POLİTİKA
CHP Genel Başkanı Özel: "İran’da savaşa doğrudan taraf değiliz" 09 Nisan 2026 Perşembe - 16:00:30 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, ABD/İsrail ve İran savaşı hakkında "Savaşın kazananı olmaz. Kaybedeni; çocuklar, kadınlar ve kırılgan gruplardır. İran’da savaşa doğrudan taraf değiliz" dedi. CHP lideri Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret etti. Parti genel merkezinde baş başa görüşmenin ardından açıklama yapan Özel, Türkiye’nin bir an önce erken seçime veya ara seçime gitmesi gerektiğini belirtti. CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un İzmir’deki kooperatif soruşturması kapsamında gözaltına alınması hakkında da konuşan Özel, Erkol’un bir dönem kooperatifte yöneticilik yaptığını ifade etti. Bunun yanı sıra ABD-İsrail ve İran savaşına değinen Özel, savaşın kazananı olmadığını vurgulayarak, bu savaşın bir an önce bitmesi gerektiğini, bu durumun dünya ekonomisini ciddi oranda etkilediğini dile getirdi. "İran’da savaşa doğrudan taraf değiliz" ABD/İsrail ve İran arasında yaklaşık 2 aydır süren savaş hakkında konuşan Özel, savaşın kazananının olmadığını belirterek, "İYİ Parti’yle Cumhuriyet Halk Partisi’nin arasındaki ilişki, iyi insanların, birbirini seven insanların, ülkesini, vatanını, bayrağını seven insanların birlikte yürüdükleri, demokrasi yolculuğunda biriktirdikleri, iyi anılarla, dayanışmalarla siyasi tarihimize geçti. Bunu, bundan sonra da bu şekilde sürdürmeye kararlıyız. Savaşın kazananı olmaz. Kaybedeni; çocuklar, kadınlar ve kırılgan gruplardır. İran’da savaşa doğrudan taraf değiliz. Ama öyle bir savaş ki petrol fiyatlarını etkilediği için başta akaryakıt tüm enerji giderlerini etkiliyor ve Türkiye bu konuda böylesi bir krize bu kadar hazırlıksız ki, petrol fiyatlarında yaşanan her yükseliş, pazarda sivri biberi, domatesi veya sofraya koyacağımız ekmeğin fiyatını etkiliyor" diye konuştu. "Geçim yoksa seçim var dedik" Türkiye’nin bir an önce erken seçime gitmesi gerektiğini ifade eden Özel, "Gelin bir an önce erken seçime gidelim, erken seçim istiyoruz, geçim yoksa seçim var dedik. Kararı millet versin dedik. 5 yılda yetki alabiliyorsan al, yoksa millet ne diyorsa olsun dedik. Biz bu erken seçim talebini dillendirmeye devam ediyoruz. Argümanlardan bir tanesi de ara seçimdir. Ara seçim meselesini 31 Mart günü Bursa’da söylemiştim. Bu milletin önüne bir sandık gelmesi lazım. Öyle veya böyle ara seçimden bahsettim" şeklinde konuştu. "Ümit başkanın ifadesinin alındıktan sonra görevinin başına döneceğini düşünüyorum" CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un İzmir’deki kooperatif soruşturması kapsamında gözaltına alınması üzerine, bu konunun bilirkişi raporlarının hepsinin dosyaya sunulduğunu vurgulayan Özel, "Kooperatifte bir dönem yöneticilik yapmış adı geçiyor. Tahmin ediyoruz o konuda görüşüne başvurulacak. Bu mesele; Kemal Kılıçdaroğlu döneminde İzmir’de kentsel dönüşüm meselesinin deprem zamanında, partimizin iyi niyetle, o dönemdeki yöneticilerimizin ve genel başkanımızın talimatlarıyla ve Ankara İl Başkanımızın içinde bulunduğu bir kooperatif meselesinde, bir kooperatif modeliyle kentsel dönüşümün ve iyi niyetin eseridir. Bir kamu zararının oluşmadığına dair bilirkişi raporları alındı, dosyaya sunuldu. Alınan dosyada tek bir tutuklu kalmadı. Ümit başkanın ifadesinin alındıktan sonra, görevinin başına döneceğini düşünüyorum" ifadelerine yer verdi. "Bazı konularda hemfikir olduk" Baş başa yapılan görüşmede birtakım konularda Özel ile hemfikir olduklarını dile getiren Dervişoğlu, "CHP’nin Genel Başkanı heyetiyle birlikte ziyaret ettiler. Kendileriyle yeniden bir arada olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Görüş alışverişinde bulunduk. Son siyasi gelişmeleri, ara seçim ve erken seçimle ilgili görüşleri karşılıklı konuştuk, fikirlerimizi söyledik. Bazı konularda hemfikir olduk" cümlelerine yer verdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 15:40 Başkan Elbi’den Karabiga’ya müjdeler peş peşe geldi Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, şehrin gelişimi, ihtiyaçları ve geleceğe yönelik projeleri kapsamında Ankara’da bir dizi önemli görüşme gerçekleştirdi. Başkan Elbi, Karabiga’ya enstitü kurulması gibi yeni yatırım müjdelerini halkla paylaştı. Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider’in eşlik ettiği ziyaretlerde, Karabiga’ya değer katacak yatırımlar ve projeler ilgili kurumlarla istişare etti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, TOKİ Başkanlığı ve İller Bankası nezdinde gerçekleştirdikleri görüşmelerde Karabiga’nın öncelikli ihtiyaçlarını ve devam eden yatırımları masaya yatırıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nda yapılan görüşmelerde, ihale süreci tamamlanan Şeremetdere Köprüleri Yenileme Projesinin ilerleyişi ele alınırken, İller Bankası Genel Müdürlüğü’nde Karabiga’da devam eden yatırımlar ve yeni projeler üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda ise Genel Müdür ve ilgili daire başkanlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, Karabiga’da hizmet veren Zihinsel Engelli Bakım Merkezi’nin ikinci etabının yapılmasına yönelik süreç görüşüldü. TOKİ Başkanlığı ile yapılan temaslarda ise Karabiga’daki konut projeleri ve yeni yerleşim alanlarına yönelik planlamalar gündeme geldi. Bölge açısından büyük önem taşıyan Güney Marmara Yüksek Teknoloji Enstitüsü Projesinin de Karabiga’da hayata geçirilmesi için önemli adımlar atıldı. AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider’in öncülüğünde, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu’nun desteğiyle YÖK nezdinde gerekli görüşmelerin yapıldı. Projenin detayları, Karabiga Belediyesi ile üniversite arasında kısa süre içinde imzalanacak protokolle kamuoyuna duyurulacak. Öte yandan Ankara temasları kapsamında ayrıca Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş’i ziyaret eden Başkan Elbi, Karabiga ve bölgeye yönelik çalışmaların son durumu hakkında bilgi vererek, yeni dönem projeleri üzerine istişarelerde bulundu. Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, Ankara çıkarmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Karabiga’mızın gelişimi, ihtiyaçları ve yarınları için yerel ve genel uyumuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehrimiz adına gerçekleştirdiğimiz her görüşmede önemli kazanımlar elde ediyoruz. Takip ettiğimiz çalışmaların yanı sıra yeni proje ve yatırımların müjdesini veriyoruz. Karabiga için durmadan, yorulmadan çalışmaya, üretmeye ve yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Tüm süreçlerde desteklerini esirgemeyen AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider’e şahsım ve hemşehrilerim adına teşekkür ederim" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 15:24 Başkan Oktay Yılmaz; "Şahin Biba Bursa’ya hayırlı olsun" Mustafa Bozbey’in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinde yapılan oylamada, Başkan Vekilliğine 61 oyla AK Partili Meclis Üyesi Şahin Biba seçildi. Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, "Bursa’nın imar ve kara para aklama lekelerinden kurtulması öncelikli arzumuz. Su ve Ulaşımla ilgili indirim çalışmalarına Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba karar verecektir. Meclis salonuna gereğinden fazla misafir giriş yapmak isteyince arbede yaşandı" dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından tutuklanması ve geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılmasının ardından, belediye meclisi, yeni başkan vekilini seçmek için belediye binasındaki meclis salonunda toplandı. Üçüncü turun sonunda, Başkan Vekilliğine 61 oyla AK Partili Meclis Üyesi Şahin Biba seçildi. Yıldırım Belediye Başkanı ve Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, toplantı sonrası basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bursa Valiliğinin davetiyle birlikte saat 11’de Bursa Büyükşehir Belediye Meclis oturumunu başlattıklarını belirten Meclis Başkanvekili Oktay Yılmaz, "Ancak, oturuma saat 12.00’dan sonra başlayabildik. Cumhur İttifakı ve bağımsız üyelerin katılımıyla meclisin yüzde 58’inin katılımıyla bir meclis oturumu geliştirdik. Katılan oylarının tamamını alarak yani meclisin yüzde 58 oyunu alarak 61 oy alan Şahin Biba arkadaşımız Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili olarak inşallah bundan sonraki süreci yönetecektir" dedi. Basın mensuplarının ’Bursalılara bir mesajınız olacak mı?’ sorusuna Yılmaz şu şekilde cevap verdi; "Tabii ki iddialar ağır, imar kirliliğine sebep olmak, suçtan kaynaklanan paranın aklanması, rüşvet, yolsuzluk gibi iddialar ve somut deliller var. Bursa’nın bu lekeden kurtulmasını öncelikli arzumuz. Bu noktada görevden uzaklaştırıldığında yasalar çok açık bir şekilde diyor ki. Yetki Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinindir. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Bursa’daki tüm ilçe belediye başkanlarından ve yine ilçelerin seçtiği büyükşehir meclis üyelerinden oluşmaktadır. Aslında böyle bir kriz ortamında şehir yönetiminin güvenlik kilidi Bursa Büyükşehir Belediye Meclisidir. Bu noktada Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi bugün seçim yaparak. Bursa’nın 1 saniye kaybetmesinin 1 kuruş kaybetmesine geçit vermemiş ve başkan vekilini seçmiştir." Su fiyatları ve ulaşım ile ilgili alınacak kararlara ise Yılmaz, "Bundan sonraki süreçte Cumhur İttifakı olarak böyle bir öneride bulunmuştuk. Bundan sonraki süreçte Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba kararını verecek ve sizlerle paylaşacaktır. Suda olduğu gibi Ulaşımda da yapılacaklara Büyükşehir Belediye Başkan Vekili cevap verecektir. Benim görevim meclisi birinci başkan vekili olarak yönetmekti ve hamdolsun bu süreci tamamlayarak Bursa Büyükşehir Başkan Vekili Şahin Biba’ya teslim ettik" cevabını verdi. CHP’li meclis üyeleri de içeri alınmadıkları iddialarını yalanlayan Yılmaz, "Biz saat 11.00’da geldiğimizde Cumhuriyet Halk Partisi’nden bir belediye başkanı ve meclis üyeleri salonda idi. Yine İYİ Parti grubundan meclis üyelerimiz grup odalarındaydı. Bağımsız üyemiz zaten oradaydı. Ancak burada takdir edersiniz ki meclisin sınırlı sayıda misafir kabul edebiliyor. Biz bu noktada parti başkanlarımızı, milletvekillerimizi misafir edebileceğimizi ifade ettik. Çok geniş bir hücum olduğunu sizler de gördünüz. Hatta otoparktaki giriş katındaki kapı camının kırıldığına siz de şahit oldunuz. Böyle bir kaosun önüne de geçilmesi gerekiyordu. Biz burada tüm meclis üyelerimizi aslında içeri almak istedik. Birebir kendim de aradım. Başkanımızla o anlamda ilçe belediye başkanımızla irtibat kurarak almak istediğimizi, yardımcı olmak istediğimizi ifade ettik. Ancak Cumhuriyet Halk Partili meclis üyeleri, meclis grubu, meclise girmemeyi tercih etti. Girse sonuç değişecek miydi? Elbette sonuç değişmeyecekti. Çünkü Cumhur İttifakı zaten oyların çoğunluğuna sahipti. Bursa’mıza hayırlı olsun inşallah" dedi.
AK Parti Genel Başkanvekili Ala’dan Özel’e tepki: "Erdoğan’a yönelik temelsiz ve saygısız ifadeleri şiddetle kınıyoruz"
18 Aralık 2025 Perşembe - 15:08 AK Parti Genel Başkanvekili Ala’dan Özel’e tepki: "Erdoğan’a yönelik temelsiz ve saygısız ifadeleri şiddetle kınıyoruz" AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, "Özel’in Brüksel’deki açıklamalarını kesinlikle reddediyor ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik temelsiz ve saygısız ifadeleri şiddetle kınıyoruz" dedi. AK Parti Genel Başkanvekili Ala, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Brüksel’deki açıklamalarını kesinlikle reddediyor ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik temelsiz ve saygısız ifadeleri şiddetle kınıyoruz. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü, demokratik ve istikrarlı bir ülke olarak bölgesinde ve dünyada saygın bir konuma sahiptir. Türkiye’nin demokratik kurumları ve milli iradenin meşruiyeti tartışma kabul etmez. Ülkemizin son yıllarda kaydettiği gelişmeler, uluslararası arenada takdirle karşılanmaktadır. Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin istikrarı ve refahı için çalışmaya devam etmekte; ülkemizin uluslararası ilişkilerde egemenliğini ve çıkarlarını kararlılıkla yürütmektedir. Türkiye’nin kazanımlarını, siyasi muhalefet adına yersiz ve mesnetsiz iddialara dayandırarak sorgulamaya çalışmak Türkiye’nin iç işlerine müdahaleye davet anlamına gelir. Bu bağlamda, CHP Genel Başkanı’nın yurtdışında ülkemizin seçilmiş Cumhurbaşkanına yönelik kabul edilemez sözlerini şiddetle kınıyor, ülkenin ikinci partisinin Genel Başkanının artık bu alışkanlığından vazgeçmesi gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz. Türkiye’nin istikrarı ve gücü, demokratik iradesi ve kurumlarıyla tartışılmazdır" ifadelerine yer verdi.
KKTC’nin 5’inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: "Türkiye’nin desteğiyle bugünlere ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz"
18 Aralık 2025 Perşembe - 14:36 KKTC’nin 5’inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: "Türkiye’nin desteğiyle bugünlere ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz" Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) 5’inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Mersin temasları kapsamında Mersin Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret ederek gazetecilerle bir araya geldi. Tatar, "Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm desteğiyle bugünlere ulaşabilmemin mutluluğu içerisindeyiz" dedi. Bir dizi program kapsamında Mersin’de bulunan Ersin Tatar, Mersin Gazeteciler Cemiyeti’ni (MGC) ziyaret etti. Ziyarette konuşan Tatar, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın 140. yıl dönümü ile düzenlenen ekonomi zirvesi dolayısıyla kente geldiğini belirterek, MGC’nin davetiyle gazetecilerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tatar, Türkiye ile KKTC arasındaki güçlü bağlara vurgu yaparak, Kıbrıs Türk halkının verdiği mücadeleyi anlattı. "İki devletli siyaset ve KKTC’nin mücadelesi" Cumhurbaşkanlığı süreci ve izlediği politikaya ilişkin konuşan Tatar, iki devletli çözüm anlayışı ve KKTC’nin uluslararası alandaki mücadelesine değindi. Tatar, "Ben şimdi 5 yıl cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra, iki devletli siyaset, Türkiye ile ilişkiler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her türlü mücadelesinin bütün dünyaya duyurulması ve tanıtılması mücadelesinden sonra halkımızın takdiriyle 5’inci Cumhurbaşkanı olarak yoluma devam ediyorum. Yeni Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a tabii her zaman başarılar dilerken, inşallah onun da yapacağı çalışmalarla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti zemininin güçlenmesi ve Kıbrıs Türk halkının haklı mücadelesinin dünyaya anlatılması ve tanıtılması ve Kıbrıs’ta ileride bir çözüm olacaksa mutlak surette bu çözüm egemenlik temelinde, yani Kıbrıs Türk halkının egemen olduğu zaten artık herkes tarafından bilinmektedir" diye konuştu. "Türkiye’nin desteği ve tarihi süreç" Kıbrıs Türk halkının verdiği tarihi mücadeleye ve Türkiye’nin KKTC için taşıdığı öneme dikkat çeken Tatar, "Türkiye’nin siyaseti de budur. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm desteğiyle bugünlere ulaşabilmemin mutluluğu içerisindeyiz. Kolay olmadı çünkü geçmişi şimdi anlatmaya gerek yok, zaten herkes 1974 yılından önce Kıbrıs’ta nelerin olduğunu herkes gayet iyi bilmektedir. Bir soykırım harekatıyla karşı karşıya kalan Kıbrıs Türk halkı direnmiş, şehitler vermiş, bedeller ödemiş, hiçbir zaman umudunu yitirmemiş, hep kuzeye bakmış, Toroslar’a bakmış, Türkiye’nin yardımını hep özlemiş ve o 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile işte bugünlere kadar gelmenin mutluluğu ve gerçekten gururu içerisinde artık bir devlet sahibi ve bu devletin kendi halkına verdiği refah, mutluluk, güvenlik ve Doğu Akdeniz politikası, Mavi Vatan, Gök Vatan, Anavatan, Yavru Vatan" dedi. "Mersin’in stratejik konumu" Doğu Akdeniz, ulusal güvenlik ve bölgesel dengelere de değinen Tatar, Mersin’in stratejik önemine vurgu yaptı. Tatar, "Dört vatanın birleştiği bir bölgede evet, Toroslar’dan baktığımızda Beşparmak Dağlarını net bir şekilde görebilmek ve bu coğrafyada ulusal güvenliğimizin, bekamızın ve gelecek nesillerin burada enerji, ticaret, güvenlik bütün bu önemli değerlerin kesiştiği ve bütünleştiği bir bölgede olabilmenin mutluluğu içerisinde Mersin’in bizler için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguluyor" şeklinde konuştu. "Mersin-Kıbrıs bir süreç birliği içerisinde" Bir önceki KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı MGC’de ağırlamaktan büyük onur ve mutluluk duyduklarını belirten MGC Başkanı Rüstem Kaya Tepe, "Mersin-Kıbrıs bir süreç birliği içerisinde. Kültürel, siyasal, ekonomik bağı var. Biz bu anlamda sizin çalışmalarınızı çok yakın takip etmiştik. 2 devletli çözüm üzerine çok ciddi çalışmalar yaptınız. Biz MGC’yi şereflendirdiğiniz için bir kez daha teşekkür ediyoruz" dedi. Ziyaret, karşılıklı sohbet ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Dışişleri Bakanı Fidan: "Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz"
18 Aralık 2025 Perşembe - 14:07 Dışişleri Bakanı Fidan: "Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Biz de sürecin diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla ilerlemesini umuyoruz. Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz. Ancak SDG, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalı" dedi.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TRT World’e verdiği röportajda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Fidan, Türkiye’nin Filistin meselesinde uluslararası vicdanın sesi olduğunu vurgulayarak İsrail’in Gazze’deki saldırılarına karşı Türkiye’nin en başından bu yana açık bir diplomatik duruş sergilediğini kaydetti.İsrail’in uzun yıllar uluslararası sistemde fiilen dokunulmazlık zırhıyla hareket ettiğini belirten Bakan Fidan, "Bu durum on yıllardır böyleydi ve İsrail uluslararası sistemden muaf tutuldu, ama bence bu dönem artık sona erdi. Türkiye, ortaklarıyla birlikte bu sonuca varılmasında çok önemli bir rol oynadı. Bu yüzden İsrail, Türkiye’nin katılımına şiddetle karşı çıkıyor. Ama burada tek ilgili aktör İsrail değil. Burada başka ilgili aktörler de var, bu yüzden onlarla da görüşüyoruz" şeklinde konuştu.Bakan Fidan, İsrail’in Türkiye’nin olası uluslararası güvenlik mekanizmalarına katılımına karşı çıktığını ancak Ankara’nın ilgili tüm aktörlerle temaslarını sürdürdüğünü dile getirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla bakanlıklar arası ekiplerin Gazze’ye yardım ulaştırılması konusunda yoğun çalışma yürüttüğünü söyledi.Fidan, İsrail’in Türkiye’nin olası uluslararası güvenlik mekanizmalarına katılımına karşı çıktığını ancak Ankara’nın ilgili tüm aktörlerle temaslarını sürdürdüğünü belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla bakanlıklar arası ekiplerin Gazze’ye yardım ulaştırılması konusunda yoğun çalışma yürüttüğünü söyledi."En büyük tehdidin terörizm olduğunu düşündük ve devreye girdik"Türkiye’nin terörle mücadelede bölgedeki en tecrübeli ülkelerden biri olduğunun altını çizen Bakan Fidan, "Son 40 yıldır PKK ve diğer terör örgütleriyle mücadele ediyoruz. Bu süreçte ciddi bir birikim, kapasite ve uzmanlık geliştirdik. Dolayısıyla konu DEAŞ olduğunda, ne yazık ki geçen yıla kadar Suriye’deki tehdit ortamı nedeniyle DEAŞ ve diğer terör örgütleri sistemdeki boşluklardan faydalanabildi. Ancak artık iç savaş sona erdi, Şam’da halk iradesi hâkim ve şu anda sağlıklı bir iş birliği söz konusu. Daha önce de ifade ettiğim gibi, bir iş birliği mekanizması olduğu sürece bunun üstesinden gelebiliriz. Devrimin ilk aylarında, 2025’in başlarında, diğer bölge ülkeleriyle bir araya geldik. Dedik ki, ‘Suriye toparlanma sürecine girdi. Çok derin yaraları var, iyileşmesi için zamana ihtiyacı var ve bu süreçte uluslararası ve bölgesel desteğe ihtiyaç duyuyor. Ancak bu sırada başka düşmanca unsurların bu süreci istismar etmesini istemiyoruz.’ Bu nedenle o dönemde en büyük tehdidin terörizm olduğunu düşündük ve devreye girdik. Bu iş birliği, Suriyeli ortaklarımızın zihinlerinde ayrı bir farkındalık oluşturulması açısından oldukça faydalı oldu" ifadelerini kullandı."Uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyonun bir parçası oldular ve Vaşington’da gerekli belgeleri imzaladılar"Suriye’nin uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyona katılımının önemli bir adım olduğunu belirten Fidan, şöyle devam etti:"Uluslararası toplumun DEAŞ’la nasıl mücadele ettiği, hangi mekanizmaların kullanıldığı ve artık birer devlet aktörü olarak diğer bölge ülkeleriyle birlikte bu sorunla nasıl başa çıkmaları gerektiği onlar için yeni bir alandı. Bu açıdan faydalı oldu. Suriyeli muhataplarımız oldukça yetkin ve bu meseleyi ele alma konusunda son derece istekli. Bildiğiniz üzere uluslararası DEAŞ karşıtı koalisyonun bir parçası oldular ve geçen ay Vaşington’da gerekli belgeleri imzaladılar. Bu çok olumlu bir adımdı. Böylece DEAŞ’la mücadele konusunda, diğer ülkelerle birlikte kararlı olduklarını açıkça ortaya koydular. Şu anda askeri ve istihbarat uzmanlarımız, diğer bölge ülkeleriyle, Amerikalılarla ve ilgili tüm taraflarla birlikte DEAŞ’la mücadele gündemini ileriye taşıyor. Hiçbir terör unsurunun Suriye halkının ve devletinin toparlanma yolculuğunu sabote etmesine izin vermemeliyiz.""Bir devlette, farklı otoritelere bağlı iki ya da üç ayrı silahlı yapı olamaz"Suriye’nin kuzeyindeki SDG unsurlarının entegrasyon sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Fidan, sürecin yavaş ilerlemesinden duyulan rahatsızlığı dile getirdi.Türkiye, Suriye ve bazı ortakların, SDF’nin zaman kazanmaya çalıştığı yönünde ortak bir kanaate sahip olduğunu ifade eden Fidan, "Amerikalı ortaklarımız da bu sürecin tamamlanması gerektiğinin farkında. Bu, Suriye’nin birliği açısından hayati önemde. Bildiğiniz üzere, Suriye’deki muhalif silahlı grupların tamamı, SDG hariç, artık Savunma Bakanlığı çatısı altına girdi. Çünkü SDG, eski muhalefet yapısının bir parçası değildi.Eskiden farklı silahlı gruplar vardı ve tek bir komuta-kontrol yapısı altında değillerdi. Şimdi ise Savunma Bakanlığı’nın komutasını kabul ettiler. Bu, ulusal birlik açısından son derece önemli. Çünkü bir devlette, farklı otoritelere bağlı iki ya da üç ayrı silahlı yapı olamaz. Böyle bir durumda birlikten ve egemenlikten söz edemezsiniz" diye konuştu."Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz"Suriye Hükümeti ile SDG arasında varılan 10 Mart mutabakatını anımsatan Fidan, "Biz de sürecin diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla ilerlemesini umuyoruz. Yeniden askeri yollara başvurma ihtiyacının ortaya çıktığını görmek istemiyoruz. Ancak SDG, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalı. 10 Mart tarihli anlaşmaya bağlılıklarını gecikmeden ve çarpıtmadan yerine getirmeleri bekleniyor. Bu anlaşmadan herhangi bir sapma görmek istemiyoruz. Şam’daki Suriyeli ortaklarımız da bunun ulusal birlik için hayati bir adım olduğunu görüyor. Ben temkinli ama umutlu bir iyimserlik içindeyim. Doğru yöntemler ve iş birliği biçimleriyle bu noktaya ulaşacağımıza inanıyorum" dedi."Gazze örneğinde olduğu gibi, bu tür bir arabuluculuk ancak ABD’nin aktif katılımıyla mümkün"Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Türkiye’nin her iki tarafla da konuşabilen nadir ülkelerden biri olduğunu ve ateşkes için başından bu yana yoğun çaba gösterdiğini söyledi. Avrupa’nın ortasında süren savaşın büyük bir yıkıma yol açtığını aktaran Fidan, "Karadeniz’e doğru olası bir genişleme, Türkiye ve diğer kıyıdaş ülkeler için ciddi bir risk oluşturuyor. Bu nedenle Türkiye, savaşın başından itibaren ateşkes için yoğun çaba sarf etti. Pek çok girişimimiz oldu; bazılarını ortaklarımızla, bazılarını tek başımıza yaptık. Son haftalarda görüşmelerin yoğunlaştığını görmekten memnuniyet duyuyoruz. Avrupalılar devrede, Amerikalılar arabuluculuğu yürütüyor. Bu süreçte Başkan Trump ve ekibine özel bir takdir borçluyuz. Gazze örneğinde olduğu gibi, bu tür bir arabuluculuk ancak ABD’nin aktif katılımıyla mümkün. Biz de Amerikalılarla, Ruslarla, Ukraynalılarla ve Avrupalılarla temas halindeyiz. Taraflar şu anda bir anlaşmaya oldukça yakın" ifadelerine yer verdi.Ortaya çıkacak mutabakatın Ukrayna halkına sunulacağını belirten Fidan, güvenlik garantileri konusunun sürecin en zor başlıklarından biri olduğunu kaydetti."Sorunların en kısa çözümü ateşkestir"Karadeniz’de artan güvensizlik ortamına da değinen Fidan, Tahıl Anlaşması sayesinde 30 milyon ton tahılın dünya piyasalarına ulaştırıldığını, bunun özellikle Afrika için hayati önemde olduğunu vurguladı. Ticari gemilerin hedef alınması ve İHA tehditlerinin bölgesel güvenliği zedelediğini belirten Fidan, "Karadeniz’de güvensizlik yeniden arttı. Türk Hava Kuvvetleri Karadeniz’den gelen bir İHA’yı düşürdü. Ticari gemiler hedef alındı. Bu ciddi bir sorun. Hükümetiniz enerji altyapısı ve liman tesisleri için bazı güvenlik garantileri çağrısı yapıyor. Ancak Karadeniz’de gemilerin hedef alınması, mayınlar ve İHA’lar kıyıdaş ülkeleri de etkiliyor. Romanya ve Bulgaristan’la bu konuda askeri iş birliği içindeyiz. Tüm bu sorunların en kısa çözümü ateşkestir. Aksi halde uyardığımız bölgesel tırmanma gerçekleşiyor ve bu başka yerlere de yayılabilir" diye konuştu."Kıbrıslı Türklerin izolasyonu sona ermeli"Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmesinde Fidan, Güney Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı’nı devralmasının Türkiye açısından hem risk hem fırsat barındırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:"Rum yönetimi her platformda Türkiye’yi engelliyor. Buna rağmen Avrupa’nın karşı karşıya olduğu tehditler, AB-Türkiye iş birliğini her zamankinden daha önemli hale getirdi. Kıbrıs’ta gerçekler ortada. Türk tarafı Annan Planı’na ‘evet’ dedi, Rumlar ‘hayır’ dedi. Eşitlik temelinde bir güç ve refah paylaşımını kabul etmiyorlar. Herkes bunu biliyor. Alternatif nedir? İki devletli çözüm. Siyasi sorun dondurulabilir, ama ekonomik, turistik ve enerji alanlarında iş birliği yapılabilir. Kıbrıslı Türklerin izolasyonu sona ermeli. Gerçekleri söylemek cesaret ister. Bu cesareti göstermeliyiz."
İYİ Parti’den 5 ilçe başkanı istifa etti
18 Aralık 2025 Perşembe - 13:41 İYİ Parti’den 5 ilçe başkanı istifa etti Adana’da İYİ Parti’nin İl Başkanlığı seçimlerine ve seçim sonrası oluşan yönetime tepki gösteren 5 ilçe başkanı, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte görevlerini bıraktıklarını açıkladı. 30 Kasım’da İYİ Parti Adana İl Başkanlığı 4. Olağan İl Kongresi’nde İl Başkanlığını Batur Eroğlu kazandı. Seçimin ardından il başkanlığında oluşan yönetimi bazı ilçe başkanları protesto etti. Bu kapsamda Ceyhan İlçe Başkanı Ahmet Akar, Yumurtalık İlçe Başkanı Saltuk Buğra Tülü, Feke İlçe Başkanı Mustafa Avcı, Tufanbeyli İlçe Başkanı Fevzi Çapanoğlu ve Karaisalı İlçe Başkanı Babacan Öveç, yönetimleriyle birlikte görevlerinden istifa ettiklerini açıkladı. "Müdahaleler, parti içi tarafsızlık ilkesini ağır biçimde ihlal etmiştir" Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen toplantıda ortak bildiriyi okuyan Ceyhan İlçe Başkanı Ahmet Akar, "İYİ Parti Adana İl Başkanlığı seçimlerinde yaşananlar, partimizin demokratik değerleriyle ve siyasi etiğiyle uzlaşmayan ciddi sorunlara işaret ettiği için bu açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur. Tarafsız kalması gereken bir milletvekilinin seçim sürecine doğrudan müdahil olması, teşkilat iradesine gölge düşürmüş ve seçimlerin adil seyrini bozmuştur. Bu müdahale sadece sonucu etkilememiş, teşkilat mensupları üzerinde açık bir baskı oluşturmuş, parti içi tarafsızlık ilkesini ağır biçimde ihlal etmiştir" ifadelerini kullandı. Sadece yönetimdeki görevlerini bıraktıklarını ifade eden Akar, daha sonra şunları söyledi: "Üyelik ve delegelik haklarımızın dokunulmazlığı çerçevesinde, bu haklarımızdan asla vazgeçmediğimizi özellikle vurguluyorum. Ben partimin üyesiyim, delegesiyim ve kalmaya da devam ediyorum. İstifa ettiğimiz tek makam, yalnızca ilçe başkanlığı yönetim kurulu üyelerimle birlikte yönetim görevimizdir."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye bugün insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu aktör konumundadır"
18 Aralık 2025 Perşembe - 13:03 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye bugün insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu aktör konumundadır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Türkiye bugün; krizleri izleyen değil, süreçleri şekillendiren, diplomasiyi sahaya yansıtan, insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu bir aktör konumundadır" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sosyal medya hesabından 16. Büyükelçiler Konferansı İstişare Toplantısı’na ilişkin yaptığı paylaşımda, "Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan ile birlikte, ülkemizi görev yaptıkları her coğrafyada başarıyla temsil eden büyükelçilerimizle bir araya geldik. Uluslararası sistemin derin bir dönüşümden geçtiği, belirsizliklerin arttığı bu dönemde; Türkiye eksenli, çok katmanlı, bağımsız ve ilkeli dış politika vizyonumuzun küresel barış, istikrar ve adalet için taşıdığı önem her geçen gün artmaktadır. Türkiye bugün; krizleri izleyen değil, süreçleri şekillendiren, diplomasiyi sahaya yansıtan, insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu bir aktör konumundadır. Kıbrıs’tan Gazze’ye, Suriye’den Ukrayna’ya, Türk Dünyası’ndan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada hak, hukuk, insani sorumluluk ve milli menfaatler temelinde kararlı duruşumuzu sürdürüyor, çok yönlü diplomasisiyle küresel vicdanın sesi olmaya ve barışın inşasına katkı sunmaya devam ediyoruz. Bu vesileyle, 16. Büyükelçiler Konferansı İstişare Toplantısı’nı başarılı bir şekilde düzenleyen Dışişleri Bakanlığımızı tebrik ediyor, Büyükelçilerimize görevlerinde başarılar diliyorum" ifadelerine yer verdi.
İletişim Başkanı Duran: "Dezenformasyon hakikate karşı bir tehdittir"
18 Aralık 2025 Perşembe - 12:46 İletişim Başkanı Duran: "Dezenformasyon hakikate karşı bir tehdittir" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, dezenformasyonun sadece yanlış bilgi olmadığını, devletlerin kapasitesine zarar veren varoluşsal bir tehdit olduğunu belirterek, "Dezenformasyon çerçevesindeki tehdit aslında hakikate karşı bir tehdittir ve giderek de uluslararası bir enstrümana dönüşmüştür. Bunlar tabii ki aynı zamanda milli güvenlik, toplumsal istikrar ve uluslararası itibarı doğrudan ilgilendiren stratejik bir alan haline gelmiştir" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen "Türk Devletleri Dezenformasyonla Mücadele Forumu" nda Türk dünyasından medya ve iletişim profesyonelleri bir araya geldi. Forumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, içinde bulunulan yüzyılın en kritik meselelerinden biri olan dezenformasyonla mücadelede yeni iş birliği kapılarının aralanması ve iletişim cephesinde safların sıklaştırılması gerektiği mesajlarını verdi. Tarihin, zaferlerin, kazanımların, mücadelenin ve geleceğin ortak olduğu Türk dünyasından gelen konukları, Ankara’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek sözlerine başlayan Duran, "15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü"nü kutladı. Ortak alfabe ile yayınlanan "Türk Dünyası Vizyon Belgesi"nin hayırlı olmasını dileyen Duran," Bugün de Aile Meclisimizde, yüzyılımızın en kritik meselelerinden birini, dezenformasyonla mücadeleyi konuşacak; yeni iş birliği kapılarını aralayacak, iletişim cephesinde safları daha da sıklaştıracağız inşallah" dedi. Burhanettin Duran, Türk Devletleri Teşkilatı’nın, dünyanın belirsizliklerle, çatışmalarla, kırılmalarla sarsıldığı, büyük bir sistem krizinin vuku bulduğu bir dönemde kardeşlik bağından güç alan ülkeler olarak bir araya geldiğini ve kurumsallaşma yürütmekte olduğunu belirtti. Teşkilatın 16 yıldır "dilde, fikirde, işte birlik" şiarıyla ekonomik entegrasyondan ulaştırma koridorlarına, savunma iş birliğinden eğitim ve kültür politikalarına pek çok alanda ortak çalışmalar yürüttüğünü hatırlatan İletişim Başkanı Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi’nde yaptığı, "Terörizmden yasa dışı göçe, siber tehditlerden iklim değişikliğine kadar ortak bir duruşla mukabele edebileceğimizi, kendi gök kubbemiz altında kendi güvenliğimizi güçlendirebileceğimizi düşünüyorum" açıklamalarını alıntılayarak verilen mesajların önemli olduğuna vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "kendi gök kubbemiz altında kendi güvenliğimizi güçlendirmek" ifadesinin çok şey ifade ettiğini kaydeden Duran, "Bizler medya ve iletişim profesyonelleri olarak burada bir araya geldik. Ancak hepimizin bildiği ve mutabık kaldığı hususlar var. Uluslararası bazı çevrelerin iletişim alanında sahip olduğu egemenlik ve zaman zaman tahkim ettiği "söylem tekeli" aslında sadece bizlerin iletişimcilerin konusu değildir" değerlendirmesini yaptı. İletişim alanında karşılaşılan, başta dezenformasyon olmak üzere manipülasyon, siber saldırı, sosyal platformlarda artan nefret dili ve bilgi güvensizliği gibi tehditlerin kamu düzenine karşı doğrudan tehdit oluşturduğunu ifade eden Duran, dezenformasyon çerçevesindeki tehdidin aslında hakikate karşı bir tehdit olduğunu ve giderek de uluslararası bir enstrümana dönüştüğünü aktardı. Burhanettin Duran, bunların aynı zamanda milli güvenlik, toplumsal istikrar ve uluslararası itibarı doğrudan ilgilendiren stratejik bir alan haline geldiğinin altını çizerek" Bu çerçevede zihni bir felaket, algısal bir çürüme veya gerçeğin katli şeklinde ifade edebileceğimiz dezenformasyonun ne kadar büyük bir risk ve tehdit olduğu da anlaşılmıştır" dedi. Duran, dezenformasyonla mücadelenin hem "Türk Dünyası 2040 Vizyonu" belgesinde hem de "2025 Enformasyon Alanındaki Eylem Planı"nda yer almasının tesadüf olmadığını, dezenformasyona karşı ortak mücadelenin vazgeçilmez olduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi. Forumun da bu amaca hizmet ettiğinin altını çizen Duran, "Forum dezenformasyonla ortak mücadele azmimizi ve irademizi bir kez daha ortaya koymaktadır. Müşahede ettiğimiz uluslararası sistem krizi ve geçtikçe daha da derinleşen hakikat sorunsalının altında dezenformasyon mefhumu da var" diye konuştu. "Dezenformasyon devletlerin kabiliyet ve kapasitesine zarar verebilen varoluşsal bir tehdit" Dezenformasyonun küresel krizlerin bir sorunu olmakla birlikte, krizleri derinleştiren bir aparat olarak görülebileceğini kaydeden Duran, dezenformasyonun yalnızca yanlış bilgi olmadığını devletlerin kabiliyet ve kapasitesine zarar verebilen varoluşsal bir tehdit olduğunun altını çizdi. Duran, çağımızda savaşların artık yalnızca askeri yöntemlerle yürütülmediğini, hedef ülke, bölge veya halkın istikrarsızlaştırılmasının, önce zihinsel, toplumsal ve kurumsal direncinin aşındırılması boyutuyla aslında iletişim alanında başladığını belirterek, bu itibarla bakıldığında hibrit tehditlerle karşı karşıya olunduğunun açık olduğunu ifade etti. İstikrarsızlaştırma tehdidine karşı yapılacak en önemli işin ortak mücadele olduğunun altını çizen Duran, kasıtlı, hedefli ve koordineli bir dezenformasyon kampanyasıyla karşılaşmanın artık sıradan bir vaka haline geldiğini kaydetti. Duran, "Bu bağlamda kardeş Türk Devletlerini mercek altına aldığımızda; dezenformasyon girişimlerinin kimi zaman ortak hedefler üzerinden eş zamanlı şekilde, kimi zaman ise ülke özelinde ayrışan stratejilerle yürütüldüğünü gözlemliyoruz. Ne yazık ki başta enerji, savunma, ulaşım ve ticaret koridorları alanları olmak üzere bir çok stratejik projelerimize karşı propaganda ve dezenformasyon kampanyaları görüyoruz" değerlendirmesini yaptı. "TRT Avaz kanalımız "bizi bize anlatma misyonuyla" çok mühim bir görev üstlenmekte" İletişim Başkanı Duran, "Türk devletlerinin uluslararası itibarının, ortak kimlik bilincinin, iş birliği mekanizmalarının ve bölgesel dayanışmasının da hedef alındığını belirterek, "Güven aşındırma, meşruiyeti sarsma ve siyasi, stratejik kırılganlık amacı taşıyan bu kötücül girişimlerde; mesele bilgi ile ilgili değil, duygusal tepkiyi tetikleyecek söylemler üretmektir. Ulusal ve uluslararası kamuoylarında belirsizlik ve güvensizlik oluşturacak anlatılar devreye sokmaktır .İşte bu sistematik algı operasyonlarına karşı çalışmalarımızı üç temel boyutta yürütmemizin elzem olduğu kanaatindeyim. Birincisi, halklarımızın elbette birbirini daha yakından tanıması ve anlaması. Burada Türk Devletlerinin ortak sesi olan TRT Avaz kanalımız "bizi bize anlatma misyonuyla" çok mühim bir görev üstlenmektedir. İkincisi, Türk dünyasının uluslararası arenadaki anlatısının bizzat bizler tarafından güçlü bir şekilde inşa edilmesi. Türkiye olarak bizler bu anlamda hem TRT olarak hem Anadolu Ajansı olarak önemli bir faaliyet yürütüyoruz. Üçüncüsü, başta kriz ve afet durumları olması üzere toplumlarımızın dezenformasyona karşı direncini güçlendirme ve ortak mücadele mekanizmalarının kurulmasıdır. Bu forum bu amaca hizmet etmektedir" açıklamasını yaptı. "Bugüne kadar 2 bin 500’e yakın dezenformasyonu gözler önüne serdik" Türkiye’nin bu yöndeki çalışmalarını anlatan Duran, "Başkanlığımız bünyesinde 2022 yılında kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezimizde yalan haberleri, yanlış bilgileri, kurgusal içerikleri ifşa ediyoruz, algı operasyonlarına karşı mücadele veriyoruz. Bununla birlikte, kurumlar arası koordinasyon, erken uyarı mekanizmaları, kriz dönemlerinde hızlı bilgilendirme ve toplumda medya okuryazarlığının güçlendirilmesi gibi uzun vadeli kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Dezenformasyonla mücadelede, hem kurumlarımızla oluşturduğumuz koordinasyon mekanizması hem de e-devlet Dezenformasyon Bildirim Servisi üzerinden milletimizle kurduğumuz iletişim ağı büyük önem taşımaktadır. Oluşturduğumuz bu sistemle bugüne kadar 2 bin 500’e yakın dezenformasyonu gözler önüne serdik; doğrusu bu çabamızın milletimiz tarafından da büyük bir memnuniyetle karşılandığını ifade etmek isterim. dikkat çektik, hakikati anlattık" dedi. Sosyal medyanın çok sayıda bilgi ve iddianın dolaştığı bir alan olduğunu oradaki bilgilerin teyit edilmeden doğru kabul edilmesinin toplumu yanlış yönlendireceğini ifade eden Duran, Türk Devletlerine yönelik çok sayıda yalan içeriğin ifşa edildiğini bildirdi. 2. Karabağ Savaşı sırasında yürütülen dezenformasyonlara karşı da savaş sürecinde ve sonrasında, Azerbaycan’ın Karabağ Zaferini gölgeleme amaçlı çok sayıda dezenformasyon üretildiğini dile getiren Duran, bu konuda Azerbaycan’a destek verildiğini aktardı. Bununla ilgili bir örneği paylaşan Duran, "Karabağ’a giren Azerbaycan askerleri yaşlı Ermeni bir kadınla alay ettiği başlığıyla sunulan bir yalan haber vardı. Burada güya bir asker yaşlı kadına bir bardak su uzatıyor ve kadın suyu içecekken başka bir asker bu suyu döküyor. Halbuki videonun tam halinde açık ve net bir şekilde Azerbaycan askerinin bizzat kendi eliyle Ermeni kadına su içirdiği görülmekteydi. Şimdi tabii görüntüleri keserek biçerek bambaşka bir forma getirmek ne yazık ki artık mümkün. Hatta daha fazlası mümkün" dedi. Duran, yapay zekayla hazırlanan içeriklerin tehlike boyutuna işaret ederek, "Kurgular yapay zekalarla bambaşka bir şekilde gerçekmişçesine ortaya çıkarılabiliyor. İşte böyle bir ortamda iletişimin yeni dinamikleri ve verdiği imkanlarla ortaya ciddi riskler de çıkıyor. Bununla mücadele için ortak stratejileri hayata geçirmemiz gerektiği açıktır. Bize karşı yazılmaya çalışılan hikaye ve inşa edilen anlatıyı ancak biz birlikte çalışarak birlikte ortak anlatımızı oluşturarak aşabiliriz" diye konuştu. "Yapay zeka destekli manipülasyonlara karşı birçok alanda kritik adımlar atıyoruz" Burhanettin Duran dezenformasyona karşı daha somut işbirlikleri geliştirmek zorunda olunduğunu ifade ederek, "Ortak teyit mekanizmaları kurmak durumundayız. Erken uyarı sistemlerini işleterek, birbirimizle paylaşmak durumundayız. Türkiye olarak medya okur yazarlığının arttırılması, çocuklarımızın ve gençlerimizin dijital tehditlere karşı bilinçlendirilmesi, siber güvenlik altyapısının güçlendirilmesi, yapay zeka destekli manipülasyonlara karşı algoritmik izleme araçlarının geliştirilmesi ve kamu kurumları arasında eş güdümlü bilgi paylaşımının kurumsallaştırılması gibi birçok alanda kritik adımlar atıyoruz" şeklinde konuştu. Bu anlamda çok ciddi bir kararlılıkla çalıştıklarını sözlerine ekleyen Burhanettin Duran, "Bu alanda geliştirdiğimiz kapasiteyi büyük bir memnuniyetle kardeş ülkelerle paylaşmaktan ve onlarla birlikte çalışmaktan yanayız. Buna dair ortak bir irademiz var. Bu yaklaşım, Türk dünyasının bütünlüğünü hedef alan her türlü suni ayrıştırma girişimine karşı ortak bir duruşu da gösterecektir. Ben inanıyorum ki ülkelerimiz arasındaki veri paylaşımı, tecrübe aktarımı, ortak teyit mekanizması ve hızlı reaksiyon kapasitesi, Türk dünyasının bilgi alanındaki savunma şemsiyesini oluşturacak önemli unsurlardır. Ülkelerimizi, teşkilatımızı, birliğimizi ve kardeşliğimizi dezenformasyon kampanyalarına karşı korumak durumundayız. Onların yıkıcı etkilerinden korunmak için bir kurumsallaşmaya ihtiyacımız var. Ve bunu da uluslararası ölçekte bir mekanizmayla yürütmek gerekir" açıklamasını yaptı. Duran, sözlerinin sonunda Türk Devletleri Teşkilatı Forumu’na katılan ve katkı sunan isimlere teşekkür etti.