POLİTİKA - 30 Ekim 2025 Perşembe 09:48

Başkan Saygılı: "Depremin yaralarını devletimizin gücüyle sardık"

A
A
A
Başkan Saygılı: "Depremin yaralarını devletimizin gücüyle sardık"

AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, 30 Ekim 2020 İzmir depreminin 5’inci yılında yaptığı açıklamada, "Depremin yaralarını devletimizin gücüyle sardık, sözümüzü tuttuk" dedi. Saygılı, depremden etkilenen vatandaşların bugün güvenli konutlarında huzurla yaşadığını vurguladı.


AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, 30 Ekim 2020’de meydana gelen İzmir depreminin yıl dönümünde bir mesaj yayımladı. Saygılı, hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır dileyerek, "Aradan beş yıl geçmiş olsa da o günün acısı hâlâ yüreklerimizde taze. Ancak bir o kadar güçlü bir hakikat de var ki; o da devletimizin ve milletimizin dayanışma gücüdür" ifadelerini kullandı.


Depremin hemen ardından devletin tüm imkânlarıyla sahada olduğunu hatırlatan Saygılı, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde arama kurtarma, sağlık, güvenlik ve sosyal destek ekipleri seferber oldu. Cumhurbaşkanımız bizzat İzmir’e gelerek vatandaşlarımızla buluştu, ‘Yıkılan evlerin yerine yenilerini yapacağız’ sözü verdi. Ve o söz, her zaman olduğu gibi tutuldu" dedi.



"Yaklaşık 6 bin konut hak sahiplerine teslim edildi"


Bayraklı’da ve rezerv alanlarda TOKİ tarafından inşa edilen konutlara dikkat çeken Saygılı, "Bugün depremde evleri yıkılan ailelerimizin yerinde, TOKİ tarafından yapılan modern, güvenli ve dayanıklı konutlarda vatandaşlarımız huzurla yaşıyor. Yaklaşık 6 bin konut, iki yıl gibi kısa bir sürede tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildi" ifadelerini kullandı.


Saygılı, bu sürecin "güçlü devlet iradesinin ve AK Parti hükümetlerinin millet odaklı yönetim anlayışının" bir sonucu olduğunu belirterek, "Bizler her zaman ‘İzmirli hemşehrilerimize ne söz verdiysek yerine getirdik’ diyoruz. Çünkü bizim siyaset anlayışımız laf değil, eser üretmek üzerinedir" dedi.



"İzmir’i daha dirençli bir şehir haline getireceğiz"


İzmir’in deprem gerçeğini unutmadan çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Saygılı, "Bugün Bayraklı’da güvenli konutlarında huzurla yaşayan vatandaşlarımız, devletine olan güvenin en güzel sembolüdür. AK Parti olarak İzmir için, milletimiz için, güçlü Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz" sözleriyle mesajını tamamladı.



Başkan Saygılı: "Depremin yaralarını devletimizin gücüyle sardık"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.