POLİTİKA - 08 Nisan 2026 Çarşamba 17:07

Destici: "Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreçte bir kez daha aday olması gerekiyor"

A
A
A

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreçte bir kez daha aday olması gerekiyor. Kendisi her ne kadar bu konuda bir açıklama yapmasa da, bu konuda bir istek belirtmemiş olsa da bizim şu anda Sayın Cumhurbaşkanımızın deneyimine, tecrübesine ihtiyacımız var, çünkü içinden geçtiğimiz süreç yeni bir maceraya atılma süreci değildir" ifadelerini kullandı.

BBP lideri Destici, partisinin Düzce İl Başkanlığı’nda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Dünya gündemindeki çatışmalara, Türkiye’nin savunma sanayii atılımlarına ve siyasetteki erken seçim tartışmalarına değinen Destici, muhalefeti de eleştirdi. Destici, "Bugünün asıl gündem maddesi tabii ki emperyalist ABD ile siyonist ve terörist İsrail’in Filistin, Gazze ve Lübnan, Suriye ve İran’a yönelik saldırıları. Bu saldırılar neredeyse 40. gününe geldi. Hesapları şuydu; bir iki hafta içerisinde İran’ı teslim alacaklardı. İran’da Hamaney’i öldürdükten sonra bir kargaşa olacağını, halkın sokaklara döküleceğini, rejimi değiştireceğini ve dolayısıyla istedikleri kuklaları iş başına getireceklerini ümit ediyorlardı ama böyle olmadı. İran devleti, içlerindeki o kadar ajana rağmen halkıyla birlikte müthiş bir direniş gösterdi, ordusu müthiş bir direniş gösterdi ve savaşı uzattılar" dedi.

"Hiçbir medeniyet bir gecede yok olmaz, yok edemediler"

ABD Başkanı Donald Trump’ın sözlerini de eleştiren Destici, "Dün biliyorsunuz Trump bir açıklama yapmıştı. ’Bu gece bir medeniyet yok olacak’ demişti çünkü bunlar haydut, medeniyetin önemini bilmezler. Bir medeniyet nasıl oluşur bunu bilmezler. Bunun bir gecede yok olacağını da bilmiyorlar; hiçbir medeniyet bir gecede yok olmaz, ne yaparsan yap yok edemezsin ve yok edemediler. İnşallah yok edemezler; bunu da buradan ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

"Savunma sanayi belli yönleriyle güçlü olduğu için bugün ABD’yi ve İsrail’i ateşkes masasına oturttu"

Destici:

Türkiye’nin kendi kendine yetmesi gereken alanlara dikkati çeken ve muhalefeti eleştiren Destici, sözlerine şöyle devam etti:

"Savaşlar ve pandemi bize şunu gösterdi ki, özellikle şu 4 alanda en azından kendi kendimize yeter duruma gelmeliyiz. Gıda, ilaç/aşı, enerji, savunma sanayii. En önemlisi de savunma sanayisi çünkü güvenliğiniz yoksa ne özgürlüğünüz olur, ne refahınız olur, ne sağlığınız olur. Biz bütün bunları söylerken, Cumhurbaşkanımız bunları ifade ederken, hükümet, iktidar, Cumhur İttifakımız topyekün bunları ifade ederken, bu konuda çalışmalar yaparken maalesef CHP ve özellikle geçtiğimiz seçimler öncesi ve yerel seçimlerde birlikte oldukları gruplar ne diyordu? ’Ne gerek var bu kadar parayı savunma sanayisine ayırmaya?’ Hatta Mersin Büyükşehir Belediye Başkanları ’Nedir? Ne gerek var İHA’lara SİHA’lara? Barışalım, kardeşlik olsun’ Barış içinde kardeşlik içinde bu gerekiyor. İran yenilseydi bugün ateşkes olmayacaktı, işgal olacaktı. Direndiği için savunma sanayisi belli yönleriyle güçlü olduğu için bugün ABD’yi ve İsrail’i ateşkes masasına oturttu. Onun için güçlü olmak zorundayız, onun için Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin, Milli Savunma Bakanlığımızın, Savunma Sanayii Başkanlığımızın, savunma sanayi şirketlerimizin bu anlamda attıkları adımları çok kıymetli ve değerli buluyoruz ve sonuna kadar destekliyoruz."

"İçinden geçtiğimiz süreç yeni bir maceraya atılma süreci değildir"

Gündemdeki seçim tartışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Destici, "Ben daha önce de ifade ettim. Erken seçim olma ihtimalini ben düşük görüyorum ama öne alınmış bir seçim ihtimalinden bahsettim. O da ne için? Onu da açıkça ifade ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreçte bir kez daha aday olması gerekiyor. Kendisi her ne kadar bu konuda bir açıklama yapmasa da, bu konuda bir istek belirtmemiş olsa da bizim ülkemizin şu anda Sayın Cumhurbaşkanımızın deneyimine, tecrübesine ihtiyacımız var çünkü içinden geçtiğimiz süreç yeni bir maceraya atılma süreci değildir. Masaya oturduğu zaman muhatapları tarafından ciddiye alınan ve karşıya, muhataplarına Türkiye Cumhuriyeti Devletinin gücünü, kudretini yansıtabilecek ve bu konularla ilgili büyük tecrübe edinmiş bir devlet başkanıyla, bir cumhurbaşkanıyla bizim bu süreçleri geçirmemiz gerekir. Onun için Cumhurbaşkanımızın tekrar aday olması ve bir dönem daha en azından Cumhurbaşkanlığı görevini ifa etmesi gerekiyor. İçinden geçtiğimiz süreçlerden bahsediyorum; normal bir süreç olsaydı belki bunları bugün burada söylemeyebilirdim" ifadelerini kullandı.

"Anayasa değiştirilemezse tek yol kalıyor; seçimi biraz öne almak"

Destici:

Adaylık süreci için yapılması gerekenlere işaret eden Destici, sözlerini şu şekilde tamamladı:

"Bu süreçte sayın Cumhurbaşkanımız bir kez daha aday olmalı. Ya anayasa değişecek ve üçüncü defa aday olabilmesinin önü açılacak, ki o ihtimal de var onu da göreceğiz ama anayasa değiştirilemezse o zaman tek yol kalıyor; bunun için seçimi biraz öne almak. Onun da 6 ay, 1 sene öne almak gibi bir şartı yok. Yüksek Seçim Kurulu seçim takvimi açıklamadan önce, isterse 1 hafta 10 gün önce, 1 ay önce meclis bir erken seçim kararı alırsa daha doğrusu bir seçim kararı alırsa Sayın Cumhurbaşkanımız tekrar aday olabilir, inşallah da öyle olur diyorum."

Enes Bektaş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Polislere 10 Nisan sürprizi DÜZCE (İHA) – Düzce Belediyesi tarafından 10 Nisan Polis Günü nedeniyle, Düzce İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polislere sürpriz hazırlandı. Polisler bir öğrenciyi sınava yetiştirmeye çalışırken bir yandan da görme engelli bir vatandaşı karşıdan karşıya geçirmeye çalıştı. Olayların kendilerine yapılan sürpriz olduğunu öğrenen ve çiçeklerle karşılanan polisler büyük mutluluk yaşadı. Düzce Belediyesi, 10 Nisan Polis Günü nedeniyle polislerin sevgi, merhamet ve hassasiyetini ön plana çıkaran bir video hazırladı. Düzce İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polislere yönelik düzenlenen ilk senaryoda, sınava yetişmekte zorlanan bir öğrenci polis ekiplerinden yardım istedi. Durumu tereddütsüz değerlendiren ekipler, öğrenciyi hızla Düzce Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’ndaki sınav yerine ulaştırdı. Görevlerini büyük bir hassasiyetle yerine getiren polisler, okulda kendilerini bekleyen belediye ekipleri tarafından çiçeklerle karşılandı. Öğrenciyi sınava yetiştiren polis memuru Sinan Temizoğlu, yapılan sürpriz karşısında duygularını anlatarak, "Biz sürprizden çok milletimizin refah ve mutluluğu için varız. Bu üniformayı giyerken biz canımızdan vazgeçmişiz. Ben kendi çocuğumu yetiştiremediğim zamanlar oldu" dedi. Trafik Polisi İsa Şanverdi, "Çocuk ’motorum bozuldu bizi yetiştirir misiniz?’ dedi. 5 dakika kaldı, 3 dakika kaldı diye diye geldik. Çok duygulandım. Neredeyse ağlayacağım. Kızımı onun yerine koydum" dedi. Bir diğer senaryoda ise görme engelli bir vatandaşın yoğun trafik akışı içerisinde yaya geçidinden karşıya geçmeye çalıştığı anlar canlandırıldı. O esnada her şeyden habersiz görevli polis ekipleri, trafiği durdurarak vatandaşa güvenli bir şekilde yolun karşısına geçmesi için yardımcı oldu. Bu duyarlı davranışın ardından polisler, yine belediye ekiplerinin çiçekli sürpriziyle karşılaştı. Gerçekleştirilen etkinlikle, polislerin sadece güvenliği sağlamakla kalmayıp aynı zamanda toplumun her kesimine şefkatle yaklaşan yönlerine dikkat çekildi. Düzce’de Polis Haftası, bu anlamlı organizasyonla merhamet ve insanlık vurgusuyla kutlandı.
Ankara Dışişleri Bakanlığı: "Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürmektedir" Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, azınlığın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürdüğünü belirtti. Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, azınlığın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürmektedir. Geçtiğimiz aylarda Dimetoka’da, Batı Trakya Türk Azınlığının temsilcileriyle ve kurumlarıyla istişare edilmeden, ‘seçim’ kisvesi altında dayatılan ‘tayinli müftü’ belirleme süreci, şimdi Rodop ve İskeçe illerinde de uygulanmaya çalışılmaktadır. Söz konusu uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir. Bu vesileyle, Yunanistan’ın, ülkesindeki resmi bir azınlığın seçilmiş dini liderlerini tanımadığını bir kez daha uluslararası toplumun dikkatine getiriyoruz. Yunanistan’ın soydaşlarımıza yönelik baskıcı uygulamalarını sonlandırmasının ikili ilişkilerimizi de olumlu etkileyeceğini vurguluyor, Yunan makamlarını Batı Trakya Türk Azınlığı konusunda ısrarla yürümekte oldukları yanlış yoldan geri dönmeye çağırıyoruz. Türkiye, ahdi yükümlülüklerini de gözeterek, Yunanistan’daki Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının korunmasını yakından takip etmeyi sürdürecektir" ifadelerine yer verildi.
İstanbul "İstanbul Senin" uygulamasındaki veri sızıntısıyla ilgili savunma yapan sanık: "Sürece bir katkım ve dahilim yoktur" "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında "İstanbul Senin" isimli uygulamadaki kişisel verilerin yurt dışına sızdırılmasını ve seçim sandık verilerinin Cumhuriyet Halk Partisi’nden temin edilip işlenmesini sağladığı iddia edilen sanık Melih Geçek savunma yaptı. Tutuklu sanık, "Uygulama vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için kuruldu. Benim personelim yok, yazılımcı değilim. En başta test uygulaması yapıldı, ‘görsel olarak elden geçirilmesi lazım’ dedim. Bunun dışında sürece bir katkım ve dahilim yoktur" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 18. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada tutuklu sanıklar Yusuf Utku Şahin ve Melih Geçek savunma yaptı. Yusuf Utku Şahin hakkında iddianamede Murat Ongun’un sahibi olduğu Reklam İstanbul isimli firmada bilgisayar mühendisi olarak çalıştığı ve Ongun’un ‘üs’ olarak kullandığı "iletişim çadırı ekibi" olarak adlandırılan yerde faaliyet gösterdiği belirtilmişti. Şahin’in İstanbul Senin uygulamasının hayata geçirilmesi ile elde ettiği birçok veriyi mail atarak uygulamanın içerisine işlenmesini sağladığı aktarılmıştı. İddianamede Şahin’in örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu da belirtilmişti. Sanık Şahin iddianamedeki suçlamalara karşı savunmasında, "Mesleğim reklamcılık. Bugün size yoku ispat etmeye çalışacağım. Ben bilgisayar mühendisliği mezunuyum ama kısmet, reklamcı olarak iş hayatına girdim. Reklam İstanbul firmasında işe girdikten 6 ay sonra operasyonlar oldu ve kayyum atandı. 2 haftalık incelemeden sonra tüm çalışanları karşılarına aldılar ve bundan sonra TMSF güvencesi altında olduğumuzu söylediler. Çok sıkı çalıştık kayyumlar ile birlikte. İstanbul Senin, İBB Hanem uygulamaları ve veri tabanına erişim konusunda kendimi dış kapının dış mandalı olarak bile görmüyorum. Bana operasyondan sonra sordular ‘İBB çalışanı mısınız’, ‘yok’. Ben yoku ispat etmeye çalıştığımı o zaman anladım. Şu konuyla ilgili herhangi bir standart İstanbullu vatandaş kadar bilgim var. En sonunda bir ifade çıktı. Emrah Yüksel denilen bir kişiden. İfadede ‘iletişim çadırı ekibinden Utku Şahin’ deniliyor. Ben çadır falan bilmiyorum. Benim şundan tutuklandığımı reklamcılık sektörü duysa 150 milyarlık sektör istifa edip gider" dedi. Tutuklu sanık Melih Geçek hakkında ise iddianamede örgütün kuruluşundan beri üyesi olduğu ve örgüt yöneticisi Hüseyin Gün ile birlikte hareket ettiği belirtilmişti. Geçek’in İstanbul Senin isimli uygulamadaki kişisel verilerin yurt dışına sızdırılmasını, seçim sandık verilerinin Cumhuriyet Halk Partisi’nden temin edilip İBB Hanem isimli uygulama içerisine yüklenmesini ve örgütün amaçları için kullanılmasını sağladığı da iddianamede aktarılmıştı. Bu verilerin 31 Mart 2024 seçim sürecinde ilçe başkan adayları ile de paylaştığı da iddianamede ifade edilmişti. Sanık Geçek savunmasında, "Ben İstanbul Senin’in lansmanına bile davet edilmemiş biriyim. İddianamede ‘İstanbul Senin kişisel veri alınmak için kuruldu’ deniliyor. Bu kişisel veriler alınıyordu önceden de. İstanbul Senin bir yenilikti ve vatandaşların hayatını kolaylaştırıyordu. Ben bu projede nerede yer aldım? Bu proje test edildi. Ben uygulamaya baktım sağlam ama çirkin dedim görsel olarak. Sadece burada yer aldım. Bugün burada uygulamayı kullanan vatandaşlardan bir farkım yoktur. Uygulama vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için kuruldu. Benim personelim yok, yazılımcı değilim. En başta test uygulaması yapıldı, ‘görsel olarak elden geçirilmesi lazım’ dedim. Bunun dışında sürece bir katkım ve dahilim yoktur. İstanbulluların kişisel verilerini toplamak için İstanbul Senin uygulamasını yapmışız iddiası var. Bir havuz var, İBB bütün uygulamalarını orada topluyor. 15 uygulamadan buraya veri akıyor. Yani İstanbul Senin uygulaması olmasa da veri geliyor. İstanbul Senin olmazsa 20 tane uygulama olurdu, hiçbir şey değişmezdi. Ekrem İmamoğlu ile eski tanışıklığım olmasa burada karşınızda olmayacaktım" dedi. Sanık Geçek, "İstanbul Senin uygulamasında sızıntı var, 3.7 milyon kişinin verisi sızmış, USOM (Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi) diyor ki ‘veri sızıntısı bulunmadı’. Burada sorumlu USOM yetkilileridir. Test kullanıcılarını veri sorumlusu diye tutukluyorsunuz, ancak İBB veri sorumlularına bu sorular soruldu mu? İBB Hanem’in ne olduğunu gerçekten bilmiyordum. Hiçbir yerinde olmadığım, bilmediğim bir uygulamayı burada savunamayacağım. Ben bu ülkenin vatandaşıyım, daha adil bir şekilde yargılanmayı talep ediyorum" dedi. İddianamede yer alan örgüt yöneticisi Hüseyin Gün ile birlikte hareket ettiği iddiasına ilişkin de sanık Geçek, "Hüseyin Gün kim ki ben ona bağlıyım? Ben Hüseyin Gün’ü hayatımda bir kere gördüm. Bana ‘Hüseyin Gün burada’ deseniz ben tanımam. Ben bu adamın casusluk dosyasında bütün yazışmalarını okudum. Konuşmalarında ‘İstanbul Senin benim projem’ demiş bazı yerlerde. Adamın ne iş yaptığı belli değil, tam bir şarlatan. Savcılığın beni Hüseyin Gün denilen ne idiğü belirsiz bir kişiyle bağlantılı göstermesi bu iddianamede bana yapılan en büyük hakarettir" şeklinde konuştu. Duruşma, sanık avukatlarının savunmaları ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.