POLİTİKA
18 Nisan 2026 Cumartesi - 17:13 Başkan Tugay: "Bu şehrin başını öne eğdirmeyeceğiz" İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ESHOT Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı faaliyet raporları, nisan ayı olağan meclis toplantısında oy çokluğu ile kabul edildi. Tartışmaların yaşandığı meclis oturumunda konuşan Başkan Tugay, İzmir’in merkezi bütçeden aldığı payın düşük olduğunu savundu, TOKİ’nin Karşıyaka’daki satışına tepki gösterdi. Tugay, "Biz bu şehrin başını öne eğdirmeyeceğiz" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin nisan ayı olağan meclis toplantısının üçüncü birleşimi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay yönetiminde gerçekleştirildi. Meclis oturumunda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ve ESHOT Genel Müdürlüğü’nün faaliyet raporları görüşüldü. Yaklaşık 6 saat süren meclis oturumunun ardından iki faaliyet raporu da oy çokluğu ile kabul edildi. Meclis oturumunda, siyasi partilerin meclis üyeleri İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ESHOT’un 2025 yılı faaliyet raporu hakkında konuşma yaptı. Meclis oturumunda konuşmalar sırasında protestolar yaşandı. AK Partili meclis üyelerinin Başkan Tugay’a yönelik açıklamalarının ardından meclis oturumunda kısa süreli arbede yaşandı. Eleştirilere yanıt vermek üzere Başkan Tugay’ın kürsüye gelmesinin ardından AK Parti grubu meclis oturumunu terk etti. "Bizim muhatabımız İzmir halkıdır" Başkan Cemil Tugay, "Biz bu tabloya daha önceki görüşmelerden alışığız. Maalesef bazı AK Partili meclis üyeleri insanların kabul edemeyeceği kötü sözler ederek, insanların adeta onuruyla oynayacak ifadeler kullanarak, işi tahammül edilemeyecek noktaya getiriyorlar. Bunu bilinçli yapan birkaç kişi var. Ancak bizim muhatabımız İzmir halkıdır" dedi. "Yalan söylemekten utanmayan insanlar var" Çiğli Atıksu Artıma Tesisi’nde yaşamını yitiren personel üzerinden söylenen ifadelere ilişkin konuşan Başkan Tugay, "Alalen yalan söylemekten utanmayan insanlar var. Aile hassas durumda, onları üzmememiz lazım. Konu hem adli hem de idari soruşturma altında. Bir yalan söyleniyor dedim. Vinci aile çağırdı, o vincin parasını İZSU ödemedi deniyor dedim. Bunları söyledikten sonra İzmir’in milletvekili olan ama maalesef çok kötü huyları olan kişi, yanına kameraları alarak bu insanların evine gidiyor. Ondan sonra benim buradaki konuşmamdan bir cümleyi insanlara dinletiyor. Vincin parasını aile ödemedi cümlesini dinletiyorlar. Aile de hayır biz ödedik diyor. Sonra bir fatura çıkıyor ortaya. Bu parayı MHP ilçe başkan yardımcısı ödemiş. Arkasından sizin milletvekiliniz bizi suçladığında biz neden o faturayı o ilçe başkan yardımcısının ödediğini anlıyoruz. Milletvekiliniz o insanların duygularını istismar ediyor. Biz o insanların üzüntüsünü ilk andan beri paylaşıyoruz. Sanki ben aileyi parayı ödememekle suçluyormuşum gibi yansıtıyorlar. Bize bu iftiraları atarken onurumuz inciniyor. Bunlar nasıl insanlar, nasıl vicdansızlık... Buna tepki göstereceğiz, çünkü insanız. İftira atacaksınız, saygısızlık yapacaksınız, ondan sonra tepki göstermeyin diyeceksiniz. Bu memleketi mahvettiniz" şeklinde konuştu. "İzmir öyle ayaklar altına alınıp paspas edilecek bir şehir değil" İzmir’in "ayaklar altına alınıp paspas edilecek bir şehir olmadığını" ifade eden Tugay, "İzmir halkının iradesine kimse bu kadar saygısızlık yapamaz. 12 bin kilometrekareden fazla bir alanda, 30 ilçede, 1296 mahallede binlerce kilometrelik yolu olan bir şehirden bahsediyoruz. Bu şehir bu sene aşırı yağışlarla kaç tane afete maruz kaldı? Şehrimizin altyapı sorunları tabii ki var. Türkiye’de hangi şehrin altyapı sorunu yok? AK Partili şehirleri su basmadı mı? Tabii ki sorun var. Bunun için gece gündüz bütün mahallelerde çalışmıyor muyuz? Bu şehrin her köşesine gittik. Biz bu ülkenin bir parçasıyız" ifadelerini kullandı. "Kur farkından oluşan yük 7 milyar 800 milyon lira" İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan kesintilere ve artan yüküne rağmen hiçbir kredisinin onaylanmamasına tepki gösteren Başkan Tugay, "Biz bu dönem yurt dışından hiçbir kredi alamadık. En az iki yıldır bekleyen krediler var. Geçmişte krediler alınmıştı, bugün ödemesini yapıyoruz. Geçmiş dönemde alınan kredilerden dolayı geçen yılda oluşan kur farkı 7 milyar 800 milyon lira. Bu kur farkına bu ülkeyi yönetenler sebep olmadı mı? Belediyeler halka hizmet eden kurumlar, destek olun diyoruz. Elimizdeki kaynakları kes, kredileri onaylama, yapman gereken işleri yapma, sorumlulukları reddet, bizi burada sorunlar içinde boğ, biz cansiperhane hizmet edelim. Ondan sonra diyin ki belediyeler çalışmıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarihinde en çok borç ödemiş belediyedir" ifadelerini kullandı. "İzmir 77’inci sırada" İzmir’de merkezi hükümet tarafından yapılması beklenen ve seçim döneminde AK Parti tarafından İzmirlilere vaat eden çevreyolu gibi yatırımları hatırlatan Başkan Tugay, "İzmir’den toplanan vergilerin sadece yüzde 3,45’i İzmir’e yatırım olarak dönmüş. Türkiye’de toplanan vergiyle yatırım oranı açısından İzmir 77’nci sırada. Bu İzmir’e düşmanlık değil de nedir? Belediyeyi suçlamaktan başka işleri yok" diye konuştu. "Bu devlet kurumları ne zaman sorumluluk alacak" Kamuoyunda yapılan eleştirilere rağmen İzmir halkının sahada İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı çalışmaların farkında olduğunu ifade eden Başkan Tugay, "Halk bunların farkında, bizi sahada görüyor. Yangın oluyor oradayız, sel oluyor oradayız. DSİ Kınık’ta sorumluluğunda olan ve çöken köprüyü yapmıyor, ben arkadaşlarımıza yapın dedim. Biz ne zaman işin sorumluluğunu üstümüzden attık? Körfez’i temizleme sorumluluğu bizde değil ama biz temizliyoruz. Biz bu devletin her kurumuna yardımcı olmak için her yere koşturuyoruz. Bana bir tane devlet kurumu göstersinler. Biz ne zaman zorluk çıkardık, hangi devlet kurumunun işine engel olduk? Yapmadık, yapmayız. Çünkü biz bu memleketin evladıyız" diye konuştu. "Nerede iyilik, nerede vicdan, hani hizmet" Başkan Tugay, "Ben Allah’ın kuluyum. Ben Allah’tan korkuyorum ve yalan söyleyemiyorum. Devletin bütün imkanları elinizde, ne yapıyorsunuz? Bir telefonla istediğinizi yaptırıyorsunuz, ama o telefonla aynı şekilde yapılan işe de engel oluyorsunuz. Olmayacaksınız. Buna hakkınız yok. Bizler sizin koyun sürüleriniz değiliz. Bu insanlar bu ülkenin vatandaşı. İzmir’e verdiğiniz her kuruş, bu şehrin halkının ödediği vergilerdir" ifadelerini kullandı. "Ulaşımda en ucuz şehir" ESHOT’un faaliyet raporu hakkında konuşan Başkan Tugay, "ESHOT için bizim aylık sübvansiyonumuz 1 milyar lira. 90 dakika uygulamasıyla 2 milyar lira insanların cebinde kaldı. İzmir, ulaşımda en ucuz hizmeti veren şehirdir. Zam yapmış halimizle en düşük bilet fiyatına sahibiz. İnsafı olan bu otobüslerin yakıtından ÖTV almayalım der" dedi. "TOKİ belediye hizmet alanını kime niye sattı" Kamuoyuna soru soran Başkan Tugay, "Dün Karşıyaka’da TOKİ belediye hizmet alanı sattı. Belediye hizmet alanını kim niye alsın? TOKİ tarihinde ilk defa alımda öncelik verdiği bir şartnameyle çıktı ihaleye. Dedi ki burada hissesi olana alımda öncelik veriyoruz dedi. Arkadaşlarıma belediye hizmet alanı olduğu için ihaleye girmelerini söyledim. Gittiler, hissemiz olmadığı için ihaleye giremediler. Başka kimse de giremedi. Orayı satışa çıktığı fiyattan, metrekaresi 45 bin liradan sadece bir kişi alabildi. TOKİ öyle bir ihale yaptı ki başka kimse alamaz o binayı. Yapılan şeytanlığa nutkum tutuldu. Meğerse bir buçuk ay önce 94 metrekarelik hazine hissesini birilerine satmışlar, ondan sonra satışı sadece onun alacağı şekilde planlamışlar. Biz buna dava açacağız. Biz bu halkın bir parçasıyız. Buraya çalışmak için geldik. Bu halkın hakkını aramak için geldik. Onun için bize hakaret edilmesini içerliyoruz. Biz bu şehrin başını öne eğdirmeyeceğiz" şeklinde konuştu. Büyükşehir bütçesi 77, 8 milyar lira İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 yılı çalışma döneminde toplam bütçe, 77,8 milyar TL olarak gerçekleştirildi. Bu bütçenin 16, 2 milyar lirası yatırımlara ayrıldı. 5 stratejik alanda 161 faaliyet ve 245 performans hedefi yürütüldü. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından alınan yüksek notlar, İzmir’in finansal piyasalardaki gücünü ve bütçe esnekliğini bir kez daha kanıtladı. Yüksek enflasyona rağmen sergilenen dirençli duruş, belediyenin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle birleşerek verimli projelerin önünü açtı. En son 2016 yılında Moodys’ten alınan AAA derecelendirme notu yeniden kazanıldı. Bütçenin yüzde 36’sına tekabül eden 17,2 milyar liralık pay Buca Metrosu, Buca Onat Tüneli, yol yapım ve asfalt çalışmalarına ayrıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet kalitesini artıran çok sayıda yapı kente kazandırıldı. Sosyal belediyecilik vizyonu doğrultusunda ihtiyaç sahiplerine yönelik 291 milyon 131 bin TL sosyal yardım yapıldı. Emeklilere, öğrencilere ve çocuklara binlerce kalem destekler ulaştırıldı. Dirençli kent ve yeşil İzmir hedefi doğrultusunda Karşıyaka’da 22 bin 767 yapıyı kapsayan yapı envanteri çalışması sürdürüldü; kentsel dönüşüm projeleri büyük hız kazandı. Çevreci yatırımlar kapsamında ise 781 bin metrekareden fazla yeşil alan kente kazandırıldı. "Tek Sağlık" politikasıyla 15 binden fazla sokak hayvanı kısırlaştırıldı ve 97 bin sahipsiz hayvan tedavi edildi. ESHOT’un hat sayısı 448’e, hizmet alanı bin 311 kilometrekareye ulaştı ESHOT Genel Müdürlüğü 2025 yılında ekonomik dalgalanmalara rağmen hizmet ağını genişletmeyi sürdürdü. 2025 yılı boyunca 28 yeni hat açıldı, 179 hattın güzergâhı güncellendi, 581 yeni durak hizmete alındı. Toplam hat sayısı 448’e, hizmet alanı bin 311 kilometrekareye ulaştı. 1731 otobüs ve 12 bini aşkın durak ile ESHOT, yüzde 45 biniş payıyla liderliğini korurken, İZTAŞIT dahil edildiğinde bu oran yüzde 51’e yükseldi. Başkan Tugay’ın göreve geldiği günden bugüne 125 yeni otobüs hizmete alındı; 95 otobüs tamamen yenilenerek tekrar kullanıma kazandırıldı. Veri temelli bakım ve kontrol süreçleri sayesinde arıza oranı yüzde 15,95’ten yüzde 10,29’a gerileyerek önemli bir başarı elde edildi. Toplu ulaşımda sosyal destek politikaları 2025 yılında da sürdürüldü. Bir binişin maliyeti 61,73 liraya yükselirken, yolcudan elde edilen ortalama gelir 11,27 lirada kaldı. Aradaki farkın büyük bölümü belediye tarafından sübvanse edildi ESHOT’a sağlanan toplam destek 12,7 milyar liraya ulaştı. 90 dakika Ücretsiz Aktarma Sistemi ile 87 milyon aktarma gerçekleştirildi; yaklaşık 2 milyar lira İzmirlinin cebinde kaldı Genç İzmirim Kart başta olmak üzere sosyal tarifelerle her 10 binişin yaklaşık 6’sı ücretsiz ya da indirimli olarak yapıldı. ESHOT’un atölye üretimi ve geri kazanım çalışmaları sayesinde, 132 milyon TL tasarruf sağlandı. Telemetri sistemiyle 192 bin litre yakıt tasarrufu elde edildi. Bu tasarruf, yaklaşık 11 otobüs maliyetine denk bir katkı oluşturdu. "Eşitliğe Sür" projesi kapsamında, kadın şoför sayısı 290’a ulaştı. Kadın sürücü oranı yüzde 11’e çıkarak dünya ortalamasının iki katına yükseldi. 80 milyon Euro finansman desteği öngörülen ve 400 otobüsü kapsayan Dinamik Şarjlı Elektrikli Otobüs Projesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı onayı bekleniyor.
Başkan Selmanoğlu: "AK Parti milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir"
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:32 Başkan Selmanoğlu: "AK Parti milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir" AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, "AK Parti, yalnızca bir siyasi hareket değil; milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir"dedi. Elazığ’ın Maden ilçesi ile Gezin bölgesinden bir grup vatandaş, düzenlenen programla AK Parti saflarına katıldı. Gerçekleştirilen katılım programında yeni üyelik işlemleri yapılırken, birlik ve beraberlik mesajları verildi. Yeni üyelerle buluşma programına Ak Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekilleri Prof. Dr. Erol Keleş ve Ejder Açıkkapı, Merkez İlçe Başkanı Hasan Çalışkan ve Gençlik Kolları Başkanı Koray Adsız ile teşkilat mensupları katıldı. Programda yeni üyelik müracaatında bulunan vatandaşlar ile istişare edilerek, AK Parti’nin Elazığ genelinde büyümeye devam ettiği vurgulandı. AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, "Bugün Maden ve Gezin bölgemizden aramıza katılan kıymetli hemşehrilerimizle birlikte teşkilatımızın gücünü arttırmış bulunuyoruz. AK Parti, yalnızca bir siyasi hareket değil; milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir. Her geçen gün büyüyen bu aileye katılan her bir kardeşimiz, Türkiye’nin güçlü yarınlarına olan inancın en somut göstergesidir. Bizler; ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayışla yol yürümeye devam ediyoruz. Elazığ’ımızın her köşesinde gönül köprüleri kurarak, milletimizle omuz omuza, istişare ve ortak akıl çerçevesinde hizmet üretmeyi sürdüreceğiz. Bu vesileyle ailemize katılan tüm büyüklerime, kardeşlerime ‘hoş geldiniz’ diyor, katılımlarının ilimize ve partimize hayırlı olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. Program, hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.
AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı’dan mecliste yaşananlara tepki
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:29 AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı’dan mecliste yaşananlara tepki AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde faaliyet raporu görüşmeleri sırasında yaşananlara tepki gösterdi. Saygılı, eleştiriden kaçan ve söz hakkını engelleyen bir anlayışın kente hizmet edemeyeceğini belirtti. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, mecliste gerçekleştirilen görüşmelere ilişkin bir açıklama yaptı. Saygılı, "İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde dün yaşananlar, tam anlamıyla demokrasiye gölge düşüren bir tabloyu ortaya koymuştur. Faaliyet raporları, bir belediye meclisinin kenti adına görüşeceği en önemli gündemlerden biridir" ifadelerini kullandı. "Eleştiriden kaçmıştır" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın tutumunu eleştiren Saygılı, "Sayın Cemil Tugay, iki yıllık icraatlarının konuşulacağı bu kritik oturumda yönetmeliklere ve siyasi teamüllere uygun olmayan bir tutum sergileyerek İzmir Büyükşehir Belediyesinde bir ilke imza atmıştır. Grup başkan vekillerine söz hakkı tanımayarak eleştiriden kaçmış, yapılmayan işlerin konuşulmasını engellemeye çalışmıştır" şeklinde konuştu. "Kabul edilemez bir yaklaşım" Meclis öncesinde alınan kararlara uyulmadığını savunan Saygılı, "Üstelik meclis öncesinde CHP Grup Başkanlığı ile yapılan toplantıda süreler ve işleyiş konusunda mutabakata varılmış olmasına rağmen, bu uzlaşıya aykırı şekilde sürelerin kısılması ve konuşmaların sınırlandırılması kabul edilemez bir yaklaşım olmuştur. Bu tavır, şeffaflıktan uzak bir yönetim anlayışının açık göstergesidir" sözlerine yer verdi. "Asıl engelin kim olduğu ortaya çıkmıştır" Konuşmaları engellemenin hizmet eksikliğini kapatmayacağını dile getiren Saygılı, "Şunu herkes bilmelidir ki, konuşmaları engellemek, süreleri kısmak ya da eleştiriden kaçmak, İzmir’in yaşadığı hizmet eksikliğini ortadan kaldırmaz. Aksine, bu tutum hizmet üretemeyen bir yönetimin gerçeğini daha da görünür hale getirir. Bugün gelinen noktada ’engelleniyoruz’ söyleminin de bir karşılığı kalmamıştır. Çünkü bizzat belediye meclisinde faaliyet görüşmelerini engelleyerek asıl engelin kim olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. İzmir, hizmet beklemektedir. Tartışmadan kaçan değil, hesap veren ve üreten bir belediyecilik anlayışını hak etmektedir" dedi.
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: "Bu savaş Batı’nın Rusya’ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır"
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:16 Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: "Bu savaş Batı’nın Rusya’ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır" Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna savaşından NATO’nun genişlemesine, Filistin meselesinden küresel ekonomideki dönüşüme kadar birçok başlıkta Batı’yı hedef aldı. Lavrov, "Bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Batı, trajedileri kendi halkını seferber etmek ve kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Lavrov, Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun genişleme politikası, Batı’nın güvenlik yaklaşımı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve küresel ekonomik sistemdeki dönüşüme ilişkin sert değerlendirmeler yaptı. "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir" Sergey Lavrov, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya’nın eşit muhatap olarak görülmediğini savunarak, Batı’nın verdiği sözleri yerine getirmediğini öne sürdü. NATO’nun genişlemesine ilişkin sözlü taahhütlerin daha sonra yok sayıldığını belirten Lavrov, bu durumun yalnızca sözlü güvenceyle sınırlı kalmadığını, 1999 yılında İstanbul’da düzenlenen AGİT Zirvesi’nde kabul edilen belgelerde de "güvenliğin bölünmezliği" ilkesinin kayıt altına alındığını anlattı. Kasım-Aralık 2021 döneminde Batı’ya yeniden hukuki güvenlik garantileri önerdiklerini söyleyen Lavrov, bu girişimlerin karşılıksız bırakıldığını belirterek, "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir. Hepsi bu. Döngü kapanmış oldu" dedi. "Ukrayna, Rusya’ya karşı mücadele aracına dönüştürüldü" Lavrov, Ukrayna krizinin son yıllarda ortaya çıkmış bir başlık olmadığını savunarak, sürecin çok daha önce şekillenmeye başladığını ileri sürdü. Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılan bir araca dönüştürüldüğünü öne süren Lavrov, "Bugün konuştuğumuz olaylar, Ukrayna krizinden çok önce, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılacak bir Nazi devlete dönüştürülmesinden çok önce olgunlaşmaya başlamıştı. Başka hiçbir ülke yoktur ki dili yasaklanmış olsun. Ukrayna’da Rusça dil, Anayasa tarafından hâlâ korunmaktadır; ancak buna aldırış etmiyorlar ve eğitimde, kültürde, medyada, hatta günlük yaşamda Rusçayı her yerde yasaklayan kanunlar çıkardılar. Aynı zamanda Nazizm ideolojisini ve pratiğini teşvik eden bir dizi yasa da mevcut" ifadelerini kullandı. Avrupa’nın Ukrayna’ya verdiği desteği de bu çerçevede değerlendiren Lavrov, "Ukrayna’yı bugün en aktif biçimde destekleyenlerin, Nazizmin açık şekilde yeniden canlandığı Avrupa ülkeleri olması tesadüf değildir. Ne yazık ki buna Almanya ve Finlandiya gibi ülkeler de dahildir. Britanyalılar ise hiçbir zaman Nazizm felsefesinden çok da uzak olmadılar. Dolayısıyla evet, bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Bu savaş sırasında Zelensky’nin başlıca değerleri, Rus dilinin, kültürünün, kitle iletişim araçlarının tümüyle yasaklanmasıdır. Ve onun ün kazandığı ikinci değer de Nazizmin yüceltilmesi ve meşrulaştırılmasıdır. Yani, modern Avrupa’nın değerleri de demek ki bunlarmış; çünkü Avrupa açıkça, Zelensky’nin tam da kendi değerlerini savunduğunu söylüyor" dedi. Batı’nın kendi politikalarını meşrulaştırmak için savaşı propaganda zeminine taşıdığını savunan Lavrov, "Ukrayna meselesi, anlaşılır nedenlerle öne çıkarıldı; çünkü Batı, bizim özel askerî operasyonumuzla bağlantılı olarak propaganda kartını kullanmak istiyordu. Oysa kendisi, Ukrayna’yı Rusya Federasyonu’na karşı bir mücadele aracına dönüştürme yoluna girdiğinde bunun kaçınılmaz olduğunu çok uzun yıllar boyunca biliyordu. Ama yine de trajedileri, kendi halkını seferber etmek, kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyorlar" ifadelerini kullandı. Küresel düzlemde yaşanan ekonomik rekabetin de yeni bir safhaya geçtiğini söyleyen Lavrov, enerji alanındaki mücadelenin artık farklı yöntemlerle yürütüldüğünü belirtti. BM, uluslararası hukuk ve Batı’ya "çifte standart" suçlaması Lavrov, Batı’nın "kurallara dayalı düzen" söylemini de hedef aldı. Bu kavramın hiçbir zaman somut ve ortak kabul görmüş bir zemine dayanmadığını savunan Lavrov, Kosova ile Kırım örnekleri üzerinden uluslararası hukukta çifte standart uygulandığını öne sürdü. Batı’nın bir yerde "halkların kendi geleceklerini tayin hakkı" ilkesini öne çıkarırken, başka bir yerde "toprak bütünlüğü" ilkesini öncelediğini belirten Lavrov, bunun duruma göre değişen siyasal bir yaklaşım olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler çevresindeki tartışmalara da değinen Lavrov, Ukrayna ve Grönland örnekleri üzerinden aynı ilkelerin farklı biçimde yorumlandığını savunarak, "Bunu artık nasıl yorumlayacağımı bilmiyorum ama bana göre her şey herkes için fazlasıyla açıktır" dedi "Biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz" Rusya’nın komşu coğrafyalardaki tutumuyla Batı’nın yaklaşımını karşılaştıran Lavrov, Moskova’nın müttefiklerini zorlayıcı yöntemlerle yönlendirmediğini söyledi. Özellikle Orta Asya ülkeleri üzerinde Batılı aktörlerin ekonomik ve siyasi baskı kurduğunu savunan Lavrov, bazı çevrelerin yatırım ya da yaptırım tehdidiyle Rusya ile yürütülen projeleri durdurmaya çalıştığını öne sürdü. Lavrov, "Elbette hepimiz şunu kabul edebiliriz; biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz. Ne büyükelçilerimiz ne de mevcut şartlarda NATO üyesi Avrupa ülkelerinde bulunan diğer temsilcilerimiz, üye ülkelerin topraklarında dolaşıp müdahalede bulunmuyor. Ve biz, Batı’nın yaptığını yapmıyoruz. Taklitçilik etmiyoruz; Batı’nın ve özellikle Amerikalıların uzun zamandır yaptığı şeyi yapmıyoruz. Üstelik bunu Biden döneminde başlattılar ve şimdi de sürdürüyorlar. Avrupalılar da bizim komşumuz olan ülkelere, bir zamanlar aynı imparatorlukta ve aynı Sovyetler Birliği’nde bulunduğumuz, ayrıca ekonomi, savunma, güvenlik, kamu düzeni, gümrük işleri ve benzeri birçok alanda Rusya Federasyonu’yla çeşitli anlaşmalar çerçevesinde müttefik olan ülkelere gittiklerinde aynı şeyi yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Gönüllüler koalisyonu" değerlendirmesi ABD’nin Avrupa’nın güvenlik yükünü azaltma arayışına girdiğini savunan Lavrov, bunun yerine Avrupa Birliği, Britanya, Türkiye ve Ukrayna’yı da kapsayan yeni bir blok fikrinin tartışıldığını söyledi. Ukrayna ordusunun bu yapının çekirdeği haline getirilmek istendiğini ileri süren Lavrov, bu çerçevede Zelenskiy ve Ukrayna askeri yönetimiyle ilgili sert değerlendirmelerde bulundu. Lavrov, "Kısacası gidişat, ‘gönüllüler koalisyonu’na benzer bir oluşuma doğru ilerliyor. Bu ismi onlar buldu ve şimdi daha çok gerçekten öyle görünmek isteyenlerin koalisyonuna, yani gerçekmiş gibi görünmek isteyenlerin koalisyonuna benziyorlar. Ama bana kalırsa çok yakında bu yapı, modası geçmişlerin koalisyonuna dönüşecek. Ben, Avrupa ülkelerinin ulusal çıkarlarının açıkça rövanşist ve militarize bir politikanın dayatılmasıyla nasıl karşılanabileceğini göremiyorum. Üstelik modern insanlık tarihinde üçüncü kez küresel tehdit yine Avrupa’dan kaynaklanacak ve onlar şimdi her yolla Ukrayna’nın bu küresel tehdidin tetikleyicisi haline gelmesini sağlamaya çalışıyorlar. Ancak Devlet Başkanı bunu birçok kez söyledi: Bizim de cevap verecek imkânlarımız var" dedi. Filistin, Gazze, Golan Tepeleri ve Hürmüz vurgusu Lavrov, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde ise Filistin meselesinin geri plana itilmemesi gerektiğini söyledi. İsrail-Filistin sorununda Birleşmiş Milletler kararlarının zamanla etkisizleştirildiğini savunan Lavrov, Batı’nın burada da seçici bir hukuk anlayışıyla hareket ettiğini ileri sürdü. Golan Tepeleri, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Lübnan’la ilgili gelişmelere değinen Lavrov, iki devletli çözüm kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesinin "tarihî bir hata" olacağını ifade etti. Gazze için önerilen planların BM’nin önceki kararlarıyla ne ölçüde bağdaştığını sorguladıklarını belirten Lavrov, "Birleşmiş Milletler’in iki devletin, yani Yahudi devleti ile Arap Filistin devletinin kurulmasına ilişkin tarihî kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesi ve fiilen ortadan kaldırılması gerçekten üzücü olur" dedi. Hürmüz Boğazı ve Suriye başlıklarının da bölgesel denklemde dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgulayan Lavrov, bugünün manşetlerine sıkışan bir diplomasi anlayışının kalıcı sorunları çözmeyeceğini savundu. "Küreselleşme sona erdi" Biden döneminden bu yana parçalanma, bölgeselleşme ve ticaret savaşlarının hızlandığını söyleyen Lavrov, doların yaptırım aracı haline getirilmesinin küresel sistemde güven kaybına neden olduğunu ifade etti. BRICS başta olmak üzere birçok yapının Batı’dan bağımsız ödeme, sigorta, yatırım ve finans mekanizmaları üzerinde çalıştığını belirten Lavrov, şöyle devam etti: "Masumiyet karinesi ve en önemlisi, ticarette, ekonomide ve her alanda tüm engellerin kaldırılması. Bildiğiniz gibi bu küreselleşme artık sona ermiş bulunuyor. Şimdi uzun zamandır, daha Biden döneminden beri, parçalanmayı, bölgeselleşmeyi ve ABD’nin kendi konumunu güçlendirme, eski konumlarını koruma yöntemi olarak aktif biçimde kullandığı ticaret savaşlarını gözlemliyoruz. Bunların elbette küreselleşmeyle hiçbir ilgisi yok. Bu yeni bir hayat. Ve boşuna değil; giderek daha fazla sayıda alt bölgesel yapı, yalnızca düşünmekle de kalmıyor, artık aynı doların dayatmasından kendini korumak için fiilen çalışıyor. Çünkü dolar bir savaş aracına dönüştürülmüş durumda." "Bazıları bugün yaşananları Üçüncü Dünya Savaşı olarak görüyor" Konuşmasının sonunda değişen küresel tabloda diyalog kanallarının açık tutulmasının önemine işaret eden Lavrov, büyük güçler arasında doğrudan temasın önem kazandığını söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daha önce BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesiyle zirve önerdiğini hatırlatan Lavrov, bugün bazı Batılı liderlerin söylemleri nedeniyle geri adım atmasının zorlaştığını dile getirdi. Lavrov, "Bazıları, ‘İşte ’Üçüncü Dünya Savaşı budur; sadece artık dünya savaşlarının bu yöntemlerle yürütüldüğünü henüz tam kavrayamıyoruz’ diyor. Buna bizim hüküm vermemiz doğru olmaz; bunu tarihçiler değerlendirecektir" sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Emine Erdoğan: "Çocuklarımız için şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız"
18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:18 Emine Erdoğan: "Çocuklarımız için şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız" Emine Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada Filistin ve Gazze için uluslararası topluma destek çağrısında bulunurken, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden çocukların ailelerine başsağlığı diledi. Günümüz çocuklarının içine sürüklendiği şiddet sarmalına terk edilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, "Çocuklarımız için şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız" dedi. Antalya’da düzenlenen Antalya Diplomacy Forum kapsamında gerçekleştirilen "Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan; BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Najat Maalla M’jid, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başbakanı’nın eşi Mirela Bocirovic ve akademisyen Ilan Pappe ile bir araya geldi. "Vereceğimiz mesajlar savaş kurbanı olan çocuklar için yepyeni bir hayatın umut olsun" Oturumda konuşan Emine Erdoğan, "Bu sene 5’incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle sizlerle buluşmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade ediyorum. Dünyanın dört bir yanından katılım sağlayan kıymetli misafirlerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu buluşma, en ufak anlaşmazlıklarda dahi silahların konuştuğu dünyamızda, insanlık onuruna en çok yakışan değer olan diyalog ve diplomasiyi sürdürme kararlılığımızın bir göstergesidir. Temennim odur ki vereceğimiz mesajlar kalplere dokunsun, daha da önemlisi dünyanın dört bir yanında savaşların kurbanı olan çocuklar için yepyeni bir hayatın umut ışığı olsun" dedi. "Çocuklarımız için şiddeti normalleştiren her unsura karşı kararlı mücadele edeceğiz" Sözlerinin başında Şanlıurfa’da ve ardından Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen silahlı saldırılardan dolayı duyduğu derin üzüntüyü ifade eden Erdoğan, "Saldırılarda hayatını kaybeden kıymetli öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine, yakınlarına ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum. Hastanede tedavi gören evlatlarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmasını temenni ediyorum. Çocuklar ve gençler bir milletin ümidi ve yarınlarıdır. Onları içine düştükleri bu şiddet sarmalına terk edemeyiz. Şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız. Özellikle dijital dünyada ve kültür endüstrisinde yer alan kontrolsüz şiddet içeriklerinin çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat edilmelidir. Temennim odur ki hiçbir öğretmen, hiçbir öğrenci ve hiçbir aile böyle acılarla sınanmasın. Bir kez daha milletimize ve acılı ailelerimize başsağlığı diliyorum" şeklinde konuştu. "Filistin’de eğitim direnişin ve umudun adı oldu" Filistin halkının 1948’de öz vatanlarından sürgün edildiğinde, mülteci kamplarındaki ilk işlerinden birinin okul kurmak olduğunu dile getiren Erdoğan, "O günden bu yana eğitim, Filistin halkı için bir direniş ve varoluş cephesi olmuştur. Çocukların ve gençlerin ellerinden düşürmedikleri defter ve kalem, Filistin’in geleceğine dair umudun sembolüdür. 7 Ekim sonrasında Gazze’de yaşanan soykırım, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir. Gazze’nin dört bir yanında, harabeler ve çadırlar arasında, bombaların gölgesinde eğitim devam etmiştir. Öğretmenler ve eğitimciler sivil direnişin en önemli aktörleri olmuşlardır" ifadelerini kullandı. "Eğitim barışı beklerken durdurulamaz" Tam 78 yıldır süren abluka ve bitmeyen saldırılara rağmen eğitime ara vermeyen Filistinlilerin, dünyaya çok önemli bir mesaj verdiğini ifade eden Erdoğan, "Eğitim, barışı beklerken askıya alınabilecek bir faaliyet değildir. Filistinliler sadece bir savaşın içinde değil, yaklaşık bir asırdır sistematik bir kültür kırımı, eğitim kırımı ve soykırıma maruz kalmaktadır. Bugün Gazze’de okul ve üniversite binalarının yüzde 90’dan fazlasının yıkılmış olması bu stratejinin bir sonucudur. Bu, savaşın yan hasarı değildir. İsrail, kütüphaneleri ve yüzyılların mirası olan kültür varlıklarını kasten bombalayarak Filistin’in varlığını hedef almaktadır. Amaç, Filistin halkına ait tarihî ve kültürel izleri tamamen silmektir" dedi. Çocukların yaşadığı dram ve uluslararası çağrı 7 Ekim öncesinde dünyanın en yüksek okuryazarlık oranlarından birine sahip olan Gazze’de bugün yaklaşık 637 bin çocuğun yüzde 60’ı eğitime erişemediğini dile getiren Erdoğan, "Bunun yanı sıra 90 bin üniversite öğrencisi eğitimine devam edememektedir. 1 milyondan fazla çocuk ise ruhsal yaralarla acil psikososyal desteğe ihtiyaç duymaktadır. Geçtiğimiz günlerde Gazze’de 3-5 yaşlarındaki çocukların oyuncak bir bebeği şehit gibi taşıdığı cenaze oyunu, medyada geniş yankı uyandırmıştır. Oysa çocuk oyunları denildiğinde akla saklambaç, bebek oyunları gelir. Ancak Gazze’nin çocukları artık ölümün ötesinde bir hayal kuramamaktadır. Öyle ki orada oyuncak bebekler bile ‘ölmektedir.’ Buna rağmen Gazze’de eğitim sürdürülmekte, mezuniyetler yapılmakta ve kolektif öğrenme kültürü ayakta tutulmaktadır. Ne yazık ki sadece birkaç gün önce İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde çocukların eğitim aldığı çadırlara açtığı ateş sonucu 9 yaşındaki bir kız çocuğu hayatını kaybetmiştir. Annesinin sevgiyle büyüttüğü bir evladın ölümü tüm dünyayı ayağa kaldırmalıdır. Çocuklara karşı savaş yürütecek kadar akıl dışı, gayri insani ve hukuksuz bir şiddetle karşı karşıyayız. Uluslararası toplumun harekete geçmesi ve bu korkunç çocuk katliamına dur demesi için daha kaç çocuğun ölmesi gerektiğini bilmiyorum" şeklinde konuştu. Türkiye’nin yardım çalışmaları ve çağrı Türkiye olarak 7 Ekim’den bu yana Kızılay, AFAD ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumlar ile Filistinli vatandaşlara destek olmak için insani yardım faaliyetleri yürüttüklerini ifade eden Erdoğan, "Bu süreçte 110 bin tondan fazla insani yardımı Gazze’ye ulaştırdık. Ancak 80-90 kilometrekarelik dar bir alana sıkışmış 2 milyon Filistinliye hâlâ yeterli insani yardım ulaştırılamamaktadır. Uluslararası yardımlar ise İsrail tarafından engellenmektedir. Bu vesileyle tüm ülkelerin Filistin halkının yanında durmasının ve gerekli siyasi ile finansal desteği vermesinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Filistin halkı küllerinden doğacak bir Filistin’e inanıyor, biz de buna inanıyoruz. O yüzden gelin el ele verelim; medeniyet değerlerinin ve insanlık vicdanının dimdik ayakta olduğunu gösteren bir Filistin’i birlikte inşa edelim" dedi.
MHP’li belediyeler Manavgat’ta toplandı
18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:17 MHP’li belediyeler Manavgat’ta toplandı MHP’nin ’Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’ Manavgat’ta başladı. Toplantıda konuşan Yerel Yönetimlerden Sorumlu MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, "Günümüzde hemen her gün basına düşen, ekranlarda yer alan rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma, imar rantı üzerinden menfaat temini gibi sorunlar, bize göre yalnızca hukuki değil aynı zamanda ahlaki ve milli bir beka sorunudur çünkü yolsuzluk, devletle millet arasındaki güven bağını çürüten ahlaksız bir ihanettir" dedi. Manavgat’taki toplantıya Yerel Yönetimlerden Sorumlu MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, parti yöneticileri ve belediye başkanları katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda açılış konuşmasını gerçekleştiren Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, son dönemde yaşanan olaylarla dünya çapında güç dengelerinin yeniden şekillendiğini söyledi. Devletler arasında ekonomik, siyasi ve askeri rekabetin belirginleştiğini söyleyen Durmaz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından ortaya konulan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da desteğiyle devlet projesine dönüşen ’Terörsüz Türkiye’ vizyonunun toplumsal huzurun, milli birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesini hedefleyen kardeşlik projesi olduğunu ifade etti. Durmaz, Türkiye için en önemli olanın iç cepheyi tahkim etmek, milletin birlik ve beraberliğini güçlendirmek, terörün istismar alanlarını tamamen ortadan kaldırmak olduğunu söyleyerek köklü devlet geleneği ve sarsılmaz milli birliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin bu fırtınalı coğrafyada emin adımlarla yoluna devam edeceğini, hiçbir emperyalist gücün yolundan döndüremeyeceğini belirtti. Türk kültür ve medeniyetinde şehircilik anlayışının, insan onurunun korunduğu, sosyal adaletin gözetildiği, çevrenin ve tüm canlıların muhafaza edildiği yaşam alanı olduğunu, MHP’nin de kadim Türk şehircilik geleneğinin en yetkin temsilcisi olduğunu vurgulayan Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, belediyeler ve şehirlerin yeni ve çok boyutlu risklerle karşı karşıya bulunduklarını söyledi. Durmaz, büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasında yetkilerin yeniden ve tam olarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de belediyelerdeki en önemli sorunlardan birinin ahlaki kavramların aşınması olduğunu anlatan Durmaz, "Belediye bütçeleri, bir siyasi partinin, bir zümrenin, bir çevrenin değildir. Doğrudan doğruya aziz milletimizin alın teriyle oluşmuş kamu kaynağıdır ancak bugün hepinizin malumu olduğu üzere birçok belediyede gösteriş odaklı projeler, ihtiyaç dışı harcamalar, şatafatlı ve bir o kadar pahalı organizasyonlar, verimsiz iştirakler, plansız yatırımlar sebebiyle ciddi bir kaynak israfı yaşanmaktadır. Belediye başkanı o şehrin emin kişisidir. Şehri bütün değerleriyle mukaddes bir emanet olarak görüp sahiplenmelidir. Günümüzde hemen her gün basına düşen, ekranlarda yer alan rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma, imar rantı üzerinden menfaat temini gibi sorunlar, bize göre yalnızca hukuki değil aynı zamanda ahlaki ve milli bir beka sorunudur çünkü yolsuzluk, devletle millet arasındaki güven bağını çürüten ahlaksız bir ihanettir" ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz’ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.
Ege Belediyeler Birliğinde Başkan Çavuşoğlu güven tazeledi
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:38 Ege Belediyeler Birliğinde Başkan Çavuşoğlu güven tazeledi Ege Belediyeler Birliği’nin Denizli’de düzenlenen olağan meclis toplantısında, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu yeniden başkanlığa seçildi. Yeni yönetim kadrosunun da şekillendiği toplantıda birlik, beraberlik ve demokrasi vurgusu öne çıktı. Turizm cenneti Pamukkale’de gerçekleştirilen Ege Belediyeler Birliği Meclis Toplantısı’nda bölgedeki üye belediyelerin başkanları, meclis üyeleri ve yerel yönetim temsilcileri katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu, geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’i anarak başladı. "Adalet kişiye göre dizayn edilmemeli" Hukuk süreçlerinin tarafsızlığına dikkat çeken Başkan Çavuşoğlu, "Belediyelerimiz üzerinden başlatılan ve henüz yargılama aşamasına geçilmeden baştan mahkum etme anlayışıyla yürütülen operasyonları kabul etmemiz mümkün değildir. Adalet terazisi kişilere veya kurumlara göre ayarlanmaya çalışılırsa, bu ülkede hiç kimsenin mal, mülk ve gelecek garantisi kalmaz. Adaletin zedelendiği yerde toplumsal güven sarsılır; bizler her zaman hukuku ve gerçek adaleti savunmaya devam edeceğiz. Seçmen iradesiyle seçilmiş meclislerin ve belediye başkanlarının yargı yoluyla dizayn edilmesi, demokrasiye olan inancı yaralamaktadır. Özellikle Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımızın tutuklanma süreci ve sonrasında gelişen yönetim değişikliği, seçmen iradesine açıkça aykırıdır. Bizler sorumluluklarımızın bilincindeyiz ve hesap vermekten çekinmeyiz; ancak bu tür siyasi dizayn çabalarının ülkemizi ileriye taşımayacağı bilinmelidir" ifadelerine yer verdi. "Sosyal belediyecilikle toplumsal bozulmanın önüne geçeceğiz" Toplumsal huzurun ancak güçlü kurumlar ve sosyal adaletle sağlanabileceğini vurgulayan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Emniyetin ve adaletin görevini başka yapıların devraldığı bir tablo, hepimiz için üzüntü vericidir. Maraş’ta yaşanan elim hadiseler, şiddetin ne denli yayıldığını göstermektedir. Eğer bizler sosyal belediyecilik anlayışını inşa edemezsek, toplumsal aşınma kaçınılmaz olur. Şehirlerimizi adaletin ve güvenin egemen olduğu merkezler haline getirmek için el birliğiyle çalışmak zorundayız." Yeni yönetim belirlendi Seçim sonucuna göre Bülent Nuri Çavuşoğlu yeniden Ege Belediyeler Birliği Başkanı seçilirken, birliğin yeni yönetimi de belirlendi. Birliğin 1. Başkan Vekilliğine Denizli Acıpayam Belediye Başkanı Levent Yıldırım, 2. Başkan Vekilliğine ise Burdur Yeşilova Belediye Başkanı Okan Kurd seçildi. Toplantıda ayrıca katip üyeleri ve encümen üyesi seçimleri de tamamlanarak yeni dönem yönetim şeması oluşturuldu. Belediyelere ekipman desteği Seçimlerin ardından, Ege Belediyeler Birliği tarafından nüfusu 50 binin altında olan belediyelere yönelik hazırlanan ekipman desteği dağıtım töreni gerçekleştirildi. Programda, toplam 80 belediyeye bilgisayar, yazıcı ve motorlu tırpan hibe edildi. Tören, ekipmanların temsili olarak belediye başkanlarına takdim edilmesiyle sona erdi. Program üç gün boyunca devam edecek Birliğin gelecek dönem stratejileri ve bölgesel iş birliği projelerinin karara bağlandığı program kapsamında, Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen vizyon projeler ve kentsel dönüşüm alanları, katılımcı belediye başkanlarına yerinde tanıtılacak. Denizli’nin binlerce yıllık geçmişine ışık tutan antik kentler ve restore edilen tarihi yapılar ziyaret edilerek, turizmde yerel yönetimlerin rolü üzerine istişarelerde bulunulacak. 19 Nisan Pazar gününe kadar sürecek olan etkinlikler dizisi, teknik değerlendirme ziyaretlerinin ardından sona erecek.
Bakan Kacır, 5. Antalya Diploması Forumu’nda çeşitli ülkelerden üst düzey isimlerle bir araya geldi
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:03 Bakan Kacır, 5. Antalya Diploması Forumu’nda çeşitli ülkelerden üst düzey isimlerle bir araya geldi Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ‘Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek’ temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nda çeşitli ülkelerden üst düzey isimlerle bir araya geldi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 5. Antalya Diplomasi Forumu’na katıldı. Çeşitli ülkelerden üst düzey isimlerin de katıldığı görüşmelerde bölgesel ve küresel ölçekte barış, istikrar ve refahın güçlendirilmesine yönelik iş birliği imkanları ile sanayi, teknoloji ve uzay alanındaki ortak çalışma fırsatlar ele alındı. Burada açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; barış, istikrar ve refah adına ortaya koyduğu küresel vizyona, sanayi ve teknolojide güçlü iş birlikleriyle katkı sunmaya devam edeceklerini belirtti. "Sanayi ve teknolojide güçlü iş birlikleriyle katkı sunmaya devam edeceğiz" Bakan Kacır, Türkiye’nin Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ortaya koyduğu küresel vizyona dikkat çekerek, "Antalya Diplomasi Forumu marjında, Kosova Başbakan Yardımcısı Sayın Fikrim Damka, Sırbistan Dışişleri Bakanı Sayın Marko Uri, Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Sayın Hind Kabawat, Singapur Devlet Bakanı Sayın GanSiow Huang, Brezilya Devlet Başkanı Başdanışmanı, önceki dönem Dışişleri ve Savunma Bakanı Sayın Celso Luiz Nunes Amorim, Uluslararası Uzay Federasyonu İcra Direktörü Sayın Christian Feichtinger ile verimli görüşmeler yaptık. Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde barış, istikrar ve refah adına ortaya koyduğu küresel vizyona, sanayi ve teknolojide güçlü iş birlikleriyle katkı sunmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.