SAĞLIK
Atakum’da ücretsiz sağlık taramasına vatandaşlardan yoğun ilgi 12 Nisan 2026 Pazar - 15:18:53 Samsun’un Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen ücretsiz sağlık tarama hizmeti vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hemşirelik Bölümü iş birliğinde yürütülen sağlık tarama programı, ilk olarak Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde başlatılırken, Şehit Ömer Halisdemir Tesisinde devam etti. Sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen program, vatandaşların buluşma noktası oldu. Program kapsamında uzman sağlık personeli tarafından 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik çeşitli sağlık hizmetleri sunuldu. Vatandaşlar tansiyon ve şeker ölçümü yaptırırken, kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması konularında da bilgilendirildi. Etkinlikte kanserde erken tanının önemine dikkat çekilirken, katılımcılar çeşitli tarama testlerinden geçirildi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Halk Sağlığı Hemşirelik Bölümü 4. sınıf öğrencileri tarafından kurulan stantlarda ise idrar kaçırma, aile planlaması, diyabet, menopoz, kalp sağlığı ve kanser taramaları hakkında bilgilendirme yapıldı. Öğrenciler, etkinliğin temel amacının toplumda sağlık bilincini artırmak ve hastalıklar ortaya çıkmadan önlem alınmasını sağlamak olduğunu belirtti. Programa katılan vatandaşlar da hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Sağlık taramasına katılan bir vatandaş, düzenli kontroller yaptırdığını belirterek verilen bilgilerin faydalı olduğunu ifade etti. Bir diğer katılımcı ise hizmetin özellikle ileri yaş grubundaki vatandaşlar için önemli olduğunu vurgulayarak, toplumun sağlık konusunda daha bilinçli olması gerektiğini söyledi.
12 Nisan 2026 Pazar - 13:41 Genç neslin yeni tehdidi: Elektronik sigara alışkanlığı kalp krizini tetikliyor Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, genç yaşta kalp krizi görülme oranlarının arttığını vurgulayarak önemli uyarılarda bulundu. Özellikle yeni nesilde artış gösteren sigara ve elektronik tütün ürünleri kullanımıyla birlikte obezite ve modern yaşamın getirdiği psikolojik faktörlerin gençleri ciddi şekilde tehdit ettiğini belirten Doğan, "Ben gencim, kalp krizi geçirmem" algısının yanlış olduğuna dikkat çekti. Kardiyovasküler hastalıklara bağlı can kayıpları dünya genelinde ilk sırada yer almaya devam ederken, kalp krizinin "yaşlı hastalığı" olduğu algısı her geçen gün değişmeye devam ediyor. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, özellikle gençlerde artan kalp krizi vakalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle sigara, elektronik tütün ürünleri ve hareketsiz yaşamın yanı sıra psikolojik faktörlerin de büyük bir tehdit oluşturduğunu belirten Doğan; yaşam tarzı değişikliğinin hayati önem taşıdığını ifade etti. "Genç nesilde kalp krizinin artmasının en önemli nedenleri sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması" Son dönemde modern yaşamın getirmiş olduğu olumsuzlukların yanı sıra geleneksel risk faktörlerinin de kalp kirizine olan etkisinin sürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, şunları söyledi: "Ülkemizde ve dünya genelinde kardiyovasküler sistemden ölüm maalesef en önemli nedenler arasında ve artış hala devam etmekte. Özellikle genç hasta grubunda kalp krizi vakalarının artmasının en önemli nedenleri arasında sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması, obezite, modern yaşamın getirmiş olduğu yalnızlık ve kaygının tetiklediği depresyon yer alıyor. Tabii ki geleneksel risk faktörleri olan diyabet, tansiyon, obezite, hareketsiz bir yaşam ve sigara kadar geleneksel olmayan risk faktörleri de kalp krizinin önemli nedenleri haline gelmiş durumda." "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir" Kalp krizinin çoğu zaman öncesinde belirti verdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Doğan, "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir. ’Ben gencim, bana bir şey olmaz, 60 yaş üstünün hastalığıdır’ diye yaklaşmamak lazım. Göğüste ağrı, sıkışma, nefes darlığı, sol kola, sağ kola ya da çeneye vuran ağrı tipik semptomlar olmakla beraber kadın hastalarda, şeker hastalarında ve yaşlı hastalarda nefes darlığı, yorgunluk ve baş dönmesi gibi klasik olmayan semptomlar da belirti gösterebilir. Ülkemizde de dünyada olduğu gibi genç yaşta kalp krizi vakalarının arttığı bir gerçek. Özellikle modern yaşamın getirdiği izolasyon, depresyon ve kaygı bozukluğu maalesef genç yaşta kalp krizlerinin görülme oranını artırmaktadır. Bununla birlikte özellikle elektronik sigara alışkanlığının da genç yaş grubunda sık olması da yine başlıca nedenler arasında" şeklinde konuştu. "Şüphe varsa hemen 112 aranmalı" Doç. Dr. Doğan kalp krizi belirtilerinin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, "Göğüste herhangi bir ağrı, sıkışma, kola ya da çeneye yayılan ağrı, bulantı, kusma, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi belirtilerden herhangi biri olduğunda ‘şüphe varsa şüphe yoktur’ yaklaşımıyla 112 acilen aranmalıdır. Asla kişi kendi imkanlarıyla arabasına binip hastaneye gitmeye çalışmamalı ve mümkün mertebe yüksek riskli bir hastaysanız bunlar olmadan önce gereken önlemler alınmalıdır" dedi. "Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun" Kalp krizinden korunmanın mümkün olduğunu belirten ve dikkat edilmesi gerekenleri aktaran Doç. Dr. Doğan, şu ifadelere yer verdi: "Sigara kesinlikle bırakılmalı, ’Ben gencim, kalp krizi geçirmem’ anlayışından uzak durulmalı ve risk sınıfı iyi belirlenmelidir. Bununla ilgili olarak diyabet, hipertansiyon, obezitenin önüne geçmek için yaşam tarzı değişikliklerini kesinlikle hayatımıza katmalı ve hastalarımızın varsa mevcut kullandığı ilaçlara düzenli ve kontrollü bir şekilde devam etmesidir. Özetle ’Sigarayı bırak, hareket et ve yaşam tarzı değişikliklerini mutlaka olumlu bir şekilde hayatına kat. Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun ve kalbinizin size söylediklerine kulak verin’."
12 Nisan 2026 Pazar - 13:12 Uzmanından dünyada en çok öldüren 4’üncü hastalık için uyarı: "KOAH’ı sigarayı bırakmak, zatürreyi aşı durdurur" Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Prof. Dr. Sait Karakurt, toplumda sık görülen Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ve zatürre hakkında önemli uyarılarda bulundu. KOAH’ın ölümcül hastalıklar listesinde üst sırada yer alan ve toplumda sık görülen bir rahatsızlık olduğunu dile getiren Karakurt, "Vakaların yaklaşık yüzde 85’i sigara kullanımına bağlı" dedi. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanlarından Prof. Dr. Sait Karakurt, dünya genelinde can kayıplarına neden olan hastalıklar arasında 4’üncü sırada yer alan KOAH ve beraberinde getirdiği zatürre riskine karşı önemli açıklamalarda bulundu. Vakaların yüzde 85’inin sigara kullanımı kaynaklı olduğunu vurgulayan Karakurt, KOAH’ın önlenebilir bir hastalık olduğunun altını çizerken; özellikle 65 yaş üstü ve risk grubundaki bireylerin zatürreye karşı aşılama ve erken teşhis konusunda hassas olmaları gerektiğini belirtti. "KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır" KOAH’ın en büyük sebebinin sigara kullanımı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sait Karakurt, hastalığın ciddiyetini ve önlenebilmesi için yapılması gerekenleri şu şekilde aktardı: "KOAH toplumda sık görülen bir hastalıktır ve yaklaşık toplumda bunu yüzde 10 civarında görüyoruz. KOAH, zararlı maddelerin akciğeri parçalamasıyla oluşan bir rahatsızlık ve bunun da en önemli nedeni sigara. Vakaların aşağı yukarı yüzde 85’i sigara kullanımından kaynaklıdır. Bunun dışında hava kirliliği, iş yerlerinde kimyasal maddelere maruz kalma ve enfeksiyonlar da yine KOAH’ın nedenleri arasındadır. KOAH’ın önemi şu; bugün Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) dünyada insanları öldüren hastalıklar listesinde ilk 10’da 4’üncü sırada yer alıyor. KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır." "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar" KOAH’ın akciğer dokusunu tahrip eden bir hastalık olduğunu ve bu nedenle de hastaların enfeksiyona açık hale geldiğine dikkat çeken Karakurt, "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar ve enfeksiyona yakalandıkları zaman bunun geçmesi güç olur. KOAH’lı hastalar zatürre geçirdikleri zaman öksürük ve balgam artışı gibi bir takım belirtiler gelişir. Ayrıca ateşin 38,5 derecenin üstüne çıkması, nefes darlığının artması, titremeyle birlikte ateşin yükselmesi ve bir takım bilinç bozukluğu gibi belirtiler hastanın zatürre olduğunu gösterebilir. Bu nedenle hastaların erkenden doktora başvurmaları önemlidir" şeklinde konuştu. "Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir" Hastalarda bronşit ve zatürrenin ayırt edebilmesi için belirtilerin doğru tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Karakurt, "Hem zatürrede hem de bronşitte hastalarda öksürük, balgam ve ateş görülür ama burada ikisini ayırt etmek lazım. Bronşit daha çok hava yollarının yani bronşların iltihaplanmasıdır. Zatürre ise hava yollarının uçlarında bulunan ve karbondioksit değişimini sağlayan alveollerin yani hava keselerinin iltihaplanmasıdır. Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir; aşağı yukarı yüzde 10 gibi bir ölüm oranıyla seyreder ve bu ölüm oranı yaş arttıkça artar. Ayrım için ateşin yüksek olup olmamasına ve hastada bilinç bozukluğu, solunum sayısının artması ve morarma gibi belirtiler görüldüğü takdirde zatürre olabileceğini düşündürür. Bu gibi durumlarda en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmak gereklidir" ifadelerini kullandı. "Aşı olmak ve yaşam şartlarını düzeltmek zatürreden korunmak açısından önemlidir" Son olarak zatürrenin önlenebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karakurt, "Zatürrenin aşısı var ve bunu mutlaka olmak gerekir. Zatürre riski genelde 5 yaş altı çocuklarda ve 65 yaş üstü bireylerde artar. Ayrıca hastalarda bilinçle alakalı sıkıntılar varsa örneğin felç gibi, ya da yutmayla alakalı sıkıntılar varsa çeşitli kas hastalıkları gibi zatürre de sıklıkla artar. Bir de daha sıkışık yaşamdan dolayı zatürre genelde kış aylarında daha çok gördüğümüz bir rahatsızlıktır. Bunun dışında okullar, kreşler, cezaevleri ve kışlalar gibi sıkışık yaşam şartlarında ve ekonomik düzeyin düşük olduğu durumlarda zatürrenin arttığını biliyoruz. Burada olabildiği kadar bu faktörleri düzeltmek ve aşı olmak zatürreden korunmak açısından önemlidir" dedi.
Güvenli gıda, sağlıklı yaşam: Uzmanından kritik uyarılar
16 Ekim 2025 Perşembe - 09:00 Güvenli gıda, sağlıklı yaşam: Uzmanından kritik uyarılar Gıda, yaşamın temelidir ancak sağlıklı değilse hastalığın da kaynağı olabilir. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, Dünya Gıda Günü kapsamında güvenli gıda tüketiminin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Göral, "Gıdaların üretimden sofraya kadar mikrobiyolojik, kimyasal ve fiziksel kirlenmeden uzak olması gerekiyor. Ancak günümüzde katkı maddeleri, pestisitler ve ultra işlenmiş gıdalar sağlığımız için ciddi tehdit oluşturuyor" dedi. Son yıllarda karaciğer yağlanması, tansiyon ve kalp damar hastalıklarındaki artışın ardında işlenmiş gıdalar önemli bir rol oynuyor. Dünya Gıda Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, katkı maddeleri ve pestisitlerin insan sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek "Doğal, temiz ve organik gıdaların tercih edilmesi,hem sindirim sistemini hem de genel vücut dengesini korumada büyük rol oynar" ifadelerini kullandı. Ultra işlenmiş gıdalar sağlığı tehdit ediyor Prof. Dr. Göral, işlenmiş ve katkı maddesi içeren gıdaların son yıllarda ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını belirterek, "Bazı gıdaların uzun süre bozulmaması için kullanılan katkı maddeleri karaciğer yağlanması, tansiyon yüksekliği, damar hastalıkları ve mikrobiyotada bozulmalara neden olabiliyor. Bu nedenle mümkün olduğunca doğal ve az işlenmiş gıdaları tercih etmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Pestisit kalıntılarına karşı karbonatlı temizlik Gıdalarda kullanılan tarım ilaçlarının (pestisitlerin) da sağlık açısından risk oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Göral, "Meyve ve sebzeler ilaçlama nedeniyle kimyasal kalıntılar içerebilir. Bu ürünleri tüketmeden önce bol suyla, gerekirse karbonatla yıkamak faydalı olur. Pestisitlerin etkisi haftalarca sürebildiği için organik ve yerel ürünleri tercih etmek en doğru yaklaşımdır" diye konuştu. Pişirilen gıdalar tekrar tekrar ısıtılmamalı Prof. Dr. Göral, evde gıda hazırlarken de hijyenin önemine değinerek, "Ellerin, kullanılan bıçak ve kesme tahtalarının temiz olması gerekir. Pişirilen gıdalar buzdolabında saklanmalı, tekrar tekrar ısıtılmamalıdır" uyarısında bulundu.
Uzmandan uyarı: Salmonella sadece mideyi değil, organları da vuruyor
16 Ekim 2025 Perşembe - 08:43 Uzmandan uyarı: Salmonella sadece mideyi değil, organları da vuruyor Tavuk etinden kaynaklanan gıda zehirlenmelerinin çoğunlukla mikrobik nedenlerle ortaya çıktığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Volkan Demir, "En sık rastlanan etken ise salmonella adlı bakteri" diyerek önemli uyarılarda bulundu. İstanbul Beykent Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Volkan Demir, tavuk etinden kaynaklanan gıda zehirlenmelerine dikkat çekerek en büyük riskin pişirildikten sonra oda sıcaklığında uzun süre bekletilen ürünlerden kaynaklandığını vurguladı. Dr. Demir, Türkiye’de hızlı büyütme teknikleri, soğuk zincir ve saklama şartlarındaki yetersizlikler ile merdiven altı üretimin özellikle yaz aylarında toplu yemeklerde (düğün, cenaze, piknik gibi) zehirlenme riskini artırdığını belirtti. "Çoklu organ yetmezliğine yol açabiliyor" "Tavuk eti tükettikten 2 ila 24 saat içinde bulantı, kusma, karın ağrısı, sulu ya da kanlı ishal görülebiliyor" diyen Dr. Öğr. Üyesi Volkan Demir, "Daha ağır vakalarda ateş, yoğun sıvı kaybı, böbrek yetmezliği ve bakterinin kana yayılması sonucu gelişen sepsis çoklu organ yetmezliğine ve ölüme yol açabiliyor" açıklaması yaptı. Güvenli tüketim uyarıları Dr. Öğr. Üyesi Volkan Demir güvenli tüketim için yapılması gerekenleri şöyle anlattı: "Tavuk eti en az 75 derece iç ısıya ulaşacak şekilde iyice pişirilmeli. Çiğ tavukla temas eden bıçak, kesme tahtası ve eller mutlaka sabunlu su ile yıkanmalı. Tavuk eti buzdolabında +4 derece altında, derin dondurucuda ise -18 derecede saklanmalı. Market alışverişinde son kullanma tarihi mutlaka kontrol edilmeli. Pişirilmiş tavuk, özellikle yaz aylarında, oda sıcaklığında en fazla 2 saat bekletilmeli; 4 saatten sonra kesinlikle tüketilmemeli. Sıcaklığın 30 dereceyi aştığı günlerde bu süre 2 saatin altına inebilir." "Yeniden servis edilecekse en az 75 dereceye kadar ısıtılması gerek" Dr. Demir, toplu yemeklerde pişirilen tavuğun en geç 2 saat içinde buzdolabına konulması, yeniden servis edilecekse en az 75 dereceye kadar ısıtılması gerektiğini, aksi durumda gıda zehirlenmesi riskinin ciddi ölçüde arttığını ifade etti.
Tütün bağımlılığı tedavi yönetmeliğinde değişiklik Resmi Gazete’de
16 Ekim 2025 Perşembe - 00:53 Tütün bağımlılığı tedavi yönetmeliğinde değişiklik Resmi Gazete’de Tütün Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Birimleri Hakkında Yönetmelik’te değişiklik yapılması hakkında yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı. Sağlık Bakanlığı, "Tütünsüz Bir TÜRKİYE" hedefi doğrultusunda tütün bağımlılığı tedavisinde hizmet ağını genişleterek daha etkin, erişilebilir ve sürdürülebilir bir hizmet modeli oluşturuyor. Tütün Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Birimleri Hakkında Yönetmelik’te yapılan değişikliklerle tütün bağımlılığıyla mücadelenin sahadaki en önemli gücü olan sağlık personelinin eğitiminden birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine kadar birçok hizmet sunum unsurunun etkinliği artırılıyor. Ayrıca düzenlemeler ile tütünle mücadelenin yalnızca tedaviyle sınırlı kalmaması; kişilerin topluma yeniden daha sağlıklı ve üretken bir şekilde kazandırılması hedefleniyor. Aile Sağlığı Merkezlerinde sigara bırakma polikliniği açılabilecek Yapılan düzenlemelerle birinci basamak sağlık hizmetlerinin saha gücü artırılarak sigara bırakma hizmetlerine erişim daha da kolaylaşıyor. Artık Sigara Bırakma Poliklinikleri yalnızca hastaneler ve Sağlıklı Hayat Merkezleri’nde değil, Aile Sağlığı Merkezleri’nde de hizmet verebilecek. Aile hekimleri, gerekli eğitimleri aldıktan sonra kendi birimlerinde Sigara Bırakma Polikliniği hizmeti sunabilecek. Bunun yanı sıra sigara bırakma hizmetlerinin ulaşmakta zorlandığı bölgelere yönelik düzenlemelerle "mobil araçlar" ve "yerinde geçici birimler" devreye alınarak, sigara bırakma desteğinin Türkiye’nin her noktasında birinci basamakta eşit erişimi sağlanacak. Tütün bağımlılığıyla mücadelede hizmet altyapısı yeniden yapılanıyor Sigara bırakma hizmetlerinin kalitesini artırmak amacıyla yapılan yönetmelik değişikliğiyle birlikte, Tütün Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Birimlerinin çalışma usulleri ile iş akış şemaları da yeniden yapılandırılıyor. Birimlerde bulunması gereken bölümler düzenlenerek fiziki şartlar daha uygulanabilir hâle getiriliyor. Bu sayede sahada hizmet verecek yeni birimlerin açılması kolaylaşırken, ülke genelinde standart, verimli ve ölçülebilir bir hizmet altyapısının oluşmasına da imkan sağlanıyor. Yönetmelik değişikliği kapsamında, sağlık personelinin bilgi ve becerilerini güncel tutmak amacıyla yapılan düzenlemelerle güncelleme eğitimleri zorunlu hale getiriliyor. Böylece tüm sağlık çalışanlarına sürekli eğitim desteği verilerek, tütün bağımlılığı tedavisinde en güncel bilimsel yaklaşımlara uygun hizmet sunulması sağlanacak.
Eğrigöl ve Çayarası Sağlık Hizmetleri Birimleri  sezonu tamamladı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 16:20 Eğrigöl ve Çayarası Sağlık Hizmetleri Birimleri sezonu tamamladı Alanya Belediyesi’nin yaz mevsiminde yaylalarda hizmet veren sağlık birimleri, sezonu tamamladı. Eğrigöl ve Çayarası Sağlık Hizmetleri Birimleri, binlerce vatandaşa ilk müdahale ve tedavi desteği sağlayarak bölge halkına nefes oldu. Alanya Belediyesi’nin kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlara sağlık desteği sunmak amacıyla oluşturduğu Eğrigöl ve Çayarası Sağlık Hizmetleri Birimleri, 2025 yaz sezonu hizmetlerini tamamladı. Her iki birim, açıldıkları günden kapanış tarihine kadar toplam 2 bin 764 hastaya sağlık hizmeti ulaştırdı. 24 Haziran 2025 tarihinde hizmete başlayan Eğrigöl Sağlık Hizmetleri Birimi, 17 Eylül 2025’e kadar faaliyet gösterdi. Haftanın 7 günü hizmet veren merkezde 1 doktor, 2 hemşire, 1 paramedik ve 1 yardımcı personel görev yaptı. Ayrıca kırmızı şeritli bir acil yardım ambulansı sürekli hazır bulunduruldu. Donanımlı bir şekilde hizmet veren birimde, Defibrilatör, EKG, oksijen acil müdahale setleri, medikal ilaç ve malzemeler gibi tüm tıbbi ekipmanlar eksiksiz olarak kullanıldı. Acil durumlarda hastalara ilk müdahale yapıldıktan sonra, sevk gerektiren vakalar 112 Acil Servis ile koordineli olarak hastanelere yönlendirildi. Birimde ayrıca muayene, müdahale ve müşahede odaları da yer aldı. Eğrigöl Sağlık Hizmetleri Birimi, sezon boyunca bin 203 hastaya sağlık hizmeti sundu. Sağlık hizmetlerine erişim kolaylaştı Aynı tarihte hizmete başlayan Çayarası Sağlık Hizmetleri Birimi ise 15 Ekim 2025 itibarıyla sezonluk faaliyetini tamamladı. Birim, açık kaldığı süre boyunca bin 561 hastaya ulaştı. Alanya Belediyesi’nden yapılan açıklamada, yaylalarda yaşayan ve yaz aylarında bu bölgelere çıkan vatandaşların sağlık hizmetine erişimini kolaylaştıran söz konusu birimlerin her yıl belirlenen tarihler arasında yeniden hizmete açılacağı kaydedildi.
Muş’ta meme kanserine dikkat çekildi
15 Ekim 2025 Çarşamba - 14:51 Muş’ta meme kanserine dikkat çekildi Muş Sağlık Müdürlüğü, "Meme Kanseri Farkındalık Ayı" çerçevesinde farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenledi. Muş Devlet Hastanesi’nde açılan stantta vatandaşlara meme kanserinde erken teşhisin önemi anlatılarak bilgilendirme broşürleri dağıtıldı. Etkinlik kapsamında kansere yakalanan kişilerin fotoğraflarından oluşan resim sergisi de büyük ilgi gördü. Programa katılan Muş Valisi Avni Çakır’ın eşi Bahar Çakır ve İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, stantta görevli sağlık personelinden bilgi alarak sergiyi gezdi. Daha sonra ayaktan kemoterapi ünitesindeki hastaları ziyaret eden Çakır ve Ömür, geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Gazetecilere açıklamalarda bulunan Ömür, dünyada 1-31 Ekim tarihleri arasında kanser konusunda farkındalık oluşturmak üzere planlanan bir ay olduğunu ifade ederek, "Sadece bugünle değil, yılın bütün günleri sahada olmamız gerekiyor. Kanser dünyada ölüm sıklığı açısından ikinci sırada yer alıyor. En fazla ikinci sırada ölüm nedenleri kanser. Dünyada her 6 insandan birisi kanserden vefat ederken, ülkemizde bu oran daha fazla. Her 5 vatandaşımızdan biri kanser nedeniyle vefat ediyor. Kadınlarımızda da en sık görülen kanser türü maalesef meme kanseri. Bizler meme kanseri konusunda farkındalık oluşturmak için sürekli sahadayız. Sürekli halkın bilgilendirme konusunda etkinlikler yapıyoruz. Sağlık Bakanlığımızın ulusal kanser tıbbi programında üç kanseri tarıyoruz. Kadınlarda meme ve rahim ağzı kanseri, erkeklerde ise kalın bağırsak kanserleri ile ilgili ücretsiz tarama yapıyoruz. Son derece basit, zaman almayan tarama yöntemleridir. Vatandaşlarımızı sağlıklı yaşam merkezlerine, toplum sağlığı merkezlerine ve hastanelerimize davet ediyoruz. Her zaman diyorum, kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun" dedi. Etkinliğe Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Yalçın Güzelel, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rumeysa Doğruyol ve sağlık çalışanları katıldı.
Uzmanı açıkladı: "Erken teşhis hayat kurtarır"
15 Ekim 2025 Çarşamba - 14:23 Uzmanı açıkladı: "Erken teşhis hayat kurtarır" Sivas Numune Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Meriç Emre Bostancı, erken teşhisin meme kanseriyle mücadelede en kritik adım olduğunu belirtti. Dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri, erken teşhis edildiğinde tedavi başarısının en yüksek olduğu hastalıklar arasında yer alıyor. Ekim ayı, her yıl olduğu gibi bu yıl da ’Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Sivas Numune Hastanesi Cerrahi Onkoloji Uzmanı ve Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Meriç Emre Bostancı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada erken teşhisin meme kanseriyle mücadelede en kritik adım olduğunu belirtti. Bostancı, insanlarda kanser bilincinin oluşturulmasının önemine vurgu yaparak, "1990’lı yılların başında pembe kurdele sembolü farkındalık kampanyalarında kullanılmaya başlandı ve zamanla dünya çapında meme kanseri farkındalığının simgesi haline geldi. Günümüzde ekim ayı boyunca düzenlenen etkinlikler, milyonlarca insanı bir araya getirerek meme kanseri bilinci oluşturmayı ve tarama testlerine erişimi artırmayı amaçlamaktadır" dedi. "Erken tanı tedavi şansın artırır" Bostancı, erken teşhisin hayat kurtardığını belirterek, "Bu farkındalık ayı kapsamında kendinize ayıracağınız küçük bir zaman dilimi, meme kanserinin erken teşhisi için büyük bir fark oluşturabilir. Hayat kurtaran bir dokunuş, meme kanseriyle mücadelenin en kritik adımlarından biridir. Meme kanserinde erken tanı, hastalığın tedavi başarısını önemli ölçüde artıran kritik bir faktördür. Erken evrede tespit edilen meme kanseri, henüz çevre dokulara ve vücudun diğer bölgelerine yayılmadığı için tam tedavi olma şansı çok yüksektir. Aynı zamanda daha hafif tedaviler mümkün olabilmekte ve hastanın yaşam kalitesi artmaktadır. Erken tanı, mamografi ve düzenli doktor kontrolleriyle mümkündür. Özellikle 40 yaş üstü kadınların düzenli olarak meme kanseri taramalarını yaptırması, meme kanserinin erken evrede tespit edilmesinde büyük rol oynar. Kendi kendine yapılan meme muayeneleri de meme dokusundaki değişiklikleri fark etmeye yardımcı olabilir. Erken tanı ve tedavi şansını artırır ve hastanın iyileşme sürecini hızlandırır. Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır, bu yüzden kendinize değer verin ve düzenli kontrolleri ihmal etmeyin" dedi.