Yerel Haberler
İzmir
20 Nisan 2026 Pazartesi - 15:59 Hayata tutunanlar ve şifa verenler aynı sahneyi paylaştı Kansere karşı verdikleri mücadeleyi kazanmış onkoloji hastaları, organ nakli ile ikinci hayatlarına kavuşmuş organ nakli hastaları, onları sağlıklarına kavuşturan hekimler ve sağlık çalışanları İEÜ Medical Point Hastanesi’nin geleneksel "Bir Şarkı Bir Hayat" adlı konserinde aynı sahneyi paylaştı. İEÜ Medical Point Hastanesi’nin kanser ve organ nakli konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği sosyal sorumluluk projesi "Bir Şarkı Bir Hayat" konserinin 3.sü Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezinde düzenlendi. Pınar Seli Soydaş’ın yönetiminde hastalar, hekimler ve sağlık çalışanları aynı sahnede buluştu. Hastaların, hikayelerinin de anlatıldığı gecede, duygu dolu anlar da yaşandı. Konserin açılışında konuşan İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, ilki üç yıl önce yapılan konserin gelenekselleşmesinden dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi. Kubba, "Büyük emeklerle hazırlanan konserimizin üçüncüsü hastanemizin 30. kuruluş yıl dönümüne bizim için ayrı bir önem taşıyor. Medical Point Hastanesi olarak en büyük amacımız sağlığına kavuşmak için bize gelen hastalarımıza en iyi hizmeti sunmak. En iyi hizmeti verebilmek ancak güncel gelişmeleri, yeni teknolojileri çok yakından takip etmekle, sürekli olarak araştırma yapmakla mümkün olur. Bu bilinçle çalışmaya devam ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Birazdan hep birlikte izleyeceğimiz konseri bir koronun belirli bir süre hazırlanıp sahnelediği bir etkinlikten çok, zorlu mücadeleleri atlatmış bu sürede koskoca bir aile halini almış bir grubun eseri olarak görmenizi dilerim" diye konuştu.
Karşıyaka, yükselişe geçti
24 Şubat 2026 Salı - 13:29 Karşıyaka, yükselişe geçti Karşıyaka, TFF 3. Lig 4. Grup’ta oynadığı son 4 maçında 3 galibiyet ve 1 beraberliğe imza atarak tekrar yükselişe geçti. Karşıyaka, TFF 3. Lig 4. Grup’ta sezona şampiyonluk hedefiyle başlamış olsa da, geçtiğimiz ay üst üste alınan başarısız sonuçların ardından rotasını play-off hattından bir üst lige yükselme olarak güncelledi. Ocak ayında performans düşüşü yaşayan İzmir temsilcisi, şubat ayıyla birlikte yeniden toparlanma sürecine girdi. Yeşil-kırmızılılar bu dönemdeki ilk sınavında Alanya 1221’i sahasında 3-1 mağlup ederek moral buldu. Ardından deplasmanda Eskişehir Anadolu ile 1-1 berabere kalan Kaf-Kaf, bu karşılaşmanın ardından adeta vites yükseltti. İç sahada Çoruhlu FK’yi 3-1’le geçen Karşıyaka, deplasmanda ise amatöre düşmesine kesin gözüyle bakılan Nazilli Belediyespor’u 10-0 gibi farklı bir skorla mağlup etti. Bu sonuçlarla birlikte Karşıyaka, son dört maçında 3 galibiyet ve 1 beraberlik alarak yeniden yükselişe geçti ve play-off hattındaki yerini sağlamlaştırdı. Divanda listeler belli oldu Karşıyaka’da perşembe günü yapılacak divan genel kurulu öncesi başkan adayları Mehmet Yaya ve Halil Zeki Osma listelerini divana sundu. Yeşil-kırmızılı kulüpte her iki adayın kadroları da netleşti. Uzun yıllar genel sekreterlik yapan ve Türkiye Basketbol Federasyonu Disiplin Kurulu’nda görev alan Mehmet Yaya’nın listesinde Gamze Kocatoros Çelik, İbrahim Palaoğlu, Celal Arısan, Hakan Düzdemir, Kaan Akacun, Turhan Gürsel Urhan, Cem Değirmencioğlu ve Ahmet Dördüncü yer aldı. Daha önce yönetim ve denetim kurullarında görev yapan Halil Zeki Osma’nın ekibinde ise Cüneyt Başak, Güçlü Aydoğdu, Yücel Çağatay, Meriç Köyatası, Hakan Ortabaş ve Süleyman Süha Özsağman bulunuyor.
Menemen FK, Bursaspor Teknik Direktörü Mustafa Er’e tepki gösterdi
24 Şubat 2026 Salı - 11:39 Menemen FK, Bursaspor Teknik Direktörü Mustafa Er’e tepki gösterdi Menemen FK, hafta sonu oynanan Bursaspor karşılaşmasının ardından konuk ekibin teknik direktörü Mustafa Er’in maç sonu açıklamalarına tepki gösteren bir paylaşım yaptı. TFF 2. Lig Kırmızı Grup ekiplerinden Menemen FK, hafta sonu şampiyonluk mücadelesi veren Bursaspor’u ağırladı. Mücadele konuk ekibin 3-1’lik üstünlüğüyle sona erdi. Karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulunan Bursaspor Teknik Direktörü Mustafa Er’in sözlerine Menemen FK de sosyal medya hesaplarından yazılı bir açıklama yaparak cevap verdi. Menemen FK’nin açıklaması şöyle: "Bursaspor Teknik Direktörü Mustafa Er’in, cumartesi günü oynadığımız maç sonrası sarf ettiği; ‘Rakiplerin bize karşı sergilediği söylem, eylem ve vücut dilini sağlıklı bulmuyorum. Haftaya oynanacak Kahramanmaraş İstiklalspor - Menemen FK maçını özellikle takip edeceğim. Bugün gösterilen istek, coşku ve agresifliğin o maçta da olup olmayacağını görmek istiyorum.’ şeklindeki sözleriyle, lig yarışının önümüzdeki haftalarında oynanacak müsabakalara etki etme girişimi gülünç olmasının yanında göz ardı edilemeyecek kadar tehlikeli bir art niyet de barındırmaktadır. Er’in temsil ettiği camianın Türk futbolundaki yerini bir kez daha düşünerek sarf ettiği bu sözlere tekzip niteliğinde bir açıklama yapmasını beklememize rağmen, Er’in böyle bir düzeltme yapmaması futbolumuz adına utanç vericidir. Unutulmamalıdır ki her takım çıktığı müsabakada galibiyet hedefler. Bir spor karşılaşmasında bunun aksini düşünmek ya da umut etmek en hafif tabirle aymazlıktır. Er’in bu sözleri, ligi yeterince analiz edemediğinin bir işareti olmakla birlikte, kendisine Menemen FK’nın mücadeleci futbolunun örneklerini görmesi için sezon başından bu yana oynadığımız maçları izlemesini öneriyoruz. Gelinen noktada Er’in sözlerini ve altında yatan bozuk zihniyeti, TFF nezdinde hukuk zeminine taşıyacağımızı tüm spor kamuoyuna bildiririz."
EGİAD İzmir, geleceğin işgücü haritasını çiziyor
24 Şubat 2026 Salı - 11:29 EGİAD İzmir, geleceğin işgücü haritasını çiziyor Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), küresel ölçekte hız kazanan dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve toplumsal değişim süreçlerinin işgücü piyasaları üzerindeki etkilerini çok boyutlu olarak değerlendirmek amacıyla, "Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir-Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı" başlıklı think tank çalışması kapsamında önemli bir seminer ve çalıştay buluşması gerçekleştirdi. EGİAD merkezinde düzenlenen etkinlikte; yaratıcı yıkımın İzmir işgücü piyasasına etkileri, dönüşen beceri ihtiyaçları, yapay zekâ ve otomasyonun istihdam yapısına yansımaları ile geleceğin insan kaynağı stratejileri kapsamlı biçimde ele alındı. Programın moderasyonu, think tank çalışmasını yürüten akademik ekipten Doç. Dr. Elif Tunalı Çalışkan tarafından gerçekleştirildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, EGİAD’ın 35 yıllık yolculuğunda yalnızca bir iş dünyası örgütü değil, aynı zamanda veri üreten ve politika önerileri geliştiren bir düşünce merkezi olma hedefiyle hareket ettiğini vurgulayarak, "Bugün 35. yılımıza ulaştığımız bu noktada, sadece bir sivil toplum kuruluşu değil; şehrimizin ve bölgemizin ekonomik dönüşümüne rehberlik eden bir akıl merkezi olma vizyonuyla çalışıyoruz. EGİAD, iş dünyasının yalnızca bugünkü durumunu değil, yarınki varlığını da dert edinmektedir" dedi. EGİAD’ın think tank çalışmalarıyla bilimsel veri üretmeyi, strateji geliştirmeyi ve bölgesel kalkınmaya kalıcı katkı sunmayı temel sorumluluk olarak gördüğünü belirten Özhelvacı, hazırlıkları süren raporun bu yaklaşımın güçlü bir çıktısı olduğunu ifade etti. Bir risk değil, stratejik fırsat Konuşmasında Joseph Schumpeter’in "Yaratıcı Yıkım" kavramına değinen Özhelvacı, bu sürecin doğru okunduğunda ekonomik yenilenmenin ve inovasyon temelli büyümenin ana motoru olduğunu belirterek, "Yaratıcı yıkım, eskiyen ve verimsiz yapıların yerini daha dinamik ve katma değerli sistemlerin almasıdır. Biz bu süreci bir tehdit değil, doğru yönetildiğinde büyük fırsatlar barındıran bir yeniden doğuş olarak görüyoruz" diye konuştu. Küresel ölçekte inovasyon ve büyüme ilişkisine odaklanan çalışmaların ekonomi literatüründe giderek daha fazla önem kazandığını vurgulayan Özhelvacı, EGİAD’ın bu konuyu erken dönemde gündemine almasının vizyoner bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Yapay zekâ ve üçüz dönüşüm işgücü yapısını yeniden tanımlıyor Etkinlikte, yapay zekâ, otomasyon ve yeşil dönüşümün işgücü piyasası üzerindeki dönüştürücü etkileri veri temelli olarak ele alındı. Özhelvacı, küresel ölçekte yaşanan teknolojik dönüşümün yalnızca üretim biçimlerini değil, beceri yapısını ve rekabet stratejilerini de değiştirdiğini vurguladı. Özhelvacı şu şekilde konuştu: "Yapay zekâ ve veri temelli sistemler, sorunları ilk kez ölçülebilir ve yönetilebilir hale getiriyor. Bu dönüşüm, işgücü becerilerinden insan kaynağı stratejilerine kadar her alanı yeniden tanımlayan tarihsel bir kırılmadır." EGİAD Think Tank çalışması kapsamında İzmir’e özgü Beceri Açığı Endeksi ve İşgücü ve Beceri Fırsat Atlası hazırlandığını belirten Özhelvacı, raporun şehrin gelecekteki insan kaynağı ihtiyaçlarını ortaya koyacağını ifade etti. Hedef: İzmir’i Yeniden Beceri Kazandırma Üssüne Dönüştürmek EGİAD’ın hedefinin yaratıcı yıkımı İzmir için bir risk değil, stratejik sıçrama alanına dönüştürmek olduğunu vurgulayan Özhelvacı, özellikle NEET olarak tanımlanan "Ev Gençleri"nin yeni ekonomiye kazandırılmasının kritik önemde olduğunu belirterek, "Bu dönüşümü İzmir’de bir yeniden beceri kazandırma seferberliğine dönüştürmek istiyoruz. Amacımız, ortaya çıkacak beceri açığını doğru politikalarla kapatarak şehrimizi geleceğin işgücü yapısına hazırlamaktır" dedi. Ortak akıl ile geleceğin istihdam haritası Etkinliğin yalnızca teorik bir değerlendirme olmadığını vurgulayan Özhelvacı, raporun sahadan veri toplanarak hazırlandığını belirtti. Bu kapsamda teknoloji geliştirme bölgeleri, TTO ve TEKMER yöneticileriyle yapılan görüşmelerin ardından, iş dünyasının uygulayıcı aktörleri olan EGİAD üyeleri ve İK profesyonellerinin katkılarının alındığını ifade ederek, "İzmir’in geleceğine dair en doğru kararları ancak ortak akıl ile verebiliriz. Bugün ortaya koyulan her görüş, İzmir’in gelecekteki istihdam haritasına konulmuş bir tuğladır." dedi. Akademi-iş dünyası iş birliği güçleniyor Programın kapanışında Özhelvacı, Think Tank çalışmasını akademik titizlikle yürüten Doç. Dr. Elif Tunalı Çalışkan, Doç. Dr. Gülçin Gürel Günal ve Doç. Dr. Işıl Kurnaz’a teşekkür ederek, EGİAD’ın bilimsel veri ve politika üretmeye devam edeceğini vurguladı. EGİAD, "Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir" raporuyla; işgücü piyasasının dönüşümünü analiz eden, beceri uyumsuzluklarını ortaya koyan ve İzmir’i geleceğin çalışma dünyasına hazırlayan stratejik bir yol haritası sunmayı hedefliyor.
Obeziteyle mücadelede hedef sadece kilo değil, metabolik denge
24 Şubat 2026 Salı - 10:48 Obeziteyle mücadelede hedef sadece kilo değil, metabolik denge Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde giderek artış gösteren obeziteye karşı uzmanlar, sadece diyet yapmanın yeterli olmadığına dikkat çekiyor. Obezite tedavisinde yalnızca kilo kaybına odaklanmanın yeterli olmadığına vurgu yapan Medicana Sağlık Grubu uzmanları, obeziteye karşı kalıcı başarı için metabolik ve hormonal dengenin sağlanması, organ sağlığının korunması ve yaşam tarzının sürdürülebilir şekilde değiştirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Günümüz dünyasının en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olan obezite, Türkiye’de de çocuk, ergen ve yetişkinlerde artış gösteriyor. Türkiye Obezite Araştırma Derneği verilerine göre; ülkede her 3 kişiden 1’nin obezitesi bulunuyor. Sadece fazla kilo ve estetik kaygıları değil, beraberinde insülin direnci, diyabet, kalp-damar hastalıkları, yağlı karaciğer, böbrek hasarı ve hormonal bozukluklar gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen obeziteye karşı Medicana International İzmir Hastanesi uzmanları, dikkat edilmesi gerekenleri paylaştı. Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Uşarer ile Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, obezitenin yalnızca fazla yemekle değil, uzun süreli yanlış beslenme alışkanlıkları, hormonal dengesizlikler ve psikolojik faktörlerin birlikte etkisiyle gelişen kronik ve çok yönlü bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Obezite çok yönlü bir hastalıktır Obezitenin vücutta metabolik değişimlere neden olan kronik bir hastalık olduğunun altını çizen Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Uşarer, obezitenin beraberinde getirebileceği hastalıklara değindi. Dyt. Seda Uşarer, "Yüksek kalorili, şeker ve doymuş yağ içeriği fazla, liften fakir beslenme düzeni; insülin direnci, hormonal bozukluklar ve yağ dokusunda artışa yol açar. Zamanla bu durum tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, eklem problemleri ve bazı kanser türleri gibi birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırlar. Kalp-damar sistemi üzerinde büyük bir yük oluşturur. Yanlış beslenmeye bağlı yükselen kolesterol ve trigliserid seviyeleri damar sertliğini hızlandırarak kalp krizi riskini artırır. Karaciğerde ise yağlanma gelişebilir ve ilerleyen süreçte siroza kadar ilerleyebilir. Böbrekler açısından bakıldığında, fazla kilo böbreklerin filtrasyon yükünü artırarak kronik böbrek hastalığı riskini yükseltir. Bu nedenle obezite tedavisinde beslenme düzenlemesi yalnızca kilo değil, organ sağlığını korumak açısından da kritik önemdedir" mesajını verdi. Standart diyetlerin obezite tedavisinde çoğu zaman sürdürülebilir olmadığını söyleyen Dyt. Seda Uşarer, kişiye ve alışkanlıklarına özel hazırlanan diyet programlarının uzun vadede başarıyı artırabileceğini ifade etti. Amaç metabolik ve hormonal dengeyi sağlamak Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada da obezite tedavisinde sadece kilo vermenin yeterli olmadığını dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti: "Kilo kaybı tedavinin temel hedefidir; ancak tek başına yeterli değildir. Amaç, metabolik ve hormonal dengenin yeniden sağlanmasıdır. Çünkü bazı bireylerde kilo azalsa bile insülin direnci ve düşük dereceli inflamasyon devam edebilir. Obezitenin özellikle Tip 2 diyabetle arasında güçlü ve doğrudan bir ilişki var. Artmış yağ dokusu insülin direncine yol açar; pankreas bir süre fazla insülin üreterek dengeyi korumaya çalışır ancak zamanla beta hücreleri tükenir ve diyabet gelişir. Tiroid hormonları bazal metabolizmayı düzenler. Obez bireylerde TSH düzeyleri hafif yüksek olabilir; bu durum çoğu zaman gerçek hipotiroididen çok metabolik adaptasyonun bir yansımasıdır. Ancak mevcut hipotiroidi kilo kontrolünü zorlaştırabilir. Kısacası obezite hem hormonal bozukluklara zemin hazırlar hem de mevcut endokrin hastalıkların seyrini ağırlaştırır." Kalp, karaciğer ve böbrek sağlığını tehdit ediyor Obezitenin kalp, karaciğer ve böbrek sağlığını olumsuz etkilediğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Obeziteye bağlı insülin direnci ve hiperinsülinemi damar duvarında hasar oluşturur, hipertansiyonu tetikler ve ateroskleroz riskini artırır. Bu süreç kalp krizi ve inme riskini artırabiliyor. Karaciğerde yağ birikimi ile metabolik disfonksiyona bağlı yağlı karaciğer hastalığı gelişir. İlerleyen olgularda fibrozis ve siroza kadar gidebilir. Böbrekler ise artmış glomerüler basınç ve metabolik yük nedeniyle zamanla hasar görebilir. Diyabet ve hipertansiyon eşlik ettiğinde kronik böbrek hastalığı riski katlanarak artabilir. Yani hormonal bozulma, damar hasarı üzerinden çoklu organ etkisine dönüşebilir" diye konuştu. Obezitenin çok yönlü bir hastalık olduğunu dile getiren Diyetisyen Seda Uşarer, "Obezitenin yalnızca diyetle çözülmesi her zaman mümkün değildir. Endokrinolog, hormonal bozukluklar ve metabolik hastalıkların değerlendirilmesini sağlar. Diyetisyen, kişiye uygun beslenme tedavisini planlar ve süreci takip eder. Psikolog ise duygusal yeme, stres kaynaklı beslenme alışkanlıkları ve motivasyonun sürdürülebilmesi açısından destek verir. Bu multidisipliner yaklaşım, obezite tedavisinde kalıcı ve sağlıklı sonuçlar elde edilmesini sağlar" dedi.
İzmir barajlarında yağmur bereketi
24 Şubat 2026 Salı - 10:32 İzmir barajlarında yağmur bereketi İzmir’de son 45 günde etkili olan sağanak yağış bir önceki yılın toplamı kadar olunca, barajlardaki su seviyesi de büyük oranda yükseldi. Bereketli yağmurlar sayesinde toprak suya doyarken, yeraltı sularını depolayan akiferlerde 120 santimetrelik bir yükseliş ölçüldü. Şiddetli yağışlar içme suyu sağlayan barajların doluluk oranlarında hızlı bir toparlanma sağladı. İZSU’nun güncel ölçümlerine göre, 26 Ocak’ta yüzde 0,98 seviyesinde olan Tahtalı Barajı’nın doluluk oranı yüzde 37,48’e ulaştı ve su hacmi 107 milyon 589 bin metreküpe çıktı. Ürkmez Barajı yüzde 100 ile tamamen dolarken, Balçova Barajı yüzde 84,75 seviyesine erişti. Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı yüzde 73,08, Gördes Barajı ise yüzde 26,40 doluluk oranına yükseldi. Şiddetli yağışların ardından toprak doygunluğa eriştiği için sular doğrudan yeraltı depolarına inmeye başladı. Torbalı Ovası’nda yapılan güncel saha ölçümlerinde akiferlerdeki su seviyesinde net 120 santimetre yükselme tespit edildi. Yüzeyden yeraltına doğru gerçekleşen süzülme işlemi devam ettiği için mayıs sonu ve haziran aylarında yeraltı sularındaki toplam yükselişin 3 metreyi bulması öngörülüyor. Yağışlarda rekor seviye Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, "Özellikle İzmir’de ocak ayı yağış rekoru kırıldı. Şubat rekorunun da kırıldığına kesin gözüyle bakıyoruz. Şubat ayı yağış ortalaması 100 kilogram olan İzmir’de, daha ayın ilk altı gününde bu miktar 107 kilograma ulaştı. Ayın ilk haftasında aylık ortalamanın dolmasının ardından da yoğun yağışlar devam etti ve yılın ilk 45 gününde geçen senenin toplam yağış miktarını geride bıraktık. Olağanüstü bir yağış durumu söz konusu. Tahtalı Barajı’nın çevresinde yer alan ve bir nevi yeraltı barajı işlevi gören kireçtaşı ağırlıklı karstik bölgelere ciddi miktarda su ulaştı. Yeraltı barajlarının nispeten küçük ölçekli olmalarına rağmen akiferleri son derece verimli bir şekilde beslediğini her zaman vurgulamaktayız. Nitekim son yağışlarla birlikte akiferlerdeki su seviyesinde 120 santimetrelik bir yükseliş gözlemlenmiştir." dedi. Yeraltı suları stratejik rezerv Yeraltı sularındaki yükselişin olumlu bir gelişme olmasına karşın henüz yetersiz kaldığını belirten Yaşar, "Alt akiferlerdeki su seviyeleri kritik duruma gelmiştir. Sarıkız kuyularında mevcut akifer tükendiği için henüz iki hafta önce yeni sondaj çalışmalarına başlanmıştır. Bir seviyedeki su tükendiğinde zorunlu olarak daha derindeki akiferlere inilmektedir. Oysa bu akiferlerdeki su seviyesinin 70-80 metre gibi derinliklere inmesi, normal şartlar altında yüzlerce yıl sürmesi gereken kademeli bir süreçtir. Karstik bölgelerin yeraltı barajı görevi görmesi su ihtiyacının karşılanmasında büyük bir avantaj sağlıyor. Ancak sadece bu duruma güvenmemeli ve yeraltı sularımızı her zaman stratejik bir rezerv olarak muhafaza etmeliyiz. Bu sürecin yönetimi, hidrojeologların yapacağı hassas hesaplamalara dayanmalıdır. Yıllık bazda yeraltına sızan su miktarı kesin olarak belirlenmeli. Yeraltına 50 milyon metreküp su iniyorsa sistemden en fazla bu miktar kadar su çekilmelidir. Bu sınırın aşılması sürdürülebilir değildir." ifadelerini kullandı. Barajlarda yüzde 80 beklentisi Gelecek yılların iklim projeksiyonlarına dair beklentilerini aktaran Yaşar, "Baraj doluluk oranlarının üç yıl içerisinde yüzde 70 ila yüzde 80 seviyelerine ulaşmasını öngörüyoruz. Su kullanımı sürekli devam ettiği için bu oranın yüzde 100 olmasını beklemek gerçekçi değildir. Örneğin, 2020 yılında kuraklık uyarısı yaptığım dönemde Tahtalı Barajı’nın doluluk oranı yüzde 80 civarındaydı. O dönemde bu uyarım şaşkınlıkla karşılansa da sonrasında baraj suları öngördüğümüz gibi ciddi ölçüde çekildi. Önümüzdeki üç yıl içinde doluluk oranlarının yeniden yüzde 80 seviyelerine çıkmasını bekliyoruz. 2032-2033 yıllarına kadarki sürece bakıldığında ise önümüzdeki yedi ila sekiz yıllık periyodun en az dört veya beş yılında yağışların mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşeceğini öngörmekteyiz. İklim sistemlerinde rastgelelik bulunmaz. Bunlar son derece düzenli ve sistematik doğa olaylarıdır." şeklinde konuştu.