldiği zaman ise riski baştan göze aldığı için yapabileceği bir şey olmuyor zaten" dedi.
Bursa Kadın sığınağı sezon finalini yaptı İnegöl Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun 22’nci gösterisi olarak bu sezon repertuarına dahil ettiği oyunu "Kadın Sığınağı" sezonun son gösteriminde izleyici ile buluştu. İnegöl Belediyesi bünyesinde 2011 yılında kurulan ve geride kalan sürede 22 farklı oyunla izleyici karşısına çıkan İnegöl Belediyesi Şehir Tiyatrosunun 2025 yılı Aralık ayında gala gösterimini yaparak repertuarına dahil ettiği oyunu Kadın Sığınağı, yeniden sanatseverlerle buluştu. Tuncer Cücenoğlu’nun yazıp Volkan Derman’ın yönettiği ve 11 kişilik güçlü bir kadroyla sahneye taşınan 2 perdelik dram türündeki oyun, bu yıl pek çok kez Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezi sahnesinde hayat buldu. "Kadın Sığınağı" tiyatro oyunu, bu sezonun son gösterimi için sahnelendi. Önümüzdeki sezon devam edecek İnegöl Belediyesi Şehir Tiyatrosunun birbirinden değerli oyunları arasında yerini alan gösteri, önümüzdeki kış sezonunda da yine İnegöl sahnesinde gösterimine devam edecek. Gala gösteriminden itibaren Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezinde her sahnelenişinde salonu dolduran gösteri, sezon finalinde de yine kapalı gişe oynandı. Salonu dolduran sanatseverler, oyunu dikkatle izleyip gösteri sonunda şehir tiyatrosu ekibini uzun süre alkışladı. 8 kadının öyküsünü anlatıyor Temel olarak kadına yönelik şiddet, istismar, toplumsal baskı, kadınların çaresizliği ve sığınma evleri kapsamında bir dramatik eser olan Kadın Sığınağı oyunu, farklı yaşamlardan gelinerek çaresizce bir sığınma evine yerleştirilen 8 kadının öyküsünü anlatıyor. Modern bir tragedya olan oyun, bu özellikleriyle sadece bir tiyatro değil aynı zamanda toplumun karanlıkta kalmış yüzünü görünür kılan bir ayna, kadınların yaşadığı şiddeti, çaresizliği, yalnızlığı ve en önemlisi umutlarını sahneye taşıyan bir farkındalık etkinliği rolü üstleniyor.