ASAYİŞ - 17 Nisan 2026 Cuma 11:25

Diyarbakır’da otomobil tren ile çarpıştı: Feci kaza kamerada

A
A
A

Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde otomobil tren ile çarpıştı. Kazada 1 kişi yaralanırken, olay anı güvenlik kamerasına yansıdı.

Olay dün akşam saatlerinde Kayapınar ilçesi Huzurevleri Mahallesi’nde meydana geldi. Tren geçişi öncesi barikatların indiği bölgede hızla ilerleyen bir otomobil, görevlinin yavaşlaması uyarısına rağmen bölgeden geçen trenle çarpıştı. Kazayı görenlerin haber vermesi üzerine olay yerine 112 acil sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan 1 kişi ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Kaza anı çevredeki güvenlik kamerasına yansırken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri "Aidiyet" hissi çocukları dijital mahallelere yönlendiriyor Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, dışlanmış ve yalnız hisseden çocukların kendisini dijital dünyada güçlü görebildiğini söyleyerek, "Dijital dünya çocuklar için yeni mahalleler haline geldi" dedi. Çocukların kendilerini bir yere ait hissetmediklerinde kapalı gruplara dahil olabildiğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, "Bu noktada sadece çocuğu düşünmek bizim için aslında eksik kalacaktır. Çocuğun yetiştiği iklimi de gözlemlemek, nasıl ortamda büyüyor, kimlerle büyüyor, ne kadar etkilenerek, ne kadar ihmal edilerek büyüyor gibi noktalarda biz aslında çocuğun yetiştiği iklimi de gözlemleyerek bu sürece dikkat ediyoruz. Burada tabi ki şiddet olaylarında üzücü birçok sebep var. Çocuğun kendini bir ortama, bir gruba, bir aileye ait hissetmesi en sık gördüğümüz sebeplerden bir tanesi oluyor. Çocuk ait hissedemediğinde bu tarz davranışlara ya da farklı gruplara girmek istiyor. Bir çocuk dışlandığında, zorbalığa uğradığında, kendini yalnız hissettiğinde ve ailesine bu duyguları ifade edemediğinde çocuğun kendini ait hissedebileceği kapalı gruplara, dijital ortamlara, kendisinin içerisinde yer aldığı ve doğru-yanlış filtrelemeden kabul gördüğü her gruba girebildiği her ortam ne yazık ki artık dijital dünyada fazlasıyla mevcut. Burada şunun altını çizmek istiyorum. Çocuğun dijital dünyada oynadığı bir oyun, izlediği bir dizi ya da yaptığı herhangi bir oyun davranışı asla şiddetin tek sebebi olamaz" dedi. Hamurcu, toplum olarak çocukların gözetilmesi gerektiğini söyleyerek, "Kendisini yalnız, dışlanmış hisseden ve risk faktörü içerisinde bulunan bir çocuk için bu tarz durumlar onu çok hızlı bir şekilde bu sonuçlara ulaştırabilir. Yani aslında bu tarz durumlar maalesef destekleyici kaynaklar haline gelebiliyor. Bu yüzden burada ailelere, bizlere, sağlık uzmanlarına, okullara, eğitim veren kurumlara çok büyük işler düşüyor. Burada toplum olarak hep birlikte o çocukları gözetmemiz gerekiyor. Biz bu çocukların aile noktasında ne kadar takip edildiğini görmek istiyoruz. Çocuk herhangi bir durumda kaldığında, rahatsızlık içinde bulunduğunda ’Ben çocukken de bunlar vardı. Ne var böyle şeylerde. Büyütmeye gerek yok’ demek yerine burada bir uzmana götürmek, çocuğum etkilenmesin, etiketlenmesin, siciline işlemesin gibi tepkilerden ziyade artık ‘Çocuğumun ruh sağlığı için benim bir uzman görüşüne çocuğum için gitmem gerekiyor’ diyebilmeliler. Evde anlaşılmayan, dışlanan ve okulda zorbalık yaşayan çocuklar kendilerini ait hissetmek için dijital dünyalara gidebiliyorlar çünkü" ifadelerini kullandı. "Dijital dünya çocuklar için yeni mahalleler haline geldi" Dijital dünyanın artık çocuklar için yeni mahalleler haline geldiğini söyleyen Arzu Hamurcu, "Burada da dijital dünyaların altını çizmek istiyorum. Çünkü burası artık çocuklarımız için yeni mahalleler haline geldi. Burada kim kimi yönetiyor, neye yönlendiriyor, oradaki güç dengesi nasıl ve o güç dengesini sağlayabilmek için kendisini sosyal hayatında güçsüz hisseden çocuk, dijital dünyada güçlü hissedebilmek için neleri yapıyor ya da neleri yapmayı planlıyor noktasında birçok dijital oyunun bizlere sunduğu maalesef zararlı alışkanlıklar ediniyorlar. Burada ailelere düşen görev ise çocuk odasında oyun oynuyor, evde yanlarında diye güvende olduğunu söyleyemiyoruz. Bizim asıl istediğimiz şey bizimle sohbet edebiliyor olması, oynadığı oyunu bile bize anlatabiliyor olmasını bekliyoruz ki birçok aile ne yazık ki çocuk oyun oynuyor diye benim yanımda güvende sanıyor. Oysa ki biz o dijital ekranların arkasında asıl yönetilen, asıl güvende olmayan birçok çocuğun seans odalarında görebiliyoruz. Çocuğum etiketlenmesin diye gidilmeyen her seans ne yazık ki çocuğun hayatından ertelenmiş bir travma tepkisi olarak geri dönebiliyor" dedi.
İzmir İzmir Adliyesinde ’Bir Liderin İnşası’ konferansı düzenlendi İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran’ın sunumuyla ’Bir Liderin İnşası’ konulu konferans gerçekleştirildi. Etkinlik, adliye personeli ve yargı mensuplarını bir araya getirdi. Şehit Fethi Sekin Konferans Salonu’nda düzenlenen programa; İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü yetkilileri, başsavcı vekilleri, Cumhuriyet savcıları, hakim ve savcı yardımcıları, Adli Tıp Şube Müdürlüğü temsilcileri, avukatlar ile adliye personeli katıldı. Etkinlik, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Daha sonra enstitünün tanıtım videosu ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Medya İletişim Bürosu tarafından hazırlanan özgeçmiş videosu izlendi. Liderlik vizyonu anlatıldı Program, Rektör Prof. Dr. Yusuf Baran’ın ’Bir Liderin İnşası’ sunumuyla devam etti. Katılımcılara hitap eden Baran, bilgi ve tecrübelerini aktardı. İlgiyle takip edilen sunumda liderliğin yalnızca bir unvan olmadığı belirtildi. Liderliğin aynı zamanda vizyon ve sorumluluk gerektiren bir yolculuk olduğu vurgulandı. Sunumun tamamlanmasının ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan sahneye davet edildi. Başsavcı Yeldan tarafından Rektör Prof. Dr. Yusuf Baran’a teşekkür edilerek çiçek ve plaket takdim edildi. Konferans, çekilen aile fotoğrafı ile sona erdi.
Sakarya Yarım asırlık mirasa ikinci hayat: Hurdaya terk edilmedi, hatıralar yeniden can buldu Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde esnaflık yapan bir kişi, babasından kalan 1964 model traktör ile 1975 model Murat 124 otomobili, yıllar süren çalışma ve yurt dışından temin ettiği parçalarla aslına uygun şekilde restore etti. Kaynarca ilçesinde yaşayan Tuncay Göktaş, babasından kalan iki emektar aracı hurdaya ayırmak yerine yeniden yollara döndürmek için kolları sıvadı. Babasının geçmişte taksicilik yaptığı 1975 model Murat 124 ile çiftçilikte kullandığı 1964 model traktörü garajına çeken Göktaş, her iki aracı da orijinal parçalarıyla yeniledi. Özellikle traktörün eksik parçaları için yurt dışı kaynaklı araştırmalar yapan Göktaş, parçaları İtalya’dan getirterek restorasyon sürecini tamamladı. Geçmişte babasının traktörle tarlada, otomobille ise yollarda ekmeğini kazandığını anlatan Göktaş, aslına uygun şekilde muhafaza ettiği klasik araçlarını şimdi özel garajında saklıyor. Görenlerin ilgisini çeken klasik araçlar, hem nostalji meraklılarından hem de ilçe halkından büyük beğeni topluyor. "Ben olduğum sürece bunların hatıraları yaşayacak" Babasının hatırasına olan bağlılığı nedeniyle otomobilin geçmişte kullandığı plakayı da takip eden Göktaş, plakanın bir motosiklete geçtiğini öğrenince sahibine ulaşarak plakayı satın aldı. Araçların mirasını sonraki nesillere de aktarmak istediğini belirten Göktaş, "Traktörümüz 1965 model, babam ve dedem tarafından alınmış. O günden beri çiftçilik yapıyoruz, Taksimiz de 1975 model bununla da babamız taksicilik yapıyordu. O günden bu güne bizde, hiç değişmeden ikisi de kapımızda duruyor. Ben olduğum sürece bunların hatıraları yaşayacak. Babam Kaynarca’nın eski taksicilerinden biridir. Traktörümüz de ilçenin ilk traktörlerinden biridir. 1980 yılından sonra taksiyi biz devraldık. Bende bir süre yaptım. Sonra bıraktım. İki aracıda birebir orijinal şekilde toplattım. Eskilerin hatıralarını yaşatmak için buraya koydum. İnşallah bundan sonrada çocuklarımız devam ettirir diye düşünüyorum" dedi. "Plakayı Tekirdağ’da buldum" Bir dönem taksisini tanıdığı birisine satmak durumunda kaldığını belirten ve bir süre sonra aracı tekrar satın aldığını belirten Göktaş, "Bu aracımızı ve plakamızı 85 yılında sattık. Taksiciliği bıraktığımızda satmıştık. Tekirdağ’da Tatarlar köyünde bir motosiklette buldum. Adam plakayı satmak istemeyince motosiklet ile birlikte satın aldık. Sonra plakayı tekrar taksime geçirdim. Aracıda tekrar satın aldıktan sonra 1974’teki haline tekrar restore ettim" diye konuştu.
Kayseri Ticaretin Kökleri ve Geleceği Vizyon Çalıştayı Gön Han’da başladı Melikgazi Belediyesi ev sahipliğinde Kayseri’nin tarihi ticaret merkezi olan Gön Han, Kapalı Çarşı, Vezir Han ve Bedesten’i geleceğe taşıyacak olan ‘Ticaretin Kökleri ve Geleceği: Kayseri Kapalı Çarşı ve Hanlar Bölgesi Vizyon Çalıştayı’ Tarihi Gön Han’da başladı. Çalıştaya ev sahipliği yapan Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, açılış konuşmasında, "Çalıştayı bugün Tarihi Gön Han’da yapıyor olmamızın amacı, mimarlarımızla ve diğer paydaşlarımızla bu güzide eseri nasıl değerlendirebileceğimiz hususunda istişare etmek. Harita Mühendisiyim, şehir plancısıyım, inşaat mühendisliği bölümünde görev yaptım akademisyen olarak; teorik olarak birçok çalışma yaptık; ama belediye başkanlığında bizzat uygulamanın içine gidiyorsunuz. Bir şey hayal ediyorsunuz, uğraşıyorsunuz, projelendiriyorsunuz, birçok güçlükleri aşıyorsunuz ve bir şey ortaya çıkıyor; o ortaya çıkınca bütün yorgunluğunuz gidiyor. Gön Han’ın en eski halini gördüm ve yazgısına terk edilmiş halini gördüğümde üzüldüm. Muhtemelen bir deprem sonrasında yeniden ayağa kaldırılmayıp üstüne bir de kaçak depolar yapılarak esnaf kullanmaya başlamış. Gerçekten çok kötü durumdaydı. Hemen içerisine girerek fikir üretmeye başladım. İstanbul’da yaşayan vakıf mütevellisi ile görüştüm. Belirli görüşmelerin ardından kiraladık ve restorasyona başladık. Çalışma alanı olarak zor bir konumdaydı. 7000 kamyona yakın hafriyat çıkardık. Özenle çalıştık ve şehrimize kazandırdık. Henüz açılışını yapmadık, yakında yapacağız. Burada sosyal, kültürel faaliyetler yapacağız. Çay, kahve içeceğiz, müzikli programlarımız, söyleşilerimiz olacak. Yani yaşayan bir yer haline gelecek. Çalıştayın gündemi ticaret. Ticarete, kültüre, turizme en verimli şekilde katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Hedefimiz bütün Kapalı Çarşı‘nın fonksiyonunu yenilemek, Kayseri’ye, Türkiye’ye gerçekten güzel bir eser kazandırmak. Kazancılar Çarşısı’nı yeniledik, 700 yıllık Köşk Medrese’yi restore ettik. Bu çalışmalarımız hızla devam edecek" dedi. Mimarlar Odası Kayseri Şube Başkanı Murtaza Er ise, "Kayseri’nin kalbinde yer alan Gön Han, Vezir Han, Kapalı Çarşı ve Bedesten sadece tarihi yapılar değildir. Buralar yüzyıllardır ticaretin emeğin ve ustalığın iç içe geçtiği yaşayan canlı alanlardır. Bu yönüyle kent kimliğimizin en güçlü parçalarından biridir. Bu çalıştay ile bu kıymetli mirası korurken bugünün ihtiyaçlarına uyumlu bir hale getirmek ve geleceğe güçlü bir şekilde taşımaya çalışmak istedik. Bu programın düzenlenmesinde bu fikre karşılık veren öncelikle Melikgazi Belediye Başkanımız Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu’na ve Kayseri Kent Konseyimize ayrı ayrı teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Ticaret şehri olan Kayseri’de bu çalıştayın düzenlenmesinin çok değerli olduğunu söyleyen TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Zeynep Eres Özdoğan ise şunları ifade etti: "Uluslararası düzeyde gerçekleştirilen bu çalıştay ile birlikte Kayseri’nin merkezinde yer alan Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait hanların, kervansarayların odak noktasında olduğu bu tarihi ticaret yapılarının korunması ve yaşatılması ile ilgili bu güzel çalıştayda bir araya geldik. Biz TMMOB olarak kültürel mirasın korunması ve yaşatılması, gelecek kuşakların da bu kültür varlıkları deneyimleyebilmesi için sürekliliğin sağlanması anlamında çalışmalar yapıyoruz. O yüzden Kayseri’nin düzenlediği bu çalıştay çok değerli. Bu çalıştayda emeği olan herkese çok teşekkür ederim." İlçedeki özverili restorasyon çalışmaları için Başkan Palancıoğlu’nu tebrik eden Melikgazi Kaymakamı Sedat Sırrı Arısoy da, "Kayseri Kültepe’den başlayarak 100. yılını kutladığımız Tayyare Fabrikası’nın Kayseri’de hayat bulması, Organize Sanayi Bölgeleri ile beraber Türk ticaretinde lokomotif bir il olarak bu coğrafyanın yazgısını yaşayan bir ildeyiz. Özellikle Mustafa Palancıoğlu Başkanımızı var olan güçlü tarihi mirasın ortaya çıkartılmasında ve özverili restorasyon çalışmalarından dolayı tebrik ediyor, kendilerine teşekkür ediyorum. Çalıştayımızın, Gön Han’ın geleceği konusunda hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından İTÜ Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, "Tarihi Kentlerin Ticari Merkezlerinin Çağdaş Yaşama Uyarlanması" konulu tematik sunum yaptı. Tarihi Ticaret Bölgelerinde Koruma, Kullanım ve Yönetim İlişkisi konulu açılış panelinde ise, Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, TMMOB Mimarlar Odası Kayseri Şube Başkanı Murtaza Er, Kayseri Kent Konseyi Başkanı Ahmet Serdar Altuntuğ konuşmalarını gerçekleştirdi.