Son Dakika
|
Azerbaycan, İran'daki tüm diplomatik personelini geri çekiyor
İran, Kuveyt'te ABD üssünü hedef aldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni ile telefonda görüştü
Savaş sonrası İranlılar ülkelerine dönüyor
FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın ifadesi ortaya çıktı!
İran, Bahreyn'de otel ve 2 konutu hedef aldı
Bakan Gürlek'ten 'Umut Hakkı' açıklaması!
İran, Tel Aviv'i vurdu
İran Dışişleri Sözcüsü Bekayi: "ABD ve İsrail, sivil bölgeleri kasten hedef alıyor"
İran Kızılayı: "ABD ve İsrail, 636 ayrı noktada bin 332 saldırı düzenledi"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İran Sözcüsü Bekayi: "BM yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeli"
ABD ordusu: "İran’a ait 3 bini aşkın hedefi vurduk"
Trump, silah şirketlerinin yöneticileri ile bir araya geldi
Evinin balkonundan soba borusu çıkarttı: Komşular yangın ihbarında bulundu
İran ordusu, ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln’e gemisavar füze fırlattı
Beyaz Saray: "İran’a yönelik saldırıların hedeflerine 4 ila 6 hafta içinde ulaşılması bekleniyor"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çocuklarla iftarda buluştu
SAĞLIK
Yeşilay Eskişehir’de "Bağımlılıkla Mücadele" semineri yaptı
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:39:03
Yeşilay Eskişehir Şubesi tarafından düzenlenen "Bağımlılıkla Mücadele" semineri ve video gösterimi ile bağımlılığın zararları ve korunma yolları anlatıldı. Eskişehir’de bağımlılıkla mücadele çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda, Yeşilay Eskişehir Şubesi tarafından toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla bir eğitim programı gerçekleştirildi.
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:31
Tavşanlı’da Ramazan Şenliği Fuarında gıda denetimi
Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde kurulan Ramazan Şenliği Fuarı’nda gıda güvenliğini sağlamak amacıyla İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından denetim gerçekleştirildi. Fuar alanındaki seyyar tezgâh ve stantlarda yapılan kontrollerde hijyen kuralları, ürünlerin saklama şartları, etiket bilgileri ile son kullanma tarihleri incelendi. Yetkililer, vatandaşların güvenilir ve sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi amacıyla denetimlerin aralıksız devam edeceğini belirtti.
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:30
Acil servisler poliklinik gibi kullanılıyor, hasta yoğunluğu artıyor
Sivas Numune Hastanesi’nde görev yapan Acil Tıp Uzmanı Dr. Sedat Özbay, acil servislerin işleyiş ve kullanım detayları ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Acil durumları "hastanın hayatını tehlikeye atan, çok acil şekilde tıbbi müdahale gerektiren, tanı ve tedavisinde çok hızlı davranılması gereken durumlar" olarak tanımlayan Özbay, "Bu uzun süredir kamuoyunda lanse ediliyor. Biz de bütün platformlarda acil servislerin nasıl kullanılması gerektiğiyle ilgili, hangi durumlarda kullanılması gerektiğini deklare ediyoruz. Travmalar, kardiyovasküler yetmezlikler, ani bilinç kayıpları, göğüs ağrıları, kalp krizi gibi hayatı tehdit eden durumlarda hastaların acil servise başvurması gerekmektedir" dedi. "Gerçek acil vakaların hastaneye ulaşımı zorlaşmakta" Acil servislerin poliklinik gibi kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Özbay, "Maalesef acil servisler son zamanlarda normal poliklinik gibi kullanılmaya başlandığından dolayı acil servisteki hasta yükü artmakta ve gerçek acil vakaların hastaneye ulaşımı zorlaşmakta ya da acil servisteki hizmetlerinden faydalanma imkânı giderek azalmaktadır. Bu durum aynı zamanda acil serviste öngörülemez bir iş gücü artışına, bununla beraber tıbbi hatalara yol açma riskine, fiziksel olarak şiddete dönüşme potansiyeline ve dolayısıyla sağlık personeli ve hekimlerde tükenmişlik sendromuna neden olmaktadır" ifadelerine yer verdi. Sivas Numune Hastanesi’nde acil servise başvuran hastalara da değinen Özbay, "Artık rutine binmiş bir hasta skalamız var. Bu dönemde en sık tansiyon yükseklikleri, şeker düzensizlikleri ve bununla beraber iftar sonrasında aşırı yemeye bağlı hazımsızlık, karın ağrısı, ishal gibi gastrointestinal problemler karşımıza çıkmaktadır" ifadelerine yer verdi.
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:20
Türk Kızılay’dan iftar sonrası kan bağış daveti
Türk Kızılay, Ramazan ayında da hastanelerin kan ve kan ürünleri ihtiyacının kesintisiz karşılanabilmesi için vatandaşları iftar sonrasında kan bağışında bulunmaya davet ediyor. Ramazan boyunca iftar sonrası açık tutulacak kan bağışı noktaları ile gezici ekipler, bağışçıları meydanlarda, etkinlik alanlarında ve uygun noktalarda bekliyor. Türk Kızılay, Ramazan ayında dönemsel olarak azalan kan bağışlarının, hastanelerde devam eden ihtiyacı etkilememesi için vatandaşlara gönüllü kan bağışı çağrısında bulunuyor. Paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma ayı olan Ramazan’da yapılacak her kan bağışı, tedavi bekleyen hastalar için hayati önem taşıyor. Ramazan ayı süresince kan bağışı çalışmalarını yoğun şekilde sürdüren Türk Kızılay, vatandaşların bağışlarını daha kolay gerçekleştirebilmesi amacıyla iftar sonrasında da hizmet vermeye devam ediyor. "Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaç" anlayışıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, bağış noktaları iftar sonrası saatlerde açık tutulurken, gezici ekipler de çeşitli alanlarda vatandaşlarla buluşuyor. Ayrıca teravih namazı saatlerinde camilerde, belediyeler tarafından Ramazan ayına özel düzenlenen etkinliklerde ve meydanlarda gezici ekipleri aracılığıyla kan bağışı kabul ediyor. Böylece bağışçılara daha kolay erişim sağlanması ve Ramazan ayında kan bağışının sürekliliğinin korunması hedefleniyor. 2026 yılının ilk iki ayında 444 bin 702 ünite kan bağışı alındı Türk Kızılay, gönüllü kan bağışçılarının desteğiyle ülke genelinde bin 140 hastanenin günlük kan ve kan ürünleri ihtiyacını karşılamayı sürdürüyor. 2026 yılının ilk iki ayında ise 444 bin 702 ünite kan bağışı alındı. Ramazan ayı boyunca 4 bini aşkın uzman sağlık personeliyle sürdürülen çalışmalarla, bu hayati sistemin kesintisiz şekilde devam etmesi amaçlanıyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mart 2026 Cuma- 13:47
400 yataklı hastane yapımı için zemin etüt çalışmaları başladı
2
06 Mart 2026 Cuma- 12:17
Tıp Fakültesi öğrencilerinden hipertansiyon farkındalığı etkinliği
3
06 Mart 2026 Cuma- 11:08
Sağlıklı oruç için sahur atlanmamalı, iftar kontrollü yapılmalı
4
06 Mart 2026 Cuma- 09:49
Kanser hastalarının beslenmesine dair önemli uyarılar
5
06 Mart 2026 Cuma- 15:41
Van’da bir kadının karnından 35 santimetrelik dev kitle çıkarıldı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 09:40
4 yaşında felç geçirdi, 52 yıl sonra kolunu yeniden hareket ettirdi
Osmaniye’de, 4 yaşında geçirdiği çocuk felci nedeniyle sol omzunu 52 yıl boyunca hareket ettiremeyen 57 yaşındaki Nihal İyi, geçirdiği iki başarılı ameliyatın ardından kolunu yeniden oynatmanın sevincini yaşadı. Muğla’dan akraba ziyareti için Osmaniye’ye gelen Nihal İyi, yıllardır süren rahatsızlığına çare aramayı bırakmıştı. Tesadüfen yaşadığı bir diyalog ise hayatının dönüm noktası oldu. Eşarbını yere oturarak bağladığını gören akrabası, durumun nedenini sordu. Nihal İyi’nin yaşadıklarını anlatması üzerine kendisine Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel tavsiye edildi. Uzun yıllar umudunu yitirdiğini belirten Nihal İyi, "52 yıl geçmişti. Artık olmaz diye düşünüyordum. Ama doktor bey ‘Ben bunu yaparım’ deyince içimde yeniden bir umut doğdu" dedi. Kolumu 52 senedir hareket ettiremiyordum hiç umudum yoktu ama Kemal bey bana umut verdi diyen Nihal İyi, "Ben bu durumu 3,5-4 yaşından beri yaşıyorum. Yüksek ateşten dolayı çocuk felci geçirdim. Babam rahmetli, 10 yaşıma kadar beni götürmediği yer kalmadı. Ama gittiğimiz hiçbir yer sonuç vermedi. Doktor, babama kolumu dondurmayı teklif etti. Babam da kabul etmedi. Ondan sonra hayatım böyle devam etmeye başladı. Süreç bu şekilde ilerledi. Bir yere de varamadık. Ben buraya tesadüfen gezmeye geldim. Geçen sene annemi ziyarete Muğla’dan 10 günlüğüne gelmiştim. Teyzemin kızı, kuzenim, eşarbı yere oturarak bağladığımı görünce nedenini sordu. Ben de durumu anlattım. Böylece Kemal Bey’le tanışmama vesile oldu. Ama yine de ümidim yoktu. Çünkü aradan 52 sene geçmişti. Olmaz diye düşünüyordum. Kemal Bey "Ben bunu yaparım" deyince ister istemez içime bir umut doğdu." Diye konuştu. -"Kolumu ilk hareket ettirdiğimde ağladım" Kolumla daha önce yapamadığım hareketleri yaptığımda doktoruma gelip anlatıyorum diyen İyi, "İlk omuz nakil ameliyatı olduğumda, kolumu ilk kaldırdığım an o heyecanla ağlayarak doktorumun yanına gelmiştim. "Doktor bey, kolumu kaldırabiliyorum" demiştim. O sevinci, o anı hiç unutamam. Kolumdan iki defa ameliyat oldum. Fizik tedavisine gidiyorum. Bu süreç devam etmektedir. Yapabildiğim her yeni hareketi büyük bir sevinçle doktoruma göstermeye geliyorum. " ifadelerini kullandı. Hastamızın gözlerinde görmek, inanın bizi çok motive ediyor diyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel, "Nihal Hanım bize ilk başvurduğunda, polio sekeli nedeniyle sol kolunu oynatamadığını ve bu sürecin oldukça uzun zamandır devam ettiğini öğrendik. Bize geldiğinde 52 yıldır kolunu oynatmıyordu. Kendisiyle detaylı bir şekilde konuştuk. Ameliyatlarla bazı kazanımlar elde edebileceğimizi anlattık. O da sürece son derece pozitif yaklaştı. Bu sürecin sonunda, bir omuzdan bir de dirsekten olmak üzere farklı tendon transfer ameliyatları yaptık. Kendisi çok azimli bir hastaydı. Fizik tedavi sürecinde de bizi gerçekten çok iyi ve pozitif şekilde destekledi. Ameliyatlardan gördüğü faydayı en üst düzeye çıkardı. İlk kez omzunu hareket ettirdiğinde buraya ağlayarak gelmesi ve 52 yıl sonra omzunda bir hareketi görmüş olması bizim için çok anlamlıydı. Belki birçok kişi bunu yeterli görmeyebilir. Ama 52-53 yıldır kolunu oynatamayan bir insanın yerine kendimizi koyduğumuzda; elini ağzına götürebilmek, başına götürebilmek, eşarbını kendi başına bağlayabilmek ve o mutluluğu hastamızın gözlerinde görmek, inanın bizi çok motive ediyor. Yeni hastalar için, onlara katkı sağlayabilmek adına bizi ileri derecede motive ediyor."
22 Şubat 2026 Pazar - 13:17
Manisa’da hasta nakil filosuna hayırsever desteği
Manisa Büyükşehir Belediyesi, acil müdahale gerektirmeyen hastalar için sunduğu ücretsiz hasta nakil ambulansı hizmetini hayırseverlerin desteğiyle büyütüyor. Yeni hibe edilen araçlarla ambulans sayısını 3’e çıkaran Büyükşehir, 2026 yılında 17 ilçede daha hızlı ve kapsamlı hizmet sunmayı hedefliyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda sağlık alanındaki yatırımlarını sürdürüyor. Özellikle hareket kabiliyeti kısıtlı vatandaşların evlerinden hastaneye, hastaneden tekrar evlerine güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlayan hasta nakil ambulansı hizmeti, filoya katılan yeni araçlarla daha geniş kitlelere ulaşıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında, 17 ilçede vatandaşların hayatını kolaylaştıran örnek bir hizmet modeli ortaya konuldu. "Büyük bir kolaylık sağlandı" Hizmetten yararlanan hasta yakını Dilber Yücel, sağlanan desteğin kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek, "Eskiden hastamızı sandalyesiyle indirip bindirmekte çok zorlanıyorduk, dışarıdan yardım bekliyorduk. Şimdi ekipler gelip odasından alıyor, hastaneye götürüp tekrar eve bırakıyor. Bu hizmetten çok memnunuz; Allah razı olsun. Besim Başkanımıza çok teşekkür ederiz." dedi. "Tek ambulansla 1280 nakil yapıldı" Sağlık Hizmetleri Şube Müdürü Ahmet Müştak Aydın ise 2025 yılında tek bir ambulansla 1.280 nakil gerçekleştirdiklerini belirterek, hayırsever vatandaşların bağışlarıyla araç sayısının 3’e yükseldiğini ifade etti. Aydın, "Başkanımız Besim Dutlulu’nun vizyonu doğrultusunda 2026 yılında genişleyen filomuzla hizmet kapasitemizi ve kalitemizi daha da artıracağız. Vatandaşlarımız 444 99 45 Çözüm Merkezi ya da manisa.bel.tr adresi üzerinden başvuruda bulunabilir. 17 ilçemizde aktif olarak hizmet veriyoruz." diye konuştu. Aydın, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz hasta nakil hizmetinin, özellikle yaşlı, engelli ve yatağa bağımlı hastalar için önemli bir destek olmaya devam edeceğinin altını çizdi.
22 Şubat 2026 Pazar - 12:03
Ramazan ayı, ağız bakımında alışkanlıkları güçlendirme fırsatıdır
Ramazan ayında ağız bakımı hakkında merak edilenleri açıklayan Diş Hekimi Cevher Elif Öztürk, "Ramazan ayının ağız bakımını ihmal etme dönemi değil, sağlıklı alışkanlıkları güçlendirme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerekir" dedi. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni ve uzun süreli açlık, ağız ve diş sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Diş Hekimi Cevher Elif Öztürk, bu dönemde ağız hijyenine ekstra özen gösterilmesinin püf noktalarını sıraladı. Santral Klinik Diş Hekimi Öztürk, "Oruç sırasında tükürük salgısının azalması ağız kuruluğuna sebep olur. Bu durumla birlikte, ağız kokusunda değişiklik, diş çürükleri ve diş eti problemleri fark edilebilir. Ancak doğru bakım alışkanlıklarıyla bu risk ortadan kalkabilir" diye konuştu. Öztürk, Ramazan ayında ağız ve diş sağlığı için altın kuralları şu şekilde sıraladı; "Sahurdan sonra mutlaka dişler fırçalanmalı ve diş ipi kullanılmalı. İftardan sonra ağız hijyeni tekrar sağlanmalı. Şekerli ve yapışkan gıdalar tüketildikten sonra ağız çalkalanmalı. Gün içinde ağız kuruluğu için iftar-sahur arasında bol su içilmeli. Dil temizliği ihmal edilmemeli. Ağız gargaraları ve şekersiz sakızlar iftar sonrası ağız sağlığı için destek olabilir. Ancak en etkili yöntem düzenli ve doğru fırçalamadır." Ramazan’da diş tedavilerinin de ertelenmesine gerek olmadığını belirten Öztürk, "Birçok kişinin Ramazan ayı sebebiyle diş hekimi kontrollerini ertelemektedir. Ancak, iftar sonrası gereken müdahaleler yapılabilir. Ramazan ayının ağız bakımını ihmal etme dönemi değil, sağlıklı alışkanlıkları güçlendirme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerekir" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 11:53
Sağlık camiası iftarda buluştu
Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 17 ilçeyi kapsayan iftar programlarının ilki Yunusemre ilçesindeki Merkezefendi Devlet Hastanesinde başladı. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Ramazan ayı dolayısıyla il genelindeki 17 ilçeyi kapsayacak şekilde planlanan geleneksel iftar programlarının ilki, Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Sağlık yöneticileri ile personelin aynı sofrada buluştuğu programda birlik ve beraberlik mesajları verildi. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü, Ramazan ayının manevi atmosferini tüm teşkilatla birlikte yaşamak amacıyla kapsamlı bir iftar programı başlattı. İl genelindeki 17 ilçede düzenlenecek organizasyonların ilk durağı Merkezefendi Devlet Hastanesi oldu. Protokol ve personel aynı sofrada Hastane bahçesinde düzenlenen iftar programına Manisa İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Mehmet Fatih Zeren, Sağlık Müdürlüğü başkan ve başkan yardımcıları, hastane yöneticileri ile doktorundan hemşiresine, idari personelden destek hizmetlerine kadar çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Ezanın okunmasıyla birlikte oruçlar açılırken, sağlık çalışanları Ramazan bereketini aynı sofrada paylaşmanın mutluluğunu yaşadı. "Birlikteliğimiz en büyük gücümüz" Programda konuşan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Mehmet Fatih Zeren, sağlık teşkilatının her kademesinde görev yapan personelin büyük bir özveriyle çalıştığını belirterek, "Ramazan ayının huzurunu ve bereketini, gece gündüz demeden fedakârca görev yapan mesai arkadaşlarımızla paylaşmaktan onur duyuyoruz. 17 ilçemizin tamamında gerçekleştireceğimiz geleneksel iftar programlarımızın ilkini Merkezefendi Devlet Hastanemizde düzenledik. Bu birlik ve beraberlik, hizmet aşkımızı ve çalışma azmimizi daha da güçlendiriyor." ifadelerini kullandı. İftar programının Ramazan ayı boyunca diğer ilçelerde de devam edeceği bildirildi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:56
170 kilodan 95’e düşen genç: "Abur cuburdan kesinlikle uzak durun"
Eskişehir’de geçirdiği tüp mide operasyonu ve uyguladığı sıkı diyet sonrasında 170 kilodan 95 kiloya düşen 23 yaşındaki Umut Kaya Kamacı, abur cubur yediğine pişman olduğunu ve çocuklara da paketli gıdalardan uzak durmaları gerektiği konuda tavsiyelerde bulundu.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:46
Kalp krizi yaş dinlemiyor
Genç yaşta kalp ve damar hastalıklarından dolayı hastanelere başvuranların sayısı her geçen gün artıyor. Bu durumun genç yaşlara düşmesindeki en önemli sebebin, son yıllarda değişen yaşam alışkanlıkları olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Suat Büket, "Hastaların bir kısmı göğüs ağrısı ve kalp krizi geçirdikten sonra geliyor. Bir kısmının ailesinde koroner hastalık öyküsü var ya da lipit metabolizması bozukluğu, yani kan lipitlerinin yüksekliği bulunuyor. Bir kısmı ise asemptomatik olarak, yani hiçbir şikayeti olmadan geliyor. Bu sıklık eskiden yüzde 5’in altındaydı. Şu anda giderek artıyor ve yüzde 10-15’e doğru çıkmaya başladı. Özellikle çok genç yaşta olan hastalar da var. Sıklık giderek artıyor" diyerek uyardı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre kardiyovasküler hastalıklar, yılda 17,9 milyon kişinin ölümüne neden olarak tüm ölümlerin yüzde 32’sini oluşturuyor. Türkiye’de ise Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ölümlerin yaklaşık yüzde 36’sı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Öte yandan, bağımsız kuruluşlarca yapılan diğer araştırmalara göre de kalp krizi geçiren hastaların yaklaşık yüzde 20’sinin 40 yaş altı olduğu belirtilirken, son yıllarda genç yaş grubunda kalp hastalıklarında belirgin bir artış yaşandığına dikkat çekiyor. Bu artışta hem tanı yöntemlerindeki gelişmelerin hem de yaşam tarzı değişikliklerinin etkili olduğunu vurgulayan Medicana International İzmir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Suat Büket, genç yaş grubunda kalp ve damar hastalıklarında gözle görülür bir artış olduğunu ifade etti. "Genç hastalarda belirgin artış var" Prof. Dr. Suat Büket, ölüm nedenleri arasında kardiyovasküler hastalıkların ilk sırada yer aldığını, bunu kanser ve diğer onkolojik hastalıkların izlediğini belirterek, genç yaş grubunda kalp ve damar hastalıklarında gözle görülür bir artış olduğunu aktardı. Prof. Dr. Suat Büket, "Genç hastaların bir kısmı göğüs ağrısı veya kalp krizi sonrası sağlık kuruluşlarına başvururken; bir kısmında ailesel koroner arter hastalığı öyküsü ya da lipit metabolizması bozukluğu (kan yağlarının yüksekliği) bulunuyor. Dikkat çeken bir diğer nokta ise, hiçbir şikâyeti olmayan (asemptomatik) genç bireylerde de hastalığın tespit edilme oranının artması. Bu oranın geçmişte yüzde 5’in altında olduğu, günümüzde ise yüzde 10-15 seviyelerine yaklaştığı belirtiliyor" dedi. "En yaygın neden: Ateroskleroz" Prof. Dr. Suat Büket, damar sertliğinin (ateroskleroz) yalnızca kalp damarlarını değil; beyin, böbrek, bağırsak ve periferik damarları da etkileyebildiğini ifade ederek, "Ancak hem gençlerde hem de ileri yaş grubunda en sık tutulum koroner damarlarda görülüyor. Aterosklerozun doğumdan itibaren başlayabildiği, ancak uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiği ifade ediliyor. Hastalık çoğu zaman asemptomatik dönemde gelişiyor; ilerleyen aşamalarda göğüs ağrısı, eforla gelen yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkıyor ve ileri evrede komplikasyonlar görülebiliyor" açıklamasını yaptı. "Yaşam tarzı riskleri artırıyor" Gençlerde kardiyovasküler hastalıkların yaygınlaşmasında önemli rol oynayan faktörlerden birinin de değişen yaşam alışkanlıkları olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Suat Büket, "Fast food ve rafine gıda tüketiminin artması, hareketsiz yaşam tarzı, bilgisayar başında uzun süre geçirilmesi, sigara kullanımı, obezite, ailesel yatkınlık, lipit metabolizması bozuklukları gibi faktörler kalp ve damar sağlığını olumsuz etkiliyor" ifadelerini kullandı. Özellikle toksik maddelerin beslenme yoluyla vücuda alınmasının da kalp damar sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suat Büket, işlenmiş ve koruyucu içeren gıdalar, yüksek tuz ve doymuş yağ içeren besinler ile bazı kimyasal kalıntıların damar sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini aktardı. "Erken teşhis cerrahi ihtiyacını azaltabiliyor" Erken teşhisin ve düzenli kontrollerin cerrahi gereksinimi azaltabileceğini belirten Prof. Dr. Suat Büket, "Uygun hastalarda ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor veya kontrol altına alınabiliyor. Gerekli durumlarda ise invaziv kardiyolojik yöntemler ve minimal invaziv cerrahi teknikler sayesinde daha küçük kesilerle müdahale edilerek iyileşme süreci hızlandırılabiliyor" dedi. Öte yandan, ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan gençlerin bir kardiyoloji uzmanına başvurarak düzenli kontrol yaptırmalarında fayda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suat Büket genel risk durumuna göre yılda bir kez yapılacak kontrolün çoğu birey için yeterli olabileceğini dile getirdi. "Kalbiniz için alışkanlıklarınızı değiştirin" Gençlerin kalp ve damar hastalıklarından korunmak için dikkat etmesi gereken basit yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Suat Büket, kalp sağlığının yalnızca ileri yaşların sorunu olmadığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Suat Büket, "En önemli nokta; sağlıklı beslenmek, kilo almamak, düzenli egzersiz yapmak, sigara içmemek ve özellikle doğal olmayan, işlenmiş gıdalardan uzak durmaktır" ifadelerine yer verdi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:45
Sahura kalkmanın faydaları
Ramazan Ayında daha enerjik, sağlıklı, fit ve güçlü bağışıklık için doğru beslenme adımlarının büyük önem taşıdığını belirten Uzman Diyetisyen Veysel Ciğerli, dengeli beslenme yöntemleri hakkında ipuçları verdi. Yaş, cinsiyet ve günlük fiziksel aktivite oranına göre, kişilerin günlük alması gereken enerji, karbonhidrat, yağ ve protein oranları, her gün olduğu gibi Ramazan Ayında da değişmiyor. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Veysel Ciğerli, "Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmek için et, yumurta, kuru baklagiller, sebze-meyveler, süt ve süt ürünleri ile ekmek-tahıl grubu besinlerden yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor" dedi. Bu yıl yaklaşık 13 saatlik oruç tutulduğunu belirten Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Oruç tutma süresi, metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Bunun sonucunda, iftarda fazla yemek, aşırı kalori almaya dolayısıyla da vücutta yağ depolanmasına yol açar. Bu durumda da kilo almak kaçınılmaz olur. Ramazan ayında, şüphesiz en sevilen öğün iftardır. Fakat en önemli öğün sahurdur. Oruç tutanların mutlaka imsak vaktinden önce sahur yapması, sağlığın korunması için önemlidir. Sahur yapmadan tutulan oruç, bitkinlik, sinirlilik, baş dönmesi ve aşırı susama gibi sorunlara yol açabilir" diye konuştu. Sahurda protein ağırlıklı beslenmek gerektiğini vurgulayan Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, şu önerilerde bulundu; "Protein içeriği yüksek besinlerin tok tutucu özelliği vardır. Yumurta, süt,peynir, ceviz, az tuzlu zeytin ile birlikte hafif bir öğün tercih edilmeli veya çorba ile sebze yemekleri tüketilmelidir. Vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyveler sık tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, daha uzun süre tok kalmayı sağlayacaktır. Sahurda, en az 4 bardak su tüketilmelidir. Sahurda aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulmalıdır." Ramazanın, yemek kültürü açısından en bilinen özelliğinin sofralardaki çeşitlik olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, iftar için önerilerini şöyle aktardı; "Uzun süre açlık durumundan dolayı, iftar saatinde kan şekeri çok düşük seviyede olduğundan aşırı yemek tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan hatalardan biri; hızlı ve aşırı yemek tüketmektir. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanması, 15 dakika sonra az yağlı et yemeği veya sebze yemeği ile devam edilmesi uygundur. Beyaz ekmek, pirinç pilavı glisemik indeksi yüksek olan besinler yerine bulgur pilavı, tam tahıllı ekmek, kepekli makarna gibi posa yönünden zengin besinler tercih edilmelidir. Bu besinlerin yanında mutlaka protein ve kalsiyumdan zengin olan yoğurt veya ayran tüketilmelidir." İftar ve sahur arasındaki sürede beslenmeye önem vermenin, oruç tutulan saatlerde daha rahat olmayı sağladığını ifade eden Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Bu sebeple aşırı yağlı ve tuzlu besinler kesinlikle tüketilmemelidir. Bu besinler gün içinde daha çok susamaya ve su tüketilemedi için ödem ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Karbonhidrat açısından zengin hamur tatlıları, kurabiyeler, yağlı hamur işleri ve kızartmalar boş enerji alınmasına ve kısa sürede acıkmaya neden olur" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:40
Mezbaha kanıyla besleniyor, birçok hastalığa şifa oluyorlar
Son yıllarda birçok hastalığın tedavisinde şifasına başvurulan sülükler, kadınlar tarafından uzman gözetiminde yüz ve cilt bakımında tercih edilmeye başlanırken, Rusya başta olmak üzere birçok ülkede sülüklü cilt kremlerinin kullanımı giderek artıyor. Bursa’da sülük üretimi ve satışı yapan işletmenin sahibi Mustafa Çakmak, sülükle tedavinin sadece Türkiye değil dünya genelinde yayıldığını belirterek, özellikle Rusya başta olmak üzere ABD ve Almanya gibi birçok ülkede sülükle ilgili araştırmalar yapıldığını anlattı. Sülüklerin genellikle göl, sazlık gibi yerlerden toplandığını dile getiren Çakmak, bu canlıların dişi ve erkeğinin olmadığını, hepsinin birbiriyle çiftleşebildiğini aktardı. Kıl gibi neredeyse görünmeyecek ölçüde küçük olan yavruları belli bir boyuta ulaşması beslediklerini belirten Çakmak, şunlar söyledi: "Yavruları mezbahalardan aldığımız kanla besliyoruz. Bir ay arayla besliyoruz. 2-3 kez beslemeyle istenilen boyuta, yani tedavi için kullanılmaya uygun büyüklüğe ulaşıyor. Sülükler vücutta en sıcak yeri emmek isterler. O yüzden ilk ele aldığınızda parmak arasına yönelirler. Sülük, cilt hastalıklarında, varis, kangren, boyun ve bel fıtığı, göz hastalıkları gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde uzman eşliğinde kullanılıyor. Birçok doktor tedavilerine sülüğü de ekledi. İyi sonuçlar aldıklarını duyuyoruz." Kadınlar cilt güzelliğini sülükte arıyor Son yıllarda yüz ve cilt bakımında kadınların sülükleri tercih etmeye başladığını vurgulayan Çakmak, "Sivilce tedavisinde sülük kullanılıyor. Yüz güzelliğinde yine uzman desteğiyle sülükle ilerleyenler var. Bu konuda Rusya’da sülüklerden cilt bakım kremleri yapıldı. Türkiye’de de yapılmaya ve kullanılmaya başlandı." dedi. Sülüklerin sadece pis kanı emmediğine dikkati çeken Çakmak, "Tek şifası pis kanı emmesi değil sadece pis kanı emmez, temiz kanı da emiyorlar. Sülüğün verdiği şifa kanı emmesiyle ilgili değil salgı ve enzimleriyle ilgili. Salgı ve enzimlerinde şifası sülüğün. Bu enzimleri kullanarak kremler yapılıyor." diye konuştu. Varisli hastalar başlarını döndürüyor Çakmak, sülüklerin varisli hastaları çok sevdiğini belirterek, "Varis görünce adeta başları dönüyor. Varisli hastadan çok hızlı kan emiyorlar. Kısa sürede sülük 2-3 katı büyüklüğe ulaşabiliyor." ifadesini kullandı. Bir hastada kullanılan sülüğü tekrar geldiğe yere doğaya bıraktıklarını dile getiren Çakmak, "Tekrar doğal ortamına salınması önemli. Zaten bilinçsiz toplayıcılıktan ve duyduğumuz kadarıyla kaçakçılıktan sayıları azaldı. Doğada, kendi ortamlarında üreyip çoğalmaları önemli" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:15
Dikili Devlet Hastanesi 1 Mart itibarıyla hizmete açılıyor
İzmir Dikili’de 75 yataklı modern Dikili Devlet Hastanesi, diyaliz merkezi ve uzman kadrosuyla 1 Mart itibarıyla bölge halkına hizmet verecek. İzmir’in Dikili ilçesinde yapımı tamamlanan Dikili Devlet Hastanesi, modern tıbbi cihazları ve uzman sağlık kadrosuyla 1 Mart 2026 itibarıyla hizmete açılıyor. 75 yatak kapasitesine sahip olan hastane, bölge halkının sağlık hizmetlerine erişimini güçlendirmeyi hedefliyor. Hastane bünyesinde kurulan diyaliz merkezi, kronik böbrek hastaları için önemli bir tedavi kolaylığı sağlayacak. Tomografi cihazı ile teşhis süreçlerinin hızlanması ve başka hastanelere sevklerin azalması planlanıyor. Ayrıca yoğun bakım, fizik tedavi ve palyatif bakım üniteleri, Dikili ve çevresindeki vatandaşlara kesintisiz sağlık hizmeti sunacak. Ameliyathaneler, ortopedi ve diğer branşlar için son teknoloji cihazlarla donatıldı. Hastanenin açılmasıyla birlikte yeni branş hekim atamaları yapılacak ve hizmet kalitesi artırılacak. Yetkililer, Dikilili hemşehrilerin en kaliteli sağlık hizmetine ulaşmasını sağlamayı amaçladıklarını belirtti. Yetkililer ayrıca, hastanenin diyaliz ünitesi, yoğun bakım ve ameliyathanelerinin modern cihazlarla donatıldığına dikkat çekti. Ortopedi branşındaki uzman kadro ile ilçeye yeni bir sağlık merkezi kazandırıldığı ifade edildi. Hizmete girmesiyle birlikte Dikili ve çevresindeki vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimi güçlenecek ve ilçede medikal altyapı anlamında önemli bir eksiklik giderilmiş olacak. Hastane, modern cihazları, uzman kadrosu ve kapsamlı servisleriyle bölge halkına uzun vadeli ve güvenilir sağlık hizmeti sunmayı hedefliyor. Açılış sonrası yetkililer, hizmetin 7/24 devam edeceğini ve vatandaşların ihtiyaç duydukları branşlarda kolaylıkla erişim sağlayacağını duyurdu.
22 Şubat 2026 Pazar - 09:54
Geçmeyen öksürüğü için gitti, nadir hastalığını öğrendi, 4 ameliyat oldu
Geçmeyen öksürüğü nedeniyle doktora giden Alagöz’e dünya genelinde 35 binde bir görülen multiple endokrin neoplazi tip 2 tanısı konuldu.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 15:15
Bursa’da 110 bin hastaya evde sağlık hizmeti verildi
Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi tarafından, 2025 yılında 41 bin 924 hasta ile iletişime geçilerek sağlık durumlarının izlendiği ve 110 bin 286 ev ziyareti gerçekleştirildiğini belirtti. 2025 yılında yürütülen evde sağlık hizmetleri çalışmaları hakkında açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Çetin, evde sağlık hizmetlerinin ihtiyacı olan bireylere ev ortamında sosyal ve psikolojik danışmanlık hizmetlerini de kapsayacak şekilde muayene, tetkik, tahlil, pansuman, tedavi, tıbbi bakım gibi hizmetleri içerdiğini dile getirdi. Bursa’da 145 personel ve toplam 25 birim ile evde sağlık hizmeti verildiği bilgisini veren Çetin, "Koordinasyon Merkezi tarafından yürütülen tüm çalışmaların Sağlık Bakanlığı’nın genelge ve yönetmelikleri doğrultusunda planlanmaktadır. Bu kapsamda ekiplerimiz geride bıraktığımız yılda yoğun bir mesai sürdürdüler ve 110 bin 286 ev ziyareti gerçekleştirmeyi başardılar." dedi. Hastaların sağlık durumlarının Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon ekibi ve sahadaki ekipler tarafından telefon görüşmesi, görüntülü görüşme ve dijital sistemler kullanılarak değerlendirilmesini içeren Uzaktan Hasta Değerlendirme çalışmalarının da yürütüldüğünü vurgulayan Çetin, "Uzaktan hasta değerlendirme hizmetleri kapsamında; ekiplerimiz tarafından hastaların genel durumları izlenerek, gerekli yönlendirmeler yapıldı. Bu sayede hastaların sağlık ihtiyaçları, ilgili mevzuat çerçevesinde hızlı ve etkin şekilde karşılandı. 2025 yılı içerisinde 425 hasta, bu hizmetten faydalandı." şeklinde konuştu. 57 bin 200 e-rapor düzenlendi Sağlık Bakanlığı tarafından özellikle 80 yaş ve üzeri bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla yürütülen e-rapor yenileme hizmeti çalışmalarının da evde sağlık hizmetleri aracılığı ile titizlikle yürütüldüğünü dile getiren Çetin, "Uygulama sayesinde ileri yaş grubundaki vatandaşların sağlık kuruluşlarına başvuru zorunluluğu en aza indirildi. Hasta ve hasta yakınlarına önemli bir kolaylık sağlandı. Mevzuatın yayınlandığı Mayıs 2025 tarihinden bugüne kadar 57 bin 200 e-rapor talebi karşılandı." Hasta memnuniyeti yüzde 98 Sağlık Bakanlığı tarafından, her yıl hazırlanan Hasta/Hasta Yakını Memnuniyet Değerlendirme Anketi sonuçlarına göre, Bursa genelinde sunulan evde sağlık hizmetlerinden hasta/hasta yakını memnuniyet oranının yüzde 98 olarak resmi kayıtlara geçtiğinin altını çizen Çetin, "Anket sonuçlarından elde edilen yüksek memnuniyet oranı; Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı tarafından yürütülen planlı takip, etkin iletişim, mevzuata uygun hizmet anlayışı, hasta ve hasta yakını odaklı yaklaşımın etkinliğini göstermekte ve sahaya olumlu yansıdığını ortaya koymaktadır" dedi.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 14:39
Ambulans kazalarını önleme ve güvenli sürüş toplantısı
Muğla Sağlık İl Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça’nın başkanlığında, kurum yöneticilerinin katılımıyla; 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyon sorumluları ve ambulans sürücülerine yönelik "Ambulans Kazalarını Önleme ve Güvenli Sürüş" konulu değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Son dönemde meydana gelen ambulans kazalarına dikkat çekilerek, benzer olayların önüne geçilmesi amacıyla alınabilecek tedbirler ayrıntılı şekilde ele alındı. Çalışan ve hasta güvenliğini esas alan yaklaşım doğrultusunda; sürüş disiplininin artırılması, riskli durum analizlerinin yapılması ve önleyici uygulamaların sahada etkin şekilde hayata geçirilmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Bu kapsamda, Muğla genelinde Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitimi (ASGE) ile tüm ambulans sürücülerinin bu eğitime katılımının sağlanmasına yönelik planlama yapıldı. Eğitimlerle birlikte sahada standart uygulama birliğinin güçlendirilmesi ve güvenli sürüş kültürünün kurumsal bir refleks haline getirilmesi hedefleniyor. Toplantıda; ekiplerin sahada karşılaştığı risk faktörleri detaylı şekilde değerlendirilirken, güvenli sürüş teknikleri, acil vakalara müdahale sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar ve ekip-hasta güvenliğini en üst düzeye çıkaracak uygulamalar istişare edildi. Özellikle yoğun trafik, olumsuz hava şartları ve zaman baskısı altında yürütülen görevlerde dikkat, koordinasyon ve tecrübenin hayati önemi vurgulandı. Ayrıca, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu Karne Sistemi hakkında bilgilendirme yapıldı. Karne Sistemi 1 Ocak 2026 itibariyle başlatılmış olup, istasyonlar kalite, disiplin ve hizmet sunumu açısından puanlandırılmaya başlandı. Sistemle birlikte performans odaklı çalışma kültürünün güçlendirilmesi, kalite göstergelerinin düzenli takibi ve sürdürülebilir hizmet anlayışının pekiştirilmesi amaçlanıyor. Bu uygulama ile istasyonlar arasında kurumsal verimliliğin artırılması ve hizmet standartlarının daha da yükseltilmesi hedefleniyor. Muğla Sağlık İl Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, konuşmasında, "Göreve başladığımızdan bu yana, Sağlık Bakanlığı’nın destekleriyle ilimize kazandırılan 18 yeni sıfır ambulans ile ambulans filomuz önemli ölçüde güçlendirilmiş; acil sağlık hizmetlerimizin kapasitesi ve müdahale hızı artırılmıştır. Vatandaşlarımızın özellikle hastaneler arası sevk ve il dışı nakillerinde yeni ambulanslarımızla hizmet alması, hasta konforunu da önemli ölçüde artıracaktır" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder