POLİTİKA - 18 Aralık 2025 Perşembe 14:17

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: "İsrail’in uzun yıllar uluslararası sistemde fiilen dokunulmazlık zırhıyla hareket etti"

A
A
A

 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Hükümeti ile SDG arasında varılan 10 Mart mutabakatını hatırlatarak, "Biz de sürecin diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla ilerlemesini umuyoruz. Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz ancak SDG, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalı" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TRT World'e verdiği röportajda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Fidan, Türkiye'nin Filistin meselesinde uluslararası vicdanın sesi olduğunu vurgulayarak İsrail'in Gazze'deki saldırılarına karşı Türkiye'nin en başından bu yana açık bir diplomatik duruş sergilediğini kaydetti.
İsrail'in uzun yıllar uluslararası sistemde fiilen dokunulmazlık zırhıyla hareket ettiğini belirten Bakan Fidan, "Bu durum on yıllardır böyleydi ve İsrail uluslararası sistemden muaf tutuldu, ama bence bu dönem artık sona erdi. Türkiye, ortaklarıyla birlikte bu sonuca varılmasında çok önemli bir rol oynadı. Bu yüzden İsrail, Türkiye'nin katılımına şiddetle karşı çıkıyor. Ama burada tek ilgili aktör İsrail değil. Burada başka ilgili aktörler de var, bu yüzden onlarla da görüşüyoruz" şeklinde konuştu.

Bakan Fidan, İsrail'in Türkiye'nin olası uluslararası güvenlik mekanizmalarına katılımına karşı çıktığını ancak Ankara'nın ilgili tüm aktörlerle temaslarını sürdürdüğünü dile getirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla bakanlıklar arası ekiplerin Gazze'ye yardım ulaştırılması konusunda yoğun çalışma yürüttüğünü söyledi.

"En büyük tehdidin terörizm olduğunu düşündük ve devreye girdik"

Türkiye'nin terörle mücadelede bölgedeki en tecrübeli ülkelerden biri olduğunun altını çizen Bakan Fidan, "Son 40 yıldır PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadele ediyoruz. Bu süreçte ciddi bir birikim, kapasite ve uzmanlık geliştirdik. Dolayısıyla konu DEAŞ olduğunda, ne yazık ki geçen yıla kadar Suriye'deki tehdit ortamı nedeniyle DEAŞ ve diğer terör örgütleri sistemdeki boşluklardan faydalanabildi. Ancak artık iç savaş sona erdi, Şam'da halk iradesi hâkim ve şu anda sağlıklı bir iş birliği söz konusu. Daha önce de ifade ettiğim gibi, bir iş birliği mekanizması olduğu sürece bunun üstesinden gelebiliriz. Devrimin ilk aylarında, 2025'in başlarında, diğer bölge ülkeleriyle bir araya geldik. Dedik ki, ‘Suriye toparlanma sürecine girdi. Çok derin yaraları var, iyileşmesi için zamana ihtiyacı var ve bu süreçte uluslararası ve bölgesel desteğe ihtiyaç duyuyor. Ancak bu sırada başka düşmanca unsurların bu süreci istismar etmesini istemiyoruz.' Bu nedenle o dönemde en büyük tehdidin terörizm olduğunu düşündük ve devreye girdik. Bu iş birliği, Suriyeli ortaklarımızın zihinlerinde ayrı bir farkındalık oluşturulması açısından oldukça faydalı oldu" ifadelerini kullandı.

"Uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyonun bir parçası oldular ve Washington'da gerekli belgeleri imzaladılar"

Suriye'nin uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyona katılımının önemli bir adım olduğunu belirten Fidan, şöyle devam etti:
"Uluslararası toplumun DEAŞ'la nasıl mücadele ettiği, hangi mekanizmaların kullanıldığı ve artık birer devlet aktörü olarak diğer bölge ülkeleriyle birlikte bu sorunla nasıl başa çıkmaları gerektiği onlar için yeni bir alandı. Bu açıdan faydalı oldu. Suriyeli muhataplarımız oldukça yetkin ve bu meseleyi ele alma konusunda son derece istekli. Bildiğiniz üzere uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyonun bir parçası oldular ve geçen ay Washington'da gerekli belgeleri imzaladılar. Bu çok olumlu bir adımdı. Böylece DEAŞ'la mücadele konusunda, diğer ülkelerle birlikte kararlı olduklarını açıkça ortaya koydular. Şu anda askeri ve istihbarat uzmanlarımız, diğer bölge ülkeleriyle, Amerikalılarla ve ilgili tüm taraflarla birlikte DEAŞ'la mücadele gündemini ileriye taşıyor. Hiçbir terör unsurunun Suriye halkının ve devletinin toparlanma yolculuğunu sabote etmesine izin vermemeliyiz."

"Bir devlette, farklı otoritelere bağlı iki ya da üç ayrı silahlı yapı olamaz"

Suriye'nin kuzeyindeki SDG unsurlarının entegrasyon sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Fidan, sürecin yavaş ilerlemesinden duyulan rahatsızlığı dile getirdi.
Türkiye, Suriye ve bazı ortakların, SDG'nin zaman kazanmaya çalıştığı yönünde ortak bir kanaate sahip olduğunu ifade eden Fidan, "Amerikalı ortaklarımız da bu sürecin tamamlanması gerektiğinin farkında. Bu, Suriye'nin birliği açısından hayati önemde. Bildiğiniz üzere, Suriye'deki muhalif silahlı grupların tamamı, SDG hariç, artık Savunma Bakanlığı çatısı altına girdi. Çünkü SDG, eski muhalefet yapısının bir parçası değildi.
Eskiden farklı silahlı gruplar vardı ve tek bir komuta-kontrol yapısı altında değillerdi. Şimdi ise Savunma Bakanlığı'nın komutasını kabul ettiler. Bu, ulusal birlik açısından son derece önemli. Çünkü bir devlette, farklı otoritelere bağlı iki ya da üç ayrı silahlı yapı olamaz. Böyle bir durumda birlikten ve egemenlikten söz edemezsiniz" diye konuştu.

"Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz"

Suriye Hükümeti ile SDG arasında varılan 10 Mart mutabakatını anımsatan Fidan, "Biz de sürecin diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla ilerlemesini umuyoruz. Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz. Ancak SDG, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalı. 10 Mart tarihli anlaşmaya bağlılıklarını gecikmeden ve çarpıtmadan yerine getirmeleri bekleniyor. Bu anlaşmadan herhangi bir sapma görmek istemiyoruz. Şam'daki Suriyeli ortaklarımız da bunun ulusal birlik için hayati bir adım olduğunu görüyor. Ben temkinli ama umutlu bir iyimserlik içindeyim. Doğru yöntemler ve iş birliği biçimleriyle bu noktaya ulaşacağımıza inanıyorum" dedi.

"Gazze örneğinde olduğu gibi, bu tür bir arabuluculuk ancak ABD'nin aktif katılımıyla mümkün"

Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Türkiye'nin her iki tarafla da konuşabilen nadir ülkelerden biri olduğunu ve ateşkes için başından bu yana yoğun çaba gösterdiğini söyledi. Avrupa'nın ortasında süren savaşın büyük bir yıkıma yol açtığını aktaran Fidan, "Karadeniz'e doğru olası bir genişleme, Türkiye ve diğer kıyıdaş ülkeler için ciddi bir risk oluşturuyor. Bu nedenle Türkiye, savaşın başından itibaren ateşkes için yoğun çaba sarf etti. Pek çok girişimimiz oldu; bazılarını ortaklarımızla, bazılarını tek başımıza yaptık. Son haftalarda görüşmelerin yoğunlaştığını görmekten memnuniyet duyuyoruz. Avrupalılar devrede, Amerikalılar arabuluculuğu yürütüyor. Bu süreçte Başkan Trump ve ekibine özel bir takdir borçluyuz. Gazze örneğinde olduğu gibi, bu tür bir arabuluculuk ancak ABD'nin aktif katılımıyla mümkün. Biz de Amerikalılarla, Ruslarla, Ukraynalılarla ve Avrupalılarla temas halindeyiz. Taraflar şu anda bir anlaşmaya oldukça yakın" ifadelerine yer verdi.
Ortaya çıkacak mutabakatın Ukrayna halkına sunulacağını belirten Fidan, güvenlik garantileri konusunun sürecin en zor başlıklarından biri olduğunu kaydetti.

"Sorunların en kısa çözümü ateşkestir"

Karadeniz'de artan güvensizlik ortamına da değinen Fidan, Tahıl Anlaşması sayesinde 30 milyon ton tahılın dünya piyasalarına ulaştırıldığını, bunun özellikle Afrika için hayati önemde olduğunu vurguladı. Ticari gemilerin hedef alınması ve İHA tehditlerinin bölgesel güvenliği zedelediğini belirten Fidan, "Karadeniz'de güvensizlik yeniden arttı. Türk Hava Kuvvetleri Karadeniz'den gelen bir İHA'yı düşürdü. Ticari gemiler hedef alındı. Bu ciddi bir sorun. Hükümetiniz enerji altyapısı ve liman tesisleri için bazı güvenlik garantileri çağrısı yapıyor. Ancak Karadeniz'de gemilerin hedef alınması, mayınlar ve İHA'lar kıyıdaş ülkeleri de etkiliyor. Romanya ve Bulgaristan'la bu konuda askeri iş birliği içindeyiz. Tüm bu sorunların en kısa çözümü ateşkestir. Aksi halde uyardığımız bölgesel tırmanma gerçekleşiyor ve bu başka yerlere de yayılabilir" diye konuştu.

"Kıbrıslı Türklerin izolasyonu sona ermeli"

Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmesinde Fidan, Güney Kıbrıs'ın AB Dönem Başkanlığı'nı devralmasının Türkiye açısından hem risk hem fırsat barındırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Rum yönetimi her platformda Türkiye'yi engelliyor. Buna rağmen Avrupa'nın karşı karşıya olduğu tehditler, AB-Türkiye iş birliğini her zamankinden daha önemli hale getirdi. Kıbrıs'ta gerçekler ortada. Türk tarafı Annan Planı'na ‘evet' dedi, Rumlar ‘hayır' dedi. Eşitlik temelinde bir güç ve refah paylaşımını kabul etmiyorlar. Herkes bunu biliyor. Alternatif nedir? İki devletli çözüm. Siyasi sorun dondurulabilir, ama ekonomik, turistik ve enerji alanlarında iş birliği yapılabilir. Kıbrıslı Türklerin izolasyonu sona ermeli. Gerçekleri söylemek cesaret ister. Bu cesareti göstermeliyiz."

Oğuzhan Halil Özbek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Üsküdar’da anaokulu öğrencilerinden polislere "Okulu bastılar" ihbarlı sürpriz kutlama İstanbul’un Üsküdar ilçesinde anaokulu öğrencileri, 10 Nisan Polis Haftası ve Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümü kapsamında polislere sürpriz bir kutlama gerçekleştirdi. Üsküdar ilçesinde bulunan bir anaokulunun minik öğrencileri 10 Nisan Polis Haftası ve Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümü kapsamında, polis ekiplerine sürpriz bir kutlama gerçekleştirdi. Anaokulu sahibi Engin Çakmak, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak okulu silahlı kişilerin bastığı yönünde ihbarda bulundu. İhbar üzerine kısa sürede çok sayıda polis ekibi adrese sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler, beklenmedik bir manzarayla karşılaştı. Anaokulu öğrencileri, polisleri alkışlarla karşılayarak Polis Haftası’nı kutladı. Sürpriz kutlama kapsamında öğrencilere eşlik eden öğretmenler tarafından polis ekiplerine çiçek takdim edildi, ardından pasta kesildi. İhbar üzerine olay yerine gelen ekiplerin yaşadığı kısa süreli panik, yerini mutluluğa bıraktı. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte polis ekipleri, kendileri için hazırlanan sürpriz karşısında duygusal anlar yaşadı. Anaokulu Sahibi Engin Çakmak polislerin gururumuz ve güvenliğimiz olduğunu söyleyerek, "Bir değişiklik yapmak istedik ve ihbarda bulunarak buraya bir heyecanla gelmelerini istedik çünkü onlar hep heyecan ve aksiyona alıştıkları için buraya da öyle geldiler. Burada onlara pasta kestik ve çiçek takdim ettik. Çok güzel oldu, çocuklarda mutlu oldu" dedi. Kutlama programının ardından polis ekipleri, öğrencilere ve anaokulu yönetimine teşekkür ederek okuldan ayrıldı.
Çankırı Çankırı’nın tescilli lezzeti: "Ehlibilir kurabiyesi" Çankırı’nın coğrafi işaretli "Ehlibilir kurabiyesi", hafif ve kıtırlığıyla kenti ziyaret eden vatandaşların vazgeçilmezi arasında yer alıyor. Binlerce yıllık bir kültür birikimi bulunan Çankırı, yöresel yemekleriyle de dikkat çekiyor. Çankırı’nın çok sayıdaki coğrafi işaretli yemekleri arasında yer alan "Ehlibilir kurabiyesi", lezzetiyle hayran bırakıyor. Lezzeti yüzyıldan fazla süredir evlerde yapılan "Ehlibilir kurabiyesi", restoranlarda da yapılıyor. 2022 yılında coğrafi işaret belgesi alarak lezzetini Türkiye ve tüm dünyada tescilleyen "Ehlibilir kurabiyesi", Çankırı’ya gelen turistlerin en çok tercih ettiği yemekler arasında yer alıyor. Un ile fırında hazırlanan kurabiye, şehrin vazgeçilmez lezzeti olarak yer alıyor. Türkiye’nin dört bir yanından Çankırı’ya gelen turistlerden de yoğun ilgi görüyor. "Çocuğundan yaşlısına herkesin rahatlıkla ve severek tüketebildiği bir üründür" Çocuğundan yaşlısına herkesin rahatlıkla tüketebildiği bir kurabiye olduğunu söyleyen Aşçı Hatice Altın, "Çankırı’da genelde ’ehlibilir’ diye tabir edilen kurabiye yapılır. Ehlibilir kurabiyesi, Çankırı’nın coğrafi işaret almış özel lezzetlerinden biridir. Aslında un kurabiyesi olarak bilinir ve temel olarak undan yapıldığı için mideyi rahatsız etmeden rahatlıkla tüketilebilir. Hafif yapısıyla her yaştan insanın severek yediği bir tatlıdır. Bayramlarda ve özel günlerde sıklıkla yapılan bu tescilli kurabiye, şehrimizin önemli geleneksel lezzetleri arasında yer alır. Çankırı’ya gelen yerli ve yabancı turistlerden de yoğun ilgi görmektedir. Bir dönem unutulmaya yüz tutmuş olan bu lezzet, coğrafi işaret almasıyla birlikte yeniden değer kazanmış ve yaşatılmaya devam edilmektedir. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar Ehlibilir kurabiyesini almak ve tatmak için Çankırı’ya gelmektedir. Ağızda kıtır kıtır bir lezzet bırakan bu kurabiye, çocuğundan yaşlısına herkesin rahatlıkla ve severek tüketebildiği bir üründür" dedi.
Çankırı Çankırı’nın tescilli lezzeti: "Ehlibilir kurabiyesi" Çankırı’nın coğrafi işaretli "ehlibilir kurabiyesi", hafif ve kıtırlığıyla kenti ziyaret eden vatandaşların vazgeçilmezi arasında yer alıyor. Binlerce yıllık bir kültür birikimi bulunan Çankırı, yöresel yemekleriyle de dikkat çekiyor. Çankırı’nın çok sayıdaki coğrafi işaretli yemekleri arasında yer alan "ehlibilir kurabiyesi", lezzetiyle hayran bırakıyor. Lezzeti yüz yıldan fazla süredir evlerde yapılan "ehlibilir kurabiyesi", restoranlarda da yapılıyor. 2022 yılında coğrafi işaret belgesi alarak lezzetini Türkiye ve tüm dünyada tescilleyen "ehlibilir kurabiyesi", Çankırı’ya gelen turistlerin en çok tercih ettiği yemekler arasında yer alıyor. Un ile fırında hazırlanan "ehlibilir kurabiyesi", şehrin vazgeçilmez lezzeti olarak yer alıyor. Türkiye’nin dört bir yanından Çankırı’ya gelen turistlerden de yoğun ilgi görüyor. "Çocuğundan yaşlısına herkesin rahatlıkla ve severek tüketebildiği bir üründür" Çocuğundan yaşlısına herkesin rahatlıkla tüketebildiği bir kurabiye olduğunu söyleyen Aşçı Hatice Altın, "Çankırı’da genelde ‘ehlibilir’ diye tabir edilen kurabiye yapılır. Ehlibilir kurabiyesi, Çankırı’nın coğrafi işaret almış özel lezzetlerinden biridir. Aslında un kurabiyesi olarak bilinir ve temel olarak undan yapıldığı için mideyi rahatsız etmeden rahatlıkla tüketilebilir. Hafif yapısıyla her yaştan insanın severek yediği bir tatlıdır. Bayramlarda ve özel günlerde sıklıkla yapılan bu tescilli kurabiye, şehrimizin önemli geleneksel lezzetleri arasında yer alır. Çankırı’ya gelen yerli ve yabancı turistlerden de yoğun ilgi görmektedir. Bir dönem unutulmaya yüz tutmuş olan bu lezzet, coğrafi işaret almasıyla birlikte yeniden değer kazanmış ve yaşatılmaya devam edilmektedir. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar ehlibilir kurabiyesini almak ve tatmak için Çankırı’ya gelmektedir. Ağızda kıtır kıtır bir lezzet bırakan bu kurabiye, çocuğundan yaşlısına herkesin rahatlıkla ve severek tüketebildiği bir üründür" dedi.
Malatya Malatya’da üniversite yöneticilerine eğitim programı Malatya’da üniversite yöneticilerine yönelik eğitim programı düzenlendi. Programda liderlikten kriz yönetimine birçok başlık ele alındı. Malatya’da kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılması ve yönetsel kapasitenin güçlendirilmesi amacıyla üniversite yöneticilerine yönelik eğitim programı gerçekleştirildi. İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen programa, Seddar Yavuz, Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.Üniversitelerde görev yapan üst ve orta kademe yöneticilere yönelik planlanan program kapsamında; liderlik, kriz yönetimi, stratejik planlama, iletişim becerileri, kamu yönetiminde etik ilkeler ve değişim yönetimi gibi konularda eğitimler verildi.Programda konuşan Vali Yavuz, kamu yönetiminin temelinde devlet ile vatandaş arasındaki karşılıklı sorumlulukların yer aldığını belirterek, yöneticiliğin liderlik ve sorumluluk gerektirdiğini kaydetti.Kriz dönemlerindeki başarının olağan zamanlarda da sürdürülmesi gerektiğine dikkat çeken Yavuz, yöneticilerin risk alabilen doğru karar veren ve toplumu ortak hedefler etrafında birleştiren kişiler olması gerektiğini ifade etti. Kamu yönetiminde güven samimiyet ve iletişimin önemine değinen Yavuz, Türkiye’nin daha şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışına geçtiğini söyledi. Program, yapılan sunumların ardından sona erdi.