POLİTİKA
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" 12 Mart 2026 Perşembe - 22:14:02 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bölgedeki bölüp parçalama senaryolarına işaret ederek, "Bir asır boyunca bu senaryo bütün detaylarıyla uygulanmış ve ne yazık ki sonuç da alınmıştır. Şimdi bu oyunu bozuyoruz. Birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen "Emekçilerle İftar Programı"na katıldı. Kurtulmuş, işçi ve memur sendikalarının temsilcileri ve işçilerle Türkiye demokrasisinin kalbi, milli iradenin tecelligahı TBMM’deki iftar sofrasında bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bu mübarek ramazan akşamında Allah oruçlarımızı, dualarımızı, niyazlarımızı, dileklerimizi kabul etsin. İnşallah sağlık afiyet içerisinde sevdiklerimizle beraber nice ramazanlara ulaşmayı hayırlısıyla her birimize nasip etsin" ifadesini kullandı. Ramazan ayının manevi ikliminin oluşturduğu güzelliklerin başta Türkiye olmak üzere bütün İslam dünyasına ve bütün insanlığa huzur, barış, esenlik getirmesini temenni eden Kurtulmuş, "Ümit ediyorum ki içinden geçmekte olduğumuz bu zor dönemin koşulları en kısa süre içerisinde değişir ve başta Türkiye olmak üzere bütün Müslüman ülkeler huzur ve selamete erer" diye konuştu. "Bu aziz millet sıradan bir millet değildir" Dünyanın zor bir dönemden geçtiğini, şimdiye kadar kabul edilen ne kadar kural varsa bunların hepsinin altüst olduğu ve kuralın yerine kuralsızlığın geçtiği bir sürecin yaşandığını ifade eden Kurtulmuş, gücü elinde bulunduranın güçsüz gördüğünü istediği gibi terbiye etmeye çalıştığı, orman kanunlarının geçerli olduğu bir döneme de girildiğine işaret etti. Kurtulmuş, "İçinde yaşadığımız dönemin şartları bizi çok daha uyanık olmaya mecbur bırakmaktadır. Çok daha güçlü olmak, olan biteni çok iyi anlamak ve kendi içimizde birliği, dirliği, beraberliği, kardeşliği tahkim etmek mecburiyetindeyiz. Başka şansımız yoktur. Çünkü Türkiye, diğer ülkeler gibi değildir. Bütün muhataplarının hem bölgesinde büyük bir güç olarak telakki ettiği hem de tarihten getirmiş olduğu mirasına her an sahip çıkabilecek bir güç ve potansiyele sahip olduğunu gördüğü oldukça önemli bir ülkedir. Böyle baktığınız zaman Türkiye, sıradan bir ülke, bu aziz millet de sıradan bir millet değildir" şeklinde konuştu. Türkiye’ye karşı dost düşman herkesin bakışlarının başka bir ülkeyi değerlendirdiklerinden çok daha farklı olduğunu belirten Kurtulmuş, "Düşmanlarımız, rakiplerimiz Türkiye’nin güçlü bir şekilde ayakta durmamasını isterler. Aynı şekilde dostlarımız ve bizden bir şekilde dostluk sözleri duymak isteyenler de Türkiye’nin daha güçlü olmasını, ayaklarını daha sağlam bir şekilde yere basmasını arzu ederler. Onun için bizler elimizdeki bütün imkanları seferber ederek her alanda barışı, iç huzuru, güvenliğimizi ve kardeşliğimizi tesis etmek mecburiyetindeyiz" dedi. "Türkiye’nin her köyünde, her mezrasında sadece kardeşlik türküleri söylenecek" TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya koyduğu çalışmasının büyük bir demokratik başarı olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Komisyon’un nihai raporunun da Türkiye’nin geleceğiyle ilgili ümitvar olmak için fevkalade değerli bir çalışma olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi partiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin muktedir olduğunu, en zor meseleleri bile çözebilecek bir demokratik olgunluğa sahip olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bunun yanında milletimizin büyük bir çoğunluğunun, Türkiye’deki bu çalışmaya yürekten destek verdiğini ve bir an evvel bu işin artık tamamıyla sonlandırılmasıyla ilgili dilek ve temennilerini ifade etmişlerdir. Ümit ediyorum ki böylesine zor bir süreçte inşallah Türkiye bu meseleyi de geride bırakacak ve artık bu ülkenin her yerinde, her köşesinde sadece kardeşliğin diliyle konuşulacak, Türkiye’nin her köyünde, her mezrasında sadece kardeşlik türküleri söylenecektir." Gelecek dönemde emekle ilgili konuşacak konuların en başında "emeğin değeri" konusunun geleceğini ifade eden Kurtulmuş, "Ülkelerin bir kısmının yeraltı zenginlikleri olabilir, bir kısmının yerüstü zenginlikleri olabilir, kiminin serveti olabilir, kiminin çok büyük zenginlikleri olabilir ama bütün insanların ortak olan tek varlığı emektir. Yani herkesin emeği vardır ve herkesin emeğinin değerinin korunması önemlidir. Zaten başından itibaren insanlık tarihi boyunca çalışma hayatıyla ilgili verilen mücadelenin de ana fikri bu terminoloji etrafında dönmek durumundadır. Emeğin değeri bilinmezse, emeğin kadri kıymeti bilinmezse o toplumda birliğin dirliğin olması, o toplumda paylaşmanın olması asla mümkün olmaz" ifadesini kullandı. "Emeğin değerinin bilinmesi, emeğin değerinin korunması en temel siyasal ödevlerimizden, toplumsal ödevlerimizden birisidir" Savaşlardan, çatışmalardan, enerji arzındaki sıkıntılardan, iklim değişikliklerinden bahsedildiği bir dönemde, belki de dünyanın en önemli sorununun gelir dağılımındaki adaletsizlik olduğunu söyleyen Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "1970’lerden sonraki süreçte, yani yüksek teknolojilerin hızlı bir şekilde dünyada yayılmasıyla birlikte gelir dağılımındaki adaletsizlik dünyanın hemen her ülkesinde, her bölgesinde alabildiğince açılmıştır. Bu dünyanın en temel sorunlarından birisidir. Bunun için emeğin değerinin bilinmesi, emeğin değerinin korunması en temel siyasal ödevlerimizden, toplumsal ödevlerimizden birisidir. Dünyada adaletin sağlanabilmesinin en temel şartlarından birisi de gelir dağılımındaki adaletin temin edilmesidir. Gelir dağılımında adalet olmazsa, toplumsal sınıflar arasındaki gerilim başka hiçbir şey olmaksızın zaten artmaya müsait hale gelir. Orta sınıf çöker. Orta sınıf çöktüğü zaman toplumda zenginle fakir arasındaki uçurum ayrı çatışma konularını da gündeme getirir. Onun için diyoruz ki, gelir dağılımı adaletine odaklanan, bunun için emeğin değerini artırmayı temel felsefesi olarak kabul eden ve böylece adaletli bir ekonomik düzeni kurmak isteyen niyetler ve bu yöndeki çabalar fevkalade önemlidir ve dünya barışına büyük bir katkı sunar" Dünyada gelecek dönemde gelir dağılımıyla ilgili adaletsizliği artıracak gelişmelere de işaret eden Kurtulmuş, dijitalleşmenin artması, robotik alandaki gelişmeler ve yapay zekanın gelişmesiyle birlikte emek alanıyla ilgili yeni tartışmaların ortaya çıktığını söyledi. Kurtulmuş, sadece emek ve ekonomiyle ilgili değil, bu konudaki gelişmelerin hukuk alanında da ciddi tartışmaları beraberinde getireceğini vurguladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye olarak gelişmeleri hem çok yakın takip etmek hem de bu gelişmelerle birlikte emeğin değerini korumak gibi bir vazifelerinin bulunduğunun altını çizdi. Emeği birinci derece ilgilendiren önemli gelişmelerden birisinin de bu döneme ilişkin "kırılganlıklar" olduğunu ifade eden Kurtulmuş, jeostratejik birtakım gerilimlerin ve kırılganlıkların dünyadaki ekonominin bildik gidişatını da derinden ve çarpıcı şekilde etkileyeceğine dikkati çekti. "Türkiye olarak daha sıkı kenetlenmek, daha ciddi bir şekilde birliği, dirliği, kardeşliği artırmak zorundayız" İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü yılına girdiğini dile getiren Kurtulmuş, "Birileri Netanyahu’ya gaz veriyor, ikinci Davut’sun diyorlar. Yani ‘Sen yürü, Davut’un krallığını kuracaksın’ diye dini bir misyonla donatmaya çalışıyorlar. Netanyahu’dan olsa olsa ikinci Davut değil, ikinci Hitler çıkar, ikinci Führer çıkar, o istikamette ilerliyor. Gazze’deki en ağır bedeli çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ödüyor. Şifa Hastanesi’nde öldürülenlerle bugün İran’da ilkokulda öldürülen çocukların acısı aynıdır ve bedeli yine hep dediğim gibi masum ve mazlum insanlar ödemektedir. Onun için bizim Türkiye olarak hem bölgemizdeki gelişmelerden hem de dünyadaki bu küresel türbülanstan etkilenmemek için daha sıkı kenetlenmek, daha ciddi bir şekilde birliği, dirliği, kardeşliği artırmak zorundayız" ifadesine yer verdi. Türkiye’de uzun yıllar bu milletin insanları sımsıkı sarılıp kucaklaşmasın diye oynanan oyunları hatırlatan Kurtulmuş, binlerce gencin hayatını kaybettiği 1980’lerdeki sağ-sol çatışmasının Türk halkının kendi iç kavgası olmadığını emperyalistlerin bu milletin üstüne tahmil ettiği bir çatışma olduğunu kaydetti. Bu ülkede çıkarılmak istenen Alevi-Sünni, Türk-Kürt çatışmasına prim verilmediğini, bundan sonra da verilmeyeceğini belirten Kurtulmuş, "Bu ülkede hiçbir vatandaşımızın hiçbir gerekçeyle bir diğerinden ayrıldığı senaryoya asla ve asla eyvallah etmeyeceğiz. Türk’ün, Arap’ın, Kürt’ün, Sünni’nin, Alevi’nin, Şii’nin hiçbirisi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hiçbir vatandaşımızın bir diğerinden farkı yoktur. Bütün bu farklılıklarımızı, etnik, mezhebi, kültürel, hayat tarzına ilişkin farklılıklarımızı ise sadece büyük zenginliğimizin bir parçası olarak kabul edeceğiz" dedi. "Bu oyunu bozuyoruz" Türkiye gibi bu kadar zengin kültürel bir mirasa sahip birkaç ülkenin bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, Anadolu’da taşınan her bir kültürel farklılığı, "pırlanta değerinde tarihsel miras" şeklinde niteledi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye’nin gerçekleşmesiyle, bölgede terörün sona ermesi, halkların arasına sokulmaya çalışılan fitnenin ortadan kaldırılmasıyla birlikte bu coğrafyanın her yerinde insanların barış ve huzur içerisinde olacağını vurguladı. Bu topraklarda yaşayan Arap’ı, Kürt’ü, Türk’ü birbirinden ayırt edecek bir tek rasyonel sebep bulunmadığını vurgulayan Kurtulmuş, bunların bölgeyi bir asır evvel bölüp parçalayıp kendilerince kolay lokma haline getirmek isteyenlerin ortaya koyduğu senaryolar olduğunu anlattı. Kurtulmuş, "Üzülerek ifade ediyorum ki bir asır boyunca bu senaryo bütün detaylarıyla uygulanmış ve ne yazık ki sonuç da alınmıştır. Şimdi bu oyunu bozuyoruz. Allah’ın izniyle birilerinin bölüp parçaladığı bu coğrafyayı derleyip toparlamak bize düşer, bizim milletimize düşer, Türkiye’ye düşer" dedi. Bunun için gayretle mücadele ettiklerini kaydeden Kurtulmuş, "Her birimiz bulunduğumuz her noktada, her yerde bu kardeşlik türkülerini birlik ve beraberlikle ilgili konuları gündeme getireceğiz ve sonuç alacağız. Bir asır evvel yapmış oldukları o ayrılık senaryosunun üzerinden nasıl bu aziz millet hep bir araya gelerek, ’Ya Allah’ diyerek ayağa kalktı, bir büyük kurtuluş mücadelesi verdi, istiklalini kazandıysa biz de Allah’ın izniyle istikbalimizi garanti altına alarak yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu. Kurtulmuş, İstiklal Marşı’nın kabul edilmesinin 105. yıl dönümünü iftiharla kutladıklarını da ifade ederek, "Mehmet Akif Bey, sadece İstiklal Marşı’mızın yazarı değil, o dönemdeki milletimizin tamamının sahip olduğu ruhu anlatabilen bir büyük insandır. O ruhu bugün de taşıyoruz, o ruhu bugün de yaşıyoruz. Mehmet Akif Bey, aynı zamanda Burdur Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin de fevkalade önemli, kahraman kurucularından birisidir. Kendisinin şahsında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün kurucularını, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere saygıyla anıyorum ve Türkiye’nin bu ulusal kurtuluş mücadelesinde yaşadıklarımızın bizim için yarınımızın da teminatı olduğunun altını çizerek ifade ediyorum" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şu dua ile sonlandırdı: "Allah birliğimizi, dirliğimizi daim etsin, hanelerimize neşe, birlik ve beraberlik versin. Cenab-ı Allah bu milletimize kıyamete kadar beraber olmayı nasip etsin. Allah bizi sevsin, bizleri sevdirsin ve kendisini hakkıyla sevenlerden olmayı nasip etsin. Ahirimiz ve akıbetimiz hayır olsun, dinimiz ve dünyamız mamur olsun diyorum." TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, milletvekilleri ve işçilerle fotoğraf çektirdi.
12 Mart 2026 Perşembe - 21:33 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak, barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyecektir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu ve milletvekilleriyle İftar programında bir araya geldi. Programda konuşan Bahçeli, "Ramazan’ın bolluk ve bereketini, mana ve muhabbetini ruhumuzun derinlerinde yaşıyoruz. Bölgesel sorunların, insani krizlerin, beşeri felaketlerin, tırmanan savaşların, kışkırtılan çatışmaların biteviye takviye edildiği hüsran verici bugünkü zaman diliminde, içinde bulunduğumuz mübarek ayın rahmet dolu atmosferinden ümidimizi hiç kesmedik. İsterdik ki, İslam âlemi huzur ve huşu içinde bir Ramazan geçirseydi. Dilerdik ki, silahların, bombaların, düşmanlıkların yerini barışçıl diyaloglar ile dostane ilişkiler alabilseydi. Olmadı, olamadı, maalesef Ramazan ayımız bölgemizde yaşanan savaş ve şiddet sahneleriyle perdelendi. Karamsar olmanın, kötümserliğe hapsolmanın, umutsuzluğa kapılmanın hem insani, hem de İslami anlamda caiz olmadığını biliyor ve inanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye sırtına binen ağırlıklarından hızla kurtulmaktadır" Türk milletinin barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyeceğini belirten Bahçeli, "Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde, ‘Terörsüz Türkiye’yi inşa ve ihya edecek milli diriliş ruhu inanıyorum ki nice mucizelere imza atacaktır. Türkiye sırtına binen ağırlıklarından hızla kurtulmaktadır. Uyanan ve ayağa kalkan devin önünü kesecek, tarihi yürüyüşünü kesintiye uğratacak hiçbir muhasım veya mütecaviz odak yoktur ve olması da mümkün değildir. Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak, barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyecektir" şeklinde konuştu. "Anadolu coğrafyasında birliğimizi savunamazsak bu topraklarda asla tutunamayız" Terörsüz Türkiye hedefinin Türkiye Yüzyıl’ının iradesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Terörsüz Türkiye’ hedefi taviz değil, Türk ve Türkiye Yüzyılına yönelik kesif bir tahkimattır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi teslimiyet değil, Türk ve Türkiye Yüzyılının muzaffer ve muteber iradesinin kesin bir teminidir. Şayet Anadolu coğrafyasında birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi yürekten savunamazsak; sudan sebeplerle, ucuz hesaplarla, basit ve bayağı heveslerle onun bunun tazyik ve telkinleriyle birbirimizden uzaklaşırsak, biliniz ki, yurt yaptığımız bu topraklarda asla tutunamayız. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi ortak tarih ve kültürümüzün şemsiyesi altında, kardeşlikle geçen asırların geleceğin ülkü ve heyecanlarıyla eklemlendiği kaynaşma ve kucaklaşma potasıdır" ifadelerini kullandı. "Ahlak kahramanımız Merhum Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle ve minnetle yad ediyorum" Milli varlığa ve müdafaaya yeminli olduklarını ifade eden Bahçeli, "Mücavir toprakların altüst oluşu karşısında, tıpkı Akif’in dediği gibi biz bastığımız mukaddes vatan toprakların geçmeden tanıyacağız, düşüneceğiz altındaki binlerce kefensiz yatanı. Çünkü şehit oğluyuz, incitmeyiz, yazıktır atamızı; Vermeyiz dünyaları alsak da bu cennet vatanı. İstiklalimizin manzum şaheserinin İlk Meclis’te kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünde, ezelden beri hür yaşamanın şuuruyla, hiçbir korkuya, hiçbir korkuluğa takılmadan tam bağımsızlığımızı, milli varlığımızın tamamiyetini cesaretle, hamiyetle müdafaaya yeminliyiz. Bir kez daha ahlak kahramanımızı; edebi şanıyla, kalemi ve kelamıyla ufkumuzu meşale gibi aydınlatan Merhum Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle, minnetle, hürmetle yad ediyorum" dedi. "Allah’ın izniyle 2053’te Süper Güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız" Tahrik ve tertiplere boyun eğmeyeceklerini belirten Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak ülkemizin hem bugününe hem de geleceğine ışık tutuyor, güvence oluyoruz. Bizim boş laflarla vakit kaybetmeye hakkımız yoktur. Bizim onun bunun tahrik ve tertiplerine boyun eğecek halimiz de yoktur. Yolumuza bakacağız, önümüze bakacağız, işimize bakacağız, mücadelemize bakacağız, Allah’ın izniyle 2053’te Süper Güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız. Hedefi büyük, ama heyecanı küçük bir hareket değiliz" ifadelerini kullandı. "Milli ahlak, Milli ruhtur" Siyasetin kalbine giden damarların açık olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, "Toplum hayatını, ekonominin kurallarını, sosyal ilişkileri ve insan ihtiyaçlarını başkalarına zarar vermeden düzenlemek bir arada yaşamaya ve ahlaki gelişmeye büyük bir destek sağlayacaktır. Bu da aileden başlayarak, sivil toplum kuruluşlarına ve siyasi partilere kadar gözetilmesi gereken başlıca konulardan birisidir. Siyasetin kalbine giden damarların açık olması ve görevini tam yapması evvela birlikte yaşamanın vazgeçilmezliğine duyulan bağlılıkla mümkün olacaktır. Akif’in sözleriyle ifade edecek olursak; ‘Milli ahlak, Milli ruhtur’. En büyük güvencemiz de milli ruhun sağlam oluşudur. Milli ve manevi değeri olmayan, kökünden kopan, öz değerlerine yabancılaşan toplumların tarihten silinmesi kaçınılmazdır" diye konuştu. "Hiçbir tehdide eyvallah demeyiz, diyemeyiz" Türkiye’nin, Siyonist algı ve istihbarat oyunlarının tuzağına kapılacak yeni yetme bir devlet olmadığının altını çizen Bahçeli şöyle konuştu: "ABD ile İsrail’in İran karşısında teklemeye başladığı, iç kamuoylarında ise çözülmelerin hız kazandığı anlaşılmaktadır. Savaşın bölgesel mahiyet kazanması, etnik ve mezhebi bir hüviyete bürünmesi hususunda kahredici bir provokasyon devrededir. Hatta Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek, İran’la Körfez ülkelerini çatıştırmak, bu suretle savaşın akışını değiştirmek amacıyla karanlık planların yapıldığı da esasen sır değildir. Stratejik bilgi çift katmanlıdır. Bir yandan dış çevreyi anlamayı, diğer yandan da sahip olunan kapasiteyi doğru tartmayı gerektirmektedir. Türkiye gelişmeleri doğru anlarken, kendi kapasitesini bilmekte, stratejik dengeleme ve doğrulamayı yapmaktadır. Hiçbir tehdite eyvallah demeyiz, diyemeyiz. Bununla birlikte Siyonist-emperyalist menşeli derin çukura düşecek, algı ve istihbarat oyunlarının tuzağına kapılacak yeni yetme bir devlet de hiç değiliz."
Başkan Balaban esnafın sorunlarına çözüm üretmek için sahada
17 Şubat 2026 Salı - 13:59 Başkan Balaban esnafın sorunlarına çözüm üretmek için sahada Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Uncubozköy Kampüsü çevresindeki esnafı ziyaret ederek talep ve sorunları yerinde dinledi. Her zaman esnafın yanında olduklarını kaydeden Başkan Balaban, "Çözüm için çalışıyoruz" dedi. Semih Balaban, esnaf ve mahalle ziyaretlerini aralıksız sürdürüyor. Başkan Balaban, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Uncubozköy Kampüsü çevresinde faaliyet gösteren esnafı ziyaret ederek talep ve önerileri dinledi. Yunusemre Belediyesi Özel Kalem Müdürü Seyit Ali Özmen’in de eşlik ettiği programda iş yerlerini tek tek gezen Başkan Balaban, esnafla sohbet ederek bölgedeki sorunları yerinde tespit etti. Esnafın şehir ekonomisinin temel taşlarından biri olduğunu vurgulayan Başkan Balaban, "Seçildiğimiz günden beri halkımız ile iç içeyiz. Vatandaşlarımız ile buluşmayı sürdürüyoruz. Esnafımızın karşılaştığı sorunları yerinde görüyoruz. Belediye olarak çözüm odaklı bir anlayışla sorunların çözülmesi amacıyla çalışıyoruz. Yunusemre ilçesinde dayanışma ve ortak akıl ile çalışmalarda bulunacağız." ifadelerini kullandı. Ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getiren bölge esnafı ise Başkan Balaban’a teşekkür ederek, yapılan istişarelerin kendileri için önemli olduğunu belirtti. Yunusemre Belediyesi’nin saha ziyaretleri ve esnaf buluşmalarının önümüzdeki günlerde de devam edeceği öğrenildi.
Bahçeli: "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır"
17 Şubat 2026 Salı - 12:30 Bahçeli: "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP’nin işi gücü fitne fesattır" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Ramazan ayının manevi iklimine rağmen Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken Bahçeli, İsrail’in Batı Şeria’daki son kararlarının uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu söyledi. Bahçeli, Ramazan ayının sabır, merhamet, hoşgörü ve dayanışma ayı olduğuna vurgu yaparak, "Ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, makus kaderleriyle baş başa kalmalarına taammüden göz yumulmaktadır" dedi. "Yasa dışı ilhak hamleleri hükümsüzdür" İsrail hükümetinin Batı Şeria’da arazi tesciline ilişkin aldığı kararlara değinen Bahçeli, "İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria’da arazi tesciline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğinin de teyididir. Yasa dışı ilhak hamleleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayri meşru ve gayri hukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah’ın da bir bildiği vardır ve hiçbir zalim buna güç yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir. İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası ve egemenlik kurma iştahı sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bu son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemektedir. İki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir." "Uluslararası düzen yıkım sürecindedir" Bahçeli, 13-15 Şubat tarihlerinde Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansına da değinerek, küresel sistemin ciddi bir çözülme içinde olduğunu dile getirerek, "Yıkım Altında temasıyla düzenlenen mezkur konferans, bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur. 19-23 Ocak tarihinde yapılan Davos Zirvesi’nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir; fakat neyin kurulacağı, nasıl kurulacağı, ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur. Ankara’dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, yüreklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış veya dört başı mamur bir amaç görülmemektedir. Buna karşılık Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada istikrar adası gibi sivrilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin kesintisiz diplomatik hamleleri, ihtilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike ziyadesiyle layıktır. Masada ve sahada aynı anda olabilmeyi başaran bir Türkiye’yle hepimizin iftihar etmesi esasen bir manevi görevdir" ifadelerini kullandı. "ABD-İran müzakereleri makul bir uzlaşıya ulaşmalıdır" Ramazan ayında sağduyu ve sükunetin hakim olması gerektiğini belirten Bahçeli, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesintiye uğramadan ilerlemesinin samimi temennileri olduğunu söyledi. Bahçeli, "Kuzeyimiz çalkalanırken, güneyimizin de savaş ortamına sürüklenmesi bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak, yaygın ve küresel bir çatışma hali karşımıza çıkacaktır" şeklinde konuştu. "Püskeviti olmayan çocukların çağrısını duyalım" Ramazan ayında dayanışma ve yardımlaşma çağrısı yapan Bahçeli, mütevazı sofralarda bir araya gelinmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti: "Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatımızla eşzamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı, daha hazır olmalıyız. Biz gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım. Hatırlayınız, yıllar önce bir konuşmamda, anasının, babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istemiştim. Onların mahrumiyetini yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Ve memleketim olan Gavur Dağı’nın söyleyişiyle; ‘Hani benim püskevitim, çukulatam’ demiştim. Şairin ifadesiyle; çaresiz ve yalnızların, ‘gel diyecek kimsesi’ olmayı hedeflemiştim. O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller haftalar boyu müstehzi ifadelerle püskevit kelimesini dillerine dolamışlardı. Ve ne üzücüdür ki bizim arkadaşlarımız da bu seslenişin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi. Varsın olsun, hata da insanlar içindir. Bu Ramazan’da hep birlikte, sofraların, ocakların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve kadınların sesi olalım. Yeter ki, onların dertlerine ortak olalım. Püskeviti olmayan çocukların çağrısını işitelim. Biz öylesine büyük bir medeniyetin, öylesine kutlu bir tarih ve kültür zenginliğinin varisleriyiz ki, felaketin kayalıklarından fidan fidan serpilen, ağır sorunların çorak bağrından filiz filiz yeşeren birlik ve kardeşlik bahçemizde el ele tutuşmasını çok şükür biliriz." Bahçeli, devlet-millet dayanışmasının önemine vurgu yaparak, MHP ve Cumhur İttifakı’nın ahlaki ve soylu duruşunu koruduğu sürece hiçbir engelin aşılamayacağını ifade etti. 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlere de değinen Devlet Bahçeli, devletin tüm imkanlarıyla seferber olduğunu belirtti. "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır" Depremde 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiğini, 107 bin 213 kişinin yaralandığını hatırlatan Bahçeli, bugüne kadar 455 bin 357 bağımsız bölümün tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiğini söyledi. Ana muhalefet partisini eleştiren Bahçeli, CHP’nin deprem üzerinden siyasi istismar yaptığına dikkati çekerek, "Hatırlarsanız, devletimiz depremin ilk anından itibaren tüm kaynak ve imkanlarını seferberlik ruhuyla harekete geçirmiştir. Hiçbir insanımız mağdur edilmemiştir. Bugüne kadar depremin toplam maliyeti de 150 milyar doları bulmuştur. Yıkılan yapılmış, ihtiyaçlar karşılanmış, nitekim her zorluğun üstesinden Allah’ın izniyle gelinmiştir. İnsanüstü emek ve çalışmanın sonunda yeni bir hayatın müjdesi verilmiştir. Asrın İnşa Seferberliği kapsamında; 367 bin 995’i konut, 65 bin 672’si köy evi, 21 bin 690’nı iş yeri olmak suretiyle toplam 455 bin 357 bağımsız bölüm inşası tamamlanmış, hak sahibi vatandaşlarımıza da teslim edilmiştir. Eğri bakan doğruyu göremezmiş, gönlü pak olanın da yolu şaşmazmış. Cumhuriyet Halk Partisi’yle bilumum muhalefet bakiyesinde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz. Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmekle eşdeğerdir. CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP’nin işi gücü fitne fesattır. CHP’nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Gazi Meclis şov alanı değildir" TBMM’de yeni atanan bakanların yemin töreninde yaşanan olaylara da değinen Bahçeli, "Gazi Meclis aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir. Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer varsa merak edilen bir husus yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır. Muhalefetin sahip olduğu imkanları kullanmaya yanaşmadan Meclis’i karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir? Gazi Meclis’i şov ve savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır? Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP’nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? Özellikle yeni atanan Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım? İstanbul’daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı? Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı? Maskeleriniz düştü, ipliğiniz pazara çıktı, foyanız ortalığa döküldü; anormal stres ve gerilim sebebinizin nedeni buna mı dayalı? Tekraren ifade ediyorum; geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde TBMM’nin saygınlığına leke düşüren müfsit ve müflis CHP zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum" dedi. "MHP 57 yıldır siyaset çınarıdır" Bahçeli, MHP’nin 9 Şubat 2026’da 57’nci kuruluş yıl dönümünü kutladığını hatırlatarak, "57 yıl demek siyasette çınarlaşmak demektir" dedi. Geleceğe yönelik kararlılık mesajı veren Bahçeli, "Bir kere başaran yeniden başarır" ifadesini kullandı.
Bakan Gürlek: "Adalet hizmeti tek bir makamın değil, yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir"
17 Şubat 2026 Salı - 12:11 Bakan Gürlek: "Adalet hizmeti tek bir makamın değil, yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir" Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, "Adalet hizmeti tek bir makamın değil, yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir. Bu bütünün ayrılmaz unsurlarından biri de savunma makamıdır" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek paylaştığı video ile yargı teşkilatı mensuplarına hitap etti. Güçlü bir adalet sistemi ancak aynı ideale inanan birbirine güvenen ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olabileceğini ifade eden Gürlek, "Bugün sizlerle aynı kürsüde görev yapmış, aynı dosyaların arasına sabahlamış, aynı vicdani muhasebeleri yaşamış bir meslektaşımız olarak hitap ediyorum" dedi. "Göreve başladığımız andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmalar başlattık" Adliye koridorlarının sesini ve mahkeme kalemlerinin bitmeyen mesaisi hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade eden Gürlek, "Dosyaların yalnızca sayılardan ibaret olmadığını, her birinin bir insan hayatına dokunduğunu bilirim. Yirmi yıl boyunca hakim ve cumhuriyet savcısı olarak görev yaptım. İddianame düzenledim. Duruşma yönettim. Karar verdim. O nedenle adalet teşkilatımızın meselelerini biliyorum. İş yükünün farkındayım. Fedakarlığınızı görüyorum. Göreve başladığımız andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmalar başlattık. İş yükü analizleri yeniden yapılacak. Norm kadro sistemi güncellenecek. Performans ölçütleri daha adil ve objektif bir zemine oturtulacak. Hakim ve savcılarımızın mesleki gelişimini güçlendiren uzmanlaşma ve eğitim modellerini hayata geçireceğiz. Adalet personelimizin özgü haklarını iyileştirmek için somut adımlar atacağız. Çünkü güçlü bir adalet ancak huzurlu ve motive güvende hisseden bir teşkilatta mümkündür. Yönetim anlayışımız açık ve nettir. İstişare edeceğiz. Sahaya kulak vereceğiz. Verilere dayalı karar alacağız" diye konuştu. "Adalet hizmeti tek bir makamın değil yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir" Hakim ve savcılara seslenen Bakan Gürlek, "Adalet yalnızca kanunu doğru uygulamak değildir. Kendi teşkilatımız içinde hakkaniyeti yaşatmaktır. Kurum içinde güveni ve adaleti yüceltmektir. Bu nedenle şeffaflığı artıracağız. Liyakatı esas alacağız. Kurumsal aidiyeti güçlendireceğiz. Mesleki itibarı daha da yukarı taşıyacağız. Ben de sizler gibi aynı cübbeyi giydim. Aynı sorumluluğun ağırlığını hissettim. Bugün o sorumluluğu daha geniş bir görev alanında sürdürüyorum. Bu teşkilat benim yuvamdır. Bu büyük adalet ailesinin her ferdi benim yol arkadaşımdır. Birlikte başaracağız. Birlikte güçleneceğiz. Çünkü adalet hizmeti tek bir makamın değil yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir. Bu bütünün ayrılmaz unsurlarından biri de savunma makamıdır" dedi. Avukatlara seslenen Bakan Gürlek konuşmasını şöyle noktaladı: "Sizler yargının üç sac ayandan birisiniz. Adaletin vazgeçilmez parçasısınız. Mahkeme salonlarında üstlendiğiniz sorumluluk, gösterdiğiniz mesleki kararlılık ve emeğiniz adaletin tam anlamıyla tecelli etmesinin temel şartıdır. Hakim hüküm kurar, savcı iddia eder. Ancak savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur. Avukatlarımızın mesleki güven işinde saygınlıkla ve etkin biçimde sürdürülebilmeleri için gerekli ortamı güçlendirmeye devam edeceğiz. Barolarımızla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kuracağız. Fiziki şartlardan dijital erişime kadar her alanda işbirliğini artıracağız. Savunmanın güçlenmesi yargının güçlenmesidir. Yargının güçlenmesi ise toplumun adaleti olan güveninin güçlenmesidir. Biz 26 bin 765 hakim ve savcımızla 96 bin 53 üç adalet personelimizle 83 bin 929 ceza ve tevkifevleri teşkilatı mensubumuzla 208 bin 223 avukatımızla büyük bir adalet ailesiyiz. Aynı ideale inanan, aynı vicdana yaslanan, aynı sorumluluğu paylaşan güçlü bir bütünüz. Bu bilinçle yargı teşkilatımızın tüm mensuplarını, savunma makamını ve adalet hizmetine emek veren herkesi saygı ve muhabbette selamlıyorum. Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz."
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "Muhalefet partileri LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller"
17 Şubat 2026 Salı - 11:50 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "Muhalefet partileri LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, "Muhalefetin, LGBT saldırganlığına karşı ne dediklerini bilmiyoruz. LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Yalçın, AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı tarafından partinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen ’İnsan Hakları ve Aile Zirvesi’ programında konuştu. Yalçın, AK Parti olarak aileye verilen önem doğrultusunda birçok meselede aileyi merkeze aldıklarını ifade ederek, "AK Parti iktidarlarının 24 yıllık icraat performansına baktığınız zaman hep merkezinde insan olan; insanın hayatını kolaylaştırmak, yaşam standardını geliştirmek ve insana hizmet etmek gibi bir perspektif vardır. Hastane inşaatından bile insanın hayatını kolaylaştırmak veya bir okul inşaatında bile insanın yaşamının kalitesini artırmak gibi hedefler vardır. Bunların ötesinde AK Parti devlet-millet kucaklaşmasını sağlayarak, ülkedeki vesayet mekanizmalarının çökmesini sağlayarak, insanın merkezde olduğu bir ülkeyi inşa etme siyasetini 24 yıldır devam ettirmektedir" ifadelerini kullandı. "İnsan hakları ve insanı korumak için ailenin ne derece önemli olduğunu hepimiz biliyoruz" Son dönemde özellikle küresel siyasette meydana gelen bazı gelişmeler doğrultusunda aile meselesini çok daha önemli yere koyduklarını aktaran Yalçın, "Biliyoruz ki aile olmadan insan olmaz. Bir insanın, insani olarak var olabilmesini ve yaşamını huzurlu bir ortamda sürdürebilmesini sağlayan en temel yapı taşı ailedir. Birileri kendi menfaatleri çerçevesinde aile yapısını tüm dünyada ortadan kaldırmaya yönelik eğilimlerin içerisine girmiş durumdadır. Bizim aileye dair pozisyonumuz başından beri belli. Ailenin bir kadın ve bir erkekten meydana geldiğini ve bir nikah akdi ile gerçekleştirilebileceğini, bunun dışındaki herhangi bir dayatmanın AK Parti tarafından kabul edilemez olduğunu ve toplumumuza yönelik propagandaların, eğilim üretme çabalarının karşısında olduğumuzu defalarca dile getirdik. İnsan hakları ve insanı korumak için ailenin ne derece önemli olduğunu hepimiz biliyoruz" diye konuştu. "Muhalefet partileri olarak LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller" Türkiye’de başta ana muhalefet partisi olmak üzere birçok muhalefet partisince aileye dair tutumun net bir şekilde ortaya konulmadığını kaydeden Yalçın, "LGBT saldırganlığına karşı ne dediklerini bilmiyoruz. LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller. Aileyi savunup savunmadıklarını, kadın-erkek ilişkilerinde neyi söylediklerini çok net bilmiyoruz. Bunun değerlendirmesini vatandaşlarımız yapacak ama bizim ne dediğimiz belli. Biz ailenin en kutsal birlikteliklerden bir tanesi olduğunu, aileyi ister küresel ister yerel olmak üzere her türlü saldırıdan, insana verdiğimi değer nedeniyle korumaya devam edeceğimizi açık ve net bir şekilde söylüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Gelecek dönemde dünya siyasetinin en merkezi konularından bir tanesinin ’aile meselesi’ olacağını dile getiren Yalçın, sözlerine şöyle devam etti: "Nüfus planlaması yapmaya çalışanlar birçok yerde açıkça ilan ettiler ki aslında insanlığın nüfusunun bu gezegen için fazla olduğu ve bu nüfusun bir şekilde indirilmesi gerektiği kanaatlerini açık bir şekilde dile getiriyorlar. Belki de bir insanlık soykırımından bahsediyorlar. Belki de insan nüfusunu düzenlemek için çok ciddi insan sayısını azaltmaya yönelik çalışmaları yakından takip ediyoruz. Sosyal medya mecrasında kadın-erkek ilişkilerinden ziyade erkek-erkek, kadın-kadın ilişkileri gençlerimize yoğun bir şekilde propaganda yapılıyor. Bir dizi mecrasında çok normal bir genç erkek ya da kadın her türlü yaşamında mutlu olmasını gerektirici şartlar olmasına rağmen kadın kadına veya erkek erkeğe ilişkiyi tercih etmediğinde huzur bulmayacağına yönelik propagandaların yapıldığı dizileri gençlerimize izletiyorlar. Sosyal medya mecralarında bunları sanki çok normalmiş, insan fıtratı bu yöne de evrilebilirmiş gibi bir propagandayı, zihin bulandırma işlemini gerçekleştiriyorlar."
Bakan Göktaş: "Bugün itibarıyla 120 bin 958 gencimiz için 9 milyar 386 milyon lira kredi ödemesini gerçekleştirdik"
17 Şubat 2026 Salı - 11:46 Bakan Göktaş: "Bugün itibarıyla 120 bin 958 gencimiz için 9 milyar 386 milyon lira kredi ödemesini gerçekleştirdik" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bugün itibarıyla 120 bin 958 gencimiz için 9 milyar 386 milyon lira kredi ödemesini gerçekleştirdik. Fon’dan daha fazla gencimizin yararlanması için hem gelir şartını yükselttik, hem kredi miktarını artırdık. Çünkü biz gençlerimizin aile kurmasını bir tercih değil, güçlü bir geleceğin teminatı olarak görüyoruz" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AK Parti Genel Merkez İnsan Hakları Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘İnsan Hakları ve Aile Zirvesi’ne katıldı. Burada açılış konuşmasını yapan Göktaş, "Aile, toplumu tüm yönleriyle var eden, değerleri yaşatan, nesilleri birbirine bağlayan ve hayatın her alanına yön veren merkezi bir yapıdır. İnsan hakları ise, ancak böyle bir zeminde, gerçek anlamını bulur. İnsanın onurunu koruyan, adaleti güçlendiren ve ailenin huzurunu teminat altına alan bir anlayışla ele alındığında güçlü ve kalıcı olur. Bizim yaklaşımımız da tam olarak budur" ifadelerini kullandı. Küresel ölçekte ailenin, stratejik bir öncelik haline geldiğine dikkati çeken Göktaş, "Çünkü artık bütün dünya biliyor ki, aileyi güçlendirmeden hiçbir kalkınma modeli, hiçbir sosyal politika kalıcı olamaz" şeklinde konuştu. Cinsiyetsizleştirmenin üzerinden, kimlik ve rol kavramlarının bulanıklaştırıldığı küresel bir kültürel basınçla karşı karşıya olunduğunu söyleyen Göktaş, "Tam da böyle bir dönemde aile, doğru desteklerle güçlenen bir toplumsal güvenlik alanı haline geliyor. İşte bu nedenle, aileyi güçlendiren her adım, insan haklarını da güçlendiren bir adım haline geliyor" değerlendirmesinde bulundu. "İnsan haklarını, vatandaşımızın günlük hayatında daha görünür ve daha etkili kılma kararlılığımızı sürdürüyoruz" Aileyi merkeze alan politikaları çağın ihtiyaçlarına göre sürekli olarak güncellediklerini aktaran Göktaş, "İnsan haklarını, vatandaşımızın günlük hayatında daha görünür ve daha etkili kılma kararlılığımızı sürdürüyoruz. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımız doğrultusunda her haneye dokunan somut adımlarla hizmetlerimizi yaygınlaştırıyoruz. 2024-2028 dönemini kapsayan ve ‘aile’yi odağına alması bağlamında bir ilk olan eylem planımızla kurumsal yapımızı daha da güçlendirdik. ‘Aile Dostu Ekosistem’ anlayışıyla, aileyi koruyan, değerlerini yaşatan, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren ve güçlü bir toplumun temelini ailede gören bir vizyonla yol alıyoruz" diye konuştu. "Gençlerimizin aile kurmasını bir tercih değil, güçlü bir geleceğin teminatı olarak görüyoruz" 2025 Aile Yılı’nın, toplumun tüm kesimlerinde büyük bir teveccühle karşılık bulduğunu dile getiren Göktaş sözlerine şöyle devam etti: "Aile Yılında, aileyi ve nüfus yapısını güçlendirmeyi toplumu kapsayan ortak bir hedef haline getirdik. Kamu kurumları, Sivil Toplum Kuruluşlarımız (STK), üniversiteler, iş dünyası ve yerel yönetimler ‘Aile Yılı’na özgü çalışmalar yürüttüler. Bakanlık olarak, yıl boyunca 19 binden fazla etkinlik ve faaliyet gerçekleştirdik. Aileleri ve evlenmek isteyen gençleri destekleyen 2 bin 47 kurumla iş birliği kurduk. Finansal destekler, eğitim programları, kültürel faaliyetler, dijital dönüşüm projeleri gibi pek çok alanda aileyi güçlendiren politikaları hayata geçirdik. Gençlerimizin aile kurmalarına destek olmak üzere başlattığımız Aile ve Gençlik Fonu’nu 81 ilimizde yaygınlaştırdık. Bugüne kadar 154 bin 788 gencimiz Fon’dan faydalanmaya hak kazandı. Bugün itibarıyla 120 bin 958 gencimiz için 9 milyar 386 milyon lira kredi ödemesini gerçekleştirdik. Ancak burada da durmadık. Fon’dan daha fazla gencimizin yararlanması için hem gelir şartını yükselttik, hem kredi miktarını artırdık. Çünkü biz gençlerimizin aile kurmasını bir tercih değil, güçlü bir geleceğin teminatı olarak görüyoruz." "‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda da çalışmalarımızı aynı kararlılıkla yürütmeye devam edeceğiz" Bakan Göktaş, doğum yardımı sisteminde de önemli bir reformu hayata geçirdiklerini aktararak, "Bugüne kadar, 787 bin 598 anneye 10,3 milyar lira ödeme gerçekleştirdik. Hem kadın hem erkek memurların, çocukları ilköğretim çağına gelene kadar yarım zamanlı çalışma hakkından yararlanmalarını sağladık. Kamu kurum ve kuruluşlarında, kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için çalışmalarımızı hızlandırdık. Hayata geçirdiğimiz tüm bu çalışmalar, aileyi hayatın her alanında destekleyen kalıcı bir altyapıyı adım adım kurduğumuzun bir göstergesidir. 2026-2035 dönemini kapsayan ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda da bu çalışmalarımızı aynı kararlılıkla ve kalıcı politikalar haline getirecek şekilde yürütmeye devam edeceğiz" dedi. "Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda hizmetlerimizi ulaştırmayı sürdüreceğiz" AK Parti’nin 24 yıldır insanı merkeze alan siyaset anlayışıyla yol yürüdüğünü belirten Göktaş, "Hak ve özgürlük alanını genişleten, sosyal devletin kapasitesini büyüten ve vatandaşın yanında duran politikaları hayata geçiriyor. Bizim siyaset anlayışımız kuru söylem üzerine değil, somut icraatlar üzerine kuruludur. Medeniyet değerlerimizden başlayan bu yaklaşım sözü icraata, hedefi yatırıma, vizyonu kalıcı esere dönüştüren eser ve hizmet çizgimizle ülkenin her köşesinde görünür kılıyor. Bu siyaset anlayışı, 86 milyon vatandaşımızın hayatına, her haneye dokunan, her şehre refah, evlatlarımıza daha güçlü bir gelecek olarak da yansıyor. Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda da, sosyal devlet anlayışımızı büyütecek, hizmetlerimizi ulaştırmayı sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi.
Metin Külünk: "Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur"
17 Şubat 2026 Salı - 11:29 Metin Külünk: "Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" Sinop Üniversitesi’nde düzenlenen "Yüzyılın Gençliği, Gençliğin Yüzyılı" programına katılan eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk, İslam dünyasının son 5 asırdır bilgi üretiminde geri kaldığını belirterek, "Ta ki biz Haniflik odaklı, insanlık medeniyetini inşa edecek bilgiyi yeniden üretene kadar bu devran böyle döner. Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" dedi. Sinop Üniversitesi ve TÜGVA Sinop İl Temsilciliği koordinesinde; Yeniler, Geçerken, İlahinet ve Üniversiteli Aktif Gençlik öğrenci topluluklarının iş birliğiyle düzenlenen "Yüzyılın Gençliği, Gençliğin Yüzyılı" konferansında gençlerle bir araya gelen Metin Külünk, toplumsal yapılardaki sorgulama eksikliğine dikkat çekti. Üniversitelerden aile yapısına kadar "soru sorma" kültürünün baskılandığını aktaran Külünk, "Biz bugün soru sorma kabiliyetimizi kaybettik. Üniversitede hocaya, evde babaya, STK’da başkana soru sormaya kalksan ’sen ne anlarsın’ cevabıyla karşılaşıyorsun. Oysa Batı bugünkü gücüne sorgulayarak ve bilgiyi yöneterek geldi" ifadelerini kullandı. Dünyayı sarsan Epstein skandalı ve küresel sistemin işleyişine dair açıklamalarda bulunan Külünk, şu değerlendirmelerde bulundu: "Epstein adasındaki vahşeti, Satanistliği tespit etmek yetmez. Bu akıl, Habil ve Kabil mücadelesinden beri var olan bir batılın temsilidir. Bu yapı; BM, DSÖ ve çeşitli uluslararası sözleşmeler üzerinden küresel normlar oluşturacak gücü nasıl elde etti? Bilgiyi ve parayı ele geçirdiler. İnsan hakları ve demokrasi kavramlarının arkasına saklanarak, insanlığın genetik kodlarıyla oynayacak, dünya nüfusunu azaltmaya odaklanacak kadar fütursuzlaştılar. Biz bu soruyu sormadan sadece vahşeti seyrederiz." "5 asırdır mağlubuz çünkü bilgi üretmiyoruz" İslam aleminin tarihsel bir özeleştiri yapması gerektiğini vurgulayan Külünk, "Biz beş asırdır mağlubuz. Çünkü Biruni, İbn-i Sina, Farabi, Harezmi ve Ali Kuşçu yetiştiremiyoruz. Zihin ve fikir anarşisti yetiştirmiyoruz. Ta ki biz Haniflik odaklı, insanlık medeniyetini inşa edecek bilgiyi yeniden üretene kadar bu devran böyle döner. Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" diye konuştu. Sinop Valisi Mustafa Özarslan ile üniversite yönetimi, kurum temsilcileri ve çok sayıda öğrencinin katıldığı program, soru-cevap ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.