POLİTİKA - 18 Nisan 2026 Cumartesi 15:50

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati: "Diplomasi için pencereyi değil, kapıyı açmalıyız"

A
A
A
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati: "Diplomasi için pencereyi değil, kapıyı açmalıyız"

Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, ABD ile İran arasında gerilimin düşürülmesi ve nihai bir anlaşmaya ulaşılması için yoğun çaba yürüttüklerini belirterek, "Gerilimi azaltmak ve diplomasi için pencereyi değil, kapıyı açmak amacıyla çok yoğun şekilde bastırıyoruz" dedi. Abdulati, savaşın uzamasının enerji fiyatlarından gıda güvenliğine kadar tüm dünyayı etkilediğini söyledi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda basın mensuplarının sorularını cevaplayan Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, ABD ile İran arasında gerilimin düşürülmesi ve nihai bir anlaşmaya ulaşılması amacıyla yürütülen diplomatik temaslara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Abdulati, gerilimin azaltılması yönünde bölgesel düzeyde yoğun bir koordinasyon yürütüldüğünü belirterek, "Gerilimi azaltmak ve Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında nihai bir anlaşmaya varmak için çabalarımızı koordine ediyoruz. Bunu önümüzdeki günlerde yapmayı umuyoruz" ifadelerini kullandı.



"Savaşın devamı bütün dünyayı etkiliyor"


Yalnızca bölge ülkelerinin değil, tüm dünyanın mevcut krizden etkilendiğini söyleyen Abdulati, savaşın sürmesinin enerji fiyatlarında artışa, tedarik zincirlerinde aksamalara ve gübre tedarikinde sıkıntılara yol açtığını kaydetti. Abdulati, "Bu çok önemli senaryoyu gerçekleştirmek için daha fazla çaba harcıyoruz; çünkü yalnızca biz bölgede değil, bütün dünya bu savaşın devam etmesinden, enerji fiyatlarının yükselmesinden, tedarik zincirindeki eksikliklerden ve kesintilerden, gübre eksikliğinden zarar görüyor; bu da dünyanın gıda güvenliğini ve enerji güvenliğini etkiliyor. Bu yüzden gerilimi azaltma yönünde ilerlemek ve diplomasi için pencereyi değil kapıyı açmak amacıyla çok yoğun şekilde bastırıyoruz. Ve tekrar söyleyeyim, bunu mümkün kılmalıyız. Elbette mümkün ve bu yüzden çabalarımızı sürdürmeli ve bunu kazan-kazan durumuna dayalı olarak başarmak için baskımızı devam ettirmeliyiz" dedi.



"Ortak stratejimiz, ortak vizyonumuz, ortak politikalarımız var"


Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlarıyla gerçekleştirilen görüşmeye ilişkin soruyu da yanıtlayan Abdulati, önceliklerinin gerilimin barışçıl şekilde sona erdirilmesi olduğunu söyledi. Abdulati, "Her şeyden önce bu gerilimin nihai barışçıl sonucuna ulaşmak ve tansiyonu düşürmek için koordinasyon içindeyiz ve ortak bir stratejimiz, ortak bir vizyonumuz, ortak politikalarımız var. İkinci olarak da savaş sonrası bölgesel düzen konusunda ortak bir vizyon geliştirmeyi ve buna sahip olmayı düşünüyoruz. Ve bunun, komşu ülkelerin, Körfez ülkelerinin, bölgesel ortakların, buna Mısır da dahil olmak üzere, çıkarlarını ve kaygılarını dikkate alması gerekir. Ve tekrar söyleyeyim, Körfez ülkeleri için güvenliğe, garantilere tam koruma sağlamalıyız; çünkü İran’dan daha önce olanlar kınanacak nitelikteydi ve Körfez ülkelerine yönelik saldırganlıkları, saldırıları, düşmanca eylemleri kabul edemeyiz; çünkü onlar bu savaşa katılmadılar, bu savaşın tarafı değillerdi. Bu yüzden Körfez ülkelerine saldırılması kınanacak bir şeydi ve kabul edilemezdi. Bu nedenle geleceğe bakmalı ve Körfez devletlerinin ve bölgesel ortakların, buna Mısır da dahil olmak üzere, güvenlik çıkarlarını gelecekteki herhangi bir güvenlik ve bölgesel düzenlemede dikkate almalıyız" ifadelerini kullandı.



"Herkes zarar görüyor"


Mevcut krizin dünya ekonomisine etkilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Abdulati, gıda ve enerji güvenliğinin ciddi baskı altında olduğuna dikkat çekti. Abdulati, "Herkes zarar görüyor; gübre tedarik zincirindeki kesintiden dolayı gıda güvenliği de etkileniyor, ayrıca enerji fiyatlarının yüksek ya da fırlamış olması dünya ekonomisini etkiliyor" dedi.



"Rusya çok önemli bir ortak"


Rusya’nın rolüne ilişkin soruya da yanıt veren Abdulati, tüm aktörlerin gerilimin azaltılması için yapıcı katkı sunması gerektiğini belirtti. Abdulati, "Herkes gerilimi azaltmayı ilerletmek için yapıcı bir rol oynamalı. Elbette şimdi gerilimi azaltma yönünde hareket etmeliyiz; çünkü şu anda sorun yalnızca seyrüseferdeki kesinti nedeniyle erişilebilirlik değil, aynı zamanda karşılanabilirliktir; fiyatları aşağı çekmemiz gerekiyor. Ve Rusya, elbette, çok önemli bir ortaktır" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: "Kıbrıs Türk halkı azınlık statüsünü zinhar kabul etmez" Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının azınlık statüsünü asla kabul etmeyeceğini, siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından vazgeçmeyeceğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Hakkımız oradadır ve hakkımızı yedirmeyiz" dedi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından geri adım atmayacağını, çözüm iradesinin ise Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde sürdürüldüğünü söyledi. Erhürman, Kıbrıs Türk halkının tarihi mücadelesinin doğru okunması gerektiğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkının kimlik oluşum sürecinin yani 1878’den bugüne kadar olan sürecinin doğru değerlendirilmesi herkese şunu gösterir. Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Bütün mücadelesi de bunun üstünden yürümüştür. Dolayısıyla bugün itibarıyla da böyle bir ihtimal Kıbrıs Türk halkı için yok hükmündedir. Kıbrıs Türk halkı siyasi anlamda eşit ve egemenlik haklarının peşinde olan bir hattır ve çözüm iradesinde olan bir hattır" ifadelerini kullandı. "İzolasyonlar haksızdır, kabul edilmesi mümkün değildir" Kıbrıs Türk halkının geçmişte de çözüm yönünde irade ortaya koyduğunu dile getiren Erhürman, 2004 ve 2017 yıllarındaki süreçleri hatırlatarak bu iradenin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte ortaya konduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın forumdaki konuşmasına da atıfta bulunan Erhürman, adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözümden yana olduklarını ifade etti. Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonların hukuk dışı olduğunu vurgulayan Erhürman, "Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonlar haksızdır. Asla kabul edilmesi mümkün değildir" dedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin 2004 referandumunun ardından yayımladığı raporda, bu izolasyonların hiçbir meşru gerekçesinin bulunmadığının açıkça ifade edildiğini belirten Erhürman, Avrupa Birliği raporlarında da benzer değerlendirmelerin yer aldığını söyledi. Erhürman, buna rağmen Kıbrıs Türk halkının hem temel hakları ihlal edilen hem izolasyonlara maruz bırakılan hem de adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olma statüsü zedelenen bir halk konumunda tutulduğunu kaydetti. "Türkiye ile tam koordinasyon içinde ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da biliyoruz" Konuşmasında Türkiye-KKTC eşgüdümüne özel vurgu yapan Erhürman, Kıbrıs meselesinde ortaya konulan siyasal hattın son derece net olduğunu söyledi. Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde hareket ettiklerini belirten Erhürman, "Dolayısıyla biz ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da Türkiye Cumhuriyeti’yle tam bir koordinasyon içerisinde çok iyi biliyoruz. Bunun da dünya tarafından anlaşılması gerektiğini biliyoruz" diye konuştu. Erhürman, dünyanın yeni bir evreden geçtiğine ilişkin değerlendirmelere de değinerek, uluslararası ilişkilerde kuralların ve ilkelerin geri plana itilmesinin insanlık açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını söyledi. Erhürman, insanlığın geçmişte medeniyetin rafa kaldırılmaya çalışıldığı dönemlerden geçtiğini ancak sonrasında yeniden kurallı yaşama ve diyalog zeminine döndüğünü ifade etti. Erhürman, kısa süre içinde haklı konumdaki Kıbrıs Türk halkının haklarını almasını sağlayacak bir sürecin yeniden görünür hale geleceğini kaydetti. "Sorunun kaynağı paylaşım iradesinin olmaması" Kıbrıs sorununun neden çözülemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erhürman, temel meselenin Kıbrıs Rum liderliklerinin adadaki doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve yönetim erkini Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istememesi olduğunu savundu. Erhürman, "Sorunun kaynağı şu; Kıbrıs Rum liderlikleri Kıbrıs’ta doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve tabii ki iktidarı Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istemiyor" dedi. Montana sürecini örnek gösteren Erhürman, dönemin Rum lideri Nikos Anastasiadis’in dönüşümlü başkanlığı kategorik olarak reddettiğini hatırlatarak, bunun kabul edilebilir olmadığını söyledi. Erhürman, "Herhangi bir yapı olacak ortada ve biz bileceğiz ki tarih boyunca bir Kıbrıslı Türk o yapıyı asla başkan olarak yönetemeyecek. Ben bunun bir hukukçu olarak, siyasi eşitlik olarak kabul edilmesini kat’a mümkün görmem" dedi. "Birinci aşama güven artırıcı önlemler" Erhürman, çözüm için ortaya koydukları yaklaşımın aşamalı bir yöntem içerdiğini belirterek, yıllardır anlamlı bir müzakere sürecinin bulunmadığını söyledi. Bu süreçte Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafını yok sayarak çeşitli ülkelerle güvenlik, enerji ve deniz yetki alanları başta olmak üzere birçok konuda anlaşmalar imzaladığını ifade eden Erhürman, bunun güvensizliği daha da artırdığını kaydetti. Bu nedenle ilk aşamada Lefkoşa’da iki liderin karşı karşıya gelerek hem Kıbrıs Türk halkının hem de Kıbrıs Rum halkının hayatını kolaylaştıracak güven artırıcı önlemler üzerinde karar alması gerektiğini söyleyen Erhürman, "Lefkoşa’da bir tane yeni kapı, bir tane yeni geçiş noktası açabildiğini ispatlayamayan iki liderin, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümü gibi 60 senedir devam eden bir sorunun çözmesini hiç kimse bekleyemez" ifadelerini kullandı. Erhürman, 5+1 formatına ilişkin değerlendirmesinde ise Kıbrıs Rum liderliklerinin muhatap olarak Kıbrıs Türk tarafını değil, doğrudan Türkiye’yi alma eğiliminde olduğunu savundu. "İzolasyonlar kalkacaktı ama hâlâ sporcularımız yarışamıyor" Kıbrıs Türk halkının geçmiş deneyimlerinin kendilerine önemli dersler verdiğini belirten Erhürman, Annan Planı sonrası verilen sözlerin tutulmadığını da dile getirdi. Kıbrıslı Türklerin çözüm yönündeki iradesine rağmen izolasyonların kaldırılmadığını ifade eden Erhürman, sporculardan iş insanlarına, akademisyenlerden arkeologlara kadar birçok kesimin hâlâ uluslararası alanda ciddi engellerle karşılaştığını söyledi. Erhürman, "Benim sporcularım hâlâ uluslararası müsabakalarda yarışamıyor. Benim iş insanlarımla benim üniversite insanlarımla bugün yurt dışına çıkışta, bir yerlerde temsiliyette sorun yaşanıyor. Benim arkeologlarımın yazdığı makalelerin yayınlanması engelleniyor uluslararası dergilerde. Kimseyle kavgamız patırtımız yok. Ama hakkımız oradadır. Ve hakkımızı yedirmeyiz" diye konuştu. "Silahlanma ve büyük devletlere yaslanma çabası nafiledir" Konuşmasının son bölümünde adadaki güvenlik dengelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının silahlanma ve büyük devletleri arkasına alma siyasetiyle Türkiye’ye karşı bir askerî denge kurmaya çalıştığını düşündüğünü söyledi. Böyle bir yaklaşımın gerçekçi olmadığını belirten Erhürman, bunun hem Rum halkı hem de Türk halkı açısından ciddi riskler doğurabileceğini ifade etti. Erhürman, "Zannediyorsun ki silahlanma ve bazı büyük devletleri arkana almak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir askeri denge oluşturacaksın. Bu nafile bir çabadır, realist değildir, gerçekleşmesi zaten mümkün değildir. Bil ki hiçbir coğrafyada o büyük abiler arkada durmazlar, senin önüne geçenler. Ve senin de iraden ciddi şekilde zedelenir" ifadelerini kullandı. Adada alınan tek taraflı kararların yalnızca bir tarafı değil, tüm halkları riske attığını söyleyen Erhürman, "Benim halkım kendi iradesi olmadan alınan kararlar üzerinden risk altına sokulmayı kabul etmez" dedi.
Bursa Bursa’da yüksek hızlı tren hattının 2026 sonunda hizmete alınacağı açıklandı Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Şahin Biba, ulaşım alanında şehrin geleceğine yön verecek yatırımları değerlendirmek üzere düzenlenen istişare toplantısına katıldı. Toplantıda, yüksek hızlı tren hattının 2026 yılı sonunda hizmete alınacağı açıklandı. Yüksek hızlı tren hattı şantiye alanında gerçekleştirilen toplantıya, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Şahin Biba’nın yanı sıra Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Dr. Yalçın Eyigün, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa milletvekilleri Emel Gözükara Durmaz, Refik Özen, Ahmet Kılıç, Ayhan Salman, ilçe belediye başkanları ve ilgili yöneticiler katıldı. Müteahhit firma ve ilgili kurum temsilcilerinin kapsamlı sunum yaptığı toplantıda, Bursa’nın uzun yıllardır beklediği hızlı tren projesinin mevcut süreci, gelinen aşamalar ve bundan sonraki yol haritası kapsamlı şekilde ele alındı. Şehrin ulaşım ağına güç katacak önemli projenin her aşamasının konuşulduğu buluşmada, Bursa’yı daha güçlü bir ulaşım altyapısına kavuşturmanın, vatandaşları daha hızlı ve konforlu ulaşım imkânlarıyla buluşturmanın önemi vurgulandı. "Hemşehrilerimizin beklediği projeleri başlatacağız" Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Şahin Biba, kentin Kestel ile üniversite arasında ve Kent Meydanı ile Terminal arasında raylı sistem hatlarına sahip olduğunu hatırlattı. Mevcut hatların vatandaşların raylı sistemlerdeki ihtiyacını tam olarak karşılamadığını belirten Başkanvekili Biba, "Bu konuda uzun süredir çalışmalarımız var. Toplantıda bu çalışmalarla ilgili istişarelerimizi de yaptık. En kısa zamanda hemşehrilerimizin beklediği ve sevineceği projeleri başlatacağız" dedi. Yüksek hızlı trende test sürüşleri başlıyor AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ise, Yüksek Hızlı Tren Hattı Projesi’nin Bursa’nın ve Marmara Bölgesi’nin en önemli projelerinden birisi olduğunu hatırlattı. 106 kilometrelik hızlı tren hattının faaliyete geçirilmesiyle alakalı çalışmaları incelediklerini anlatan Davut Gürkan, "Önümüzdeki aylarda elektrik sistemleriyle alakalı işlemler devreye konmuş olacak. Temmuz ayından itibaren de trenin test sürüşlerine başlanacak. Yıl sonuna doğru da hayırlısıyla hızlı tren hattımız faaliyete girmiş olacak" diye konuştu. Yüksek hızlı tren, 2026 yılı sonunda hizmet vermeye başlayacak Kent içi raylı ulaşım çalışmalarına da değinen Davut Gürkan, hızlı trenin faaliyete geçmesiyle Emek-Şehir Hastanesi hattının da çalışmaya başlayacağını açıkladı. Paralel olarak karayollarının Şehir Hastanesi’ne de ulaşacağını söyleyen Gürkan, "Nihayetinde 2026 sonuna kadar hayırlısıyla hızlı trenimiz ve Şehir Hastanesi raylı sistemimiz Bursalıların hizmetinde olacak. Çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Bursa’ya ve Marmara Bölgesi’ne hayırlı olsun" AK Parti Bursa Milletvekili Emel Gözükara Durmaz, toplantıda yüksek hızlı tren hattını, Emek-Şehir Hastanesi hattını ve karayolu bağlantılarını değerlendirdiklerini belirterek, "İnşallah 2026 yılında yüksek hızlı treni, Bursa’mıza kazandırmış olacağız. Bizim için önemli bir proje. Hem Bursa hem de Marmara Bölgesi için hayırlı olsun" diye konuştu.
İstanbul Efeler Yolu Ultra Trail, doğa ve tarihle iç içe bir deneyim sunacak İzmir’in doğal güzellikleri ile köklü kültürel mirasını bir araya getiren Efeler Yolu Ultra Trail, 2. kez macera ve doğa tutkunlarını aynı rotada buluşturmaya hazırlanıyor. Organizasyon, 16-17 Mayıs tarihlerinde 100K, 80K, 50K, 30K, 15K ve 5K olmak üzere farklı zorluk parkurlarında gerçekleştirilecek. Ultra trail konseptiyle öne çıkan etkinlik, İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Birgi merkezli parkurlarda düzenlenecek. Başlangıç ve bitiş noktası aynı olan döngüsel rotalar, sporculara bölgenin farklı yüzlerini keşfetme imkanı sunacak. Organizasyona adını veren Efeler Yolu, 513 kilometrelik uzunluğuyla Türkiye’nin dikkat çeken yürüyüş rotalarından biri. Bornova’dan başlayıp Nif, Bozdağ ve Aydın sıradağlarını aşarak Selçuk’taki Meryem Ana Evi’ne kadar uzanan bu rota; yaylalar, dağ geçitleri ve tarihi köyler arasından geçerek Ege’nin kültürel mirasını günümüze taşıyor. 6 farklı parkurda heyecan İzmir Valiliği koordinasyonunda Argeus Travel & Events tarafından bu yıl 2. kez düzenlenecek organizasyonda yeni eklenen 100K parkuru katılımcıların beğenisine sunulacakken 80K, 50K, 30K, 15K ve 5K’lık parkurlar da her seviyeden sporcuya yarış imkanı sunacak. Yüksek irtifa kazanımı ve teknik zemin yapısıyla dikkat çeken etaplar, özellikle Bozdağ zirvesine uzanan bölümlerde sporcuları ciddi bir dayanıklılık sınavına davet edecek. Farklı zorluk seviyelerini bir arada sunan Efeler Yolu Ultra Trail, Ödemiş Kaymakamlığı, Ödemiş Belediyesi ve Türkiye Atletizm Federasyonu’nun katkılarıyla gerçekleştirilecek. Efeler Yolu Ultra Trail, her yıl farklı ülkelerden sporcuları ağırlayarak uluslararası bir kimlik kazanıyor. Bu sene de yüzlerce sporcunun katılması beklenen organizasyon, Türkiye’de trail koşusunun yükselen etkinlikleri arasında gösteriliyor.