POLİTİKA
Ortadoğu en yoğun, en geniş ve en derinlikli çatışma havzalarından birine doğru ilerliyor
03 Mart 2026 Salı - 12:33 Ortadoğu en yoğun, en geniş ve en derinlikli çatışma havzalarından birine doğru ilerliyor Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Yetim, Ortadoğu’nun maalesef İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gördüğümüz en yoğun, en geniş ve en derinlikli çatışma havzalarından birine doğru ilerlediğini belirterek, "Bölgede Türkiye’yi hiçbir aktörün hedef alabilme ihtimali yok." diye belirtti. Doç. Dr. Mustafa Yetim, İran-İsrail- ABD gerilimi ekseninde Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendirdi. 2023 sonrası Gazze işgali ve soykırımı sonrasında İran’ın İsrail açısından geleneksel bir rekabet alanı olmaktan çıkarak doğrudan sıcak çatışmaya evrilen bir sürecin parçası hâline geldiğini dile getiren Doç. Dr. Yetim, söz konusu rekabetin başlangıçta İran’ın desteklediği devlet dışı silahlı oluşumlar üzerinden, Hizbullah ve Husiler gibi aktörlerle yürütüldüğüne dikkat çekti. Sürecin daha sonra Lübnan cephesi, Husi cephesi ile Irak ve Suriye sahalarına yayıldığını belirten Yetim, geçen yılın Nisan-Mayıs aylarında İran ile İsrail arasında doğrudan çatışmaların yaşandığını hatırlattı. Gelinen noktada çatışmanın artık Ortadoğu havzasına ilerlediğine dikkat çeken Doç. Mustafa Dr. Yetim, Suriye, Mısır ve Türkiye dışında Ortadoğu’nun tamamen bir savaş alanına döndüğü bir süreç yaşadığımızı ifade etti. Doç. Dr. Mustafa Yetim değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: İsrail’in stratejik hedefi: İran’ı zayıflatmak Başından itibaren İsrail, İran’ı da geçmişte Suriye’ye, Lübnan’da yaptığı ve şu anda Yemen’e yaptığı gibi bir operasyon alanına çevirmek istiyor. Meselenin özünde bu var. Yani İran’ı zayıflatmak. İran’ı bir şekilde kendi içine döndürmek, yıpratmak, onun bölgesel nüfuzunu kırarak tamamıyla kendi kontrol alanına çevirmek için operasyonlar sürdürüyor. Tabi İsrail’in bu operasyonlarına İran’ın yeterince caydırıcı bir güçte tepki verememesi İsrail’in daha fazla hırçınlaşmasına yol açtı. İsrail’in ortaçağ aktörü olduğunu ve herhangi bir yara, herhangi bir kan kokusu gördüğünde buraya daha fazla taciz edeceğini düşündüğümüzde daha fazla saldırganlaşacağını düşündüğümüzde, İran’ın geldiği nokta bununla özetlenebilir. ABD’nin bir taraftan İran’la müzakere ve diyalog mesajları verirken diğer taraftan birden İran’a karşı saldırıya geçtiğine şahit olduk. Buna Haziran da şahit olduk. Şimdi de şahit oluyoruz. Dolayısıyla burada aslında öncesinde ısıtılmış bir plan olduğunu düşünebiliriz. Yani İran’ı hazırlıksız yakalama ve o sırada da İsrail’in, Amerika’nın işgal hazırlıklarını, istihbarat hazırlıklarını çok daha derin bir şekilde yürütmesi şeklinde. Son çatışma da bunun bir örneği. Ortadoğu’da II. Dünya Savaşı’ndan sonra gördüğümüz en yoğun çatışma dönemi Son çatışmayı diğerlerinden ayıran bir şey var: artık net bir şekilde Tahran, İran her tarafı bombalanıyor. Şu anda İran, Körfezde, Levant’ta ve Yemen’deki aktörleri üzerinden ve kendisi direkt olarak çatışmayı Ortadoğu havzasına genişletmiş durumda. Yani şu anda şahit olduğumuz süreç Suriye, Mısır ve Türkiye dışında Ortadoğu’nun komple bir savaş alanına döndüğü bir süreç. İran meşru müdafaayı kullanırken haklı olarak Körfez’deki Amerikan üslerini hedef alıyor. Bu da Körfez ülkelerinin de İran’a karşı bir tepki oluşturmasına yol açıyor. Dolayısıyla çok komplike bir dönemdeyiz ve Ortadoğu maalesef İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gördüğümüz en yoğun, geniş ve derinlikli bir çatışma havzasına doğru ilerliyor. İran devriminin temelinde anti Amerikarikanizm ve İsrail karşıtlığı olduğunu düşünürsek, bu sürecin bu noktaya gelmesinde de bir payı olduğunu söyleyebiliriz. Zamanla genişleyen bir İran nüfusu ve bunu tersyüz etmek isteyen bir İsrail. Aslında hikâyenin özeti bu. Zamanla genişleyen, Levant’a, Yemen’e, Suriye’ye, Irak’a genişleyen bir İran nüfusu -belki zaman zaman körfezi tehdit eden bir İran nüfusu- yani ‘Şii Hilali’, ‘Direniş Cephesi’ dediğimiz mesele ve bunun karşısında da bunu durdurmak, caydırmak ve geriletmek isteyen bir İsrail. Plan İran’ı içe döndürmek ve uzun yıllar yıpratmak İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri’nin verdiği mesajlar şu anda İran’ı tamamen içe döndürmek üzerine. İran’ı iç problemlerle muhatap ederek içeride bir ayaklanma, kaos, terörizm çıkararak geçmişte Lübnan’ın, Suriye’nin, Irak’ın yaşadığı gibi onlarca yıl, hatta daha uzun yıllar İran’ı bitap ederek, yıldırarak, rejimi tamamen kendisini kontrol etmeye çalışan bir aygıta dönüştürerek, kendi operasyonları için çok daha konforlu bir alana dönüştürerek bu savaşı sürdürmek istediklerini söyleyebiliriz. Bölgede hiçbir aktörün Türkiye’yi hedef alma ihtimali yok Bu nokta da Türkiye’nin elinden gelenini yaptığına şahit oluyoruz. Bölge ülkeleriyle, Amerika Birleşik Devletleri ve çatışan taraflarla diplomasi kanalları kullanılıyor. Fakat Türkiye için şu anda kapasitesi oranında savaşı engelleyebilecek bir durum olmadığına da şahit oluyoruz. Çünkü çatışma genişliyor; Hizbullah’ın da savaşa müdahil olduğu dün akşamdan itibaren aktarıldı. Irak’ta da, Yemen’de de benzer şeyler. Dolayısıyla şu anda bu çatışmayı durdurabilecek, sindirebilecek bir süreç karşımızda yok maalesef bazı. Türkiye’yi hedef alma ihtimali üzerinden bazı yapay argümanlardan, bu ihtimalden bahsediliyor. Bölgede Türkiye’yi aklı başında hiçbir aktörün hedef alabilme ihtimali yok. Yüzde doksan dokuz yok. Ama tabi yüzde bir ihtimalle birileri öyle bir çılgınlık yaptığında bu onlar için farklı şeyler ifade edecektir. Yani Türkiye’nin kapasitesi, askeri kapasitesi, siyasi kapasitesi, toplumsal kapasitesi Ortadoğu’daki herhangi bir ülkeye benzemez ve bunu İsrail’in de İran’ın da gayet tabi bildiğini düşünüyoruz. Onun için Türkiye’yi böyle karşılarına almaktansa bu çatışmaları dindirmek için Türkiye’nin mevcut küresel, bölgesel pozisyonundan faydalanmaları bütün çatışan taraflar için en uygun seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Bölgesel barış umudumuzu tüm kötülüklere, ihtimal dışı kaotik yapılara rağmen koruduğumuzu ifade edelim."
Suriye Barış Pınarı Harekat Bölgesinde 7 yıllık görev tamamlandı
03 Mart 2026 Salı - 12:24 Suriye Barış Pınarı Harekat Bölgesinde 7 yıllık görev tamamlandı Türkiye’nin yaklaşık 7 yıldır görev yürüttüğü Barış Pınarı Harekat Bölgesi’ndeki idari yapılanma desteği tamamlandı. Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, bölgedeki tüm birimlerin çekildiğini, yalnızca insani yardım ve sağlık hizmetlerinin kısmen sürdüğünü açıkladı. Türkiye’nin yaklaşık 7 yıldır görev yürüttüğü Barış Pınarı Harekat Bölgesi’ndeki idari yapılanma desteği tamamlandı. Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, bölgedeki tüm birimlerin çekildiğini, yalnızca insani yardım ve sağlık hizmetlerinin kısmen sürdüğünü açıkladı. Şıldak, düzenlediği asayiş ve güvenlik toplantısında Barış Pınarı Harekâtı bölgesine ilişkin son durumu kamuoyuyla paylaştı. Şıldak, Suriye’deki gelişmeler ve Cumhurbaşkanlığın ve İçişleri Bakanlığının talimatları doğrultusunda Şanlıurfa Valiliği tarafından yürütülen "Milli Danışmanlık" görevinin 7 yıllık sürecin sonunda tamamlandığını bildirdi. Barış Pınarı Bölgesinde görev tamamlandı Şıldak, açıklamasında, "Barış Pınarı Harekat Bölgesi, biliyorsunuz Suriye´deki son gelişmeler, ülkemizin de yakından takip ettiği süreç doğrultusunda Şanlıurfa Valiliği olarak ´Milli Danışmanlık´ görevini yürüttüğümüz Barış Pınarı Harekat Bölgesinden 7 yıllık periyodun sonunda Cumhurbaşkanlığımızın ve İçişleri Bakanlığı´nın talimatları çerçevesinde, o bölgeden çekildik. En son Cuma günü itibariyle buradaki bütün birimlerimiz çekilmiş oldu. Sadece insani yardım ve sağlık hizmetlerini kısmen devam ettiriyoruz. Bu bilgiyi de sizinle paylaşmak istiyorum" ifadelerini kullandı.
Suriye Barış Pınarı Harekat Bölgesi’nde 7 yıllık görev tamamlandı
03 Mart 2026 Salı - 12:09 Suriye Barış Pınarı Harekat Bölgesi’nde 7 yıllık görev tamamlandı Türkiye’nin yaklaşık 7 yıldır görev yürüttüğü Barış Pınarı Harekat Bölgesi’ndeki idari yapılanma desteği tamamlandı. Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, bölgedeki tüm birimlerin çekildiğini, yalnızca insani yardım ve sağlık hizmetlerinin kısmen sürdüğünü açıkladı. Türkiye’nin yaklaşık 7 yıldır görev yürüttüğü Barış Pınarı Harekat Bölgesi’ndeki idari yapılanma desteği tamamlandı. Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, bölgedeki tüm birimlerin çekildiğini, yalnızca insani yardım ve sağlık hizmetlerinin kısmen sürdüğünü açıkladı. Şıldak, düzenlediği asayiş ve güvenlik toplantısında Barış Pınarı Harekâtı bölgesine ilişkin son durumu kamuoyuyla paylaştı. Şıldak, Suriye’deki gelişmeler ve Cumhurbaşkanlığın ve İçişleri Bakanlığının talimatları doğrultusunda Şanlıurfa Valiliği tarafından yürütülen "Milli Danışmanlık" görevinin 7 yıllık sürecin sonunda tamamlandığını bildirdi. Barış Pınarı Bölgesinde görev tamamlandı Şıldak, açıklamasında, "Barış Pınarı Harekat Bölgesi, biliyorsunuz Suriye´deki son gelişmeler, ülkemizin de yakından takip ettiği süreç doğrultusunda Şanlıurfa Valiliği olarak ´Milli Danışmanlık´ görevini yürüttüğümüz Barış Pınarı Harekat Bölgesinden 7 yıllık periyodun sonunda Cumhurbaşkanlığımızın ve İçişleri Bakanlığı´nın talimatları çerçevesinde, o bölgeden çekildik. En son Cuma günü itibariyle buradaki bütün birimlerimiz çekilmiş oldu. Sadece insani yardım ve sağlık hizmetlerini kısmen devam ettiriyoruz. Bu bilgiyi de sizinle paylaşmak istiyorum" ifadelerini kullandı. (BB-LO-Y
MHP Genel Başkanı Bahçeli: İran’a yapılan mütehakkim ve mütecaviz saldırıları hiç tereddütsüz kınıyorum"
03 Mart 2026 Salı - 11:49 MHP Genel Başkanı Bahçeli: İran’a yapılan mütehakkim ve mütecaviz saldırıları hiç tereddütsüz kınıyorum" MHP Genel Başkanı Devlet Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.- "Afganistan ile Pakistan arasındaki çatışmaların son bulmasını, küresel güçlerin dolduruşuna gelerek ilerletilen savaş ve çatışmaların yerini barış ve sükûnet ortamına bırakmasını içtenlikle diliyorum" ANKARA (İHA) - Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi."ABD’nin İsrail’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırganlığı dengeleri sakatlayacak mahiyettedir ve gayri meşrudur"Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi."Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır"İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail’in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD’yi İran’a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran’a tuzak kurulmuştur. Hamaney’in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu’nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran’ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran’ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu."Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak imkansızdır"İran’a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu."Ölümden öte köy yoktur"MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran’dır.’ İsrail’in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız’ açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036’da, Tahran 2026’daki gibi olacak mı?’ diye sorgulamış. ABD’nin bir emekli albayı ise ‘İran’dan sonra sıra Türkiye’de’ diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız tarihi ve manevi hakikat, aynısıyla da farz-ı ayndır" dedi.Konuşmasında, İran’ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi."Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir"Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı.Bahçeli, İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti."Anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir"Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti’nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu’nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu’dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu’nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; Bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu’daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu."Ankara, çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir"Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel anılarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh’ kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara’ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı’nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus’taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi."Öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de budur"Başkent Ankara’nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:"Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın koşullarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye’nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünya’ya Ankara’dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır"
03 Mart 2026 Salı - 11:35 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir" dedi.MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi."ABD’nin İsrail’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırganlığı dengeleri sakatlayacak mahiyettedir ve gayri meşrudur"Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi."Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır"İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail’in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD’yi İran’a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran’a tuzak kurulmuştur. Hamaney’in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu’nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran’ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran’ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu."Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak imkansızdır"İran’a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu."Ölümden öte köy yoktur"MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran’dır.’ İsrail’in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız’ açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036’da, Tahran 2026’daki gibi olacak mı?’ diye sorgulamış. ABD’nin bir emekli albayı ise ‘İran’dan sonra sıra Türkiye’de’ diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız tarihi ve manevi hakikat, aynısıyla da farz-ı ayndır" dedi.Konuşmasında, İran’ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi."Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir"Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı.Bahçeli, İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti."Anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir"Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti’nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu’nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu’dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu’nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; Bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu’daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu."Ankara, çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir"Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel anılarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh’ kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara’ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı’nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus’taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi."Öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de budur"Başkent Ankara’nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:"Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın koşullarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye’nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünya’ya Ankara’dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."