SAĞLIK - 15 Ekim 2025 Çarşamba 10:47

Bu alışkanlıklar menopoza davetiye çıkarıyor

A
A
A
Bu alışkanlıklar menopoza davetiye çıkarıyor

Yaşam süresi uzadıkça menopoz yaşı da daha fazla gündeme gelirken; menopozun geciktirilip geciktirilmeyeceği merak ediliyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Aşkın Doğan, kadınların menopoza girmelerinin sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla geciktirilebileceğine vurgu yaparak, "Menopozdan kaçınmak mümkün olmasa da daha sağlıklı bir yaşam ve toksinlerden uzak durarak menopoza erken girmenin önüne geçilebilir" mesajını verdi.


Menopoz, son yıllarda kadınların yaşam süresinin uzamasıyla beraber daha fazla gündemde yer alıyor. Hal böyle olunca kadınlar da menopoza girişin evrelerini, menopozu nasıl erteleyebileceğini ve bu süreçte ne yapması gerektiğini daha fazla araştırıyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aşkın Doğan, menopozla ilgili merak edilen soruları yanıtladı.



Kadınların yüzde 80’ini sıcak basıyor


Menopoz öncesi dönemde kadınlarda en sık görülen semptomun sıcak basması olduğunu aktaran Doç. Dr. Aşkın Doğan, "Kadınların yüzde 80’ine kadarında menopoz öncesi dönemde sıcak basmaları ortaya çıkmaktadır. Bu bulgular vazomotor semptomlar olarak da adlandırılır. Genellikle gövdenin üst kısmında başlayan ve yüzde hissedilen bu ataklar 2-4 dakika sürer; ardından terleme ve üşüme ile sonlanır. Anksiyete de eşlik edebilir. Günde 7’den fazla atak yaşayan kadınlarda uyku, konsantrasyon, ruh hali ve cinsel aktivitede bozulma görülebilir" dedi.



Depresyon riski artabilir


Öte yandan menopoza geçiş dönemindeki kadınlarda, menopoz öncesi dönemlere kıyasla depresyon riskinin belirgin bir şekilde artabileceğini aktaran Doç. Dr. Aşkın Doğan, geçiş döneminde gözlemlenen diğer belirtilere değindi: "Adet düzeninde de değişiklikler olur. Eski adet düzenine göre iki adet arasındaki süre 7 günden fazla olacak şekilde önce sıklaşır, daha sonra uzamaya başlar. Adet kanama miktarında ise kademeli bir azalma görülür. Genellikle yağ kütlesi artar, yağsız kütle azalır ve bel çevresinde yağlanma daha belirgin hale gelir."



Menopoz yaşında bir numaralı etken: Aile


Menopoz yaşını etkileyen en önemli faktörlerden birinin genetik yatkınlık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Aşkın Doğan, "Ailede erken menopoz öyküsü varsa risk artar. Ayrıca otoimmün hastalıkları bulunan bireylerde de risk yüksektir. Geçirilmiş yumurtalık cerrahisi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler menopoza geçiş sürecini hızlandırabilir. Öte yandan genç bireylerde erken menopoz riskini değerlendirmek için ailede erken menopoz öyküsü olup olmadığına bakılır. Ayrıca kemoterapi, radyoterapi veya yumurtalık cerrahisi geçiren kişilerde AMH (Anti-Müllerian Hormon) düzeylerinin ölçülmesi fikir verebilir. Buna ek olarak, ultrasonla yumurta sayımı ya da adet döngüsünün 3. gününde bakılan hormon değerleri de bilgi sağlar" dedi.



Menopozu ertelemek mümkün değil


Menopozu ertelemenin mümkün olup olmadığı konusuna da açıklık getiren Doç. Dr. Aşkın Doğan, sözlerine şöyle devam etti: "Menopozu tamamen ertelemek mümkün olmasa da, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve toksinlerden uzak durmak; örneğin sigara ve alkol kullanmamak erken menopoza girişi geciktirebilir. Sağlıklı beslenme de önemlidir: antioksidan, omega-3, D vitamini, folat ve B12 alımı genel olarak önerilir. Ayrıca stres yönetimi de önemlidir. Çünkü stres, kortizol üretimini artırarak yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir."



Semptomları hafifletmekte etkili olabilir


Menopozu ertelemek ya da geciktirmek için uygulanan tedavilerin sağlık üzerindeki etkileri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Aşkın Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Menopozu geciktirmek tam anlamıyla mümkün olmasa da, erken menopoz durumlarında hormon replasman (yerine koyma) tedavileri uygun hastalarda semptomları hafifletmede etkili olabilir. Özellikle 40 yaş altında, AMH değerleri düşük ve ileride çocuk sahibi olma isteği bulunan hastalarda oosit (yumurta) dondurma işlemi önerilir. Bu işlem menopozu geciktirmese de doğurganlık (fertilite) kapasitesini koruma açısından önemlidir. Uygun hastalarda (meme kanseri öyküsü olmayan, tromboemboli, inme, koroner kalp hastalığı veya aktif karaciğer hastalığı bulunmayan bireylerde) hormon replasman tedavisi semptomatik hastalarda önerilebilir. Kısa vadede sıcak basmaları ve vajinal kuruluk gibi şikayetleri azaltırken, uzun vadede bilişsel fonksiyonlar, kemik sağlığı ve idrar kontrolü üzerine olumlu etkiler sağlayabilir. Deneysel olarak PRP (Platelet Rich Plasma) gibi bazı yöntemler menopozu ertelemeye yönelik olarak araştırılmaktadır. Ancak şu anda bu amaçla bilimsel olarak kanıtlanmış bir yöntem bulunmamaktadır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Kızından Kıbrıs Gazisi babasına veda: "Babamla gurur duyuyorum" Bayburtlu Kıbrıs Gazisi ve emekli öğretmen Ömer Doğan, Manas köyünde düzenlenen resmi törenle son yolculuğuna uğurlandı. Doğan’ın acılı kızı Demet Temur, babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu belirterek, "Babamla gurur duyuyorum" dedi. 74 yaşında hayatını kaybeden Doğan için öğle namazına müteakip köyde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazının ardından Doğan’ın naaşı, resmi tören eşliğinde defnedilmek üzere köy mezarlığına götürüldü. Doğan’ın kızı Demet Temur, babasının savaş yıllarına ilişkin hatırlarını çok fazla anlatmayı sevmediğini belirterek, "Çok ketumdu, anlatmayı sevmezdi ama biz anlatsın diye babamı sıkıştırırdık. Savaş döneminde yaşadığı bazı olaylardan, komutanlarından, izne gelirken memleketine ve ailesine kavuşmak için verdiği mücadeleden bahsederdi. Çok ayrıntı vermezdi" dedi. Babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu ifade eden Temur, "Yiğit bir adamdı benim babam. Çok dürüsttü. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derdi. Kimse için başını eğmedi. Bize de öyle öğretti. Babamla gurur duyuyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun" diye konuştu. Cenaze törenine katılan Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Gazi Selami Köksal ise Doğan’ı son yolculuğuna uğurladıklarını belirterek, "Kıbrıs Gazisi Ömer ağabeyimiz aynı zamanda eğitim camiamıza yıllarca hizmet etmiş bir büyüğümüzdü. Allah mekânını cennet eylesin, yakınlarına sabırlar versin" ifadelerini kullandı. Törene il protokolü, Doğan’ın ailesi ile yakınları, gaziler, STK temsilcileri, siyasi parti başkanları ve vatandaşlar katıldı. Okunan duaların ardından Gazi Doğan, köy mezarlığında toprağa verildi.
Bursa Anadolu’nun seramik kültürü Bursa’da konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği sempozyumda, Anadolu’nun binlerce yıllık seramik geleneği uzman isimler tarafından kültürel, sanatsal ve tarihi yönleriyle konuşuluyor. Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü’nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.