GÜNDEM - 15 Mayıs 2025 Perşembe 14:59

Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Topal:

A
A
A
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Topal:

Kastamonu’da gerçekleştirilen Uluslararası Şeyh Şaban-ı Veli Sempozyumu’nda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, "İsrail’in kadın, çocuk, yaşlı demeden gerçekleştirdiği saldırılar, bombalanan hastaneler, yıkılan okullar, susturulan gazeteciler ve göz göre göre açlığa mahkum edilen bir halk, çağdaş dünyanın en büyük utanç tablolarından birine dönüşmüştür" dedi.


Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından, Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerini ama etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilen "Uluslararası Şeyh Şaban-ı Veli Sempozyumu" başladı. "Tarihten günümüze Filistin ve Kudüs" temasıyla Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Salonunda gerçekleştirilen sempozyumda, Filistin ve Kudüs’e yönelik akademik ilgiyi artırmayı, bu konuda yapılan çalışmaları teşvik etmeyi ve kamuoyunda farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. Ayrıca iki gün boyunca Kudüs’ün tarihi, dini, sosyopolitik ve kültürel boyutlarını ele alan sunumlar ve tartışmalarla kapsamlı bir bilgi paylaşımı gerçekleştirilecek.


Sempozyumun açılışı "Filistin İçin İlmek İlmek: Hediye Anahtarlık Takdimi" ile başladı.



"Filistin davası, insan olma ve insan kalma iradesinin direnişidir"


Sempozyumda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Filistin meselesinin salt bir coğrafya, siyaset ya da diplomasi meselesi olmadığını belirterek, "Bir asırdır devam eden sistematik zulüm, işgal ve katliama maruz kalan bir halkın haysiyet ve varoluş mücadelesidir. Aynı zamanda bu dava, insan olma ve insan kalma iradesinin direnişidir. Kudüs ve Filistin, Hz. Adem’den başlayarak nice peygamberlerin ayak izlerini taşıyan, semavi dinlerin kutsiyetini barındıran, medeniyetlerin doğuşuna tanıklık etmiş bir mirastır. Ancak bu miras, acımasız bir saldırganlık, uluslararası hukukun sistematik ihlali ve insani değerlerin çöküşü ile karşı karşıyadır" dedi.



"Filistin’de yaşananlar çağdaş dünyanın en büyük utanç tablolarından birine dönüşmüştür"


Filistin’de yaşananların sıradan bir çatışma olmadığını belirten Topal, "Bu, hakla batılın, adaletle zulmün, vahiy ile tahakkümün karşı karşıya geldiği bir tarihi kırılmadır. İsrail’in kadın, çocuk, yaşlı demeden gerçekleştirdiği saldırılar, bombalanan hastaneler, yıkılan okullar, susturulan gazeteciler ve göz göre göre açlığa mahkum edilen bir halk, çağdaş dünyanın en büyük utanç tablolarından birine dönüşmüştür. Ancak daha utanç verici olanı, bu vahşet, dünyanın gözleri önünde cereyan ederken, maalesef İslam ülkeleri de dahil olmak üzere uluslararası kamuoyunun suskunluğudur. Medeniyet iddiasındaki dünya, üç maymunu oynamaktadır. Görmemekte, duymamakta, konuşmamaktadır. Karşılaştığımız bu tablo yalnızca tarihi bir kırılma değil, aynı zamanda 2. Dünya Savaşı’nın galip devletlerince oluşturulan adaletten uzak Birleşmiş Milletleri sisteminin ve insan hakları ideallerinin çöküşü ve küresel vicdanın ayıbıdır" diye konuştu.



"Ülkemiz, gerek insani yardımlarla, gerek diplomatik girişimlerle Filistinlilerin yanındadır"


Kastamonu’nun fethinden itibaren bir ilim ve irfan merkezi olduğunu söyleyen Vali Meftun Dallı ise, "Bugün Filistin toprakları, özellikle de Gazze, insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden birine tanıklık etmektedir. İsrail’in sivil yerleşim alanlarını, hastaneleri, okulları ve ibadethaneleri hedef alan saldırıları; kadın, çocuk, yaşlı ayırt etmeksizin yürüttüğü zulüm, tüm dünyanın gözleri önünde sürmektedir. Gazze, adeta bir açık hava hapishanesine dönüşmüş; masum siviller, dünyanın sessizliği içinde can vermektedir. Türkiye olarak biz, her zaman olduğu gibi bugün de Filistinli kardeşlerimizin yanındayız. Ülkemiz, gerek insani yardımlarla, gerek diplomatik girişimlerle, gerekse kamu vicdanını harekete geçirme çabalarıyla Filistinlilerin yanında olmaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı.


Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Nadir Özdemir de Kudüs’ü, yalnızca Müslümanlar’ın değil, Hristiyanlar’ın ve Yahudilerin de kutsal saydığını dile getirerek, Kudüs’ün tarih boyunca birçok trajediye, işgale ve ihlale sahne olduğunun altını çizdi. Günümüzde de dünyanın gözleri önünde insani dramların yaşandığı bir merkez olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özdemir, bu etkinlikle Kudüs’ü tarihi önemiyle, dini temelleriyle, hukuki yönleriyle ve güncel siyasi gelişmelerle birlikte ele alacağını ifade etti. Düzenlenen etkinlikle sadece geçmişe dönük bir hatırlama değil, aynı zamanda bir sorumluluk alma çağrısı olduğunu söyleyen Özdemir, akademisyenlere düşen görev, bilgiyi çoğaltmak, bilinç oluşturmak ve adaletin sesi olmak olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Özdemir, sempozyuma destek veren dış paydaşlara, akademisyenlere ve öğrencilere teşekkür etti.



Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nuh Arslantaş ise, "Dünü ve Bugünü ile Kudüs ve Arz-ı Mukaddes" başlıklı sunumuyla açılış konferansını verdi. Prof. Dr. Arslantaş, Kudüs’ün geçmişinin 20 bin yıl eskiye dayandığını, onlarca kez kuşatılmış, yıkılmış ve yeniden kurulmuş bir şehir olduğunu söyledi. Tarihin hiçbir döneminde Kudüs’ün yalnızca bir şehir olmadığını ve inancın merkezine yerleşmiş bir şehir olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslantaş, "Kudüs’e hakim olan dünyaya hakim olur" diyerek Kudüs’ün öneminin altını çizdi.



2 gün boyunca sürecek


Sempozyumun ikinci gününde Sezai Karakoç Konferans Salonu’nda "Kudüs Özel Oturumu" gerçekleştirilecek. Oturumun başkanlığını Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Safa Üstün’ün üstlendiği oturumda İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi’nden (IRCICA) Prof. Dr. Cengiz Tomar, "Kudüs Çalışmalarının Geleceği" isimli çalışmasını sunacak. Ayrıca oturumda Kastamonu Üniversitesi’nden Doç. Dr. Alaattin Dolu, "Filistin’de Mülksüzleştirme Politikaları ve Kudüs Vakıfları" isimli sunumunu gerçekleştirecek. Ardından "Kudüs’te Bir Büyükelçilik, Diasporada Bir Yarılma: Amerikan Yahudilerinin Trump’ın Büyükelçilik Kararına ve Kudüs’ün Geleceğine Bakışları" isimli çalışmayı ise Dr. Öğretim Üyesi Hamza Yavuz anlatacak.


Sempozyumun açılışına Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Atalan ve Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, kamu kurumlarının ve kuruluşların temsilcileri, STK’lar, akademisyenler ve öğrenciler ile davetliler katıldı.



Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Topal:

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Kuşadası’ndan Gümüşhane dağlarına kaçtı Gümüşhane’nin doğa sporlarındaki öncü kuruluşu Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği (GÜDAK), kış sezonunun zorlu ama keyifli yürüyüşlerinden birini gerçekleştirdi.Kelkit ilçesine bağlı Ünlüpınar Beldesi Çengi Deresi mevkiinden başlayan yürüyüş, eski yol güzergahı takip edilerek 2 bin 20 metre rakımlı Ziyarettepe Geçişi’ne kadar tırmanışla sürdü. Ardından inişe geçen ekip toplamda 11 kilometrelik parkuru Gökçepınar köyü üzerinden Kelkit-Gümüşhane karayoluna inerek tamamladı.Gümüşhane Valisi Aydın Baruş, Vali Yardımcısı Muhammed Deniz Kılınç, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Bilal Sarıdoğan ve GÜDAK Başkanı Mustafa Akbulut başta olmak üzere toplam 29 sporcunun katıldığı yürüyüşte kar kalınlığının yer yer yarım metreyi bulduğu rotada, soğuk hava nedeniyle sertleşen zemin sporcuları zaman zaman zorlasa da eşsiz manzaralar yorgunlukları unutturdu."Gökyüzü özellikle bugün çok hareketliydi"Etkinliğe katılan akademisyen Fatma Cebeci Aydın, her yıl aynı rotayı büyük bir keyifle yürüdüklerini belirterek, "Çok güzel kareler yakaladık bu yürüyüşte yine. Kar var, ağaçlar var. Gökyüzü özellikle bugün çok hareketliydi. Bulutların hızlı bir şekilde değişimi vardı rüzgar vardı. Bu da bize çok güzel kareler oluşturdu" dedi."Bu etkinlikler Gümüşhane için çok büyük kazanımlardan bir tanesi"Pazar günlerini evde geçirmek yerine doğaya çıktıklarını kaydeden Aydın, "Hem spor yapmış oluyoruz hem doğadaki temiz havadan faydalanmış oluyoruz. GÜDAK’la böyle bir imkana da kavuşmuş oluyoruz. Bu da zaten Gümüşhane için çok büyük kazanımlardan bir tanesi. Biz her zaman bütün doğaseverleri Gümüşhane’yi görmeye, Gümüşhane’deki bu güzellikleri, bu doğayı ziyaret etmeye davet ediyoruz. Tabii her zaman yine getirdiğiniz çöplerinizi de yanınızda götürmeniz şartıyla" diye konuştu."Mental yorgunluğu doğada atıyoruz"Parkur hakkında da bilgi veren Aydın, "Yolda oldukça yoğun kar vardı ama bizden önce geçmiş olan bir araç vardı onun izinden yürüdük. Bu bizim işimizi biraz kolaylaştırdı. Genelde kar yürüyüşleri zaten çok kolay olmuyor. Daha fazla efor sarf etmek zorunda kalıyorsunuz normal yürüyüşlere göre ama bunun da ayrı bir keyfi var. Çünkü daha fazla efor harcadığınızda fiziksel olarak yorulmak aynı zamanda mental olarak da o yorgunluğu atmanızı sağlıyor. Bunun da böyle bir avantajı var" ifadelerini kullandı.Kuşadası’ndan Gümüşhane Güzelliğine KaçışYürüyüşün en dikkat çeken ismi ise Aydın Kuşadası’ndan gelen Nurettin Başak oldu. Aydın’dan kış yürüyüşüne katılmak üzere Gümüşhane’de yaşayan çocuklarının yanına gelen Nurettin Başak, Ege Bölgesi’nde pek çok dağcılık grubuyla yürüdüğünü belirterek, "Güzel bir parkur. Teşekkür ederiz emeği geçenler için. Vali Bey’imizle geldik. Harika bir doğa. 2020 rakamından indik Pekün Dağı’ndan. Şu anda Gümüşhane’ye doğru gidiyoruz. Emeği geçen arkadaşlara dostlara teşekkür ederim. Gruba çok teşekkür ederim. Kuşadası’nda çeşitli gruplarla yürüyordum zaten. Burası daha berrak, güzel, daha el değmemiş, daha insansız. Zaten insanlar gittiği yeri kirletiyor. Artık Ege bitti, beton yığını oldu. Burada harika bir doğa, harika kar var. Çok memnun oldum" dedi.Kış mevsiminde pistlerin uygun olmasıyla birlikte bir hafta kayak bir hafta doğa yürüyüşü yapan GÜDAK kulübü, parkurları çığ riski olmayan bölgelerden titizlikle seçiyor ve kış boyunca da Gümüşhane’nin tanıtımını sürdürüyor.
Denizli Denizli’de 31 üyesi tutuklanan suç örgütüne 2. dalga operasyon: Gözaltına alınan 17 kişiden 12’si tutuklandı Denizli’de geçtiğimiz şubat ayında 31 üyesi tutuklanan suç örgütüne yönelik düzenlenen ikinci dalga operasyonda gözaltına alınan 17 şüpheliden 12’si daha tutuklandı. Edinilen bilgiye göre, Denizli Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından, il genelinde bulunan organize suç örgütüne yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında ’suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmak ile örgüt faaliyetleri çerçevesinde kasten adam öldürme, kasten yaralama, nitelikli dolandırıcılık, yasa dışı silah ticareti yapma ve mala zarar verme’ suçlarına karışan suç örgütüne yönelik olarak 04 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirilen operasyonda 31 şüpheli tutuklandı. Organize suç örgütünün tamamen çökertilmesi amacıyla KOM ekipleri tarafından devam ettirilen çalışmalarda, organize suç örgütü ile bağlantılı oldukları tespit edilen 17 şüphelinin yakalanması için ikinci dalga operasyon düzenlendi. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen eş zamanlı operasyonlarda ’örgüte üye olmak ile örgüt faaliyetleri çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık ve yasa dışı silah ticareti yapma’ suçlarından haklarında arama kararı çıkartılan 17 şüpheli yakalandı. Emniyetteki sorgularının ardından adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 5’i hakkında adli kontrol kararı verilirken, 12 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. İkinci dalga operasyonla birlikte organize suç örgütüne yönelik operasyonlarda tutuklanan örgüt üyesinin sayısı 43’e yükseldi.
Gümüşhane Prof. Dr. Nafiz Maden: "Rize-Çayeli açıklarında petrol sızıntısı analizleri olumlu çıktı" Rize’nin Çayeli ilçesi açıklarında denizdeki petrol sızıntısından alınan numunelerde yapılan analizlerin olumlu sonuçlar verdiği belirtildi. Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, Rize-Çayeli açıklarında yıllardır bilinen petrol sızıntısına ait numunelerde yapılan analizlerin "doğal ham petrol" bulgularını kesin olarak doğruladığını açıkladı. Prof. Dr. Maden, elde edilen sonuçların bölgenin petrol potansiyeline yönelik güçlü kanıtlar sunduğunu vurgulayarak "Rize açıklarına sondaj gemisi gönderilmesi artık bilimsel bir zorunluluk haline gelmiştir" dedi. Prof. Dr. Nafiz Maden ayrıca Türkiye envanterine eklenen "Çağrı Bey" ve "Yıldırım" sondaj gemilerinin de enerji güvenliği açısından önemli bir adım olduğunu belirterek 2025’te yayımladıkları akademik çalışmada Türkiye’nin dış politika, etkinlik ve enerji güvenliği açısından artık bölgesinde ‘köprü ülke’ değil ‘merkez ülke’ konumuna yükseldiğini vurguladı. "Sızıntı doğal kaynaklı ham petrolden kaynaklanıyor" Rize-Çayeli açıklarındaki petrol sızıntılarından alınan numunelerden çıkan sonuçların olumlu olduğunu açıklayan Prof. Dr. Nafiz Maden, "Karadeniz’le ilgili çalışmalarımız da var. Osmanlı döneminden beri bilinen Rize-Çayeli açıklarındaki petrol sızıntısı üzerine iki numune aldık. Bunlardan biri TPAO’ya gönderildi ve olumlu sonuç geldi. Diğer numuneyi de üniversitemizin laboratuvarlarında analiz ettik; sonuçlar TPAO analizlerini teyit etti. Bu da sızıntının doğal kaynaklı bir ham petrolden geldiğini ortaya koyuyor. Uydu görüntülerinde daha önce bir sızıntı noktası tespit edilirken, son çalışmalarda iki farklı noktadan sızıntı olduğunu belirledik. Bu bulgu jeofizik verilerimizle de örtüşüyor. Enerji Bakanımızın 31 Aralık 2025’te yaptığı ’Önümüzdeki aylarda Doğu ve Orta Karadeniz’de sondaj ve arama çalışmaları yapılacak’ açıklaması bizleri umutlandırdı. Hem benim hem de Rizeli hemşerilerimizin beklentisi, Rize açıklarına bir sondaj gemisinin gönderilmesidir. Enerji Bakanımızı ve TPAO Genel Müdürümüzü Rize-Çayeli’ne davet ediyoruz. Karadeniz’in adı kara olsa da bahtı açıktır. Batı Karadeniz’de doğal gaz keşfettiğimiz gibi Doğu Karadeniz’de, özellikle Trabzon ile Hopa arasındaki bölgede petrol rezervi bulacağımıza inanıyorum" diye konuştu. "Gümüşhane, Bayburt, Erzurum ve Erzincan’da petrol potansiyeline sahip" Akademik olarak gerçekleştirilen diğer çalışmalar hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Nafiz Maden, "Bir diğer çalışmamız ise Bayburt, Gümüşhane, Erzurum ve Erzincan bölgesinin petrol potansiyeli üzerine. 1933’ten bu yana Bayburt’un Ortaçimağıl köyünde tespit edilmiş bir petrol sızıntısı vardı. Cevat Eyüp Taşman ve meslektaşları o dönemde ilk raporları hazırlamıştı. Biz bu çalışmaları devam ettirdik ve bölgedeki vatandaşların aktarımlarıyla yeni sızıntı alanlarını belirledik. Bayburt’un Saruhan, Ortaçimağıl, Kurbanpınarı ve Uluçayır köylerinde petrol sızıntıları tespit ettik. Aldığımız numuneleri TPAO’ya gönderdik ve olumlu sonuçlar aldık. Ayrıca Gümüşhane’de iki farklı sahada petrol sızıntısına rastladık; bahar aylarında bu bölgelerde daha detaylı incelemeler yapmayı planlıyoruz. Sonuç olarak, Türkiye’nin denizde ve karada yürüttüğü enerji arama faaliyetleri oldukça olumlu sonuçlar doğurmuştur. Aldığımız yeni sondaj gemileri, ülkemizin bölgedeki enerji güvenliğine büyük katkı sağlamaktadır. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin karşısında GKRY, Yunanistan ve İsrail’in oluşturduğu bir blok bulunuyor. Türkiye burada güçlü duruşunu sürdürmektedir. Kıbrıs Türkü’nün haklarını korumak bizim için önemlidir. Afrika’dan Hazar Denizi’ne, Balkanlar’dan Karadeniz’e kadar yaptığımız çalışmaların meyvelerini toplamaya devam ediyoruz. Bu süreçte üzerimize düşen her görevi yerine getirmeye hazırız" diye konuştu.
Bilecik Bilecik’te "Marul Daha Bi’ İyi" Projesi ile üretim tescillendi Bilecik’in Söğüt ilçesinde "Marul Daha Bi’ İyi" Projesi uygulamalarıyla marul üretimi tescillendi. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen "İyi Tarım Uygulamalarının Yaygınlaştırılması ve Kontrolü" Projesi kapsamında, Bilecik’in Söğüt ilçesinde hayata geçirilen "Söğüt’te Marul Daha Bi’ İyi" Projesi başarıyla tamamlandı. Mikroklima iklimi ve örtü altı sebze üretimiyle öne çıkan Söğüt ilçesinde, Geçitli ve Hamitabat köylerinde faaliyet gösteren 10 üretici, İyi Tarım Uygulamaları kapsamında üretim gerçekleştirdi. Bilecik İl Tarım ve Orman Müdürü Çetin Ayvalık ile teknik ekip, proje sürecinde üreticilerle bir araya gelerek çalışmaları yerinde inceledi. Yapılan denetimler ve analizler sonucunda, projeye katılan 10 üreticinin tamamının pestisit kalıntısız üretim yaptığı tespit edildi. Üreticiler, bu kapsamda İyi Tarım Uygulamaları Sertifikası almaya hak kazandı. Öte yandan, 2026 yılında İyi Tarım Uygulamaları yapan üreticilere dekar başına 527 TL destek sağlanacağı bildirildi. Sertifikalar, Söğüt ilçesine bağlı Hamitabat Köyü’nde düzenlenen törenle üreticilere takdim edildi. Bilecik İl Tarım ve Orman Müdürü Çetin Ayvalık, "İyi Tarım Uygulamaları ile hem üreticimizin emeğini koruyor hem de tüketicimize sağlıklı ve güvenilir gıda sunuyoruz. Söğüt’te elde edilen bu başarı, ilimiz genelinde örnek teşkil edecek niteliktedir" dedi.