Yerel Haberler
Kastamonu
11 Ocak 2026 Pazar - 10:19 Kışın vazgeçilmezi salep yoğun ilgi görüyor Kastamonu’da kış mevsiminde doğal yöntemlerle hazırlanan salep, vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Kastamonu’da yetiştirilen salep, kış mevsiminde vatandaşların vazgeçilmez içeceği haline geldi. Kentteki işletmelerde doğal ürünlerle hazırlanan salep, vatandaşlardan yoğun ilgi görürken yetişen salep, şeker ve süt kullanılarak hazırlanan salebe hiçbir katkı maddesi konulmuyor. Kastamonu’da salep satışı yapan Fatih Hamaloğlu, salebin vücudun ısı dengesini koruduğu için özellikle kış mevsiminde vatandaşlardan büyük ilgi gördüğünü ifade etti. Salep yaparken doğal ürünleri kullandıklarını ifade eden Fatih Hamaloğlu, "Gittiğimiz birçok yerde salep adı altında farklı karışımlar satıldığını gördük. İnsanlar ne içtiğini bilmiyor. Biz de Kastamonu’nun dağlarından temin ettiğimiz hakiki salebi kullanarak bu lezzeti tanıtmak istedik. Katkı maddesi kullanmıyoruz. Kastamonu Şeker Fabrikası’nın şekeri, doğal Kastamonu salebi ve yağlı köy sütü kullanıyoruz. Hazır sütle bu tat elde edilmiyor. Vatandaşlar ilk başta tereddüt etse de içtikten sonra memnun kalıyor ve tekrar geliyor" diye konuştu. Benmari usulü kullanılan kazanlar sayesinde salebin yanmasının önüne geçildiğini belirten Hamaloğlu, "Kazanların içinde su haznesi ve sürekli karıştırıcı bulunuyor. Bu sayede salep kıvamını ve lezzetini kaybetmiyor" dedi. "Hava soğuk olduğu için gelip denemek istedim" Salebi tatmak için işletmeye gelen vatandaşlardan Mehtap Kanlı ise, "Sosyal medyada gördüm, hava soğuk olunca gelip denemek istedim. Gerçekten çok lezzetli ve doğal. Böyle bir ürünü bulmak zor. Bundan sonra sık sık geleceğim" şeklinde konuştu. Salep yapımının püf noktalarına değinen Büşra Hamaloğlu da, "En önemli unsur köy sütü ve doğal salep. Sütü kaynattıktan sonra biraz ılıtıyoruz. Toz salebi şekerle karıştırıp ekliyoruz ve kısık ateşte 10-15 dakika pişiriyoruz" dedi.
Kastamonu’da uyuşturucu tacirlerine mahkemeden ceza yağdı
16 Mayıs 2025 Cuma - 10:55 Kastamonu’da uyuşturucu tacirlerine mahkemeden ceza yağdı Kastamonu’da polis ekiplerince durdurulan bir araçta yapılan aramada 27 bin 944 sentetik ecza hapıyla yakalanan sanıklara 8 yıl 1 ay 15 günden 19 yıl 6 aya kadar hapis cezası verildi Olay, 24 Şubat 2024 tarihinde Kastamonu’da il merkezinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmaları neticesinde Kastamonu-Ankara karayolu üzerinde durdurulan bir araçta arama yapıldı. Aramada 27 bin 944 sentetik ecza hapı, 3,88 gram taş kokain ile 47 bin 765 TL nakit ele geçirildi. Olayla ilgili C.Y., H.B., İ.T. ve H.D. isimli şahıslar gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden C.Y., H.B. ve H.D. tutuklanırken, İ.T. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ayrıca olaya karıştığı tespit edilen F.İ.’nin ise firar olduğu ve arandığı öğrenildi. Olayın ardından C.Y., H.B., İ.T., F.İ. ve H.D. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlarından dava açıldı. Yargılama sürecinde tutuklanan H.B. de tahliye edildi. Duruşmada kendilerine savunan sanıklar C.Y., H.B., İ.T. ve H.D., uyuşturucunun kendilerine ait olmadığını ve herhangi bir şekilde de uyuşturucu ticaretinde bulunmadıklarını söyledi. Sanıkların avukatlarını da dinleyen mahkeme heyeti, uyuşturucu ticaretinden tutuklu yargılanan sanıklardan H.D.’nin 19 yıl 6 ay hapis cezası ile 39 bin TL adli para cezasına, C.Y.’nin 9 yıl 9 ay hapis cezası ile 19 bin 500 TL adli para cezasına, tutuksuz yargılanan İ.T.’nin 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile 16 bin 240 TL adli para cezasına, firar olarak aranan sanık F.İ.’nin ise 18 yıl 9 ay hapis cezası ile 37 bin 500 TL adli para cezasına çarptırdı. H.B.’nin ise beraatına karar verildi. Mahkeme heyeti, hükümle birlikte tutuklu yargılanan sanıklar C.Y., H.B. ve H.D.’nin tutukluluğunun devamına, İ.T.’nin adli kontrol şartlarının devamına ve firar olarak aranan İ.T.’nin de aranmasına devam edilmesi kararını verdi.
Kastamonu Üniversitesi’ne ’spor dostu kampüs’ unvanı
15 Mayıs 2025 Perşembe - 17:12 Kastamonu Üniversitesi’ne ’spor dostu kampüs’ unvanı Kastamonu Üniversitesi, Yükseköğretim Kurulu ve Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yürütülen proje çerçevesinde "Spor Dostu Kampüs"unvanı aldı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından üniversitelerde sağlıklı yaşamı ve spor kültürünü teşvik etmek amacıyla yürütülen "Spor Dostu Kampüs" projesi kapsamında Kastamonu Üniversitesi, "Spor Dostu Kampüs" unvanı almaya hak kazandı. Spor altyapısı, katılımcı çeşitliliği, düzenli olarak gerçekleştirilen fiziksel aktivite imkanları, spor kulüplerinin etkinliği ve sporun kampüs yaşamına entegrasyonu gibi birçok başlık altında yapılan kapsamlı değerlendirmeler neticesinde belirlenen üniversiteler kamuoyuyla paylaşıldı. Rize’de Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ödül töreninde, "Spor Dostu Kampüs" unvanı kazanan üniversiteler açıklandı. Üniversitemiz de bu önemli listeye adını yazdırarak, kampüste sunduğu spor imkânlarının İlimiz halkı dâhil olmak üzere geniş bir kesime hitap etmesiyle örnek gösterildi. Törene katılan Kastamonu Üniversitesi Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, ödülü Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan’ın elinden aldı. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, bu yıl ilk kez verilen "Spor Dostu Kampüs" unvanlarının, gençliğe yönelik bütüncül yaklaşımlarının bir sonucu olduğunu ifade etti. Özvar, üniversite öğrencilerinin büyük kısmının hareketsiz bir yaşam sürdüğünü belirterek, yükseköğretim kurumlarının gençlerin yaşam alışkanlıklarını iyileştirmede önemli bir sorumluluğa sahip olduğunu vurguladı. "Spor Dostu Kampüs" projesinin yalnızca bir farkındalık girişimi değil, aynı zamanda eğitim, sağlık ve sosyal sorumluluğu kapsayan kurumsal bir dönüşüm stratejisi olduğunu belirten Özvar, bu kapsamda yapılan başvuruların 45 kriter üzerinden titizlikle değerlendirildiğini, sonuçta 47 üniversiteden 48 kampüsün unvana layık görüldüğünü dile getirdi. Unvanın, üç yıl süreyle geçerli olacağı bilgisi de paylaşıldı. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Türkiye’nin büyük spor organizasyonlarına ev sahipliği yaptığını ve bu alandaki ivmeyi sürdürmek istediklerini ifade etti. Üniversitelerin bu sürece aktif biçimde katılmasını önemsediklerini belirten Bakan Osman Aşkın Bak, akademik hayatın içinde öğrencilerin zihinsel olarak da destekleneceği spor ortamlarının oluşturulması gerektiğini vurguladı. Üniversite gençliğinin, yöneticilerin ve idari kadroların spora daha fazla dahil olmasını arzu ettiklerini dile getiren Bak, sporun hayatın ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini sözlerine ekledi. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan da konuşmasında spor dostu kampüs baremini geçen üniversitelerin gençlerin doğru üniversite tercihi yapmalarında onlara yol göstereceğini düşündüğünü belirterek, "İnşaallah Türkiye’deki bütün üniversite kampüsleri spor dostu kampüs olur, inşaallah üniversite neslimizin sporda çok daha aktif biçimde yer aldığı, üniversite seviyesindeki lisanslı sporcu sayımızın arttığı ve bu şekilde uluslararası müsabakalarda ülkemizin madalya sayısının, göndere çektiği bayrak sayılarının arttığını görmek nasip olur" şeklinde konuştu. Konuyla ilgili konuşan Rektör Topal, "Üniversitemizin spor kültürüne verdiği değerin karşılığını görmekten mutluluk duyuyoruz. Bu süreçte emeği geçen tüm akademik ve idari personelimize, Spor Bilimleri Fakültemize, Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığımıza, öğrenci topluluklarımıza ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Sporun birleştirici gücünü yalnızca kampüsümüzde değil, Kastamonu genelinde de yaşatmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Rektör Topal,, destek ve teşviklerinden ötürü Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a teşekkür etti. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde bulunan spor salonları, açık alan spor sahaları, yürüyüş parkurlarında öğrenci kulüplerinin katkılarıyla yıl boyunca düzenlenen etkinlikler, sağlıklı yaşam kültürünün hem kampüs genelinde hem de Kastamonu’da yaygınlaşmasını sağlıyor. "Spor Dostu Kampüs" unvanı, yalnızca mevcut altyapının yeterliliğini değil, spor kültürünün üniversite yaşamına entegrasyonunu ve sürdürülebilir gelişimini de kapsayan kapsamlı bir değerlendirme süreci sonunda veriliyor.
Kastamonu’da düzenlenen satranç turnuvasında gençler kıyasıya yarıştı
15 Mayıs 2025 Perşembe - 15:01 Kastamonu’da düzenlenen satranç turnuvasında gençler kıyasıya yarıştı Taşköprü Belediyesi tarafından düzenlenen satranç turnuvasında gençler, birinci olabilmek için zihinlerini yarıştırdı. Taşköprü Belediyesi öncülüğünde, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü ile Taşköprü Meslek Yüksekokulu iş birliğinde düzenlenen satranç turnuvası, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında gerçekleşti. 13 farklı kategoride toplam 210 sporcunun mücadele ettiği turnuva, hem katılımcılardan hem de izleyicilerden büyük ilgi gördü. Miniklerden üniversite öğrencilerine kadar geniş bir yaş grubunu bir araya getiren organizasyon, gençlerin zihinsel gelişimini destekleyen anlamlı bir buluşmaya dönüştü. "Gençlerimizle desteklemek görevdir" Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, ödül töreninde yaptığı konuşmada, genç sporcuların azmi ve başarısının kendilerini gururlandırdığını belirterek, "Taşköprü Belediyesi olarak, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlediğimiz satranç turnuvasında dereceye giren başarılı gençlerimize ödüllerini takdim ettik. Genç zihinlerin hızlı düşünme, stratejik karar alma ve sabırla mücadele etme becerileri bizlere umut verdi. Her bir hamle bir emek, her mücadele bir başarıdır. Turnuvaya katılan tüm çocuklarımızı gönülden kutluyorum. Ayrıca turnuva boyunca büyük özveriyle görev yapan kıymetli hocalarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Gençlerimizin satranç gibi strateji temelli sporlara ilgisi geleceğe olan umudumuzu artırıyor. Onların yanında olmak ve bu tarz etkinlikleri desteklemek bizim için bir görevdir" ifadelerini kullandı. Turnuvada farklı kategorilerde dereceye giren öğrencilere Belediye Başkanı Hüseyin Arslan ve protokol üyeleri tarafından ödülleri takdim edildi.
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Topal:
15 Mayıs 2025 Perşembe - 14:59 Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Topal: Kastamonu’da gerçekleştirilen Uluslararası Şeyh Şaban-ı Veli Sempozyumu’nda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, "İsrail’in kadın, çocuk, yaşlı demeden gerçekleştirdiği saldırılar, bombalanan hastaneler, yıkılan okullar, susturulan gazeteciler ve göz göre göre açlığa mahkum edilen bir halk, çağdaş dünyanın en büyük utanç tablolarından birine dönüşmüştür" dedi. Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından, Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerini ama etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilen "Uluslararası Şeyh Şaban-ı Veli Sempozyumu" başladı. "Tarihten günümüze Filistin ve Kudüs" temasıyla Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Salonunda gerçekleştirilen sempozyumda, Filistin ve Kudüs’e yönelik akademik ilgiyi artırmayı, bu konuda yapılan çalışmaları teşvik etmeyi ve kamuoyunda farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. Ayrıca iki gün boyunca Kudüs’ün tarihi, dini, sosyopolitik ve kültürel boyutlarını ele alan sunumlar ve tartışmalarla kapsamlı bir bilgi paylaşımı gerçekleştirilecek. Sempozyumun açılışı "Filistin İçin İlmek İlmek: Hediye Anahtarlık Takdimi" ile başladı. "Filistin davası, insan olma ve insan kalma iradesinin direnişidir" Sempozyumda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Filistin meselesinin salt bir coğrafya, siyaset ya da diplomasi meselesi olmadığını belirterek, "Bir asırdır devam eden sistematik zulüm, işgal ve katliama maruz kalan bir halkın haysiyet ve varoluş mücadelesidir. Aynı zamanda bu dava, insan olma ve insan kalma iradesinin direnişidir. Kudüs ve Filistin, Hz. Adem’den başlayarak nice peygamberlerin ayak izlerini taşıyan, semavi dinlerin kutsiyetini barındıran, medeniyetlerin doğuşuna tanıklık etmiş bir mirastır. Ancak bu miras, acımasız bir saldırganlık, uluslararası hukukun sistematik ihlali ve insani değerlerin çöküşü ile karşı karşıyadır" dedi. "Filistin’de yaşananlar çağdaş dünyanın en büyük utanç tablolarından birine dönüşmüştür" Filistin’de yaşananların sıradan bir çatışma olmadığını belirten Topal, "Bu, hakla batılın, adaletle zulmün, vahiy ile tahakkümün karşı karşıya geldiği bir tarihi kırılmadır. İsrail’in kadın, çocuk, yaşlı demeden gerçekleştirdiği saldırılar, bombalanan hastaneler, yıkılan okullar, susturulan gazeteciler ve göz göre göre açlığa mahkum edilen bir halk, çağdaş dünyanın en büyük utanç tablolarından birine dönüşmüştür. Ancak daha utanç verici olanı, bu vahşet, dünyanın gözleri önünde cereyan ederken, maalesef İslam ülkeleri de dahil olmak üzere uluslararası kamuoyunun suskunluğudur. Medeniyet iddiasındaki dünya, üç maymunu oynamaktadır. Görmemekte, duymamakta, konuşmamaktadır. Karşılaştığımız bu tablo yalnızca tarihi bir kırılma değil, aynı zamanda 2. Dünya Savaşı’nın galip devletlerince oluşturulan adaletten uzak Birleşmiş Milletleri sisteminin ve insan hakları ideallerinin çöküşü ve küresel vicdanın ayıbıdır" diye konuştu. "Ülkemiz, gerek insani yardımlarla, gerek diplomatik girişimlerle Filistinlilerin yanındadır" Kastamonu’nun fethinden itibaren bir ilim ve irfan merkezi olduğunu söyleyen Vali Meftun Dallı ise, "Bugün Filistin toprakları, özellikle de Gazze, insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden birine tanıklık etmektedir. İsrail’in sivil yerleşim alanlarını, hastaneleri, okulları ve ibadethaneleri hedef alan saldırıları; kadın, çocuk, yaşlı ayırt etmeksizin yürüttüğü zulüm, tüm dünyanın gözleri önünde sürmektedir. Gazze, adeta bir açık hava hapishanesine dönüşmüş; masum siviller, dünyanın sessizliği içinde can vermektedir. Türkiye olarak biz, her zaman olduğu gibi bugün de Filistinli kardeşlerimizin yanındayız. Ülkemiz, gerek insani yardımlarla, gerek diplomatik girişimlerle, gerekse kamu vicdanını harekete geçirme çabalarıyla Filistinlilerin yanında olmaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Nadir Özdemir de Kudüs’ü, yalnızca Müslümanlar’ın değil, Hristiyanlar’ın ve Yahudilerin de kutsal saydığını dile getirerek, Kudüs’ün tarih boyunca birçok trajediye, işgale ve ihlale sahne olduğunun altını çizdi. Günümüzde de dünyanın gözleri önünde insani dramların yaşandığı bir merkez olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özdemir, bu etkinlikle Kudüs’ü tarihi önemiyle, dini temelleriyle, hukuki yönleriyle ve güncel siyasi gelişmelerle birlikte ele alacağını ifade etti. Düzenlenen etkinlikle sadece geçmişe dönük bir hatırlama değil, aynı zamanda bir sorumluluk alma çağrısı olduğunu söyleyen Özdemir, akademisyenlere düşen görev, bilgiyi çoğaltmak, bilinç oluşturmak ve adaletin sesi olmak olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Özdemir, sempozyuma destek veren dış paydaşlara, akademisyenlere ve öğrencilere teşekkür etti. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nuh Arslantaş ise, "Dünü ve Bugünü ile Kudüs ve Arz-ı Mukaddes" başlıklı sunumuyla açılış konferansını verdi. Prof. Dr. Arslantaş, Kudüs’ün geçmişinin 20 bin yıl eskiye dayandığını, onlarca kez kuşatılmış, yıkılmış ve yeniden kurulmuş bir şehir olduğunu söyledi. Tarihin hiçbir döneminde Kudüs’ün yalnızca bir şehir olmadığını ve inancın merkezine yerleşmiş bir şehir olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslantaş, "Kudüs’e hakim olan dünyaya hakim olur" diyerek Kudüs’ün öneminin altını çizdi. 2 gün boyunca sürecek Sempozyumun ikinci gününde Sezai Karakoç Konferans Salonu’nda "Kudüs Özel Oturumu" gerçekleştirilecek. Oturumun başkanlığını Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Safa Üstün’ün üstlendiği oturumda İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi’nden (IRCICA) Prof. Dr. Cengiz Tomar, "Kudüs Çalışmalarının Geleceği" isimli çalışmasını sunacak. Ayrıca oturumda Kastamonu Üniversitesi’nden Doç. Dr. Alaattin Dolu, "Filistin’de Mülksüzleştirme Politikaları ve Kudüs Vakıfları" isimli sunumunu gerçekleştirecek. Ardından "Kudüs’te Bir Büyükelçilik, Diasporada Bir Yarılma: Amerikan Yahudilerinin Trump’ın Büyükelçilik Kararına ve Kudüs’ün Geleceğine Bakışları" isimli çalışmayı ise Dr. Öğretim Üyesi Hamza Yavuz anlatacak. Sempozyumun açılışına Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Atalan ve Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, kamu kurumlarının ve kuruluşların temsilcileri, STK’lar, akademisyenler ve öğrenciler ile davetliler katıldı.
Öldürdükleri şahsı çuvalla dereye attığı iddia edilen sanıkların yargılanmasına devam edildi
15 Mayıs 2025 Perşembe - 11:45 Öldürdükleri şahsı çuvalla dereye attığı iddia edilen sanıkların yargılanmasına devam edildi Kastamonu’da samanlıkta balta ile öldürüldükten sonra çuvala koyup dereye atılan şahsın öldürülmesi olayıyla ilgili sanıkların yargılanmasına devam edildi. Duruşmada sanık, pişman olduğunu belirterek tahliyesini istedi. Olay, 17 Temmuz 2023 tarihinde Kastamonu’nun merkez ilçesine bağlı Ahlat köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, evden ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan 57 yaşındaki Satı Doğruoğlu’nun cenazesi, Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından dere yatağındaki çuval içerisinde bulundu. Çuvalın izlerini takip eden ekipler, izlerin köyün yaklaşık 300 metre yakınındaki Behice Ç.’ye ait evin samanlığına kadar devam ettiğini tespit etti. Jandarma ekipleri, samanlıkta yaptıkları incelemede, 57 yaşındaki Satı Doğruoğlu’nun balta ile öldürüldükten sonra cesedinin çuvala koyulduğu ve sürüklenerek dereye atıldığını belirledi. Olayın ardından gözaltına alınan samanlığın sahipleri Behice Ç., eşi Bayram Ç. ve oğlu Ümit Ç. adli makamlarca tutuklandı. Olayın ardından şüpheliler hakkında "kasten öldürme" suçundan, Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle açılan dava görülmeye devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanıklar Behice Ç. ile yargılama sürecinde tahliye edilen eşi Bayram Ç. ve oğlu Ümit Ç. ile avukatları katıldı. Maktul Satı Doğruoğlu’nun oğlu O. Doğruoğlu, sanıkların cezalandırılmasını talep etti. "Çok pişmanım, tahliyemi istiyorum" Tutuklu sanık Behice Ç. de, "Önce Allah’a sonra adaletinize sığınıyorum. Çok pişmanım, tahliyemi istiyorum" dedi. Tutuksuz yargılanan sanık Bayram Ç. ile oğlu Ümit Ç. ise suçsuz olduklarını söyledi. Tutuklu sanık Behice Ç.’nin avukat Mehmet Çiftçi de, "Müvekkilimin cezai ehliyetinin olup olmadığı yönündeki alınacak raporun beklenmesini talep ediyoruz. Ayrıca daha önceki duruşmada karar verilen ara karar gereğince müvekkilimin, eşi ve oğlu ile cezaevinde görüşme taleplerini içeren görüşme kayıtlarının dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporunun, hukuka aykırı bir delil olması sebebiyle bu raporun kabulünün mümkün olmayacağını belirtiyoruz. Ayrıca müvekkilim, diğer sanıkların birbirleriyle olan yaptıkları görüşmelerin müvekkilim açısından delil oluşturmayacağı da ortadadır. Yapılan keşif, keşif sonrasında alınan bilirkişi raporu ve GSM operatöründen gelen sonuçlar dikkate alındığında sanıklardan Bayram ile Ümit’in olay günü, olayın olduğu saatte olay yerinde olmadıkları, müvekkilim Behice’nin ise evinden uzakla olan maktul Satı’nın kendisine samanlıkta cinsel amaçla saldırması üzerine kendisini korumak amacıyla eylemi gerçekleştirdiği sabit olup, buna göre müvekkilim Behice’nin tutuklu kaldığı süre, toplanan delil durumu da göz önüne alınarak tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, Behice Ç.’nin İstanbul Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunda cezai ehliyetinin olup olmadığına dair rapor alınmasını ve bu raporun dönüşünün beklenmesini kararlaştırdı. Mahkeme heyeti, ayrıca sanık Behice Ç.’nin tutukluluğunun devamına, Bayram Ç. ile oğlu Ümit Ç.’nin de adli kontrol şartlarının devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Kastamonu’da "Hidrometeorolojik Afetlere Karşı Kentsel Dirençlilik" çalıştayı
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 21:31 Kastamonu’da "Hidrometeorolojik Afetlere Karşı Kentsel Dirençlilik" çalıştayı Kastamonu Üniversitesi’nde "Hidrometeorolojik Afetlere Karşı Kentsel Dirençlilik" çalıştayında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, sel, taşkın, fırtına, kuraklık ve heyelan gibi afetlerin Türkiye’yi her geçen gün daha fazla etkilediğini belirterek, bunun için afetlere karşı dayanıklı yapıların, sağlam düşünce yapılarıyla kurulabileceğini kaydetti. Kastamonu Üniversitesi İç Su ve Deniz Balıkları Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 14-16 Mayıs 2025 tarihleri arasında düzenlenen "Hidrometeorolojik Afetlere Karşı Kentsel Dirençlilik" başlıklı çalıştay, Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Salonu’nda açılış töreniyle başladı. Afetlere karşı dirençli şehirler oluşturma hedefiyle düzenlenen çalıştay; bilim insanları, uzmanlar ve ilgili kurum temsilcilerini bir araya getiriyor. Üç gün sürecek etkinlik, kentsel alanlarda meydana gelebilecek hidrometeorolojik afetlere karşı daha dayanıklı yapılar ve sistemlerin geliştirilmesine yönelik bilimsel ve teknik katkılar sunmayı amaçlıyor. Çalıştay, Kastamonu Valiliği, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 10. Bölge Müdürlüğü, Kastamonu İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), Kastamonu Doğa ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü, Bozkurt Belediyesi, Türk Kızılayı Kastamonu Şubesi ve Türk Hava Yolları Kastamonu Müdürlüğü gibi birçok paydaş kurumun desteğiyle gerçekleştiriliyor. Etkinliğin koordinatörlüğünü ise Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Bekir Taştan üstleniyor. "Afetlere karşı dayanıklı yapılar, sağlam düşünce yapılarıyla kurulur" Öğrencilerin verdiği konser sonrası başlayan çalıştayda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, iklim değişikliğinin artık uzak bir tehdit değil, hayatın merkezinde yer alan bir gerçeklik olduğunu belirtti. Sel, taşkın, fırtına, kuraklık ve heyelan gibi afetlerin Türkiye’yi her geçen gün daha fazla etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Küçük, "2021 yılında Bozkurt’ta yaşadığımız o elim sel felaketi, sadece bir doğa olayı değil; aynı zamanda bir uyarı, bir dönüm noktasıydı. Bugün bu salonda bir araya gelişimiz, o uyarıyı dikkate aldığımızın ve bu süreci bilgiyle, bilimle ve birlikte akılla dönüştürmeye kararlı olduğumuzun bir göstergesidir. Türkiye’nin dört bir yanından kıymetli akademisyenler, bilgilerini, deneyimlerini ve vizyonlarını bizlerle paylaşmak üzere buradalar. Bu ulusal iş birliği, afetlere karşı geliştirilecek çözüm önerilerine çok katmanlı ve çok sesli bir bakış kazandıracaktır. Afetlere karşı dirençli şehirler, yalnızca sağlam yapılarla değil, sağlam düşünce yapılarıyla kurulur. Bu yapı, bilimsel öngörüyle, disiplinler arası yaklaşımla, toplumsal farkındalıkla ve kurumsal dayanışmayla inşa edilir ve şunu büyük bir memnuniyetle söyleyebilirim ki: Kastamonu, bu bütüncül yapının kurulabileceği nadide şehirlerden biridir. Üniversite olarak, bu süreçte hem akademik çalışmalarla hem de yerel paydaşlarımızla yürüttüğümüz projelerle aktif ve sorumluluk sahibi bir rol üstleniyoruz. Bugünkü çalıştayda, geçmiş afetlerden öğrendiklerimizle, geleceğe dair daha hazırlıklı olmanın yollarını konuşacağız. Dirençli şehirler, bilgiyi paylaşan, birlikte düşünen insanların elinde yükselir. Bugün atılacak her adım, yarının daha güvenli ve sürdürülebilir şehirleri için değerli bir yapı taşı olacaktır" dedi. "Riskleri en aza indirmek için dirençli şehirler kurmalıyız" Vali Yardımcısı Aydın Ergün de, 21. yüzyılda iklim değişikliği ve artan nüfus nedeniyle kentlerin doğayla uyum sağlayamamasının pek çok afete zemin hazırladığını belirtti. Sadece müdahaleye değil, aynı zamanda afetlere öncesinden hazırlıklı olmaya, riskleri en aza indirmeye ve dirençli şehirler kurmaya odaklanmak gerektiğini vurgulayan Ergün, sel, fırtına, kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve orman yangınları gibi iklim temelli afetlerin artık daha sık ve daha ağır sonuçlarla karşılarına çıktığını belirtti. Vali Yardımcısı Ergün, "2000-2019 döneminde yaşanan afet sayısı, 1980-1999 dönemine göre neredeyse iki katına çıkmıştır. Bu afetlerin en büyük etkisi ise altyapısı kırılgan, hazırlık düzeyi düşük olan kentlerde görülmektedir. Küresel ısınmanın etkisiyle; buzulların erimesi, deniz seviyelerinin yükselmesi, su kaynaklarının azalması, tarımsal verimliliğin düşmesi gibi sonuçlar, milyarlarca insanın yaşamını doğrudan tehdit etmektedir. Özellikle kıyı ve nehir kenarında kurulu kentler, sel ve taşkın gibi hidrometeorolojik afetlerle daha fazla karşı karşıya kalmaktadır. Ne yazık ki Kastamonu olarak bizler de bu afetlerin acı sonuçlarına yabancı değiliz. 2021 yılında ilimizin Bozkurt, Abana ve Çatalzeytin ilçelerinde yaşanan büyük sel felaketi, hafızalarımızda derin izler bırakmıştır. Bu yaşananlar bize, afetlere karşı yalnızca müdahale değil, öncesinde hazırlık, dirençli şehirler inşa etme ve riskleri minimize etme vizyonunun ne denli hayati olduğunu göstermiştir" şeklinde konuştu. "Dirençli şehirler, ortak sorumlulukla inşa edilir" AFAD İl Müdürü Dr. Suat Tüfekçi ise, iklim değişikliğinin etkilerine en açık alanların başında kentlerin geldiğini vurgulayarak, yoğun nüfus, altyapı yetersizlikleri ve doğal kaynakların aşırı kullanımının şehirleri savunmasız bıraktığını ifade etti. Geleceğin en büyük sorunların birisi olacak olan hidrometeorolojik afetlere kentlerin dirençli hale getirmek zorunda olduklarını kabul etmek zorunda olduklarını söyleyen Tüfekçi, "Yeşil alanların artıracağız, dayanıklı altyapı sistemleri inşa edeceğiz, erken uyarı sistemleri ve kriz planlarını ortaya koyacağız. Toplumsal farkındalığı ve katılımı artıracağız. AFAD Başkanlığımız koordinesinde 81 ilimizde risk planlaması yaklaşımı doğrultusunda İl Risk Azaltma Planları hazırlanmış ve hayata geçirilmiştir. İlimizde de yine üniversitemizde 2 gün süren çalıştay sonucunda Kastamonu İl Risk Azaltma Planı hazırlanmış ve hayata geçirilmiştir. Bu kapsamdan toplam 2 amaç 10 hedef ve 211 eylem belirlenmiştir. Belirlenen 4 afet türünden birisidir. Bunlardan biriside hidrometeorolojik ve iklim değişilikliği kaynaklı afet riskleridir. Bu konuda 91 eylem belirlenmiş ve eylemlerin yüzde 72’si tamamlanmıştır. İlimizdeki temel risklerin bu kapsamda yüzde 50’ye yakını iklim değişikliği ile ilgilidir" diye konuştu. Kentsel dirençliliğin bu sorunlara çözüm sunabileceğini belirten Tüfekçi, "Bireylerden kamu yöneticilerine, akademisyenlerden şehir plancılarına kadar herkes bu sürecin aktif bir parçası olmalı. Bu amaçla yarının nesilleri için dirençli şehirler kuracağız, dirençli şehirlerde yaşayacağız" dedi. "Afet yönetimi ile bilimsel bilgi arasında köprü kurmalıyız" Kastamonu Üniversitesi İç Su ve Deniz Balıkları Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü aynı zamanda Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ekrem Mutlu da, çalıştayın bilimsel, teknik ve yerel bilgiyi afet risklerini azaltma doğrultusunda bir araya getirmeyi hedeflediğini belirtti. Son 30 yıla dönüp baktıklarında İzmir’de, Bartın’da, Zonguldak’ta, Kastamonu’da, Giresun’da, Trabzon’da ve Rize’de yaşanan sel felaketlerinde 149 kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen Mutlu, "Bu sel felaketleri hepimizi çok üzmüştür. Bizlere hepimizin daha çok çalışmamız gerektiğini ve kentsel dirençlilik noktasında toplumumuzu daha bilinçli olması zaruriyetini bir kez daha ortaya koymuştur" diye onuştu. Üniversitenin araştırma misyonu doğrultusunda, bilimsel bilgi ile afet yönetimi arasında güçlü bir köprü kurulmasının önemine değinen Prof. Dr. Mutlu, Karadeniz Bölgesi’nde son yıllarda yaşanan sel ve heyelan olaylarından çıkarılacak derslerle daha dirençli yapılar inşa etmenin yollarının bu çalıştayda tartışılacağını vurguladı. Konuşmaların ardından çalıştayın düzenlenmesine katkı sağlayan kişi ve kurumlara teşekkür belgeleri takdim edildi. İlk gün bilimsel sunumlarla tamamlandı Programın devamında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Ümran Kömüşcü, "İklim Değişikliği Nedenleri ve Batı Karadeniz’e Etkisi" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Ardından İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hüseyin Turoğlu, "Sel-Taşkın Tehlikesine Karşı Dirençlilik Perspektifinde Bozkurt (Kastamonu)" başlıklı çalışmasını katılımcılarla paylaştı. Çalıştayın ikinci gününde Cemil Meriç Salonu’nda teknik sunumlar ve kentsel dirençlilik oturumları gerçekleştirilecek; afetlere karşı stratejik yaklaşımlar detaylı şekilde ele alınacak. Etkinliğin son günü olan 16 Mayıs’ta ise katılımcılar, 2021 yılında büyük bir sel felaketine sahne olan Bozkurt-Abana bölgesine düzenlenecek teknik gezi kapsamında afet alanlarında yerinde incelemelerde bulunacak.