Son Dakika
|
ASAYİŞ
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
İsrail ordusu: "Hizbullah lideri Naim Kasım'ın yeğeni Beyrut'ta öldürüldü"
İspanya, Tahran Büyükelçiliği'ni yeniden açıyor
İsrail'in kapattığı Mescid-i Aksa, 41 gün sonra yeniden ibadete açıldı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
Kendilerini polis ve savcı olarak tanıtıp 2 milyon liralık vurgun yaptılar
İspanya, Tahran Büyükelçiliği'ni yeniden açıyor
Beşiktaş ile Antalyaspor 60. randevuda
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde sokakta fareler cirit atıyor
POLİTİKA
AK Parti’nin kazandığı seçimde CHP’li üye ’boş’ oy attığını itiraf etti
09 Nisan 2026 Perşembe - 17:25:25
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) oy çoğunluğuna rağmen geçtiğimiz günlerde yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçimleri AK Parti’ye kaybetmesinin yankıları sürerken CHP Bilecik İl Başkanı Ali Özdemir, kendi adaylarına boş oy atan parti üyesini tespit ettikleri ve kendisinin de bu olayı itiraf ettiğini söyledi. CHP’nin 10, AK Parti 8, MHP 2 ve İYİ Parti’nin 2 sandalye sahibi olduğu Bilecik İl Genel Meclisindeki seçimlerde, mevcut Başkan Ramazan Kurtulmuş 11, CHP’nin İsmail Hakkı Elmas 9 oy alırken, 2 oy boş çıktı. Bu sonuçlar sonrasında mevcut Başkan Ramazan Kurtulmuş 3 yıllık dönem için yeniden başkan seçilmişti. "Hem partiden hem de il genel meclis üyelikten istifa dilekçelerini verdiler" Seçim sonrası 10 sandalyesi bulunan CHP’ye 9 oy çıkması şok etkisi oluştururken, CHP Bilecik İl Başkanı Ali Özdemir, seçimlerinde kendi adaylarına boş oy atan parti üyesini tespit ettikleri ve kendisinin de bu olayı itiraf ettiğini söyledi. Özdemir, "Geçtiğimiz günlerde İl Genel Meclisi başkanlığı seçimiyle ilgili bir malum kazası yaşadığımızı tüm kamuoyu biliyor. Bu olaydan sonra biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak üzerimize düşen sorumluluk çerçevesinde, partimizin tüzükleri ve partimizin bugüne kadarki ilkeleri doğrultusunda gerekeni yapmak adına araştırmayı başlattık. Bu araştırma esnasında tabii ki elimize bir takım doneler geçti. Bu donelerden yola çıkarak bu kişiyi tespit etmeye çalıştık. Şimdi İl Genel Meclis Başkanlığı seçimine gittiğimizde küçük bir seçim sandığı vardı. Küçük bir seçim sandığı olduğu için seçim sandığında atılan oyların hepsi üst üste düşüyordu. Üst üste düştüğü için kimin nereye oy verdiği oyların sayımı sırasında da ortaya çıkıyordu. Biz bu konuda özellikle sandığın karışmasını istedik, ama sandık çok küçük olduğu için karışma olmadı. Karışma olmadığı için bir, iki, üç açılıyor AK Parti, sonrasında CHP, CHP ve 7’nci oya gelince boş. Sonra yine bizim adayımızın oy çıkıyor. Yani buradan anladığımız bizim yedinci sırada oy kullanan Mehmet Gündüz arkadaşımız burada boş attığı ortaya çıkıyor. Seçime geldikten sonra İl Genel Meclisi üyesi arkadaşlarımız ’Bu zan altında duramayız, biz bu zan altında barınamayız. Dolayısıyla biz onurumuzla istifa ediyoruz’ diye hem partiden hem de İl Genel Meclisi üyeliğinden istifa dilekçeleri bizzat tarafıma ilettiler" dedi. "Dün aradığımda ’Başkanım ne olur benimle ekmeğimle oynamayın’ cevabı verdi" dedi. Özdemir, açıklamasının devamında, bu olayın ortaya çıkmasının ardından 10 kişiyi tek tek odasına çağırdığı anlatarak, "İlk olarak sıra İnhisar İl Genel Meclis Üyesi arkadaşımız Mehmet Gündüz’e geldiğinde ’Neden yaptı’ dedim. Bana ’Başkanım ben yapmadım’ demesi üzerine görüntüler olduğu ve izlemesi gerektiğini söylememin ardından itiraf etti kendinin yaptığını, bizim için itiraf etmesi yeterli değil. Bunu nasıl yaptığı bizim için önem arz ediyor. Kendisine sormama rağmen kendisi şunu söyledi, ’Buradan çıkalım başkanım arkadaşlarının yüzüne bakamam ve dışarıda bu konuyu detaylarıyla size anlatacağım’ dedi. Gittiğimizde kendisi iki kişinin kendisiyle görüşmeye geldiğini, kendisine birtakım vaatlerde bulunduğunu, bunun ekonomik vaatler olduğunu, iş vaatleri olduğunu, terfi vaatleri olduğunu bütün bunların hepsini dile getirdi. Bunları dile getirdikten sonra ’Bana müsaade edin, bunları ben size belgeleyeceğim’ dedi. Dün sabah itibariyle kendisini aradım. Bu konuda bir gelişme var mı diye sorduğumda ’Başkanım ne olur ekmeğimle oynamayın’ cevabı verdi. ’Bu konuyla ilgili bana biraz süre tanıyın’ dedi. Tamam, sana süreyi tanıyoruz dedim ve konu orda bitti" dedi. "Disiplin kurumuna sevk edildi" CHP Bilecik İl Başkanı Ali Özdemir, İnhisar İl Genel Meclis Üyesi Mehmet Gündüz’ün Disiplin Kuruluna sevk edildiğini anlatarak, "Parti içi yargı organları, parti içindeki organlar bu konuyla ilgili gereğini yapacaktır. Bundan sonra arkadaşın onurlu davranıp İl Genel Meclisi üyeliğinden de istifa edip ayrılmasını uygun buluyoruz. Kendisinin takdirine bırakıyoruz" dedi. "Bu seçim bana göre tamamen şaibeli bir seçim" Özdemir, son olarak, "Bu seçim bana göre tamamen şaibeli bir seçim. Bugüne kadar Bilecik tarihinde görülmemiş bir seçim. Bu olaylara tenezzül edenleri şiddetle kınıyorum. Bu olaylara teşebbüs edip buna aracı olanları, bu konulara girenleri şiddetle kınıyorum. Ama şu andan itibaren bizim nezrimizde seçilen İl Genel Meclisi Başkanı meşru bir başkan değildir, şaibeli bir başkandır. Şaibeli bir başkan olması münasebetiyle kendisine düşen istifa etmektir. İstifa edip seçimi yenilenmesidir. Bu konuda da onların da yeterli duyarlılığı göstereceğine inanıyorum" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 17:07
Başkan Ertaş, basınla buluştu: 2 yıllık hizmetleri anlattı
Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, göreve geldiği günden bu yana geçen iki yıllık süreçte gerçekleştirilen çalışmaları düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı. Toplantıda seçim dönemi projeleri, tamamlanan çalışmalar ve devam eden yatırımlara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunulurken, basın mensuplarının soruları da yanıtlandı. Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, daire müdürleri ve ilçede görev yapan çok sayıda basın mensubu katıldı. Program, iki yıllık faaliyetleri kapsayan sunum videosunun izlenmesiyle başladı. Ardından Başkan Ertaş, temel belediyecilik hizmetlerinden sosyal, kültürel, eğitim ve sağlık alanındaki çalışmalara kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu. Belediye meclis üyelerinin özverili çalışmalarına da değinen Ertaş, hem mesleki alanlarda hem de görev aldıkları komisyonlar kapsamında ekip ruhuyla önemli katkılar sunduklarını ifade etti. Başkan Ertaş konuşmasında: "Göreve başladığımız günden bu yana geride bıraktığımız iki yıllık süreçte gerçekleştirdiğimiz faaliyetleri sizlerle ve kamuoyuyla paylaşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu süre içerisinde çalışmalarımızı yürütürken; tüm kurum ve kuruluşlarımızla iş birliği içerisinde olmaya, başta muhtarlarımız ve esnaflarımız olmak üzere toplumun her kesimiyle sürekli diyalog halinde bulunmaya büyük önem verdik. İki yıl içinde birçok projeyi hayata geçirdik. Hemşehrilerimize verdiğimiz sözleri yerine getirmek için var gücümüzle çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. Tüm bu çalışmaları gerçekleştirirken şeffaflığı ve kamuoyuna hesap verebilirliği temel ilke olarak benimsedik. Bu doğrultuda; neler yaptığımızı, hangi projeleri hayata geçirdiğimizi, hangi konularda eksik kaldığımızı ve önümüzdeki süreçte neleri planladığımızı sizlerle açık bir şekilde paylaşıyoruz" dedi. Toplantıda gündeme ilişkin soruları da yanıtlayan Başkan Ertaş, Belediye Meclisi’nde gündeme getirilen doğrudan temin ve alımlarla ilgili eleştirilere açıklık getirdi. Edremit Belediyesi’nin Sayıştay ve mülkiye müfettişleri tarafından denetlendiğini belirten Ertaş, özellikle 2024 ve 2025 yıllarına yönelik denetimlerde mevzuata aykırı herhangi bir duruma rastlanmadığını, aksine çalışmaların denetçiler tarafından olumlu karşılandığını ifade etti. İlçedeki kentsel projelere de değinen Ertaş, ilçe merkezinde bir bölümü yıkılan ve "İstanbul Oteli" olarak bilinen alanla ilgili kamulaştırma çalışmalarının sürdüğünü, taşınmazın bu süreçte sahipleri tarafından satılmış olmasına rağmen yasal çerçevede işlemlerin devam edeceğini söyledi. Başkan Ertaş ayrıca, ilçe merkezinin önemli noktalarından biri olan Hürriyet Caddesi’nin, kent dokusuna uygun şekilde "prestij caddesi" olarak yeniden düzenlenmesi için proje hazırlandığını da açıkladı. Toplantı, basın mensuplarının sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:46
Bakan Yardımcısı Yılmaz’dan Kula ziyareti
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, Manisa’nın Kula ilçesinde bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulundu. Nazif Yılmaz’ın Kula’daki ilk durağı Kula Gençlik Kampı oldu. 6-12 Nisan Polis Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen programda ilçede görev yapan polisler ve eşleriyle bir araya gelen Yılmaz, programın ardından kamp alanını gezerek yetkililerden bilgi aldı. Programda konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, Kula’da bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, "Kamu kurumlarımızın uyum içerisinde çalışması, vatandaşlarımıza sunulan hizmet kalitesini artırmaktadır. Emniyet teşkilatımız da bu anlamda büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Polis Haftası dolayısıyla tüm emniyet mensuplarımızı tebrik ediyorum" dedi. Kula Kaymakamı Talha Altuntaş ise konuşmasında, ilçede düzenlenen bu tür programların kurumlar arası birlik ve beraberliği güçlendirdiğini ifade ederek, "İlçemizde görev yapan emniyet mensuplarımızın her zaman yanındayız. Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği için fedakârca görev yapan tüm polislerimize teşekkür ediyor, Polis Haftası’nı kutluyorum" diye konuştu. Kamp ziyaretinin ardından Kula-Salihli UNESCO Küresel Jeoparkı’nı ziyaret eden Yılmaz, daha sonra tarihi Kula evlerinde incelemelerde bulundu. Gerçekleştirilen ziyaret ve programlarda Kula Kaymakamı Talha Altuntaş, İlçe Emniyet Müdürü Secaattin Aktay, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Uğurelli, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Taşçı ve AK Parti Kula İlçe Başkanı Nejat Gülmez de yer aldı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:42
Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı: "Cumhuriyet tarihindeki 10 kadın valinin 9’u Cumhurbaşkanımızın döneminde atandı"
İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, kadın valilerin olmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncü bir rolü olduğuna dikkat çekerek, "100 yılı aşkın Cumhuriyet tarihimizde görev yapan 10 kadın valinin 9’u, Cumhurbaşkanımızın hükümetleri döneminde atanmıştır" dedi. İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, bir dizi temasta bulunmak üzere geldiği Van’da, Van YYÜ Cengiz Andiç Kongre Merkezi’nde düzenlenen konferansa katıldı. "28 Şubat’tan Türkiye Yüzyılına" başlığıyla gerçekleştirilen programda konuşan Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, Türkiye’nin yakın siyasi tarihi ve gelecek vizyonu üzerine değerlendirmelerde bulundu. "2013’ten beri Türkiye’de kamusal alanda başörtüsü serbest" Programda bir konuşma yapan İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı, 2013 yılındaki başörtüsü serbestisinin kadın hakları açısından bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, "28 Şubat’ı konuşmak demek aslında sadece 28 Şubat’la hiçbir şey başlamadı ve bitmedi. Biliyorsunuz, o zaman Cumhurbaşkanımız 1994’te ilk defa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti. Aslında yine 28 Şubat’ın devamı sürecinde, Ziya Gökalp’in şiirini okuduğu için hapis cezası alması ve hapishanede bulunması süreci yaşandı. Sonrasında yine bir manşet var ki benim hiç unutamadığım; ’Muhtar bile olamaz’ manşetleri, çünkü kendisine siyasi yasak gelmişti. Türkiye yakın tarihinde, şu an baktığımızda ’Gerçekten bunlar yaşandı mı?’ diyebileceğimiz olaylar yaşadı. Ben bile 28 Şubat ya da 15 Temmuz’la ilgili, kendi hayatımızla ilgili konuşmaya davet edildiğimde diyorum ki; ’Ya gerçekten bunlar yaşandı mı?’ Üstelik bunlar çok uzak zamanlar da değil. Hafızamızı tazelediğimiz zaman; düşünün ki, 2013’ten beri Türkiye’de kamusal alanda başörtüsü serbest. 2013 çok yakın bir zaman. Allah’ın izniyle artık kendi kimliğimize, kendi inancımıza uygun bir şekilde, 2013 yılından itibaren Türkiye’deki tüm kadınlar; eğitimlerine, istidatlarına ve ilgilerine göre her türlü makamda bulunabiliyorlar" diye konuştu. "Cumhurbaşkanımızın hükümetleri döneminde 9 kadın vali atanıyor" Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kadın valilerin görev sürelerine değinen Yiğitbaşı, "Şu ana kadar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 10 kadın vali görev yaptı. 100 yılı aşkın Cumhuriyet tarihimizde Lale Aytaman ilk kadın validir. Lale Aytaman’dan sonra 20 yıl boyunca yeniden atama yapılmıyor ve Cumhurbaşkanımızın hükümetleri döneminde bu 9 kadın vali atanıyor. Yani bu sayıya da Cumhurbaşkanımızın başbakan ve cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde ulaşılmış oluyor. Birileri; ’Kadınlar eve kapatılacak, araba kullanabilecek mi, şeriat mı geliyor?’ derken; ben diyorum ki, Türkiye tarihinde 10 kadın valinin olmasında Cumhurbaşkanımızın çok önemli, öncü bir rolü var" şeklinde konuştu. "28 Şubat, ’asrın felaketi’ dediğimiz depremin kat kat fazlası zarar verdi" Darbelerin ekonomik boyutu konusunda bilgi veren Yiğitbaşı, "Aslında bu uzun bir süreç, uzun bir yürüyüştü. Ne yazık ki acı dönemler yaşandı. ’Artık 2000’li yıllardayız, bu ülkede bir daha darbe olamaz, bunlar geride kaldı’ diye düşündüğümüz yıllarda, gözümüzün önünde bir darbe girişimi yaşandı. Bunları gençlerimiz de artık hatırlıyordur diye tahmin ediyorum. Bu da yine Amerika ile ortak hareket eden ve dini sömüren bir grubun; ülkemize, meclisimize, insanlarımıza helikopterlerden, tanklardan ateş açmasıyla 252 şehidimizin olduğu bir darbe girişimiydi. Darbeler konuşulurken ekonomik maliyetleri de unutmamak lazım. Eski Meclis Başkanımız İsmail Kahraman’ın yaptığı bir açıklama var; 28 Şubat darbesinin toplam maliyeti yaklaşık 400 milyar dolar. Yakın dönemde, 2023’te 6 Şubat depremlerini yaşadık. Bu depremlerin Türkiye’ye maliyeti 104 milyar dolar. Yani 28 Şubat öyle bir süreci getirdi ki, ’asrın felaketi’ dediğimiz depremin kat kat fazlası zarar verdi. 28 Şubat sürecinden sonra hükümet düştü, koalisyonlar geldi, bankaların içi boşaltıldı, enflasyon yükseldi. Burada vesayet sistemiyle birlikte, kolay yoldan para kazanmaya alışmış belli sermaye gruplarının etkisini ve darbelerin ekonomiye olan bu negatif etkisini de ifade etmek lazım" dedi. Van Valisi Ozan Balcı, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Tümgeneral Ünsal Bulut, Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mücahit Avkıran, İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, akademisyenler ve çok sayıda öğrencinin katıldığı program, soru-cevap etabının ardından sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Nisan 2026 Çarşamba- 13:42
CHP’nin 2015 yılında LGBT’liler için verdiği kanun teklifi sosyal medyada gündem oldu
2
08 Nisan 2026 Çarşamba- 17:07
Destici: "Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreçte bir kez daha aday olması gerekiyor"
3
08 Nisan 2026 Çarşamba- 15:39
Avukatsız kalan Leyla’nın ailesine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sahip çıktı
4
08 Nisan 2026 Çarşamba- 17:38
Suudi Arabistan Büyükelçisi Abualnasr: "Krallık, Türkiye ve diğer ülkelerle savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir"
5
08 Nisan 2026 Çarşamba- 13:51
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "28 Şubat’tan beri bölgemizi yangın yerine çeviren savaşta dün gece ilan edilen ateşkesten memnuniyet duyuyoruz"
18 Aralık 2025 Perşembe - 14:30
DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, siyasi partilere ziyaretleri kapsamında 22 Aralık Pazartesi günü saat 12.00’de CHP Genel Merkezini ziyaret ederek Genel Başkan Özgür Özel ile görüşecek.
DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, siyasi partilere ziyaretleri kapsamında 22 Aralık Pazartesi günü saat 12.00’de CHP Genel Merkezini ziyaret ederek Genel Başkan Özgür Özel ile görüşecek.
18 Aralık 2025 Perşembe - 14:17
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: "İsrail’in uzun yıllar uluslararası sistemde fiilen dokunulmazlık zırhıyla hareket etti"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Hükümeti ile SDG arasında varılan 10 Mart mutabakatını hatırlatarak, "Biz de sürecin diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla ilerlemesini umuyoruz. Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz ancak SDG, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalı" dedi.
18 Aralık 2025 Perşembe - 14:15
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Özgür Özel yurtdışında destek bulmak için Cumhurbaşkanımızı ve Türkiye’yi şikayet etmeyi siyaset karakteri haline getirdi"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özgür Özel yurtdışında destek bulmak için Cumhurbaşkanımızı ve Türkiye’yi şikayet etmeyi bir siyaset karakteri haline getirdi. Bu durum bir siyasi parti ve siyasetçi için çok kötü bir sicildir" dedi.
18 Aralık 2025 Perşembe - 14:07
Dışişleri Bakanı Fidan: "Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Biz de sürecin diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla ilerlemesini umuyoruz. Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz. Ancak SDG, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalı" dedi.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TRT World’e verdiği röportajda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Fidan, Türkiye’nin Filistin meselesinde uluslararası vicdanın sesi olduğunu vurgulayarak İsrail’in Gazze’deki saldırılarına karşı Türkiye’nin en başından bu yana açık bir diplomatik duruş sergilediğini kaydetti.İsrail’in uzun yıllar uluslararası sistemde fiilen dokunulmazlık zırhıyla hareket ettiğini belirten Bakan Fidan, "Bu durum on yıllardır böyleydi ve İsrail uluslararası sistemden muaf tutuldu, ama bence bu dönem artık sona erdi. Türkiye, ortaklarıyla birlikte bu sonuca varılmasında çok önemli bir rol oynadı. Bu yüzden İsrail, Türkiye’nin katılımına şiddetle karşı çıkıyor. Ama burada tek ilgili aktör İsrail değil. Burada başka ilgili aktörler de var, bu yüzden onlarla da görüşüyoruz" şeklinde konuştu.Bakan Fidan, İsrail’in Türkiye’nin olası uluslararası güvenlik mekanizmalarına katılımına karşı çıktığını ancak Ankara’nın ilgili tüm aktörlerle temaslarını sürdürdüğünü dile getirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla bakanlıklar arası ekiplerin Gazze’ye yardım ulaştırılması konusunda yoğun çalışma yürüttüğünü söyledi.Fidan, İsrail’in Türkiye’nin olası uluslararası güvenlik mekanizmalarına katılımına karşı çıktığını ancak Ankara’nın ilgili tüm aktörlerle temaslarını sürdürdüğünü belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla bakanlıklar arası ekiplerin Gazze’ye yardım ulaştırılması konusunda yoğun çalışma yürüttüğünü söyledi."En büyük tehdidin terörizm olduğunu düşündük ve devreye girdik"Türkiye’nin terörle mücadelede bölgedeki en tecrübeli ülkelerden biri olduğunun altını çizen Bakan Fidan, "Son 40 yıldır PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadele ediyoruz. Bu süreçte ciddi bir birikim, kapasite ve uzmanlık geliştirdik. Dolayısıyla konu DEAŞ olduğunda, ne yazık ki geçen yıla kadar Suriye’deki tehdit ortamı nedeniyle DEAŞ ve diğer terör örgütleri sistemdeki boşluklardan faydalanabildi. Ancak artık iç savaş sona erdi, Şam’da halk iradesi hâkim ve şu anda sağlıklı bir iş birliği söz konusu. Daha önce de ifade ettiğim gibi, bir iş birliği mekanizması olduğu sürece bunun üstesinden gelebiliriz. Devrimin ilk aylarında, 2025’in başlarında, diğer bölge ülkeleriyle bir araya geldik. Dedik ki, ‘Suriye toparlanma sürecine girdi. Çok derin yaraları var, iyileşmesi için zamana ihtiyacı var ve bu süreçte uluslararası ve bölgesel desteğe ihtiyaç duyuyor. Ancak bu sırada başka düşmanca unsurların bu süreci istismar etmesini istemiyoruz.’ Bu nedenle o dönemde en büyük tehdidin terörizm olduğunu düşündük ve devreye girdik. Bu iş birliği, Suriyeli ortaklarımızın zihinlerinde ayrı bir farkındalık oluşturulması açısından oldukça faydalı oldu" ifadelerini kullandı."Uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyonun bir parçası oldular ve Vaşington’da gerekli belgeleri imzaladılar"Suriye’nin uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyona katılımının önemli bir adım olduğunu belirten Fidan, şöyle devam etti:"Uluslararası toplumun DEAŞ’la nasıl mücadele ettiği, hangi mekanizmaların kullanıldığı ve artık birer devlet aktörü olarak diğer bölge ülkeleriyle birlikte bu sorunla nasıl başa çıkmaları gerektiği onlar için yeni bir alandı. Bu açıdan faydalı oldu. Suriyeli muhataplarımız oldukça yetkin ve bu meseleyi ele alma konusunda son derece istekli. Bildiğiniz üzere uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyonun bir parçası oldular ve geçen ay Vaşington’da gerekli belgeleri imzaladılar. Bu çok olumlu bir adımdı. Böylece DEAŞ’la mücadele konusunda, diğer ülkelerle birlikte kararlı olduklarını açıkça ortaya koydular. Şu anda askeri ve istihbarat uzmanlarımız, diğer bölge ülkeleriyle, Amerikalılarla ve ilgili tüm taraflarla birlikte DEAŞ’la mücadele gündemini ileriye taşıyor. Hiçbir terör unsurunun Suriye halkının ve devletinin toparlanma yolculuğunu sabote etmesine izin vermemeliyiz.""Bir devlette, farklı otoritelere bağlı iki ya da üç ayrı silahlı yapı olamaz"Suriye’nin kuzeyindeki SDG unsurlarının entegrasyon sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Fidan, sürecin yavaş ilerlemesinden duyulan rahatsızlığı dile getirdi.Türkiye, Suriye ve bazı ortakların, SDF’nin zaman kazanmaya çalıştığı yönünde ortak bir kanaate sahip olduğunu ifade eden Fidan, "Amerikalı ortaklarımız da bu sürecin tamamlanması gerektiğinin farkında. Bu, Suriye’nin birliği açısından hayati önemde. Bildiğiniz üzere, Suriye’deki muhalif silahlı grupların tamamı, SDG hariç, artık Savunma Bakanlığı çatısı altına girdi. Çünkü SDG, eski muhalefet yapısının bir parçası değildi.Eskiden farklı silahlı gruplar vardı ve tek bir komuta-kontrol yapısı altında değillerdi. Şimdi ise Savunma Bakanlığı’nın komutasını kabul ettiler. Bu, ulusal birlik açısından son derece önemli. Çünkü bir devlette, farklı otoritelere bağlı iki ya da üç ayrı silahlı yapı olamaz. Böyle bir durumda birlikten ve egemenlikten söz edemezsiniz" diye konuştu."Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz"Suriye Hükümeti ile SDG arasında varılan 10 Mart mutabakatını anımsatan Fidan, "Biz de sürecin diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla ilerlemesini umuyoruz. Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz. Ancak SDG, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalı. 10 Mart tarihli anlaşmaya bağlılıklarını gecikmeden ve çarpıtmadan yerine getirmeleri bekleniyor. Bu anlaşmadan herhangi bir sapma görmek istemiyoruz. Şam’daki Suriyeli ortaklarımız da bunun ulusal birlik için hayati bir adım olduğunu görüyor. Ben temkinli ama umutlu bir iyimserlik içindeyim. Doğru yöntemler ve iş birliği biçimleriyle bu noktaya ulaşacağımıza inanıyorum" dedi."Gazze örneğinde olduğu gibi, bu tür bir arabuluculuk ancak ABD’nin aktif katılımıyla mümkün"Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Türkiye’nin her iki tarafla da konuşabilen nadir ülkelerden biri olduğunu ve ateşkes için başından bu yana yoğun çaba gösterdiğini söyledi. Avrupa’nın ortasında süren savaşın büyük bir yıkıma yol açtığını aktaran Fidan, "Karadeniz’e doğru olası bir genişleme, Türkiye ve diğer kıyıdaş ülkeler için ciddi bir risk oluşturuyor. Bu nedenle Türkiye, savaşın başından itibaren ateşkes için yoğun çaba sarf etti. Pek çok girişimimiz oldu; bazılarını ortaklarımızla, bazılarını tek başımıza yaptık. Son haftalarda görüşmelerin yoğunlaştığını görmekten memnuniyet duyuyoruz. Avrupalılar devrede, Amerikalılar arabuluculuğu yürütüyor. Bu süreçte Başkan Trump ve ekibine özel bir takdir borçluyuz. Gazze örneğinde olduğu gibi, bu tür bir arabuluculuk ancak ABD’nin aktif katılımıyla mümkün. Biz de Amerikalılarla, Ruslarla, Ukraynalılarla ve Avrupalılarla temas halindeyiz. Taraflar şu anda bir anlaşmaya oldukça yakın" ifadelerine yer verdi.Ortaya çıkacak mutabakatın Ukrayna halkına sunulacağını belirten Fidan, güvenlik garantileri konusunun sürecin en zor başlıklarından biri olduğunu kaydetti."Sorunların en kısa çözümü ateşkestir"Karadeniz’de artan güvensizlik ortamına da değinen Fidan, Tahıl Anlaşması sayesinde 30 milyon ton tahılın dünya piyasalarına ulaştırıldığını, bunun özellikle Afrika için hayati önemde olduğunu vurguladı. Ticari gemilerin hedef alınması ve İHA tehditlerinin bölgesel güvenliği zedelediğini belirten Fidan, "Karadeniz’de güvensizlik yeniden arttı. Türk Hava Kuvvetleri Karadeniz’den gelen bir İHA’yı düşürdü. Ticari gemiler hedef alındı. Bu ciddi bir sorun. Hükümetiniz enerji altyapısı ve liman tesisleri için bazı güvenlik garantileri çağrısı yapıyor. Ancak Karadeniz’de gemilerin hedef alınması, mayınlar ve İHA’lar kıyıdaş ülkeleri de etkiliyor. Romanya ve Bulgaristan’la bu konuda askeri iş birliği içindeyiz. Tüm bu sorunların en kısa çözümü ateşkestir. Aksi halde uyardığımız bölgesel tırmanma gerçekleşiyor ve bu başka yerlere de yayılabilir" diye konuştu."Kıbrıslı Türklerin izolasyonu sona ermeli"Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmesinde Fidan, Güney Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı’nı devralmasının Türkiye açısından hem risk hem fırsat barındırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:"Rum yönetimi her platformda Türkiye’yi engelliyor. Buna rağmen Avrupa’nın karşı karşıya olduğu tehditler, AB-Türkiye iş birliğini her zamankinden daha önemli hale getirdi. Kıbrıs’ta gerçekler ortada. Türk tarafı Annan Planı’na ‘evet’ dedi, Rumlar ‘hayır’ dedi. Eşitlik temelinde bir güç ve refah paylaşımını kabul etmiyorlar. Herkes bunu biliyor. Alternatif nedir? İki devletli çözüm. Siyasi sorun dondurulabilir, ama ekonomik, turistik ve enerji alanlarında iş birliği yapılabilir. Kıbrıslı Türklerin izolasyonu sona ermeli. Gerçekleri söylemek cesaret ister. Bu cesareti göstermeliyiz."
18 Aralık 2025 Perşembe - 14:03
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri törenine katılacak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’ne katılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende kültür, sanat, basın ve bilim alanlarında başarılarıyla öne çıkan isimlere ödüllerini takdim edecek. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, bilim ve kültür, resim, müzik, Anadolu arkeolojisi ve fotoğraf dallarında sahiplerini bulacak. Ödül kazanan isimler, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 29 Ekim Özel Programı’nda kamuoyuna açıklanmıştı. Bu kapsamda "Bilim ve Kültür" dalında Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, "Resim" dalında Yalçın Gökçebağ, "Müzik" dalında besteci Yalçın Tura, "Anadolu Arkeolojisi" dalında ise arkeolog ve akademisyen Prof. Dr. Fahri Işık ödüle layık görüldü. "Fotoğraf" dalındaki ödü ise Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı foto muhabiri Ali Jadallah’a verilecek. Saat 18.00’de Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenecek törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hitabı da olacak.
18 Aralık 2025 Perşembe - 13:58
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, asgari ücrette ikinci görüşme öncesi açıklama yaptı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, asgari ücrette ikinci görüşme öncesi açıklama yaptı
18 Aralık 2025 Perşembe - 13:41
İYİ Parti’den 5 ilçe başkanı istifa etti
Adana’da İYİ Parti’nin İl Başkanlığı seçimlerine ve seçim sonrası oluşan yönetime tepki gösteren 5 ilçe başkanı, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte görevlerini bıraktıklarını açıkladı. 30 Kasım’da İYİ Parti Adana İl Başkanlığı 4. Olağan İl Kongresi’nde İl Başkanlığını Batur Eroğlu kazandı. Seçimin ardından il başkanlığında oluşan yönetimi bazı ilçe başkanları protesto etti. Bu kapsamda Ceyhan İlçe Başkanı Ahmet Akar, Yumurtalık İlçe Başkanı Saltuk Buğra Tülü, Feke İlçe Başkanı Mustafa Avcı, Tufanbeyli İlçe Başkanı Fevzi Çapanoğlu ve Karaisalı İlçe Başkanı Babacan Öveç, yönetimleriyle birlikte görevlerinden istifa ettiklerini açıkladı. "Müdahaleler, parti içi tarafsızlık ilkesini ağır biçimde ihlal etmiştir" Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen toplantıda ortak bildiriyi okuyan Ceyhan İlçe Başkanı Ahmet Akar, "İYİ Parti Adana İl Başkanlığı seçimlerinde yaşananlar, partimizin demokratik değerleriyle ve siyasi etiğiyle uzlaşmayan ciddi sorunlara işaret ettiği için bu açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur. Tarafsız kalması gereken bir milletvekilinin seçim sürecine doğrudan müdahil olması, teşkilat iradesine gölge düşürmüş ve seçimlerin adil seyrini bozmuştur. Bu müdahale sadece sonucu etkilememiş, teşkilat mensupları üzerinde açık bir baskı oluşturmuş, parti içi tarafsızlık ilkesini ağır biçimde ihlal etmiştir" ifadelerini kullandı. Sadece yönetimdeki görevlerini bıraktıklarını ifade eden Akar, daha sonra şunları söyledi: "Üyelik ve delegelik haklarımızın dokunulmazlığı çerçevesinde, bu haklarımızdan asla vazgeçmediğimizi özellikle vurguluyorum. Ben partimin üyesiyim, delegesiyim ve kalmaya da devam ediyorum. İstifa ettiğimiz tek makam, yalnızca ilçe başkanlığı yönetim kurulu üyelerimle birlikte yönetim görevimizdir."
18 Aralık 2025 Perşembe - 13:03
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye bugün insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu aktör konumundadır"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Türkiye bugün; krizleri izleyen değil, süreçleri şekillendiren, diplomasiyi sahaya yansıtan, insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu bir aktör konumundadır" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sosyal medya hesabından 16. Büyükelçiler Konferansı İstişare Toplantısı’na ilişkin yaptığı paylaşımda, "Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan ile birlikte, ülkemizi görev yaptıkları her coğrafyada başarıyla temsil eden büyükelçilerimizle bir araya geldik. Uluslararası sistemin derin bir dönüşümden geçtiği, belirsizliklerin arttığı bu dönemde; Türkiye eksenli, çok katmanlı, bağımsız ve ilkeli dış politika vizyonumuzun küresel barış, istikrar ve adalet için taşıdığı önem her geçen gün artmaktadır. Türkiye bugün; krizleri izleyen değil, süreçleri şekillendiren, diplomasiyi sahaya yansıtan, insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu bir aktör konumundadır. Kıbrıs’tan Gazze’ye, Suriye’den Ukrayna’ya, Türk Dünyası’ndan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada hak, hukuk, insani sorumluluk ve milli menfaatler temelinde kararlı duruşumuzu sürdürüyor, çok yönlü diplomasisiyle küresel vicdanın sesi olmaya ve barışın inşasına katkı sunmaya devam ediyoruz. Bu vesileyle, 16. Büyükelçiler Konferansı İstişare Toplantısı’nı başarılı bir şekilde düzenleyen Dışişleri Bakanlığımızı tebrik ediyor, Büyükelçilerimize görevlerinde başarılar diliyorum" ifadelerine yer verdi.
18 Aralık 2025 Perşembe - 12:46
İletişim Başkanı Duran: "Dezenformasyon hakikate karşı bir tehdittir"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, dezenformasyonun sadece yanlış bilgi olmadığını, devletlerin kapasitesine zarar veren varoluşsal bir tehdit olduğunu belirterek, "Dezenformasyon çerçevesindeki tehdit aslında hakikate karşı bir tehdittir ve giderek de uluslararası bir enstrümana dönüşmüştür. Bunlar tabii ki aynı zamanda milli güvenlik, toplumsal istikrar ve uluslararası itibarı doğrudan ilgilendiren stratejik bir alan haline gelmiştir" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen "Türk Devletleri Dezenformasyonla Mücadele Forumu" nda Türk dünyasından medya ve iletişim profesyonelleri bir araya geldi. Forumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, içinde bulunulan yüzyılın en kritik meselelerinden biri olan dezenformasyonla mücadelede yeni iş birliği kapılarının aralanması ve iletişim cephesinde safların sıklaştırılması gerektiği mesajlarını verdi. Tarihin, zaferlerin, kazanımların, mücadelenin ve geleceğin ortak olduğu Türk dünyasından gelen konukları, Ankara’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek sözlerine başlayan Duran, "15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü"nü kutladı. Ortak alfabe ile yayınlanan "Türk Dünyası Vizyon Belgesi"nin hayırlı olmasını dileyen Duran," Bugün de Aile Meclisimizde, yüzyılımızın en kritik meselelerinden birini, dezenformasyonla mücadeleyi konuşacak; yeni iş birliği kapılarını aralayacak, iletişim cephesinde safları daha da sıklaştıracağız inşallah" dedi. Burhanettin Duran, Türk Devletleri Teşkilatı’nın, dünyanın belirsizliklerle, çatışmalarla, kırılmalarla sarsıldığı, büyük bir sistem krizinin vuku bulduğu bir dönemde kardeşlik bağından güç alan ülkeler olarak bir araya geldiğini ve kurumsallaşma yürütmekte olduğunu belirtti. Teşkilatın 16 yıldır "dilde, fikirde, işte birlik" şiarıyla ekonomik entegrasyondan ulaştırma koridorlarına, savunma iş birliğinden eğitim ve kültür politikalarına pek çok alanda ortak çalışmalar yürüttüğünü hatırlatan İletişim Başkanı Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi’nde yaptığı, "Terörizmden yasa dışı göçe, siber tehditlerden iklim değişikliğine kadar ortak bir duruşla mukabele edebileceğimizi, kendi gök kubbemiz altında kendi güvenliğimizi güçlendirebileceğimizi düşünüyorum" açıklamalarını alıntılayarak verilen mesajların önemli olduğuna vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "kendi gök kubbemiz altında kendi güvenliğimizi güçlendirmek" ifadesinin çok şey ifade ettiğini kaydeden Duran, "Bizler medya ve iletişim profesyonelleri olarak burada bir araya geldik. Ancak hepimizin bildiği ve mutabık kaldığı hususlar var. Uluslararası bazı çevrelerin iletişim alanında sahip olduğu egemenlik ve zaman zaman tahkim ettiği "söylem tekeli" aslında sadece bizlerin iletişimcilerin konusu değildir" değerlendirmesini yaptı. İletişim alanında karşılaşılan, başta dezenformasyon olmak üzere manipülasyon, siber saldırı, sosyal platformlarda artan nefret dili ve bilgi güvensizliği gibi tehditlerin kamu düzenine karşı doğrudan tehdit oluşturduğunu ifade eden Duran, dezenformasyon çerçevesindeki tehdidin aslında hakikate karşı bir tehdit olduğunu ve giderek de uluslararası bir enstrümana dönüştüğünü aktardı. Burhanettin Duran, bunların aynı zamanda milli güvenlik, toplumsal istikrar ve uluslararası itibarı doğrudan ilgilendiren stratejik bir alan haline geldiğinin altını çizerek" Bu çerçevede zihni bir felaket, algısal bir çürüme veya gerçeğin katli şeklinde ifade edebileceğimiz dezenformasyonun ne kadar büyük bir risk ve tehdit olduğu da anlaşılmıştır" dedi. Duran, dezenformasyonla mücadelenin hem "Türk Dünyası 2040 Vizyonu" belgesinde hem de "2025 Enformasyon Alanındaki Eylem Planı"nda yer almasının tesadüf olmadığını, dezenformasyona karşı ortak mücadelenin vazgeçilmez olduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi. Forumun da bu amaca hizmet ettiğinin altını çizen Duran, "Forum dezenformasyonla ortak mücadele azmimizi ve irademizi bir kez daha ortaya koymaktadır. Müşahede ettiğimiz uluslararası sistem krizi ve geçtikçe daha da derinleşen hakikat sorunsalının altında dezenformasyon mefhumu da var" diye konuştu. "Dezenformasyon devletlerin kabiliyet ve kapasitesine zarar verebilen varoluşsal bir tehdit" Dezenformasyonun küresel krizlerin bir sorunu olmakla birlikte, krizleri derinleştiren bir aparat olarak görülebileceğini kaydeden Duran, dezenformasyonun yalnızca yanlış bilgi olmadığını devletlerin kabiliyet ve kapasitesine zarar verebilen varoluşsal bir tehdit olduğunun altını çizdi. Duran, çağımızda savaşların artık yalnızca askeri yöntemlerle yürütülmediğini, hedef ülke, bölge veya halkın istikrarsızlaştırılmasının, önce zihinsel, toplumsal ve kurumsal direncinin aşındırılması boyutuyla aslında iletişim alanında başladığını belirterek, bu itibarla bakıldığında hibrit tehditlerle karşı karşıya olunduğunun açık olduğunu ifade etti. İstikrarsızlaştırma tehdidine karşı yapılacak en önemli işin ortak mücadele olduğunun altını çizen Duran, kasıtlı, hedefli ve koordineli bir dezenformasyon kampanyasıyla karşılaşmanın artık sıradan bir vaka haline geldiğini kaydetti. Duran, "Bu bağlamda kardeş Türk Devletlerini mercek altına aldığımızda; dezenformasyon girişimlerinin kimi zaman ortak hedefler üzerinden eş zamanlı şekilde, kimi zaman ise ülke özelinde ayrışan stratejilerle yürütüldüğünü gözlemliyoruz. Ne yazık ki başta enerji, savunma, ulaşım ve ticaret koridorları alanları olmak üzere bir çok stratejik projelerimize karşı propaganda ve dezenformasyon kampanyaları görüyoruz" değerlendirmesini yaptı. "TRT Avaz kanalımız "bizi bize anlatma misyonuyla" çok mühim bir görev üstlenmekte" İletişim Başkanı Duran, "Türk devletlerinin uluslararası itibarının, ortak kimlik bilincinin, iş birliği mekanizmalarının ve bölgesel dayanışmasının da hedef alındığını belirterek, "Güven aşındırma, meşruiyeti sarsma ve siyasi, stratejik kırılganlık amacı taşıyan bu kötücül girişimlerde; mesele bilgi ile ilgili değil, duygusal tepkiyi tetikleyecek söylemler üretmektir. Ulusal ve uluslararası kamuoylarında belirsizlik ve güvensizlik oluşturacak anlatılar devreye sokmaktır .İşte bu sistematik algı operasyonlarına karşı çalışmalarımızı üç temel boyutta yürütmemizin elzem olduğu kanaatindeyim. Birincisi, halklarımızın elbette birbirini daha yakından tanıması ve anlaması. Burada Türk Devletlerinin ortak sesi olan TRT Avaz kanalımız "bizi bize anlatma misyonuyla" çok mühim bir görev üstlenmektedir. İkincisi, Türk dünyasının uluslararası arenadaki anlatısının bizzat bizler tarafından güçlü bir şekilde inşa edilmesi. Türkiye olarak bizler bu anlamda hem TRT olarak hem Anadolu Ajansı olarak önemli bir faaliyet yürütüyoruz. Üçüncüsü, başta kriz ve afet durumları olması üzere toplumlarımızın dezenformasyona karşı direncini güçlendirme ve ortak mücadele mekanizmalarının kurulmasıdır. Bu forum bu amaca hizmet etmektedir" açıklamasını yaptı. "Bugüne kadar 2 bin 500’e yakın dezenformasyonu gözler önüne serdik" Türkiye’nin bu yöndeki çalışmalarını anlatan Duran, "Başkanlığımız bünyesinde 2022 yılında kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezimizde yalan haberleri, yanlış bilgileri, kurgusal içerikleri ifşa ediyoruz, algı operasyonlarına karşı mücadele veriyoruz. Bununla birlikte, kurumlar arası koordinasyon, erken uyarı mekanizmaları, kriz dönemlerinde hızlı bilgilendirme ve toplumda medya okuryazarlığının güçlendirilmesi gibi uzun vadeli kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Dezenformasyonla mücadelede, hem kurumlarımızla oluşturduğumuz koordinasyon mekanizması hem de e-devlet Dezenformasyon Bildirim Servisi üzerinden milletimizle kurduğumuz iletişim ağı büyük önem taşımaktadır. Oluşturduğumuz bu sistemle bugüne kadar 2 bin 500’e yakın dezenformasyonu gözler önüne serdik; doğrusu bu çabamızın milletimiz tarafından da büyük bir memnuniyetle karşılandığını ifade etmek isterim. dikkat çektik, hakikati anlattık" dedi. Sosyal medyanın çok sayıda bilgi ve iddianın dolaştığı bir alan olduğunu oradaki bilgilerin teyit edilmeden doğru kabul edilmesinin toplumu yanlış yönlendireceğini ifade eden Duran, Türk Devletlerine yönelik çok sayıda yalan içeriğin ifşa edildiğini bildirdi. 2. Karabağ Savaşı sırasında yürütülen dezenformasyonlara karşı da savaş sürecinde ve sonrasında, Azerbaycan’ın Karabağ Zaferini gölgeleme amaçlı çok sayıda dezenformasyon üretildiğini dile getiren Duran, bu konuda Azerbaycan’a destek verildiğini aktardı. Bununla ilgili bir örneği paylaşan Duran, "Karabağ’a giren Azerbaycan askerleri yaşlı Ermeni bir kadınla alay ettiği başlığıyla sunulan bir yalan haber vardı. Burada güya bir asker yaşlı kadına bir bardak su uzatıyor ve kadın suyu içecekken başka bir asker bu suyu döküyor. Halbuki videonun tam halinde açık ve net bir şekilde Azerbaycan askerinin bizzat kendi eliyle Ermeni kadına su içirdiği görülmekteydi. Şimdi tabii görüntüleri keserek biçerek bambaşka bir forma getirmek ne yazık ki artık mümkün. Hatta daha fazlası mümkün" dedi. Duran, yapay zekayla hazırlanan içeriklerin tehlike boyutuna işaret ederek, "Kurgular yapay zekalarla bambaşka bir şekilde gerçekmişçesine ortaya çıkarılabiliyor. İşte böyle bir ortamda iletişimin yeni dinamikleri ve verdiği imkanlarla ortaya ciddi riskler de çıkıyor. Bununla mücadele için ortak stratejileri hayata geçirmemiz gerektiği açıktır. Bize karşı yazılmaya çalışılan hikaye ve inşa edilen anlatıyı ancak biz birlikte çalışarak birlikte ortak anlatımızı oluşturarak aşabiliriz" diye konuştu. "Yapay zeka destekli manipülasyonlara karşı birçok alanda kritik adımlar atıyoruz" Burhanettin Duran dezenformasyona karşı daha somut işbirlikleri geliştirmek zorunda olunduğunu ifade ederek, "Ortak teyit mekanizmaları kurmak durumundayız. Erken uyarı sistemlerini işleterek, birbirimizle paylaşmak durumundayız. Türkiye olarak medya okur yazarlığının arttırılması, çocuklarımızın ve gençlerimizin dijital tehditlere karşı bilinçlendirilmesi, siber güvenlik altyapısının güçlendirilmesi, yapay zeka destekli manipülasyonlara karşı algoritmik izleme araçlarının geliştirilmesi ve kamu kurumları arasında eş güdümlü bilgi paylaşımının kurumsallaştırılması gibi birçok alanda kritik adımlar atıyoruz" şeklinde konuştu. Bu anlamda çok ciddi bir kararlılıkla çalıştıklarını sözlerine ekleyen Burhanettin Duran, "Bu alanda geliştirdiğimiz kapasiteyi büyük bir memnuniyetle kardeş ülkelerle paylaşmaktan ve onlarla birlikte çalışmaktan yanayız. Buna dair ortak bir irademiz var. Bu yaklaşım, Türk dünyasının bütünlüğünü hedef alan her türlü suni ayrıştırma girişimine karşı ortak bir duruşu da gösterecektir. Ben inanıyorum ki ülkelerimiz arasındaki veri paylaşımı, tecrübe aktarımı, ortak teyit mekanizması ve hızlı reaksiyon kapasitesi, Türk dünyasının bilgi alanındaki savunma şemsiyesini oluşturacak önemli unsurlardır. Ülkelerimizi, teşkilatımızı, birliğimizi ve kardeşliğimizi dezenformasyon kampanyalarına karşı korumak durumundayız. Onların yıkıcı etkilerinden korunmak için bir kurumsallaşmaya ihtiyacımız var. Ve bunu da uluslararası ölçekte bir mekanizmayla yürütmek gerekir" açıklamasını yaptı. Duran, sözlerinin sonunda Türk Devletleri Teşkilatı Forumu’na katılan ve katkı sunan isimlere teşekkür etti.
18 Aralık 2025 Perşembe - 12:14
Nebi Hatipoğlu, Özgür Özel’i kınadı
AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, "Özgür Özel’in merhum Kamer Genç’in mezarı başında rakı kadehleriyle boy gösterip bunu ‘anma’ diye hepimize yutturmaya çalışması, hem inançlarımıza hem de toplumun ortak manevi değerlerine hakarettir" dedi.
18 Aralık 2025 Perşembe - 11:06
AK Parti Sivrihisar İlçe Danışma Meclisi Toplantısı düzenlendi
AK Parti Eskişehir İl Başkanlığının katılımı ile ’Sivrihisar İlçe Danışma Meclisi Toplantısı’ düzenlendi. Toplantıya AK Parti Sivrihisar İlçe Başkanı Mehmet Potoğlu ev sahipliği yaptı. AK Parti’nin ilçelere olan bağının istişare kültürü ile güçlendirilmesi üzerine konulan konuşulduğu toplantıya, Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ta katılım gösterdi. Ayrıca Albayrak sosyal medyada yaptığı paylaşımda, "Toplantımıza ev sahipliği yapan Sivrihisar İlçe Başkanımız Mehmet Potoğlu ve tüm dava arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.
18 Aralık 2025 Perşembe - 09:31
AK Partili Yıldız’dan İzmir Şehir Tiyatroları eleştirisi: "Bir oyuna 4 milyon lirayı aşan harcama yapıldı"
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkan Vekili Hakan Yıldız, İzmir Şehir Tiyatroları’nın yönetim şekli, Genel Sanat Yönetmeni Levent Üzümcü’nün açıklamaları ve "Cadı Kazanı" oyunu için yapılan harcamalara ilişkin eleştirilerde bulundu. Yıldız, belediyenin mali zorluklar yaşadığı bir süreçte tek bir oyun prodüksiyonu için 4 milyon liranın üzerinde bütçe ayrılmasının doğru olmadığını vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkan Vekili Hakan Yıldız, Şehir Tiyatroları’nın kuruluş amacından saptığını ve sanatsal özerkliğin idari kararlarla zedelendiğini belirterek mevcut yönetime tepki gösterdi. Belediyenin içinde bulunduğu ekonomik tabloya dikkat çeken Yıldız, kadrolu sanatçıların değerlendirilmesi yerine dışarıdan yüksek maliyetli hizmet alımları yapılmasını eleştirdi. İzmir Şehir Tiyatrosu’nun 2021 yılında AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin oy birliğiyle aldığı kararla kurulduğunu aktaran Yıldız, "Ana amacımız, İstanbul’daki Şehir Tiyatroları gibi İzmir’de 1950’lerde başlayıp yarım kalan bu hikayeyi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin de bizzat desteğiyle hayata geçirmekti. O dönemde Yücel Erten Genel Sanat Yönetmeniydi. Yapılan sınav sistemini eleştirdim; bu konuda birtakım sıkıntılar yaşandı ve insanlar mahkemeye gitti. Eleştirilerimizin haklı olduğu da ortaya çıktı. Ancak sanatsal içerik bakımından hiçbir zaman bir eleştiri getirmedik. O dönemde özerk bir yönetmelik de hazırlanmıştı ve ben hukuk komisyonundaydım. Bu yönetmeliğe de oy birliğiyle onay verdik. Sanat kurulunun seçtiği eserler noktasında, tamamen sanatçıların belirlediği bir alanı destekledik." dedi. Yıldız: "Toplumun hassasiyetleriyle ve manevi değerleriyle oynamaktır" İlerleyen yıllarda, İzmir Büyükşehir Belediye başkanı Cemil Tugay döneminde Yücel Erten ile şık olmayan bir şekilde bir yol ayrımına gidildiğini belirten Yıldız, "Ardından Levent Üzümcü’nün de içinde olduğu yeni bir yapılanma oluşturuldu ve bu süreçte yeni bir yönetmelik getirildi. Bu yönetmelik, sanatsal özerkliği tamamen ortadan kaldıran, idareye bağlı ve iki kişinin inisiyatifine dayanan bir yapıya dönüştü. Biz bunu da eleştirdik ancak bu eleştirilerimiz pek anlamlandırılmadı. Levent Bey’in ortaya koyduğu sanat faaliyetlerini ve eserleri tartışmak yerine, maalesef sosyal medya paylaşımları ön plana çıktı. Sosyal medya hesabı üzerinden beni çok üzen ve yaralayan bir savaş gemisiyle ilgili attığı ‘Koşun, kıbleniz geldi’ şeklindeki paylaşımı, toplumun hassasiyetleriyle ve manevi değerleriyle oynamaktır. Bu son derece yanlıştır. Bunu Büyükşehir Meclisi’nde de dile getirdim. Kendisinin artık bir bürokrat olduğunu, bu kentin bir bürokratı gibi davranması ve yalnızca kendi alanıyla ilgilenmesi gerektiğini ifade ettim. Ancak bunun da böyle olmadığını gördük." ifadelerini kullandı. "Cemil Tugay’ın Levent Üzümcü tarafından yanıltıldığını ortaya koydu" Geçtiğimiz günlerde ‘Cadı Kazanı’ adlı bir oyun sahnelendiğini ve bu oyun üzerinden de eleştirilerini dile getirdiğini kaydeden Yıldız, "Levent Bey’in aldığı maaşın, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri’nden daha fazla olduğunu, aylık yaklaşık 250-260 bin lira civarında bir ücret aldığını ifade ettim. Ayrıca belediyenin içinde bulunduğu mali tablo ortadayken, bu oyuna bağlı bir prodüksiyon yapıldığını söyledim. Cemil Bey, eleştirilerime karşılık dekorun Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı tarafından yapıldığını ve aşırı bir harcama olmadığını ifade etti. Bunun üzerine yazılı bir önerge verdim. Bana verilen yazılı cevap, benim haklı olduğumu ve Cemil Tugay’ın Levent Üzümcü tarafından yanıltıldığını ortaya koydu. Çünkü bu oyuna 3 milyon lira dekor ücreti, 600 bin lira yönetmenlik ücreti, 350 bin lira ışık tasarımı ücreti ödendiği ve diğer giderlerle birlikte toplamda 4 milyon lirayı aşan bir harcama yapıldığı resmi olarak bildirildi." diye ekledi. "Bu büyüklükte harcamaların yapılmasını doğru bulmuyoruz" Yücel Erten döneminde, eleştirilere ve eksiklerine rağmen, 12 oyuna yaklaşık 4,5 milyon lira harcandığını ifade eden Yıldız, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Bugün yalnızca bir oyuna bu kadar para harcanmaktadır. Ayrıca Yücel Hoca döneminde 32 kadrolu sanatçı varken, Levent Bey döneminde 20 sanatçı daha alınmış ve toplam 52 kadrolu sanatçıya ulaşılmıştır. Buna rağmen, sözleşmeli ihalelerle dışarıdan yönetmen, yönetmen yardımcısı ve oyuncu getirilmesi yanlıştır. Ödenekli bir tiyatroda eserlerin, kurumun kendi 52 sanatçısı içerisinden çıkarılması gerekir. Bugün işçilerin maaşlarını alamadığı, insanların avans sistemine mahkum edildiği, emekliliğe zorlanıp kıdem ve ihbar tazminatlarının düzenli ödenmediği bir belediye yapısı varken, bu büyüklükte harcamaların yapılmasını doğru bulmuyoruz."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder