POLİTİKA - 08 Nisan 2026 Çarşamba 17:38

Suudi Arabistan Büyükelçisi Abualnasr: "Krallık, Türkiye ve diğer ülkelerle savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir"

A
A
A
Suudi Arabistan Büyükelçisi Abualnasr: "Krallık, Türkiye ve diğer ülkelerle savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir"

Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçisi Fahad b. Assaad Abualnasr, "Krallık, Türkiye ve diğer ülkelerle koordinasyon içinde gerilimi düşürmeye yönelik çabaları desteklemeye, savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir. Ortak açıklamalarda da vurgulandığı üzere gerginliği tırmandıracak adımlardan kaçınılması ve istikrarın korunmasına yönelik uluslararası çabaların güçlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir" dedi.


Türkiye Basın Federasyonu öncülüğünde gazetecilerle bir araya gelen Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçisi Fahad b. Assaad Abualnasr, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilere dair değerlendirmelerde bulundu. Büyükelçi Abualnasr, "Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler, mevcut dönemde her iki ülke liderliğinin bu ilişkileri daha geniş ve daha sağlam seviyelere taşımaya yönelik kararlılığını yansıtan nitelikli ve hızlı bir gelişim süreci yaşamaktadır. Karşılıklı gerçekleştirilen resmi ziyaretler, son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şubat 2026’da Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaret, ilişkilerin daha güçlü ve derin bir zemine oturmasına katkı sağlamıştır" ifadelerini kullandı.



"Hedefimiz, her iki ülkeye fayda sağlayacak ortak projelerin geliştirilmesini içeren ortaklıklar kurmaktır"


Arabistan’ın Türkiye’yi güçlü ilişkilere ve gelişen siyasi ve ekonomik bağlara sahip bir ortak olarak gördüğünü dile getiren Abualnasr, "Bu doğrultuda iş birliği alanlarını genişletme, karşılıklı güveni güçlendirme ve ilişkileri önümüzdeki dönemde daha geniş ufuklara taşıma yönündeki ortak iradeyi yansıtacak şekilde bu olumlu süreci sürdürmeye önem vermektedir. Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ekonomik iş birliği, özellikle Suudi Arabistan Vizyon 2030’un nitelikli projeler ve katma değerli yatırımlar için sunduğu cazip ortam sayesinde geniş ve giderek büyüyen fırsatlar barındırmaktadır. Hedefimiz yalnızca ticaret hacmini artırmakla sınırlı değildir. Bunun ötesinde bilgi ve tecrübe aktarımına dayanan, karşılıklı yatırımları teşvik eden ve her iki ülkeye fayda sağlayacak ortak projelerin geliştirilmesini içeren sürdürülebilir ortaklıklar kurmaktır" değerlendirmesinde bulundu.



"Kardeş Türkiye ile iş birliği, bölgesel gelişmeler karşısında koordinasyon ve istişarenin önemine dair ortak bir anlayışa dayanmaktadır"


Suudi Arabistan’ın bölgesel istikrarın desteklenmesi ve bölgedeki gerilimlerin azaltılması konusundaki rolüne ilişkin Abualnasr, "Krallık, bölge meselelerine yaklaşımında istikrarın desteklenmesi, krizlerin yayılmasının önlenmesi ve siyasi ile diplomatik çözümlerin öncelenmesi esasına dayanan sabit bir vizyondan hareket etmektedir. Bu yaklaşım, bölgenin güvenliği ve refahının ancak diyalog yoluyla, devletlerin egemenliğine saygı gösterilerek ve krizlerin kökten çözümüyle ele alınarak sağlanabileceği inancına dayanmaktadır. Bu sayede halkların çıkarları korunmakta ve daha fazla tırmanmanın önüne geçilmektedir. Bu çerçevede kardeş Türkiye ile iş birliği, bölgesel gelişmeler karşısında koordinasyon ve istişarenin önemine dair ortak bir anlayışa dayanmaktadır. Siyasi temasların yoğunlaştırılması, bölgesel krizlere ilişkin görüş alışverişinde bulunulması ve gerilimi düşürmeye yönelik diplomatik çözüm yollarının desteklenmesi, bu iş birliğinin temel unsurlarını oluşturmaktadır. Krallık, iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecek, bölgenin güvenliği ve refahını güçlendirecek şekilde bu ilişkiyi daha geniş ufuklara taşımaya kararlıdır" dedi.



"Suudi Arabistan, İran saldırılarını güçlü biçimde kınamaktadır"


ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın bölgedeki bazı ülkeleri de hedef aldığını aktaran Abualnasr, sözlerine şöyle devam etti:


"Krallığın bu konudaki tutumu açık ve kararlıdır. Suudi Arabistan, kendisini, Körfez ülkelerini ve Ürdün’ü hedef alan bu haksız İran saldırılarını güçlü biçimde kınamakta; bunları devletlerin egemenliğine yönelik kabul edilemez bir ihlal ve bölgenin güvenliği ile istikrarına doğrudan bir tehdit olarak değerlendirmektedir. Söz konusu saldırıları meşrulaştırmaya yönelik her türlü gerekçeyi reddetmektedir. Krallık, hava sahası veya topraklarının İran’a yönelik herhangi bir saldırı için kullanılmasına izin vermeyeceğini resmi olarak açıkça ifade etmiş olup, dolayısıyla bu tür iddialar tamamen kabul edilemezdir. Bununla birlikte Krallık, en üst düzeyde hikmet ve sağduyu ile hareket etmeyi sürdürmektedir. Türkiye ve diğer ülkelerle koordinasyon içinde gerilimi düşürmeye yönelik çabaları desteklemeye, savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir. Ortak açıklamalarda da vurgulandığı üzere gerginliği tırmandıracak adımlardan kaçınılması ve istikrarın korunmasına yönelik uluslararası çabaların güçlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Aynı şekilde Krallık, kardeş Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik son İran saldırıları karşısında da tutumunu net biçimde ortaya koymuş; İran’ın Türkiye’yi hedef alma girişimini şiddetle kınadığını resmen açıklamıştır. Bu, Türkiye’nin güvenliğine ve egemenliğine yönelik her türlü tehdidin reddedildiğinin açık bir göstergesidir."



"Hürmüz Boğazı ve Babu’l-Mendeb Boğazı’nın güvenliği büyük önem taşımaktadır"


Abualnasr, Arabistan’ın bölgede enerji istikrarının ve deniz yollarının korunmasına dair çalışmalar yürüttüğünü ifade ederek, "Hürmüz Boğazı ve Babu’l-Mendeb Boğazı gibi kritik geçiş noktalarının güvenliği büyük önem taşımaktadır. Bu bölgelere yönelik herhangi bir tehdit, yalnızca küresel ekonomi ve uluslararası enerji güvenliğini değil, aynı zamanda ticaret akışını ve temel ürün ve malların özellikle gıda tedariklerinin hareketini de etkilemektedir. Bu çerçevede, Krallık’taki Doğu-Batı Petrol Boru Hattı, küresel arz istikrarını destekleyen stratejik bir alternatif güzergah olarak öne çıkmaktadır. Özellikle bölgedeki askeri gerilimlerin artması ve bunun Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine doğrudan etkisi göz önünde bulundurulduğunda, bu hat büyük önem kazanmaktadır. Söz konusu boru hattı, petrol ve enerji arzının Kızıldeniz kıyılarına güvenli alternatif rotalar üzerinden taşınması için Suudi Arabistan’a büyük bir esneklik tanıyarak, arz sürekliliğini ve güvenilirliğini artırmakta; aynı zamanda bölgedeki gerilimlerden kaynaklanan etkileri azaltmaya katkı sağlamaktadır" diye konuştu.



"Krallık, Filistin halkına yönelik insani desteğini de sürdürmektedir"


Ülke olarak İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını reddettiklerini dile getiren Abualnasr, "Siyasi tutumunun yanı sıra Krallık, Filistin halkına yönelik insani desteğini de sürdürmektedir. Kral Salman İnsani Yardım ve Çalışma Merkezi aracılığıyla yürütülen çalışmalar kapsamında 78 uçak ve 8 gemiyle 7 bin 706 tondan fazla yardım ulaştırılmış, ayrıca 914 yardım tırı, 20 ambulans sevk edilmiş ve toplam değeri 90,35 milyon doları bulan yardım anlaşmaları gerçekleştirilmiştir. Bu da siyasi tutumun doğrudan insani ve düzenli bir çalışma ile birlikte yapıldığını yansımaktadır" dedi.


Hac ve umre konusunda özellikle Türk hacılara yönelik hizmetlere ilişkin Abualnasr, "Krallık, Türk hacıların da dahil olduğu dünyanın farklı ülkelerinden gelen hacılar için daha kolay, güvenli ve konforlu bir deneyim sağlamak amacıyla hizmet, organizasyon ve teknoloji altyapısını sürekli geliştirmektedir. Bu kapsamda başlatılan ‘Mekke Yolu’ girişimi, hacıların ülkelerindeki havalimanlarında çıkış işlemlerini tamamlayarak, Suudi Arabistan’a vardıklarında doğrudan konaklama yerlerine geçmelerine imkan tanımaktadır. Bu girişim Türkiye’yi de kapsamakta olup, Ankara ve İstanbul havalimanlarında uygulanmaya başlanmıştır. Böylece Türk hacıların yolculuğu önemli ölçüde kolaylaştırılmış ve hizmet kalitesi artırılmıştır" ifadelerini kullandı.


Abualnasr, ayrıca ABD ile İran arasındaki ateşkes anlaşmasını memnuniyetle karşıladıklarını söyleyerek, bu durumun kalıcı olmasını dilediklerini belirtti.



Suudi Arabistan Büyükelçisi Abualnasr: "Krallık, Türkiye ve diğer ülkelerle savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın yeniden tesis edilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Çanakkale’den Filistin’e destek Çanakkale’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısı yönelik basın açıklamasında Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Şu ana kadar tespit edilebildiği kadarıyla 72 binin üzerinde insan katil İsrail rejimi tarafından şehit katledilmiş vaziyette. Buna ek olarak çeşitli raporlar özellikle batı kaynaklı birçok üniversite buradaki göçüğün kaldırması ve gerekli araştırmaların yapılması sonrasında bu rakamın yüz binlerle ifade edilebileceğini belirtiyor" dedi. Çanakkale’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısına yönelik protesto gerçekleşti. Basın açıklamasını gerçekleştiren Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Şu ana kadar şehit edilen Filistinlilerin 21 bininden fazlası çocuk, bunların 450’si bebek, bin 29’u 1 yaş altında, 5 bin 31’i 5 yaş altında, toplam yaralı sayısının 170 bin üzerinde olduğunu biliyoruz. Yaralıların da 45 bininin çocuklardan oluştuğunu görüyoruz. İsrail saldırıları sonucu yaralanan çocukların 10 bin 500’ü kalıcı sakatlık yaşadılar. Aynı şekilde binden fazlası uzuv kaybı yaşadı. Gazze’de sağlık sistemi sistematik olarak hedef alındı ve soykırım amacı olarak İsrail tarafından sağlık, hastaneler, sivil altyapılar aktif bir şekilde kullanıldı. Bugün, sağlık sisteminin tamamen çökme noktasına geldiği görece ateşkese rağmen katil İsrail’in çocukları, kadınları hedef almaya devam ettiği bir süreçteyiz. Bu kırılgan ateşkes sürecinin içerisinde, İsrail’in ihlal ettiği kırılgan ateşkes sürecinde 4 bin çocuğun canları hala hazırda çok büyük risk altında. Gazze şeridinde 58 binden fazla çocuk, İsrail’in katliamı sonrasında ebeveynlerinden en az birini kaybetmiş durumda. Birleşmiş Milletler’in raporu sadece Şubat 2026’da 3 bin 700’den fazla çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle hastaneye yatırıldığını ortaya koyuyor. Bunlardan 600’den fazla çocuk ağır yetersiz beslenme nedeniyle ve uzun vadeli gelişim riski gibi hastalıklarla yüzleşmek durumunda. Gazze’de çocukların yüzde 64’ü günde 2 veya daha az besin grubuna erişebilirken yüzde 90’dan fazlası yeterli derecede çeşitli besinlerle beslenememekte. Gazze’de 2026 yılı tahminlerine göre 37 bin hamile ve emziren kadın, 25 bin bebek, 101 bin 5 yaş 6 çocuk, 120 bin 5-17 yaş arası çocuk acil beslenme desteğine muhtaç durumda. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarına göre 100 okul direkt olarak İsrail tarafından hedef alındı. Öğretim yılına başlamış olan 700 bin öğrencinin eğitim hakkından eksik kaldığı ve 39 bin öğrencinin ise lise bitirme sınavlarına dahi giremediği günlerden geçiyoruz" dedi. Filistinlilere yönelik çıkarılan idam yasasının uluslararası hukuku ayaklar altına aldığını belirten Taşçı, "Batı Şeria’daki Filistinli esirlerin idam edilmesinin önünü açan yasa meclislerinde onaylandı. Katil, soykırımcı hükümetin, soykırımcı bakanı Itamar Ben-Gvir henüz dün ‘hayatlarını da ellerinden alacağım’ diye utanmadan açıklama yaptı dünyanın gözlerinin içerisine bakarak. İşgalci İsrail yönetiminin Filistinli siyasi tutukluları idam etmeye yönelik yeni yasası yalnızca tartışmalı bir düzenleme değil. Yine açık ve aleni bir şekilde uluslararası hukukun ve evrensel vicdanın zedelendiği ayaklar altına alındığı bir süreçtir. İsrail Meclisi, İran’a yönelik saldırıları fırsat bilerek Filistinli esirlere idam cezasını getirmiş, Netanyahu ve katil kabinesinin iktidar hırsı, siyasi ikbali sebebiyle İran saldırılarından bile adeta bir nebbaş ahlakıyla kendilerince ganimet üretmeye çalışmışlardır" ifadelerini kullandı. Taşçı, sözlerine şöyle devam etti: "Son 2,5 sene Gazze ödediği bedelle beraber bunu İsrail ve insanlık arasındaki bir çatışmaya dönüştürmüştür. O yüzden insanlığın ortak mirasına, vicdanına, ahlakına sahip çıkmak için daha önce çokça şehitler vermiş, yine ceberutlardan kendisini kurtarmış olan Çanakkale’den, bu şuheda şehrinden kardeşlerimize selamlarımızı, sevgilerimizi iletiyoruz. Onlar özgür kalana dek. Filistin kendi devletini kurana dek, uluslararası sistem bütün aktörler bu gerçekliği kabul edene dek hiçbirimizin susmayacağını buradan hepinize deklare ediyoruz." Basın açıklaması sonrasında Filistin halkına destek temalı kısa bir tiyatro gösterisi gerçekleştirildi.