Yerel Haberler
İzmir
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:30 İzmir’de 15 Temmuz manşetleri bir kez daha atıldı Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nde öğrenciler, toplumsal hafızanın medyadaki yeri ve etik habercilik anlayışı üzerine uygulamalı eğitim aldı. Atölye kapsamında katılımcılar, 15 Temmuz sürecinde atılan manşetleri inceleyerek habercilik dili, kamu sorumluluğu ve medya etiği konularında deneyim kazandı. Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi (EÜ) iş birliğinde, EÜ İletişim Fakültesi’nde "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" etkinliği "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" sloganıyla düzenlendi. Atölyenin açılış programına BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel, EÜ İletişim Fakültesi Dekanı Bilgehan Gültekin, gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gün boyunca devam eden oturumlarda öğrenciler, 15 Temmuz sürecinde medyanın rolü, toplumsal hafıza ve etik habercilik konularında uygulamalı eğitim alma fırsatı buldu. Atölye çalışmalarını başarıyla tamamlayan katılımcılara ise program sonunda sertifikaları takdim edilecek. "15 Temmuz, eşsiz bir direnişin adıdır" BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, açılış konuşmasına BİK Genel Müdürü Abdülkadir Çay’ın mesajını okuyarak başladı. Gençlerin Türk basınının geleceğini şekillendirecek güçlü kalemler olduğunu vurgulayan Başeğmez, "15 Temmuz; bir milletin çıplak elleriyle tankları durdurduğu, tarihin akışını değiştirdiği eşsiz bir direnişin adıdır. Gazetecilik ise böylesine kritik anlarda toplumun vicdanı ve hafızası olma sorumluluğunu taşır. Kaosun içinden hakikati ayıklamak ve dezenformasyon dalgalarına karşı bir dalgakıran olmak, bu mesleğin en temel vazifelerindendir. Atölye çalışmalarımız; sizlere yalnızca habercilik becerileri kazandırmayı değil, aynı zamanda mesleki duruşu, etik anlayışı ve toplumsal sorumluluk bilincini güçlendirmeyi de hedeflemiştir. ‘O gece siz olsaydınız nasıl bir manşet atardınız?’ sorusu, aslında her birinizin gazetecilik kimliğine tutulmuş bir aynadır. Bizler, sizlerin demokrasiye sahip çıkan, milli iradeyi esas alan ve hakikatten başka rehberi olmayan gazeteciler olarak yetişeceğinize yürekten inanıyoruz." ifadelerini kullandı. BİK bünyesinde İletişim Fakültesi öğrencilerine yönelik kapsamlı bir staj programını hayata geçirdiklerini belirten Başeğmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kurumumuzun internet sitesi üzerinden 15 Mayıs 2026 tarihine kadar başvurulabilecek olan bu staj programının, sektör ile akademi arasında güçlü bir köprü kuracağına inanıyoruz. Geleceğin gazetecileri olan siz değerli gençlerin, bu önemli fırsatı mutlaka değerlendirmesini arzu ediyorum." "İnsan, Türk bayrağı için ölür" Bilgehan Gültekin, toplumsal hafızanın büyük önem taşıdığını vurgulayarak, 15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçtiğini vurgulayarak, "Bunu nesiller geçtikçe anlatmalıyız. Belki bunlar 10-15 yıl sonra yazılacak siyaset ve demokrasi kitaplarında tarihin en büyük demokrasi zaferlerinden biri olarak yer alacak. 15 Temmuz, halkın büyük bir milli irade zaferidir. Bunu gelecek nesillere aktarmak gerekiyor. Toplumsal hafızayı canlı tutmak ise iletişimcilerin görevidir. İnsan, Türk bayrağı için ölür; ben de hiç düşünmeden ölürüm. Dolayısıyla 15 Temmuz’da yaşadıklarımız, tanklara karşı verilen bir demokrasi ve milli irade zaferidir. Bizler de iletişimciler olarak bu milli duruşu göstermeliyiz. Bu nedenle etkinliği son derece kıymetli buluyorum" ifadelerini kullandı. "Gazetelerde birlik ve beraberlik ruhu görüldü" 15 Temmuz gecesi darbe girişiminin netleşmesiyle birlikte Türk medyasının tavrının özellikle internet siteleri ve sosyal medya üzerinden açık şekilde görüldüğünü belirten gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş, o geceyi en iyi anlatan kavramın "kenetlenmek" olduğunu söyledi. Kızıltaş, geçmiş darbelerde medyanın bazı kesimlerinin darbecilere destek verdiğini hatırlatarak, "15 Temmuz’da ise sağından soluna Türkiye’deki medya; yazılı basını, televizyonu, internet medyası ve sosyal medyasıyla büyük ölçüde ortak bir duruş sergiledi. Milletin gösterdiği direnişe medya da eşlik etti. Ertesi gün atılan gazete manşetlerinde de bu birlik ve beraberlik ruhu açıkça görüldü" ifadelerini kullandı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 12:53 İzmir’de 15 Temmuz manşetleri bir kez daha atıldı Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nde öğrenciler, toplumsal hafızanın medyadaki yeri ve etik habercilik anlayışı üzerine uygulamalı eğitim aldı. Atölye kapsamında katılımcılar, 15 Temmuz sürecinde atılan manşetleri inceleyerek habercilik dili, kamu sorumluluğu ve medya etiği konularında deneyim kazandı. Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi (EÜ) iş birliğinde, EÜ İletişim Fakültesi’nde "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" etkinliği "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" sloganıyla düzenlendi. Atölyenin açılış programına BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel, EÜ İletişim Fakültesi Dekanı Bilgehan Gültekin, gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gün boyunca devam eden oturumlarda öğrenciler, 15 Temmuz sürecinde medyanın rolü, toplumsal hafıza ve etik habercilik konularında uygulamalı eğitim alma fırsatı buldu. Atölye çalışmalarını başarıyla tamamlayan katılımcılara ise program sonunda sertifikaları takdim edilecek. "15 Temmuz, eşsiz bir direnişin adıdır" BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, açılış konuşmasına BİK Genel Müdürü Abdülkadir Çay’ın mesajını okuyarak başladı. Gençlerin Türk basınının geleceğini şekillendirecek güçlü kalemler olduğunu vurgulayan Başeğmez, "15 Temmuz; bir milletin çıplak elleriyle tankları durdurduğu, tarihin akışını değiştirdiği eşsiz bir direnişin adıdır. Gazetecilik ise böylesine kritik anlarda toplumun vicdanı ve hafızası olma sorumluluğunu taşır. Kaosun içinden hakikati ayıklamak ve dezenformasyon dalgalarına karşı bir dalgakıran olmak, bu mesleğin en temel vazifelerindendir. Atölye çalışmalarımız; sizlere yalnızca habercilik becerileri kazandırmayı değil, aynı zamanda mesleki duruşu, etik anlayışı ve toplumsal sorumluluk bilincini güçlendirmeyi de hedeflemiştir. ‘O gece siz olsaydınız nasıl bir manşet atardınız?’ sorusu, aslında her birinizin gazetecilik kimliğine tutulmuş bir aynadır. Bizler, sizlerin demokrasiye sahip çıkan, milli iradeyi esas alan ve hakikatten başka rehberi olmayan gazeteciler olarak yetişeceğinize yürekten inanıyoruz." ifadelerini kullandı. BİK bünyesinde İletişim Fakültesi öğrencilerine yönelik kapsamlı bir staj programını hayata geçirdiklerini belirten Başeğmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kurumumuzun internet sitesi üzerinden 15 Mayıs 2026 tarihine kadar başvurulabilecek olan bu staj programının, sektör ile akademi arasında güçlü bir köprü kuracağına inanıyoruz. Geleceğin gazetecileri olan siz değerli gençlerin, bu önemli fırsatı mutlaka değerlendirmesini arzu ediyorum." "İnsan, Türk bayrağı için ölür" Bilgehan Gültekin, toplumsal hafızanın büyük önem taşıdığını vurgulayarak, 15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçtiğini vurgulayarak, "Bunu nesiller geçtikçe anlatmalıyız. Belki bunlar 10-15 yıl sonra yazılacak siyaset ve demokrasi kitaplarında tarihin en büyük demokrasi zaferlerinden biri olarak yer alacak. 15 Temmuz, halkın büyük bir milli irade zaferidir. Bunu gelecek nesillere aktarmak gerekiyor. Toplumsal hafızayı canlı tutmak ise iletişimcilerin görevidir. İnsan, Türk bayrağı için ölür; ben de hiç düşünmeden ölürüm. Dolayısıyla 15 Temmuz’da yaşadıklarımız, tanklara karşı verilen bir demokrasi ve milli irade zaferidir. Bizler de iletişimciler olarak bu milli duruşu göstermeliyiz. Bu nedenle etkinliği son derece kıymetli buluyorum" ifadelerini kullandı. "Gazetelerde birlik ve beraberlik ruhu görüldü" 15 Temmuz gecesi darbe girişiminin netleşmesiyle birlikte Türk medyasının tavrının özellikle internet siteleri ve sosyal medya üzerinden açık şekilde görüldüğünü belirten gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş, o geceyi en iyi anlatan kavramın "kenetlenmek" olduğunu söyledi. Kızıltaş, geçmiş darbelerde medyanın bazı kesimlerinin darbecilere destek verdiğini hatırlatarak, "15 Temmuz’da ise sağından soluna Türkiye’deki medya; yazılı basını, televizyonu, internet medyası ve sosyal medyasıyla büyük ölçüde ortak bir duruş sergiledi. Milletin gösterdiği direnişe medya da eşlik etti. Ertesi gün atılan gazete manşetlerinde de bu birlik ve beraberlik ruhu açıkça görüldü" ifadelerini kullandı. (Hİ-
AK Parti’li Kasapoğlu: "Filistin davası, insanlık onurunun davasıdır"
15 Ekim 2025 Çarşamba - 13:57 AK Parti’li Kasapoğlu: "Filistin davası, insanlık onurunun davasıdır" AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, "Filistin davası bize sadece başkalarının acısını değil, kendi insanlığımızı da hatırlatıyor. Hakikati savunmak, insanı savunmaktır" dedi. AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Mardin Artuklu Üniversitesi’nde gerçekleştirilen 2025-2026 Akademik Yılı Açılış Dersi’nde gençlere hitap etti. "Direnişin Adı Filistin: Gençlik, Hafıza ve Umut" başlığıyla düzenlenen programda konuşan Kasapoğlu, "Filistin davasını konuşmak, sadece bir coğrafyanın değil, insanlık onurunun davasını konuşmaktır. Ben bu dersi bir yönelişin adı olarak görüyorum. Hangi değerlerle yola çıktığımız ve hangi kavramları zihnimizde taşıdığımız; mazlumun yanında durma irademizi, adalet ve vicdan ekseninde kurduğumuz insanlık çizgisini belirler" ifadelerini kullandı. Filistin meselesinin bir adalet ve insanlık meselesi olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, üniversitelerin bu konuda farkındalık oluşturmasının önemine dikkat çekerek, "Filistin, insanlığın ortak hafızasıdır. "Filistin, bir halkın hafızasının, direnişinin ve adalet arayışının adıdır. Kudüs, medeniyetler arası bir kesişim noktasıdır. O yüzden orayı tek bir kimliğin mülkü gibi görmek, o köklü çoğulluğun ruhuyla çelişir. Filistin’i anlamak, onun kavramlarını, hafızasını ve insan hikâyelerini anlamaktan geçer" dedi. Filistin davası gençliğin davası olduğuna vurgu yapan Kasapoğlu, "Gençlik, dünyanın vicdanıdır. Yakın tarihte gördük ki kampüsler, vicdanın dile geldiği yerlerdir. Gençlik, dünyanın vicdanıdır. Bu yüzden Filistin davası, gençliğin davasıdır." ifadelerini kullandı. Bilimin sadece teori değil, aynı zamanda ahlaki bir tutum olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, "Üniversite feraset, basiret ve cesaretle yoğrulmuş bir mekandır. İlmin izzetini korumak, adaletin sesini duyurmak akademinin asli görevlerinden biridir." dedi. Gençlere bilinçli bir duruş çağrısında bulunan Kasapoğlu, "Bir davayı anlamak, onun tarihini bilmekle başlar. Kavramların altını doldurun, kronolojileri, tanıklıkları okuyun. Çünkü bilgiyle donanmış bir vicdan manipüle edilemez" diye konuştu. Konuşmasını "Filistin davası bize sadece başkalarının acısını değil, kendi insanlığımızı da hatırlatıyor. Hakikati savunmak, insanı savunmaktır." sözleriyle tamamlayan Kasapoğlu, Mardin’in çok kültürlü yapısına da değinerek, "Bu şehirde taşlar bile birbirinin dilinden anlar. Mardin bize hakkaniyetle yaşamanın mümkün olduğunu gösteriyor." dedi. Program sonunda Kasapoğlu, Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörlüğüne, akademisyenlere ve öğrencilere teşekkür ederek yeni akademik yılın "bilimle, emekle, azimle, bereketle dolu bir yıl" olmasını diledi.
İzmir’de "Vicdan Sergisi" ile Gazze’nin acısına dikkat çekildi
15 Ekim 2025 Çarşamba - 13:18 İzmir’de "Vicdan Sergisi" ile Gazze’nin acısına dikkat çekildi Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek, mazlumların sesini duyurmak ve bölgedeki katliamın boyutlarını gözler önüne sermek amacıyla İzmir Konak Meydanı’nda 3 gün sürecek bir farkındalık etkinliği düzenlendi. "Gazze’nin Acısını, Direncini ve Umudunu Hissetmeye Davetlisiniz" sloganıyla düzenlenen etkinlik, 14-15-16 Ekim 2025 tarihlerinde 11.00-19.00 saatleri arasında gerçekleştiriliyor. Etkinlik kapsamında ziyaretçiler, Gazze’den canlı bağlantılarla bölge halkının yaşadıklarına birinci elden tanıklık ediyor. "Küçük Kefenler" ile soykırıma dikkat çekiliyor Etkinlikte, Gazze’deki katliama ve soykırıma dikkat çekmek amacıyla hazırlanan "Küçük Kefenler Sergisi" büyük ilgi görüyor. Görevli Aynur Önen, serginin amacını şu sözlerle dile getirdi: "2 yıldır devam eden bir katliam ve soykırım var. Biz de vatandaşlarımızın duyarlılığını artırabilmek için ‘Küçük Kefenler’ sergimizi yaptık. İnsanların oradaki yaşanan katliamın daha çok farkına varsınlar diye böyle bir sergi düzenledik. Aynı anda şu an zaten bu etkinlik bütün Türkiye genelinde diğer temsilciliklerimizde de devam ediyor." Canlı bağlantılar ve "İzlemek Yetmez" VR deneyimi Diğer görevli Mücahit Karayılan ise, etkinliğin öne çıkan bölümleri arasında her gün saat 16.00’da Gazze’deki (Kuzey ve Güney) ekiplerle yapılan canlı bağlantıların yer aldığını, ayrıca VR deneyimi ile ziyaretçilerin, sanal gerçeklik gözlükleri aracılığıyla Gazze’de yıkılan yerleri ve insanların yaşadıklarını görerek katliamın etkilerini yakından hissettiklerini söyledi. Etkinlikte ayrıca Gazze yemek çadırı ve sinevizyon gösterisi gibi faaliyetler de yer alıyor.
Konak’ta yağmacıya, hırsıza geçit yok: 152 aranan şahıs yakalandı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:56 Konak’ta yağmacıya, hırsıza geçit yok: 152 aranan şahıs yakalandı İzmir’de Konak İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 10 gün içerisinde düzenlediği operasyonlarla, aralarında ’yağma’ suçundan 45 yıl 2 ay kesinleşmiş hapis cezası olan bir şahsın da bulunduğu toplam 152 aranan kişiyi yakaladı. Yakalananlardan 42’si kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle cezaevine teslim edilirken, 110 şahıs ise ifade işlemleri için adli mercilere sevk edildi. Konak İlçe Emniyet Müdürlüğü, 10 günlük süre içinde gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla aranan şahıslara göz açtırmadı. Emniyet Devriye Ekipler Amirliğince 1 Ekim - 10 Ekim tarihleri arasında yapılan çalışmalarda, toplam 152 aranan şahıs yakalanarak adalete teslim edildi. Yakalanan şahıslardan 42’sinin çeşitli suçlardan kesinleşmiş hapis cezası ile arandığı belirtildi. Ağır cezalarla arananlar yakalandı Kesinleşmiş hapis cezası bulunan 42 şüpheli arasında, özellikle ağır suçlardan aranan isimler bulunuyor: Birden fazla kişi ile yağma suçundan tam 45 yıl 2 ay kesinleşmiş hapis cezası ile aranan 1 şahıs, Evden Hırsızlık suçundan 20 yıl 15 gün kesinleşmiş hapis cezası ile aranan 1 şahıs, 10 yıl ve üzeri hapis cezası ile aranan 5 şahıs, 5 yıl ve üzeri hapis cezası ile aranan 9 şahıs kıskıvrak yakalandı. Uyuşturucu tacirlerine rahat yok Uyuşturucu suçlarından aranan toplam 14 şahıs da yakalananlar arasında yer aldı. Bu kapsamda; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hapis cezası olan 5 şahıs, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde suçundan hapis cezası olan 9 şahıs ele geçirildi. Ayrıca, 1 yıl ile 5 yıl arası kesinleşmiş hapis cezası bulunan 12 şahıs da yakalanarak cezaevine gönderildi. 110 şüpheli adli mercilere teslim edildi Operasyonlarda yakalanan diğer 110 şahsın ise ifade alınmasına yönelik olarak arandığı belirlendi. Bu şahıslar, haklarında gerekli adli işlemlerin yapılabilmesi için adli mercilere sevk edildi.
CHP’li Başkan Tanju Çelik’in, belediyenin maaş paralarını SGK’nın istediği yönündeki sözlerine yalanlama
15 Ekim 2025 Çarşamba - 12:54 CHP’li Başkan Tanju Çelik’in, belediyenin maaş paralarını SGK’nın istediği yönündeki sözlerine yalanlama AK Parti Bergama İlçe Başkanı Hasan Şahin, Bergama Belediye Başkanı Tanju Çelik’in belediye meclisinde yaptığı "SGK bize personel maaşlarını ödemeyin, parayı bize gönderin diye yazı gönderdi" açıklamasının gerçeği yansıtmadığını belirterek tepki gösterdi. Belediye Meclisi toplantısında CHP’li Bergama Belediye Başkanı Tanju Çelik, "SGK bize personel maaşlarını ödemeyin, parayı bize gönderin diye yazı gönderdi" şeklinde konuştu. Bu sözlere AK Parti cephesinden yanıt gecikmedi. AK Parti İlçe Başkanı Hasan Şahin, İzmir SGK İl Bölge Müdürü Hidayet Baydilli ile telefon görüşmesi yaptığını belirterek, şu açıklamada bulundu: "Sayın Belediye Başkanımızın mecliste yaptığı açıklamayı bizzat ben de dinledim. Ancak SGK İl Müdürümüzle görüştüm. Kendisi bana ‘Biz kesinlikle böyle bir yazı yazmadık, yazmayız da. Personel maaşlarına karışmak bizim görev alanımıza girmez’ dedi. Dolayısıyla bu açıklama gerçek dışıdır. Kurumlarımızın bu şekilde yıpratılması doğru değildir." Hasan Şahin ayrıca, AK Parti grubu olarak belediyenin SGK borçlarına karşılık taşınmaz satışına ilişkin teklifine olumlu oy verdiklerini hatırlatarak, "Bizler Bergama’nın menfaatine olan her çalışmanın yanındayız. Siyasi çıkarlar uğruna devlet kurumlarını karalamak, kamu vicdanında da doğru bir yaklaşım değildir. Bizim derdimiz hizmettir, kavgayla Bergama’ya bir yarar sağlanmaz" dedi.
Bu alışkanlıklar menopoza davetiye çıkarıyor
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:47 Bu alışkanlıklar menopoza davetiye çıkarıyor Yaşam süresi uzadıkça menopoz yaşı da daha fazla gündeme gelirken; menopozun geciktirilip geciktirilmeyeceği merak ediliyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Aşkın Doğan, kadınların menopoza girmelerinin sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla geciktirilebileceğine vurgu yaparak, "Menopozdan kaçınmak mümkün olmasa da daha sağlıklı bir yaşam ve toksinlerden uzak durarak menopoza erken girmenin önüne geçilebilir" mesajını verdi. Menopoz, son yıllarda kadınların yaşam süresinin uzamasıyla beraber daha fazla gündemde yer alıyor. Hal böyle olunca kadınlar da menopoza girişin evrelerini, menopozu nasıl erteleyebileceğini ve bu süreçte ne yapması gerektiğini daha fazla araştırıyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aşkın Doğan, menopozla ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Kadınların yüzde 80’ini sıcak basıyor Menopoz öncesi dönemde kadınlarda en sık görülen semptomun sıcak basması olduğunu aktaran Doç. Dr. Aşkın Doğan, "Kadınların yüzde 80’ine kadarında menopoz öncesi dönemde sıcak basmaları ortaya çıkmaktadır. Bu bulgular vazomotor semptomlar olarak da adlandırılır. Genellikle gövdenin üst kısmında başlayan ve yüzde hissedilen bu ataklar 2-4 dakika sürer; ardından terleme ve üşüme ile sonlanır. Anksiyete de eşlik edebilir. Günde 7’den fazla atak yaşayan kadınlarda uyku, konsantrasyon, ruh hali ve cinsel aktivitede bozulma görülebilir" dedi. Depresyon riski artabilir Öte yandan menopoza geçiş dönemindeki kadınlarda, menopoz öncesi dönemlere kıyasla depresyon riskinin belirgin bir şekilde artabileceğini aktaran Doç. Dr. Aşkın Doğan, geçiş döneminde gözlemlenen diğer belirtilere değindi: "Adet düzeninde de değişiklikler olur. Eski adet düzenine göre iki adet arasındaki süre 7 günden fazla olacak şekilde önce sıklaşır, daha sonra uzamaya başlar. Adet kanama miktarında ise kademeli bir azalma görülür. Genellikle yağ kütlesi artar, yağsız kütle azalır ve bel çevresinde yağlanma daha belirgin hale gelir." Menopoz yaşında bir numaralı etken: Aile Menopoz yaşını etkileyen en önemli faktörlerden birinin genetik yatkınlık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Aşkın Doğan, "Ailede erken menopoz öyküsü varsa risk artar. Ayrıca otoimmün hastalıkları bulunan bireylerde de risk yüksektir. Geçirilmiş yumurtalık cerrahisi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler menopoza geçiş sürecini hızlandırabilir. Öte yandan genç bireylerde erken menopoz riskini değerlendirmek için ailede erken menopoz öyküsü olup olmadığına bakılır. Ayrıca kemoterapi, radyoterapi veya yumurtalık cerrahisi geçiren kişilerde AMH (Anti-Müllerian Hormon) düzeylerinin ölçülmesi fikir verebilir. Buna ek olarak, ultrasonla yumurta sayımı ya da adet döngüsünün 3. gününde bakılan hormon değerleri de bilgi sağlar" dedi. Menopozu ertelemek mümkün değil Menopozu ertelemenin mümkün olup olmadığı konusuna da açıklık getiren Doç. Dr. Aşkın Doğan, sözlerine şöyle devam etti: "Menopozu tamamen ertelemek mümkün olmasa da, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve toksinlerden uzak durmak; örneğin sigara ve alkol kullanmamak erken menopoza girişi geciktirebilir. Sağlıklı beslenme de önemlidir: antioksidan, omega-3, D vitamini, folat ve B12 alımı genel olarak önerilir. Ayrıca stres yönetimi de önemlidir. Çünkü stres, kortizol üretimini artırarak yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir." Semptomları hafifletmekte etkili olabilir Menopozu ertelemek ya da geciktirmek için uygulanan tedavilerin sağlık üzerindeki etkileri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Aşkın Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Menopozu geciktirmek tam anlamıyla mümkün olmasa da, erken menopoz durumlarında hormon replasman (yerine koyma) tedavileri uygun hastalarda semptomları hafifletmede etkili olabilir. Özellikle 40 yaş altında, AMH değerleri düşük ve ileride çocuk sahibi olma isteği bulunan hastalarda oosit (yumurta) dondurma işlemi önerilir. Bu işlem menopozu geciktirmese de doğurganlık (fertilite) kapasitesini koruma açısından önemlidir. Uygun hastalarda (meme kanseri öyküsü olmayan, tromboemboli, inme, koroner kalp hastalığı veya aktif karaciğer hastalığı bulunmayan bireylerde) hormon replasman tedavisi semptomatik hastalarda önerilebilir. Kısa vadede sıcak basmaları ve vajinal kuruluk gibi şikayetleri azaltırken, uzun vadede bilişsel fonksiyonlar, kemik sağlığı ve idrar kontrolü üzerine olumlu etkiler sağlayabilir. Deneysel olarak PRP (Platelet Rich Plasma) gibi bazı yöntemler menopozu ertelemeye yönelik olarak araştırılmaktadır. Ancak şu anda bu amaçla bilimsel olarak kanıtlanmış bir yöntem bulunmamaktadır."
Mirnas’tan İzmir’in mimari estetiğine iki dev yatırım
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:08 Mirnas’tan İzmir’in mimari estetiğine iki dev yatırım Ege’nin incisi İzmir, 25 yıldır eğitim başta olmak üzere farklı sektörlerde yatırımlarıyla ön plana çıkan Mirnas Grup tarafından yapımına başlanan, kentin silüetini değiştirip simge haline gelecek "Bronz Kule ve "Azur Ofis" projeleriyle buluşmaya hazırlanıyor. Yedi milyarlık dev yatırımla hayata geçecek iki projeyi kente kazandıracak olan Mirnas Grup’un Eğitimci Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Atlıhan, "En güçlü referansımız, geçmişte yaptığımız başarılı işler. Eğitim sektöründe yaptığımız nitelikli işlerin devamını inşaat sektöründe de fazlasıyla yaparak güzel İzmir’imizi, yeni buluşma noktası olacağına inandığımız hak ettiği en güzel iki dev projeye kısa sürede kavuşturacağız" dedi. 2002 yılından bu yana başta eğitim olmak üzere inşaat ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Mirnas Grup, hem ülke hem de İzmir ekonomisi ve sosyal yaşamına yaptığı yeni yatırımlarla ön plana çıkıyor. Yönetim Kurulu Başkanlığını, Eğitimci Fırat Atlıhan’ın yaptığı Mirnas Grup, yola çıktığı 25 yıldan bu yana, hizmet verdiği sektörlerde güven temelinde inşa ettiği yaklaşımlarla adından sıkça söz ettiriyor. Bünyesinde Manisa’daki üç, Van’daki bir Bahçeşehir Koleji, İzmir’deki Narlıdere-Güzelbahçe Uğur Okulları, Kıbrıs’taki bir otel, bir restoran ve en son Turgutlu’daki 560 lüks konut projesi bulunan Mirnas Grup, yüksek memnuniyet ve yaşama kaliteli değer katma vizyonuyla faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Yenilikçi, modern ve akılcı yaklaşımlarla binin üzerinde uzman çalışanı, beş bine yakın öğrencisiyle büyük bir aileye sahip Mirnas Grup, geçmişteki tecrübesi ve başarılı çalışmalarını, şimdilerde de İzmir Bayraklı’daki "Bronz Kule" ve Konak Mersinli’de inşa ettiği "Azur Ofis" projelerine taşıyor. İzmir’deki ofis yaşamında eşsiz yenilik: Mirnas Azur ile dört duvar arasında değil, denize karşı gökyüzünün altında çalışın Konak Mersinli’de Mistral GYO ile iş birliği yapan Mirnas Grup tarafından yapımına başlanan, 26 kat ve 25 bin metrekare toplam inşaat alanından oluşan Azur Ofis Projesi, İzmir’de, benzeri olmayan yenilikçi özellikleriyle dikkat çekiyor. 2027 yılı Mart ayında teslimi planlanan proje, "Burada sizi gökyüzü, prestij ve deniz bekliyor" sloganıyla eşsiz bir yaşam sunmaya hazırlanıyor. İş dünyasına ve çalışanlara sadece bir ofis değil, ayrıcalıklı bir yaşam ve çalışma deneyimi sunulurken, hiç kapanmayacak panoramik eşsiz deniz manzarası, projenin en dikkat çekici özelliklerinden biri. Teknolojiyle entegre, yüksek tavanlı, akıllı ofis sistemlerine sahip projede, geleneksel kapalı ofis alanlarının aksine daha fazla metrekareye sahip teras balkonlar, dört duvar arasında değil, gökyüzünün altında, deniz manzarası ve havası eşliğinde huzurlu çalışma ortamları sunacak. Kentte, eksikliğinin hissedilmesi nedeniyle ilk defa diğer kulelerden farklı olarak balkonlu konseptiyle inşa edilen ofisler, İzmir’in iş yaşamında gökyüzü kadar geniş bir vizyon, deniz kadar huzurlu bir atmosfer ve güçlü bir statü arayan herkesin yeni adresi olacak. İzmir’deki bir rezidans projesinde ilk kez: Health Center (sağlık merkezi) "İzmir’de Asaletin Rengi Artık Bronz Kule" sloganıyla temelleri atılan Mirnas Bronz Kule Rezidans Projesi de, kentin yeni iş merkezi Bayraklı’da, toplam 41 bin metrekare alanda yükselmeye başladı. 28 katlı Bronz Kule, her noktasından, İzmir Körfezi manzarasına hakim, ferah, kullanışlı, modern çizgilere sahip mimarisi ve içerdiği sosyal donatılarla prestijli bir yaşamı vadeden ödüllü mimarlık ofisi "TAGO Mimarlık" tarafından tasarlandı. Şehrin kalbinde, konutların yanında ilk defa bünyesinde 14 adet teraslı dubleks "Health Center" adıyla seçkin doktor kliniklerinin de yer alacağı Bronz Kule de sağlığı ve konforu bir arada barındıran prestijli bir yaşam sunulacak. "İzmir, dünyanın ekolojik harikası" İki projenin tanıtımıyla ilgili Mirnas Grup’un Bayraklı’daki ofisinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Fırat Atlıhan, "Henüz 27 yaşında Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları çatısı altında eğitim sektörüne girdim. Bir eğitimci olarak amacım her zaman, topluma, ülkemize faydalı bireyler yetiştirmek oldu. Bugün eğitim sektöründe geldiğimiz noktada, binlerce öğrencimiz ve velimizle büyük bir aile olduk. Eğitim sektöründe güven temelinde çok güzel işler yaptık ve hepsiyle gurur duyduğum öğrencilerimizin çok güzel başarılarına hep birlikte imza attık. Ülkesine sevdalı bir vatandaş olarak, her sektörde hizmet etmeyi kendime bir görev bildim. Bu uğurda yıllar geçtikçe farklı sektörlerde farklı yatırımlarla faaliyet yelpazemizi genişlettik. Geçmişteki başarı işlerimiz, en büyük referansımız oldu. Geçmişten gelen başarılarımızı, tecrübemizi ve bizlere olan güveni inşaat sektörüne taşımaya karar verdik. Şimdilerde de ayrı bir gurur ve heyecan içerisindeyiz. Gayri menkul sektöründeki yatırımlarımızı, Turgutlu’nun ardından İzmir’e taşıyoruz. İzmir, gerek insanı, gerek coğrafyası anlamında dünyanın ekolojik bir harikası. Ben de ömrüm vefa ettikçe hayatımın sonraki kısmını bu şehirde devam ettirmek isterim. İzmir’de hayata geçirdiğimiz güzel projelerle, eserlerle anılmak isterim. Dolayısıyla eğitim sektöründe yaptığımız nitelikli işlerin devamını inşaat sektöründe de fazlasıyla yaparak güzel İzmir’imizi, yeni buluşma noktası olacağına inandığımız hak ettiği en güzel iki dev projeye kısa sürede kavuşturacağız" dedi. "Ekonomiye büyük katkı sağlayacağız, güvenlik olmazsa olmazımız" Mirnas Grup altındaki Bronz Kule ve Azur Ofis ile ilgili bilgiler veren Atlıhan, "İzmir dünyanın en güzel iklimi, en güzel coğrafyalarından biri. Ama mimari anlamda gelişmeye maalesef ki çok muhtaç. Yeni yatırımlarla atacağımız her adım İzmir’in kentsel gelişimine, kentsel dönüşümüne büyük katkı sunacak. İki projemiz ile kentin mimari estetiğine inanılmaz destek olacağız. Bu süreç, İzmir’in yanında ülkenin ekonomisine de ciddi bir katkı sağlayacak. İki projenin maliyetine bakacak olursak, yaklaşık 7 milyarlık bir rakamdan söz edeceğiz" diye konuştu. İki projenin de İzmirlilerin iş ve özel yaşamına ayrıcalıklı fırsatlar sunacağını söyleyen Atlıhan, kentteki deprem gerçeğini de göz ardı etmeden hareket ettiklerini, her türlü izinlerin alınmasının ardından, alt ve üst yapı anlamında tüm önlemlerin yerine getirilerek inşaatların yapıldığını, kendileri için güvenliğin olmazsa olmaz olduğunun altını çizdi. "İzmirliler en güzelini hak ediyor" İki projenin aynı anda belki de kent tarihinde ilk defa çok hızlı şekilde bitirileceğini ve teslim tarihi olarak 2027 yılının ilk çeyreği olarak belirlediklerini söyleyen Atlıhan, "Hayalimiz, hedefimiz, bu iki projenin de İzmirlilerin yeni buluşma noktası olması. Bugüne kadar yaptığım hiçbir işte mahcubiyet yaşamadım. İnsanların beklentilerini göz önünde tutup hep çıtayı yükselttim. Burada da bizimle ilgili beklentilerini çok yüksekte tutsunlar. İzmirlilerin beklentilerinin çok üstünde kaliteli bir yaşam onları bekliyor. İzmirliler ve İzmir, her ne alanda olursa olsun her şeyin en güzelini hak ediyor. Biz de bunu karşılamak için var gücümüzle çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
‘Bisiklet Taksi’ye Şoförler Odası’ndan şartlı destek
14 Ekim 2025 Salı - 16:00 ‘Bisiklet Taksi’ye Şoförler Odası’ndan şartlı destek İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde gündeme gelen ‘Bisiklet Taksi’ uygulaması önergesi kentte tartışmaya neden oldu. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, projeye "şartlı destek" vereceklerini ifade etti. ‘Taksi’ ibaresinin kaldırılmasını isteyen Özkan, "Bu uygulama ’İz Bisiklet’ olarak adlandırılsın" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Ekim ayı olağan meclis toplantısında gündeme gelen ‘Bisiklet Taksi’ uygulaması önergesi, oylama sonucunda Ulaşım ve Esnaf Komisyonlarına havale edildi. Proje, mecliste ve kent kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, tartışmaların odağında İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan’ın açıklamaları yer aldı. Endişe büyük oranda giderildi Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Erkan Özkan, İzmir’deki trafik yoğunluğuna dikkat çekerek, "Biz yeniliklere açık bir meslek kuruluşuyuz. Ancak bu yeniliğin neler getirip neler götüreceğine bakmak gerekiyor. İzmir’in şu anda en büyük sorunlarından biri trafik yoğunluğu. Hele hele ana arterlerde, Alsancak, Basmane, Konak gibi bölgelerde trafik sabah ve akşam saatlerinde çile haline geldi. Bu sorun halledilmemişken böyle bir projenin hayata geçirilmesini çok doğru bulmuyorum" dedi. Özkan, ilk etapta odaya gelen bilgilere göre projeye temkinli yaklaştıklarını ancak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın mecliste yaptığı açıklamaların ardından endişelerinin büyük oranda giderildiğini belirtti. "Şartlı destek veririz, toplu ulaşıma alternatif olmasın" Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay’ın projeyi detaylı şekilde anlattığını söyleyen Özkan, "Sayın Tugay’ın açıklamalarını dinledik. Kendisi, bu uygulamanın şehrin ana arterlerinde toplu ulaşıma bir alternatif olmayacağını, daha çok turistik bölgelerde, sahil şeritlerinde, yaşlı vatandaşlarımızın veya ziyaretçilerin nostaljik bir ulaşım aracı olarak kullanabileceğini belirtti. Bu yaklaşımı destekliyoruz. Biz de bu projeye şartlı destek veririz, ama kesinlikle toplu ulaşıma alternatif bir ‘taksi’ gibi lanse edilmemeli" diye konuştu. "Kültürpark, Sasalı ve İnciraltı gibi alanlarda uygulanabilir" Projenin nerelerde uygulanabileceğine dair örnekler veren Özkan, "Kültürpark içerisinde geçmişte nostaljik bir kara tren vardı. Aynı mantıkla, Kültürpark, Sasalı Doğal Yaşam Parkı veya İnciraltı alanı gibi yerlerde turistler veya yaşlı vatandaşlarımız için bu proje güzel bir hizmet olabilir. Ancak şehir merkezinde ticari taksi faaliyeti gibi sunulmasına karşıyız" dedi. "Taksi ibaresi esnafı rahatsız ediyor" Özkan, projenin ismindeki "taksi" kelimesinin taksici esnafını rahatsız ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Taksi kelimesi maalesef son zamanlarda herkes tarafından çok farklı alanlarda kullanılmaya başlandı. Bu da mesleğimizin itibarı üzerinde olumsuz bir algı oluşturuyor. Esnafımız bundan psikolojik olarak rahatsız. Sayın Başkan da bu konuda duyarlılık gösterdi ve ‘taksi ibaresi tartışılabilir’ dedi. Biz de bu projenin İz Bisiklet ya da İzmir Bisiklet adıyla yürütülmesini istiyoruz. Belediyemizin İzulaş, İzsu, İzbeton gibi iştirakleri var, bu da aynı şekilde değerlendirilebilir." "Esnafın tepkisi anlaşıldı, duyarlılık gösterildi" Özkan, Başkan Tugay’ın gösterdiği sağduyudan dolayı teşekkür ederek, "Sağ olsun Sayın Tugay, bizim hassasiyetlerimizi dikkate aldı. Projenin toplu ulaşımın bir parçası değil, nostaljik ve çevreci bir uygulama olduğunu açıkladı. Esnafımız da bu açıklamalardan sonra rahat bir nefes aldı. Zaten hayat şartlarının ağır olduğu, taksici esnafının ekonomik olarak zorlandığı bir dönemdeyiz. Bu nedenle mesleğimize alternatif oluşturacak projelere temkinli yaklaşıyoruz. Ama bu proje ticari değil, turistik amaçlı olacaksa biz buna karşı değiliz" ifadelerini kullandı. Tugay’dan çevre dostu vurgusu, Tuncay Özkan’dan "kölelik" tepkisi Mecliste tartışmalara neden olan önergeye ilişkin açıklamalarda bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, projenin çevreci yönüne dikkat çekti. Tugay, "Londra, Milano gibi şehirlerde buna benzer bisiklet taksi uygulamaları var. Şehrin belli bölgelerinde özellikle turistlerin çevreyi izlemelerini sağlayan bir ulaşım şekli bu. Taksiler elektrikli olacak, muhtemelen sezonluk olarak kullanılacak. En temel amaç, şehre egzozuyla havayı kirletmeyen, turistler için keyifli bir gezi imkânı sunan bir alternatif oluşturmak" dedi. Ancak CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, projeye sert tepki göstererek, "Kölelik 100 yıl önce kalktı. Atatürk sayesinde bu topraklardan. Bisikletli versiyonunu İzmir’de kim hortlatmak isterse karşısındayım" ifadelerini kullandı. Tugay, bu eleştirilere üstü kapalı yanıt vererek, "Taksilerin alternatifi görülmemesi gerek. Kölelik diye yorumlar okudum, çok anlamsız bir eleştiri. Bu elektrikli bir araç, bisiklet yollarından ve yayalaştırılmış bölgelerde gidebilen bir araç olacak" açıklamasında bulundu.