POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur" 12 Mart 2026 Perşembe - 20:11:26 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Takdim Töreni’nde yaptığı konuşmada, "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur. Dolayısıyla bölgemizin bir ateş çemberine döndüğü bu zor günlerde Sayın Genel Sekreterin diplomasi ve diyalog çağrılarını bu bakımdan çok değerli bulduğumu vurgulamak istiyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda "BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Takdim Töreni"nde katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlik görevini tarafsızlık ve büyük bir ferasetle yürüten kıymetli dostum Sayın Antonio Guterres’i ülkemizde ağırlamanın memnuniyeti içindeyim. Sayın Guterres’in ülkemizi her ziyareti bizler için ayrı bir önem ve mana taşımıştır. Kendileri 2017’de Genel Sekreterlik görevini üstlenmesinin ardından ilk ikili ziyaretini yine Türkiye’ye gerçekleştirmiştir. Müteakip her ziyaretinde mültecilerin korunması, küresel adaletin tesisine dair projelerin uygulanması ve Ukrayna’daki savaş bağlamında mekik diplomasisine yaptığı çok değerli katkılara hep birlikte şahit olduk. Uluslararası barış ve güvenliğin tesisi için adeta sessiz çoğunluğun sesi olan değerli dostuma bu 6’ıncı ziyareti vesilesiyle Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı. "Bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz" Guterres’in hayatı boyunca birçok vazife üstlendiğini tüm vazifelerinde de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran birisi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten miras kalan ’yurtta sulh cihanda sulh’ ilkesini atılgan ve girişimci bir anlayışla yoğurarak dış politikamızın odağında tutmayı sürdürüyoruz. İnsanlığın ortak vicdanını, küresel dayanışma iradesini ve geleceğe yönelik umudunu temsil eden Birleşmiş Milletlerin kurucu değerlerinin 80 yıldır en güçlü destekçilerinden biriyiz. Başta bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz. Nerede bir acı varsa, dram, trajedi, gözyaşı varsa tüm gücümüzle onu dindirmeye çalışıyoruz. Burada değerli dostum Guterres’in hakkını özellikle teslim etmek isterim. Sayın Guterres, 9 yıldır büyük bir başarıyla icra ettiği bu önemli vazifeyi üstlenmeden önce de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran bir siyasetçiydi. Portekiz Başbakanı olarak ülkesinde refahın artmasına ve demokrasinin kökleşmesine eşsiz katkılar yapmış, yapıcı ve uzlaştırıcı siyaset tarzıyla halkının takdirini kazanmıştı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri olarak görev yaptığı 10 yıllık dönemde ise yerinden edilenlerin insanlık onuruna yakışır şekilde muamele görmeleri ve korunmaları yönünde üstün gayretler sarf etmişti. Sayın Guterres’in bu süreçteki vicdanlı ve kararlı liderliğinin kendisini Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine taşıyan merhaleyi teşkil ettiğine inanıyorum" diye konuştu. "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur" BM Genel Sekreteri Guterres’in görevi sırasında Türkiye’nin Birleşmiş Milletler çatısı altındaki katkılarını her alanda güçlendirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aradan geçen 10 yılda Sayın Genel Sekreterle gerek bölgemizde gerek dünyada barışı tehdit eden meseleler konusunda yakın diyalog içerisinde olduk. Bu istişare ve çabalarımızın bazen en zorlu şartlarda dahi sonuç verdiğini de memnuniyetle gördük. Sayın Guterres’le birlikte yoğun çaba sarf ettiğimiz Karadeniz Tahıl Girişimi bu sayede küresel bir gıda krizinin önüne geçmeyi başardık. Ukrayna’da barışın yeniden inşasına ve savaşın sonlandırılmasına yönelik çabalarda Birleşmiş Milletlerle yakın iş birliğimizi devam ettiriyoruz. Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur. Dolayısıyla bölgemizin bir ateş çemberine döndüğü bu zor günlerde Sayın Genel Sekreterin diplomasi ve diyalog çağrılarını bu bakımdan çok değerli bulduğumu vurgulamak istiyorum" ifadelerini kullandı. "Genel Sekreterin, çağımızın en büyük mezalimlerinden birinin yaşandığı Gazze’de sergilediği duruş her zaman övgüyle anılacaktır" Türkiye olarak coğrafyanın topyekun bir felakete sürükleme riski taşıyan İran merkezli şiddet sarmalının daha fazla büyümemesi için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Umutları kırmak, bizi mücadelemizden vazgeçirmek isteyenlere rağmen sabırla ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum; Sayın Genel Sekreterin, çağımızın en büyük mezalimlerinden birinin yaşandığı Gazze’de sergilediği duruş her zaman övgüyle anılacaktır. İnsanlık değerlerimizin sınandığı bu vahşet, özellikle bunun karşısında Sayın Genel Sekreter kendisinden beklenen ilkesel tavrı güçlü şekilde ortaya koymuş, Birleşmiş Milletler parametreleri temelinde iki devletli çözüm yönünde çalışma kararlılığında asla taviz vermemiştir. Sayın Guterres’in gönlünde müstesna bir yere sahip olan mültecilerin korunması ise yakın iş birliği içinde çalıştığımız bir başka alan olmuştur. Bunun da hiçbir zaman unutulmayacağını burada vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle asrın felaketinin ardından yaşadığımız zor günlerde bize dost elini uzatarak yaraların sarılmasına destek olan tüm Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na, Sayın Genel Sekreter’in şahsında tekrar teşekkür ediyorum" dedi. "Birleşmiş Milletler Evi projemizi hayata geçirmeye hazır haldeyiz" Genel Sekreter Guterres’in gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma hedefi için büyük bir özveriyle çalıştığına şahit olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu vesileyle kendilerinin bilhassa iklim değişikliğiyle mücadele alanında başlattığı girişimlerin önemini vurgulamak istiyorum. Türkiye olarak bu çalışmalara katkıda bulunma hedefiyle Kasım 2026’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 2017 yılında başlattığımız Sıfır Atık Projesi’nin küresel bir girişime dönüşmesini sağlayan, Birleşmiş Milletler sürecinde desteğini esirgemeyen ve Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nın ilk imzacılarından olan Sayın Guterres’e bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. İstanbul’u bir Birleşmiş Milletler merkezi haline getirme vizyonumuz doğrultusunda teşkilatın ofislerini aynı çatı altında toplayacak Birleşmiş Milletler Evi projemizi hayata geçirmeye hazır haldeyiz. Bu projenin Sayın Genel Sekreter’in Birleşmiş Milletler 80 girişimine de ulusal düzeyde önemli katkı sunacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Birleşmiş Milletleri daha kapsayıcı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yaşadığımız her hadise ve kriz ilk kez bundan 13 yıl önce dile getirdiğimiz dünya 5’ten büyüktür tespitimizin haklılığını teyit ediyor. Adalet olmadan dünyada kalkınma, barış, istikrar olmayacağına inanan bir lider olarak Birleşmiş Milletleri daha kapsayıcı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz. Sayın Genel Sekreter, şahsınıza ve liderlik ettiğiniz teşkilata yönelik karalama kampanyalarına rağmen Gazze başta olmak üzere insani krizlerin aşılması ve uluslararası barışın tesisi için ortaya koyduğunuz ilkeyi ve özverili çabalarınızın bu müstesna ödülümüzün ruhu, manası ve hedefleriyle fevkalade uyumlu olduğuna inanıyorum. Sizin nezdinizde dünyanın dört bir tarafında çetin şartlarda barış için fedakarca görev yapan Birleşmiş Milletler personelini selamlıyor, hayatını kaybeden Birleşmiş Milletler çalışanlarını saygıyla yad ediyorum. Şahsınıza tevcih ettiğimiz Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün Birleşmiş Milletler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu. "Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum" BM Genel Sekreteri Guterres, bu ödülün bölgede çok büyük ızdırapların yaşandığı bir döneme denk geldiğinin farkında olduğunu dile getirerek, "Çok kötü çatışmalar, giderek derinleşen jeopolitik bölünmeler var. Küresel iş birliğine güven azalıyor. Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, barışın soylu bir vizyonun ötesinde bir şey olduğunu bize gösteriyor. Barış bir toplanma çağrısıdır. Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum. Atatürk’ün toplumsal ilerlemeye, eşitliğe ve refaha kendini adamış olması, bu konudaki çalışmaları Birleşmiş Milletler misyonu içinde kendisini buluyor. Bu miras bugün Türk halkı aracılığıyla yaşamaya devam ediyor. Burada, mübarek ramazanda hepinizle birlikte olmak istedim. Birleşmiş Milletler ailesinde geçirdiğim 20 yıl boyunca hep bir ramazan geleneğim oldu. Şahsi olarak bir Müslüman topluma gittim ve iftar yaptım. Bu ziyaretler hem bana hem de dünyaya İslam’a gerçek ruhunu hatırlatan ziyaretler oldu; Merhamet, cemaat ve empati. Türk halkının olağanüstü ve yüce gönüllü ruhuna da dikkat çekmek için geldim. Gerçekten eşi benzeri görülmemiş bir yerinden etme durumunda Türkiye kapılarını açtı ve milyonlarca insan şiddetten Türkiye’ye kaçtı. Başka hiçbir ülkede insanlar bu kadar rahat ve güvenli bir şekilde sınırı geçmediler. Türkiye bu anlamda birinci sırada geliyor. Bölge bir kırılma noktasına gelmek üzere ve bunun sonuçları da tüm dünyada etkili oluyor. Güvensizlik, istikrarsızlık artıyor. En kırılgan olanlar da en çok acıyı çekiyor. Şiddetin azaltılması ve diyalog en iyi çıkış yolu olacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres’e ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etti. Törenin ardından iftar yemeğine geçildi.
12 Mart 2026 Perşembe - 19:22 MHP’li Ersoy, üniversite hastanelerindeki mali sorunları TBMM gündemine taşıdı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, üniversite hastanelerinde görev yapan 4/D statüsündeki sağlık çalışanlarının ikramiye ve mali haklarında yaşanan gecikmeler ile personel eksikliğini TBMM gündemine taşıdı. Milliyetçi Hareket Partisi Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, üniversite hastanelerinde görev yapan ve 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında taşeron sisteminden kadroya geçirilen 4/D statüsündeki sağlık çalışanlarının yaşadığı mali sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Ersoy, hazırladığı yazılı soru önergesi ile konuyu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e ileterek, üniversite hastanelerinde çalışan sağlık personelinin ikramiye ve geriye dönük ücret farklarının zamanında ödenmemesi nedeniyle yaşanan mağduriyetlere dikkat çekti. Üniversite hastanelerinin döner sermaye bütçelerinde yaşanan mali sıkıntıların çalışan ödemelerinde gecikmelere yol açtığını belirten Ersoy, bu durumun hem sağlık çalışanlarının hak kaybına neden olabileceğini hem de sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Söz konusu sorunların çözümü için gerekli adımların atılması gerektiğini vurgulayan Ersoy, üniversite hastanelerinin mali yapısının güçlendirilmesi ve personel ihtiyacının karşılanması konularında Bakanlığa çeşitli sorular yöneltti. Ersoy sosyal medyada yapmış olduğu paylaşımında şu ifadelere yer verdi; "Üniversite hastanelerinde görev yapan 4/D statüsündeki sağlık çalışanlarımızın ikramiye ve mali haklarının zamanında ödenmemesi ile yaşanan personel eksikliği konusunu hazırladığımız soru önergesi ile Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’e ilettik. Sağlık çalışanlarımızın emeğinin karşılığını zamanında alması ve üniversite hastanelerimizin hizmetlerini aksatmadan sürdürebilmesi için konunun takipçisi olacağız."
12 Mart 2026 Perşembe - 19:18 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Takdim Töreni’nde yaptığı konuşmada, "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur. Dolayısıyla bölgemizin bir ateş çemberine döndüğü bu zor günlerde Sayın Genel Sekreterin diplomasi ve diyalog çağrılarını bu bakımdan çok değerli bulduğumu vurgulamak istiyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda "BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Takdim Töreni"nde katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlik görevini tarafsızlık ve büyük bir ferasetle yürüten kıymetli dostum Sayın Antonio Guterres’i ülkemizde ağırlamanın memnuniyeti içindeyim. Sayın Guterres’in ülkemizi her ziyareti bizler için ayrı bir önem ve mana taşımıştır. Kendileri 2017’de Genel Sekreterlik görevini üstlenmesinin ardından ilk ikili ziyaretini yine Türkiye’ye gerçekleştirmiştir. Müteakip her ziyaretinde mültecilerin korunması, küresel adaletin tesisine dair projelerin uygulanması ve Ukrayna’daki savaş bağlamında mekik diplomasisine yaptığı çok değerli katkılara hep birlikte şahit olduk. Uluslararası barış ve güvenliğin tesisi için adeta sessiz çoğunluğun sesi olan değerli dostuma bu 6’ıncı ziyareti vesilesiyle Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı. "Bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz" Guterres’in hayatı boyunca birçok vazife üstlendiğini tüm vazifelerinde de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran birisi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten miras kalan ’yurtta sulh cihanda sulh’ ilkesini atılgan ve girişimci bir anlayışla yoğurarak dış politikamızın odağında tutmayı sürdürüyoruz. İnsanlığın ortak vicdanını, küresel dayanışma iradesini ve geleceğe yönelik umudunu temsil eden Birleşmiş Milletlerin kurucu değerlerinin 80 yıldır en güçlü destekçilerinden biriyiz. Başta bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz. Nerede bir acı varsa, dram, trajedi, gözyaşı varsa tüm gücümüzle onu dindirmeye çalışıyoruz. Burada değerli dostum Guterres’in hakkını özellikle teslim etmek isterim. Sayın Guterres, 9 yıldır büyük bir başarıyla icra ettiği bu önemli vazifeyi üstlenmeden önce de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran bir siyasetçiydi. Portekiz Başbakanı olarak ülkesinde refahın artmasına ve demokrasinin kökleşmesine eşsiz katkılar yapmış, yapıcı ve uzlaştırıcı siyaset tarzıyla halkının takdirini kazanmıştı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri olarak görev yaptığı 10 yıllık dönemde ise yerinden edilenlerin insanlık onuruna yakışır şekilde muamele görmeleri ve korunmaları yönünde üstün gayretler sarf etmişti. Sayın Guterres’in bu süreçteki vicdanlı ve kararlı liderliğinin kendisini Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine taşıyan merhaleyi teşkil ettiğine inanıyorum" diye konuştu. "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur" BM Genel Sekreteri Guterres’in görevi sırasında Türkiye’nin Birleşmiş Milletler çatısı altındaki katkılarını her alanda güçlendirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aradan geçen 10 yılda Sayın Genel Sekreterle gerek bölgemizde gerek dünyada barışı tehdit eden meseleler konusunda yakın diyalog içerisinde olduk. Bu istişare ve çabalarımızın bazen en zorlu şartlarda dahi sonuç verdiğini de memnuniyetle gördük. Sayın Guterres’le birlikte yoğun çaba sarf ettiğimiz Karadeniz Tahıl Girişimi bu sayede küresel bir gıda krizinin önüne geçmeyi başardık. Ukrayna’da barışın yeniden inşasına ve savaşın sonlandırılmasına yönelik çabalarda Birleşmiş Milletlerle yakın iş birliğimizi devam ettiriyoruz. Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur. Dolayısıyla bölgemizin bir ateş çemberine döndüğü bu zor günlerde Sayın Genel Sekreterin diplomasi ve diyalog çağrılarını bu bakımdan çok değerli bulduğumu vurgulamak istiyorum" ifadelerini kullandı. "Genel Sekreterin, çağımızın en büyük mezalimlerinden birinin yaşandığı Gazze’de sergilediği duruş her zaman övgüyle anılacaktır" Türkiye olarak coğrafyanın topyekun bir felakete sürükleme riski taşıyan İran merkezli şiddet sarmalının daha fazla büyümemesi için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Umutları kırmak, bizi mücadelemizden vazgeçirmek isteyenlere rağmen sabırla ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum; Sayın Genel Sekreterin, çağımızın en büyük mezalimlerinden birinin yaşandığı Gazze’de sergilediği duruş her zaman övgüyle anılacaktır. İnsanlık değerlerimizin sınandığı bu vahşet, özellikle bunun karşısında Sayın Genel Sekreter kendisinden beklenen ilkesel tavrı güçlü şekilde ortaya koymuş, Birleşmiş Milletler parametreleri temelinde iki devletli çözüm yönünde çalışma kararlılığında asla taviz vermemiştir. Sayın Guterres’in gönlünde müstesna bir yere sahip olan mültecilerin korunması ise yakın iş birliği içinde çalıştığımız bir başka alan olmuştur. Bunun da hiçbir zaman unutulmayacağını burada vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle asrın felaketinin ardından yaşadığımız zor günlerde bize dost elini uzatarak yaraların sarılmasına destek olan tüm Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na, Sayın Genel Sekreter’in şahsında tekrar teşekkür ediyorum" dedi. "Birleşmiş Milletler Evi projemizi hayata geçirmeye hazır haldeyiz" Genel Sekreter Guterres’in gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma hedefi için büyük bir özveriyle çalıştığına şahit olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu vesileyle kendilerinin bilhassa iklim değişikliğiyle mücadele alanında başlattığı girişimlerin önemini vurgulamak istiyorum. Türkiye olarak bu çalışmalara katkıda bulunma hedefiyle Kasım 2026’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 2017 yılında başlattığımız Sıfır Atık Projesi’nin küresel bir girişime dönüşmesini sağlayan, Birleşmiş Milletler sürecinde desteğini esirgemeyen ve Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nın ilk imzacılarından olan Sayın Guterres’e bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. İstanbul’u bir Birleşmiş Milletler merkezi haline getirme vizyonumuz doğrultusunda teşkilatın ofislerini aynı çatı altında toplayacak Birleşmiş Milletler Evi projemizi hayata geçirmeye hazır haldeyiz. Bu projenin Sayın Genel Sekreter’in Birleşmiş Milletler 80 girişimine de ulusal düzeyde önemli katkı sunacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Birleşmiş Milletleri daha kapsayıcı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yaşadığımız her hadise ve kriz ilk kez bundan 13 yıl önce dile getirdiğimiz dünya 5’ten büyüktür tespitimizin haklılığını teyit ediyor. Adalet olmadan dünyada kalkınma, barış, istikrar olmayacağına inanan bir lider olarak Birleşmiş Milletleri daha kapsayıcı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz. Sayın Genel Sekreter, şahsınıza ve liderlik ettiğiniz teşkilata yönelik karalama kampanyalarına rağmen Gazze başta olmak üzere insani krizlerin aşılması ve uluslararası barışın tesisi için ortaya koyduğunuz ilkeyi ve özverili çabalarınızın bu müstesna ödülümüzün ruhu, manası ve hedefleriyle fevkalade uyumlu olduğuna inanıyorum. Sizin nezdinizde dünyanın dört bir tarafında çetin şartlarda barış için fedakarca görev yapan Birleşmiş Milletler personelini selamlıyor, hayatını kaybeden Birleşmiş Milletler çalışanlarını saygıyla yad ediyorum. Şahsınıza tevcih ettiğimiz Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün Birleşmiş Milletler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu. "Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum" BM Genel Sekreteri Guterres, bu ödülün bölgede çok büyük ızdırapların yaşandığı bir döneme denk geldiğinin farkında olduğunu dile getirerek, "Çok kötü çatışmalar, giderek derinleşen jeopolitik bölünmeler var. Küresel iş birliğine güven azalıyor. Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, barışın soylu bir vizyonun ötesinde bir şey olduğunu bize gösteriyor. Barış bir toplanma çağrısıdır. Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum. Atatürk’ün toplumsal ilerlemeye, eşitliğe ve refaha kendini adamış olması, bu konudaki çalışmaları Birleşmiş Milletler misyonu içinde kendisini buluyor. Bu miras bugün Türk halkı aracılığıyla yaşamaya devam ediyor. Burada, mübarek ramazanda hepinizle birlikte olmak istedim. Birleşmiş Milletler ailesinde geçirdiğim 20 yıl boyunca hep bir ramazan geleneğim oldu. Şahsi olarak bir Müslüman topluma gittim ve iftar yaptım. Bu ziyaretler hem bana hem de dünyaya İslam’a gerçek ruhunu hatırlatan ziyaretler oldu; Merhamet, cemaat ve empati. Türk halkının olağanüstü ve yüce gönüllü ruhuna da dikkat çekmek için geldim. Gerçekten eşi benzeri görülmemiş bir yerinden etme durumunda Türkiye kapılarını açtı ve milyonlarca insan şiddetten Türkiye’ye kaçtı. Başka hiçbir ülkede insanlar bu kadar rahat ve güvenli bir şekilde sınırı geçmediler. Türkiye bu anlamda birinci sırada geliyor. Bölge bir kırılma noktasına gelmek üzere ve bunun sonuçları da tüm dünyada etkili oluyor. Güvensizlik, istikrarsızlık artıyor. En kırılgan olanlar da en çok acıyı çekiyor. Şiddetin azaltılması ve diyalog en iyi çıkış yolu olacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres’e ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etti. Törenin ardından iftar yemeğine geçildi.
12 Mart 2026 Perşembe - 19:09 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Takdim Töreni’nde yaptığı konuşmada, "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur. Dolayısıyla bölgemizin bir ateş çemberine döndüğü bu zor günlerde Sayın Genel Sekreterin diplomasi ve diyalog çağrılarını bu bakımdan çok değerli bulduğumu vurgulamak istiyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda "BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Takdim Töreni"nde katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlik görevini tarafsızlık ve büyük bir ferasetle yürüten kıymetli dostum Sayın Antonio Guterres’i ülkemizde ağırlamanın memnuniyeti içindeyim. Sayın Guterres’in ülkemizi her ziyareti bizler için ayrı bir önem ve mana taşımıştır. Kendileri 2017’de Genel Sekreterlik görevini üstlenmesinin ardından ilk ikili ziyaretini yine Türkiye’ye gerçekleştirmiştir. Müteakip her ziyaretinde mültecilerin korunması, küresel adaletin tesisine dair projelerin uygulanması ve Ukrayna’daki savaş bağlamında mekik diplomasisine yaptığı çok değerli katkılara hep birlikte şahit olduk. Uluslararası barış ve güvenliğin tesisi için adeta sessiz çoğunluğun sesi olan değerli dostuma bu 6’ıncı ziyareti vesilesiyle Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı. "Bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz" Guterres’in hayatı boyunca birçok vazife üstlendiğini tüm vazifelerinde de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran birisi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten miras kalan ’yurtta sulh cihanda sulh’ ilkesini atılgan ve girişimci bir anlayışla yoğurarak dış politikamızın odağında tutmayı sürdürüyoruz. İnsanlığın ortak vicdanını, küresel dayanışma iradesini ve geleceğe yönelik umudunu temsil eden Birleşmiş Milletlerin kurucu değerlerinin 80 yıldır en güçlü destekçilerinden biriyiz. Başta bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz. Nerede bir acı varsa, dram, trajedi, gözyaşı varsa tüm gücümüzle onu dindirmeye çalışıyoruz. Burada değerli dostum Guterres’in hakkını özellikle teslim etmek isterim. Sayın Guterres, 9 yıldır büyük bir başarıyla icra ettiği bu önemli vazifeyi üstlenmeden önce de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran bir siyasetçiydi. Portekiz Başbakanı olarak ülkesinde refahın artmasına ve demokrasinin kökleşmesine eşsiz katkılar yapmış, yapıcı ve uzlaştırıcı siyaset tarzıyla halkının takdirini kazanmıştı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri olarak görev yaptığı 10 yıllık dönemde ise yerinden edilenlerin insanlık onuruna yakışır şekilde muamele görmeleri ve korunmaları yönünde üstün gayretler sarf etmişti. Sayın Guterres’in bu süreçteki vicdanlı ve kararlı liderliğinin kendisini Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine taşıyan merhaleyi teşkil ettiğine inanıyorum" diye konuştu. "Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur" BM Genel Sekreteri Guterres’in görevi sırasında Türkiye’nin Birleşmiş Milletler çatısı altındaki katkılarını her alanda güçlendirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aradan geçen 10 yılda Sayın Genel Sekreterle gerek bölgemizde gerek dünyada barışı tehdit eden meseleler konusunda yakın diyalog içerisinde olduk. Bu istişare ve çabalarımızın bazen en zorlu şartlarda dahi sonuç verdiğini de memnuniyetle gördük. Sayın Guterres’le birlikte yoğun çaba sarf ettiğimiz Karadeniz Tahıl Girişimi bu sayede küresel bir gıda krizinin önüne geçmeyi başardık. Ukrayna’da barışın yeniden inşasına ve savaşın sonlandırılmasına yönelik çabalarda Birleşmiş Milletlerle yakın iş birliğimizi devam ettiriyoruz. Diplomasi ve diyalog adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yoldur. Dolayısıyla bölgemizin bir ateş çemberine döndüğü bu zor günlerde Sayın Genel Sekreterin diplomasi ve diyalog çağrılarını bu bakımdan çok değerli bulduğumu vurgulamak istiyorum" ifadelerini kullandı. "Genel Sekreterin, çağımızın en büyük mezalimlerinden birinin yaşandığı Gazze’de sergilediği duruş her zaman övgüyle anılacaktır" Türkiye olarak coğrafyanın topyekun bir felakete sürükleme riski taşıyan İran merkezli şiddet sarmalının daha fazla büyümemesi için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Umutları kırmak, bizi mücadelemizden vazgeçirmek isteyenlere rağmen sabırla ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum; Sayın Genel Sekreterin, çağımızın en büyük mezalimlerinden birinin yaşandığı Gazze’de sergilediği duruş her zaman övgüyle anılacaktır. İnsanlık değerlerimizin sınandığı bu vahşet, özellikle bunun karşısında Sayın Genel Sekreter kendisinden beklenen ilkesel tavrı güçlü şekilde ortaya koymuş, Birleşmiş Milletler parametreleri temelinde iki devletli çözüm yönünde çalışma kararlılığında asla taviz vermemiştir. Sayın Guterres’in gönlünde müstesna bir yere sahip olan mültecilerin korunması ise yakın iş birliği içinde çalıştığımız bir başka alan olmuştur. Bunun da hiçbir zaman unutulmayacağını burada vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle asrın felaketinin ardından yaşadığımız zor günlerde bize dost elini uzatarak yaraların sarılmasına destek olan tüm Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na, Sayın Genel Sekreter’in şahsında tekrar teşekkür ediyorum" dedi. "Birleşmiş Milletler Evi projemizi hayata geçirmeye hazır haldeyiz" Genel Sekreter Guterres’in gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma hedefi için büyük bir özveriyle çalıştığına şahit olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu vesileyle kendilerinin bilhassa iklim değişikliğiyle mücadele alanında başlattığı girişimlerin önemini vurgulamak istiyorum. Türkiye olarak bu çalışmalara katkıda bulunma hedefiyle Kasım 2026’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 2017 yılında başlattığımız Sıfır Atık Projesi’nin küresel bir girişime dönüşmesini sağlayan, Birleşmiş Milletler sürecinde desteğini esirgemeyen ve Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nın ilk imzacılarından olan Sayın Guterres’e bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum. İstanbul’u bir Birleşmiş Milletler merkezi haline getirme vizyonumuz doğrultusunda teşkilatın ofislerini aynı çatı altında toplayacak Birleşmiş Milletler Evi projemizi hayata geçirmeye hazır haldeyiz. Bu projenin Sayın Genel Sekreter’in Birleşmiş Milletler 80 girişimine de ulusal düzeyde önemli katkı sunacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Birleşmiş Milletleri daha kapsayıcı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yaşadığımız her hadise ve kriz ilk kez bundan 13 yıl önce dile getirdiğimiz dünya 5’ten büyüktür tespitimizin haklılığını teyit ediyor. Adalet olmadan dünyada kalkınma, barış, istikrar olmayacağına inanan bir lider olarak Birleşmiş Milletleri daha kapsayıcı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz. Sayın Genel Sekreter, şahsınıza ve liderlik ettiğiniz teşkilata yönelik karalama kampanyalarına rağmen Gazze başta olmak üzere insani krizlerin aşılması ve uluslararası barışın tesisi için ortaya koyduğunuz ilkeyi ve özverili çabalarınızın bu müstesna ödülümüzün ruhu, manası ve hedefleriyle fevkalade uyumlu olduğuna inanıyorum. Sizin nezdinizde dünyanın dört bir tarafında çetin şartlarda barış için fedakarca görev yapan Birleşmiş Milletler personelini selamlıyor, hayatını kaybeden Birleşmiş Milletler çalışanlarını saygıyla yad ediyorum. Şahsınıza tevcih ettiğimiz Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün Birleşmiş Milletler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu. "Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum" BM Genel Sekreteri Guterres, bu ödülün bölgede çok büyük ızdırapların yaşandığı bir döneme denk geldiğinin farkında olduğunu dile getirerek, "Çok kötü çatışmalar, giderek derinleşen jeopolitik bölünmeler var. Küresel iş birliğine güven azalıyor. Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, barışın soylu bir vizyonun ötesinde bir şey olduğunu bize gösteriyor. Barış bir toplanma çağrısıdır. Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum. Atatürk’ün toplumsal ilerlemeye, eşitliğe ve refaha kendini adamış olması, bu konudaki çalışmaları Birleşmiş Milletler misyonu içinde kendisini buluyor. Bu miras bugün Türk halkı aracılığıyla yaşamaya devam ediyor. Burada, mübarek ramazanda hepinizle birlikte olmak istedim. Birleşmiş Milletler ailesinde geçirdiğim 20 yıl boyunca hep bir ramazan geleneğim oldu. Şahsi olarak bir Müslüman topluma gittim ve iftar yaptım. Bu ziyaretler hem bana hem de dünyaya İslam’a gerçek ruhunu hatırlatan ziyaretler oldu; Merhamet, cemaat ve empati. Türk halkının olağanüstü ve yüce gönüllü ruhuna da dikkat çekmek için geldim. Gerçekten eşi benzeri görülmemiş bir yerinden etme durumunda Türkiye kapılarını açtı ve milyonlarca insan şiddetten Türkiye’ye kaçtı. Başka hiçbir ülkede insanlar bu kadar rahat ve güvenli bir şekilde sınırı geçmediler. Türkiye bu anlamda birinci sırada geliyor. Bölge bir kırılma noktasına gelmek üzere ve bunun sonuçları da tüm dünyada etkili oluyor. Güvensizlik, istikrarsızlık artıyor. En kırılgan olanlar da en çok acıyı çekiyor. Şiddetin azaltılması ve diyalog en iyi çıkış yolu olacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres’e ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etti. Törenin ardından iftar yemeğine geçildi.
Tokatlı Ramazan pidesini ucuza yiyecek
17 Şubat 2026 Salı - 16:15 Tokatlı Ramazan pidesini ucuza yiyecek Tokat Belediyesi Ramazan ayında 350 gram yumurtalı susamlı pidesini 20 TL’den ve 250 gram ekmeği 7,5 TL’den Halk Ekmek büfelerinde satışa sunarak vatandaşlara uygun fiyatlı ve hijyenik ürün ulaştıracak. Tokat Belediyesi, Ramazan ayının bereketini ve paylaşma ruhunu sofralara taşımaya hazırlanıyor. Tokat Belediyesi Halk Ekmek tarafından üretilecek olan Ramazan pideleri ve günlük ekmekler, uygun fiyat politikasıyla vatandaşların hizmetine sunulacak. Üretken belediyecilik anlayışıyla hareket eden Tokat Belediyesi, sosyal belediyecilik uygulamalarını Ramazan ayında da güçlü şekilde sürdürüyor. Hem kaliteli hem de ekonomik ürünleri vatandaşla buluşturan Halk Ekmek büfeleri, bu yıl da iftar sofralarının vazgeçilmezi olacak. Bu kapsamda; 350 gram Yumurtalı Susamlı Ramazan Pidesi 20 TL, 250 gram Ekmek 7,5 TL olarak satışa sunulacak. Hijyenik şartlarda, gıda mühendislerinin kontrolünde üretilen pideler ve ekmekler, Tokat genelindeki Halk Ekmek satış büfelerinde vatandaşlara ulaştırılacak. Başkan Yazıcıoğlu: "Ramazan ayı; birliktir, berekettir, paylaşmaktır" Ramazan ayı dolayısıyla açıklamalarda bulunan Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu; "Ramazan; birliktir, berekettir, paylaşmaktır. Tokat Belediyesi olarak hemşerilerimizin sofralarına katkı sunmak, bu mübarek ayın huzurunu ve bereketini hep birlikte yaşamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Üretken belediyecilik anlayışımızla kaliteli ve uygun fiyatlı pidemizi ve ekmeğimizi vatandaşlarımızla buluşturuyoruz. Tokat’ımızda hiçbir sofranın eksik kalmaması için gayret etmeye devam edeceğiz" dedi.
Balıkesir’de Muhtarlık Koordinasyon birimi hayata geçirildi
17 Şubat 2026 Salı - 15:55 Balıkesir’de Muhtarlık Koordinasyon birimi hayata geçirildi Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Balıkesir’in her mahallesinden muhtarlarla tek tek ilgilenebilmek ve sorunlarına çözüm bulabilmek adına Muhtarlık Koordinasyon Birimini hayata geçirdi. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın "Adım atılmadık tek bir mahalle dahi bırakmayacağız" görüşünden yola çıkarak oluşturulan birimde çözüm üretilmedik herhangi bir sorun kalmayacak. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Ek Hizmet Binası’ndaki Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nın yanı sıra Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Ana Binanın giriş katında Muhtarlık Koordinasyon Birimi’ni hayata geçirdi. Başkan Ahmet Akın’ın isteği üzerine bütün ilçelerdeki mahalle muhtarlarının sorunlarına daha hızlı çözüm üretebilmek adına hayata geçirilen Muhtarlık Koordinasyon Birimi, hafta içi her gün mesai saatleri içinde faaliyette olacak. Geçtiğimiz günlerde hayata geçirilen Muhtarlık Koordinasyon Birimi, muhtarlar aracılığıyla vatandaşın sorunlarına en hızlı şekilde çözüm bulabilmek için Başkan Akın tarafından hayata geçirildi. Vatandaşların isteklerine anında çözüm bulabilmek, geri dönüş sağlayabilmek adına kurulan Muhtarlık Koordinasyon Birimi şimdiden yoğun ilgi görmeye başladı. Hafta içi her gün mesai saatlerinde faaliyet gösterecek olan birim, muhtarlar aracılığıyla mahallelerde çözülmedik sorun bırakmayacak.
HİZMET-İŞ Sendikası Diyarbakır il temsilciliğine yeni atama
17 Şubat 2026 Salı - 15:42 HİZMET-İŞ Sendikası Diyarbakır il temsilciliğine yeni atama HİZMET-İŞ Sendikası Diyarbakır il temsilciliğine Ahmet Dinç atandı. Sendikanın Diyarbakır il binasında yapılan programa HİZMET-İŞ Sendikası Genel Sekreter Yardımcısı Zekeriya Koca da katıldı. Diyarbakır HİZMET-İŞ Sendikası il temsilciliğine Ahmet Dinç atandı. HİZMET-İŞ binasında yapılan törene HİZMET-İŞ Sendikası Genel Sekreter Yardımcısı Zekeriya Koca, HAK-İŞ Konfederasyonu Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Aküzüm, ÖZ GÜVEN-SEN İl Temsilcisi Hidayet Meşe ve HİZMET-İŞ Sendikası İl Temsilcisi Ahmet Dinç katıldı. Koca, burada yaptığı konuşmada, Türk sendikal hareketin duayenlerinden, emeğin evrensel gücü HAK-İŞ’in ve Türkiye’nin en büyük işçi sendikası HİZMET-İŞ’in Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın sevgi ve muhabbetlerini getirdiklerini söyledi. Koca, "HİZMET-İŞ Sendikası, HAK-İŞ Konfederasyonu ve HAK-İŞ’e bağlı sendikalar olarak bölgede, barış ve kardeşliğin tesis edilmesini, kan ve gözyaşının bitmesini istiyoruz. Bunun yanında bir şeyi daha istiyoruz. Yerel yönetimlerden haksız ve hukuksuz bir şekilde baskı ve dayatmalarla işten çıkarılan üyelerimizin işlerine iade edilmesini, kazanılmış haklarının tamamen ödenmesini bekliyoruz" dedi. Büyükşehir Belediyesi önünde kurulan eylem çadırında bugün itibarıyla, 599 gündür eylem yaptıklarını aktaran Koca, şu ifadeleri kullandı: "Sizlerin de çok yakından şahit olduğunuz gibi, 31 Mart 2024 yılı yerel seçimlerin arkasından Diyarbakır Büyükşehir ve ilçelerinde belediyeler siyasi olarak el değiştirdi. Hemen akabinde maalesef, HİZMET-İŞ Sendikamızın yetkili olduğu belediyelerdeki üyelerimiz, baskıyla zorla istifa ettirerek başka sendikalara geçmeye zorlandılar. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin hemen ardından Diyarbakır ve ilçe belediyelerinde bugün itibarıyla bin 31 arkadaşımız baskı ve zorla işten çıkarılmıştır. Bin 558 üyemiz sendikamızdan istifaya zorlanmış ve istifa ettirilmiştir. Yapılan baskılar karşısında üyelerimizin haklarını korumak için mücadele başlattık. 27 Haziran 2024 tarihinde Bağlar Belediyesi önüne direniş çadırımızı kurduk. Sur Belediyesi önünde ve devamında, Büyükşehir Belediyesi önünde kurduğumuz eylem çadırında bugün itibarıyla, 599 gündür eylem yapıyoruz. HAK-İŞ’in Diyarbakır İl Başkanlığını yürütmüş olan, sizlerin tanıdığı, bildiği ve güvendiği bir kardeşiniz, bugünden itibaren vira bismillah diyerek, sendikal mücadeleye devam edecektir. HİZMET-İŞ Sendikamızın Yönetim Kurulu Kararı ile Diyarbakır temsilcisi olarak Ahmet Dinç kardeşimizi görevlendirdik. HAK-İŞ’i bilen, HİZMET-İŞ’e gönül veren, sendikacılığı bilen, Diyarbakır ve bu bölgenin iyi bildiği ve sevdiği Ahmet Dinç kardeşimize, yeni görevinin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. HİZMET-İŞ ve HAK-İŞ’in yanında olduğunu buradan ilan ediyorum. HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ olarak, sendikal mücadelemizin merkezine, samimiyet, gayret ve vefayı koyduk." HAK-İŞ Konfederasyonu Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Aküzüm de Ahmet Dinç’e yeni görevinde başarılar diledi ve HAK-İŞ ile birlikte tüm bağlı sendikalara hizmet etmeye devam edeceklerini söyledi. Ahmet Dinç ise hep beraber mücadeleye devam edeceklerini aktardı. Konuşmaların ardından Zekeriya Koca, Ahmet Dinç’e çiçek takdiminde bulunup yeni görevinde başarılar diledi.
DEM Parti Grup toplantısı
17 Şubat 2026 Salı - 15:17 DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi. Bakırhan partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, Orta Doğu 27 yıl önce bir kez daha kaosun merkezi haline getirilmek istendiğini söyleyerek, "Afganistan’dan Irak’a, oradan Libya’ya ve tüm Orta Doğu’ya uzanan kaos planının ilk adımlarından biri, Öcalan’a yapılan 15 Şubat uluslararası komplosuydu. 15 Şubat, bugün bile devlet aklı ve Türkiye siyaseti tarafından çözümlenmeyi bekleyen büyük bir komplodur. Bugüne kadar kaybedilen tam 27 yıl var. Sadece Kürtler değil, Türkler de kaybetti. Sonuç olarak Türkiye kaybetti. Oysa 27 yıldır İmralı Adası’nda bir çözüm iradesi var. Bu irade, 15 Şubat komplosunu 27 Şubat çağrısıyla boşa çıkarmıştır. Bu komplocu akıl, Rojava’ya saldırılarla devam ettirilmek istendi. Öcalan, bu sürece müdahale ederek Arap-Kürt savaşının önüne geçti ve 2. uluslararası komployu da boşa çıkardı. Şimdi biz de soruyoruz: 22 Ekim’de kendisine barış çağrısı yapıldı mı? Yapıldı. 27 Şubat çağrısıyla 52 yıllık çatışmalı ortamı tek seferde bitirdi mi? Bitirdi. Milyonlarca insan "siyasi irademdir" diyor mu? Diyor. Fikirleri sadece Kürtler tarafından değil; fikirleri tüm dünya tarafından yakından takip ediliyor mu? Ediliyor. Bu bir yılda Öcalan, süreci şiddet ve ayrışma zemininden demokratik siyaset ve toplumsal zemine geçirmiştir. Bu müzakere yeteneği ve gücü inkâr edilemez. Daha açık soralım: Öcalan daima çözüm merciiyken neden bilinçli bir biçimde sanki sorunun kaynağıymış gibi gösterilmeye çalışılıyor? Tarihin tanıklığı, onun çözüm adresi olduğunu gösteriyor. O zaman herkes tutarlı davranmalı, gereken ciddiyeti göstermeli ve rolünü oynaması önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bu netlik hem sürecin başarısı hem de toplumsal huzur için vazgeçilmezdir. Kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için Öcalan’ın statüsü ve çalışma şartları fiilî değil, resmî ve yasal bir düzenlemeyle belirlenmeli, güvence altına alınmalıdır. Çünkü fiilî düzenlemeler geçicidir, değişkendir ve her an geri alınabilir. Adı konulmamış, resmî zemini olmayan hiçbir düzenleme kalıcı barış için yeterli temel oluşturamaz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Liderler Zirvesi yapması teklifinde bulunan Bakırhan, "Dün heyetimiz İmralı’da Öcalan ile görüşme gerçekleştirdi. Öcalan, "Süreçte demokratik entegrasyon aşamasına geçiyoruz" diyerek çok tarihi bir tespitte bulunmuş. Diyor ki Öcalan: "Günü değil tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz, bu da Kürtsüz olmaz". Biz de tam olarak bundan bahsediyoruz. Mesele bugün değil; tarihi kurtarmak, geleceği doğru temeller üzerine kurmaktır. Şimdi çok önemli bir çağrı yapmak istiyorum. 100 yıllık bir meseleyi tartışırken, bütün siyasi parti liderlerini bir zirvede beraber olmaya çağırıyoruz. Artık ayrımızı, gayrımızı bir tarafa bırakalım. Türkiye’nin iyiliği ve barışı için siyasi liderler olarak bir araya gelelim, çözümü konuşalım. Bu sebeple buradan açık bir çağrı yapıyoruz: Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin temel ve köklü sorunlarını çözmek için Cumhurbaşkanı’nın ev sahipliğinde "Liderler Zirvesi" toplanmalıdır. Artık Kürt meselesinin çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi ertelenemez; önüne başka gündemler konamaz, gündelik siyasetin malzemesi yapılamaz"şeklinde konuştu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecine değinen Bakırhan, "TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu gerek yaptığı dinlemeler gerekse de İmralı Adası’nda Öcalan’la görüşme gerçekleştirmesiyle önemli çalışmalar yapmıştır. Komisyonun önünde şimdi çok önemli bir görev var. Somut bir yol haritası ve belirgin bir siyasi takvimi olan raporunu hazırlayıp Meclis’e sunmasının zamanı geldi. Süreç, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulacak komisyonun çalışmaları ve Türkiye’nin temel toplumsal gerçekleri çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu rapor, yeni tariflerle uğraşmamalı; sürecin gerekliliklerine odaklanmalıdır. Rapor tarihi korkulara, tabulara sıkıştırılmamalı; yeni bir perspektif içermelidir. Tarihi işler, yeni bir siyasi dille yapılır. Eski dille yeni Türkiye raporu çıkarılamaz. Eski zihniyetle Demokratik Türkiye inşa edilemez. Çok açık söyleyelim: Kırk yıldır bize vura vura söyletemediklerini, bugün bize gül atarak söyletemezler. Bu rapor Kürt meselesini terör parantezine almamalıdır. Meclis raporu ve buna dayalı olası düzenlemeler, meseleyi asimilasyon mantığıyla ele alır ve terör parantezine sıkıştırırsa demokratik çözüm yara alır. Sürecin istikameti, komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde kalıcı veya geçici çözüm yaklaşımlarıyla belirlenecektir. Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi.
Bakan Kurum: "Biz lafla değil, eserle konuşuyoruz"
17 Şubat 2026 Salı - 15:07 Bakan Kurum: "Biz lafla değil, eserle konuşuyoruz" KONYA (İHA) – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Konya’da kura çekim töreninde yaptığı konuşmada lafla değil, eserle konuştuklarını belirterek, "Biz tartışmayla değil, projelerimizle yol alıyoruz. Dün nasıl milletimizin yanında olduysak, bugün de oradayız. Şehirlerimizi güvenli hale getirmekten, milletimizin refahını artırmaktan bir adım geri atmayacağız" dedi. Bakan Kurum, Konya’da "Ev sahibi Türkiye" projesi kapsamında inşa edilecek 15 bin 200 konut ve Konya Motorlu Küçük Sanayi Sitesi 3. Etap 568 Dükkan Kura Çekim Töreni’ne katıldı. Tören Selçuklu Kongre Merkezi’nde İstiklal Marşı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajının okunmasıyla başladı. Programda konuşan Bakan Murat Kurum, Konya’ya yeni eserler vermek için canla başla mücadele etmeye devam ettiklerini söyledi. "Konya’daki kira fiyatları hızla düşecek, konut satış fiyatları olabilecek en aşağı seviyeye inecek" Ev Sahibi Türkiye projesi kapsamında Konya’ya kazandırılacak 15 bin 200 yeni yuvanın kuralarını çekeceklerini belirten Kurum, "Akşehir’den Ereğli’ye, Seydişehir’den Karapınar’a kadar Konya’mızın her ilçesine toplam 15 bin 200 konut kazandırıyoruz. Kuracağımız mahalle konaklarıyla mahalle kültürünü yeniden canlandırıyoruz. Bu yuvalar tamamlandığında, sizler o yuvalara girdiğinizde; Konya’daki kira fiyatları hızla düşecek, konut satış fiyatları olabilecek en aşağı seviyeye inecek. Ve tecrübeyle biliyorum ki; Konya’da yeni bir yuvaya dair umudu olmayan tek bir hemşehrim kalmayacak. Tabii biz; bir yandan konutlarımızı yapıyor bir yandan o evlere girecek rızkın kazanılacağı iş yerleri inşa ediyoruz. 2019 yılında, Konya’mızda esnafımızla buluşmuş, dertleşmiş, geleceği konuşmuştuk. Eski Sanayi ve Karatay Sanayi’ne gitmiş, oradaki dükkanların durumunu dikkatle incelemiştik. Yeşil alanı olmayan, otoparkı olmayan, harap halde duran o siteleri Konya’mıza yakıştıramadık. Bulunduğu yerde trafiği sıkıştıran, çevre kirliliği barındıran o dükkanları kaldırıp yerine yeni sosyal alanlar, yeşil alanlar yapacağımıza, esnafımızı da yeni bir sanayi alanına taşıyacağımıza söz verdik. Elhamdülillah ahdimize sadık olduk. Ve işte Türkiye’de ilk kez ’Sıfır Atık’ konseptiyle tasarladığımız, otopark alanları, yeşil alanları, sosyal tesisleriyle Türkiye’nin en güzel, 2 bin 500 bağımsız bölümlü sanayi sitesini kurduk; bugün de 568 dükkanımızın kuralarını çekiyoruz. Esnafımız yeni dükkanlarına geçer geçmez de; Eski Sanayi bölgesinde hızlı şekilde yıkım ve temizleme çalışmalarına başlayacağız. Köhne yapıları ortadan kaldıracağız, bu alanı Konya’ya şanına, tarihine, doğasına yakışır bir görünüme kavuşturacağız. Hem eskiyi dönüştürüp hem de yeniyi tamamladığımızda; esnafımızın yüzünü güldürecek, Konya’nın üretim gücünü yeni bir safhaya taşıyacak, Konya’nın refah dolu geleceğine, bereket dolu istikbaline katkı sunacağız" dedi. "Biz tartışmayla değil, projelerimizle yol alıyoruz" Kurum, deprem bölgesinde 455 bin yuvayı teslim etmek için gece gündüz çalışırken, 500 bin sosyal konut seferberliğini başlatırken, birilerinin de tribünden konuşmayı tercih ettiğini söyledi. Bakan Kurum, "Onlar laf üretti, biz eser ürettik. Onlar algı operasyonları yaptı, biz şehirlerimizi kurduk. ’Bedava ev’ diye umut tacirliği yaptılar, tek bir çivi dahi çakmadılar. Yapılan her işi gölgelemeye çalıştılar. Bakın; İzmir Buca’da kanalizasyon için kazılan yollar aylarca onarılmıyor, mahalleli kendi imkanıyla parke taşı döşüyor. Yolunu yapamayan bir anlayış, çıkmış bize şehircilik dersi vermeye kalkıyor. Deprem bölgesinde de Özgür beyin büyük bir başarı gibi açıkladığı tablo ortada: 160 çöp konteyneri, 1 pikap, 2 minibüs, ne olduğunu onların da anlayamadığı bir cami temizleme aracı, bu vizyon, 455 bin konutu beğenmiyor. 200 bin işçinin alın terini, 2 yıldır verdiği emeği küçümsüyor. Günlerce ’Boş senet imzalatıyorlar, faizle ev verecekler’ diye yalan söyledi. Anlattık, anlattık; ısrarla yalanına devam etti. Cumhurbaşkanımız açıkladı, 11 ilimizde tüm afet konutları faizsiz, sabit fiyatla ödenecek. 18 yıl boyunca taksit, sabit 8 bin 750 lira olacak. Zaten ödemeler de 2 yıl sonra başlayacak. Yani 24 yıldır ne yaptıysak aynısını yaptık. Sen de yapsaydın. O kadar belediyen vardı, bir işin ucundan tutsaydın. Bak Konya laf üretmedi; yük aldı. Sadece Konya Büyükşehir Belediyemiz konteyner kentler kurdu, içme suyu hattı döşedi, binlerce metre kanalizasyon altyapısı yaptı. Habib-i Neccar Camii’nin restorasyonunu üstlendi. Gidin Hatay’a bir bakın. Bir Habib-i Neccar Camii’ne bakın, bir de CHP’nin yapımını üstlendiği Ulu Camii’ne. Konya Büyükşehir, Habibi Neccar’ın restorasyonunu yapmış bitirmiş, ibadete açmış. CHP’li Bursa Büyükşehir’in sorumluluğundaki Ulu Cami daha temelde. AK Parti ile CHP arasındaki fark budur. Onlar temelini bile atamadan biz anahtarları veririz; onlar çöp konteyneri sayarken, biz teslim ettiğimiz o yuvaya girer, o çayı içer, o duayı alırız. Eğer bu deprem CHP iktidarında olsaydı 11 ilimiz şu anda Ulu Camii gibi enkaz halindeydi. Onun için Özgür bey bize laf söyleyeceğine şapkasını önüne alacak bir düşünecek. Yapılanları karalayacağına, anahtarını alıp evine kavuşan vatandaşımızın mutluluğuna ortak olacak. Biz lafla değil, eserle konuşuyoruz. Biz tartışmayla değil, projelerimizle yol alıyoruz. Dün nasıl milletimizin yanında olduysak, bugün de oradayız. Şehirlerimizi güvenli hale getirmekten, milletimizin refahını artırmaktan bir adım geri atmayacağız" şeklinde konuştu. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Levent Sungur ise, "Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde, Bakanımızın koordinasyonunda; 2019 yılında 50 bin, 2020 yılında 100 bin ve 2022 yılında 250 bin konut projeleri başlatılmış, yüz binlerce dar gelirli vatandaşımız güvenli ve nitelikli konutlara kavuşmuştur. Bu kapsamda Konya’mıza; 36 bin 714 konut, 212 tarım köy konutu, 3 bin 585 dükkan, 280 iş yeri, 33 cami ile eğitim ve sağlık başta olmak üzere pek çok eser kazandırılmış, güncel rakamla toplam 165 milyar liralık yatırım yapılmıştır" ifadelerini kullandı. "Tüm Konyalı hemşehrilerimize hayırlı uğurlu olsun" AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen de, "Bugün; her daim milletimizin yanında olan, 81 ilimizin tamamında milletimize yardım elini uzatan, derdiyle dertlenen, nerede bir afet varsa vakit kaybetmeden oraya koşan, deprem bölgesinde adeta bir şehircilik destanı yazan Bakanımız Murat Kurum’un teşrifleriyle çok özel bir ana şahitlik ediyoruz. Hep birlikte Yüzyılın Konut Projesiyle 81 ilimizin tamamında inşa edilecek 500 bin sosyal konut kapsamında Konya’mızdaki hak sahiplerini belirliyoruz. Ev Sahibi Türkiye sloganıyla 15 bin 200 konutumuzun kura çekimini gerçekleştiriyoruz. Şimdiden hak sahibi olacak tüm Konyalı hemşerilerimize hayırlı uğurlu olsun diyorum" dedi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da, "500 bin konut projesinin Konya etabında gerçekleştirilecek kura çekimi; şehrimiz adına çok kıymetli bir adımdır. Bu proje kapsamında inşa edilecek 15 bin 200 konut, aile sıcaklığının çatısı olacaktır. Ailelerimiz heyecanla bu anı bekliyor. Yeni Sanayi Sitemizin ilk etabının kura çekimi de esnaflarımızı mutlu edecek, yüzlerini güldürecek çok önemli bir gelişmedir. Bildiğiniz gibi, Eski Sanayi Sitesi ve Karatay Sanayi Sitesi, yıllar içinde artan ihtiyaçlar, değişen şehirleşme şartları ve yoğunluk sebebiyle artık hem esnafımızın faaliyetlerini hem de şehrimizin yoğunluğunu taşıyamayan bir noktaya gelmişti. Yaklaşık 1 milyon metrekarelik bölgede; sanayi ve ticaret alanları, yollar ve diğer kullanım alanlarıyla birlikte büyük bir dönüşüm ihtiyacı oluşmuştu. Bizler de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ve TOKİ ile işbirliği içinde bu konuda çok önemli bir dönüşüm başlattık. Bu dönüşümle, esnafımızın daha güvenli, daha verimli bir ortamda çalışmasını sağlamayı; aynı zamanda mevcut alanı da şehrimize yakışır şekilde planlamayı hedefledik. Yeni Sanayi Alanımız; Karatay ilçemizde yaklaşık 2 milyon 80 bin metrekarelik çok büyük bir planlama alanı üzerinde yükseldi. Bu alan; sadece dükkanların olduğu bir yer değil; camileri, resmi kurumları, sosyal tesisleri, eğitim ve spor alanları, otoparkları, ticaret birimleri ve güçlü altyapısıyla başlı başına bir şehir kompleksi olacak şekilde planlandı. Büyükşehir Belediyesi olarak olarak Yeni Sanayi Sitesi’nin olduğu bölgede sanayi için uzmanlaşmış bir itfaiye merkezi de inşa ettik. Hamdolsun 4 etap halinde ihale ettiğimiz Yeni Sanayi Sitesi Projesi’nde sona geldik. 568 dükkanın kura çekimini bugün gerçekleştirerek, bu sürecin ilk somut adımını atmış olacağız. 2 bin 690 dükkan ile 134 ticari alandan oluşan proje kapsamında, eski sanayi alanlarının taşınması sonrasında çevresel iyileştirme süreçlerini de başlatacağız. Süreçte emeği olan başta Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum olmak üzere, TOKİ Başkanımıza, esnaflarımıza ve emeği olan herkese gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından kura çekimi gerçekleştirildi. Programa; Bakan Murat Kurum, AK Parti Konya Milletvekilleri, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Personel Genel Müdürü Halil Erdoğan, TOKİ Başkanı Levent Sungur, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, protokol mensupları ve vatandaşlar katıldı.
Başkan Balaban esnafın sorunlarına çözüm üretmek için sahada
17 Şubat 2026 Salı - 13:59 Başkan Balaban esnafın sorunlarına çözüm üretmek için sahada Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Uncubozköy Kampüsü çevresindeki esnafı ziyaret ederek talep ve sorunları yerinde dinledi. Her zaman esnafın yanında olduklarını kaydeden Başkan Balaban, "Çözüm için çalışıyoruz" dedi. Semih Balaban, esnaf ve mahalle ziyaretlerini aralıksız sürdürüyor. Başkan Balaban, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Uncubozköy Kampüsü çevresinde faaliyet gösteren esnafı ziyaret ederek talep ve önerileri dinledi. Yunusemre Belediyesi Özel Kalem Müdürü Seyit Ali Özmen’in de eşlik ettiği programda iş yerlerini tek tek gezen Başkan Balaban, esnafla sohbet ederek bölgedeki sorunları yerinde tespit etti. Esnafın şehir ekonomisinin temel taşlarından biri olduğunu vurgulayan Başkan Balaban, "Seçildiğimiz günden beri halkımız ile iç içeyiz. Vatandaşlarımız ile buluşmayı sürdürüyoruz. Esnafımızın karşılaştığı sorunları yerinde görüyoruz. Belediye olarak çözüm odaklı bir anlayışla sorunların çözülmesi amacıyla çalışıyoruz. Yunusemre ilçesinde dayanışma ve ortak akıl ile çalışmalarda bulunacağız." ifadelerini kullandı. Ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getiren bölge esnafı ise Başkan Balaban’a teşekkür ederek, yapılan istişarelerin kendileri için önemli olduğunu belirtti. Yunusemre Belediyesi’nin saha ziyaretleri ve esnaf buluşmalarının önümüzdeki günlerde de devam edeceği öğrenildi.
Bahçeli: "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır"
17 Şubat 2026 Salı - 12:30 Bahçeli: "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP’nin işi gücü fitne fesattır" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Ramazan ayının manevi iklimine rağmen Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken Bahçeli, İsrail’in Batı Şeria’daki son kararlarının uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu söyledi. Bahçeli, Ramazan ayının sabır, merhamet, hoşgörü ve dayanışma ayı olduğuna vurgu yaparak, "Ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, makus kaderleriyle baş başa kalmalarına taammüden göz yumulmaktadır" dedi. "Yasa dışı ilhak hamleleri hükümsüzdür" İsrail hükümetinin Batı Şeria’da arazi tesciline ilişkin aldığı kararlara değinen Bahçeli, "İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria’da arazi tesciline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğinin de teyididir. Yasa dışı ilhak hamleleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayri meşru ve gayri hukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah’ın da bir bildiği vardır ve hiçbir zalim buna güç yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir. İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası ve egemenlik kurma iştahı sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bu son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemektedir. İki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir." "Uluslararası düzen yıkım sürecindedir" Bahçeli, 13-15 Şubat tarihlerinde Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansına da değinerek, küresel sistemin ciddi bir çözülme içinde olduğunu dile getirerek, "Yıkım Altında temasıyla düzenlenen mezkur konferans, bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur. 19-23 Ocak tarihinde yapılan Davos Zirvesi’nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir; fakat neyin kurulacağı, nasıl kurulacağı, ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur. Ankara’dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, yüreklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış veya dört başı mamur bir amaç görülmemektedir. Buna karşılık Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada istikrar adası gibi sivrilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin kesintisiz diplomatik hamleleri, ihtilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike ziyadesiyle layıktır. Masada ve sahada aynı anda olabilmeyi başaran bir Türkiye’yle hepimizin iftihar etmesi esasen bir manevi görevdir" ifadelerini kullandı. "ABD-İran müzakereleri makul bir uzlaşıya ulaşmalıdır" Ramazan ayında sağduyu ve sükunetin hakim olması gerektiğini belirten Bahçeli, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesintiye uğramadan ilerlemesinin samimi temennileri olduğunu söyledi. Bahçeli, "Kuzeyimiz çalkalanırken, güneyimizin de savaş ortamına sürüklenmesi bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak, yaygın ve küresel bir çatışma hali karşımıza çıkacaktır" şeklinde konuştu. "Püskeviti olmayan çocukların çağrısını duyalım" Ramazan ayında dayanışma ve yardımlaşma çağrısı yapan Bahçeli, mütevazı sofralarda bir araya gelinmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti: "Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatımızla eşzamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı, daha hazır olmalıyız. Biz gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım. Hatırlayınız, yıllar önce bir konuşmamda, anasının, babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istemiştim. Onların mahrumiyetini yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Ve memleketim olan Gavur Dağı’nın söyleyişiyle; ‘Hani benim püskevitim, çukulatam’ demiştim. Şairin ifadesiyle; çaresiz ve yalnızların, ‘gel diyecek kimsesi’ olmayı hedeflemiştim. O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller haftalar boyu müstehzi ifadelerle püskevit kelimesini dillerine dolamışlardı. Ve ne üzücüdür ki bizim arkadaşlarımız da bu seslenişin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi. Varsın olsun, hata da insanlar içindir. Bu Ramazan’da hep birlikte, sofraların, ocakların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve kadınların sesi olalım. Yeter ki, onların dertlerine ortak olalım. Püskeviti olmayan çocukların çağrısını işitelim. Biz öylesine büyük bir medeniyetin, öylesine kutlu bir tarih ve kültür zenginliğinin varisleriyiz ki, felaketin kayalıklarından fidan fidan serpilen, ağır sorunların çorak bağrından filiz filiz yeşeren birlik ve kardeşlik bahçemizde el ele tutuşmasını çok şükür biliriz." Bahçeli, devlet-millet dayanışmasının önemine vurgu yaparak, MHP ve Cumhur İttifakı’nın ahlaki ve soylu duruşunu koruduğu sürece hiçbir engelin aşılamayacağını ifade etti. 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlere de değinen Devlet Bahçeli, devletin tüm imkanlarıyla seferber olduğunu belirtti. "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır" Depremde 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiğini, 107 bin 213 kişinin yaralandığını hatırlatan Bahçeli, bugüne kadar 455 bin 357 bağımsız bölümün tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiğini söyledi. Ana muhalefet partisini eleştiren Bahçeli, CHP’nin deprem üzerinden siyasi istismar yaptığına dikkati çekerek, "Hatırlarsanız, devletimiz depremin ilk anından itibaren tüm kaynak ve imkanlarını seferberlik ruhuyla harekete geçirmiştir. Hiçbir insanımız mağdur edilmemiştir. Bugüne kadar depremin toplam maliyeti de 150 milyar doları bulmuştur. Yıkılan yapılmış, ihtiyaçlar karşılanmış, nitekim her zorluğun üstesinden Allah’ın izniyle gelinmiştir. İnsanüstü emek ve çalışmanın sonunda yeni bir hayatın müjdesi verilmiştir. Asrın İnşa Seferberliği kapsamında; 367 bin 995’i konut, 65 bin 672’si köy evi, 21 bin 690’nı iş yeri olmak suretiyle toplam 455 bin 357 bağımsız bölüm inşası tamamlanmış, hak sahibi vatandaşlarımıza da teslim edilmiştir. Eğri bakan doğruyu göremezmiş, gönlü pak olanın da yolu şaşmazmış. Cumhuriyet Halk Partisi’yle bilumum muhalefet bakiyesinde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz. Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmekle eşdeğerdir. CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP’nin işi gücü fitne fesattır. CHP’nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Gazi Meclis şov alanı değildir" TBMM’de yeni atanan bakanların yemin töreninde yaşanan olaylara da değinen Bahçeli, "Gazi Meclis aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir. Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer varsa merak edilen bir husus yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır. Muhalefetin sahip olduğu imkanları kullanmaya yanaşmadan Meclis’i karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir? Gazi Meclis’i şov ve savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır? Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP’nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? Özellikle yeni atanan Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım? İstanbul’daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı? Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı? Maskeleriniz düştü, ipliğiniz pazara çıktı, foyanız ortalığa döküldü; anormal stres ve gerilim sebebinizin nedeni buna mı dayalı? Tekraren ifade ediyorum; geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde TBMM’nin saygınlığına leke düşüren müfsit ve müflis CHP zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum" dedi. "MHP 57 yıldır siyaset çınarıdır" Bahçeli, MHP’nin 9 Şubat 2026’da 57’nci kuruluş yıl dönümünü kutladığını hatırlatarak, "57 yıl demek siyasette çınarlaşmak demektir" dedi. Geleceğe yönelik kararlılık mesajı veren Bahçeli, "Bir kere başaran yeniden başarır" ifadesini kullandı.
Bakan Gürlek: "Adalet hizmeti tek bir makamın değil, yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir"
17 Şubat 2026 Salı - 12:11 Bakan Gürlek: "Adalet hizmeti tek bir makamın değil, yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir" Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, "Adalet hizmeti tek bir makamın değil, yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir. Bu bütünün ayrılmaz unsurlarından biri de savunma makamıdır" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek paylaştığı video ile yargı teşkilatı mensuplarına hitap etti. Güçlü bir adalet sistemi ancak aynı ideale inanan birbirine güvenen ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olabileceğini ifade eden Gürlek, "Bugün sizlerle aynı kürsüde görev yapmış, aynı dosyaların arasına sabahlamış, aynı vicdani muhasebeleri yaşamış bir meslektaşımız olarak hitap ediyorum" dedi. "Göreve başladığımız andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmalar başlattık" Adliye koridorlarının sesini ve mahkeme kalemlerinin bitmeyen mesaisi hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade eden Gürlek, "Dosyaların yalnızca sayılardan ibaret olmadığını, her birinin bir insan hayatına dokunduğunu bilirim. Yirmi yıl boyunca hakim ve cumhuriyet savcısı olarak görev yaptım. İddianame düzenledim. Duruşma yönettim. Karar verdim. O nedenle adalet teşkilatımızın meselelerini biliyorum. İş yükünün farkındayım. Fedakarlığınızı görüyorum. Göreve başladığımız andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmalar başlattık. İş yükü analizleri yeniden yapılacak. Norm kadro sistemi güncellenecek. Performans ölçütleri daha adil ve objektif bir zemine oturtulacak. Hakim ve savcılarımızın mesleki gelişimini güçlendiren uzmanlaşma ve eğitim modellerini hayata geçireceğiz. Adalet personelimizin özgü haklarını iyileştirmek için somut adımlar atacağız. Çünkü güçlü bir adalet ancak huzurlu ve motive güvende hisseden bir teşkilatta mümkündür. Yönetim anlayışımız açık ve nettir. İstişare edeceğiz. Sahaya kulak vereceğiz. Verilere dayalı karar alacağız" diye konuştu. "Adalet hizmeti tek bir makamın değil yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir" Hakim ve savcılara seslenen Bakan Gürlek, "Adalet yalnızca kanunu doğru uygulamak değildir. Kendi teşkilatımız içinde hakkaniyeti yaşatmaktır. Kurum içinde güveni ve adaleti yüceltmektir. Bu nedenle şeffaflığı artıracağız. Liyakatı esas alacağız. Kurumsal aidiyeti güçlendireceğiz. Mesleki itibarı daha da yukarı taşıyacağız. Ben de sizler gibi aynı cübbeyi giydim. Aynı sorumluluğun ağırlığını hissettim. Bugün o sorumluluğu daha geniş bir görev alanında sürdürüyorum. Bu teşkilat benim yuvamdır. Bu büyük adalet ailesinin her ferdi benim yol arkadaşımdır. Birlikte başaracağız. Birlikte güçleneceğiz. Çünkü adalet hizmeti tek bir makamın değil yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir. Bu bütünün ayrılmaz unsurlarından biri de savunma makamıdır" dedi. Avukatlara seslenen Bakan Gürlek konuşmasını şöyle noktaladı: "Sizler yargının üç sac ayandan birisiniz. Adaletin vazgeçilmez parçasısınız. Mahkeme salonlarında üstlendiğiniz sorumluluk, gösterdiğiniz mesleki kararlılık ve emeğiniz adaletin tam anlamıyla tecelli etmesinin temel şartıdır. Hakim hüküm kurar, savcı iddia eder. Ancak savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur. Avukatlarımızın mesleki güven işinde saygınlıkla ve etkin biçimde sürdürülebilmeleri için gerekli ortamı güçlendirmeye devam edeceğiz. Barolarımızla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kuracağız. Fiziki şartlardan dijital erişime kadar her alanda işbirliğini artıracağız. Savunmanın güçlenmesi yargının güçlenmesidir. Yargının güçlenmesi ise toplumun adaleti olan güveninin güçlenmesidir. Biz 26 bin 765 hakim ve savcımızla 96 bin 53 üç adalet personelimizle 83 bin 929 ceza ve tevkifevleri teşkilatı mensubumuzla 208 bin 223 avukatımızla büyük bir adalet ailesiyiz. Aynı ideale inanan, aynı vicdana yaslanan, aynı sorumluluğu paylaşan güçlü bir bütünüz. Bu bilinçle yargı teşkilatımızın tüm mensuplarını, savunma makamını ve adalet hizmetine emek veren herkesi saygı ve muhabbette selamlıyorum. Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz."
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "Muhalefet partileri LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller"
17 Şubat 2026 Salı - 11:50 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "Muhalefet partileri LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, "Muhalefetin, LGBT saldırganlığına karşı ne dediklerini bilmiyoruz. LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Yalçın, AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı tarafından partinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen ’İnsan Hakları ve Aile Zirvesi’ programında konuştu. Yalçın, AK Parti olarak aileye verilen önem doğrultusunda birçok meselede aileyi merkeze aldıklarını ifade ederek, "AK Parti iktidarlarının 24 yıllık icraat performansına baktığınız zaman hep merkezinde insan olan; insanın hayatını kolaylaştırmak, yaşam standardını geliştirmek ve insana hizmet etmek gibi bir perspektif vardır. Hastane inşaatından bile insanın hayatını kolaylaştırmak veya bir okul inşaatında bile insanın yaşamının kalitesini artırmak gibi hedefler vardır. Bunların ötesinde AK Parti devlet-millet kucaklaşmasını sağlayarak, ülkedeki vesayet mekanizmalarının çökmesini sağlayarak, insanın merkezde olduğu bir ülkeyi inşa etme siyasetini 24 yıldır devam ettirmektedir" ifadelerini kullandı. "İnsan hakları ve insanı korumak için ailenin ne derece önemli olduğunu hepimiz biliyoruz" Son dönemde özellikle küresel siyasette meydana gelen bazı gelişmeler doğrultusunda aile meselesini çok daha önemli yere koyduklarını aktaran Yalçın, "Biliyoruz ki aile olmadan insan olmaz. Bir insanın, insani olarak var olabilmesini ve yaşamını huzurlu bir ortamda sürdürebilmesini sağlayan en temel yapı taşı ailedir. Birileri kendi menfaatleri çerçevesinde aile yapısını tüm dünyada ortadan kaldırmaya yönelik eğilimlerin içerisine girmiş durumdadır. Bizim aileye dair pozisyonumuz başından beri belli. Ailenin bir kadın ve bir erkekten meydana geldiğini ve bir nikah akdi ile gerçekleştirilebileceğini, bunun dışındaki herhangi bir dayatmanın AK Parti tarafından kabul edilemez olduğunu ve toplumumuza yönelik propagandaların, eğilim üretme çabalarının karşısında olduğumuzu defalarca dile getirdik. İnsan hakları ve insanı korumak için ailenin ne derece önemli olduğunu hepimiz biliyoruz" diye konuştu. "Muhalefet partileri olarak LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller" Türkiye’de başta ana muhalefet partisi olmak üzere birçok muhalefet partisince aileye dair tutumun net bir şekilde ortaya konulmadığını kaydeden Yalçın, "LGBT saldırganlığına karşı ne dediklerini bilmiyoruz. LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller. Aileyi savunup savunmadıklarını, kadın-erkek ilişkilerinde neyi söylediklerini çok net bilmiyoruz. Bunun değerlendirmesini vatandaşlarımız yapacak ama bizim ne dediğimiz belli. Biz ailenin en kutsal birlikteliklerden bir tanesi olduğunu, aileyi ister küresel ister yerel olmak üzere her türlü saldırıdan, insana verdiğimi değer nedeniyle korumaya devam edeceğimizi açık ve net bir şekilde söylüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Gelecek dönemde dünya siyasetinin en merkezi konularından bir tanesinin ’aile meselesi’ olacağını dile getiren Yalçın, sözlerine şöyle devam etti: "Nüfus planlaması yapmaya çalışanlar birçok yerde açıkça ilan ettiler ki aslında insanlığın nüfusunun bu gezegen için fazla olduğu ve bu nüfusun bir şekilde indirilmesi gerektiği kanaatlerini açık bir şekilde dile getiriyorlar. Belki de bir insanlık soykırımından bahsediyorlar. Belki de insan nüfusunu düzenlemek için çok ciddi insan sayısını azaltmaya yönelik çalışmaları yakından takip ediyoruz. Sosyal medya mecrasında kadın-erkek ilişkilerinden ziyade erkek-erkek, kadın-kadın ilişkileri gençlerimize yoğun bir şekilde propaganda yapılıyor. Bir dizi mecrasında çok normal bir genç erkek ya da kadın her türlü yaşamında mutlu olmasını gerektirici şartlar olmasına rağmen kadın kadına veya erkek erkeğe ilişkiyi tercih etmediğinde huzur bulmayacağına yönelik propagandaların yapıldığı dizileri gençlerimize izletiyorlar. Sosyal medya mecralarında bunları sanki çok normalmiş, insan fıtratı bu yöne de evrilebilirmiş gibi bir propagandayı, zihin bulandırma işlemini gerçekleştiriyorlar."