Yerel Haberler
İzmir
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:43 Çeşme ve Alaçatı’da bayram bereketi: 9 günlük tatil turizmcilere umut oldu Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olarak önceden açıklanması, Çeşme ve Alaçatı turizminde rezervasyon hareketliliğini artırdı. Turizm temsilcileri, bayram döneminde doluluk oranlarının yüzde 75’in üzerine çıktığını belirtirken, sezonun geri kalanına ilişkin de umutlu mesajlar verdi. Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olarak önceden duyurulması, Çeşme turizmine olumlu yansıdı. Çeşme Turistik Otelciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkanı Orhan Belge ile Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Kerem Ünsal, bayram öncesi rezervasyonların hız kazandığını ve bölgede yoğun bir hareketlilik yaşandığını ifade etti. ÇEŞTOB Başkanı Orhan Belge, uzun bayram tatilinin erken açıklanmasının sektör açısından önemli bir avantaj sağladığını belirterek, rezervasyonların yaklaşık 15 gün öncesinden hızlanmaya başladığını söyledi. Bayram tatili sürecinde konaklama tesislerinde ortalama doluluk oranlarının yüzde 75 seviyelerini geçtiğini vurgulayan Belge, özellikle bayramın ilk günlerinde açık olan otellerin büyük ölçüde dolduğunu ifade etti. Çeşme’de bugünden itibaren yoğunluğun hissedilmeye başlandığını kaydeden Belge, "Büyük bir kalabalık bekliyoruz. Hareketlilik zaten başladı" dedi. Sezonun geri kalanına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Belge, okulların 26 Haziran’da kapanacak olmasının turizm hareketliliğini kısmen etkilediğini dile getirdi. Beklenen rakamlara henüz tam anlamıyla ulaşılamadığını ifade eden Belge, rezervasyonların günlük değişkenlik gösterdiğini belirterek sezon için umutlarını koruduklarını söyledi. Haziran ayıyla birlikte yaz sezonunun fiilen başladığını ifade eden Belge, özellikle hafta sonlarında Çeşme’nin yoğunluk yaşamaya devam edeceğini belirtti. Yeni sezon için iyi dileklerini de paylaşan Belge, "Kazasız, belasız, herkes için hayırlı ve Çeşme’nin turizm sezonlarının daha da güçlendiği bir dönem olmasını diliyoruz" ifadelerini kullandı. Kerem Ünsal: "Yüksek doluluk görüyoruz" Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Kerem Ünsal da 9 günlük bayram tatilinin önceden duyurulmasının rezervasyonlara doğrudan olumlu yansıdığını söyledi. Geçmiş yıllarda uzun tatillerde rezervasyonların belirli günlerde yoğunlaştığını ancak bu yıl bayram tatilinin daha dengeli dağıldığını belirten Ünsal, "Bu kez 9 günün neredeyse tamamında yüksek doluluk görüyoruz" dedi. Rezervasyonların tek parça uzun konaklamalardan değil, 3’er günlük periyotlar halinde dengeli şekilde dağıldığını ifade eden Ünsal, bayram döneminin Alaçatı turizmi açısından oldukça verimli geçeceğini düşündüklerini söyledi. Alaçatı’da otellerin hafta sonundan itibaren dolmaya başladığını belirten Ünsal, çarşı, restoran ve diğer işletmelerde de yoğunluğun hissedildiğini kaydetti. Bayram sonrasında da turizm hareketliliğinin devam edeceğini ifade eden Ünsal, erken rezervasyon verilerinin sezon açısından umut verdiğini belirterek, "Sıra dışı olumsuz bir durum yaşanmazsa iyi bir sezon geçireceğimize inanıyoruz" diye konuştu.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:31 Yeni çalışma modeli ‘freelance’ yükseliyor Dünya genelinde 1,5 milyar insanı kapsayan freelance (serbest çalışma) ekonomi, Türkiye’de 2 milyon barajını aşarak dev bir iş gücüne dönüştü. Dünyada serbest çalışma modeli artarken, Yaşar Üniversitesi akademisyenlerinin katkı sunduğu uluslararası araştırma ise bu yeni düzende ezber bozan gerçeği ortaya koydu. İletişim sektöründe kadın freelancerlar, erkeklere oranla daha fazla proje alıyor ve bazı alanlarda kurumsal hayatın aksine daha yüksek gelir elde ediyor. Dünya Bankası verilerine göre küresel ölçekte 1,57 milyar kişi freelance olarak çalışırken, Türkiye’de bu sayı 2025 yılı itibarıyla 2 milyonu geçti. Özellikle 25-35 yaş arası genç nüfusun esneklik talebi ve özgürlük arayışı enflasyonun oluşturduğu ek gelir ihtiyacıyla birleşince yazılım, grafik tasarım ve dijital pazarlama gibi alanlar freelance çalışmanın kalesi haline geldi. Akademik katkı Avrupa Halkla İlişkiler Eğitim ve Araştırma Derneği (EUPRERA) iş birliğiyle gerçekleştirilen ve Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenleri Prof. Dr. Özlem Alikılıç ile Prof. Dr. Ebru Gökaliler’in de katkı koyduğu araştırma, Türkiye’deki kadın freelancerların yükselişini mercek altına aldı. Araştırmaya göre kadınlar, kurumsal hayatta karşılaştıkları mobbing, cinsiyet rolleri ve kariyer engelleri nedeniyle bu modele yöneliyor. Türkiye’de freelance çalışma özellikle yazılım ve web geliştirme, grafik tasarım, sosyal medya yönetimi, dijital pazarlama ve medya için içerik üretiminde yoğunlaşıyor. Özellikle genç nüfus arasında popülerlik kazanıyor. Kadınlar engel tanımıyor Yaşar Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü akademisyenleri Prof. Dr. Özlem Alikılıç ve Prof. Dr. Ebru Gökaliler, elde edilen tespitlerin Türkiye’ye özgü bir tabloyu yansıttığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu: "Kadın freelancerlar, kurumsal hayatta karşılaştıkları engelleri bu modelde avantaja dönüştürüyor. Bu çalışma, Türkiye’de kadınların iletişim sektöründe kendi şartlarını belirleyebildikleri, daha esnek ve üretken bir alan oluşturduklarını gösteriyor. Kurumsal iş hayatında sıkça karşılaşılan ‘Kadınlar daha az kazanıyor’ olgusunu tersine çeviren dikkat çekici bir tablo sunuyor. Katılımcıların önemli bir bölümü, kurumsal iş yaşamında karşılaştıkları mobbing, cinsiyet rolleri temelli eşitsizlikler ve kariyer engelleri nedeniyle freelance çalışmaya yöneldiklerini ifade etti. Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu, kadın ve erkeklerin freelance çalışmayı tercih etme motivasyonlarındaki farklılıklar oldu. Erkekler için daha yüksek gelir elde etme arzusu ön plana çıkarken, kadınlar için esneklik, iş-yaşam dengesi ve aile sorumluluklarını yönetebilme gibi faktörler belirleyici rol oynadı. Bu durum, toplumsal cinsiyet rollerinin çalışma biçimlerine doğrudan yansıdığını gösteriyor."
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:29 İzmir’in Kent Lokantaları dar gelirliyi rahatlattı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmete aldığı Kent Lokantaları, ekonomik ve sağlıklı menüleriyle önemli bir ihtiyaca yanıt veriyor. Kent genelinde altı şubede hizmet veren lokantalarda dört çeşit yemekten oluşan menüler sunulurken Karşıyaka Yamanlar Şubesi’nde uygulanan 25 liralık özel fiyat tarifesi özellikle dar gelirli yurttaşların bütçesine destek oluyor. Vatandaşlar ise hizmetten duydukları memnuniyeti "Minnettarız, ihtiyacımız vardı" sözleriyle dile getiriyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın seçim sürecindeki vaatleri arasında yer alan ve göreve gelir gelmez hayata geçirilmesine öncülük ettiği Kent Lokantaları, dar gelirlilere nefes aldırıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülen uygulama kapsamında dört çeşit yemekten oluşan menüler kent genelinde 50 liradan vatandaşlara sunulurken, Karşıyaka Yamanlar Şubesi’nde uygulanan 25 liralık fiyat özellikle dar gelirli yurttaşların bütçesine destek oluyor. Bir milyon porsiyon hedefine yaklaşıldı Konak (Kemeraltı), Karabağlar, Çiğli, Karşıyaka (Yamanlar), Menemen ve Aliağa olmak üzere altı farklı noktada hizmet veren Kent Lokantaları, hijyenik, güvenilir, lezzetli ve ekonomik yemek seçenekleriyle yoğun ilgi görüyor. Mayıs 2026 itibarıyla yaklaşık 900 bin porsiyon yemek satışına ulaşan uygulama, bir milyon porsiyon hedefine de yaklaşmış durumda. Grand Plaza Gıda Turizm AŞ bünyesinde faaliyet gösteren Kent Lokantaları’nda hizmet hafta içi her gün saat 11.30’da başlıyor. Yemekler merkez mutfakta hazırlanırken, üretim süreci gıda mühendislerinin kontrol ve denetiminden geçiriliyor. Ayrıca "askıda yemek" uygulaması sayesinde dayanışma kültürü desteklenerek paylaşma ve sosyal sorumluluk bilincine katkı sağlanıyor. "Halk çok memnun" Yamanlar Kent Lokantası’ndan yararlanan yurttaşlar hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Mustafa Dağduran, "25 liralık yemek bugün için çok çok iyi. Personelden de memnunuz, hizmet güzel, hijyen güzel. Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederiz" dedi. Abdullah Demir ise "Allah bin kere razı olsun. Hizmet veren belediye başkanlarımız ve çalışan işçilere minnettarız. Halk çok memnun" ifadelerini kullandı. Sevda Öztürk, "Ara ara aşevine de gidiyorum, çok güzel. Yamanlar’ın gerçekten böyle bir yere ihtiyacı vardı" diye konuştu. Abdülkadir Dağduran ise yemeklerin kalitesine dikkat çekerek, "Yediğimiz yemekler çok kaliteli ve güzel. Fiyat uygun. Her zaman gelmeye çalışıyorum" dedi.
İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, THE Asia Universities Summit’te Türkiye’yi temsil etti
25 Nisan 2025 Cuma - 11:41 İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, THE Asia Universities Summit’te Türkiye’yi temsil etti İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Macau Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ev sahipliğinde 16-18 Nisan 2025 tarihleri arasında Çin Makao Özel Yönetim Bölgesi’nde düzenlenen THE Asia Universities Summit’e katıldı. Dünyanın önde gelen üniversitelerinden üst düzey temsilcileri bir araya getiren zirvede, Türkiye’yi temsil ederek önemli bir rol üstlenen Baran, aynı zamanda büyük ödülü de takdim etti. THE Asia Universities Summit’te yükseköğretimde liderlik, araştırma iş birlikleri ve yapay zekâ gibi konularda stratejik diyaloglar geliştirildi. Zirve kapsamında düzenlenen paneller ve özel toplantılar, bu alanlarda yenilikçi yaklaşımları ele aldı. Zirvenin en özel anlarından biri, "THE Awards Asia 2025 Gala ve Ödül Töreni" oldu. Geçtiğimiz yıl "Yılın Liderlik ve Yönetim Ekibi" ödülüne layık görülen İYTE’nin Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, bu yıl aynı ödülü kazanan üniversiteye ödülünü takdim etti. Prof. Dr. Baran, Tsinghua Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen "Yapay Zekâ Araştırma Liderliği" temalı Rektörler Yuvarlak Masa Toplantısı’nda Türkiye’yi ve İYTE’yi temsil etti. Asya’nın önde gelen üniversitelerinin rektörlerinin katıldığı toplantıda, üniversitelerin etik, disiplinler arası ve toplum yararını gözeten yapay zekâ araştırmalarındaki öncü rolleri tartışıldı. Baran, İYTE’nin bu alandaki vizyonunu ve uluslararası iş birliğine yönelik stratejik yaklaşımını katılımcılarla paylaştı. Zirve kapsamında düzenlenen "Hiper Bağlantılı Bir Dünya İçin Yükseköğrenim" panelinde ise Rektör Baran, davetli konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmasında, Türkiye’nin küresel bilgi alışverişinde önemli bir merkez olma vizyonunu ve İYTE’de kapsayıcı, adil ve sürdürülebilir bir akademik ekosistem oluşturma çalışmalarını aktardı. Bilim, teknoloji, inovasyon ve toplumsal etki alanlarında öne çıkan İYTE’nin bilim diplomasisine verdiği önemi vurgulayan Baran, sınırları ve farklılıkları aşan iş birliklerinin gerekliliğine dikkat çekti. Zirve boyunca çeşitli panel ve oturumlara katılan Prof. Dr. Baran, sürdürülebilir kalkınma, bilgi paylaşımı ve küresel iş birliklerini destekleyen ortak girişimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ülkemizin gelişimine akademik katkıda bulunmaya devam edeceğiz Zirve sonunda konuşan Rektör Baran, "Bölgedeki yükseköğretim kurumlarının ilham verici başarılarının kutlandığı bu prestijli organizasyonda, İYTE’nin küresel görünürlüğünün artmasından ve bilim diplomasisine katkılarımızı bir kez daha vurgulayabilmekten büyük memnuniyet duydum. Ülkemizi ve Enstitümüzü böyle önemli bir uluslararası platformda temsil etmekten onur duydum. İYTE olarak, sınırları aşan iş birliklerine öncülük etmeye ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkıda bulunan akademik çalışmalarımızla küresel ölçekte daha güçlü bir etki oluşturmaya kararlıyız" dedi.
İzmir polisinden 4 gün süren dev operasyon: 1 milyondan fazla uyuşturucu hap ve 437 adet tabanca ele geçirildi
25 Nisan 2025 Cuma - 11:32 İzmir polisinden 4 gün süren dev operasyon: 1 milyondan fazla uyuşturucu hap ve 437 adet tabanca ele geçirildi İzmir’de polis ekipleri tarafından gerçekleşen ve 4 gün süren dev operasyonda, tek seferde yapılan en yüksek silah yakalaması olan 437 tabanca ve 1 milyon 189 bin 653 adet uyuşturucu nitelikli hap ele geçirildi. 4 gün süren operasyonda, 293 adrese baskın yapılırken 245 şüpheli gözaltına alındı; 137 şahıs tutuklandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde; Asayiş, İstihbarat ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerinin katılımıyla il genelinde geniş çaplı operasyonlar düzenlendi. Toplam 2 bin 838 personelin görev aldığı ve 4 gün süren operasyonda, 293 ayrı adrese eş zamanlı baskın düzenlendi. Operasyonlar sonucunda 245 kişi gözaltına alınırken, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 137 şüpheli tutuklandı. En yüksek silah yakalaması Operasyonlarda ele geçirilen silah miktarı dikkat çekerken, İzmir’de tek seferde yakalanan en yüksek tabanca sayısı olan 378 adet tabancaya ek olarak 59 tabanca daha ele geçirildi. Böylece toplamda 437 tabanca, 1 uzun namlulu tüfek, 26 tüfek ve 47 bıçak kolluk kuvvetlerinin eline geçti. Ayrıca çok sayıda fişek de operasyon kapsamında bulundu. 1 milyonu aşkın uyuşturucu nitelikli hap 2025 yılı içerisinde gerçekleştirilen operasyonlarda ise, şimdiye dek 267 kilo 850 gram uyuşturucu madde ile birlikte 1 milyon 189 bin 653 adet uyuşturucu hap ele geçirildiği öğrenildi. Yakalanan silahlar ile uyuşturucu maddelerin aynı adreste ele geçirildiği bildirildi. Suç örgütlerine geçit yok İzmir polisi tarafından suç örgütlerine karşı yürütülen çalışmalarda ise iki farklı örgüt çökertildi ve örgüt üyelerinden 10 kişi tutuklandı. Öte yandan operasyonlar kapsamında, aralarında kesinleşmiş hapis cezaları bulunan şahısların da yer aldığı 473 aranan kişi yakalanarak adli birimlere teslim edildi.
Gençlere dijital tuzak: Kumar bağımlılığı sessizce yayılıyor
25 Nisan 2025 Cuma - 09:30 Gençlere dijital tuzak: Kumar bağımlılığı sessizce yayılıyor Yaşar Üniversitesi ve Yeşilay iş birliği ile düzenlenen 4. Bağımlılıkla Mücadele Çalıştayı "Dijital Kumar Bağımlılığı" başlığı altında gerçekleşti. Yeşilay Danışmanı Enes Kaan Karaçengel, dijital kumar bağımlılığının dijital teknolojilere daha hakim oldukları için en fazla 18-35 yaş aralığında görüldüğünü belirtti. Selçuk Yaşar Kampüsü’nde düzenlenen çalıştayda, dijital bağımlılık ve çözüm yolları masaya yatırıldı. Ayrıca afiş tasarım atölyesi düzenlendi. Çalıştayın yürütücülüğünü üstlenen Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ferah Onat, dijital kumar bağımlılığı konusunda farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını söyledi. Doç. Dr. Ferah Onat, "Özellikle gençleri etkisi altına alan dijital kumar bağımlılığına dikkat çekmek için en etkili yollardan birinin afiş hazırlamak olduğunu düşündük. Bu nedenle afiş tasarım atölyesi de gerçekleştirdik" dedi. Bağımlılık beyin hastalığı Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nde danışman olarak görev yapan klinik psikolog Enes Kaan Karaçengel, kumar oynama davranış bozukluğunun aslında bir dürtü bozukluğu olduğunu belirterek, "Bağımlılık kullanılan bir madde, alkol, ya da ilacın üzerinde kontrolün kaybedilmesi olarak tanımlanırken, kontrolsüzce kullanılan her madde ya da gerçekleştirilen her davranış bağımlılık oluşturma riski taşır. Kişiler hayatta birçok şeye karşı kullanım veya davranış bozukluğu geliştirebilirler. Bağımlılık temelde bir beyin hastalığıdır" ifadelerini kullandı. Bağımlılığın belirtileri Karaçengel bağımlılık durumunun nasıl tespit edilebileceğine de değinerek şu bilgileri verdi: "Bağımlılığı tespit etmek için son bir yıl içinde ne sıklıkla madde kullanım bozukluğu veya davranış bozukluğunun olduğu, maddeyi kestiğinde/davranışı bıraktığında uykusuzluk, terleme, sinirlilik, titreme gibi belirtiler yaşanması, kullandığı için hayatındaki hobi ve sosyal ilişkilerden vazgeçmesi, beden ve ruh sağlığını olumsuz etkilemesi, kullanımın veya davranışın aile, arkadaşlık, okul-iş hayatına olumsuz etkileri olması, sık sık başarısız bırakma girişiminin olması gibi bazı kriterlerimiz var. Bunlardan üç kriteri karşılamak bağımlılık davranış bozukluğunu ortaya koyar." Gençlerde 10 kat fazla Dijital kumar bağımlılığının özellikle 18-35 yaş aralığında görüldüğünü ifade eden Enes Kaan Karaçengel, "18-35 yaş aralığında dijital kumar bağımlılığı daha ileri yaşlara göre 10 kat daha fazla görülüyor. Teknolojiyi çok iyi bilmeleri, akıllı telefonlar kullanmaları en önemli etkenler. Diğer taraftan paranın sanal ortamda transfer edilmesi nedeniyle bireyler aslında ne kadar çok para kaybettiklerini anlamıyor. Asgari ücret gibi belirli bir geliri olan bireylerde dijital kumara yönelim daha fazla oluyor. Maddi açıdan geçinemediklerini ve bu yolla gelirlerini artırmayı amaçladıklarını gözlemliyoruz. Ancak gelirlerini arttırmak yerine kumar batağına saplanıyorlar" diye konuştu. Ev gençleri hedef kitle Ülkemizde son yıllarda sayıları giderek artan ev gençlerinin de dijital kumar tuzağına sıklıkla düştüklerini vurgulayan Karaçengel şöyle devam etti: "Son yıllarda Türkiye’de ne eğitimde ne de istihdamda yer alabilen gençler eve kapanıyorlar, onlara ‘ev genci" deniyor. Bu gençler çevrimiçi dijital kumar oynatan platformlar için de iyi bir hedef kitle durumunda. Genellikle bilgisayar oyunu bağımlılığıyla başlayan bu süreç, ufak miktarlarla gençleri kumara sürüklüyor. 15-16 yaşlarından itibaren gençler dijital kumara yöneliyor. Diğer taraftan bu sitelerin çoğu yasal olmayan siteler. Bu dolandırıcılığa da kapı açıyor. Kumarhanelerin yasak olduğu ülkelerde kumar oyunları çevrimiçi platformlarda oynanıyor. Bu siteler yasal olmadığı içinde bazen oyuncular paralarını bu sitelere kaptırabiliyor. Hak arama durumu da olamıyor." Karaçengel, dijital bağımlılıkla mücadele noktasında ise yapılacak bilinçlendirme çalışmalarının ve tedavi süreçlerinin dışında en önemli kriterin kişinin bağımlılıktan kendisinin kurtulmak istemesi olduğunu söyledi. Farkındalık için tasarladılar Üniversite öğrencileriyle gerçekleşen ve dijital kumar bağımlılığı konusunda farkındalık oluşturmak için düzenlenen afiş tasarım atölyesinde dereceler ise şöyle; 1’inci Zeynep Berfin Karasu (Yaşar Üniversitesi- Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü) 2’inci Umut Kabakçı (Yaşar Üniversitesi-Yeni Medya ve İletişim Bölümü) 3’üncü Gülşah Çeviren (Yaşar Üniversitesi-Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü) 4’üncü Damla Yılmaz (Yaşar Üniversitesi- Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü) 5’inci Merve Altın (İzmir Katip Çelebi Üniversitesi-Medya ve İletişim)
Deprem en çok çocukları sarsıyor
25 Nisan 2025 Cuma - 09:22 Deprem en çok çocukları sarsıyor Yaşanan depremlerin ardından çocuklarda kaygı, korku ve huzursuzluk gibi duyguların yaşanabileceğini söyleyen Can Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Dr. Zeynep Gökçe Erkan, "Deprem esnasında yoğun korku yaşayan çocuklar, bir sonraki depremde ya da deprem olsun veya olmasın, ufak sarsıntılarda bile irkilme şeklinde tepkiler verebiliyor. Bundan dolayı çocuklar uyku, iştah ve davranış değişiklikleri yaşayabilir; yoğun ağlama gerçekleşiyorsa ya da oyunlarda sürekli depreme veya ölüme dair bir tema işliyorsa, çocuğun günlük hayatını olumsuz etkiliyor olabilir, bu yüzden destek alınması gerekebilir" dedi. Çocuklar yaşadıkları doğal afetlerde duygusal açıdan etkilenebiliyor. Deprem sonrası çocukların kaygılarını anlamak, onlara güven vermek ve duygusal destek sağlama büyük önem taşıyor. Ebeveynler tarafından çocukların deprem hakkında yaşlarına uygun bir şekilde bilgilendirilmesi kaygılarının önüne geçilmesine yardımcı olacağını vurgulayan Can Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Dr. Zeynep Gökçe Erkan, "Çocuklarımızın bu konuyla ilgili en doğru şekilde bilgilendirilmesi ve özellikle yaş dönemlerine göre doğru bilginin verilmesi çok kıymetli. İlkokul öncesindeki çocuklara depremi anlatırken, oyunlardan yararlanarak, belki legolardan faydalanarak yer sarsıntısı örneklerini göstererek süreci anlatabilmeliyiz. Deprem hakkında iyi bilgilendirmeliyiz ki çocuk, o esnada ya da deprem sonrasında ne yapabileceğini bilsin. Dolayısıyla güvendikleri o evlerinin sallanabileceği ve güvenli olamayabileceğine dair kaygılarını en iyi şekilde yönetebilsinler" ifadelerini kullandı. Depremin şimşek çakması gibi bir doğa olayı olduğu gerçeği anlatılmalı Deprem esnasında ve sonrasındaki yaşanan sürece dair bilgilendirilmenin de önemini vurgulayan Erkan, "Deprem esnasında ailecek ne yapmaları gerektiği, nerede toplanacakları, o esnada nasıl birbirlerine dikkat edecekleri, haberleşme ile ilgili kaynakların neler olacağını bilinmesi gerekiyor. Depremin bir doğal afet olduğu artık birinci sınıf sonrasında çocukların aklına çok net yatabilir. O yüzden de yağmur yağması gibi, şimşek çakması gibi çok evrensel olan bir doğa olayı olduğunu bilinmesi, bu süreci normalleştirmeleri adına önemli. Sonrasındaki dönem ise, ebeveynler burada rol model olmalı. Çok yoğun kaygılar, çok yoğun korku gösteren ebeveynin çocuğunun da çok sakin kalmasını elbette ki bekleyemeyiz. Ebeveyn kendi duygularını biraz kontrol edebilmeli, ancak yok saymamalı. Deprem sonrasında çocuğun korkusunu, tamamen bir insani duygu olması sebebiyle kucaklamalı, duygusuna alan açması gerekiyor" sözlerini kaydetti. Çocukları yoğun deprem haberlerinden uzak tutun Çocukların yaşadığı süreci atlatamadan televizyon ekranlarına yansıyan deprem görüntülerinden de olumsuz bir şekilde etkileneceğini belirten Erkan, "Fazla ekran maruziyeti; deprem sonrası ölüm benzeri televizyon haberlerinin çocuklar tarafından izlenmesi, çok iyi bir gelişim göstermiyor. Deprem sonrasında çocukların kaygılarını daha da fazla artırabiliyor. Bundan dolayı çocuklarda uyku, iştah, davranış değişikliklerinin yaşanması; yoğun ağlama ya da oyunlarda sürekli depreme dair ya da ölüme dair bir tema işliyor olması, çocuğun günlük hayatını olumsuz etkilediğini ve destek alınması gerektiğini gösterebilir. Bu destekle ilgili biz çok acele davranılmaması gerektiğini öneriyoruz. Çünkü ilk bir aylık dönem, duyguların işlenmesi için olabilecek normal bir süreçtir. Orada aileler bir arada sağlıklı olarak bu süreci atlatabilirler ama bir ayın sonunda ya da ilk bir aylık süreçte, çok aşırı yoğun davranışsal ve duygusal tepkiler alıyorsak bir çocuk ve ergen psikiyatristi uzmanından destek almak gerekebilir." diye konuştu.
Çeşme Halk Eğitimi Merkezi kursiyerleri Roma’dan döndü
24 Nisan 2025 Perşembe - 15:46 Çeşme Halk Eğitimi Merkezi kursiyerleri Roma’dan döndü Erasmus+ Projesi kapsamında Roma’ya giden Çeşme Halk Eğitimi Merkezi öğretmen ve kursiyerleri yurda döndü. Katılımcılar, hem eğitim aldı hem de unutulmaz bir deneyim yaşadı. Avrupa Birliği Eğitim, Gençlik ve Spor Programları kapsamında yürütülen proje kapsamında, Çeşme Halk Eğitimi Merkezi öğretmen ve kursiyerleri İtalya’nın başkenti Roma’da eğitim aldı. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün koordinasyonunda gerçekleşen "Dezavantajlı Yetişkin Öğrencilerin Temel Becerilerinin Arttırılması" adlı projeye katılan öğretmenlerden Arzu Tıraşcı ve Nesrin Acır ile kursiyerler Cavide Yıldız, Fatma Adıyıl, Meryem Deniz, Nevriye Özen, Mine Şikar, Zeynep Karakuşoğlu, Nursel Demiray ve Ulviye Güroğlu, 06-12 Nisan 2025 tarihleri arasında Italian Hospitality School’da eğitim programına katıldı. Hareketlilik öncesinde, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE ekibinden Dr. Aslı Ağıroğlu Bakır, İsmail Tırtom ve Nurhan Zengin tarafından Çeşme Halk Eğitimi Merkezi’nde katılımcılara bilgilendirme toplantısı yapıldı. Ayrıca İngilizce öğretmeni Nesrin Acır tarafından verilen dil eğitimiyle kursiyerler, yurt dışındaki eğitim sürecine hazırlandı. Roma’ya gitmeden önce yabancı bir ülkede, yabancı bir dil ile eğitimi başaramama korkusu olan kursiyerler, İtalyan öğretmenleri Neno ve Guilia ile eğlenceli geçen derslerde tüm endişelerini atmış ve sertifikalarını almaya hak kazanmıştı. Proje; dezavantajlı yetişkin bireylerin temel becerilerini geliştirmeyi hedeflerken, kursiyerlerin uluslararası tecrübeler kazanmasına da olanak sağladı.
Çocukların Atatürk sevgisi tuvale yansıdı
24 Nisan 2025 Perşembe - 15:29 Çocukların Atatürk sevgisi tuvale yansıdı Medicana International İzmir Hastanesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel anlamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. MBA Okulları Dokuz Eylül Kampüsü öğrencilerinin hazırladığı ‘Atamızın Sevgi İzleri’ adlı resim sergisi, 28 Nisan Pazartesi gününe kadar sanatseverlerle buluşacak. Medicana International İzmir Hastanesi’nin ev sahipliğinde ‘Atamızın Sevgi İzleri’ adlı resim sergisinin açılışı yapıldı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel olarak MBA’lı çocuklar tarafından hazırlanan 21 resmin yer aldığı serginin açılışına MBA Dokuz Eylül Kampüs Müdürü Hakan Solmaz, okul yöneticileri, resim öğretmenleri ve çocuklar ile aileleri katıldı. Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Mustafa Kemal Atatürk’e duyulan sevgi, bu topraklarda yetişen her çocuğun yüreğinde ayrı bir yer tutuyor. Minik sanatçılarımızın duygularını resimle ifade ettikleri bu özel sergiye ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz" dedi. 23 Nisan’ı çocuklarla birlikte kutluyor olmaktan mutlu olduklarını belirten Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Atatürk’ün geleceği emanet ettiği çocuklara ve onları yetiştiren öğretmenlere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum" diye konuştu. "Hepimize hem umut hem ilham verdi" MBA Dokuz Eylül Kampüsü Müdürü Hakan Solmaz ise, "Sanatın birleştirici gücüyle çocuklarımızın yüreklerinden süzülen çizgiler, ‘Atamızın Sevgi İzleri’ adlı özel sergimizde hayat buldu. MBA Okulları Dokuz Eylül kampüsü olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, çocuklarımızın Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu sevgiyi ve bağlılığı sanat yoluyla ifade ettiği bu anlamlı buluşmayı büyük bir gurur ve heyecanla Medicana International İzmir Hastanesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdik. Küçük yaşta sanatı bir ifade biçimi olarak benimseyen öğrencilerimizin eserleri, bizlere hem umut hem de ilham verdi. Bu özel serginin gerçekleşmesinde Medicana International İzmir Hastanesi’ne, emeği geçen tüm öğrencilerimize, velilerimize ve öğretmenlerimize yürekten teşekkürlerimi sunuyorum" ifadelerini kullandı. Törende sergiye katılan çocuklara teşekkür belgesinin yanı sıra boya seti hediye edildi. Ayrıca MBA öğrencilerinin 14 Mart Tıp Bayramı için hazırladığı resimler de hastane yöneticilerine takdim edildi. Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Remzi Karşı ve MBA Dokuz Eylül Kampüs Müdürü Hakan Solmaz, resimleri tek tek inceleyerek, öğrencilerle konuştu. Minik ressamların Atatürk sevgisini ve bayram coşkusunu yansıtan özgün çalışmalardan oluşan sergi, 28 Nisan Pazartesi gününe kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.