POLİTİKA
Bakan Tekin: "Bağımsızlığımız, bayrağımız ve ezanımız ilelebet varlığını sürdürecektir" 12 Mart 2026 Perşembe - 12:24:45 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü dolayısıyla Ankara’daki etkinlikte konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Sizler var oldukça; bağımsızlığımız, bayrağımız ve ezanımız ilelebet varlığını sürdürecektir" dedi. Bakan Tekin, ‘12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’ kapsamında Ankara’da düzenlenen programa katıldı. İstiklal Marşı’nın kaleme alındığı yer olarak bilinen Taceddin Dergahı’nda gerçekleştirilen programda, Mehmet Akif Ersoy’un Milli Mücadele ruhunu ve İstiklal Marşı’nın Türk milleti için taşıdığı anlamı vurgulayan mesajlar verildi ve usta şair rahmetle anıldı. Ayrıca program kapsamında İstiklal Marşı okundu, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Mehmet Akif Ersoy’un hayatı ile mücadelesine ilişkin konuşmalar gerçekleştirildi. Burada konuşan Bakan Tekin, programa katılan çocuklara; İstiklal Marşı’na, bayrağa, Türk milletine ve ezana sahip çıktıkları için teşekkürlerini sundu. Ayrıca Tekin, Türkiye’nin bağımsızlığını, genç neslin ve çocukların gayretiyle devam ettireceklerini sözlerine ekledi. "Sizler var oldukça, bayrağımız ilelebet varlığını sürdürecektir" Milli değerlerine sahip çıkan çocuklar var olduğu sürece Türkiye’nin bağımsızlığını koruyacaklarını belirten Bakan Tekin, "Sevgili çocuklar size çok teşekkür ediyorum. İstiklalimize, bayrağımıza, ezanımıza, devletimize sahip çıktığınız için size çok teşekkür ediyorum. Bu değerlere sahip çıkan çocuklar yetiştirdikleri için ailelerinize çok teşekkür ediyorum. Ülkesine, milletine, bağımsızlığına, devletine, bayrağına ve ezanına sahip çıkan çocuklar olarak yetiştirdikleri için öğretmenlerinize de çok teşekkür ediyorum. Sizler var oldukça; bağımsızlığımız, bayrağımız ve ezanımız ilelebet varlığını sürdürecektir" diye konuştu. Bakan Tekin’in yanı sıra Ankara Valisi Vasip Şahin, öğrenciler ve vatandaşların katılım sağladığı program fotoğraf çekimiyle sona erdi.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:19 Bakan Uraloğlu: "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "1 Nisan 2026 tarihinde ilk sinyalini alacağımız 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 5G teknolojisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, 5G’nin üretim gücünü, hizmet kalitesini ve teknolojik rekabetçiliğini aynı anda yükselten bir kalkınma altyapısı olduğunu dile getirdi. Uraloğlu, bunun yanı sıra 1 Nisan tarihinden itibaren 5G hizmetinin ilk sinyalini alacaklarını ve 2 yıl içerisinde Türkiye’nin her yerine bu hizmeti sunmayı hedeflediklerini belirtti. Ayrıca Uraloğlu, 16 Ekim’de gerçekleşen 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettiklerini ifade etti. "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" 5G teknolojisinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla mobil iletişimde hız, kapasite ve hizmet kalitesini artıracaklarını belirten Bakan Uraloğlu, "1 Nisan 2026 tarihinde ilk sinyalini alacağımız 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz. 5G’ye geçişle birlikte mobil iletişim hızımız; vatandaşımız daha hızlı, daha güvenilir ve daha kesintisiz bir haberleşme imkanına kavuşacaktır. 5G teknolojisi; endüstriyel robotlardan otonom sürüş teknolojilerine, kritik altyapı yönetiminden akıllı şehir uygulamalarına kadar birçok alanda dönüşümü hızlandıracak. Sanayide akıllı fabrikalar, üretim süreçlerini optimize ederek verimliliği zirveye taşıyacak. Tarımda akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim sağlanacak. Medya sektöründe ise gazeteciler 8K görüntü kalitesinde kesintisiz canlı yayın yapabilecek, muhabirlerimiz olay yerinden saniyeler içinde yüksek kaliteli görüntü ve veri aktarabilecek" ifadelerine yer verdi. "Milli teknolojimizin gücünü bir kez daha ortaya koyduk" Teknolojinin sadece tüketildiği değil, aynı zamanda yerli ve milli imkanlarla üretildiği bir Türkiye vizyonu olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Bunlarla birlikte, UDHAM tarafından desteklenen karayolları akıllı ulaşım sistemleri HASDAL projesinde TÜRKSAT tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda; yerli 5G çekirdek şebeke ve Ulak baz istasyonlarını başarıyla devreye alarak milli teknolojimizin gücünü bir kez daha ortaya koyduk. 5G yetkilendirme ihalesinde de işletmecilerimize yıllara göre artan şekilde yüzde 60’a varan oranlarda yerli malı belgeli ürün ve piyasa koşullarına bağlı olarak yüzde 30’a varan oranlarda milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü getirdik. Ayrıca, işletmecilerimizin kuracağı 5G mobil özel şebekelerde kullanacağı bileşenlere ilişkin yatırımlarının milli haberleşme ürünlerinden sağlanmasına yönelik gerekli tedbirleri alma zorunluluğu bulunuyor" cümlelerine yer verdi. (MF-
12 Mart 2026 Perşembe - 11:17 Doç. Dr. Mustafa Özalp: "ABD, Orta Doğu bataklığında duvara tosladı" Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşla ilgili olarak Amerika’nın büyük bir hesap hatası yaptığını söyledi. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın geldiği son durumu değerlendiren Bozok Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD’nin evdeki hesabının çarşıya uymadığını belirtti. Özalp, "Trump ilk etapta 2001 yılında Afganistan’a gidip işgal ettiği gibi veya 2011 yılında Libya’da Kaddafi’yi, Suriye’de Esad’ı, Venezuela’da Maduro’yu etkisiz hale getirip ardından ucuz çok kolay ve maliyetsiz şekilde zafer elde ederek benzerini İran’da yapabileceğine yönelik yorumlar yürüttü. Hamaney’i öldürüp daha sonra İran halkının Amerika’ya teslim olabileceğini hesapladı. Geldiğimiz süreçte sonuç Trump’ın istediği gibi neticelenmedi. Hamaney’in ölümünün sonucunda İran halkında rejim yanlısı olarak birlik beraberlik arttı. Hamaney’in ölümü sonrasında rejimin çökmemesi Amerikan ekonomisine ağır yükler getirmekte. Askeri anlamda Orta Doğuda Amerika büyük kayıplar vermekte. Trump Orta Doğuda büyük bir hesap hatası yapmıştır ve Orta Doğu bataklığında duvara toslamıştır. Trump’ın istediği neticeyi alması şu konjonktürde mümkün gözükmemekte" dedi. "Enerjinin güvenli kaynak ve güzergahlardan temin edilmesi lazım" Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının petrol fiyatlarına etki edeceğini ifade eden Özalp, "Hürmüz Boğazı’nın kapanması petrol fiyatlarının tavan yapmasına belki de önümüzdeki haftalarda 200 dolara çıkmasını göreceğiz. Dünyada tüketilen enerjinin yüzde 50 ile 55 arası petrol ve doğalgazdan sağlanmakta. Biz dünyalılar olarak tüketmiş olduğumuz enerjinin yaklaşık olarak yüzde 80-85’ini kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan karşılamaktayız. Toplumların refah seviyelerinin yükselebilmesi için enerjinin kesintisiz sürdürülebilir bir şekilde çeşitliliğini arttırarak depolama kapasitesinin yükseltilerek makul fiyatlarda enerjinin tedarik edilmesi lazım. Enerjinin güvenli kaynak ve güzergâhlardan temin edilmesi lazım" diyerek enerji kaynaklarının geçiş noktalarının önemine değindi. "Amerika’nın savaşı kazanabilmesi Hürmüz Boğazı’nı ele geçirmesine bağlı, bu da mümkün değil" Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyleyen Özalp, "Dünyada toplamda yaklaşık olarak 100 milyon varil üretilip tüketilmekte. Ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan 300 milyon metreküp doğalgaz taşınmakta. Bu da dünya enerji ticaretinin yüzde 20’sine tekabül etmekte. Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerjinin yaklaşık yüzde 80’i Asya Pasifik ülkelerine yani Çin, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Malezya gibi ülkelere akmakta. Diğer yüzde 20 ise Avrupa ülkelerine doğru gitmekte. Burada Amerika’nın bu savaşı kazanması mümkün değil. Amerika’nın İran Savaşı’nı kazanabilmesi için mutlaka Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmesi lazım, bu da mümkün değil" ifadelerini kullandı. "Hürmüz Boğazı’nda ABD uçak gemisinin batması ABD kamuoyunda infiale sebep olur" Hürmüz Boğazı’nda ABD kontrolünün gerçekleşme ihtimalini değerlendiren Özalp, "Trump geçtiğimiz günlerde askeri gemileriyle Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü sağlayacağını söyledi. Fakat ABD’nin askeri gemileri Hürmüz Boğazı’na tam yaklaştığında İran füzelerinin hedefi olacaktır. Hürmüz Boğazı’nda bir veya birden fazla ABD uçak gemisinin batması Amerika iç kamuoyunda büyük bir infiale sebebiyet verecektir. Petrol fiyatlarının yükselmesi Amerika’da hayat pahalılığını beraberinde getirmekte. Türkiye’de Avrupa’da Çin’de Hindistan’da Asya Pasifik ülkelerinde olduğu gibi dolayısıyla petrol fiyatlarının Amerikan iç kamuoyunda yüksek seyretmesi hayat pahalılığının artması ve önümüzdeki Kasım ayında ABD’de ara seçimler var, bu seçimlerde Trump’ın kaybetmesi yüksek ihtimal dahilinde. Savaşın seyrinin henüz nereye evrileceğini kestirmek mümkün olmamakla birlikte bu savaş üzerinden dünyada hegemonya savaşları yürütülmekte. Devletler birbirlerine karşı üstünlük sağlamaya çalışmakta. Yani 20.yüzyılda kurulan o denge çökmüş durumda. 21.yüzyılda henüz bu denge kurulmadığından dolayı savaş yürütülmekte" şeklinde konuştu.
12 Mart 2026 Perşembe - 10:43 Hüseyin Okandan: "Önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanımıza ihtiyacımız var" AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili olarak, "Önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanımıza ihtiyacımız var" dedi. AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Siyasetten ekonomiye pek çok konuda açıklama yapan Okandan, parti çalışmaları hakkında da konuştu. Kendi siyasi hayatına değinen Okandan, siyasette hedeflerin tutmadığını ancak hedeflenmeyen durumların önüne geldiğini söyleyerek, "Siyasette hedeflediğiniz olmuyor. Hedeflemediğiniz şeyde önünde oluyor. 2008 yılında siyasete 2008 yılında gençlik kollarında başladım. Hiç hayalimde yokken kendimi bir anda Melikgazi Gençlik Kolları Başkanı olarak buldum. 2011 yılında Gençlik Kolları İl Başkanı oldum. Daha 21 yaşındaydım, Türkiye’deki en genç gençlik kolları başkanıydım. 2014’de kadar bu vazifeyi yaptık. O dönemden sonra il yönetiminde devam ettik. Biraz süre geçti ve Kocasinan İlçe Başkanı olduk. Aday dahi değildim ve 24 saat öncesine kadar haberim yoktu. O dönemde milletvekilliği aday adaylığı yapmıştım. Talip olduğum bir görevdi ama olmadı. İl Başkanlığını en ufak hayalime koymamıştım. Ancak bir anda kendimizi il başkanı olarak bulduk" dedi. "Tek liderimiz Cumhurbaşkanımız, Recep Tayyip Erdoğan’dır" ‘Tek liderimiz Cumhurbaşkanımız, Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bizde onun adamlarıyız’ diyen Okandan, "Cumhurbaşkanımızın gayretini görünce insan daha fazla çalışmak istiyor. Bizim eforumuz yetmez daha da yükseği lazım. Biz liderimizin ortaya koymuş olduğu çalışmayı ve gayreti görüyoruz. Daha fazla nasıl mücadele edebiliriz? Ne kadar az uyuyup, ne kadar fazla meseleye değinebiliriz? İlçe ilçe geziyoruz. Bakanlık bakanlık geziyoruz. STK’larla sürekli iletişimdeyiz" ifadelerini kullandı. "Emekli maaşında bize güvenin" Emekliler için sorulan ‘zam’ sorusuna, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘bize güvenin’ sözünü hatırlatan Okandan, "Bizim esas sorunumuz, genç yaşta emeklinin fazla olması. Bunu vatandaşımız ödüyor. Şu anda atılan her şeyin yükü yine milletimizin üzerinde. Sonrasında vergi, cezalar gündeme geliyor. Bunu değerlendirirken, çok yönlü değerlendirmek lazım. Elbette ki emeklilerimizin çok daha ferah yaşamaları bizim en büyük arzumuz. Geçmiş yıllarda EYT’yi provoke edenler, şimdi emekliliği provoke ediyorlar. 2001 yılında bu memleketi bir yerden alıp, başka bir noktaya getiren Cumhurbaşkanımızın, bu eleştirilere karşı bir sözü var. ‘Bize güvenin. Elimizden gelen mücadeleyi yapıyoruz’ diyor. Bu konuda AK Parti hükümetinin bu duruşuna itimat etmemiz gerektiğini ifade ediyoruz" diye konuştu. "Kayseri’nin ağabeyi değil, ağabeyleri var" Kayseri’de bir kişiyi ağabey olarak tanımlamanın kent için uğraşan diğer kişilere haksızlık olacağını belirten Okandan, "Mehmet Özhaseki, 21 yıl boyunca Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı. Buradaki hizmetleri yoksunamaz. Allah razı olsun. ancak bunu bir ağabeyliğe tanımlamak, diğer insanların hepsine haksızlık olacağı kanaatindeyim. Burada herkes bir işin ucundan tutuyor. Bir mücadele içerisinde Bütün bakanlıklarda devam eden projeler var. 5 yıl sonra alınması için hazırlık yaptığımız projeler var. Belki o zaman şimdi görev yapan hiç kimse olmayacak. Ancak birileri diyecek ki ‘bu proje 10 yıl önce çizilmiş, şimdi ise rafta’. Böyle projeler var. Mesele ağabeylik, küçüklük değil. Siyasetin takvimi olmaz. Burada yıllardır hizmet ediyoruz. Bu şehirde olan bütün konular bizim meselemiz. Bizim derdimiz. Bu şehre hizmet eden, yön veren çok fazla büyüğümüz var" şeklinde konuştu. "Önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanımıza ihtiyacımız var" İleriki yıllarda gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerle ilgili olarak Okandan, "Önümüzdeki yıllarda cumhurbaşkanlığı ve genel seçim var. Bizim Cumhurbaşkanımıza, Kayseri’deki oy oranlarının ve insani münasebetlerin daha da gelişeceğiyle alakalı sözümüz var. Bu konuda da elimizden gelen gayreti yapıyoruz. Önümüzdeki seçimde Cumhurbaşkanımızın, yeniden o makamda var olması, bu ülkenin hem refahı hem kalkınması için önemli. Dış politikadaki kaosun içerisinde sağlam irade sadece Türkiye’de için değil, inanın ki birçok mazlumun birçok ümmetin umut ışığı niteliğinde. Cumhurbaşkanımızın şu anda siyasi makama ihtiyacı yok. Ancak bizim Cumhurbaşkanımıza ihtiyacımız var" dedi. "Bilinçli bir şekilde tarım ve hayvancılık yapmaya ihtiyacımız var" Tarım ve hayvancılığın daha bilinçli ve nitelikli yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Okandan, ""Tarım ve hayvancılıkla alakalı işçi bulmakla alakalı zorluk çekiliyor’ diyoruz. Ancak tarım ve hayvancılık işine sahip çıkılsa, çok güzel bir gelir kaynağı. AK Parti hükümetinin herkesten daha çok tarıma ve hayvancılığa desteği vardır. Bizim bilinçli bir şekilde tarım ve hayvancılık yapmaya ihtiyacımız var. Gençlerimizin daha nitelikli tarım ve hayvancılık faaliyetlerini yürütmeye ihtiyacı var. Çünkü devletimizin politikaları da bu doğrultuda. Bu toplumsal bir konu. Tarım ve hayvancılık konusunda daha nitelikli gençlerin bu işe adım atmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. Son dönemde gündemde olan ses sistemlerine ceza yazılmasıyla alakalı gelen ‘seçim otobüslerindeki ses sistemlerine de aynı işlem uygulanacak mı? sorusuna Okandan, "Siyasi partilerde seçim kampanyası başladığı zaman herkese neyse bizde de odur" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İran’ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 13:04 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İran’ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İran’ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Biz barışın tarafında olmaya devam ederek müspet temennilerle meseleye yaklaşıyoruz. Türkiye olarak İran’a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayarak gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Değerlendirmesinde olası bir İran-ABD savaşı hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu savaşın kimseye bir şey kazandırmayacağını aksine bölgenin kaybedeceğini söyledi. Gazze Barış Kurulu hakkında da konuşan Erdoğan, Gazze meselesinin insanlığın vicdan sınavı olduğunu ifade etti."Görüşmelerimizde, ticaret, yatırımlar, savunma sanayii, özellikle enerji, ulaşım ve daha birçok konuyu değerlendirdik"Etiyopya’nın, Afrika’nın önde gelen devletlerinden biri olduğunu söyleyen ve yaklaşık 11 yıl aradan sonra ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Görüşmelerimizde, ticaret, yatırımlar, savunma sanayii, özellikle enerji, ulaşım ve daha birçok konuyu değerlendirdik. 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için gerekli adımları ele aldık. Türk yatırımlarının artırılması konusundaki fırsatlara değindik. Ekonomi ve enerji alanlarında belgelere imza attık. Biliyorsunuz, Etiyopya Afrika’daki uçuşlar için önemli bir bağlantı merkezi konumunda. Bu sebeple büyük bir havalimanı projesini ilerletiyorlar. Biz de Türkiye olarak firmalarımızın bu projeye katkı sağlayabileceklerini düşünüyoruz. Etiyopya, Afrika Boynuzu tabir edilen ve stratejik önemi haiz, bölgenin de en büyük ülkesi. Gerek köklü devlet geleneği gerek 130 milyonu bulan nüfusuyla büyük potansiyele sahip. Afrika Teşkilatı başta olmak üzere Birleşmiş Milletler kuruluşlarına ev sahipliği yapan Addis Ababa, Afrika kıtasının diplomasi başkenti olarak adlandırılıyor. Sahra Altı Afrika’daki en eski büyükelçiliğimizin 1926 yılında Addis Ababa’da açılması Cumhuriyetimizin geçmişinde bu kadim şehri, Afrika kıtasıyla ilişkilerimizin kalbine yerleştirdiğini gösteriyor" diye konuştu."Birlikte güzel işlere imza attık, inşallah bundan sonra da atacağız"Etiyopya’nın birçok önemli toplantıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önümüzdeki yıl da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı yine Addis Ababa’da düzenlenecek. Biz de inşallah kasım ayında yapacağımız bu Taraflar Konferansı’na dair tecrübelerimizi Etiyopyalı kardeşlerimizle paylaşacağız. Dolayısıyla şayet Afrika’daki potansiyeli değerlendirmek istiyorsak, hiç şüphesiz bunun yollarından biri Etiyopya’dan geçmektedir. Ankara Süreci’nden hatırlayacağınız üzere Etiyopya ile ortak mesai yapma alışkanlığımız zaten var. 2024 Aralık ayında kabul edilen Ankara Bildirisi ile Etiyopya ve Somali arasında güvenin pekiştirilmesini sağladık. Birlikte güzel işlere imza attık, inşallah bundan sonra da atacağız" ifadelerini kullandı."Biz, Afrika’daki meselelere çıkar odaklı, tarafgir bir gözle bakmadık, bakmıyoruz"Türkiye’nin dünya üzerinde hiçbir ülkeye sömürgecilik anlayışı ile yaklaşmadığının altını çizen Erdoğan, "Milletçe tarihimizin hiçbir döneminde bizler sömürgeci olmadık. Afrika’daki insanları kardeşimiz, dostumuz olarak gördük. Bugün kıtada gözlerin ülkemize çevrilmesinin temelinde işte bu tertemiz sicilimiz vardır. Karşılıklı saygı ve eşit ortaklık, bizim Afrika politikamızın esasıdır, pusulasıdır, değişmez ilkesidir. Biz, Afrika’daki meselelere çıkar odaklı, tarafgir bir gözle bakmadık, bakmıyoruz. Ülkemize yönelik bu bakış açısı bizim insani diplomasimizin, barış diplomasisi adımlarımızın başarısında da etkili. Barışın lafla değil, iradeyle tesis edileceğini biliyor ve ona göre adımlar atıyoruz. Türkiye böylesi bir barış tesis etmeye muktedir midir? Muktedirdir evelallah, kimsenin bundan şüphesi olmasın. Çok şükür yalnız da değiliz. Sözümüz de sesimiz de artık çok daha güçlü" açıklamasında bulundu."Türkiye mezunları Afrika’nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor"Afrika ile ilişkileri geliştirmek, ticaret ve yatırımlar başta olmak üzere her alanda iş birliğini ileriye taşımanın gayreti içerisinde olduklarını belirten Erdoğan, "Kıtadaki, büyükelçilik sayımızı biliyorsunuz 44’e çıkardık. İktidarı devraldığımız zaman bu sayı 12 idi. Ankara’da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği, şu anda faaliyet gösteriyor. Türk yükleniciler, Afrika’da toplam değeri 100 milyar doları bulan 2 binden fazla projeyi üstlenmiş durumda. Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar doları aştı. 2025 yılında kıtayla dış ticaret hacmimiz yüzde 10 artışla 35 milyar dolara yaklaştı. Türk üniversitelerinde kıtanın farklı köşelerinden on binlerce öğrenci şu anda eğitim alıyor. Türkiye mezunları Afrika’nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor" dedi."Tam entegrasyona dair adımları anbean takip ediyoruz"Terörsüz Türkiye hedefine doğru, dikkatli olduğu kadar kararlı, temkinli olduğu kadar sağlam adımlarla ilerlediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayırlı bir işe koyulduk ve bunu inşallah başaracağız. Ülkemizdeki bu güçlü irade, Suriye’ye de şu an itibariyle sirayet etmiştir. Orada terörsüz bölge idealimizi destekleyen sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Bu da bizi ayrıca memnun ediyor. Tam entegrasyona dair adımları anbean takip ediyoruz. Anlaşmanın uygulanması için gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, gerçekten emin adımlarla Suriye’de yola devam ediyor. Ayrıca terörle mücadelenin sadece güvenlik meselesi olmadığını sık sık da vurguladım. Meselenin hukuki ve toplumsal boyutunu da sürekli ele alıyoruz. Şu anda gerek Meclis Başkanımızla gerekse komisyondaki arkadaşlarımızla bu işi çok sıkı tutuyoruz. Sabırla, akılla, kararlılıkla bu yolda elhamdülillah yürüyoruz. Bu yolun sonunda yurdumuza yıllarca zarar vermiş terör sorunu, gündemimizden inşallah ebediyen çıkacaktır" diye konuştu."İran’ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder"Bir gazetecinin "Sizce İran meselesi savaşa mı, barışa mı daha yakın? Nasıl görüyorsunuz son durumu?" sorusuna dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İran ile ABD arasındaki sorunlar, diyalog yoluyla çözülsün istiyoruz. Her iki ülke ile de en üst düzeyde temas halindeyiz. Her iki ülke bu noktada. İşte en son İran Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Hemen ertesi gün aynı zamanda ABD Başkanı Trump ile görüşmemi yaptım. Bütün bu görüşmelerde nasıl bir yol alabiliriz bunları konuştuk. Biz duvar ören, çatışmaları körükleyen değil, köprü kuran, barışa zemin hazırlayan bir ülke konumundayız. İran’ı hedef alan yeni bir savaş kimseye bir şey kazandırmaz, aksine bölgemiz kaybeder. Biz barışın tarafında olmaya devam ederek müspet temennilerle meseleye yaklaşıyoruz. Türkiye olarak İran’a yönelik askeri müdahaleye karşı olduğumuzu bütün muhataplarımıza ilettik. Böylesi bir askeri tırmanmanın, yükselen tansiyonun bölgemizi daha fazla belirsizliğe sürükleyeceğini anlatmayı sürdüreceğiz. Diplomasi kapısı açık olduğu sürece ümit vardır. Biz de bu umudu koruyacağız ve güçlendireceğiz" ifadelerini kullandı."Barış Kurulu toplantısı için davet geldi. Türkiye olarak toplantıya katılacağız"Gazze Barış Kurulu hakkında da değerlendirmede bulunan Erdoğan, "Gazze Barış Kurulu’nun Gazze’de özlenen kalıcı istikrar, ateşkes ve nihayetinde barışa katkı sunmasını umuyorum. Gazze meselesi insanlığın bana göre vicdan sınavıdır. Biz bu sınavda nerede olduğumuzu ilk günden beri açıkça ortaya koyduk. Gazze’deki Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları acılar artık son bulmalıdır. Burada amaç; ateşkesi kalıcı hale getirmek, insani yardımları Gazze’ye kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Bütün bunların yanında Gazze Barış Kurulu’nun böylesi bir amaca hizmet etmesini arzu ederiz. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her türlü girişime destek vereceğimizi açık bir şekilde ilan ettik. Barış Kurulu toplantısı için davet geldi. Türkiye olarak toplantıya katılacağız. Ramazan ayının ilk gününe denk geldiği için toplantıda ülkemizi Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Bey temsil edecektir" dedi."Avrupa’nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye’yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir"Türk ordusunun NATO ve Avrupa için öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadeleri kullandı:"Yıllardır her platformda ülkemizin Avrupa Birliği’ne birçok yönden olumlu katkılarının olacağını anlatıyoruz. Avrupa’nın mevcut savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye’yi dahil etmesinin vakti çoktan gelmiştir. Dünya değişiyor, Avrupa Birliği hızla dönüşümlerin yaşandığı bu çağda daha ne kadar dar gündemlerin esiri olabilir? Bunu anlamak mümkün değil. İyi tercih, Türkiye’nin Avrupa’yla bütünleşmesinin önündeki ideolojik bariyerleri kaldırmak ve Avrupa’nın gücüne güç katmaktır. Türkiye’yi dışlayan, dünya gerçeklerini göz ardı eden tutumların hiç de mantıklı olmadığını artık kabul etmeleri gerekir. Avrupa’da yeni bir savunma mimarisi kurmak. Eğer bu niyettelerse, bunun Türkiye’siz oluşturulmasının yetersiz bir çaba olacağı aşikardır. Türk ordusu bugün NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biridir. Ordumuza olan güvenimiz tamdır. Bu sayede sadece masa başında konuşan değil, sahada yeteneklerini ortaya koyan bir ülkeyiz. Umarım Türkiye olmadan Avrupa’nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kurmasından söz edilemeyeceğini artık herkes anlamıştır.""Anayasa konusunda henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz"Bir gazetecinin yeni anayasa çalışmalarının son durumunu sorması üzerine konuşan Erdoğan, "Yani bizim özellikle Zeynep kardeşimizin Mihalgazi’deki verdiği mücadele sıradan bir mücadele değil. Yani onların o beyaz yaşmaklarına takılıp kalanlar, geçmişte olduğu gibi ‘uçağın kanatlarına takıldı’ filan diyorlardı ya. Şimdi Zeynep hanım ve bulunduğu bölge hep beyaz yaşmaklı ve şalvarlıdır. Telefonla görüşmemiz sonrası sağ olsunlar 200 kişi Mihalgazi’den otobüslere doldular ve o gün bizim Grup Toplantımıza katıldılar ve bize ayrı bir güç kattılar. İnşallah Zeynep bacımıza verdiğimiz destekle onu hem Eskişehir’de hem ülke genelinde çok daha başarılı tutmanın gayreti içinde olacağız. Anayasa konusunda ise henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz" ifadelerine yer verdi."Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Ama CHP’ye de meydanı bırakmayacağız"Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ile Ankara’nın Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan arasında ortaya çıkan küfürlü mesajları da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunların dostluklarına bu kadar güvenilir işte. Eğer CHP’de siyaset yapan bir politikacıysanız, Genel Merkez yönetimini ve onları sevk ve idare edenleri en hafif şekilde bile eleştirdiğiniz anda, küfür yemeye, linç ve hakaretle karşı karşıya kalmaya, tehdit edilmeye mahkumsunuz. Böyleyse olması gereken nedir? Sen dik duracaksın. Sabırlı olacaksın. Vakti saati geldiğinde de gereğini yapacaksın. Bizim yaptığımız bu. Geri adım atmak yok. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Ama CHP’ye de meydanı bırakmayacağız" diye konuştu."Biz CHP’nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz. Sadece işimize bakıyoruz"Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerinin son dönemde sertleştiğinin ve ‘umudumu kestim’ gibi bir tespitinin olmasının sorulması üzerine Erdoğan, "Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi aslında çok farklı bir kıskacın içinde. Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çeteleri bir yandan, beceriksiz ve liyakatsiz siyasetin ete kemiğe bürünmüş hali figüranlar öbür taraftan CHP’yi kuşatmış durumda. Böyle bir gayretin içindeler. Biz rakibimizi siyaseten eleştiririz. Politik açıdan ortaya koydukları tezlere sonuna kadar karşı da çıkarız. Kendi tezlerimizi en makul zeminde ortaya koyar ve savunuruz. Tabii bu siyasetin doğasında olan bir şeydir. Ama onların böyle bir derdi var mı? Yok. Sayın Kılıçdaroğlu’nun dönemine bakıyoruz. Bu dönemden çok daha farklı. O dönemde de CHP ile siyaset zemininde kıyasıya yarıştık. Milletimizin desteğiyle de hamdolsun biz bu yarışların hepsinde de ipi göğüsledik. Herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Fakat şimdi CHP’nin içine düştüğü durum siyasetin dinamikleriyle açıklanamayacak kadar karmakarışık. Ayak oyunları, malum hançerler, parti içi komplolar, CHP’nin siyasette oturduğu zemini bir hayli kaydırdı. Bunu sadece vizyonsuzluk, beceriksizlik ve basiretsizlik olarak açıklamak mümkün değil. Ama ortalık gerçekten kötüye gidiyor. Sayın Genel Başkan gittiği her yerde sadece şahsıma ve arkadaşlarıma hakaret üstüne hakaretler yağdırıyor. Bu hakaretlerle sen bir yere varamazsın ki. Onun için de biz CHP’nin içine düştüğü bataklıkla ilgilenmiyoruz. Sadece işimize bakıyoruz. Yolumuza da böyle inşallah devam ediyoruz" cevabını verdi."Aile yapısının korunması için iktidar olarak teyakkuz halindeyiz. Bunu koruyacağız. Bu planlamayı korumak için de atacağımız çok çok ciddi adımlar var"Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte uygulanan aile planlaması politikalarının nüfus düşüşünde etkisinin olup olmadığı ve ailenin güçlenmesiyle ilgili yeni desteklerin gelip gelmeyeceği sorusu üzerine şu açıklamalarda bulundu:"Aile meselesi satır aralarına sıkıştırılacak kadar basit bir mesele değil. Bizim aile meselesini özellikle bu yılın önemli bir başlığı olarak öne çıkartmamızın sebebi bu. Hamdolsun şu anda bizim yakaladığımız seviye, Rusya’nın yeni yakaladığı seviye. Rusya şu anda bu konuda çok ciddi adımlar atıyor. Nüfusun artış hızının korunması ve aile yapısının muhafazası için çalışmalar yapıyorlar. Onlar da nüfus artışını teşvik eden politikalar geliştiriyorlar. Aynı şekilde Suudi Arabistan ciddi adımlar atıyor. Biz de bu konuda çok önemli bir yerdeyiz. Ama biz düşüyoruz. Ciddi manada nüfus kaybımız var. Bizim medeniyetimizde aile, toplumun çekirdeği ve bu çekirdeği bizim asla kaybetmememiz lazım. Buna yönelik olarak veriler özellikle de alarm durumuna geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Hem nüfusun hem aile yapısının korunması için iktidar olarak teyakkuz halindeyiz. Bunu koruyacağız. Bu planlamayı korumak için de atacağımız çok çok ciddi adımlar var. Bundan taviz veremeyiz. Tam aksine bunu toparlamamız şart."