SAĞLIK - 25 Nisan 2025 Cuma 09:22

Deprem en çok çocukları sarsıyor

A
A
A
Deprem en çok çocukları sarsıyor

Yaşanan depremlerin ardından çocuklarda kaygı, korku ve huzursuzluk gibi duyguların yaşanabileceğini söyleyen Can Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Dr. Zeynep Gökçe Erkan, "Deprem esnasında yoğun korku yaşayan çocuklar, bir sonraki depremde ya da deprem olsun veya olmasın, ufak sarsıntılarda bile irkilme şeklinde tepkiler verebiliyor. Bundan dolayı çocuklar uyku, iştah ve davranış değişiklikleri yaşayabilir; yoğun ağlama gerçekleşiyorsa ya da oyunlarda sürekli depreme veya ölüme dair bir tema işliyorsa, çocuğun günlük hayatını olumsuz etkiliyor olabilir, bu yüzden destek alınması gerekebilir" dedi.


Çocuklar yaşadıkları doğal afetlerde duygusal açıdan etkilenebiliyor. Deprem sonrası çocukların kaygılarını anlamak, onlara güven vermek ve duygusal destek sağlama büyük önem taşıyor. Ebeveynler tarafından çocukların deprem hakkında yaşlarına uygun bir şekilde bilgilendirilmesi kaygılarının önüne geçilmesine yardımcı olacağını vurgulayan Can Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Dr. Zeynep Gökçe Erkan, "Çocuklarımızın bu konuyla ilgili en doğru şekilde bilgilendirilmesi ve özellikle yaş dönemlerine göre doğru bilginin verilmesi çok kıymetli. İlkokul öncesindeki çocuklara depremi anlatırken, oyunlardan yararlanarak, belki legolardan faydalanarak yer sarsıntısı örneklerini göstererek süreci anlatabilmeliyiz. Deprem hakkında iyi bilgilendirmeliyiz ki çocuk, o esnada ya da deprem sonrasında ne yapabileceğini bilsin. Dolayısıyla güvendikleri o evlerinin sallanabileceği ve güvenli olamayabileceğine dair kaygılarını en iyi şekilde yönetebilsinler" ifadelerini kullandı.



Depremin şimşek çakması gibi bir doğa olayı olduğu gerçeği anlatılmalı


Deprem esnasında ve sonrasındaki yaşanan sürece dair bilgilendirilmenin de önemini vurgulayan Erkan, "Deprem esnasında ailecek ne yapmaları gerektiği, nerede toplanacakları, o esnada nasıl birbirlerine dikkat edecekleri, haberleşme ile ilgili kaynakların neler olacağını bilinmesi gerekiyor. Depremin bir doğal afet olduğu artık birinci sınıf sonrasında çocukların aklına çok net yatabilir. O yüzden de yağmur yağması gibi, şimşek çakması gibi çok evrensel olan bir doğa olayı olduğunu bilinmesi, bu süreci normalleştirmeleri adına önemli. Sonrasındaki dönem ise, ebeveynler burada rol model olmalı. Çok yoğun kaygılar, çok yoğun korku gösteren ebeveynin çocuğunun da çok sakin kalmasını elbette ki bekleyemeyiz. Ebeveyn kendi duygularını biraz kontrol edebilmeli, ancak yok saymamalı. Deprem sonrasında çocuğun korkusunu, tamamen bir insani duygu olması sebebiyle kucaklamalı, duygusuna alan açması gerekiyor" sözlerini kaydetti.



Çocukları yoğun deprem haberlerinden uzak tutun


Çocukların yaşadığı süreci atlatamadan televizyon ekranlarına yansıyan deprem görüntülerinden de olumsuz bir şekilde etkileneceğini belirten Erkan, "Fazla ekran maruziyeti; deprem sonrası ölüm benzeri televizyon haberlerinin çocuklar tarafından izlenmesi, çok iyi bir gelişim göstermiyor. Deprem sonrasında çocukların kaygılarını daha da fazla artırabiliyor. Bundan dolayı çocuklarda uyku, iştah, davranış değişikliklerinin yaşanması; yoğun ağlama ya da oyunlarda sürekli depreme dair ya da ölüme dair bir tema işliyor olması, çocuğun günlük hayatını olumsuz etkilediğini ve destek alınması gerektiğini gösterebilir. Bu destekle ilgili biz çok acele davranılmaması gerektiğini öneriyoruz. Çünkü ilk bir aylık dönem, duyguların işlenmesi için olabilecek normal bir süreçtir. Orada aileler bir arada sağlıklı olarak bu süreci atlatabilirler ama bir ayın sonunda ya da ilk bir aylık süreçte, çok aşırı yoğun davranışsal ve duygusal tepkiler alıyorsak bir çocuk ve ergen psikiyatristi uzmanından destek almak gerekebilir." diye konuştu.



Deprem en çok çocukları sarsıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Kavurmanın sırrı: Kaliteli et, sabır ve doğru pişirme Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde sürdürülen kavurma geleneği bayram sofralarına taşınıyor. Kurban Bayramı’nda Kızılcahamam ilçesinde kuşaktan kuşağa aktarılan ve etiyle öne çıkan meşhur kavurma sofralara taşınmaya başladı. İlçede yaklaşık 75 yıldır faaliyet gösteren kasap işletmesinin 4’üncü kuşak temsilcisi Veteriner Hekim Doğanay Vural, Kızılcahamam kavurmasının yapım süreci, et seçimi ve püf noktalarını İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "Kızılcahamam’ın kavurması, sucuğu, et kalitesi gerçekten tartışmaya kapalı bir konudur" Kızılcahamam’ın, insanların güvenle et yiyebileceği bir yer olduğunu belirten Doğanay Vural, "Kızılcahamam tüm dünyada insanların güvenle eti yiyebilecekleri bir adres. Ete güvenilir bir şekilde ulaşma, insan sağlığını kontrol etme konusunda gerçekten burası tavsiye edebileceğim ve insanların da tercih edebileceği bir adres. O yüzden Kızılcahamam’ın kavurması, sucuğu, et kalitesi gerçekten tartışmaya kapalı bir konudur" diye konuştu. "Kavurma birçok hayvanın bölümünden tercih edebiliyorlar" Kızılcahamam yöresindeki hayvanların, doğal yollarla yayılım sağladığı için çiftlikten7 sofraya kaliteli ve lezzetli bir şekilde ulaştığını vurgulayan Vural, "Kavurma birçok hayvanın bölümünden tercih edebiliyorlar. Kimisi buttan yapıyor, kimisi güngörmez dediğimiz kol kısmından da yapabiliyor ama başlıca sebebi etin doğal beslenmesidir. Çiftlikten sofraya insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde ulaşmasıdır" ifadelerini kullandı. "Çiftlikten sofraya gelene kadar ki aşamada insanları güvenilir ete ulaştırmaya çalışıyoruz" Doğanay Vural, Kızılcahamam’da kavurma etinin küp şeklinde doğrandığını ve o şekilde pişirilip sofraya sunulduğunu belirterek, "Çiftlikten sofraya gelene kadar ki aşamada insanları güvenilir ete ulaştırmaya çalışıyoruz. Burası 1951’de kurulmuş bir işletme. 75 yıldır hayvanı en kaliteli şekilde misafirlerimize sunuyoruz. İnsanların ailesiyle vakit geçirmek, mangal yapmak, sucuk yemek için tercih edebilecekleri tek nokta Kızılcahamam’dır" şeklinde konuştu. "Fazla baharat atılarak, terbiye edilerek sofralara sunulan bir yemek değildir" Kızılcahamam kavurmasının hikayesi olan bir yemek olduğunu söyleyen Vural, "Kimi zaman bayram sofralarında, kimi zaman toplu yemeklerde, kimi zaman da cenazelerde pişirilen bir yemektir. Fazla baharat atılarak, terbiye edilerek sofralara sunulan bir yemek değildir. İşin en önemli püf noktası da doğru, fazla baharat olmadan pişirme ve sabır" ifadelerine yer verdi. Süt danası eti püf nokta Kavurmanın bir diğer püf noktasının ise süt danası eti olduğunu belirten Vural, kaliteli et kullanıldığında kavurmanın ağızda dağılan yumuşak kıvama ulaştığını ifade etti. Öte yandan Vural, kavurmanın özellikle bayram dönemlerinde sabahın erken saatlerinde hazırlanıp uzun süre pişirilerek sofralara ulaştırılan özel bir lezzet olduğunu dile getirdi. "Et, serinlikte 12-24 saat bekletilip dinlendirilmelidir" Özellikle bayramlarda kesim sonrası sık yapılan hatalara değinen Doğanay Vural, "Kurban kesilir kesilmez etin tavaya veya mangala atılması birçok insanın da aslında travmasının oluşmasına sebep olmuştur. Eti sevmeyen insanları dinlediğinizde hep kurbanda yediği o eti söylerler. Bunun sebebi rigor mortis olayının gerçekleşmemesi. Etin o sertliğini kaybetmesi için serinlikte 12-24 saat bekletilip etin dinlendirilmiş olması gerekiyor. Bu süre zarfında et yumuşar, dinlendikten sonra lezzetinde de kalitesinde de artış gözlemlenir" dedi. "Dana etinde pembe rengi tercih ederiz" Vural, kaliteli etin renginin pembe olduğunu dile getirerek, "Kuzu da ya da bir dana etinde sararma görürseniz, daha koyu bir görüntü görürseniz bu o etin kalitesi hakkında yorum yapmanıza bir etkendir. Dolayısıyla dana etinde o pembe rengi tercih ederiz. Kuzu etinde de dışarıdan bakıldığında pembemsi, beyazımsı bir renk tercih edilir. Bu etin dış yapısında, özellikle kuzularda görülen o sararmalar farklı belirtilere sebep olabiliyor. Dolayısıyla bu tip etleri bir kez daha gözden geçirmekte fayda vardır" diye konuştu.
Antalya Futbolcu Furkan Perker bayram tatili yolunda ailesiyle kaza geçirdi: 5 yaralı Ankara’dan Kurban Bayramı tatili için Antalya’nın Manavgat ilçesine gelen ailenin bulunduğu otomobil, beton bloğa çarparak takla attı. Güvenlik kamerasına saniye saniye yansıyan kazada yaralananların Ankaragücü’nde oynayan futbolcu Furkan Perker ve ailesi olduğu bildirildi. Kaza, dün Akseki-Manavgat D-695 kara yolunda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Akseki istikametinden Manavgat istikametine giden Vatan Perker’in kullandığı 06 FVM 59 plakalı otomobil, Manavgat Dereağzı mevkiinde kontrolden çıkarak şarampoldeki beton bloğa çarpıp takla attı. Hurdaya dönen otomobilde bulunan 5 kişi yaralanırken, araçta sıkışan 2 kişi itfaiye erleri ve sağlık ekipleri tarafından araçtan çıkarıldı. Kazada yaralanan Ferşat Perker, eşi Elif İrem Perker, oğulları Vatan ve Furkan Perker ile 11 yaşındaki kızları M.P., sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulansla Manavgat’ta bulunan hastanelere kaldırıldı. Kaza anı güvenlik kamerasında Kaza anı güvenlik kamerasına saniye saniye yansırken, otomobilin çarptığı beton bloğu metrekarelerce ileriye fırlattığı görüldü. Perker ailesinin arkadaşlarıyla 2 araçla Ankara’dan Kurban Bayramı tatili için Manavgat’a geldikleri, yaralılardan Furkan Perker’in ise Ankaragücü kulübünde profesyonel futbolcu olduğu bildirildi. Ankaragücü ve başkandan geçmiş olsun mesajı Öte yandan kaza sonrası MKE Ankaragücü Başkanı İlhami Alparslan ve kulübün resmi web sitesi ile sosyal medya hesaplarından Furkan Perker ve ailesi için geçmiş olsun mesajı yayımlandı. Kulüpten yayınlanan mesajda, "Trafik kazası geçiren futbolcumuz Furkan Perker ve kıymetli ailesine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kazada yaralanan aile bireylerine acil şifalar diliyoruz. Kulübümüz tarafından futbolcumuzun ve ailesinin tüm hastane süreçleri yakından takip edilmektedir. En kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyoruz" ifadelerine yer verildi. İlhami Alparslan ise mesajında şu ifadelere yer verdi: "Antalya-Manavgat yolunda trafik kazası geçiren futbolcumuz Furkan Perker ve kıymetli ailesine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Futbolcumuz Furkan Perker ve ailesinin Antalya Şehir Hastanesi’nde tedavileri devam etmekte olup, ailemizin durumunu yakından takip ediyoruz. Rabbimden ailemize acil şifalar diliyorum. Tüm camiamızdan dualarını eksik etmemelerini rica ediyorum."