Son Dakika
|
Aslı Baş’ın ölümünde Yargıtay’ın kararı bozması sonrası yeni gelişme
AB’nin Giriş-Çıkış Sistemi Schengen bölgesinin tamamında uygulamaya girdi
Pezeşkiyan: "Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz"
Küçükçekmece’de İETT otobüsünden inen yolcuya motosiklet çarptı
Mersin’in Yenişehir Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu:
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
İsrail'in 8 Nisan'daki Lübnan saldırısında can kaybı 357'ye yükseldi
Hyeon-gyu Oh ligde 6 gole ulaştı
Sanchez: "Lübnan’da yeni bir ‘Gazze’ yaşanmasına izin vermeyelim"
Öğretmenleri taşıyan servis ile otomobil çarpıştı: 1 ölü, 10 yaralı
Eski Bakan John Kerry’den çarpıcı itiraf!
Mircea Lucescu son yolculuğuna uğurlandı
Barış Alper Yılmaz’ın Galatasaray’da 200. maç heyecanı
SAĞLIK
Selçuk Tıp’ta dört kritik birimin kapasite ve konforu artırıldı
10 Nisan 2026 Cuma - 18:44:10
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmak ve hasta memnuniyetini en üst seviyeye taşımak amacıyla gerçekleştirdiği revizyon çalışmalarını tamamladı. Bu kapsamda Tıbbi Onkoloji, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniği ve Günübirlik Tedavi Ünitesi ile Kan Alma Birimi modernize edilerek ileri teknolojik altyapı ve artırılmış kapasiteyle hizmete sunuldu. Bölgenin sağlık üssü konumunda bulunan Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 4 biriminde poliklinik ve hizmet alanları yenileme çalışmalarıyla modern, fonksiyonel ve hasta odaklı bir yapıya kavuşturuldu. En önemli adımlardan biri Onkoloji Polikliniğinde atıldı. Enfeksiyon kontrolü ve hasta güvenliği esas alınarak yeniden yapılandırılan Kemoterapi Uygulama Ünitesi 22’den 46’ya, poliklinik sayısı ise 6’ya yükseltildi. Günübirlik Servis, 18 yatak kapasitesiyle yeniden düzenlendi. Toplam 750 metrekarelik alanda yeniden yapılandırılan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniğinde egzersiz salonu, Pelvik Rehabilitasyon Ünitesi, EMG ve USG odaları yer alıyor. Ayrıca dil ve konuşma terapisi biriminde de iletişim ve yutma bozukluklarına yönelik bilimsel temelli tedaviler titizlikle uygulanıyor. Hastanenin yoğun hizmet alanlarından biri olan Kan Alma Birimi, 550 metrekarelik geniş bir alanda yeniden projelendirildi. Aynı anda 70 hastaya hizmet verebilen birimde 10 adet yetişkin kabini ile çocukların işlem sürecini daha stressiz geçirmesini hedefleyen 2 adet pediatrik kan alma kabini yer alıyor. Bu birimle entegre çalışan Transfüzyon Merkezi ise 200 metrekarelik alanında, kan ve kan ürünlerinin güvenli temini ile transferi süreçlerini uluslararası standartlara uygun bir şekilde sürdürüyor. Rektör Yılmaz: "Hedefimiz topluma en nitelikli ve güvenli sağlık hizmetini sunmak" Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz; üniversitenin eğitim ve araştırmadaki güçlü vizyonunu, sağlık hizmetleri alanında da kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı. Tıp Fakültesi Hastanesinin bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri olma sorumluluğuyla fiziki ve teknolojik altyapısını sürekli olarak güçlendirdiğini belirten Prof. Dr. Yılmaz, "Tamamlanan revizyon çalışmalarıyla birimlerde tedavi kapasitesinden hasta konforuna kadar geniş bir yelpazede hizmet kalitesini daha da yukarı taşıdık. Temel hedefimiz, köklü bilimsel birikimi modern tıbbın imkanlarıyla birleştirerek topluma en nitelikli ve güvenli sağlık hizmetini sunmaktır. Selçuk Üniversitesi, bölge halkı için güven veren bir sağlık üssü olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
10 Nisan 2026 Cuma - 17:42
Parkinsonla yaşamak
Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı. Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı. Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı. Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi. 1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, "Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz" dedi. Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, "Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor" diye konuştu. Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, "Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir" dedi. Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, "Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz" şeklinde konuştu. Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı. Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, "Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz" diye konuştu. Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, "Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız" dedi. Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.
10 Nisan 2026 Cuma - 17:11
Balıkesir'de Gönen hayvan pazarı kısa süreliğine kapatıldı
Balıkesir'in Gönen ilçesinde faaliyet gösteren hayvan pazarının ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığı bildirildi.
10 Nisan 2026 Cuma - 16:04
Parkinson’da erken tanı hayat değiştiriyor
Manisa Şehir Hastanesi’nde, Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, Parkinson hastalığının belirtileri ve erken tanının önemi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Manisa Şehir Hastanesi’nde Dünya Parkinson Hastalığı Günü dolayısıyla düzenlenen bilgilendirme etkinliğinde, Nöroloji Hekimi Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz vatandaşlara Parkinson hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Parkinson hastalığının, beyinde dopamin üreten hücrelerin zamanla azalmasıyla ortaya çıkan ilerleyici bir nörolojik hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, hastalığın en sık görülen belirtilerinin titreme, hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik ve denge problemleri olduğunu ifade etti. Hastalığın yalnızca bu belirtilerle sınırlı olmadığını vurgulayan Göz, "Uyku sorunları, depresyon ve koku kaybı gibi farklı belirtiler de Parkinson hastalığında görülebilmektedir." dedi. Parkinson hastalığının kesin bir tedavisi bulunmadığını ancak doğru tedavi ve destekleyici yaklaşımlarla hastalığın etkilerinin kontrol altına alınabildiğini belirten Göz, ilaç tedavileri, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemelerinin hastaların yaşam kalitesini artırdığını kaydetti. Erken tanı ve düzenli takibin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Zeynep Zerrin Göz, "Erken tanı, düzenli takip ve güçlü bir sosyal destek, Parkinson ile yaşayan bireylerin hayatında büyük fark oluşturur. Bugün, onların yanında olduğumuzu hissettirelim." ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Nisan 2026 Cuma- 10:38
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
2
10 Nisan 2026 Cuma- 10:29
Uzman uyardı: "Türkler Amerikalılar gibi yaşıyor, obezite artıyor"
3
08 Nisan 2026 Çarşamba- 16:06
Van’da sağlıkta yeni dönem
4
10 Nisan 2026 Cuma- 10:18
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
5
10 Nisan 2026 Cuma- 09:00
Bayburt TRSM’nin sunduğu hizmetler tanıtıldı
23 Ekim 2025 Perşembe - 09:24
Fedakâr babadan oğluna en anlamlı hediye: 9 yaşındaki oğluna böbreğini verdi.
Bursa Şehir Hastanesi’nde doğuştan genetik hastalığı nedeniyle 3 yıldır diyaliz tedavisi gören 9 yaşındaki İdo, babasının verdiği böbrekle hayata tutundu. Sağlık Bakanlığı öncülüğünde yürütülen organ nakil çalışmaları kapsamında Bursa Şehir Hastanesi’nde canlıdan canlıya pediatrik organ nakli gerçekleşti. Yabancı uyruklu İdo Alabdul Ghafour, genetik bir hastalık olan Jeune Sendromu ile doğduğundan beri mücadele ediyordu. 3 yıldır diyaliz alan İdo için doktorları nakil olması gerektiğini belirtti. Uygun donör çıkmayınca 32 yaşındaki babası Abdullah A. Ghafour, oğlunu yaşatmak için böbreğini bağışladı. Bursa Şehir Hastanesi’nde gerçekleşen operasyon ile babanın sol böbreği oğluna nakledildi. 1 haftalık tedavi sürecinin ardından minik İdo hastaneden sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Bursa Şehir Hastanesi’nde görevli Çocuk Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Erdoğan, İdo’ya gerçekleştirilen operasyonla ilgili yaptığı açıklamada, "Hastamız 9 yaşında erkek hasta. Doğuştan genetik bir hastalık olan Jeune Sendromu hastası. Bu yüzden 3 yıldır diyaliz programında. Yaklaşık 2 yıl hemodiyalizde kaldıktan sonra son 1 yıldır periton diyalizi programında izliyoruz. Tahmin edeceğiniz gibi oldukça zor süreçler ve maalesef hastanın bir kardeşi daha aynı sendromdan diyaliz tedavisi görüyor. Biz uzun süreden beri organ nakli için planlama yapıyoruz ama babası bu iş için gönüllü oldu. Böbreğini verdi ve sonrasında böbrek takıldı. Şu aşamada gayet iyi gözüküyor." şeklinde konuştu. Organ Bağışına Duyarlı Olalım Herkesin İdo gibi şanslı olmadığının altını çizen Prof. Dr. Erdoğan, "Bizim sırada çok bekleyen çocuk hastamız var. Bunlardan birçoğu maalesef organ vericisi olmayan hastalarımız. Dolayısıyla bizim en önemli mesajımız kadavra bağışı konusunda olmalı. Bu sağlanırsa böbrekler toprak altına gitmektense bu hastalara giderse hem onlar açısından hem diyalizlerin oldukça maliyetli işler olması sebebiyle ülkemiz açısından oldukça faydalı olur. Bu yüzden organ bağışı konusunda halkımızın çok bilinçli olması gerekiyor." dedi. Nakil operasyonunda görev alan Böbrek Nakli Birim Sorumlusu Üroloji Uzmanı Op. Dr. Serdar Geylan ise, "İki gün önce babasını taburcu etmiştik. Bugün de babası İdo’yu almaya geldi. Onun da taburculuğunu yapacağız. Öncelikle bu bir ekip işidir. Pediyatrik canlı vaka yapmak kolay iş değil. Bu işin içinde çok büyük bir emek var. Özverilerini esirgemeyen tüm ekibe teşekkürlerimi sunuyorum." diye konuştu.
23 Ekim 2025 Perşembe - 08:57
Hastanelerin 9 aylık hizmetleri değerlendirildi
Aydın’da kamu hastanelerinde 9 aylık süreçte verilen hizmetlere yönelik toplantı gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul başkanlığında, ilgili Hizmet Başkanları, Başkan Yardımcıları ve Kamu Hastaneleri Başhekimlerinin katılımıyla, kamu hastane hizmetlerinin 2024-2025 yılı 9 aylık hizmet süreçlerine yönelik değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda; servis ve yoğun bakım doluluk oranları, acil servis ve muayene oranları, genel sağlık hizmetlerinin işleyişi, ameliyat ve sezaryen verileri ile performans göstergeleri değerlendirilerek, il genelindeki sağlık tesislerinde yürütülen hizmetlerin etkinliğinin artırılması, hasta ve çalışan memnuniyetinin güçlendirilmesi ve hizmet kalitesinin sürekli iyileştirilmesi konuları ele alındı. Toplantı, sağlık tesislerinde yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi ve hizmet sunumuna ilişkin iyileştirme planlarının görüşülmesiyle sona erdi.
23 Ekim 2025 Perşembe - 08:51
Aydın Şehir Hastanesi’nde son hazırlıklar yapılıyor
Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, Kuyulu Mahallesi’nde yapımı devam eden Aydın Şehir Hastanesini ziyaret ederek, açılış öncesi yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. İl Sağlık Müdürü Şenkul, hastanenin poliklinik alanlarından ameliyathanelere, acil servisten görüntüleme birimlerine kadar birçok bölümü gezerek son düzenlemeler hakkında yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı. Devam eden hazırlıkların hızla tamamlanması için teknik ve idari ekiplerle gerekli değerlendirmelerde bulundu.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 21:34
Malatya’da kestiği ağaç üzerine devrilen bir kişi hayatını kaybetti
Malatya’nın Akçadağ ilçesinde bahçesinde ağaç kesen bir kişi devrilen ağacın altında kalarak hayatını kaybetti. Olay, gündüz saatlerinde Akçadağ ilçesine bağlı Kozluca Mahallesi Beşirler mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 62 yaşındaki Ali Bayrak, kendisine ait bahçede ağaç kesimi yaptığı sırada devrilen ağacın altında kaldı. Durumu fark eden çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık, jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, Ali Bayrak’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Bayrak’ın cenazesi incelemelerin ardından Malatya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 17:09
Kırklareli’nde meme kanserine karşı bilgilendirme
Kırklareli’nde, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri çerçevesinde bir alışveriş merkezinde bilgilendirme yapıldı. Kurulan stantta, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı ekipleri tarafından vatandaşlara meme kanserine neden olabilecek risk faktörleri, erken teşhisin önemi ve tarama yöntemleri hakkında bilgi verildi. Ekipler, düzenli kontrollerin ve taramaların önemine dikkat çekerek, erken teşhisin meme kanserinde hayat kurtardığını vurguladı. Etkinlik boyunca bilgilendirici broşürler dağıtıldı ve vatandaşların soruları yanıtlandı.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 17:06
Toros Devlet Hastanesi, sağlık okuryazarlığına önem veriyor
Mersin Toros Devlet Hastanesi, toplumda sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik yürüttüğü çalışmalarla dikkat çekiyor. Bu kapsamda, hastane bünyesinde hazırlanan ’Toroslar’dan Gelen Sağlık’ programının moderatörü ve Hemodiyaliz Ünitesi Sorumlu Hekimi Dr. Ruhsar Uçar’a, katkılarından dolayı Başhekim Op. Dr. Özgür Ozan Karak tarafından teşekkür belgesi takdim edildi. 2025 yılı Şubat ayında yayın hayatına başlayan ’Toroslar’dan Gelen Sağlık’ programı, bu hafta 25’inci bölümüyle izleyiciyle buluşuyor. Toros Devlet Hastanesi ve Nil RTV iş birliğiyle hazırlanan program, Mersin İl Sağlık Müdürlüğü ve Mersin Valiliği’nin onayıyla yürütülüyor. Tamamen kamu yararı amacıyla, reklamsız ve maddi beklenti olmaksızın hazırlanan program, bu yönüyle Türkiye’de bir kamu hastanesi tarafından yürütülen önemli bir programı olma özelliği taşıyor. Programın temel amacı, toplumun sağlık okuryazarlığını artırarak erken teşhis ve tedavi bilincini güçlendirmek, kronik hastalıkların önüne geçmek, polikliniklerdeki yoğunluğu hafifletmek ve acil servislere gereksiz başvuruları azaltmak olarak öne çıkıyor. Ayrıca yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı konusunda farkındalık oluşturmak, doğru bilinen sağlık yanlışlarını bilimsel verilerle düzeltmek de programın hedefleri arasında yer alıyor. Dr. Ruhsar Uçar’ın moderatörlüğünde yayınlanan programda, alanında uzman hekimler ve sağlık profesyonelleriyle birlikte her hafta farklı bir sağlık teması ele alınıyor. Bilgiyi sade, anlaşılır ve bilimsel bir dille sunan program, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekiyor. Dr. Uçar, "Sağlık sadece hastalığın yokluğu değil, bilinçli bir yaşamın bütünüdür" anlayışıyla, koruyucu sağlık kültürünü toplumun her kesimine ulaştırmayı amaçladıklarını ifade etti. Toros Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Özgür Ozan Karak ise toplumun sağlık bilincinin artmasının sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, programa verdikleri destek için Mersin İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici’ye teşekkür etti.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 16:14
Aile Sağlığı Merkezleri’nde "Sigara Bırakma Polikliniği" dönemi başladı
Sağlık Bakanlığı’nın yönetmelik değişikliğiyle birlikte Aile Sağlığı Merkezleri’nde ’Sigara Bırakma Polikliniği’ dönemi başladı. Uygulamanın ilk örneği ise Ankara’da hayata geçirildi. Sağlık Bakanlığı’nın yönetmelik değişikliğiyle birlikte birinci basamak sağlık kuruluşlarında yeni bir dönem başladı. Vatandaşlar için artık Aile Sağlığı Merkezleri’nde ’Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmeti verilecek. Uygulamanın ilk örneği ise Ankara İlk Sağlık Müdürlüğü tarafından Sincan Abdurrahim Karakoç Eğitim Aile Sağlığı Merkezi’nde hayata geçirildi. Açılış konuşmalarıyla başlayan tören, tedavi amaçlı gelen ilk hastanın hekim ile görüşmesiyle sürdü. "400’e yakın ’Sigara Bırakma Poliklinik’ sayımızı şu an itibarıyla 850’ye çıkardık" Koruyucu sağlığın öncelikli hale gelmesiyle birlikte sigara konusunda heyecanlı adımlar atmaya başladıklarını belirten Demirkol, "Bu kapsamda 400’e yakın ’Sigara Bırakma Poliklinik’ sayımızı şu an itibarıyla 850’ye çıkardık. Bu yıl sonuna kadar da Türkiye’nin her noktasında poliklinik sayımızı bine çıkartmayı hedefliyoruz. Türkiye’de bin 300’e yakın gezici timimiz, yaklaşık 4 bine yakın personelimizle tüm kafelere, vatandaşlarımızın bir araya geldiği alanlara giderek tütünle mücadele konusunda kendilerine profesyonellerimiz tarafından bilgi veriliyor. Sadece ceza kesmeye gitmiyoruz. Aynı zamanda bu işle mücadeledeki sağlık okuryazarlığını artırmaya çalışıyoruz. Mobil Sigara Bırakma aracımız Türkiye’de şu an 225’e yaklaştı. Bir hekimimiz oluyor ve ortaya koyduğumuz kolaylıkla birlikte timlerimiz vatandaşlarımıza sigaranın sıkıntıları ve bırakmayla ilgili yaptığımız hizmetleri anlatırken artık polikliniğimize gelin demiyorlar. Sigara içen vatandaşlarımızın aslında zihnindeki bahaneleri ortadan kaldırıyor. Ankara’da ilk örneğini başlattığımız, tüm Türkiye’de uygulattığımız yaklaşık bin 500’e yakın kurumumuzda yerinde sigara bırakma hizmeti veriyoruz" diye konuştu. "Ankara’da toplamda 58 tane Sigara Bırakma Polikliniğimiz mevcut" Kurtcebe, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Ankara’da toplamda 460 tane Aile Sağlığı Merkezimiz, bin 900’ün üzerinde birimle ve aile hekimimizle hizmet vermekteyiz. Bunlardan da bir kısmı Eğitim Aile Sağlığı Merkezi şeklinde yapılanmış durumda. Bu merkezlerin farkı hem bir eğitim yuvası olması hem de vatandaşlarımıza aile sağlığı hizmetlerinin sunulmasıdır. Cumhurbaşkanımız önderliğinde, Bakanımız Memişoğlu’nun önderliğinde koruyan, geliştiren, üreten sağlık modeliyle birlikte sağlıklı Türkiye vizyonu kapsamında Bakanlığımızın yeni uygulamaları var. Bağımlılıkla mücadelede bizim önem verdiğimiz hususlardan biri. Bunu da ilk polikliniğimizi açarak gerçekleştiriyoruz. Ankara’da toplamda 58 tane Sigara Bırakma Polikliniğimiz mevcut. 13 tane de yerinde bırakma dediğimiz danışmanlık merkezlerimiz mevcut." "Tek bir kurummuş gibi halkımıza daha iyi bir hizmet götürmenin kaygısı içerisindeyiz" Belediye olarak güzel işlere vesile olmaktan çok mutlu olduğunu ifade eden Ercan, "Sincan çok hızlı büyüyen bir ilçe. Yıllık nüfus artışı 25 bin civarında. Ankara’nın en hızlı büyüyen bölgesi. Gündüz nüfusu 800-900 binlere ulaşan bir ilçe. Birlikte omuz omuza tek bir kurummuş gibi halkımıza daha iyi bir hizmet götürmenin derdi ve kaygısı içerisindeyiz. Burayı ilk açarken bu noktaya gelinceye kadar 40 bin kişinin hizmet almış olması, 6 bin 500 kayıtlı hasta rezervinin olması ve sayısız doktorların yetişmesi, Sigara Bırakma Polikliniği’nin açılıyor olması beni çok mutlu etti" ifadelerini kullandı. Tören sonunda protokol üyeleri hekimlerle birlikte aile fotoğrafı çekildi. Açılış törenine Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 15:16
Nakilden önce ’Ölüme gidiyorsun’ diyenlere aldırmadı şimdi torunlarına bakıyor
Antalya’da 1994 yılında anne olduktan kısa süre sonra kalp yetmezliği tanısı alan Hamide Akman, 1998 yazında 24 yaşındaki bir donörden alınan kalbin nakledilmesiyle yeniden hayata tutundu. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin ilk kalp nakilli hastası olarak 28’inci yılına giren Akman, "Herkes dedi ki sen ölüme gidiyorsun İyi ki de nakil olmuşum. İyi ki de şansımı denemişim. 28 yıldır çok güzel bir hayat yaşıyorum" dedi. Prof. Dr. Ömer Bayezid ise "Organ bağışı bir hayat bağışıdır. Bilinen maddi değerlerle bedeli ölçülemez" ifadelerini kullandı. Hamide Akman, 1994 yılında kalp hastası olduğunu bilmeden hamile kaldı. Kızını dünyaya getirdikten kısa süre sonra halsizlik, bitkinlik ve kilo kaybı yaşamaya başladı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne başvuran Akman’a yapılan muayenelerin ardından kalp yetmezliği teşhisi konuldu. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bayezid’in yönlendirmesiyle kalp nakli listesine alındı ve uygun donör beklemeye başladı. ‘İyi ki de nakil olmuşum’ Akman, 1998 yılının yazında, beyin ölümü gerçekleşen 24 yaşındaki bir kadından alınan kalbin Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibi tarafından kendisine başarıyla nakledilmesiyle hayata tutundu. O günleri şöyle anlattı: "Ben 1994 yılında anne oldum. Anne olduğumda öğrendik bu kalp yetmezliğini. Uzun bir süre teşhis konamadı. Bayağı bir süreç yaşadık. Sonra Ömer Bayezid hocayla tanıştık. Hocam nakil teşhisi koydu. İki yılda onunla çalıştık. Ondan sonra nakil sırasına, listesine girdim. Çok kısa bir sürede nakil çıktı. Antalya’da ilk nakli ben oldum, hiç önümde olan yoktu. Herkes dedi ki sen ölüme gidiyorsun. Hani hiç olan var mı? Önünde hiçbir görebileceğin bir şey yok dediler. Dedim öyle de olsa böyle de olsa benim sonum ölüm. Çünkü son günlerimi yaşıyordum. Çok kötüydüm. 43 kiloyla ameliyata girdim ben. İyi ki de nakil olmuşum. İyi ki de şansımı denemişim. 28 yıldır çok güzel bir hayat yaşıyorum." Bir haftada gelen donör Akman, nakil sonrası değişimi ve ailesiyle geçen yılları şu sözlerle aktardı: "Nakil olduğumda çocuğum çok küçüktü, 4 yaşındaydı. Çocuğumu büyüttüm, okuttum, evlendirdim. Şimdi çocuklarına bakıyorum, torunlarıma bakıyorum. Tabii ki torunlarım benim moral kaynağım. Cuma günü nakil sırasına girdim. Ertesi hafta Cuma akşamına oradan nakil çıktı. Ailemin bile gönlü yoktu. Sen ölüme gidiyorsun dediler, hiç olan var mı önünde dediler. Dedim ben öyle de olsa, böyle de olsa sonum ölüm. Ben şansımı deneyeceğim dedim. Ve en büyük destekçim de eşimdir. Çok güzel hayatlar yaşadık. İyi ki de girmişim.Doktorlarım her zaman bana çok iyi moral verdi. Hocam dedi ki, "önce Allah, sonra biz kızım, İnşallah çok iyi olacaksın." Dediği gibi de çok iyi oldum. Hiçbir sıkıntı yaşamadık. Sürekli anjiyolarıma, biyopsilerime, tedavime her zaman dört dörtlük uydum. Ve çok şükür bugüne de geldim. Hiçbir sıkıntım yok. Normal bir insandan daha sağlıklıyım ben şu an da. Normal bir hayat sürüyorum. Sadece ilaçlarımı düzenli alıyorum, diyetime dikkat ediyorum. Sterilliğe dikkat ediyorum. Başka bir şey yok." ‘Organ bağışı bir hayat bağışıdır’ Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ömer Bayezid, Akman’ın tıbbi öyküsünü ve organ bağışının önemini şöyle anlattı: "Hamide Peripartum kardiyomiyopati (PPKM), dediğimiz bir kalp yetmezliği hastası. O yıllarda hızla ilerleyen hastalık. Son dönem kalp yetmezliğine gelince Sağlık Bakanlığı’na, organ bekleme lisesine alındı. Kısa sürede uygun bir kalp çıktı kendisine. 24 yaşında bir genç kızın kalbi takıldı. Onunla sağlıklı, konforlu bir hayat sürdü. Yani uzun yaşamak kadar kaliteli de yaşayabiliyor bu hastalar, organ naklinin önemini anlatmak çok önemli. Çünkü organ naklinin önemini anlaşılınca bağışlanan organ sayısı da artacak." Prof. Dr. Ömer Bayezid, Hamide Akman’ın yalnızca başarılı bir operasyonun değil, Türkiye’de kalp nakli alanında toplumsal farkındalığın da sembolü olduğunu vurguladı. Bayezid, "Hamide, bekleyen hastalar için çok iyi bir örnek oldu. Ameliyat sonrası özellikle erken dönemde morali bozuk olan hastalarla kendi isteğiyle görüşür, onları rahatlatır. Bizim için bu ameliyat sadece tıbbi bir başarı değil, aynı zamanda umut hikayesidir" dedi. Kalp nakli için bin 540 kişi sırada bekliyor Türkiye’de bin 540 kişinin kalp nakli bekleme listesinde bulunduğunu belirten Bayezid, bunlardan 370’inin Akdeniz Üniversitesi bünyesinde takip edildiğini söyledi. Bayezid, "Kalp nakli bekleyen hastaların dörtte biri bizim listemizde. Organ bağışını bu nedenle özellikle vurgulamak gerekiyor. Çünkü organ bağışı bir hayat bağışıdır. Bilinen maddi değerlerle bedeli ölçülemez. Bir vericiden alınan organlar sayesinde 6-7 hasta yaşama, hatta görme şansına kavuşabiliyor" diye konuştu. ‘Toplumsal bilincin gelişmesi gerekiyor’ Organ bağışı konusunda kamuoyunda doğru bilgilendirme yapılmasının önemine değinen Prof. Bayezid, "Toplumda bir sosyal bilincin oluşması gerekiyor. Beyin ölümünün ne olduğunu bilmeliyiz. Çünkü beyin ölümü gerçekleşen bir hasta asla geri dönmez. Beyin sapı fonksiyonlarını yitirmiştir, solunumu ve refleksi yoktur" ifadelerini kullandı. Kalp naklinin diğer organ nakillerine kıyasla daha karmaşık bir süreç olduğunu hatırlatan Bayezid, "Organ bağışı yapılan kişilerin yalnızca dörtte birinde kalp kullanılabiliyor. Çünkü kalp, en hassas organdır; zedelenmemesi, resüsitasyon uygulanmamış olması gerekir. Bu yüzden diğer organlara göre daha az nakil yapılabiliyor" dedi. Türkiye’de modern kalp naklinin öncüsü Prof. Dr. Ömer Bayezid, Türkiye’de modern kalp nakli uygulamasının geçmişine de değinerek, "1988 yılında Cambridge’de Papworth Hastanesi’nde altı ay süreyle kalp nakli eğitimi aldım. Türkiye’de o dönemde Kemal Bayazıt ve Siyami Ersek tarafından iki nakil yapılmıştı ancak hastalar yoğun bakım sürecinde kaybedildi. Biz modern anlamda kalp transplantasyonunu Türkiye’ye getirdik. Cevat Yakut Hoca’yla birlikte ülkemizin ilk başarılı kalp naklini gerçekleştirdik. O hasta uzun yıllar yaşadı. Ancak şu anda en uzun yaşayan hastamız Antalya’da, Hamide Hanım" ifadelerini kullandı.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 15:01
Ödemle baş etmenin etkili yolları
Vücutta şişkinlik, ağırlık hissi ve rahatsızlık oluşturan ödemle doğru beslenme alışkanlıkları sayesinde baş etmek mümkün. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Elanur Yılmaz Akay, ödemin nedenleri ve çözüm yolları hakkında önemli bilgiler paylaştı. Toplumda sık görülen ödem probleminin, vücut dokularında fazla sıvı birikmesi sonucu ortaya çıktığını belirten Dyt. Akay, "Genellikle ayak bilekleri, bacaklar, eller ve yüz gibi bölgelerde görülen ödem; ciltte gerginlik, şişlik, bastırıldığında çukurlaşma ve hareket kısıtlılığı ile kendini gösterir" dedi. Ödemi tetikleyen nedenler Beslenme alışkanlıklarının ödem oluşumunda kritik rol oynadığını vurgulayan Akay, "Aşırı tuzlu yiyecekler, turşular, hazır soslar, cips, paketli ve işlenmiş gıdalar, gazlı içecekler, fazla karbonhidrat, alkol ve kafein ödemi tetikleyen başlıca etmenlerdir. Ayrıca uzun süre ayakta kalmak, hareketsizlik ve bazı ilaçlar da ödeme neden olabilir" diye konuştu. Doğal ödem atıcılar Ödemle mücadelede en etkili yöntemin yeterli su tüketimi olduğunu ifade eden Dyt. Akay, şu besinlerin ödem atmada destek sağladığını belirtti: "Kabak: Lifli yapısıyla sindirimi kolaylaştırır ve ödemi azaltır. Maydanoz: Doğal idrar söktürücü etkiye sahiptir. Ananas: Bromelain enzimi sayesinde iltihap ve ödemle savaşır. Kiraz sapı çayı: Geleneksel olarak ödem atıcı olarak bilinir. Salatalık ve yeşil çay: Antioksidan özellikleriyle ödemi hafifletir." Yaşam tarzı değişiklikleri şart Karbonhidrattan uzak durmak, düzenli uyku ve hafif egzersizlerin de ödemin azalmasına katkı sağladığını belirten Akay, "Günlük su tüketimi birincil öneme sahip. Kabak, maydanoz, ananas gibi doğal ürünler ödemi azaltmada yardımcıdır. Bu basit ama etkili adımlarla ödemle baş etmek mümkündür" diyerek herkesi bilinçli beslenmeye davet etti.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:52
Dünyada bir ilk: Pan-Hastalık Atlası
Bilim dünyasının en saygın ve etkili dergilerinden Science’ta yayımlanan uluslararası bir çalışma, tıp bilimine yeni bir yön kazandırarak insan sağlığını yalnızca hastalıklar üzerinden değil, moleküler bütünlük düzeyinde ele alıyor. Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Türkez’in araştırmacı olarak yer aldığı bu çalışma, "A Human Pan-Disease Blood Atlas of the Circulating Proteome" başlığıyla yayımlanarak bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Dünyada bir ilk: Pan-Hastalık Atlası Beş farklı ülkeden 46 kurumun katılımıyla yürütülen bu dev araştırma; İsveç’in Wellness, HDBA, BAMSE ve Uppsala-CAN kohortları ile İngiltere merkezli Pharma Proteomics Project kohortlarına ait veriler kullanılarak gerçekleştirildi. Prof. Dr. Hasan Türkez, araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: "Bu çalışma, bugüne kadar dağınık biçimde yürütülen biyobelirteç araştırmalarını tek bir çatı altında toplayarak ‘pan-hastalık atlası’ yaklaşımını ortaya koymaktadır. Bu yönüyle, insan sağlığının moleküler düzeyde bütüncül biçimde anlaşılmasına yönelik dünya çapında bir ilk niteliği taşımaktadır. Atatürk Üniversitesi olarak, bu denli güçlü uluslararası iş birliklerinde ülkemizi temsil etmekten büyük bir gurur duyuyoruz." Atatürk Üniversitesi adresli yüksek etki değerli yeni çalışmalar yolda Science dergisinde elde edilen bu başarıyı, Atatürk Üniversitesi bünyesinde yürütülen yeni araştırmalar takip ediyor. Prof. Dr. Hasan Türkez, devam eden projelere ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Tıp Fakültemizin farklı uzmanlık alanlarından öğretim üyelerimizin yer aldığı geniş bir araştırma ekibiyle, insan sağlığını moleküler düzeyde anlamaya yönelik kapsamlı kohort çalışmalarını tamamlamak üzereyiz. Bu çalışmalar; genom, transkriptom, proteom, metabolom ve metagenom gibi çok katmanlı biyolojik verilerin üretimini ve analizini kapsayacak. Yakın zamanda tamamlanacak bu dev projelerimiz, hem Türkiye’nin hem de insanlığın sağlık bilimlerindeki ilerlemesine katkı sunacak ve Atatürk Üniversitesi adresli, yüksek etki değerli dergilerde yayımlanacak özgün bilimsel makalelere dönüşecektir." Rektör Hacımüftüoğlu: "Atatürk Üniversitesi, küresel bilim ekosisteminde etkin bir güç" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, bu önemli başarıya ilişkin yaptığı değerlendirmede: "Üniversitemizin, dünyanın önde gelen bilim kurumlarıyla aynı platformda yer alması, bilgi üretiminde ulaştığımız seviyeyi açıkça ortaya koymaktadır. Prof. Dr. Hasan Türkez hocamızın Science dergisindeki katkısı, Atatürk Üniversitesinin sadece ulusal değil, küresel bilim ekosisteminde de etkin bir aktör haline geldiğinin somut bir göstergesidir. Yakında tamamlanacak yeni moleküler tıp projeleriyle, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonuna katkı sağlayacak öncü bilimsel çıktılar üretilecektir. Bu başarı, Atatürk Üniversitesi’nin sağlık bilimleri, biyoteknoloji ve bireysel tıp alanlarındaki uluslararası görünürlüğünü, iş birliği kapasitesini ve akademik liderliğini daha da güçlendirmiştir" ifadelerini kullandı.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:20
Uygunsuz kontakt lens kullanımına dikkat: "Acılar içinde göz kaybedilebilir"
Gözlüğe alternatif olmasının yanı sıra estetik sebeplerle de kullanılan kontakt lenslere ilişkin konuşan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakmak, "Çok sayıda hasta başvuruyor, mikrobik durumlar gelişenlerin çok çok büyük bir kısmında kötü bir lens kullanım hikayesi mevcut. Gözün mikroptan delindiği durumlarla karşılaşabiliyoruz. Doktor tavsiyesi olmadan piyasada el altı olarak tabir edeceğimiz şekilde alınmış renkli kontakt lenslerin takıldığı ve uzun süre gözde kaldığı durumlarla çok karşılaşıyoruz. Bu durumlar gerçekten göz sağlığını tehdit eder, düşük bir ihtimaldir ama insanın acılar içinde gözünü kaybetmesi olabilir. Mutlaka doktor gözetiminde kullanmalarını tavsiye ediyoruz" dedi.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:13
Bursa surlarında ‘Meme kanseri’ farkındalığı
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla Cumhuriyet Caddesi’nde yürüyüş etkinliği düzenlendi. Yürüyüşün ardından şehrin merkezi noktalarından olan Tophane surlarına meme kanserinin simgesi olan dev ‘Pembe kurdele’ asıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde yürütülen 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte Cumhuriyet Caddesi’nden Zafer Meydanı’na doğru yoğun katılımla gerçekleşen bir yürüyüş yapıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Bandosu’nun marşlarıyla eşlik ettiği yürüyüşe; İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. İrfan Oğuz, Kamu Hastaneleri Başkanı Dr. Melike Savaş, sağlık çalışanları, sivil toplum kuruluşları, kanser dernekleri ve öğrenciler katıldı. Vatandaşların yoğun ilgiyle takip ettiği etkinlikte, lise öğrencileri ellerinde tuttuğu meme kanserinin simgesi olan dev ‘pembe kurdele’ ile cadde boyunca yürüyüşe eşlik etti. Yürüyüşün ardından Zafer Meydanı’nda konuşan Bursa Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. İrfan Oğuz, meme kanseri konusunda toplumsal bir bilinç oluşturabilmek adına etkinliği düzenlediklerini söyledi. Meme kanserinin kadınlarda kanser türlerinin içerisinde ölüm nedenlerinde ilk sıralarda geldiğini hatırlatan Dr. Oğuz, ‘Bu çerçevede bizler de geçen sene sağlıklı hayat merkezlerimiz ve ikinci basamak kuruluşlarımızda 276 binden fazla kişiye kanser taraması yaptık. Bunların arasında meme kanseri, kolorektal ve rahim ağzı kanseri olmak üzere, 210 kişide kanser erken dönemde teşhis edildi. İşin sadece mali boyutunu düşünsek bile bir kanser hastasını erken dönemde yakalamak hem hasta, hem devletimiz için birçok mali yükten kurtulmak demektir. Bunun yanında kanser hastalığının sosyal ve psikolojik kısımları da fazlasıyla yıpratıcı olmaktadır" diye konuştu. ‘Erken teşhis hayat kurtarır’ Bursa’da 13 adet Sağlıklı Hayat Merkezi olduğunu hatırlatan Dr. Oğuz, ‘Bunların 10 tanesinde mamografi cihazımız var, mamografi cihazlarımız ileri teknoloji ürünü cihazlar. Kolorektal ve rahim ağzı kanserlerinin de bu merkezlerimizde taramaları yapılabilmektedir. Kanser taramaları için MHRS üzerinden, aile hekimlerinden ya da sağlıklı hayat merkezini direkt arayarak başvurular oluşturulmaktadır. Erken teşhisin hayat kurtaracağını bir kez daha hatırlatıyor, vatandaşlarımızı bu merkezlerimize bekliyoruz" dedi. Tophane surlarına ‘Pembe kurdele’ asıldı Konuşmaların ardından sağlık çalışanları ve öğrenciler, meme kanserinin simgesi olan dev ‘pembe kurdeleyi’ Bursa’nın birçok noktasından görülebilecek olan Tophane surlarına astılar. ‘Pembe Kurdele’nin toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla ay sonuna kadar şehrin farklı noktalarında asılı kalacağı bilgisi verildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder