Yerel Haberler
İzmir
Evlilik öncesi ’Akdeniz anemisi’ tarama programları büyük önem taşıyor 07 Mayıs 2026 Perşembe - 14:51:57 Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Çocuk Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Oymak, halk arasında "Akdeniz anemisi" olarak bilinen talaseminin kalıtsal bir kan hastalığı olduğunu belirterek, erken tanı, taşıyıcılık taramaları ve düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Talaseminin, kandaki oksijeni dokulara taşıyan hemoglobin adlı proteinin yapımındaki bozukluk nedeniyle ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Yeşim Oymak, hastalığın özellikle çocukluk döneminde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi. Hemoglobinin kırmızı kan hücrelerinin temel yapı taşı olduğunu ifade eden Oymak, bu yapının yeterince üretilememesi durumunda ağır kansızlık geliştiğini kaydetti. Evlilik öncesi tarama programları büyük önem taşıyor Hastalığın genetik geçişli olduğunu vurgulayan Oymak, taşıyıcı bireylerin çoğu zaman herhangi bir belirti göstermeden yaşamlarını sürdürebildiğini dile getirdi. Anne ve babanın her ikisinin de taşıyıcı olması halinde çocukta ağır talasemi tablosunun ortaya çıkabileceğini aktaran Oymak, bu nedenle evlilik öncesi tarama programlarının hastalıktan korunmada büyük önem taşıdığını ifade etti. Belirtiler ilk aylarda ortaya çıkıyor Talasemi hastası çocuklarda belirtilerin doğumdan hemen sonra görülmeyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Yeşim Oymak, "Bebekler anne karnındayken farklı bir hemoglobin yapısı kullanır. Doğumdan birkaç ay sonra erişkin tipi hemoglobine geçiş başladığında hastalık belirtileri ortaya çıkar" dedi. Ailelerin özellikle solukluk, halsizlik, iştahsızlık, sık enfeksiyon geçirme, karında şişlik ve büyüme geriliği gibi belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini belirten Oymak, erken tanının tedavi sürecinde büyük fark oluşturduğunu söyledi. Düzenli kan nakli hayati önem taşıyor Talaseminin ağır formunda hastaların yaşam boyu düzenli kan transfüzyonuna ihtiyaç duyduğunu ifade eden Oymak, bu çocukların genellikle 3-4 haftada bir kan almak zorunda kaldığını belirtti. Kan bağışının bu hastalar için hayati önemde olduğunu vurgulayan Oymak, "Düzenli kan bulunamadığında hastaların yaşamı ciddi risk altına giriyor. Bu nedenle gönüllü kan bağışı çok büyük önem taşıyor" diye konuştu. Sık yapılan kan nakillerinin vücutta demir birikimine yol açtığını da anlatan Oymak, özellikle kalp, karaciğer ve hormon bezlerinde biriken demirin organ hasarına neden olabildiğini söyledi. Bu nedenle hastaların demiri vücuttan uzaklaştıran özel ilaçlarla düzenli takip edildiğini kaydetti. Yeni tedaviler umut veriyor Günümüzde uygun donör bulunduğunda yapılan kemik iliği naklinin talasemide en etkili tedavi yöntemlerinden biri olduğunu belirten Oymak, son yıllarda geliştirilen yeni ilaçlar ve gen tedavisi çalışmalarının da umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade etti. Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan evlilik öncesi taşıyıcılık taramalarının önemli bir koruyucu sağlık hizmeti olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yeşim Oymak, toplumda farkındalığın artmasıyla yeni hasta doğumlarının önüne geçilebileceğini sözlerine ekledi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:30 İzmir’de 15 Temmuz manşetleri bir kez daha atıldı Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nde öğrenciler, toplumsal hafızanın medyadaki yeri ve etik habercilik anlayışı üzerine uygulamalı eğitim aldı. Atölye kapsamında katılımcılar, 15 Temmuz sürecinde atılan manşetleri inceleyerek habercilik dili, kamu sorumluluğu ve medya etiği konularında deneyim kazandı. Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi (EÜ) iş birliğinde, EÜ İletişim Fakültesi’nde "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" etkinliği "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" sloganıyla düzenlendi. Atölyenin açılış programına BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel, EÜ İletişim Fakültesi Dekanı Bilgehan Gültekin, gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gün boyunca devam eden oturumlarda öğrenciler, 15 Temmuz sürecinde medyanın rolü, toplumsal hafıza ve etik habercilik konularında uygulamalı eğitim alma fırsatı buldu. Atölye çalışmalarını başarıyla tamamlayan katılımcılara ise program sonunda sertifikaları takdim edilecek. "15 Temmuz, eşsiz bir direnişin adıdır" BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, açılış konuşmasına BİK Genel Müdürü Abdülkadir Çay’ın mesajını okuyarak başladı. Gençlerin Türk basınının geleceğini şekillendirecek güçlü kalemler olduğunu vurgulayan Başeğmez, "15 Temmuz; bir milletin çıplak elleriyle tankları durdurduğu, tarihin akışını değiştirdiği eşsiz bir direnişin adıdır. Gazetecilik ise böylesine kritik anlarda toplumun vicdanı ve hafızası olma sorumluluğunu taşır. Kaosun içinden hakikati ayıklamak ve dezenformasyon dalgalarına karşı bir dalgakıran olmak, bu mesleğin en temel vazifelerindendir. Atölye çalışmalarımız; sizlere yalnızca habercilik becerileri kazandırmayı değil, aynı zamanda mesleki duruşu, etik anlayışı ve toplumsal sorumluluk bilincini güçlendirmeyi de hedeflemiştir. ‘O gece siz olsaydınız nasıl bir manşet atardınız?’ sorusu, aslında her birinizin gazetecilik kimliğine tutulmuş bir aynadır. Bizler, sizlerin demokrasiye sahip çıkan, milli iradeyi esas alan ve hakikatten başka rehberi olmayan gazeteciler olarak yetişeceğinize yürekten inanıyoruz." ifadelerini kullandı. BİK bünyesinde İletişim Fakültesi öğrencilerine yönelik kapsamlı bir staj programını hayata geçirdiklerini belirten Başeğmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kurumumuzun internet sitesi üzerinden 15 Mayıs 2026 tarihine kadar başvurulabilecek olan bu staj programının, sektör ile akademi arasında güçlü bir köprü kuracağına inanıyoruz. Geleceğin gazetecileri olan siz değerli gençlerin, bu önemli fırsatı mutlaka değerlendirmesini arzu ediyorum." "İnsan, Türk bayrağı için ölür" Bilgehan Gültekin, toplumsal hafızanın büyük önem taşıdığını vurgulayarak, 15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçtiğini vurgulayarak, "Bunu nesiller geçtikçe anlatmalıyız. Belki bunlar 10-15 yıl sonra yazılacak siyaset ve demokrasi kitaplarında tarihin en büyük demokrasi zaferlerinden biri olarak yer alacak. 15 Temmuz, halkın büyük bir milli irade zaferidir. Bunu gelecek nesillere aktarmak gerekiyor. Toplumsal hafızayı canlı tutmak ise iletişimcilerin görevidir. İnsan, Türk bayrağı için ölür; ben de hiç düşünmeden ölürüm. Dolayısıyla 15 Temmuz’da yaşadıklarımız, tanklara karşı verilen bir demokrasi ve milli irade zaferidir. Bizler de iletişimciler olarak bu milli duruşu göstermeliyiz. Bu nedenle etkinliği son derece kıymetli buluyorum" ifadelerini kullandı. "Gazetelerde birlik ve beraberlik ruhu görüldü" 15 Temmuz gecesi darbe girişiminin netleşmesiyle birlikte Türk medyasının tavrının özellikle internet siteleri ve sosyal medya üzerinden açık şekilde görüldüğünü belirten gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş, o geceyi en iyi anlatan kavramın "kenetlenmek" olduğunu söyledi. Kızıltaş, geçmiş darbelerde medyanın bazı kesimlerinin darbecilere destek verdiğini hatırlatarak, "15 Temmuz’da ise sağından soluna Türkiye’deki medya; yazılı basını, televizyonu, internet medyası ve sosyal medyasıyla büyük ölçüde ortak bir duruş sergiledi. Milletin gösterdiği direnişe medya da eşlik etti. Ertesi gün atılan gazete manşetlerinde de bu birlik ve beraberlik ruhu açıkça görüldü" ifadelerini kullandı.
İzmir’de 6.6 büyüklüğünde depreme, helikopterle müdahale tatbikatı
14 Ekim 2025 Salı - 14:18 İzmir’de 6.6 büyüklüğünde depreme, helikopterle müdahale tatbikatı İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı tatbikat programı kapsamında, Manisa merkezli meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki deprem senaryosuna dayanan, bölgesel masa başı ve saha tatbikatı İzmir’de gerçekleştirildi. AFAD’ın düzenlediği tatbikatta, deprem senaryosu üzerinden ilerlenerek enkazdan yaralı tahliyesi ve helikopter destekli kurtarma çalışmaları yapıldı. İzmir İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) tarafından muhtemel bir depreme hazırlık amacıyla geniş kapsamlı bir tatbikat düzenlendi. Masa başı ve saha uygulamalarından oluşan tatbikat, Manisa merkezli 6.6 büyüklüğünde bir depremin ardından yapılacak müdahaleleri konu aldı. Senaryo gereği depremin hemen ardından, aralarında emniyet, jandarma, sağlık ve belediye ekiplerinin de bulunduğu kurum temsilcileri, AFAD İl Müdürlüğü’nde toplanarak kriz masası oluşturdu. Masa başı koordinasyonun ardından arama kurtarma ekipleri sahada görev aldı. Yıkılmış bina enkazlarında yapılan çalışmalarda, arama kurtarma köpekleri ve ileri teknolojik cihazlar kullanıldı. Enkaz altında yaralı olarak senaryoya dahil edilen cansız mankenler, ekipler tarafından yürütülen çalışmalar sonucu çıkarıldı. Çatıya çıkartılan yaralı cansız manken Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait kara helikopteriyle gerçeği aratmayan bir operasyonla kurtarıldı. İzmir özelinde Vali Dr. Süleyman Elban sevk ve idaresinde gerçekleştirilen tatbikatta; afet ve acil durumlara müdahale hazırlıklarının tatbikatlar yoluyla denenmesi, Ege Bölgesi’nde meydana gelebilecek muhtemel bir depremde Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında destek illerin intikali, il ve ilçe AFAD Yönetim Merkezleri’nin 0. (sıfırıncı) dakikadan itibaren, özellikle afet yönetiim süreçlerine katılımı amaçlandı. İl Afet müdahale planında görevli tüm paydaş kamu ve özel kurum ve kuruluşların müdahale kapasitesi ile koordinasyon içerisinde çalışma kabiliyetlerini geliştirmeyi ve planlarda görevli personelin eğitilmesini de amaçlayan tatbikatta, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinden elde edilen tecrübeyle kamu ve özel sektör kaynaklarının etkin kullanılması, tüm müdahale gruplarının afet yönetim süreçlerine katılımı, afet gruplarının imkân ve kabiliyetlerinin ihtiyaçlara göre ölçülmesi hedeflendi. Tatbikata, İzmir İli Afet Müdahale Planı’nda yer alan İzmir AFAD Merkezi başta olmak üzere, senaryoya konu depremden etkilenen İzmir ilçelerinin de dahil edildiğini kaydeden Vali Dr. Süleyman Elban, "Tatbikat esnasında; Karşıyaka, Bornova, Bayraklı, Çiğli, Menemen, Aliağa, Kemalpaşa, Buca, Karabağlar, Konak, Gaziemir, Torbalı, Balçova, Menderes, Narlıdere, Bayındır, Tire, Foça, Bergama ve Kınık olmak üzere 20 ilçemizin ilçe AFAD yönetim merkezleri faaliyete geçirildi. İzmir İli Yerel Düzey 23 Afet Grubu ile birlikte fiili saha tatbikatımızı icra ettik. İl Afet ve Acil Durum Müdürü’müz Nazif Ekinci’den deprem senaryosuna göre ilk gelen bilgiler doğrultusunda genel durum hakkında bilgi aldıktan sonra, depremden etkilenen 20 ilçemizin kaymakamlarına video konferans ile canlı bağlantı kurarak ilçelerindeki son durumu öğrendik. Değerlendirmelerimizi yaptık. Tatbikatın sahadaki kısmında ise Menemen ilçemizde 2 enkaz, Bornova ilçemizde 1 enkaz ve Kemalpaşa ilçemizde 1 enkaz ve Akdeniz Kimya Fabrikası’nda; Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer (KBRN) tehditler tatbikatı fiilen icra ediliyor" dedi. Tatbikata bin 299 personel 230 araç ve ekipman katılıyor Tatbikatta, ilgili tüm kurum ve kuruluşların, önceden üzerlerine yüklenen görev ve sorumluluklar doğrultusunda hareket ettiğini vurgulayan Vali Elban, AFAD akrediteli sivil toplum kuruluşlarının da tatbikata dahil edildiğini belirterek, "Saha tatbikatına İzmir AFAD Arama ve Kurtarma Birliği, AFAD tarafından akredite edilen 18 kamu ve sivil toplum kuruluşu ekibiyle eğitimlerini tamamlamış 6 STK fiilen katılıyor. Tatbikatı 82 kurum ve kuruluştan bin 299 personel ve biri helikopter olmak üzere 230 araç ve ekipmanın fiilen katılımıyla icra ediyoruz" şeklinde konuştu. Ülkemizin deprem başta olmak üzere bir dizi doğal afet riskiyle her an karşılaşabileceğini hatırlatan Vali Dr. Süleyman Elban, AFAD Başkanlığı tarafından hayata geçirilen ve geliştirilen Türkiye Afet Müdahale Planı’nın (TAMP), muhtemel afetlerde tüm vatandaşlarımızı doğrudan ilgilendiren oldukça önemli bir çalışma olduğunu ifade etti. Vali Elban: "Afetlere karşı hazırlıklı olmalıyız" İzmir’in deprem bakımından yüksek risk grubunda olduğunu anımsatan Vali Dr. Süleyman Elban, "Afetlerle mücadelede en etkili yöntem, risk gerçekleşmeden önce harekete geçmektir. Bu anlayışla hareket eden kamu kurumlarımız, akredite sivil toplum kuruluşlarımızla koordineli bir şekilde çalışarak, afet müdahale planlarını sürekli olarak gözden geçirip güncellemektedir. Hedefimiz, herhangi bir afet durumunda can ve mal kayıplarını en aza indirmek ve toplumun tüm kesimlerini bu sürecin aktif bir paydaşı haline getirmektir. Zira afetler sadece yıkıcı olaylar değil, aynı zamanda toplumsal dayanıklılığımızı sınayan ciddi birer sınavdır. Afetler gerçekleşmeden alınacak önlemlerin, afet sırasında gösterilecek refleksler kadar hayati olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle tüm kurumlarımız, muhtemel felaketlere karşı her an hazırlıklı olma bilinciyle sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmektedir. Temennimiz, güzel İzmir’imizin ve Aziz Milletimizin bir daha böylesi acı deneyimlerle karşılaşmamasıdır. Vatandaşlarımızdan da bu süreçte duyarlı davranmalarını, afetlere karşı hem bilinçli hem de hazırlıklı olmalarını özellikle rica ediyorum" şeklinde konuştu. Çorumluoğlu: "Gerçeğini aratmayan bir tatbikat oldu" Menemen ilçesindeki tatbikatın ardından açıklamalarda bulunan İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, "Bildiğiniz gibi, bugün Manisa merkezli bir bölgesel tatbikat icra ediliyor. Bu Manisa merkezli bölgesel tatbikattan İzmir olarak 20 ilçemiz de etkileniyor. Bu ilçelerden 3 tanesinde canlı tatbikat planladık. Bunlar Menemen, Bornova, Kemalpaşa’dır. Biraz önce Kemalpaşa ilçemizde kimyasal bir tatbikat yaptık. Burada da kara havacılığın helikopteriyle bir kurtarma ve enkaz tatbikatını gerçekleştirdik. Gerçeği aratmayan bir tatbikat oldu. Ne kadar hazırlıklı olunduğunu da burada bir kez daha görmüş olduk. Şüphesiz ki biz İzmir’de bu çalışmaları yürütürken, kamu kurumlarının haricinde, sivil toplumdaki derneklerimiz ve kurtarma ekiplerimizle bir bütün olmaya çalışıyoruz. Çünkü Kahramanmaraş merkezli depremde gördük ki, geniş kapsamlı bir depremde ya da afette, yalnızca bizim birliklerimiz yeterli gelmiyor. Dolayısıyla, diğer kurtarma birliklerimizi ve ekiplerimizi akredite ediyoruz. Bu meyanda, hazırlıklarımızı en üst seviyeye çıkartmaya çalışıyoruz. Buradan da vatandaşlarımıza bir uyarıda bulunmak istiyorum. Bizim yapmak istediğimiz ve yaptığımız bütün bu çalışmalar, değerli arkadaşlar, afetin sonrasına yöneliktir. Afetten önce binalarımızın ve personelimizin hazırlıklı olması gerekiyor. Bu nedenle, vatandaşlarımızın da depreme hazırlıklı olmalarında büyük fayda görüyorum. İnşallah böyle büyük bir afet yaşamayız" diye ekledi.
Ege Üniversitesinde Türk dünyasının dil birliği konuşuldu
14 Ekim 2025 Salı - 12:29 Ege Üniversitesinde Türk dünyasının dil birliği konuşuldu Türkiye ve Kazakistan arasında köklü tarihî, kültürel ve dilsel bağlara dayanan akademik ilişkiler, karşılıklı ziyaretler ve bilimsel etkinliklerle güçlenmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Ege Üniversitesi ile L.N. Gumilev Avrasya Millî Üniversitesi (Kazakistan) arasındaki ikili ilişkiler çerçevesinde önemli bir akademik buluşma daha gerçekleştirildi. Filoloji Fakültesi Kazak Dilbilimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Dili ve Lehçeleri Anabilim Dalı’nı ziyaret etti. Ziyaret kapsamında Prof. Dr. İbrahim Şahin moderatörlüğünde ve tercümesinde, "Tarihî Dilcilik ve Türk Birliğinin Dil Modeli" başlıklı bir konferans düzenlendi. "Türk birliği dil birliği ile mümkündür" Konferansta Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı, Türk Dünyasının ortak değerlerini birleştirmede dil birliğinin merkezi önemine dikkat çekti. Türk Birliği’nin ancak ortak bir dil modeli üzerine inşa edilebileceğini vurgulayan Abdualıulı, konuşmasında antroponimlerin (kişiadları) ve toponimlerin (yeradları) tarihî dil bilimi açısından taşıdığı önemi örneklerle açıkladı. Kazakistan’daki dil çalışmalarının Türk Dünyası genelinde yürütülen ortak dil araştırmalarıyla ilişkilendirilmesinin, bilimsel iş birliğini güçlendireceğini belirten Prof. Dr. Abdualıulı, Türk dillerinin kök birliğine ve tarihsel sürekliliğine dair örneklerle dinleyicilere zengin bir perspektif sundu. "Geleceğe yönelik bilimsel adımlar paylaşıldı" Ziyaret sırasında Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyeleriyle yapılan görüşmelerde, iki kurum arasında ortak araştırma projeleri ve ortak yayın çalışmaları ele alındı. Ayrıca, Türk Dünyası üniversiteleri arasında dil, kültür ve tarih alanlarındaki ortak çalışmaları geliştirmeye yönelik yeni iş birliği planları gündeme getirildi. Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü yetkilileri, Prof. Dr. Bekzhan Abdualıulı’nin ziyareti vesilesiyle iki kurum arasındaki akademik ilişkilerin daha da güçleneceğini ifade ettiler. "Ortak kültürel miras bilimsel temelde korunuyor" Ege Üniversitesi ile L.N. Gumilev Avrasya Millî Üniversitesi arasındaki bu akademik temas, Türk Dünyasının ortak kültürel ve dilsel mirasını bilimsel düzlemde koruma ve geliştirme yönünde atılmış önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Aile şirketlerinde sürdürülebilirlik için güç birliği
14 Ekim 2025 Salı - 12:08 Aile şirketlerinde sürdürülebilirlik için güç birliği Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) ile TAİDER Aile İşletmeleri Derneği, aile işletmelerinin sürdürülebilirliğine ve kuşaklar arası başarı aktarımına katkı sağlamak amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. "Aile İşletmelerinde Kurumsallaşma ve Nesiller Arası Devir" başlıklı özel panel, EGİAD Dernek Merkezi’nde, TAİDER ve EGİAD üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinliğin moderatörlüğünü, Güres Grup Yönetim Kurulu Üyesi, EGİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve TAİDER Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Güres üstlenirken; Kanat Boya Kurumsal İletişim Yöneticisi, EGİAD Sanayi ve Sürdürülebilirlik Komisyonu Başkan Vekili, TAİDER Üyesi Beril Kanat ve Tellioğlu Yem Gıda Yönetim Kurulu Üyesi, EGİAD Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Komisyonu Üyesi, TAİDER Üyesi Mert Tellioğlu panelist olarak deneyimlerini paylaştı. Aile şirketlerinin küresel ekonomideki ağırlığı Etkinlik, EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı ve TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Aile şirketlerinin dünya ekonomisinin omurgasını oluşturduğuna dikkat çeken EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, "PwC’nin araştırmasına göre, küresel ekonominin yaklaşık yüzde 70’i aile işletmelerinden oluşuyor. Ernst & Young’un verileri ise dünyanın en büyük 500 aile şirketinin yıllık toplam cirosunun 8,8 trilyon dolar seviyesine ulaştığını ve 25 milyon kişiye istihdam sağladığını ortaya koyuyor. Bu ölçek, aile şirketlerini adeta dünyanın üçüncü büyük ekonomisi konumuna taşıyor." dedi. Bu güçlü ekonomik varlığın sürdürülebilirliğinin planlı bir yönetim anlayışıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Özhelvacı, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Yapılan araştırmalar, aile şirketlerinin yalnızca yüzde 30’unun ikinci nesle, yüzde 12’sinin üçüncü nesle ulaşabildiğini gösteriyor. Dördüncü nesle geçebilenlerin oranı ise yüzde 3 civarında. Bu tablo, kurumsallaşma ve nesiller arası planlamanın aile işletmeleri için ne kadar kritik olduğunu açıkça ortaya koyuyor." Kurumsallaşma, aile şirketlerinin yaşam sigortasıdır EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, EGİAD’ın genç kuşak iş insanlarını sadece bugünün değil, geleceğin rekabet ortamına hazırlamayı amaçladığını belirterek, kurumsallaşmanın bu süreçte temel bir unsur olduğunu dile getirerek, "EGİAD olarak hedefimiz, üyelerimizi sadece bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren girişimciler değil; aynı zamanda geleceğe yön verecek vizyoner liderler olarak yetiştirmektir. Bu nedenle, aile işletmelerinde kurumsallaşma ve nesil planlaması konularını stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Üyelerimizin şirketlerini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturabilmeleri, kurumsal yönetim ilkelerine hâkim olmalarıyla mümkün. Bu panel, iş dünyasının geleceğini şekillendirecek genç kuşakların bilgi, deneyim ve vizyon kazanması açısından son derece kıymetli." diye konuştu. TAİDER ve EGİAD arasında stratejik iş birliği protokolü Panelin sonunda EGİAD ve TAİDER arasında "Aile İşletmelerinde Sürdürülebilirlik İş Birliği Protokolü" de imzalandı. Protokol kapsamında; iki derneğin üyeleri karşılıklı olarak ortak eğitim, araştırma ve mentorluk programlarından yararlanabilecek. Ayrıca, aile işletmelerinin kurumsallaşması ve melek yatırımcılık alanında ortak projeler geliştirilmesi de hedefleniyor. İş birliğinin, yalnızca iki derneğin üyelerine değil; bölgesel ve ulusal ölçekte ekonomik sürdürülebilirliğe de katkı sağlayacağını belirten Özhelvacı, şu ifadeleri kullandı: "EGİAD ve TAİDER’in bilgi birikimi ve vizyonlarının birleşmesiyle, aile işletmelerine yönelik daha güçlü, sürdürülebilir ve yenilikçi bir ekosistem inşa etmeyi hedefliyoruz." İki kurum, ortak bir geleceğe yürüyor TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin, konuşmasında, aile işletmelerinin sürdürülebilirliğini destekleyen bu iş birliğinin ülke ekonomisi açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı. EGİAD ve TAİDER’in birlikte yürüttüğü bu süreç, genç kuşakların aile işletmelerinde aktif roller üstlenmesini, profesyonelleşmeyi ve yenilikçi yönetim anlayışlarının gelişmesini teşvik edecek. Etkinlik, moderatör Mustafa Güres ile panelistler Beril Kanat ve Mert Tellioğlu’nun aile şirketlerinde kurumsallaşma deneyimlerini paylaştıkları interaktif oturumla devam etti. Katılımcılar, nesiller arası devirde yaşanan zorluklar, aile anayasalarının önemi, kurumsal yönetişim modelleri ve sürdürülebilir büyüme stratejileri üzerine fikir alışverişinde bulundu.
İZBAN’da unutulan para sahibini bekliyor
14 Ekim 2025 Salı - 12:07 İZBAN’da unutulan para sahibini bekliyor İZBAN yolcu treninde unutulan içerisinde para ve özel eşyaların bulunduğu çanta, sahibine teslim edilmek üzere tutanakla polise teslim edildi. İZBAN treninde bir yolcunun unuttuğu ve içinde yaklaşık 40 bin TL bulunan çanta, özel güvenlik görevlisinin dikkati sayesinde bulundu. İZBAN’ın 30363 numaralı tren seti, 23.06’da son istasyonu olan Cumaovası’na geldi. Tüm yolcuların inmesinin ardından özel güvenlik görevlileri yapıkları kontrollerde orta vagonda yerde bir çanta görüp, durumu amirlerine iletti. Açılmadan istasyona getirilen çanta, trafik ekipleri ve özel güvenlik birimince kamera önünde kontrol edildi. Çantadaki yaklaşık 40 bin TL tutanaklara işlendi. Çok sayıda kişisel eşyanın da yer aldığı çanta, sahibine teslim edilmek üzere Cumaovası İstasyonu’nda polis ekiplerine teslim edildi. Güney Kore’ye kayıp çanta gönderilmişti Her gün çok sayıda yolcunun eşyalarını unuttuğu İZBAN’da daha önce de Güney Koreli bir öğrenci, dizüstü bilgisayar ve çok sayıda özel eşyasının bulunduğu çantasını unutmuştu. Yine özel güvenlik görevlilerin dikkati sayesinde fark edilen çantanın teslimi için konsoloslukla iletişime geçilmiş, 31 yaşındaki Soo-hwan’ın çantası, İzmir’den Güney Kore’ye gönderilmişti. Soo-hwan ise çantasına kavuştuktan sonra ise İZBAN’a teşekkür eden bir video çekerek yayınlamıştı. İZBAN İstasyonlar Müdürü Ali Yeşilnacar, Buluntu Eşya Bölümü’nün ‘yüzde yüz teslim’ hedefiyle çalıştığını belirterek, ‘İZBAN, her gün yaklaşık 250 bin yolcunun seyahat ettiği bir sistem. Çok sayıda eşya, trenlerde veya istasyonlarımızda unutuluyor. Eğer kimlik varsa eşyayı sahibine hızlıca ulaşıyoruz. Cumaovası’ndaki gibi para ve değerli eşyaların olduğu çantalar ise tutanakla emniyet birimlerine, sahibine verilmesi amacıyla teslim ediliyor’ diye konuştu.
İzmir Büyükşehir yolsuzluk davasında tahliyelere itiraz
14 Ekim 2025 Salı - 11:54 İzmir Büyükşehir yolsuzluk davasında tahliyelere itiraz İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON’da yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığı iddiaları üzerine devam eden davanın dünkü duruşmasında, haklarında tahliye kararı verilen Şenol Aslanoğlu ve Cihangir Lübiç’in tahliye kararına itiraz edildi. Karabağlar ilçesi 3. ve 4. etaplarında, Gaziemir/Emrez Mahallesinde, Örnekköy ilçesi 3. ve 4.etaplarında kat karşılığı inşaat işlerinde yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığı iddiaları ile çerçevesinde, aralarında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç SOYER ile Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eski Genel Sekreteri Barış Karcı, İZBETON Eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya dahil olmak üzere 11’i tutuklu toplam 65 sanık hakkında; "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının, Kamu Meslek Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçundan açılan davaya dünkü duruşma ile devam edildi. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada tutuklu sanıklar Tunç Soyer, Barış Karcı ve Heval Savaş Kaya hakkında "Tutukluluk hallerinin devamı" kararı verildi. Tutuklu 3 sanık Şenol Aslanoğlu, Cihangir Lübiç ve Hüseyin Şimşek hakkında adli kontrol şartı ile adli kontrol altına alınmak üzere (ev hapsi) ile tahliye kararı verildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca adli kontrol şartıyla tahliyelerine karar verilen sanıklardan CHP İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İZBETON AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Cihangir Lübiç hakkında tahliye kararlarına itiraz edildiği bildirildi.
Sektörlerin çözüm bekleyen konuları İZTO’da görüşüldü
14 Ekim 2025 Salı - 10:45 Sektörlerin çözüm bekleyen konuları İZTO’da görüşüldü İzmir iş insanları, ekonomiye ilişkin talep ve beklentilerini İzmir Ticaret Odası çatısı altında görüştü. 80 farklı sektörde faaliyet gösteren İzmir Ticaret Odası Meslek Komitesi üyelerinin ana gündemi "finansmana erişim" konusunda yaşanan zorluklar oldu. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, hem 2026 yılı bütçe planlaması yapılırken öncelik verilmesi gereken konuları hem de "İzmir’in 5 yıldızı" olarak tabir edilen, "Kemalpaşa Lojistik Merkezi", "Dikili Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi", "Kınık Tarıma Dayalı İhtisas Bitkisel Üretim Organize Sanayi Bölgesi", "Bayındır Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi" ve "Torbalı Karma ve Mobilya Organize Sanayi Bölgesi" projelerine ilişkin son gelişmeleri paylaştı. Özgener’den detaylı sunum 105 bine yakın üyesiyle İzmir’in ekonomine katkı sağlamak için çalışmalarını sürdüren İzmir Ticaret Odası’nın Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz başkanlığında, 80 farklı sektörde hizmet veren iş insanlarının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Konuşmasında İzmir Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen projelerin geldiği aşamaları aktaran İzmir Ticaret Odası Yönetim Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, üyelere Türkiye’de ve Dünyada yaşanan ekonomik gelişmeleri de içeren 1 saatlik bir sunum yaptı. Ortak akıl vurgusu Toplantı gündeminin, meslek komitesi üyelerinden gelen talepler doğrultusunda şekillendiğini ifade eden Özgener, "Hep birlikte göreve başladığımız günden bu yana temsil ettiğiniz sektörlerdeki tecrübenizle, önerileriniz ve aktif katılımınızla, Odamızın çalışmalarına yön veriyorsunuz. Sektörlerimizin gelişimine katkı sağlamak amacıyla gündeme getirdiğiniz tüm talep ve önerileri, sizlerden aldığımız güçle ve ortak akılla hayata geçirmek için hep birlikte çalışıyoruz. Küresel ve ulusal gelişmeleri yakından takip ederek, kentimizin ticari ve ekonomik hayatına yön verme sorumluluğunu birlikte omuzlamaya devam ediyoruz. 140 yıllık tarihi çınarımız olan Odamızı, sizlerin değerli katkı ve katılımlarıyla birlik ve beraberlik içinde yönetiyoruz, yönetmeye de devam edeceğiz" dedi.
Çeşme Kent Konseyi’nden Çeşme Belediyespor’a destek
14 Ekim 2025 Salı - 10:34 Çeşme Kent Konseyi’nden Çeşme Belediyespor’a destek Çeşme Kent Konseyi Yönetim Kurulu, Çeşme Belediyespor Yönetim Kurulu’nu ziyaret ederek yeni başkan Mehmet Sarısaç’a görevinde başarılar diledi. Ziyarette Kent Konseyi, kulübe her türlü desteği vermeye hazır olduğunu ifade etti. Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Güler, ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, Çeşme Belediyespor’un sadece bir spor kulübü değil, aynı zamanda Çeşme’nin sosyal dayanışma ve gençlik vizyonunun önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Güler, "Çeşme markasından ekonomik olarak yararlanan tüm işletmelerin ve firmaların, bu markayı geleceğe taşıyacak olan gençlerimize sahip çıkması gerekiyor. Bu nedenle, Çeşme Belediyespor’a karşılıksız destek verilmesi çağrısında bulunuyoruz" dedi. Ziyarette ayrıca, sürdürülebilir bir finansal model oluşturmanın önemi gündeme geldi. Kent Konseyi, Çeşme Belediyespor’un kalıcı bir gelir kaynağına sahip olmasının, kulübün uzun vadeli başarısının anahtarı olduğuna dikkat çekti. Bunun yanı sıra, Çeşme Kent Konseyi’nin girişimleriyle, uzun yıllardır Kuşadası’na gelen U16 / U17 Alman Gençlik Spor Takımları’nın 2026 yılında Çeşme’ye gelmesi için çalışmaların başladığı açıklandı. Bu projenin, Çeşme’nin uluslararası spor turizmi alanında yeni bir cazibe merkezi haline gelmesini hedeflediği belirtildi. Çeşme Belediyespor Başkanı Mehmet Sarısaç ise Kent Konseyi’nin desteğinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Birçok farklı spor dalında yürüttüğümüz faaliyetlerde Kent Konseyi’nin bizimle birlikte olma iradesi bizi son derece mutlu etti. Çeşme’nin spor alanında daha güçlü bir geleceğe ulaşması için birlikte çalışacağız" dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi yolsuzluk davasında 3 tahliye
14 Ekim 2025 Salı - 01:29 İzmir Büyükşehir Belediyesi yolsuzluk davasında 3 tahliye İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON’a yönelik soruşturmada kooperatiflerdeki usulsüzlük iddiaları ile ilgili açılan davanın 2’inci duruşmasında ara karar açıklandı. Kararda; Tunç Soyer, Heval Savaş Kaya ve Barış Karcı’nın tutukluluğunun devamına; Şenol Aslanoğlu, Cihangir Lübiç ve Hüseyin Şimşek’in tahliyesine karar verildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, İzmir Büyükşehir Belediyesi (İZBB) iştiraklerinden İZBETON AŞ’de taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiaları üzerine 1 Temmuz’da geniş çaplı bir soruşturma başlatılmıştı. Sayıştay, mülkiye müfettişi ve bilirkişi raporlarına dayandırılan kapsamlı bir soruşturma kapsamında, "İhaleye fesat karıştırma" ve "Nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla 157 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Soruşturma çerçevesinde gözaltına alınanlar arasında, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 139 şüpheli yer aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Soyer ve Aslanoğlu’nun da aralarında bulunduğu 60 kişi çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 58 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, kalan şüpheliler ise herhangi bir tedbir uygulanmadan serbest bırakıldı. İddianame hazırlandı İzmir’in farklı ilçelerinde yürütülen kentsel dönüşüm projelerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. İddianamede, Örnekköy 3. ve 4. etap, Gaziemir-Aktepe - Emrez Mahallesi 1. etap ile Karabağlar 3. ve 4. etapta kat karşılığı inşaat işlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiaları yer aldı. Soruşturma kapsamında, 449 mağdur, 7 müşteki ile birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ’nin de suçtan zarar görenler arasında olduğu belirtildi. Aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 6’sı tutuklu toplam 65 şüpheli hakkında, her biri için 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep edildi. 5 tahliye Soyer, Kaya ve Aslanoğlu’nun aralarında bulunduğu 11 tutuklu 65 sanık gecen ay İzmir Adliyesi 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı. Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülen ve 3 gün süren duruşmanın ardından İZBETON Yönetim Kurulu Üyesi Levent İşler, İZBETON Yönetim Kurulu Üyesi Sevcan Tınaztepe, İZBETON Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Sertaç Dölek, İZBETON Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Gürhan Özata ve eski İZBETON Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Alphan Bozan tahliye edildi. Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, SS İş Dünyası Konut Yapı Kooperatifi Başkanı Cihangir Lübiç, eski İZBETON Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Şimşek, eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve İZBETON Yönetim Kurulu Başkanvekili Barış Karcı ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın tutukluluk hallerinin devamına karar verilirken, savunması alınan tüm tutuksuz sanıkların adli kontrol şartları da kaldırıldı. İZBB’den mahkemeye yazı Suçtan zarar görenler listesinde bulunan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden mahkemeye sunulan yazıda seyahat bedeli, konaklama ve organizasyon harcamalarındaki usulsüzlük iddiaları ile ilgili kamu zararına rastlanılmadığını belirten yazının geldiği ve dosyaya konduğu belirtildi. Duruşmaya tutuklu sanıklar eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, SS İş Dünyası Konut Yapı Kooperatifi Başkanı Cihangir Lübiç, eski İZBETON Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Şimşek, eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve İZBETON Yönetim Kurulu Başkanvekili Barış Karcı ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar, müştekiler, CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, sanık yakınları ve partililer katıldı. Aralarında Şenol Aslanoğlu, Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın da bulunduğu 6’sı tutuklu 65 sanıklı davada 2. duruşma bugün görüldü. Duruşmaya ifadesi alınmayan sanıkların ifadeleriyle başladı. Mahkemede söz alan Soyer, Aslanoğlu ve Kaya, savunmalarını mütalaanın sunulmasının ardından yapacaklarını beyan etti. Verilen bir saatlik aranın ardından duruşma, mağdur beyanlarının alınmasıyla sürdü. Mütaala açıklandı Mağdurların ifadelerinin ardından savcı mütaalasını açıkladı. Savcılık makamı, Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Arzu Özçelik hakkında zorla getirme kararı talep etti. Mütalaada; mağdurlar ve suçtan zarar gören müştekilerin katılma taleplerinin kabulü, adli kontrolün kaldırılması taleplerinin reddi ve bilirkişi raporu, Danıştay ve Sayıştay raporları uyarınca sanıkların sosyo ekonomik seviyeleri itibari ve konumları itibariyle delilleri etkileme ihtimali, delillerin yeteri kadar toplanmamış olması, bilirkişi raporu ile delillerin artma ihtimali itibariyle Barış Karcı, Heval Savaş Kaya, Tunç Soyer, Şenol Aslanoğlu, Cihangir Lübiç’in tutukluluk hallerinin devamı ve Hüseyin Şimşek’in tahliyesi ve adli kontrolünü talep etti. "Aday gösterilip görevime devam etseydim, asla huzurunuzda olmayacaktık" Kooperatif davasında savcı mütalaasının ardından savunmasını yapan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, "Kooperatif ortaklarının ödedikleri paralar kooperatif hesaplarındadır, varsa bir eksiklik, bir yolsuzluk her kooperatif yönetimi ortaklarına zaten bunun hesabını verir. Evet gecikmeler olmuştur ancak inşaatta olan gecikmeler asla dolandırıcılık kabul edilemez. Kaldı ki görev sürem içerisinde teslim tarihi gelmiş ve gecikmiş hiçbir inşaat yoktur. İnşaatların gecikmesinin en büyük sebebi Temmuz 2024’te inşaatların durdurulmuş olmasıdır. Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki; Türkiye’de kim tarafından yapılırsa yapılsın inşaat maliyetlerinin kontrol edilemez artışları nedeniyle inşaatlarda uzun gecikmeler yaşanması maalesef hayatın olağan akışı haline gelmiştir. Bırakın insanları aldatmayı, dolandırmayı, daima herkesin derdiyle dertlendim. Çünkü ben bu şehri, bu memleketi uğruna hayatımı verebilecek kadar çok sevdim. Aday gösterilip görevime devam etseydim şu an birçok etapta anahtar teslimi yapmış, yeni etapları başlatmıştık ve şimdi asla huzurunuzda olmayacaktık" dedi. "Benim kaçmam dünyanın en rezil şeyi olmaz mı" Savcının mütalaası sonrası savunmasını yapan tutuklu sanık CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, "Bugün mağdur ablalarımızı, abilerimizi ve kardeşlerimizi dinledik. Konuşanlar bu tarafa bakmama ya da sorduğunuzda ‘Kimin günahına girelim’ gibi bir ev meselesi var teslim alırsak konu doğru bir yere gider dendi. Ağır ceza mahkemesindeyiz siz de ağır ceza dinlemek istiyorsunuz ama biz kooperatif konuşuyoruz. Dinlediğiniz tek kişi Şenol Aslanoğlu şu kadar parayı zimmetine geçirdi, benden para aldı, istedi dedi mi? Yok. Üç yıldır il başkanıyım, yirmi yıldır şehrin en önemli kuruluşlarında yöneticilik yapıyorum. Benim kaçmam mümkün mü? Cuma günü il kongremiz var. Partimiz, ’Sen hapiste de olsan seni seçmek istiyoruz’ dedi. Bu arada, benim kaçmam dünyanın en rezil şeyi olmaz mı? Üç gün sonra il kongresi var" ifadelerini kullandı. "Bir tanesi ‘Heval benden para istedi’ demedi" Tutuklu sanıklardan İZBETON eski genel müdürü Heval Savaş Kaya ise "Biz bugün iddianamede yazmayan, her yerde kendine göre mağdur olduğunu ifade eden arkadaşları dinledik. Yarısı şikayetçi değil. Biz iddianamede yazmayan kamu zararını konuşalım. Bir kişi de Heval şunu yaptı demedi. Bir tanesi ‘Heval benden para istedi’ demedi. Benim adım verilmiyorsa biz nasıl şebekeyiz, nasıl dolandırıcıyız? Bu kadar adam neden 2 teyzenin parasının peşine düşelim? 2012’de başlayan 2019’da devam eden kentsel dönüşüm sıkışmıştı. Bugün teyzelerimizin söylediklerinin aynısını söyleyen insanlar için el ele verip iş üretmeye çalışan iyi niyetli insanlarız" diye ekledi. Ara karar İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON’a yönelik yürütülen soruşturmada, kooperatiflerdeki usulsüzlük iddialarına ilişkin açılan davanın ikinci duruşmasında mahkeme ara kararını açıkladı. Mahkeme, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı’nın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Duruşmada ayrıca CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, kooperatif başkanı Cihangir Lübiç ve eski İZBETON Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Şimşek’in tahliyesine karar verildi. Ancak Aslanoğlu hakkında adli kontrol şartı kapsamında ev hapsi uygulanmasına hükmedildi. Bir sonraki duruşmanın 9 Aralık’ta Aliağa Şakran Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda yapılmasına karar verildi.