POLİTİKA - 09 Nisan 2026 Perşembe 16:42

Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı: "Cumhuriyet tarihindeki 10 kadın valinin 9’u Cumhurbaşkanımızın döneminde atandı"

A
A
A
Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı: "Cumhuriyet tarihindeki 10 kadın valinin 9’u Cumhurbaşkanımızın döneminde atandı"

İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, kadın valilerin olmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncü bir rolü olduğuna dikkat çekerek, "100 yılı aşkın Cumhuriyet tarihimizde görev yapan 10 kadın valinin 9’u, Cumhurbaşkanımızın hükümetleri döneminde atanmıştır" dedi.


İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, bir dizi temasta bulunmak üzere geldiği Van’da, Van YYÜ Cengiz Andiç Kongre Merkezi’nde düzenlenen konferansa katıldı. "28 Şubat’tan Türkiye Yüzyılına" başlığıyla gerçekleştirilen programda konuşan Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, Türkiye’nin yakın siyasi tarihi ve gelecek vizyonu üzerine değerlendirmelerde bulundu.



"2013’ten beri Türkiye’de kamusal alanda başörtüsü serbest"


Programda bir konuşma yapan İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı, 2013 yılındaki başörtüsü serbestisinin kadın hakları açısından bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, "28 Şubat’ı konuşmak demek aslında sadece 28 Şubat’la hiçbir şey başlamadı ve bitmedi. Biliyorsunuz, o zaman Cumhurbaşkanımız 1994’te ilk defa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti. Aslında yine 28 Şubat’ın devamı sürecinde, Ziya Gökalp’in şiirini okuduğu için hapis cezası alması ve hapishanede bulunması süreci yaşandı. Sonrasında yine bir manşet var ki benim hiç unutamadığım; ’Muhtar bile olamaz’ manşetleri, çünkü kendisine siyasi yasak gelmişti. Türkiye yakın tarihinde, şu an baktığımızda ’Gerçekten bunlar yaşandı mı?’ diyebileceğimiz olaylar yaşadı. Ben bile 28 Şubat ya da 15 Temmuz’la ilgili, kendi hayatımızla ilgili konuşmaya davet edildiğimde diyorum ki; ’Ya gerçekten bunlar yaşandı mı?’ Üstelik bunlar çok uzak zamanlar da değil. Hafızamızı tazelediğimiz zaman; düşünün ki, 2013’ten beri Türkiye’de kamusal alanda başörtüsü serbest. 2013 çok yakın bir zaman. Allah’ın izniyle artık kendi kimliğimize, kendi inancımıza uygun bir şekilde, 2013 yılından itibaren Türkiye’deki tüm kadınlar; eğitimlerine, istidatlarına ve ilgilerine göre her türlü makamda bulunabiliyorlar" diye konuştu.



"Cumhurbaşkanımızın hükümetleri döneminde 9 kadın vali atanıyor"


Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kadın valilerin görev sürelerine değinen Yiğitbaşı, "Şu ana kadar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 10 kadın vali görev yaptı. 100 yılı aşkın Cumhuriyet tarihimizde Lale Aytaman ilk kadın validir. Lale Aytaman’dan sonra 20 yıl boyunca yeniden atama yapılmıyor ve Cumhurbaşkanımızın hükümetleri döneminde bu 9 kadın vali atanıyor. Yani bu sayıya da Cumhurbaşkanımızın başbakan ve cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde ulaşılmış oluyor. Birileri; ’Kadınlar eve kapatılacak, araba kullanabilecek mi, şeriat mı geliyor?’ derken; ben diyorum ki, Türkiye tarihinde 10 kadın valinin olmasında Cumhurbaşkanımızın çok önemli, öncü bir rolü var" şeklinde konuştu.



"28 Şubat, ’asrın felaketi’ dediğimiz depremin kat kat fazlası zarar verdi"


Darbelerin ekonomik boyutu konusunda bilgi veren Yiğitbaşı, "Aslında bu uzun bir süreç, uzun bir yürüyüştü. Ne yazık ki acı dönemler yaşandı. ’Artık 2000’li yıllardayız, bu ülkede bir daha darbe olamaz, bunlar geride kaldı’ diye düşündüğümüz yıllarda, gözümüzün önünde bir darbe girişimi yaşandı. Bunları gençlerimiz de artık hatırlıyordur diye tahmin ediyorum. Bu da yine Amerika ile ortak hareket eden ve dini sömüren bir grubun; ülkemize, meclisimize, insanlarımıza helikopterlerden, tanklardan ateş açmasıyla 252 şehidimizin olduğu bir darbe girişimiydi. Darbeler konuşulurken ekonomik maliyetleri de unutmamak lazım. Eski Meclis Başkanımız İsmail Kahraman’ın yaptığı bir açıklama var; 28 Şubat darbesinin toplam maliyeti yaklaşık 400 milyar dolar. Yakın dönemde, 2023’te 6 Şubat depremlerini yaşadık. Bu depremlerin Türkiye’ye maliyeti 104 milyar dolar. Yani 28 Şubat öyle bir süreci getirdi ki, ’asrın felaketi’ dediğimiz depremin kat kat fazlası zarar verdi. 28 Şubat sürecinden sonra hükümet düştü, koalisyonlar geldi, bankaların içi boşaltıldı, enflasyon yükseldi. Burada vesayet sistemiyle birlikte, kolay yoldan para kazanmaya alışmış belli sermaye gruplarının etkisini ve darbelerin ekonomiye olan bu negatif etkisini de ifade etmek lazım" dedi.


Van Valisi Ozan Balcı, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Tümgeneral Ünsal Bulut, Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mücahit Avkıran, İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, akademisyenler ve çok sayıda öğrencinin katıldığı program, soru-cevap etabının ardından sona erdi.



Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı: "Cumhuriyet tarihindeki 10 kadın valinin 9’u Cumhurbaşkanımızın döneminde atandı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "AK Parti seçimden korkuyor mu diye bir argüman getiriyorlar, biz bugüne kadar sizi sandıkta yenerek iktidar olmuşuz" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ara seçim çağrısına ilişkin, "AK Parti seçimden korkuyor mu diye bir argüman getiriyorlar. Biz bugüne kadar defalarca sizi sandıkta yenerek iktidar olmuşuz" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) devam ederken basın açıklaması gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle AK Parti MYK’da bir değişiklik olduğunu ifade eden Çelik, Çevre ve Şehircilik Başkanlığı’na Sevilay Tuncer’in yerine MKYK Üyesi ve İstanbul Milletvekili Nilhan Ayan’ın geldiğini söyledi. İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde meydana gelen terör saldırısını tüm boyutları ile takip ettiklerini ve bu tür eylemlerin hiçbirinin tesadüfen gerçekleştirilen eylemler olmadığına dikkati çeken Çelik, çeşitli illerde operasyonların yapıldığını ve terörün üzerine kararlılıkla gidildiğinin altını çizdi. "‘Bir gecede sizi taş çağına çeviririz’ söylemlerinin herhangi bir barış perspektifine hizmet etmediği açıktır" İran’ın ABD ve İsrail tarafından uğradığı haksız ve hukuksuz saldırıların insani açıdan vahim sonuçlar doğurduğunu kaydeden Çelik, "Hem bölgesel hem küresel barışı etkileyecek çok kötü neticeler oluşturdu. Bunu tüm boyutlarıyla hep beraber izledik. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, tedarik zincirleri, enerji konusu ve gıda konusu son derece önemli ama en önemlisi o bombaların altında sebepsiz yere can veren masumlar var. Dolayısıyla biz, barış dediğimizde bizim anladığımız daha çok masum kanı dökülmesindir. Aynı savaşın ilk günlerinde okuldaki kız çocuklarının bombalamayla öldürülmesi gibi asıl baktığımız yer o masum kız çocuklarının hayatıdır. Tüm boyutları ile takip ediyoruz, inceliyoruz. Değerlendirme yaptığımızda önemli olan kalıcı ateşkesle birlikte barışın çerçevesinin ortaya çıkmasıdır. ‘Bir gecede sizi taş çağına çeviririz’ söylemlerinin herhangi bir barış perspektifine hizmet etmediği açıktır. Bizim de buradaki odaklandığımız nokta esas olarak bir barış çerçevesinin ortaya çıkmasıydı ama geçici ateşkes meselesi konuları çözmüyor, önemli olan kalıcı bir barışa ulaşılmasıdır" ifadelerini kullandı. "İsrail kendi sınırlarına kendi kafasına göre karar veriyor, bunu da dini bir fanatizmle yapıyor" ABD ve İran arasında bir barışın olması gerektiği konusunda bütün dünyanın ortaya irade koyduğu ortamda İsrail’in Lübnan’a saldırılarının devam ettiğini aktaran Çelik, "İsrail kendi sınırlarına kendi kafasına göre karar veriyor. Üstelik bunu teolojik bir şekilde dini bir fanatizmle yapıyor. Bunu açıkça da ifade ediyorlar" dedi. "ABD’nin İran’a tek taraflı olarak ödev verme yaklaşımı var" ABD ile İran arasında Pakistan’da yapılması beklenilen barış görüşmelerinin çok önemli olacağını söyleyen Çelik, "Çok kırılgan bir barış ortamı var. İran, ’şimdiden 10 maddenin 3’ü şimdiden ihlal edildi’ diyor. Barış görüşmesine Pakistan’a gidecek olan ABD heyeti adına yapılan açıklamalarda bir müzakereden ziyade tek taraflı olarak İran’a ödev verme yaklaşımı var. Halbuki barış karşılıklı atılması gereken adımlarla olur. Sonuçta iki taraf da köprüde yürür ve köprünün ortasında buluşur. Ama, sadece bir taraf dönük olarak talimat verir gibi, ‘kırmızı ışıkta dur, sarı ışıkta bekle, yeşil ışıkta geç’ gibisinden bir uluslararası ilişkiler deklarasyonu tek taraflı olmaz. Burada çift taraflı bir yaklaşım gerekir. Asıl sorumluluk bu savaşı başlatanların üzerindedir. Bir devlete barışçıl da olsa şu programlarından vazgeç, savunma sanayiinle ilgili sistemleri yapma, egemenlik alanını üzerindeki boğazların ya da toprakların üzerindeki egemenlik haklarını devret gibi bir yaklaşım barışı getirmez. Barış yapmak istiyorsanız galip gelseniz bile aşırı şartlar dayatmayacaksınız. Hiçbir zaman unutmayalım, saldırıyı İran başlatmadı. Netice itibarıyla İran halkı burada mağdurdur. Burada doğru yolun bulunması için saldırıyı başlatanların bu çerçeveye riayeti esas ölçüdür. İran’ın da riayet etmesi gerekecektir. Bir taraf hiçbir ilkeye riayet etmesin, öbür tarafa verdiğimiz ödevlerin tamamını yerine getirsin demek barış değil demek değildir, o teslimiyettir. Teslimiyet dayatması ile barış çıkmaz" açıklamasında bulundu. "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurulmasını önerdiği diplomasi masası krizlerden çıkış için siyasi pusuladır" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurulmasını önerdiği diplomasi masasının ortaya çıkan krizlerden çıkılması için siyasi pusula olduğunu dile getiren Çelik, "Pakistanlı kardeşlerimizin buradaki iradesi, gayreti, emeği ve yaklaşımı son derece saygı değerdir. Başarılı olmaları için hem dua ediyoruz hem de Cumhurbaşkanımız bütün desteğini veriyor ama bu bütün dünyanın sahip çıkması gereken ve bu iradeyi koyması gereken bir durumdur" diye konuştu. Bölgede ve Körfez ülkelerinde ortaya çıkan fay kırıklıklarının tamirinin uzun yıllar alacağını belirten Çelik, "İran’ın karşı karşıya kaldığı zararların tazmini çok önemli olacaktır. Bu vesileyle Atlantik ve NATO İttifakı içerisinde ABD ile Avrupa Birliği arasındaki çatlakların bu derece belirginleşmiş olması varsa artık bir düzeninin geleceği açısından ya da yeni bir düzenin ne şekilde oluşacağı açısından da problemdir. Bu düzen meselesinde de herkes konuşurken yeni güvenlik mimarileri olur mu? yaklaşımı sergiliyor. Zaten işe buradan başlamak düğmeyi tersten iliklemek oluyor. Önemli olan uluslararası toplumu bundan sonrasında yönetecek temel siyasi ve ahlaki değerler ne olacaktır. Bunların hepsi neredeyse 1-2 sene içerisinde İsrail tarafından çiğnendi ve buna çok az ülke ses çıkardı. Şimdi de kimsenin bununla yüzleşeceği bir ortam kalmadı" değerlendirmesinde bulundu. "Atlantik İttifakı’nın bir bakıma kendi geleceği ile yüzleşeceği bir tablo ortaya çıkacak" Ortaya çıkan yeni düzen tartışmaların gelecek aylarda Türkiye’de gerçekleşecek NATO zirvesini çok daha kritik hale getirdiğini dile getiren Çelik, "Burada Atlantik İttifakı’nın bir bakıma kendi geleceği ile yüzleşeceği, ABD ile Avrupa’nın ilişkilerinin güvenlik mimarisi açısından kendi geleceği ile yüzleşeceği bir tablo ortaya çıkacak. Belki de bazıları açısından tamam mı? Devam mı? gibisinden bir sorunun cevabının bulunacağı bir tablo net bir şekilde ortaya çıkacak. Son zamanlarda Venezuela ve İran’da yapılanlar dünya sistemi için kötü örnekler ortaya koymuştur. Temel değerlerin yıpranması temel güvenlik mimarilerinin de işlemesinde büyük aksaklıkların ortaya çıktığını göstermiştir" diye konuştu. Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Silah bırakma aşaması teyit edildiğinde yasal düzenlemeler meclis usulleriyle ortaklaştırılır ve sonuca varılır" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Terörsüz Türkiye hedefine ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Sembolik olarak bir silah yakma oldu ama onun sonrasında sistematik olarak devam etmesi gerekiyor. Terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili safahatın tam görülmesi gerekiyor. Bu safahatın tam görülmesiyle beraber ki devlet kurumları devlet politikası çerçevesinde görevlerine devam ediyorlar. Teyit ve tekit mekanizması son derece verimli bir şekilde çalışıyor. Dolayısıyla terör örgütünün silah bırakma aşaması teyit edildiğinde zaten yasal düzenlemelerle ilgili partilerin çalışmaları var. Partilerin kendi arasındaki olağan meclis usulleriyle ortaklaştırılır ve sonuca varılır. Bugünün dünyasında terörün ilkelliğinden hem bölgenin hem de Türkiye’nin kurtarılması gerekir" cevabını verdi. "AK Parti seçimden korkuyor mu diye bir argüman getiriyorlar, biz bugüne kadar sizi sandıkta yenerek iktidar olmuşuz" CHP Genel Başkanı Özel’in ara seçim çağrısının sorulması üzerine Çelik, "CHP’nin Türk siyasi hayatında en temel tanımlarından bir tanesi ‘kurultaylar’ partisidir. Canı sıkıldıkça kurultaya giden bir partidir. Biz ‘CHP’nin Türkiye’nin istikrarı hakkında söyleyecek bir sözü yoktur çünkü kendi istikrarını sağlayamamış bir partidir’ deriz. O kurultay mantığı olduğu için de zannediyor ki Türkiye’de o mantıkla yönetiliyor. Siz Türkiye’nin istikrarlı yönetiminden, Türkiye’nin ulaşması gereken hedeflerden bahsettiğinizde AK Parti seçimden korkuyor mu diye bir argüman getiriyorlar. Biz bugüne kadar defalarca sizi sandıkta yenerek iktidar olmuşuz. Bizim en sevdiğimiz şey sandık ama Türkiye’nin istikrarı ve ulaşılması gereken hedefler ve etrafındaki tabloya baktığında biz seçimlerin doğru bir şekilde zamanında yapılması gerektiğini ifade ediyoruz. Hükümetin seçimde vatandaşın verdiği süreyi en iyi şekilde değerlendirmekle ilgili mükellefiyeti vardır. Kendi kurultay simülasyonunu Türkiye siyasetine yansıtmaya çalışıyorlar, bizim açımızdan herhangi bir hükmü yok" ifadelerini kullandı. "Bursa’mız için hayırlı, uğurlu olsun" Mustafa Bozbey’in Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılması nedeniyle yapılan oylama sonucunda Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin AK Parti’ye geçmesinin sorulması üzerine Çelik, "Bursa Belediye Meclisinde çoğunluk Cumhur İttifakındaydı. Belediye Başkanı’nın yargısal süreçleri neticesinde görevden alınmasından sonra demokratik mekanizma işledi. Orada Cumhur İttifakının adayı, ittifakın ve bağımsızların oylarını alarak bu sonucu elde etti. Seçime girip girmemeleri onların bileceği iş, bizi ilgilendirmez. Yargısal süreçler biliniyor, her şey kamuoyu önünde gerçekleşti. Kazanan arkadaşımızı tebrik ediyoruz. Bursa’mız için hayırlı, uğurlu olsun" açıklamasında bulundu.
Eskişehir Küresel sistem Anadolu Üniversitesi’nde masaya yatırıldı Anadolu Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (ANASAM) tarafından "Pax Americana: Yolun ve Teorinin Sonu mu?" başlıklı seminer düzenlendi. İletişim Bilimleri Fakültesi Şener Şen Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, küresel gelişmelerin günlük hayat üzerindeki etkisine dikkat çekti. Son dönemde dünya siyasetinde yaşanan gerilimlere değinen Rektör Adıgüzel, "Küresel dünyada ‘bizi ilgilendirmiyor’ deme lüksüne kimse sahip değil. Amerika’nın politikaları, liderlerin açıklamaları doğrudan ekonomiye yansıyor. Kahve fiyatından akaryakıta kadar birçok alanda bu etkileri hissediyoruz" dedi. Üniversitelerin bu noktada önemli bir sorumluluğu olduğunu vurgulayan Rektör Adıgüzel, akademik ve bilimsel bakış açısıyla olayları değerlendirebilmenin gerekliliğine dikkat çekti. "Amerikan hegemonyasında kırılma yaşanıyor" Açılış konuşmasının ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük’ün moderatörlüğünde konuşan Prof. Dr. Murat Çemrek, "Pax Americana" kavramını politik ekonomi ve uluslararası ilişkiler perspektifinden ele aldı. Prof. Dr. Çemrek "Amerikan hegemonyasının uzun süredir yıprandığını görüyoruz. Doların küresel sistemdeki belirleyici rolüne rağmen yeni güç dengeleri ortaya çıkıyor" diyerek özellikle "petro-dolar" sistemi ve "senyoraj para" kavramlarına dikkat çekerek, küresel ekonomik düzenin hâlâ büyük ölçüde ABD merkezli olduğunu vurguladı. "Demokrasiler gerilerken otoriter rejimler yükseliyor" Dünyada siyasal sistemlerin dönüşümüne değinen Prof. Dr. Murat Çemrek, "Günümüzde demokrasiler gerilemekte ve otoriter ya da rekabetçi otoriter rejimler yükselişe geçmektedir. Pax Americana tamamen sona ermedi ancak ciddi bir kırılma yaşandı" dedi. "Uluslararası hukuk, gücü takip eder" Soru-cevap halinde devam eden seminerde, uluslararası sistemin işleyişine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Çemrek, bir öğrencinin uluslararası hukuk ve örgütlere yönelik eleştirisine "Küresel düzende belirleyici unsur çoğu zaman güç ilişkileridir. Hukuk çoğu zaman siyaseti değil, siyaset hukuku şekillendirir. Uluslararası sistemde normlar büyük ölçüde güç dengeleri doğrultusunda oluşur" yanıtını verdi. Prof. Dr. Çemrek, konuşmasında "Kötü zamanlardan geçiyoruz yani canavarlık alameti itibarıyla ortada. Burada diğer başka teorilere atıf yaparsak; ’hegemonya teorisi’ itibarıyla Robert Cox’un hegemonya nedir kavramı. Ben bunu en çok feminist teori üzerinden anlatmayı seviyorum. Hani bir şey vardır ya; ’Kocamdır, döver de sever de’ şeklinde. Tam hegemonya hali budur yani. Dövmenize gerek yoktur kimseyi, sevmenize de gerek yoktur. Size bu eylemler atfedilir yani ’dövse bile gücü vardır o yüzden ağzımızın tadı bozulmasın, hiç girmeyelim bu toplara’ şeklinde. Burada hegemonya böyle oluşturulur; bir ’rıza’ üretilebilen bir şeydir zaten yani rıza satın alabilen bir şeydir, ikna edebilen bir şeydir" ifadelerini kullandı. Günümüz dünyasında, hegemonik bir kırılmanın yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Murat Çemrek konuşmasına şöyle devam etti: "Bu anlamda Pax Americana artık yolun sonuna mı geldi? Evet, dünya genelinde 1100 askeri üssünüz olabilir, tüm dünyayı dijital olarak kontrol edebilir hatta arzu ettiğinizde herhangi bir noktayı nokta atışıyla vurabilirsiniz. Ancak bunlar ’sert güç’ olarak nitelendirdiğimiz fiziksel unsurlardır. Asıl değişim ’yumuşak güç’ alanında yaşanıyor. Geçmişte dünyanın dört bir yanından insanlar ’Amerikan Rüyası’nı yaşamak için bu modele yönelirken, bugün artık karşımızda bu yapıya alternatif başka modellerin ortaya çıktığını görüyoruz." Konuşmasını güç ve iktidar ilişkilerine dikkat çekerek tamamlayan Prof. Dr. Çemrek, mevcut küresel sistemde yaşanan kırılmaların yeni bir düzenin habercisi olabileceğini ancak bu sürecin henüz tamamlanmadığını belirtti. Seminer, Prof. Dr. Murat Çemrek’e Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından hediye takdimi yapılmasının ardından sona erdi. Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çemrek’in konuşmacı olarak katıldığı seminere Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük, İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Anadolu Üniversitesi Yönetim Kurulu Üyeleri, Genel Sekreter Ecevit Öksüz ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.