Yerel Haberler
İzmir
Alaçatı’da tabeladan tenteye kadar ortak tasarım dönemi 28 Mayıs 2026 Perşembe - 10:57:45 İzmir Planlama Ajansı (İZPA) ve Çeşme Vizyon Ofisi, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden Alaçatı’nın tarihi kimliğini korumak için dikkat çeken bir çalışmaya imza attı. "Alaçatı Kentsel Sit Alanı Tasarım Rehberi" ile bölgede son yıllarda artan kontrolsüz müdahalelerin ve görsel kirliliğin önüne geçilmesi hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Planlama Ajansı (İZPA), son yıllarda hızla artan turizm baskısının tarihi dokuda neden olduğu tahribata karşı Alaçatı için kapsamlı bir koruma çalışması hazırladı. İZPA ve Çeşme Vizyon Ofisi iş birliğiyle hazırlanan "Alaçatı Kentsel Sit Alanı Tasarım Rehberi" ile bölgede tarihi silüeti bozan tabela, tente, cephe ve görsel müdahalelerin ortak bir tasarım diliyle yeniden düzenlenmesi hedefleniyor. Alaçatı’nın taş mimarisi, dar sokakları, cumbalı yapıları ve kendine özgü kent estetiğini korumayı amaçlayan rehber, koruma-kullanma dengesi çerçevesinde hazırlandı. Özellikle yaz aylarında milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan bölgede artan ticari kullanımın oluşturduğu düzensiz görüntünün önüne geçilmesi hedefleniyor. Uçar: Uygulamaya dönük bir referans Kentsel Tasarım Rehberi’ni oluşturmalarının amacının tek tip bir görüntü oluşturmak olmadığının altını önemle çizen İZPA Genel Müdürü Aykut Uçar, "Asıl amacımız, Alaçatı’nın kendi karakterini güçlendirmek. Tarihi çevreyle uyumsuz uygulamalar zamanla bütüncül kent estetiğini zedeliyor. Biz öncelikle bölgeyi tarihi çevreyle uyumsuz uygulamaların kaldırılmasıyla arındırmayı, mevcut iyi örnekleri korumayı ve ahengi güçlendirecek yeni uygulama örnekleriyle zenginleştirmeyi hedefliyoruz. Hazırladığımız rehber; esnafı, kullanıcıyı ve yerel yönetimi ortak bir anlayışta buluşturan, uygulamaya dönük bir referans niteliği taşıyor" dedi. Koçdemir: Alaçatı’nın kimliğini korumak için yola çıktık Yüksek şehir plancısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çeşme Belediyesi Meclis Üyesi Esra Koçdemir çalışmanın yalnızca estetik bir düzenleme olmadığını, Alaçatı’nın kültürel kimliğini korumayı amaçlayan uzun vadeli bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Koçdemir, "Çeşme artık deniz, güneş ve gece hayatıyla öne çıkan çok güçlü bir turizm merkezi. Ancak çok daha önemli kimlik ögelerimiz var. Zaman içerisinde aşırı turizm baskısıyla bu değerlerin yıprandığını görüyoruz. Biz de kimliğimizi gelecek nesillere aktarmak amacıyla böyle bir çalışma yapma gereği duyduk. Fiziksel çevre ve sosyoekonomik yapı birbirini karşılıklı etkileyen iki unsur. Fiziksel müdahaleler toplumsal yapıyı etkiliyor, toplumsal değişim de fiziksel çevreyi dönüştürüyor. Biz burada Alaçatı’nın mimari mirasını ve kent dokusunu koruyarak aslında bölgenin sosyoekonomik yapısını da güçlendirmeyi hedefledik. Alaçatı Köyiçi bölgesi bir kentsel sit alanı. Buradaki tüm müdahaleler Anıtlar Kurulu ve KUDEB denetiminde yapılıyor ancak buna rağmen kent dokusunun günbegün değiştiğini, çıkmalar ve farklı eklentilerle deforme olduğunu görüyoruz. Bizim öncelikli hedefimiz, her yıl çok yoğun turist ağırlayan bu tarihi dokuyu korumak" dedi. "Cephe sizin, sokak hepimizin" Çalışmanın yalnızca rehber hazırlamakla sınırlı kalmadığını belirten Koçdemir, sürecin sahada doğrudan esnaf ve vatandaşlarla birlikte yürütüldüğünü anlattı. Alaçatı’da iki ayrı esnaf buluşması yapıldığını söyleyen Koçdemir, rehberin detaylarının teknik toplantılarla işletmecilere anlatıldığını, onlardan sezon başlangıcına kadar cephelerin rehbere uygun hale getirilmesini rica ettiklerini söyledi. Süreçte "Cephe sizin, sokak hepimizin" sloganını kullandıklarını belirten Koçdemir, bina cephelerinin yalnızca özel mülk değil aynı zamanda kamusal alanın bir parçası olduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda rehbere aykırı uygulamaların tespit edilerek mülk sahiplerine resmi bilgilendirmelerin yapılmaya başlandığını da aktardı. Pastel tonlar, taş renkleri ve Ege mavisi öne çıkacak İzmir Planlama Ajansı’nın kapsamlı bir literatür ve tarihi belge taramasıyla rehberi hazırladığını söyleyen Koçdemir, Alaçatı’nın geçmişten gelen mimari karakterinin modernize edilerek günümüze taşındığını ifade etti. Koçdemir, "Alaçatı’nın geçmişten gelen renk kartelası yeniden ortaya çıkarıldı. Pastel tonlar, taş renkleri, kiremit ve toprak tonları ile Ege’nin mavi ve turkuaz renklerini içeren geniş bir renk skalası oluşturuldu. Amacımız bütün binaların aynı görünmesi değil; işletmelerin kendi kimliklerini korurken Alaçatı’nın bütüncül estetiğine uyum sağlaması" dedi. Tente, aplik, şemsiye ve tabela tasarımlarında da tarihi referansların esas alındığını söyleyen Koçdemir, "Bina cephelerinin yalnızca bir reklam yüzeyi olarak kullanılmasını istemiyoruz. Tabelaların cephe genişliğinin yüzde 25’ini geçmeyecek şekilde planlandığı, yüksekliklerinin sınırlandığı ve malzeme seçimlerinin rehberde tanımlandığı yeni bir sistem oluşturduk. Ayrıca işletmeler için örnek uygulama setleri hazırladık. Böylece hangi tabela, tente ve aydınlatmanın birbiriyle uyumlu kullanılabileceğine dair esnafa yol gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. "Ortak estetik Alaçatı’yı daha güçlü gösterecek" Alaçatı’da işletmesini rehbere uygun şekilde hazırlayan Samed Özen de sürecin işletmeler açısından yol gösterici olduğunu söyledi. Rehber sayesinde tasarım sürecinin daha sistemli ilerlediğini belirten Özen, "Kent tasarım rehberini inceleyerek en başta neleri yapabileceğimizi gördük. Renk paletleri, tenteler ve mekanın genel tasarımını buna göre belirledik. Sabit olan şeyleri bildiğimiz için tasarım sürecimiz daha kolay ilerledi diyebilirim. Aynı zamanda bu durum bizi daha da düşünmeye de yönlendirdi. İnsanların sokakta dolaşırken, fotoğraf çekerken ya da dışarıdan bakarken verdiği tepkiler çok olumlu. Bizim de içimize sindi. Diğer işletmeler de bu renkleri ve tasarım anlayışını kullanmaya başlarsa Alaçatı daha düzenli, daha bütüncül ve daha estetik görünebilir. Bu da hem mahalleye hem işletmelere katkı sağlar" diye konuştu. Tabeladan klimaya kadar her detay planlandı Hazırlanan rehber kapsamında Alaçatı Kentsel Sit Alanı içerisindeki yapı cepheleri ve kamusal alan ilişkisi bütüncül bir anlayışla ele alındı. Tente ve sundurmalar, tabelalar, aydınlatma elemanları, klima ve teknik tesisat kutuları gibi yapıların dış görünümünü etkileyen unsurlar için tasarım önerileri geliştirildi. Aynı zamanda cephe düzenlemeleri, renk seçimleri, malzeme kullanımları ve bitkisel peyzaj uygulamaları da Alaçatı’nın özgün mimari karakterine uygun şekilde yeniden değerlendirildi. Rehberin temel hedeflerinden biri de Alaçatı’da yıllar içerisinde oluşan estetik bütünlüğü korumak. Özellikle farklı işletmeler tarafından yapılan kontrolsüz uygulamaların oluşturduğu görüntü karmaşasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 10:29 ABD’de yaşadı, prostat kanseri tedavisi için Türkiye’yi tercih etti ABD’de yaşayan 65 yaşındaki Birol Tuncer, prostat kanseri tedavisi için Türkiye’yi tercih etti. Amerika’da hemşire olan eşi Sultan Tuncer’in "Ameliyatını ABD’de yaptır" ısrarına ve orada sağlık sigortası olmasına rağmen İzmir’de ameliyat masasına yatan Tuncer, Prof. Dr. Burak Turna tarafından robotik cerrahi yöntemiyle gerçekleştirilen operasyonla sağlığına kavuştu. Prof. Dr. Burak, "Amerika’da yaşayan ve eşi de sağlık çalışanı olan hastamızın tercihini ülkemizden ve bizden yana kullanması bizim için gurur verici. Kendisini sağlıklı şekilde taburcu etmenin mutluluğunu yaşıyoruz." dedi. 12 yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye’den ayrılarak ABD’ye yerleşen Birol Tuncer, üniversitede satış-pazarlama ve uluslararası ilişkiler eğitimi aldıktan sonra iş hayatına atıldı. Bir süre uydu şirketlerinde çalışan Tuncer, Amerika’da hemşirelik eğitimi alan hemşerisi Sultan Tuncer ile evlendi. 1999 yılında İzmir’den iş daveti alan Tuncer, uzun yıllar iki ülke arasında gidip gelerek işlerini yürüttü. Yaklaşık 6 yıl önce yapılan testlerde prostat değerleri yüksek çıkan Tuncer, hem ABD’de hem Türkiye’de sağlık kontrollerini sürdürdü. Geçtiğimiz kasım ayında PSA tetkik sonuçlarının riskli bulunması üzerine Amerika’da tetkikleri tekrarlanan Tuncer’e prostat kanseri şüphesiyle tedavi başlatıldı. Bu şüphe üzerine Türkiye’ye gelen Tuncer, İzmir’de Acıbadem Kent Hastanesi Robotik Cerrahi Koordinatörü Üroloji profesörü Dr. Burak Turna’ya başvurdu. Yapılan değerlendirmelerin ardından kanser tanısı kesinleşen Tuncer, robotik cerrahi yöntemiyle ameliyat edildi. "Tercihimi Türk doktorlarından yana kullandım" Ameliyat sürecini anlatan Tuncer, Amerika’da yaşayan hemşire eşinin kendisini ameliyat için ABD’ye çağırdığını ancak tercihini Türkiye’den yana kullandığını söyledi. Tuncer, "Amerika’da büyüdüm, okudum, iş sahibi oldum. Geniş kapsamlı sağlık sigortam var. Eşim hemşire. Ancak ben tercihimi Türk doktorlarından yana kullandım. Onların bilgisine ve yetkinliklerine güveniyorum. Bizim doktorlarımızın hastalara olan ilgisi etkileyici, tabii personelin de öyle. Mesela ameliyat sonrası yoğun bakımda yatarken hasta monitörlerinin sesinden uyuyamadım. Hemşire bu sorunumu ses kesici kulakla çözdü. Robotik cerrahi sayesinde de hızlı toparlandım ve kısa sürede normal hayatıma döndüm. Burak hocama ve ekibine çok teşekkür ediyorum." diye konuştu. "Robotik cerrahiyle hızlı iyileşme sağlandı" Öte yandan hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Prof. Dr. Burak Turna, "Hastamızı robotik cerrahi yöntemiyle başarılı bir şekilde ameliyat ettik. Bu yöntem sayesinde daha hızlı iyileşme süreci sağlandı. Amerika’da yaşayan ve eşi de sağlık çalışanı olan hastamızın tercihini bizden yana kullanması bizim için gurur verici. Kendisini sağlıklı şekilde taburcu ettik" dedi.
Devre mülk sahiplerini 100 milyon TL dolandıran çete çökertildi
08 Nisan 2025 Salı - 18:07 Devre mülk sahiplerini 100 milyon TL dolandıran çete çökertildi İzmir’de vatandaşların kişisel bilgileri yasa dışı yollarla ele geçiren çete, kurdukları gayrimenkul danışmanlık şirketleri aracılığıyla devre mülk sahibi kişileri toplam 100 milyon TL dolandırdı. Olayla ilgili gözaltına alınan 25 kişiden 17’si çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Mali Suçlarla Mücadele ekiplerince yürütülen çalışmalarda devre mülk sahiplerini hedef alan bir çete çökertildi. Mağdurların kişisel bilgilerini yasa dışı yollarla ele geçiren dolandırıcılar, yabancı uyruklu vatandaşlar adına çıkartılan hatları kullanarak devre mülk sahipleri ile iletişime geçti. Kendileri şirket temsilcisi gibi tanıtan çete üyeleri, dolandıracakları vatandaşlar ile lüks otel lobilerinde, toplantı salonlarında, iş merkezlerinde, kiralamış oldukları ofislerde buluşarak toplantılar düzenledi. Yüksek kar vaadiyle ikna ettikleri mağdurların banka bilgilerini ele geçiren çete, mağdurlardan habersiz çektikleri banka kredilerini kurdukları paravan gayrimenkul danışmalık şirketlerinin hesaplarına aktararak toplam 100 milyon TL dolandırdı. 17 tutuklama Vatandaşları yüksek kar vaadiyle kandıran çeteyi tespit eden Mali Suçlarla Mücadele ekipleri belirlenen adreslere operasyon düzenledi. Şüpheli şahısların adreslerinde yapılan aramalarda mağdurlara ait kişisel veriler, çok sayıda dijital materyal, 10 bin dolar ve bir miktar altın ele geçirildi. Operasyon kapsamında 25 şüpheli şahıs gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Polisteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilen 25 kişiden 17’si tutuklanırken diğerleri ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İzmir’den ‘dijital göçebelere’ davet
08 Nisan 2025 Salı - 16:25 İzmir’den ‘dijital göçebelere’ davet İzmir’de gerçekleştirilen Turizmde Yeni Çağ: Dijital Göçebelik Bilgilendirme Toplantısı’nda, dijital göçebeleri kente çekmek için atılması gereken adımlar konuşuldu. İzmir iş dünyası, dünya genelinde sayıları 40 milyonu aşan dijital göçebeleri kente çekmek için kolları sıvadı. Turizmde Yeni Çağ: Dijital Göçebelik Bilgilendirme Toplantısı, İzmir Ticaret Odası ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıda; Tayland’dan Portekiz’e, Arjantin’den Endonezya’ya kadar pek çok ülkenin ekonomisine katkılar sunan dijital göçebelerin rotalarına İzmir’in de eklenmesi için atılması gereken adımlar, kentin paydaşları tarafından görüşüldü. "Büyük markalar ofislerden, plazalardan çıktı" Toplantının açılış konuşmasını yapan ve hızla gelişen teknoloji ile tüm dünyayı etkisi altına alan pandeminin iş yapma biçimlerini kökünden değiştirdiğini belirten İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Özkardeş, "Pandemi bittikten sonra pek çok büyük marka, büyük ofislerden, plazalardan çıkıp, kafe, sahil ve keyifli ortak çalışma alanlarında faaliyet göstermeye başladı. Evden çalışma sürecinde, çalışanların bir kısmı iklim olarak daha elverişli ülkelere gitmeyi tercih etti. Böylece, ‘dijital göçebelik’ konsepti küresel ölçekte hızla yaygınlaştı" dedi. "Çalışma planı kılavuz olacak" Türkiye’de dijital göçebelik hareketinin, 2024 yılında uygulanmaya başlanan Dijital Göçebelik vizesi ile hızla büyüdüğüne dikkat çeken Özkardeş, "Özellikle İstanbul, Antalya, Bodrum gibi şehirler ön plana çıkarken, İzmir’in de potansiyeli oldukça dikkat çekiyor. Kentimizin, kültürel ve tarihi zenginlikleri, yaşam kalitesi ve geniş sosyal imkanları ile dijital göçebeler için yeni bir merkez olabileceği kanaatindeyiz. İzmir Ticaret Odası Başkanımız Mahmut Özgener ve yönetim kurulumuz yenilikçi bakış açısıyla dijital göçebelik konusunu çok önemsiyor. Bunun için, pek çok platformda da ifade ettiğimiz gibi ‘ortak akıl’ ve ‘kurumlar arası işbirliği’ ile hareket etmek önem arz ediyor. Kentimizdeki tüm paydaşların katkılarıyla hazırlanacak bir çalışma planının hedefimize hızla ulaşmamız konusunda bizlere kılavuz olacağına inanıyoruz" diye konuştu. Diğer sektörlerle bağlantısı konuşuldu Toplantının İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Alp Avni Yelkenbiçer moderatörlüğünde gerçekleşen ‘İzmir’in Dijital Göçebe Merkezi Olma Yolundaki Adımları’ başlıklı oturumunda; İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeleri Adnan Bozbay ve Kıvanç Meriç, 48. Sigortacılık Grubu Meslek Komitesi Başkanı Zeynep Şebnem Korkut ile 43. Konaklama Grubu Meslek Komitesi Üyesi Gökçe Kesikciler Buğday panelist olarak yer aldı. Panelde dijital göçebelik kavramı ve sektörlerle bağlantısı konuşuldu. Bu çerçevede sektör temsilcileri, konunun İzmir özelinde geliştirilebilmesi için önerilerde bulundu. Dijital göçebe vizesi hakkında bilgi verildi T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü Pazarlama ve İletişim Şube Müdürü Ufuk Kafalı, hali hazırda Türkiye’ye geçerli olan dijital göçebe vizesiyle ilgili bilgilendirme sunumu gerçekleştirdi. Sunumda, vizeye başvuran göçebelerin demografik özellikleri ile ilgili veriler yer aldı. İzmir’in avantajları masaya yatırıldı İzmir Ticaret Odası Etkinlikler, Fuarlar ve Turizm Müdürlüğü Turizm Hizmetleri Görevlisi Burçin Tekşal ise dijital göçebelerin tarihçesi ve 21. Yüzyıl ülke karşılaştırmaları ile konu hakkında farkındalık sunumu gerçekleştirdi. Dijital göçebelerin tercih ettiği şehirlere göre İzmir’in sahip olduğu avantajlar mercek altına alındı. Toplantıya, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi temsilcileri katıldı.
‘Melek Yatırımcılar’dan mentörlük vurgusu
08 Nisan 2025 Salı - 15:53 ‘Melek Yatırımcılar’dan mentörlük vurgusu İzmir’de düzenlenen Melek Yatırımcılık Zirvesi, girişimciliği desteklemek amacıyla melek yatırımcılar ve girişimcileri bir araya getirdi. Gerçekleşen zirvede İzmir iş dünyasının önde gelenleri melek yatırımcılığın sadece maddi bir destek olmadığını belirterek, mentörlük vurgusunda bulundu. İzmir Ticaret Odası (İZTO), Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve İzmir Ticaret Borsası (İTB) iş birliğiyle düzenlenen Melek Yatırımcılık Zirvesi, İzmir Ticaret Odası’nda gerçekleştirildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İzmir İl Genç Girişimciler Kurulu ve EGİAD Melekleri’nin koordinasyonunda gerçekleşen zirveye, iş dünyasından çok sayıda yatırımcı, girişimci, akademisyen ve sivil toplum temsilcisi katıldı. Etkinlikte melek yatırımcılığın Türkiye’deki gelişimi, girişim ekosistemine katkısı ve özellikle tarım teknolojileri gibi stratejik alanlardaki potansiyeli ele alındı. Konuşmacılar girişimciliğin sadece finansal destekle değil, bilgi, deneyim ve stratejik rehberlikle güçlendiğini vurgulayarak, melek yatırımcılığın geleceği şekillendiren ana dinamiklerden biri olduğuna dikkat çekti. "Benzersiz bir destek modeli" Yatırımcılık programının yalnızca finansal bir katkıdan ibaret değil, aynı zamanda bilgi, tecrübe ve güçlü iş ağlarının erken aşamadaki girişimlerle buluşmasını sağlayan benzersiz bir destek modeli olduğunu belirten Ege Genç İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, "Genellikle girişimcilik yolunun başında olan ancak yüksek potansiyel taşıyan girişimlere yapılan bu yatırımlar, deneyimli iş insanlarının vizyonuyla birleştiğinde dönüşüm oluşturur. Mevzuatımızda "bireysel katılım yatırımcısı" olarak tanımlanan melek yatırımcılar, ekosistemimizin başlıca itici güçlerindendir. Günümüzde melek yatırımcılığın önemi tartışmasız bir gerçek. Yeni kurulan şirketlerin en büyük ihtiyacı çoğu zaman bir ’ilk inanan’dır. Melek yatırımcılar, bu ilk inançla ve risk alabilme cesaretiyle devreye girerek girişimlerin önünü açar. Finansal desteklerinin yanı sıra sağladıkları mentörluk, stratejik rehberlik ve bağlantılar; girişimlerin başarısızlık riskini azaltır, onları ayakta tutar ve sürdürülebilir başarıya taşır. Teknoloji girişimciliğinde melek yatırımcıların rolü hayati önem kazanıyor. Büyük inovasyonlar artık dev Ar-Ge merkezlerinden çok, genç girişimcilerin hayal gücünden doğuyor. Ar-Ge ve inovasyonun finansmanında da melek yatırımcılık, katalizör etkisi oluşturuyor. Ayrıca bölgesel kalkınma açısından da kritik bir rol üstleniyor. Girişimcilik sadece büyük şehirlerle sınırlı kalmamalı; Anadolu’nun dört bir yanındaki fikirler, doğru destekle güçlü işletmelere dönüşebilir. Böylece istihdam artar, ekonomik dengesizlikler azalır. İnandığımız bir husus daha var. Geleceğimiz olan gençleri daha iyi anlayabilmek ve iş dünyasında kuşaklar arası iletişimi koruyabilmek için melek yatırımcılık mükemmel bir fırsat. EGİAD olarak gençlerimizin başta girişimcilik olmak üzere kendilerini geliştirecek fırsatlar yakalamalarına ve güçlü ağlar kurmalarına imkan sağlamak için katkı sunmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Olmamız gereken konumda değiliz" Gençleri İzmir’de tutmak, hayallerinin büyümesini ve gerçekleşmesini sağlamak adına daha çok bir araya gelinmesi ve fikirlerinin daha çok dinlenilmesi gerektiğini vurgulayan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "Girişimciliğin, ekonomik bir faaliyetin ötesinde, bir ülkenin, bir kentin kendine olan inancını ve özgüvenini gösterdiğine inanıyorum. Bu anlamıyla girişimcilik, aynı zamanda bir geleceği tasarlama ve kurma biçimi olarak da tanımlanabilir. Melek yatırımcıların ise, ticari bir fikre erken aşamada sermaye koymaktan çok, stratejik bir yol arkadaşlığı yapmak anlamına geldiğini görüyoruz. Melek yatırımcı; gencin heyecanına ortak olan, bilgisini, tecrübesini yol arkadaşlığına dönüştüren bir mentörlük anlayışını temsil etmektedir. Bugün gençlerimiz daha duyarlı, daha teknoloji ve etki odaklı düşünüyor. Yalnızca bir ürün satmak değil, bir problemi çözmek istiyorlar. Bugün ne yazık ki melek yatırımcılık alanında olmamız gereken konumda olduğumuzu söyleyemiyoruz. Ülkemiz genelinde melek yatırımcı lisanslarının 770’i İstanbul’da, 107’si Ankara’da, sadece 57’si ise kentimizde bulunuyor. Halbuki İzmir, köklü ticaret kültürü ve aile şirketleri yapısıyla melek yatırımcılığın dayanışma modeline oldukça uygun bir şehir. Aile şirketlerimiz yalnızca mal ve hizmet üretmiyor; aynı zamanda bilgi, deneyim ve değer aktarımı da yapıyor. Mentörlük İzmir’in genlerinde var. Bu kültürü yeniden tanımlamamız değil, yeniden harekete geçirmemiz gerektiğine inanıyoruz" dedi. "Tarım alanları önemli fırsat sunuyor" İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli yaptığı konuşmada tarımın melek yatırımcıları için önemli fırsatlar sunduğunu ifade ederken, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, dünyada melek yatırımcılığa verilen destekleri örnek göstererek Türkiye’nin de aynı destekler konusunda beklenti içinde olduklarını söyledi.