ASAYİŞ - 28 Mayıs 2026 Perşembe 09:18

Başsavcılık itiraz etmişti, 33 kediyi öldüren veteriner tutuklandı

A
A
A

İzmir'in Buca ilçesinde 33 kedinin çöp konteynerinde ölü bulunmasına ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Daha önce adli kontrolle serbest bırakılan veteriner hekim H.E., başsavcılığın itirazı üzerine yeniden gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Olay, geçtiğimiz hafta perşembe günü saat 10.00 sıralarında Buca ilçesi Barış Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir çöp konteynerinin içindeki poşetlerde ölü kediler olduğunu fark eden çevre esnafından İlhan Güngör, durumu polise bildirdi. İhbar üzerine olay yerine intikal eden emniyet güçleri, poşetlerde bazıları yavru olmak üzere toplam 33 ölü kedi bulunduğunu tespit etti. Yaşanan vahşetin ardından kedilerin kesin ölüm nedenini ve çöpe kim ya da kimlerce atıldığını belirlemek için polis ekiplerince geniş çaplı çalışma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda olayla bağlantısı olduğu belirlenen veteriner hekim H.E., İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan H.E., 'çevreyi kasten kirletmek' ve 'bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme' suçlarından tutuklanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Başsavcılığın itirazı üzerine yeniden gözaltı

Şüpheli H.E.'nin nöbetçi sulh ceza hakimliğince adli kontrolle serbest bırakılmasının ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz etti. Yapılan incelemede İzmir 55. Asliye Ceza Mahkemesi itirazı haklı bularak kabul etti. Alınan yeni karar doğrultusunda veteriner hekim H.E., polis ekiplerince yakalanarak tekrar gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen veteriner hekim, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Ali İhsan Çiftçi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Kocaeli’nin 3 ilçesinde yol iyileştirme hamlesi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, havaların ısınmasıyla birlikte asfalt sezonunu açarak Gölcük, Başiskele ve Karamürsel ilçelerindeki yolların iyileştirilmesi için çalışmalara başlıyor. Kocaeli’nin ulaşım ağını güçlendirmek ve vatandaşlara daha konforlu seyahat imkanı sunmak amacıyla kent genelinde üstyapı yenileme ile bakım çalışmalarına hız verildi. Bu kapsamda, altyapı çalışmaları nedeniyle bozulan güzergahların onarılması için Yol Bakım Şube Müdürlüğü tarafından "Gölcük-Başiskele-Karamürsel İlçelerinde Altyapıdan Kaynaklı Yolların İyileştirilmesi" ihalesi düzenlenecek. Sadece EKAP üzerinden tekliflerin kabul edileceği ihale, 1 Haziran Pazartesi günü saat 14.00’te Büyükşehir Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirilecek. Çalışmalar bir yılda tamamlanacak İhaleyi kazanan firmaya yer tesliminin yapılmasının ardından başlayacak olan yol bakım ve onarım işlerinin 360 takvim günü içerisinde bitirilmesi hedefleniyor. Geniş çaplı onarım sürecini kapsayan projede yoğun mesai harcanacak. Çalışmalar kapsamında bölgelere; 7 bin metreküp yarma kazısı, 5 bin 50 metreküp dolgu, 3 bin 710 metreküp beton yol tamiratı yapılacak. Ayrıca yollara 20 bin ton plent-miks temel serimi (PMT), 2 bin ton binder tabakası serimi ve 15 bin 400 ton asfalt yama uygulanacak. Yaya ve araç güvenliği ile estetiği için de 46 bin 400 metrekare parke döşemesi ile 25 bin metre bordür imalatı gerçekleştirilecek.
Antalya Akdeniz Üniversitesi, kanserle mücadelede yeni umut olan CAR-T tedavisine 9 hastayla başlıyor Akdeniz Üniversitesi, CAR-T Hücre Tedavisi ile kanserle mücadelede Türkiye’de bir ilki hayata geçirdi. Alanında dünyada 8. merkez olma özelliği taşıyan bu altyapıda, Kurban Bayramı sonrası ilk hastaların tedavisine başlanacak. Akdeniz Üniversitesi, CAR-T Hücre Tedavisi alanında Türkiye’de bir ilki hayata geçirerek kanser tedavisinde önemli bir eşiği aştı. Cumhurbaşkanlığı desteğiyle kurulan İleri Sağlık Araştırma Merkezi bünyesindeki CAR-T Hücre Tedavi Merkezi, dünyadaki sınırlı sayıdaki örneklerinden biri olarak Kurban Bayramı’nın hemen ardından ilk hastalarını kabul etmeye hazırlanıyor. Merkezde yürütülen çalışmalar ve tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu adımın yalnızca Türkiye için değil, bölge coğrafyası açısından da tarihi bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Hücre üzerinde ilk denemeler başarılı Tedavi sürecinin ilk duyurusunu 14 Mart Tıp Bayramı’nda yaptıklarını hatırlatan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "14 Mart’ta bu tedavinin müjdesini kamuoyuyla paylaştık. Sağlık Bakanlığından gerekli izinlerimizi aldık. 19 Mayıs gibi bizim için çok anlamlı bir günde ise ilk kez kan örneğiyle deneme üretimini başlattık. Öncelikle aldığımız kanda T hücrelerini izole etmek gerekiyordu. Bu tedavi yönteminin ilk basamağını başardık. Laboratuvarımızda aldığımız kanlarda T hücre izolasyonu başarıyla yapıldı. Bu bizim için çok önemli bir eşikti. Şimdi sırada bu tedaviyi hastalarımıza uygulamak var." diye konuştu. 678 başvurudan ilk 9 uygun aday belirlendi Yapılan ilk duyurunun ardından CAR-T tedavisine yönelik yoğun bir talep oluştuğunu anlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için kısa sürede bir çağrı merkezi kurulduğunu belirterek, hastaların önceki tedavileri, tanıları, genel sağlık durumları ve eşlik eden hastalıklarına ilişkin bilgilerin tek tek toplandığını söyledi. Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Hastalarımız bize çağrı merkezi aracılığıyla ulaştı. Gerekli durumlarda doktorlarından da bilgi alındı. Bu kapsamlı değerlendirmenin sonunda toplam 678 başvuru incelendi ve ilk etapta 9 uygun aday belirlendi" dedi. Şu anda alınan kan örneklerinin standardizasyonu ve kontrollerinin sürdüğünü ifade eden Özkan, bayramın hemen ardından tedavilere başlamayı hedeflediklerini kaydetti. "Kişiye özel tedavide yeni dönem" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, CAR-T tedavisinin klasik yöntemlerden farklı olarak kişiye özel uygulanan ileri bir tedavi olduğunu belirtti. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Klasik yöntemlerde klasik kemoterapiler veriliyor, kanserli hastalara. Ciddi yan etkileri de oluyor. CAR-T tedavisinde ise hastanın kendi kanı alınıyor ve kendi kanındaki hücreler, tümör hedef alınarak tekrar modifiye ediliyor, silahlandırılıyor, kuvvetlendiriliyor, sayıları arttırılıyor. Bu işlem 10-12 gün sürüyor ve bu sürenin sonunda da modifiye edilen kan tekrar hastaya geri iade ediliyor, geri veriliyor. Tek seferlik ve kişiye özel bir yöntemden söz ediyoruz" dedi. "Güven ve sterilizasyon öncelik taşıyor" Tedavi sürecinde güvenlik ve sterilizasyonun en kritik başlık olduğunu vurgulayan Özkan, laboratuvardaki işlemlerin son derece hassas yürütüldüğünü söyledi. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan tüm sürecin büyük bir titizlikle sürdüğünün altını çizerek, "Bu bir kan ürünü. En küçük bir riske tahammülü yok. O nedenle bu kan ürünlerini en steril, en doğru şekilde muamele edip hastaya geri vermek çok kıymetli. Bizim için en önemli konu, tedavinin doğru, steril ve güvenli biçimde hastaya uygulanması." diye konuştu. Daha önce kanlar yurt dışına gidiyordu Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu tedavi Türkiye’de yokken hastaların ya kendilerinin yurt dışına gitmek zorunda kaldığını ya da kan örneklerinin İsrail gibi merkezlere gönderildiğini söyledi. Bu durumun hem çok masraflı olduğunu hem de tedavinin gücünü azalttığını kaydeden Rektör Özkan, "Buraya en yakın merkez İsrail’di. Bizim hastalarımız tedavi için başka ülkelere gidiyordu ya da kanları bu ülkelere gönderilip işlenip geri geliyordu. Buradaki sorun şu, oradan kan buraya gelirken, yol kat ederken de etkinlikleri azalıyordu. Bu anlamda da çok daha etkili olacak. Aynı merkezde kanınızı vereceksiniz. Aynı merkezde hemen tekrar size 10 gün sonra işlendikten sonra kan transfer edilecek. Bu anlamda hem maddi olarak çok daha uygun fiyatlı daha erişilebilir olacak hem daha güvenli olacak" ifadelerini kullandı. "Yaklaşık 6 yıllık bir emeğin sonucu" Akdeniz Üniversitesi’nde hayata geçirilen CAR-T Hücre Tedavi Merkezi’nin temellerinin yaklaşık 6 yıl önce atıldığını belirten Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, göreve geldikleri ilk dönemde Prof. Dr. Ömer Özkan ile birlikte bu vizyonu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a anlattıklarını söyledi. Dünyanın ilk rahim nakli, Türkiye’nin ilk yüz ve çift kol nakli gibi tıp tarihine geçen ilklere imza atan Prof. Dr. Ömer Özkan ile birlikte, yalnızca bugünün değil geleceğin tedavilerine de yön verecek bir merkez kurmayı hedeflediklerini ifade eden Özkan, kanser tedavileri, organ nakline yönelik doku üretimi ve ileri sağlık araştırmaları için Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan destek istediklerini anlattı. "Cumhurbaşkanımızın desteği olmasa bu proje hayata geçemezdi" Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Biz tabii organ nakli, kompozit doku yaptığımız için Ömer hocayla yapay organ ve kanser ile ilgili bazı projeler, planlar vardı kafamızda ilk baştan beri. Biz göreve atandığımızdan sonra, Sayın Cumhurbaşkanımızla bu planlarımızı, projelerimizi paylaştık. Sağ olsun gerçekten çok ilgilendi ve çok büyük bir destek verdi. Çok teşekkür ediyoruz, buradan da kendilerine şükranlarımı iletiyorum. Gerçekten bu merkez onun desteği olmadan ortaya çıkabilecek bir merkez değildi. Destekleri çok kıymetli. İnşallah bu desteklerin sonucunda da birçok insan şifa bulur" dedi. "Lenfoma ile başlayan tedavi başka kapılar da aralayacak" CAR-T tedavisinin ilk etapta lösemi ve lenfoma hastalarında uygulanmaya başladığını belirten Rektör Özkan, bu yöntemin başlangıçta son çare olarak görüldüğünü, ancak bugün dünyada giderek daha erken basamakta değerlendirilen güçlü bir tedavi yaklaşımına dönüştüğünü vurguladı. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "İlk etapta bu tedaviler lösemi ve lenfomalı hastalarda başlandı. Aslında ilk başlandığı zaman son dönemeç tedaviydi ama şu anda baktığınız zaman ilk basamak tedavileri olma yolunda hızla ilerliyor. Birçok hastalık bu kişisel tedavilere doğru hızla yönelecektir." diye konuştu. Merkezin yalnızca lenfoma ve lösemi ile sınırlı kalmayacağını belirten Prof. Dr. Özlenen Özkan, burada kanser tedavilerinin yanı sıra özellikle beyin kanseri başta olmak üzere farklı hastalık alanlarına yönelik önemli çalışmalar yürütüleceğini söyledi. Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Sadece kanserde değil, otoimmün hastalıklarda da açıkçası bu tür hücresel tedaviler çok ümit vaat ediyor. Bu anlamda bu merkez sadece kanser değil, başka tedavilerde de inşallah rol alacaktır. Kanser çağımızın en illet hastalığı. İnsanları hayattan koparan, çok ciddi tedaviler gerektiren, çok pahalı ve çok ümitsiz bırakan bir hastalık. Bizim amacımız hem en uygun tedaviyi hem en iyi tedaviyi hem de en yenisini vermek. Hatta sadece başkalarının geliştirdiği tedavileri değil, kendimize has tedavi yöntemleri bulmak için de bu merkez çok kıymetli. Bu aynı zamanda bir araştırma merkezi. Bu araştırmaları da burada yapmayı planlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Üniversiteler bilim üretmek zorunda" Akdeniz Üniversitesi’nin bu merkezi yalnızca bir tedavi alanı olarak değil, aynı zamanda bilimsel üretimin odağı olacak bir araştırma üssü olarak gördüğünü vurgulayan Özkan, üniversitelerin bu tür atılımlarda öncü olması gerektiğini belirtti. Özkan, "Üniversiteler zaten bilim üretmesi gereken yegâne kurumlar. Üniversiteler bence ülkenin ana damarı kuruluşlarından bir tanesi. Çünkü hem siz ülkenin geleceğini eğitiyorsunuz hem bilim üretiyorsunuz. Altyapıları çok sağlam, insan kaynağı çok sağlam, çok büyük kurumlar, uluslararası iletişimleri olan kurumlar. Bu merkez de inşallah bütün Türkiye’nin göz bebeği olur. Birçok merkeze de önayak olur, sayıları artar" dedi.
Bursa Türk çileği dünya pazarında yüzde 125 daha değerli hale geldi Türkiye, 2026 yılının ocak-nisan döneminde 40 ülkeye taze çilek ihraç ederek 20 milyon 871 bin dolarlık gelir elde ederken, kilogram başına düşen ihracat değeri yüzde 125 artarak 3,14 dolara yükseldi. TÜİK ile Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği verilerinden derlenen bilgilere göre, "Bitkisel Üretim 1. Tahmin 2026" tahminlerinde çilek üretiminin geçen yıla göre yüzde 1,4 artarak 603 bin tona çıkması öngörülüyor. Türkiye, dünya sıralamasında çilek üretiminde Çin, Amerika, Mısır ve Meksika’dan sonra 5’inci sırada geliyor. Meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminde yüzde 1,9 paya sahip çilekte, yılın 4 ayındaki ihracatta ise değer artışı dikkati çekti. Miktar azaldı değer arttı Geçen yılın aynı döneminde 9 bin 717 ton çilek satışından 13 milyon 378 bin dolar gelir elde eden Türkiye, bu yıl miktar bazında yüzde 32 azalışla 6 bin 608 tona geriledi. Birim değerindeki yükseliş sayesinde ihracat gelirini yüzde 56 artırarak 20 milyon 871 bin dolara taşımayı başardı. Böylece geçen yıl kilogramı ortalama 1,4 dolar olan ihraç fiyatı, yüzde 125 artarak bu yıl 3,16 dolara kadar çıktı.? Türkiye, en fazla Rusya’ya çilek sattı. Taze çilek ihracatının yüzde 69’unu Rusya’ya yapan Türkiye, bu ülkeden sonra en çok Gürcistan, Irak ve Malezya’ya ürün sattı. Bu yıl taze çilekte 50 milyon dolarlık ihracat hedeflenirken, özellikle pestisit kalıntısına yönelik titiz çalışma yürütülüyor.
İzmir Alaçatı’da tabeladan tenteye kadar ortak tasarım dönemi İzmir Planlama Ajansı (İZPA) ve Çeşme Vizyon Ofisi, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden Alaçatı’nın tarihi kimliğini korumak için dikkat çeken bir çalışmaya imza attı. "Alaçatı Kentsel Sit Alanı Tasarım Rehberi" ile bölgede son yıllarda artan kontrolsüz müdahalelerin ve görsel kirliliğin önüne geçilmesi hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Planlama Ajansı (İZPA), son yıllarda hızla artan turizm baskısının tarihi dokuda neden olduğu tahribata karşı Alaçatı için kapsamlı bir koruma çalışması hazırladı. İZPA ve Çeşme Vizyon Ofisi iş birliğiyle hazırlanan "Alaçatı Kentsel Sit Alanı Tasarım Rehberi" ile bölgede tarihi silüeti bozan tabela, tente, cephe ve görsel müdahalelerin ortak bir tasarım diliyle yeniden düzenlenmesi hedefleniyor. Alaçatı’nın taş mimarisi, dar sokakları, cumbalı yapıları ve kendine özgü kent estetiğini korumayı amaçlayan rehber, koruma-kullanma dengesi çerçevesinde hazırlandı. Özellikle yaz aylarında milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan bölgede artan ticari kullanımın oluşturduğu düzensiz görüntünün önüne geçilmesi hedefleniyor. Uçar: Uygulamaya dönük bir referans Kentsel Tasarım Rehberi’ni oluşturmalarının amacının tek tip bir görüntü oluşturmak olmadığının altını önemle çizen İZPA Genel Müdürü Aykut Uçar, "Asıl amacımız, Alaçatı’nın kendi karakterini güçlendirmek. Tarihi çevreyle uyumsuz uygulamalar zamanla bütüncül kent estetiğini zedeliyor. Biz öncelikle bölgeyi tarihi çevreyle uyumsuz uygulamaların kaldırılmasıyla arındırmayı, mevcut iyi örnekleri korumayı ve ahengi güçlendirecek yeni uygulama örnekleriyle zenginleştirmeyi hedefliyoruz. Hazırladığımız rehber; esnafı, kullanıcıyı ve yerel yönetimi ortak bir anlayışta buluşturan, uygulamaya dönük bir referans niteliği taşıyor" dedi. Koçdemir: Alaçatı’nın kimliğini korumak için yola çıktık Yüksek şehir plancısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çeşme Belediyesi Meclis Üyesi Esra Koçdemir çalışmanın yalnızca estetik bir düzenleme olmadığını, Alaçatı’nın kültürel kimliğini korumayı amaçlayan uzun vadeli bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Koçdemir, "Çeşme artık deniz, güneş ve gece hayatıyla öne çıkan çok güçlü bir turizm merkezi. Ancak çok daha önemli kimlik ögelerimiz var. Zaman içerisinde aşırı turizm baskısıyla bu değerlerin yıprandığını görüyoruz. Biz de kimliğimizi gelecek nesillere aktarmak amacıyla böyle bir çalışma yapma gereği duyduk. Fiziksel çevre ve sosyoekonomik yapı birbirini karşılıklı etkileyen iki unsur. Fiziksel müdahaleler toplumsal yapıyı etkiliyor, toplumsal değişim de fiziksel çevreyi dönüştürüyor. Biz burada Alaçatı’nın mimari mirasını ve kent dokusunu koruyarak aslında bölgenin sosyoekonomik yapısını da güçlendirmeyi hedefledik. Alaçatı Köyiçi bölgesi bir kentsel sit alanı. Buradaki tüm müdahaleler Anıtlar Kurulu ve KUDEB denetiminde yapılıyor ancak buna rağmen kent dokusunun günbegün değiştiğini, çıkmalar ve farklı eklentilerle deforme olduğunu görüyoruz. Bizim öncelikli hedefimiz, her yıl çok yoğun turist ağırlayan bu tarihi dokuyu korumak" dedi. "Cephe sizin, sokak hepimizin" Çalışmanın yalnızca rehber hazırlamakla sınırlı kalmadığını belirten Koçdemir, sürecin sahada doğrudan esnaf ve vatandaşlarla birlikte yürütüldüğünü anlattı. Alaçatı’da iki ayrı esnaf buluşması yapıldığını söyleyen Koçdemir, rehberin detaylarının teknik toplantılarla işletmecilere anlatıldığını, onlardan sezon başlangıcına kadar cephelerin rehbere uygun hale getirilmesini rica ettiklerini söyledi. Süreçte "Cephe sizin, sokak hepimizin" sloganını kullandıklarını belirten Koçdemir, bina cephelerinin yalnızca özel mülk değil aynı zamanda kamusal alanın bir parçası olduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda rehbere aykırı uygulamaların tespit edilerek mülk sahiplerine resmi bilgilendirmelerin yapılmaya başlandığını da aktardı. Pastel tonlar, taş renkleri ve Ege mavisi öne çıkacak İzmir Planlama Ajansı’nın kapsamlı bir literatür ve tarihi belge taramasıyla rehberi hazırladığını söyleyen Koçdemir, Alaçatı’nın geçmişten gelen mimari karakterinin modernize edilerek günümüze taşındığını ifade etti. Koçdemir, "Alaçatı’nın geçmişten gelen renk kartelası yeniden ortaya çıkarıldı. Pastel tonlar, taş renkleri, kiremit ve toprak tonları ile Ege’nin mavi ve turkuaz renklerini içeren geniş bir renk skalası oluşturuldu. Amacımız bütün binaların aynı görünmesi değil; işletmelerin kendi kimliklerini korurken Alaçatı’nın bütüncül estetiğine uyum sağlaması" dedi. Tente, aplik, şemsiye ve tabela tasarımlarında da tarihi referansların esas alındığını söyleyen Koçdemir, "Bina cephelerinin yalnızca bir reklam yüzeyi olarak kullanılmasını istemiyoruz. Tabelaların cephe genişliğinin yüzde 25’ini geçmeyecek şekilde planlandığı, yüksekliklerinin sınırlandığı ve malzeme seçimlerinin rehberde tanımlandığı yeni bir sistem oluşturduk. Ayrıca işletmeler için örnek uygulama setleri hazırladık. Böylece hangi tabela, tente ve aydınlatmanın birbiriyle uyumlu kullanılabileceğine dair esnafa yol gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. "Ortak estetik Alaçatı’yı daha güçlü gösterecek" Alaçatı’da işletmesini rehbere uygun şekilde hazırlayan Samed Özen de sürecin işletmeler açısından yol gösterici olduğunu söyledi. Rehber sayesinde tasarım sürecinin daha sistemli ilerlediğini belirten Özen, "Kent tasarım rehberini inceleyerek en başta neleri yapabileceğimizi gördük. Renk paletleri, tenteler ve mekanın genel tasarımını buna göre belirledik. Sabit olan şeyleri bildiğimiz için tasarım sürecimiz daha kolay ilerledi diyebilirim. Aynı zamanda bu durum bizi daha da düşünmeye de yönlendirdi. İnsanların sokakta dolaşırken, fotoğraf çekerken ya da dışarıdan bakarken verdiği tepkiler çok olumlu. Bizim de içimize sindi. Diğer işletmeler de bu renkleri ve tasarım anlayışını kullanmaya başlarsa Alaçatı daha düzenli, daha bütüncül ve daha estetik görünebilir. Bu da hem mahalleye hem işletmelere katkı sağlar" diye konuştu. Tabeladan klimaya kadar her detay planlandı Hazırlanan rehber kapsamında Alaçatı Kentsel Sit Alanı içerisindeki yapı cepheleri ve kamusal alan ilişkisi bütüncül bir anlayışla ele alındı. Tente ve sundurmalar, tabelalar, aydınlatma elemanları, klima ve teknik tesisat kutuları gibi yapıların dış görünümünü etkileyen unsurlar için tasarım önerileri geliştirildi. Aynı zamanda cephe düzenlemeleri, renk seçimleri, malzeme kullanımları ve bitkisel peyzaj uygulamaları da Alaçatı’nın özgün mimari karakterine uygun şekilde yeniden değerlendirildi. Rehberin temel hedeflerinden biri de Alaçatı’da yıllar içerisinde oluşan estetik bütünlüğü korumak. Özellikle farklı işletmeler tarafından yapılan kontrolsüz uygulamaların oluşturduğu görüntü karmaşasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.