Yerel Haberler
İzmir
05 Mayıs 2026 Salı - 12:54 Başkan Özkan’dan iddialara yanıt: "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkındaki hapis cezası kararı sonrası kendilerine yönelik planlı bir itibar suikastı yapıldığını savunarak iddialara yanıt verdi. Sürecin eski başkanın durumu yönetimden gizlemesinden kaynaklandığını vurgulayan Özkan, ortada hiçbir kamu zararı bulunmadığını ve haksız ödenen meblağları faiziyle geri alarak parayı odanın kasasına koyduklarını açıkladı. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, hakkında önceki dönem başkanı Celil Anık’a usulsüz maaş ödendiği ve makam aracı tahsis edildiği iddialarıyla açılan davada verilen 5 aylık hapis (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) cezası kararına ilişkin yönetim kurulu üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenledi. Söz konusu durumun, eski başkanın aldığı cezayı yönetimden saklaması ve uyguladığı mobbing sonucu oluştuğunu ifade eden Özkan, sosyal medyada yürütülen "tutuklandılar" şeklindeki karalama kampanyaları yapıldığını ifade ederek, duruma tepki gösterdi. Yaşanan süreçle ilgili tüm belgeleri kamuoyu ile paylaşan Başkan Erkan Özkan, söz konusu davanın bir zimmet davası olmadığını, ortada bir kamu zararı bulunmadığını ve ödenen meblağların aylar öncesinden faiziyle tahsil edildiğini söyledi. "Planlı bir itibar suikastı düzenleniyor" İzmir Şoförler Odası’nın sivil toplum kuruluşları arasında önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Özkan, "Maalesef geçmiş dönemlerde yaşanılan spekülatif, odamızla ilgili operasyonlara genel kurulumuzu yapmış olmamıza rağmen belirli bir grup tarafından devam ediliyor. Dünden itibaren gerek şahsım, gerek odam, gerekse yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla ilgili olarak sosyal medyada bir itibar suikastı düzenleme, bir algı operasyonu yapılıyor. Kamuoyunda bizim tutuklandığımız, cezaevinde olduğumuz yönünde bir zimmet suçuyla yargılanıp ceza aldığımız hususunda bir haber dolaştırılıyor. Gördüğünüz gibi biz odada görevimizin başındayız. Üyelerimize hizmet etmeye devam ediyoruz" diye konuştu. "Eski başkan aldığı cezayı bizden ve kurumlardan gizledi" Sürecin nasıl geliştiğine dair detayları belgeleriyle aktaran Özkan, dönemin oda başkanının aldığı cezayı kurumlardan sakladığını belirterek, "Geçmiş dönemde görev yapan arkadaşımızın aldığı cezayı 2024 yılı Haziran ayında almasına rağmen odamıza tebliğ ettirmemesi, Ticaret Bakanlığı’ndan, Federasyonumuzdan, üst birliğimizden veya mahkeme aracılığıyla hiçbir tebligat gelmemesi bu sürecin kaynağıdır. Kendisi itirazlarının ve mahkemesinin sürdüğünü belirterek görevine devam etmiş, ardından 17 Ekim 2024 tarihinde ’Kamuoyunda yıprandım, görevi sizlere bırakmak istiyorum’ diyerek kendi özgür iradesiyle istifa dilekçesi sunmuştur. Dönemin ceza aldığı halde bize tebliğ edilmemesinden kaynaklı, bizim bilgimiz dışında sanki göreve devam ediyormuşçasına bize verilen bir istifa dilekçesidir bu" ifadelerini kullandı. "Ahde vefa göstermek istedik, durumu öğrenince maaşları geri aldık" Yönetim kurulunun eski başkana ahde vefa göstermek amacıyla bir danışmanlık-işçi statüsü verdiğini ancak gerçeği müfettişlerden öğrendiklerini aktaran Özkan, şunları kaydetti: "Bizler de uzun yıllar odamızda görev yapması münasebetiyle kendisine ahde vefada bulunmak istedik. Bize herhangi bir hüküm tebligatı yapılmadığı için, 22 Ekim 2024 tarihinde yönetim kurulu kararıyla kendisine bir görevlendirme yapılarak onore edilmek istendi. İstifa dilekçesinin verildiği gün İzmir Esnaf Odaları Birliği’ne de durumu sorduk, onlara da bir tebligat gelmemişti. Ancak Ocak ayında odamıza gelen müfettişlerin bu kişinin hüküm giydiğini belirtmesi üzerine hemen tedbirimizi aldık. Hüküm giydiğini bizden sakladığını fark edip, 15 Ocak 2025 tarihli kararla görevlendirmeyi iptal ettik; maaşları, hizmet aracını durdurduk. Odaya gelmemesini istedik. İşin en önemli kısmı; faizleriyle birlikte bu aldığı görevlendirme maaşlarını, toplamda 213 bin 466 lirayı şahıstan geri tahsil ederek odamızın kasasına koyduk." "Tebligat bize 10 ay sonra ulaştı" Herhangi bir kamu zararı oluşturmadıklarının altını çizen Erkan Özkan, "Ortada bir zarar oluşmasını engelledik. Bize eski başkanın zimmet suçundan hüküm giydiği ile ilgili resmi tebligat ancak 14 Kasım 2025 tarihinde, yani olaydan 10 ay sonra ulaştı. Burada şahsımın veya yönetim kurulumuzun hiçbir kastı söz konusu değildir. Bakanlık müfettişlerinin açtığı davada bize, ’zimmetle suçlanan kişinin buradan maaş alamayacağı’ yönünde bir kusur işlediğimiz bildirildi. Biz tebligat gelmediği için durumun farkında olmadığımızı beyan etmemize rağmen, yerel mahkeme 5 aylık bir hüküm verdi. Sanki biz ceza almışız, zimmetimize para geçirmişiz, odayı zarara uğratmışız gibi bir algı oluşturuluyor" dedi. "Altını çamura da atsanız altındır" Verilen 5 aylık hapis kararının yüz kızartıcı bir suç olmadığını ve kararı üst mahkemeye taşıdıklarını açıklayan Özkan, sosyal medyada yalan haber yayanlar hakkında adli işlem başlatıldığını duyurdu. Özkan sözlerini şöyle sürdürdü: "Bununla ilgili asılsız haber çıkaran sosyal medya hesapları hakkında odamızın avukatları savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Odanın kurumsal yapısına zarar verecek yorum yapanlar tespit edilerek adli işlemler yapılacaktır. Bizim alnımız açık. Hiçbir şekilde odamızı zarara uğratıcı bir hüküm söz konusu değil ve bu kesinleşmiş bir karar da değil. Altını çamura da atsanız altın altındır. Bu merdiven altı dernekler adı altında odamızı yıpratmaya çalışanların senaryolarıdır." "Çiğ yemedik, karnımız ağrısın" Açıklamalarının sonunda iddiaların bir zimmet suçu gibi yansıtılmasına tepki gösteren Özkan, "Burada bir mal alımı, hizmet alımı, para alışverişi olmayan bir dava süreci var. Geçmiş dönemin başkanının yapmış olduğu mobbingden dolayı odadan saklanmış olan bir hükmün sonucu, kendisine onore etmeye çalışan yönetim kurulu arkadaşlarımızın düştüğü durumu sanki bir zimmet suçu gibi algı oluşturulmasını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bizim kimseye verilemeyecek hesabımız yok. Alnımız ak, yüreğimiz pak. Meyve veren ağaç taşlanır misali bizi de taşlamaya devam ediyorlar. Çiğ yemedik karnımız ağrısın diye. Biz işimize devam ediyoruz. İzmir Şoförler Odası her geçen gün daha da güçlenerek esnafımıza hizmet etmeye devam edecektir" diyerek sözlerini tamamladı.
05 Mayıs 2026 Salı - 11:47 Bengisu Avcı, Don’t Be Prey Belgeseli’nde Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk yüzücü Bengisu Avcı’nın zorlu okyanus geçişleri, Avustralya yapımı Don’t Be Prey isimli belgeselde yer aldı. Belfast’taki gösterime başarılı sporcu da katıldı. Dünyanın en zorlu meydan okuması Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk Bengisu Avcı’nın yedi yıl süren mücadelesi, Avustralyalı Mark Sowerby tarafından hayata geçirilen Don’t Be Prey (Av Olma) isimli belgesel filmde yer aldı. Bengisu Avcı ile birlikte Mark Sowerby, Tim Denyer, Joanne Norman, Jamie Mackay ve Paul Leonard gibi açık su yüzmenin efsane isimlerinin de yaşamlarının anlatıldığı belgeselin yönetmenliğini Jeff Tseng yaptı. Gold Coast Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterilen Don’t Be Brey’in İrlanda-Belfast’taki prömiyerine İzmirli ultra maraton yüzücüsü Bengisu Avcı da katıldı. Queens University’deki gösterimde soru-cevap bölümünde de yer alan Bengisu Avcı, "Filmde beş kıta ve dünyanın en acımasız yedi kanalında, Everest kadar tehlikeli, ancak açık sularda gerçekleşen Okyanus Yedilisini aşmak için yola çıkan ve sınırlarını zorlayan kahramanların hikayeleri anlatılıyor. Kafes yok. Dalış kıyafeti yok. Kaçış yok. Sadece insan ve doğa. 3 Ağustos 2018’de Manş Denizi’ni geçişimle başlayan ve tam yedi yıl bir gün süren Ocean’s 7 yolculuğumun özellikle Cebelitarık ve zehirli denizanası teması yaşadığım Molokai parkuru filmde yer aldı. Çanakkale’de tarihi yarımadada çekimler yapılırken henüz Ocean’s 7’yi bitirmemiştim. İrlanda-Belfast’a ise hayallerine kavuşan bir yüzücü olarak gitmek beni çok mutlu etti" dedi. Şu anda Avustralya’da gösterimde olan filmin yakında ülkemizde de seyirciyle buluşması için çalışmalar devam ediyor.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:33 Prof. Dr. Arslan: "Veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, 5G ve ötesi teknolojilerin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri ile dijitalleşen dünyanın yeni riskleri ve fırsatları uzman isimler tarafından değerlendirildi. Prof. Dr. Hüseyin Arslan, "Akıllı şebekeler, şehirler ve sağlık sistemleri, düşük gecikmeli haberleşme altyapısıyla hayatın her alanını dijitalleştirmektedir. 5G ve 6G teknolojileri; uzaktan ameliyatlardan yapay zeka destekli teşhis sistemlerine, kampüs sınırlarını aşan dijital eğitim modellerinden enerji verimliliği sağlayan mobil depolama ünitelerine kadar geniş bir yelpazede kritik rol oynamaktadır" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yürütülen "Üniversite Konferansları Programı" kapsamında; "Dijitalleşme Çağında Ulusal Güvenlik: Yeni Cepheler, Yeni Riskler ve 5G Ötesi Gerçeği" başlıklı konferans, Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Etkinliğe; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Musa Boyacı, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Biyomühendislik Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe TÜBA Asli Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, geleceğin teknolojileri ve güvenlik stratejileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, dijitalleşme çağında üniversitelerin disiplinlerarası yaklaşımlarla güvenlik, teknoloji ve toplum ilişkisini değerlendiren güçlü merkezler olması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi olarak dijital dönüşüm, yapay zekâ ve ileri iletişim teknolojileri alanlarında nitelikli katkılar sunmayı hedeflediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi olarak, bilim dünyasının öncü isimlerini öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Bugün burada kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ı, günümüzün en stratejik konularından biri olan 5G ve siber güvenlik üzerine dinleyeceğiz. Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) bu nitelikli programları üniversitemiz çatısı altında düzenledikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Teknolojik dönüşümün ulusal güvenlik bağlamında değerlendirilmesi, geleceğin vizyonunu çizmek adına büyük önem taşıyor. Değerli hocamızın sunumunun tüm katılımcılarımız için son derece verimli geçeceğine inanıyorum" dedi. Endüstri 4.0 ve siber-fiziksel sistemler çağı Konferansta "Endüstri 4.0" kavramının tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, buharlı makinelerle başlayan sürecin bugün siber-fiziksel sistemlere evrildiğini belirtti. Prof. Dr. Arslan, "Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0 süreci, her yüzyılda bir evrim geçirerek bugünkü noktaya ulaştı. Elektrik enerjisi, bilgisayarlar ve internetin icadı bu gelişimi tetikleyen ana unsurlar oldu. Bugün içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0’ı siber-fiziksel sistemler olarak tanımlıyoruz. Artık hem fiziksel hem de siber bir dünyamız var. Bu iki dünyayı iyi anlayan ve entegre eden yapılar, geleceğin endüstrisini oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) bu sürecin en önemli bileşenidir ve 5G teknolojisi burada kritik bir rol oynuyor. 5G, sadece haberleşmeyi değil, tarımdan bankacılığa kadar tüm sektörlerin verimliliğini artırıyor" diye konuştu. "Gelecek hayallerimizin ötesinde olacak" Haberleşme teknolojilerindeki dijitalleşme hızına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, 1990’lı yıllardan bugüne yaşanan değişimi örneklerle anlattı. 2034 yılı hedeflerine vurgu yapan Prof. Dr. Arslan, "1994’ten 2014’e kadar geçen 20 yılda haberleşme sistemleri tamamen dijitalleşti. 1G analogken, bugün 5G ile bambaşka bir noktadayız. Şu an 2026 yılındayız ve önümüzde 2034 hedefi var. 6G ve dijitalleşmenin geleceği noktayı tahmin etmekte zorlanıyorum; çünkü teknoloji bazen hayallerimizin bile katbekat ötesine geçiyor. Fiziksel dünyadan toplanan veriler, yapay zeka ile bilgiye dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde ’Dijital İkiz’ (Digital Twin) kavramıyla çok daha içli dışlı olacağız. Fiziksel dünyanın bir benzerini siber dünyada kurmak, üretimden sağlığa kadar her alanda devrim niteliğinde avantajlar sağlıyor" dedi. Veri güvenliği ve ulusal savunma stratejileri Dijitalleşmenin güvenlik boyutuna ve veri kontrolünün önemine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, küresel ölçekteki teknolojik rekabete dikkat çekti. Verinin yeni dünyanın en büyük gücü olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, "Çin, veri toplama mekanizmalarıyla kendisine devasa bir dijital ikiz oluşturdu ve olası savaş senaryolarını bu simülasyonlar üzerinden kurguluyor. Benzer şekilde, bugün kullandığımız akıllı araçların verileri aslında üretici ülkelerin veri merkezlerinde toplanıyor. Örneğin Tesla, aslında ağa bağlı bir araçtır ve tüm verileri Amerika’daki merkezlere akmaktadır. 5G ile birlikte bu teknolojik güç ve veri kontrolü daha da kritik bir hale gelecektir. Veri güvenliği konusundaki endişeler, bu teknolojilerin kullanımında en önemli belirleyici unsur olmaya devam edecektir" dedi. Sağlık, tarım ve eğitimde yeni nesil çözümler 5G teknolojisinin hayatın her alanına dokunduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, akıllı şebekelerden uzaktan ameliyatlara kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin sağlık verilerini toplama konusundaki başarısına değinen Prof. Dr. Arslan, "5G’nin en kritik uygulamalarından biri olan uzaktan ameliyatlar, düşük gecikme sayesinde doktorların farklı ülkelerdeki hastaları tedavi etmesine olanak tanıyor. Tarımda ise ’Dijital Çoban’ gibi teknolojilerle verimlilik maksimum seviyeye çıkarılıyor. Akıllı su ve elektrik şebekeleriyle enerji kayıpları minimize ediliyor. Eğitimde ise sadece uzaktan eğitim değil, tıp ve diş hekimliği gibi alanlarda siber dünya ile entegre, o tecrübeyi hissettiren modeller ön plana çıkacak. Tüm bu dijital dönüşümün merkezinde yer alan 5G ve ağ teknolojileri; mühendislerin doktorlar, veterinerler ve eğitimcilerle entegre bir şekilde çalışmasını zorunlu kılıyor. Bugünün mesajını verecek olursak veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" diye konuştu. Etkinlik katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu. Programın sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı Prof. Dr. Hüseyin Arslan’a teşekkür belgesi takdim etti. Konferansın ardından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında öğrencilerle bir araya gelen Prof. Dr. Arslan, sürdürülen projeleri inceleyerek, yeni nesil teknolojilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sel felaketi riski taşıyan İzmir’de AFAD’dan tatbikat
30 Ekim 2025 Perşembe - 13:35 Sel felaketi riski taşıyan İzmir’de AFAD’dan tatbikat İzmir’de muhtemel sel felaketine hazırlık amacıyla Afet ve Acil Durum Müdürlüğü öncülüğünde bir tatbikat gerçekleştirildi. 180 personelin katıldığı tatbikatta, senaryo gereği selde mahsur kalanlar ile suya kapılan vatandaşlar ve hayvanlar havadan, karadan ve denizden yapılan müdahalelerle kurtarıldı. Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında İzmir’de muhtemel bir sel felaketine hazırlık amacıyla geniş çaplı bir arama-kurtarma tatbikatı düzenlendi. Balçova ilçesi İnciraltı lagün bölgesinde gerçekleştirilen tatbikata, Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), itfaiye arama kurtarma, Ulusal Medikal Arama Kurtarma (UMKE), Sahil Güvenlik Komutanlığı dalgıçları, Kızılay ve sivil arama-kurtarma ekiplerinden oluşan 180 personel katıldı. Tatbikatta 52 kara aracı ve 1 hava aracı görev aldı. Senaryo gereği; 10 mahsur kalma olayı, 10 motopompla su tahliyesi, 2 sualtı arama, 2 sel bariyeri kurulumu, 1 hayvan kurtarma ve 1 havai hatla mahsur kalanların tahliyesi operasyonu başarıyla icra edildi. AFAD Başkanı Vali Ali Hamza Pehlivan’ın da izlediği tatbikatta, ekipler yapılan anonslarla farklı senaryolarda mahsur kalan vatandaşları ve hayvanları kurtardı. Tatbikatta 25 ekip yer aldı Tamamlanan sel tatbikatının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan AFAD Başkanı Vali Ali Hamza Pehlivan, "Su baskınları ile ilgili bir tatbikat gerçekleştirdik. Bu tatbikatımıza 14’ü kamu kurum ve kuruluşu, 11’i sivil toplum teşkilatı olmak üzere toplam 25 ekip katıldı. Tatbikatta 180 personel ve 52 araç görev aldı. Tatbikat kapsamında bir senaryo oluşturuldu. Bu senaryoda; suda arama kurtarma, mahsur kalan insanlara ve hayvanlara müdahale etme, motopomp sistemleriyle suları tahliye etme gibi birçok başlıkta yaklaşık 30 farklı operasyon çeşidi incelendi. Tatbikatlarımızın amacı, ülkemizde yaşanmakta olan afet türlerine hazırlıklı olmak, gerekli planlamaları yapmak ve bu planları uygulamaktır." dedi. 30 Ekim 2020 İzmir depremi unutulmadı 30 Ekim 2020 tarihinde İzmir’de meydana gelen depremde hayatını kaybeden 117 vatandaşı anan Pehlivan, "Yakın zamanda Foça’da bir sel felaketi ve taşkın yaşamıştık. Aslında bu durum önceden planlanmıştı ancak onun ardından birkaç gün sonra bu tatbikatı gerçekleştirdik. İzmir ilimizde deprem, sel ve taşkınların yanı sıra yangın, heyelan gibi birçok afet türü yaşanabiliyor. Bunun yanında burada bulunan Organize Sanayi Bölgelerimiz nedeniyle, endüstriyel teknolojiye bağlı afetler ve zararlar da meydana gelebiliyor Bu afetlere ne kadar iyi hazırlanır, tatbikatları ne kadar etkin şekilde yaparsak, riskleri o kadar bertaraf eder ve muhtemel zararları da azaltmış oluruz diye düşünüyoruz. Bugün ayrıca hem önemli hem de anlamlı bir gün. Malumunuz, 30 Ekim İzmir depreminin üzerinden 5 yıl geçti. Beş yıl önce yaşanan o depremde 117 vatandaşımızı kaybetmiştik. Bu vesileyle, o depremde yaşamını yitiren tüm vatandaşlarımızı ve son olarak Foça’da kaybettiğimiz Bülent Kaptanoğlu amcamızı rahmet ve saygıyla anıyorum." ifadelerini kullandı. Balıkesir Depremi 27 Ekim akşam saat 22.48’de Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen deprem hakkında son çalışmaları aktaran Pehlivan, "Çok şükür, orada can kaybımız olmadı. Depremin hemen ardından, vatandaşlarımızın evlerinde hasar tespit çalışmaları başlatıldı. Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında çalışma gruplarımız bulunuyor. Bu kapsamda yaklaşık 11 bin binada hem Sındırgı ilçe merkezinde hem de kırsal mahallelerde incelemeler yapıldı. Sındırgı’nın, 7’si merkezde olmak üzere toplam 75 mahallesi bulunuyor. Bu tespitler, 250 araç ve 500’ün üzerinde personelle gerçekleştirildi ve çalışmalar halen devam ediyor. Şu anda tespitlerin yüzde 50’sinden fazlası tamamlandı. Ağır hasarlı ve acil yıkılması gereken binalar belirlendi. Vatandaşlarımız için depremin yaşandığı gece itibarıyla konteyner sevkiyatlarını başlattık. İlk etapta Sındırgı’ya 100 konteyner gönderildi ve oraya varır varmaz kurulumlarına başladık. 24 saat içinde altyapısı, kanalizasyonu, içme suyu ve elektriği bağlanarak konteynerler kullanıma hazır hale getirildi. 48 saat dolmadan dün akşam vatandaşlarımızı bu konteynerlere yerleştirmeye başladık. Dün itibarıyla nakdi destek tercihinde bulunan vatandaşlarımızın hesaplarına ödemeler yapılmaya başlandı. İlk etapta valiliğimize, İçişleri Bakanlığı ve AFAD Başkanlığı olarak 25 milyon lira acil durum ödeneği gönderdik." diye ekledi. "İlk etapta arama kurtarma faaliyetlerine odaklandık" Dün sabah saatlerinde Kocaeli’nin Gebze ilçesinde çöken bina ile ilgili açıklamalarda bulunan Pehlivan sözlerini şu şekilde noktaladı: "Toplamda 900 personel, bunların çoğu arama kurtarma personeliydi ve yaklaşık 200 araçla müdahalelere başlandı. Amacımız, oradaki ailenin bütün fertlerine canlı olarak ulaşmaktı. Ancak maalesef, biliyorsunuz, dört vatandaşımızın cansız bedenine ulaşıldı. Dilara kızımız, evladımız, kardeşimiz çok şükür canlı olarak kurtarıldı. Şu anda sağlık durumunu yakından takip ediyoruz ve iyi haberler alıyoruz. Orada çok dikkatli bir arama kurtarma faaliyeti yürütüldü. Hem izleme cihazları hem de diğer teknik ekipmanlarla çalışmalar yapıldı ancak ne yazık ki diğer vatandaşlarımıza canlı olarak ulaşmak mümkün olmadı. Oradaki yıkımın sebebiyle ilgili konu teknik bir analiz ve tespit gerektiren bir konudur. İlk etapta arama kurtarma faaliyetlerine odaklandık. Zaman içerisinde bu konu netleşecektir. Malumunuz, olayın adli bir boyutu da bulunmaktadır. Hem orada hem de çevrede, valiliğimiz tarafından yıkımın gerçekleştiği andan itibaren gerekli tedbirler alınmıştır. Başta Kocaeli Valimiz olmak üzere bütün ekipler oradaydı ve koordinasyonu sağladılar. Konu bütün boyutlarıyla bundan sonraki süreçte de değerlendirilecektir."
Kapalı alanda geçen süre arttıkça solunum yolu enfeksiyonları da artıyor
30 Ekim 2025 Perşembe - 12:13 Kapalı alanda geçen süre arttıkça solunum yolu enfeksiyonları da artıyor Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Özkan Karaman, kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesiyle birlikte damlacık yoluyla bulaşan solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış yaşandına dikkat çekti. Karaman, kapalı alanlarda havalandırmaya dikkat edilmesi, sigara dumanından uzak durulması, kişisel hijyen ve grip aşısının ihmal edilmemesi konularında uyarıda bulundu. İzmir Can Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Özkan Karaman, hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte kapalı alanlarda geçirilen sürenin arttığını, bunun sonucunda solunum yolu enfeksiyonlarının da artış göstermeye başladığını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirme yapan Karaman, "Havalar soğumaya başladı ve aynı zamanda değişken hale geldi. Evde ve okulda toplu yaşamın artması, kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesiyle birlikte damlacık yoluyla bulaşan solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış yaşanıyor. Tekrarlayan ve uzayan solunum yolu enfeksiyonlarının özellikle alerjik bünyeye sahip çocuklarda daha sık görülebiliyor. Her 8-10 çocuktan birinde alerjik bünye vardır. Alerjik yapı genetik özellik taşır, bu nedenle aile bireylerinde de benzer şikayetler gözlemlenebilir. Evde sigara içen kişiler varsa, çocuklarda öksürük, hırıltı ve nefes darlığı şikayetleri daha sık görülür ve tekrarlayıcı hale gelir." dedi. Yalnızca evde sigara içilmemesinin yeterli olmadığını vurgulayan Karaman, "Sigara içen kişilerin üzerindeki koku ve ifrazatlar da çocuklarda şikayetleri artırır. Aynı şekilde yoğun parfüm ve deodorant kullanımı da benzer şekilde solunum yollarını tahriş eder." uyarısında bulundu. Yılda bir kez grip aşısı Sık enfeksiyon geçiren, alerjik bünyeye sahip ya da kronik hastalığı olan çocuklar için yılda bir kez grip aşısı yapılmasının önerildiğini aktaran Prof. Dr. Özkan Karaman, "Grip aşısı yılda en az dört kez grip geçirilmesini engelleyebilir. Buna karşın, bağışıklık sistemini güçlendirdiği iddia edilen birçok ilacın bilimsel olarak hiçbir faydası bulunmamaktadır. Sonbahar ve kış aylarında çocuklarda artan öksürük ve solunum yolu enfeksiyonlarına karşı alınabilecek en etkili önlemler; kapalı alanlarda havalandırmaya dikkat etmek, sigara dumanından uzak durmak, kişisel hijyeni korumak ve grip aşısını ihmal etmemek." diye konuştu.
Karşıyaka, savunma performansıyla dikkat çekiyor
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:11 Karşıyaka, savunma performansıyla dikkat çekiyor TFF 3. Lig 4. Grup’ta şu ana kadar kalesinde sadece 5 gol gören Karşıyaka, grubunun en az gol yiyen takımı oldu. TFF 3. Lig 4. Grup’ta sezona bir üst lige yükselme hedefiyle başlayan Karşıyaka, yoluna namağlup devam ediyor. Yeşil-kırmızılı ekip, geride kalan 8 maçta 6 galibiyet ve 2 beraberlik alarak 20 puan topladı. Liderlik koltuğunda oturan İzmir temsilcisi, güçlü savunma performansıyla da öne çıkıyor. Burhanettin Basatemür yönetimindeki Karşıyaka, şu ana kadar kalesinde yalnızca 5 gol görerek grubun en az gol yiyen takımı olmayı başardı. 3 maçta kalesini gole kapattı Savunma performansıyla dikkat çeken Karşıyaka, TFF 3. Lig 4. Grup’ta şu ana kadar oynadığı 8 maçın 3’ünde kalesini gole kapatmayı başardı. Yeşil-kırmızılı ekip, Afyonspor, Belediye Kütahyaspor, Balıkesirspor, Alanya 1221 ve Altay karşılaşmalarında birer gol yerken; Eskişehir Anadolu, Çoruhlu FK ve Nazillispor maçlarında rakiplerine gol izni vermedi. Ensar ve Erol stoper hattının ikilisi oldu Karşıyaka’nın bu sezon kadrosuna kattığı Erol Zöngür ve Ensar Akgün, savunma hattının adeta bel kemiği haline geldi. Teknik Direktör Burhanettin Basatemür’ün en güvendiği isimler arasında yer alan ikili, şu ana kadar oynanan 8 maçın tamamında forma giydi. Erol tüm karşılaşmalara ilk 11’de başlarken, Ensar sakatlığı nedeniyle yalnızca Nazillispor maçında son dakikalarda oyuna dahil oldu.
Göztepe, iç sahada kaybetmeyen takımlar arasında
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:08 Göztepe, iç sahada kaybetmeyen takımlar arasında Göztepe, bu sezon ligde oynadığı 4 iç saha maçında 2 galibiyet ve 2 beraberlik alarak evinde yenilgi yüzü görmeyen 4 takımdan biri oldu. Göztepe, iç sahadaki başarılı performansıyla dikkat çekmeye devam ediyor. İzmir ekibi, Trendyol Süper Lig’de bu sezon evinde oynadığı maçlarda henüz yenilgi almadı. Gürsel Aksel Stadı’nda çıktığı 4 karşılaşmada 2 galibiyet ve 2 beraberlik elde eden sarı-kırmızılılar, bu alanda ligin en iyi 4 takımı arasında yer alıyor. Sezonun ilk iki haftasında Fenerbahçe ve Konyaspor ile berabere kalan Göztepe, ardından Beşiktaş ve Başakşehir karşılaşmalarından galibiyetle ayrıldı. Böylece sarı-kırmızılı ekip, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor’la birlikte taraftarı önünde mağlubiyet yaşamayan 4 takımdan biri konumunda bulunuyor. Kalesinde sadece 1 gol gördü Bu sezon Trendyol Süper Lig’de iç sahada sergilediği performansla öne çıkan Göztepe, savunmadaki başarısıyla da dikkat çekiyor. İzmir ekibi, Gürsel Aksel Stadyumu’nda oynadığı Fenerbahçe, Beşiktaş ve Başakşehir karşılaşmalarında kalesini gole kapatırken, yalnızca 1-1 biten Konyaspor maçında gole engel olamadı. İç saha golcüsü Juan Gürsel Aksel Stadyumu’nda oynadığı 4 maçta toplam 5 gol atan Göztepe’de en golcü isim Juan oldu. Brezilyalı futbolcu, taraftarı önünde oynanan Beşiktaş ve Başakşehir karşılaşmalarında birer gol kaydederek iç sahadaki en skorer oyuncu unvanını elde etti. Sarı-kırmızılı ekibin diğer gollerini ise Sabra, Rhaldney ve Dennis attı. Hedef Gençlerbirliği maçı Trendyol Süper Lig’in 11. haftasında Gençlerbirliği’ni konuk edecek olan Göztepe, rakibini mağlup ederek iç sahadaki başarılı performansını sürdürmeyi hedefliyor. İzmir ekibi, bu zorlu mücadelede hata yapmadan galip gelerek 2 maçlık mağlubiyet serisine de son vermek istiyor.
Klinik Psikolog Deniz: "Fon müziğinin sesini siz ayarlayın"
30 Ekim 2025 Perşembe - 09:58 Klinik Psikolog Deniz: "Fon müziğinin sesini siz ayarlayın" Stres hayatın olağan akışında insanın, fiziksel, duygusal ve zihinsel sınırlarının zorlanmasıyla gelişen uyum sağlama çabasının ortaya çıkardığı bir durum olarak öne çıkıyor. Bireyin yaşamını olumsuz yönde etkileyebilen bu durum, doğru yönetildiğinde ciddi bir motivasyon ve güç kaynağına dönüşebiliyor. Konuya ilişkin Medicana Sağlık Grubu Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Burçin Deniz, stresle başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi verdi. Klinik Psikolog Burçin Deniz, "Stresi düşman olarak görmeyebilirsiniz. Çünkü doğru dozda ve yönetilebilir olduğunda motivasyonu güçlendiren ve performansı artıran bir yakıta dönüşebilir" mesajını verdi. Stresin hayatın olağan akışındaki bir fon müziği olduğunu ifade eden Medicana International İzmir Hastanesi Psikoloji Uzmanı Klinik Psikolog Burçin Deniz, stresin bazen insanı harekete geçirebildiğini, bazen uyum sağlamaya yardımcı olduğunu bazen de insanın tükenmesine neden olabildiğini belirtti. Stresi sağlıklı bir şekilde yönetmenin önemine dikkat çeken Klinik Psikolog Burçin Deniz, "Stres genellikle üç aşamada kendini gösterir. Başlangıçta alarm aşamasında beden tehlikeye veya baskıya karşı uyarılır; sunum öncesi kalbinin hızlanması veya ellerin terlemesi, vücudun ‘savaş ya da kaç’ moduna geçtiğini gösterir. Daha sonra direnme aşamasında beden ve zihin strese uyum sağlar, çözüm üretmeye çalışır; zor bir projeyi tamamlamak için konsantre olmak buna örnektir. Ancak stres uzun süre devam ederse tükenme aşaması başlar; enerji kaynakları tükenir ve yorgunluk, kaygı veya fiziksel rahatsızlıklar ortaya çıkar. Sürekli baskı altında kalan bir kişi bitkin hissedebilir veya sık sık hastalanabilir" açıklamasını yaptı. Öte yandan stresin belirtilerine de değinen Klinik Psikolog Burçin Deniz, "Stres; baş ağrısı, kas gerginliği şeklinde ortaya çıkabilir. Dikkat dağınıklığı, karar vermede zorlanma stresin işaretlerindendir. Duygusal olarak ise kaygı, sinirlilik, üzüntü olarak görülebilir. Ayrıca stres, sosyal ilişkilerde de etkisini hissettirir. Kişinin daha az iletişim kurmak, ani tartışmalara girmek gibi tepkiler göstermesi olasıdır. Stres; bedeni, zihni, duyguları ve ilişkileri etkileyen çok yönlü bir deneyimdir" dedi. Kontrol edilebilen şeylere odaklanın Stresin bireyin hem içsel hem de dışsal etkenlerle başa çıkmakta zorlandığı durumlarda ortaya çıktığını aktaran Klinik Psikolog Burçin Deniz, stresle başa çıkma stratejilerinin genel olarak iki ana gruba ayrıldığını aktardı. Klinik Psikolog Burçin Deniz, "Problem Odaklı Başa Çıkma; stresin kaynağını çözmeye yönelik aktif bir yaklaşımdır. Bu yöntemle kişi, stres yaratan durumu analiz eder, çözüm yolları arar ve somut adımlar atar. Bu noktada sorunu belirleme, çözüm için alternatifler üretme, alternatifleri yarar ve zararlar açısından değerlendirme, alternatifler arasından seçim yapma, seçilen alternatifi uygulama kavramları üzerinden değerlendirilebilir. Örneğin, bir öğrenci sınav kaygısı yaşadığında daha düzenli çalışmak için plan yapması, zaman çizelgesi oluşturması ya da eksik konuları tamamlaması problem odaklı başa çıkmadır. Duygu Odaklı Başa Çıkma ise stresin kaynağını değil, bu durumun kişide yarattığı duygusal etkileri düzenlemeyi hedefler. Örneğin, ‘kontrol edebildiklerim/ edemediklerim’ ayrımını yaparak enerji ve odağı kontrol edilebilen şeylere yönlendirip, kontrol edilemeyen şeyler üzerine boşa odaklanmamak stresi azaltır. Bu da çözüm odaklı yaklaşımı güçlendirerek daha huzurlu olunmasına katkı sunar" dedi. Hayır demeyi öğrenin Stresten korunmak için yapılması gerekenleri sıralayan Klinik Psikolog Burçin Deniz, başta "hayır" demeyi öğrenmek gerektiğine dikkat çekti. Klinik Psikolog Burçin Deniz, stresten korunmak için yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı: "Hayır demeyi öğrenmek önemli. Gereksiz işleri veya düşük öncelikli talepler nazikçe reddedilebilmeli. Önceliklendirme yapmak; görevleri önem ve aciliyetine göre sıralamak ve de kısa molalar vermek gerilim durumunu hafifletilebilir. Sağlıklı alışkanlıklar edinilmeli. Düzenli uyku, egzersiz ve dengeli beslenme stresi azaltabilir. Planlı iletişim kurmak; sorunları ve ihtiyaçları zamanında ve net bir şekilde iletmek stresi hafifletebilir. Problemlere çözüm odaklı bakılmalı, küçük başarıları kutlanmalı. Duygusal ve sevgi dolu iletişim kurulmalı. Günlük görevleri önceden planlamak ve zaman sınırları koymak da stresi azaltabilir. Hobiler ve ilgi alanlarına zaman ayrılabilir. İş ve özel hayat arasında net sınırlar belirlenebilir. Güvenilen kişilerle daha sık iletişim kurularak sorunların paylaşılması stresin azalmasına katkı sunabilir. Değişen planlara uyum sağlamak ve de mükemmeliyetçi olmamak da stresi azaltabilir."
Başkan Saygılı: "Depremin yaralarını devletimizin gücüyle sardık"
30 Ekim 2025 Perşembe - 09:48 Başkan Saygılı: "Depremin yaralarını devletimizin gücüyle sardık" AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, 30 Ekim 2020 İzmir depreminin 5’inci yılında yaptığı açıklamada, "Depremin yaralarını devletimizin gücüyle sardık, sözümüzü tuttuk" dedi. Saygılı, depremden etkilenen vatandaşların bugün güvenli konutlarında huzurla yaşadığını vurguladı. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, 30 Ekim 2020’de meydana gelen İzmir depreminin yıl dönümünde bir mesaj yayımladı. Saygılı, hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır dileyerek, "Aradan beş yıl geçmiş olsa da o günün acısı hâlâ yüreklerimizde taze. Ancak bir o kadar güçlü bir hakikat de var ki; o da devletimizin ve milletimizin dayanışma gücüdür" ifadelerini kullandı. Depremin hemen ardından devletin tüm imkânlarıyla sahada olduğunu hatırlatan Saygılı, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde arama kurtarma, sağlık, güvenlik ve sosyal destek ekipleri seferber oldu. Cumhurbaşkanımız bizzat İzmir’e gelerek vatandaşlarımızla buluştu, ‘Yıkılan evlerin yerine yenilerini yapacağız’ sözü verdi. Ve o söz, her zaman olduğu gibi tutuldu" dedi. "Yaklaşık 6 bin konut hak sahiplerine teslim edildi" Bayraklı’da ve rezerv alanlarda TOKİ tarafından inşa edilen konutlara dikkat çeken Saygılı, "Bugün depremde evleri yıkılan ailelerimizin yerinde, TOKİ tarafından yapılan modern, güvenli ve dayanıklı konutlarda vatandaşlarımız huzurla yaşıyor. Yaklaşık 6 bin konut, iki yıl gibi kısa bir sürede tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildi" ifadelerini kullandı. Saygılı, bu sürecin "güçlü devlet iradesinin ve AK Parti hükümetlerinin millet odaklı yönetim anlayışının" bir sonucu olduğunu belirterek, "Bizler her zaman ‘İzmirli hemşehrilerimize ne söz verdiysek yerine getirdik’ diyoruz. Çünkü bizim siyaset anlayışımız laf değil, eser üretmek üzerinedir" dedi. "İzmir’i daha dirençli bir şehir haline getireceğiz" İzmir’in deprem gerçeğini unutmadan çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Saygılı, "Bugün Bayraklı’da güvenli konutlarında huzurla yaşayan vatandaşlarımız, devletine olan güvenin en güzel sembolüdür. AK Parti olarak İzmir için, milletimiz için, güçlü Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz" sözleriyle mesajını tamamladı.
’İmdat’ çığlığı polisi harekete geçirdi, olayın altından korsan taksi çıktı
30 Ekim 2025 Perşembe - 09:25 ’İmdat’ çığlığı polisi harekete geçirdi, olayın altından korsan taksi çıktı İzmir’de sosyal medyada paylaşılan ’İmdat’ çığlığı görüntüsü sonrası polis kısa sürede aracı ve sürücüyü tespit etti. Olayın kaçırma değil korsan takside yaşanan tartışma olduğu belirlenirken, sürücü ve yolculara idari para cezaları uygulandı. Dün akşam saatlerinde Konak ilçesi Yeşildere Caddesi üzerinde, araç içerisinden bir kadının ’İmdat’ diyerek yardım istediği görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine İzmir İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekiplerince yapılan çalışmada, aracın 35 CRV 769 plakalı olduğu ve sürücüsünün H.D. (35) olduğu belirlendi. Yürütülen teknik ve fiziki takibin ardından aracı kısa sürede yakalayan ekipler, ’İmdat’ diyerek yardım isteyen kişinin A.S.P. (15), araçta teyzesi B.T. (22) ile birlikte korsan taksiyle yolculuk yaptıklarını tespit etti. Olayın teyze ile yeğen arasında korsan taksiyle seyahat ettikleri sırada yaşanan tartışma sebebi ile yaşandığı, herhangi bir kaçırma ya da kötü muamelenin söz konusu olmadığı anlaşıldı. Polis ekipleri, sürücü H.D.’ye korsan taşımacılıktan 46 bin 392 TL idari para cezası uygularken, araç 60 gün trafikten men edildi. Ayrıca, korsan yolcu konumundaki B.T. adlı teyzeye de 3 bin 84 TL idari para cezası kesildi.
Güzelbahçe kampüsünde ‘Cumhuriyet’ coşkusu
29 Ekim 2025 Çarşamba - 19:02 Güzelbahçe kampüsünde ‘Cumhuriyet’ coşkusu İzmir Ticaret Odası ve İzmir Ekonomi Üniversitesi, Cumhuriyet’in 102’nci yıl dönümünü, yapımı devam eden Güzelbahçe kampüsüne yeni yerleştirilen 47 metrelik direğe Türk bayrağını çekerek kutladı. Büyük coşku ve heyecana sahne olan, yoğun katılımla düzenlenen törende, üzerinde ‘29 Ekim 2025 tarihinde göndere çekilen bu bayrak, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin yükselen geleceğine atılan imzadır’ yazan kaidenin açılışı da gerçekleştirildi. Törende konuşan İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı ve İEÜ Mütevelli Heyet Başkanı Mahmut Özgener, "Cumhuriyetimize sahip çıkmak ve onu sonsuza kadar yaşatmak hepimizin sorumluluğudur. Çocuklarımıza ve genç nesillere Cumhuriyet sayesinde elde ettiğimiz kazanımları, onun için ne bedeller ödediğimizi bıkıp usanmadan anlatmalıyız" diye konuştu. 2026 yılının Temmuz ayında ilk etabının tamamlanması hedeflenen, ülkemizin en önemli eğitim üslerinden biri olacak İEÜ Güzelbahçe Kampüsü, Cumhuriyet’in 102’nci yaşının kutlandığı anlamlı bir törene ev sahipliği yaptı. İZTO meclis üyeleri, İZTO Eğitim ve Sağlık Vakfı mütevelli heyet üyeleri ve İEÜ mütevelli heyet üyelerinin katıldığı bu özel törende şanlı Türk bayrağı, İstiklal Marşı eşliğinde göndere çekildi. Törene; İZTO Yönetim Kurulu Başkanı ve İEÜ Mütevelli Heyet Başkanı Mahmut Özgener, İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu ve Önceki Dönem Rektörü Prof. Dr. Murat Aşkar, İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İZTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Cemal Elmasoğlu ve Emre Kızılgüneşler, İZTO yönetim kurulu ve meclis üyeleri ile davetliler de katıldı. "Sonsuza kadar yaşatmak hepimizin önceliği" Törende konuşan Başkan Mahmut Özgener, Cumhuriyet’in bu topraklarda yeniden doğuşun, umutla yoğrulmuş bir inancın adı olduğunu ifade ederek, "29 Ekim 1923’te Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, yalnızca bir yönetim biçimini değil, bir yaşam felsefesini, bir çağdaşlaşma hedefini ve en önemlisi millet iradesine dayanan bir geleceği ilan ettiler. Cumhuriyet bu topraklarda yeniden doğuşun, umutla yoğrulmuş bir inancın adıdır. Kadınların toplumda eşit yurttaşlar olarak yer aldığı, gençlerin fikirleriyle geleceği şekillendirdiği bir Türkiye’nin temelidir. Türk insanına en çok yakışan yönetim şekli olan Cumhuriyetimize sahip çıkmak ve onu sonsuza kadar yaşatmak hepimizin sorumluluğudur. Çocuklarımıza ve genç nesillere Cumhuriyet sayesinde elde ettiğimiz kazanımları, onun için ne bedeller ödediğimizi bıkıp usanmadan anlatmalıyız" diye konuştu. "Geleceğe attığımız güçlü bir imza" Başkan Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Bir millet savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür’ sözleriyle eğitime verdiği önemi açıkça ortaya koymuştur. Bugünkü törenimiz, Ata’mızın gösterdiği yolda ilerleyen ve ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli gençleri yetiştirmeyi amaç edinen üniversitemizin, geleceğe attığı güçlü bir imzadır. Ne mutlu bize ki; bu bayrak altında daima özgür, güçlü ve umutlu bir gelecek inşa ediyoruz. Kampüsümüzü, diğer herhangi bir binadan ayıran en önemli özellik, içinin kıymetli değerlerle donatılmış bir eğitim yuvası olmasıdır. Buraya koyduğumuz tuğlalar, ancak gençlerimize vereceğimiz ilkeli bir eğitim ile anlam kazanabilir. Geleceğimizin mimarı olan gençlerimize, bu ülkenin bağımsızlığı ve özgürlüğü için verilen eşsiz mücadeleleri aktarmak ve onları, bu bilinçle geleceğe hazırlamak en temel önceliğimizdir. Vatanımızı korumak için canlarını feda eden kahraman şehitlerimiz sayesinde bugün özgürce yaşıyor, çalışıyor, üretiyoruz. Bu vesileyle Atatürk başta olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum."
Aliağa Atatürk Stadyumu’nda Cumhuriyet coşkusu
29 Ekim 2025 Çarşamba - 18:03 Aliağa Atatürk Stadyumu’nda Cumhuriyet coşkusu Cumhuriyet’in 102. yılı, İzmir’in Aliağa ilçesinde coşkuyla kutlandı. Dün Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen çelenk sunma töreninin ardından kutlamalar, Aliağa Atatürk Stadyumu’nda düzenlenen etkinliklerle devam etti. Tribünleri dolduran Aliağalılar, öğrencilerin hazırladığı birbirinden renkli gösterilerle Cumhuriyetin anlam ve coşkusunu doyasıya yaşadı. Kaymakamlık makamında gerçekleştirilen tebrikat töreninin ardından başlayan kutlama programına; Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Garnizon Komutanı Albay Ali Güler, Aliağa Cumhuriyet Başsavcısı Serkan Başaran, kurum müdürleri, askeri erkân, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, şehit aileleri, gaziler, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar ve Garnizon Komutanı Albay Ali Güler’in törene katılanların bayramını kutlamasıyla başlayan program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney’in günün anlam ve önemine ilişkin konuşmasıyla devam etti. "Cumhuriyet Bayramını kutluyorum" Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, "Tarihi şan ve şerefle dolu olan aziz milletimizin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurduğu Cumhuriyetimizin 102. yılını milletçe büyük bir coşkuyla kutluyoruz. İnanıyorum ki aziz milletimizin her bir ferdi milletimizin küllerinden yeniden doğduğu bu özel günü büyük bir coşkuyla idrak etmekte ve en samimi duygularla kutlamaktadır. Türk insanı Cumhuriyet sayesinde devletin tek ve gerçek sahibi olduğunun hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğunun bilincindedir. Bugün hepimize düşen ortak görev ulusal değerlere, milli bilince, cumhuriyete sahip çıkmak, Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan ruhu korumak ve bu bilinci gelecek kuşaklara aktarmaktır. Büyük Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyetinin ebediyen yaşayacağını olan inancımla tüm milletimizin Cumhuriyet Bayramını kutluyorum" dedi. Yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü tarafından düzenlenen Cumhuriyet Koşusunda dereceye giren öğrencilere ödüllerini Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney verdi. Aliağa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği Cumhuriyetin Renkleri ve Sözleri konulu resim, şiir, kompozisyon yarışmasında dereceye giren öğrencilerden; birinci olan öğrencilere ödüllerini Garnizon Komutanı Albay Ali Güler, ikinci olan öğrencilere Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, üçüncü olan öğrencilere ödüllerini Aliağa Cumhuriyet Başsavcısı Serkan Başaran takdim etti. Öğrencilerden Cumhuriyet ruhunu yansıtan gösteriler Törenin en anlamlı bölümlerinden biri ise öğrencilerin sahne aldığı gösteriler oldu. Şehit Gökhan Çakır Anadolu Lisesi öğrencilerinin hazırladığı Cumhuriyet Korosunun müzik dinletisi ardından "Akdeniz’e Doğru" isimli şiir dinletisi yapıldı. Gösteriler; ALCİM Jimnastik ve Spor Merkezi öğrencilerinin gösterisi, Aliağa Belediyesi Demir Spor Güreş Takımının gösterisi ile devam ederken Aliağa Cumhuriyet İlkokulu, Şehit Gökhan Çakır Anadolu Lisesi ve Aliağa Belediyesi Halk Oyunları ekibinin final gösterisi izleyenleri hayran bıraktı. Aliağa Atatürk Stadyumu’nda düzenlenen kutlama programı geçit töreni ile sona erdi. Cumhuriyet coşkusu akşam fener alayıyla doruk noktasına ulaşacak Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, bu akşam Aliağa Belediyesi öncülüğünde düzenlenecek Fener Alayı ve Cumhuriyet Korteji ile devam edecek. Saat 20.00’de Aliağa Belediyesi Spor Salonu önünden başlayacak yürüyüşte, Aliağalılar ellerinde Türk bayrakları ve Atatürk posterleriyle bando eşliğinde Cumhuriyet Meydanı’na yürüyecek. Kutlamalar, saat 21.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşecek DJ Arif Güven performansıyla zirveye çıkacak. Marşlar, bayraklar ve müziklerle dolu gecede Aliağa, Cumhuriyetin 102. yılını hep birlikte büyük bir gurur ve coşkuyla kutlayacak.