Yerel Haberler
İzmir
03 Mayıs 2026 Pazar - 14:05 Göztepe, Avrupa mücadelesini sürdürüyor Göztepe, Trabzonspor deplasmanından bir puanla dönerek puanını 52’ye çıkardı ve ligde beşinci basamağa yükseldi. İzmir ekibi, kalan iki maçını kazanıp Avrupa yolunda hata yapmak istemiyor. Göztepe, Avrupa hedefiyle başladığı sezonda mücadelesini sürdürmeye devam ediyor. Trendyol Süper Lig’in 32. haftasında Trabzonspor’a konuk olan İzmir temsilcisi, 1-0 öne geçtiği karşılaşmada 90+3. dakikada yediği golle sahadan beraberlikle ayrıldı ve galibiyeti son anda kaçırdı. Bu sonuçla hanesine 1 puan yazdıran sarı-kırmızılı ekip, RAMS Başakşehir’in puan kaybettiği haftada avantajı değerlendiremedi ancak puanını 52’ye yükselterek rakibinin önüne geçmeyi başardı. Öte yandan Ziraat Türkiye Kupası’nı Beşiktaş ya da Trabzonspor’un kazanması halinde ligi beşinci sırada bitiren takım doğrudan Avrupa kupalarına katılma hakkı elde edecek. Göztepe, kalan iki haftada alacağı sonuçlarla kendi durumunu belirleyecek. Göztepe, önümüzdeki hafta Gaziantep FK’yı konuk edecek, sezonun son haftasında ise deplasmanda Samsunspor ile karşılaşacak. Sarı-kırmızılı ekip, bu iki mücadeleden de galibiyetle ayrılması halinde Başakşehir’in alacağı sonuçlara bakmaksızın ligi beşinci sırada tamamlayacak. Ayrıca Türkiye Kupası’nın Beşiktaş ya da Trabzonspor tarafından kazanılması durumunda Göztepe, yeni sezonda Avrupa kupalarında mücadele etme hakkı elde edecek.
Başkan Özkan: "Kabinli, güvenli taksi için TOGG bir fırsat"
14 Kasım 2025 Cuma - 09:33 Başkan Özkan: "Kabinli, güvenli taksi için TOGG bir fırsat" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, taksici esnafının yıllardır dile getirdiği talep ve önerilerin artık Ankara’da daha güçlü şekilde karşılık bulduğunu belirterek, "2004 yılında yasalaşmasına rağmen uygun araç yapısı olmadığı için hayata geçmeyen kabinli güvenlik sisteminin, TOGG tarafından yerli ve modern bir modelle yeniden geliştirilmesi Türkiye için büyük bir fırsattır" dedi. TOGG ile ilgili önerilerini Haziran ayında paylaşan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "Milli gururumuz TOGG’un taksilere özel modeller üretmesi, bu araçların ÖTV ve KDV’den muaf tutulması ve taksi duraklarına şarj istasyonları kurulması halinde Türkiye genelindeki 150 bini aşkın taksinin hem ekonomiye hem çevreye ciddi katkı sağlayacağını aylar önce ifade etmiştik. Bu önerilerin DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan tarafından da gündeme alınmasının sektörümüz için kıymetli. Sayın Babacan’ın bu vizyonu, yerli üretime ve taksici esnafına verilen değer açısından önemlidir. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz." dedi. "Yerli milli TOGG taksiler ülkeye büyük kazanç getirir" Başkan Özkan, 2004 yılında yasalaşmasına rağmen uygun araç yapısı olmadığı için kabinli güvenlik sistemi olan taksi uygulamasına geçilemediğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Sürücü ve yolcu güvenliğini artıracak, kabinli ticari taksinin TOGG tarafından yeniden geliştirilmesi Türkiye için büyük bir fırsattır. 150 bin taksinin yalnızca yarısı bile kabinli yerli TOGG modellerine geçse, hem güvenlik hem de ekonomik kazanım açısından ülkemize büyük katkı sağlar." DEVA Partisi heyetinden İzmir Şoförler Odasına ziyaret DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur ve il yönetimi, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasını ziyaret ederek sektörün sorunlarını, yapılması gereken düzenlemeleri ve elektrikli araç geçiş sürecini görüştü. Ziyaretin detaylarını paylaşan Başkan Erkan Özkan: "Elektrikli taksilerden şarj istasyonlarına, TOGG’un taksi modellerinden altyapı ihtiyaçlarına kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yaptık. İl başkanımız Aybar Uygur’a ve yönetimine nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum" dedi. "İzmir’e turkuaz-sarı, Ankara’ya kırmızı-sarı TOGG taksiler" Başkan Erkan Özkan, TOGG’un illere özel renklerde taksi üretmesi önerisinin Ankara’da takip edildiğini açıklayarak: "İzmir için turkuaz-sarı, Ankara için kırmızı-sarı gibi şehir kimliğini yansıtan özel renk önerilerimizin yakından takip edildiğini öğrendik. Bu yaklaşım şehir estetiği ve marka kimliği açısından oldukça değerlidir" ifadelerini kullandı. Başkan Erkan Özkan, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: "Bugün geldiğimiz noktada, yıllardır emek verdiğimiz çalışmaların karşılık bulduğunu görmek bizi umutlandırıyor. Sesimizi Ankara’da duyan, bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Taksici esnafının geleceği için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir."
Medical Point, sağlıkta kalite anlayışını her adımda yaşatıyor
13 Kasım 2025 Perşembe - 12:50 Medical Point, sağlıkta kalite anlayışını her adımda yaşatıyor Medical Point İzmir Hastanesi, kaliteyi yönetim anlayışının merkezine yerleştirerek hasta güvenliği, çalışan memnuniyeti ve sürdürülebilir mükemmellik hedefleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. "Yaşayan ve yaşatan kalite" anlayışıyla hareket eden Medical Point İzmir Hastanesi, tüm süreçlerinde ulusal ve uluslararası standartları esas alırken, hasta ve çalışan güvenliği, sürekli iyileştirme ve mükemmeliyet kültürünü her gün yeniden yaşatıyor. Medical Point, bu yaklaşımla yalnızca bugünün değil, sağlığın geleceğinin de temellerini inşa ediyor. Medical Point İzmir Hastanesinden yapılan bilgilendirmede, "Sağlık hizmetlerinde kalite, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından etik değerlere, insan odaklı yaklaşıma, şeffaflığa ve bilimsel temellere dayanan bütüncül bir sistem olarak tanımlanmaktadır. TÜSKA’nın ’Sağlıkta kalite bir gün değil, sürekli bir sorumluluktur’ ilkesi, Medical Point’in hizmet anlayışıyla tam bir uyum içerisindedir. The International Society for Quality in Health Care External Evaluation Association (ISQua EEA) tarafından akredite edilen TÜSKA, sağlıkta güvenilirliği, ölçülebilir iyileştirmeyi ve sürekli gelişimi destekleyen yapısıyla, ulusal kalite yönetimi sistemlerinin güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Medical Point İzmir Hastanesi, ulusal ve uluslararası akreditasyon belgeleriyle kanıtlanmış kalite anlayışıyla, sağlıkta mükemmelliği kurum kültürünün bir parçası haline getirmiştir. Kaliteyi; hastaların güveninde, çalışanların emeğinde ve topluma sunulan her hizmette yaşatan bir kurum olma vizyonuyla yoluna devam etmektedir. " denildi.
İZVAK’ta İzmir kulüplerinin kent ekonomisine katkısı konuşuldu
13 Kasım 2025 Perşembe - 12:09 İZVAK’ta İzmir kulüplerinin kent ekonomisine katkısı konuşuldu İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı’nın (İZVAK) Danışma Kurulu 2025 Yılı Toplantısı, bu yıl önemli bir gündemle gerçekleştirilerek, "İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi" konulu araştırmanın sonuçları paylaşıldı. İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı’nın (İZVAK) Danışma Kurulu 2025 Yılı Toplantısı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Ender Yorgancılar’ın başkanlığında ve İzmir Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde yapıldı. İZVAK ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliği ile hayata geçirilen ve 8 ayda tamamlanan "İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi" konulu araştırmanın sonuçları paylaşıldı. Toplantıya; kulüp başkanları, İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyeleri, İZVAK Danışma Kurulu ve Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerinin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Berkhan Alptekin, TÜRFAD - Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmir Şube Başkanı Bahri Vreskala, TSYD - Türkiye Spor Yazarları Derneği İzmir Şube Başkanı Ergin Karataş katıldı. Yorgancılar: "Kentler sporla da büyüyor ve güçleniyor" Toplantı başkanlığını yürüten Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Ender Yorgancılar yaptığı açılış konuşmasında: "Kentler yalnızca sanayi, ticaret ve turizmle değil; sporla da büyüyor ve güçleniyor. Barcelona denilince FC Barcelona gelir. Liverpool’un adı, kulübüyle özdeşleşmiştir. Spor kulüpleri artık birer takımın ötesinde, şehrin kimliğini, ekonomisini ve sosyal dokusunu şekillendiren önemli aktörler. Maç günlerinin oluşturduğu ekonomik hareketlilikten gençlere kazandırdığı disipline kadar spor; hem ekonomik bir güç hem de insan sermayesi yatırımı. Şehirlerin marka değerini yükselten en güçlü unsurlardan biri de yine spor kulüpleri. Dolayısıyla spor kulüplerine yapılacak her yatırım, aslında kentin geleceğine, kimliğine ve ekonomisine yapılan bir yatırımdır" dedi. Erten: "Kulüpler kente sadece sportif katkı vermiyor" İzmir’in spor kulüplerinin; kente büyük sosyal ve ekonomik katkı sağladıklarını, kent tanıtımında çok önemli roller üstlendiklerini belirten Erten, "İzmir, köklü spor kültürü ve tarihi kulüpleri ile bu mirası geleceğe taşıyacak bir vizyonu fazlası ile hak ediyor. İZVAK olarak, kulüplerimizin kentsel yaşama katkılarını bilimsel çerçevede görünür kılmak ve daha fazla farkındalık olşuturmak için özel çaba harcıyoruz. İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle yürüttüğümüz ve bugün sizlere sunulacak olan ‘İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi’ araştırması, ‘Futbol ve Futbol Kulüpleri Odaklı Bir Ekonomik Etki Araştırması’ niteliğindedir. Araştırma, kentimizdeki futbol kulüplerinin sadece sportif değil; ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan da ne kadar hayati bir rol üstlendiğini bilimsel verilerle ortaya koymaktadır" diye konuştu. Doğu: "Şehir için 280 -300 milyon Euro boyutunda ekonomik etki" Çalışmanın sunumunu yapan İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burak Doğu, "İzmir kulüpleri, Süper Lig seviyesine ulaştıklarında, şehir için yılda yaklaşık 280 -300 milyon Euro boyutunda ekonomik etki oluşturma potansiyeline sahip olduklarını ölçümledik. Bunun 100 milyon Euro kısmını, şehrin Süper Lig temsilcisi Göztepe Kulübü günümüzde sağlamaktadır. Bu, kulüplerin kent ekonomisine ciddi düzeyde katkı sunma potansiyeline sahip olduklarını gösteriyor" dedi. Sepil: "Çok değerli bir çalışma" Toplantıya katılan Göztepe Kulübü Onursal Başkanı Mehmet Sepil: "Bu tür çalışmaların ne denli zor ve karmaşık olduğunu çok iyi biliyorum. Verdikleri emek için İZVAK Yönetimine ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne teşekkür ederim. Çok değerli bir çalışma olmuş. Stadların artık şehrin en merkezi yerlerinde inşa edilmesi bütün dünyada destekleniyor. Bu çalışma ile bunun doğruluğunu bir kez daha teyid edilmiş oldu. Bu çalışmanın örnek olmasını ve daha da geliştirilmesini diliyorum. Göztepe kulübü, Avrupa’ya gönderdiğimiz sporcularımızdan dolayı artık hizmet ihracatçısı kapsamında değerlendiriliyor. Planladığımız yatırımları yaptığımızda bu kapasitemiz çok daha artacak. Sadece kentimize değil, ülkemize de ekonomik katkı ve tanıtım katkısı sağlıyoruz" ifadelerine yer verdi.
EÜ’de "Türk Dünyası ile İlişkiler ve Orhun Koordinatörlüğü" kuruldu
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:50 EÜ’de "Türk Dünyası ile İlişkiler ve Orhun Koordinatörlüğü" kuruldu Ege Üniversitesi, Türk Dünyası ile olan akademik, kültürel ve bilimsel bağlarını güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Ege Üniversitesi Türk Dünyası ile İlişkiler ve Orhun Koordinatörlüğü kuruldu. Koordinatörlük; Türk Dünyası ülkeleri ile gerçekleştirilen protokoller, öğrenci ve öğretim üyesi hareketliliği, ortak akademik çalışmalar ve proje iş birliklerinin planlanması gibi konularda faaliyet gösterecek. Koordinatörlüğün kurulması ile Ege Üniversitesinin uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda Türk Dünyası ile ilişkilerin daha etkin, sistemli ve sürdürülebilir bir biçimde geliştirilmesi hedefleniyor. Ege Üniversitesinin Orhun Değişim Programına liderlik ettiğini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Ege Üniversitesi, Orhun sürecinin öncü üniversitesi olarak son 3 yıldır en fazla başvuru alan ve en fazla kabul veren üniversite konumunda bulunuyor. Ege Üniversitesinin akredite, öğrenci odaklı bir araştırma üniversitesi olması, öğrenci ve öğretim üyelerinin akademik çalışma yapmak için üniversitemizi tercih etmelerinde önemli rol oynuyor. Cumhurbaşkanlığı düzeyinde Türk Cumhuriyetleri ile kurulan ilişkilerin en üst düzeyde önemsenmesi, Üniversitemizin bu devletler ile temas kurma isteğini güçlendiriyor. Böylece ilişkilerimiz, akademik ve sosyal anlamda her geçen gün daha da gelişiyor. Türk Dünyasının çeşitli alanlarında faaliyet gösteren üniversitelerle 160 ikili iş birliği protokolüne sahip olan Üniversitemiz, hem Orhun Değişim Programı hem de ikili iş birliği protokolleri kapsamında geçtiğimiz yıl 286 öğrenci hareketliliği ve 306 öğretim üyesi hareketliliği gerçekleştirdi. Ege Üniversitesi olarak bundan sonra da gönül coğrafyamız olan Türk Dünyası ile iş birliğimizi artırmaya devam edeceğiz." dedi. Ege Üniversitesinin Türk Dünyası ile öğrenci ve akademisyen değişimindeki güçlü konumundan bahseden Koordinatör Doç. Dr. Fazıl Özdamar ise "Ege Üniversitesi, 2017 yılında yürürlüğe giren Orhun Değişim Programının ilk günden bu yana doğal üyesidir. 2025-2026 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında Orhun Değişim Programı kapsamında Üniversitemizde 40 öğrenci ve 13 öğretim üyesi bulunuyor. Ayrıca ikili iş birliği protokolü çerçevesinde iki öğrenci Üniversitemizde eğitim alıyor. Diğer yandan kısa dönemli ikili iş birliği protokolü hareketliliği ile 32 öğretim üyesi ve 71 öğrenci, Üniversitemize gelerek akademik çalışmalarda bulunuyor. Üniversitemiz; Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından kurulan ve Özbekistan’ın asil; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ise gözlemci üye olduğu Türk Keneşi bünyesinde oluşturulan Türk Üniversiteler Birliğine üye üniversiteler ile iş birliği protokollerinin sayısını her geçen artırıyor. Öte yandan bu birliğe üye üniversitelerden gelen talepler doğrultusunda Orhun Değişim Programı ve ikili iş birliği protokolü ile ilgili bilgi ve tecrübelerini bu üniversitelerle paylaşmaya devam ediyor." diye konuştu.
ABD ile LNG anlaşması, jeopolitik sigorta
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:20 ABD ile LNG anlaşması, jeopolitik sigorta Türkiye, enerji arz güvenliğini güçlendirmek amacıyla ABD kaynaklı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedariki için 20 yıllık yeni bir anlaşmaya imza attı. ABD ile 20 yıllık enerji iş birliği, maliyet tartışmalarını ve Türkiye’nin enerji sepetinde önemli bir değişimi beraberinde getiriyor. Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Emin Selahattin Umdu, yeni LNG anlaşmasının arz kesintilerine karşı jeopolitik sigorta işlevi göreceğini söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Umdu, Türkiye’nin bu anlaşma ile müzakere gücünün artacağını belirterek, "Türkiye’nin birçok uzun vadeli boru hattı anlaşması, özellikle Rusya ile yapılanlar 2026 civarında sona erecek. ABD ile yapılan bu LNG anlaşması Türkiye’ye yeni kontratlarda daha güçlü pazarlık imkânı verecek. Ayrıca bu anlaşma, Türkiye’nin uzun süredir hedeflediği "bölgesel doğal gaz ticaret merkezi" olma stratejisini de destekliyor" dedi. Anlaşmanın avantajları ve dezavantajları ile ilgili değerlendirme yapan Dr. Öğretim Üyesi Umdu şunları söyledi: "Türkiye 20 yıl boyunca 70 milyar metreküp ABD kaynaklı Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG) alacak. Yani yılda ortalama 4 milyar metreküp civarında. Yıllık ortalama 55-60 milyar metreküp talep baz alındığında, bu tek anlaşma Türkiye’nin toplam yıllık doğal gaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 6,5 ila yüzde 8’ini karşılayacak. Daha da önemlisi bu çeşitlendirme ve enerji güvenliğinin arttırılmasını sağlayarak başka avantajlarda sunacak. Güvenilir bir kaynaktan yirmi yıl boyunca istikrarlı bir arzı garanti ederek Türkiye’nin uzun vadeli enerji güvenliğini olası jeopolitik aksaklıklara veya arz kesintilerine karşı artırır. Rusya’nın ardından yüzde 20 ile Azerbaycan ve yüzde 15 ile İran geliyor. Olası bir politik krizde gaz aktarımının azalması ülke için kritik kayıplara yol açabilir. Diğer önemli avantaj ise Türkiye’ye sağlayacağı pazarlık gücü. Türkiye’nin uzun vadeli boru hattı sözleşmelerinin birçoğu (Rusya ile yapılan büyük sözleşme gibi) 2026 civarında sona erecek. Bunun gibi büyük, uzun vadeli bir alternatif arzın güvence altına alınması, Türkiye’ye yeni sözleşmelerinde daha uygun fiyatlar ve esnek şartlar müzakere etmek için önemli bir kaldıraç sağlıyor. Bu durumun bir başka yönü de Türkiye’nin bölgesel bir doğal gaz ticaret merkezi olma yönündeki uzun süredir devam eden politikasını desteklemesi. Ancak önemli bir dezavantajı da var. Her zaman daha pahalı olmasa da LNG, boru hattı gazına kıyasla sıvılaştırma (ABD’de) ve yeniden gazlaştırma Türkiye için önemli ek maliyetler içeriyor." Doğalgaz ticaret merkezi Anlaşmanın Türkiye’nin mevcut ve gelecekteki enerji politikası açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Umdu, "Anlaşma özellikle de Rusya’ya aşırı bağımlılığını sona erdirme politikasının şimdiye kadarki en açık sinyalini veriyor. Bu değişim aynı zamanda piyasanın serbestleşmesini de hızlandırarak ülkeyi katı, eyaletler arası boru hattı anlaşmalarından uzaklaştırıp daha esnek, piyasaya dayalı bir tedarik portföyüne doğru hareket ettiriyor. Bu tedarik kaynaklarını birbirine bağlayacak bir altyapıyı gerektiriyor. Karadeniz sahasındaki yerli üretimin artırılmasının desteklenmesi de bunun bir parçası. Ayrıca Türkiye de kapasite altı çalışan biyogaz tesislerinin verimliliğe göre önceliklendirilerek ve gerekli yatırımlar sağlanarak yerli üretime destek sağlaması da mümkün. Bunun yanında Kuzey Avrupa ülkelerinin yapmakta olduğu gibi yenilenebilir elektrik kullanan ve karbon tutan teknolojilerle doğalgaz üretimine yatırım yapılması bize ithalata karşı bir alternatif sunacaktır" dedi. Yerli üretim umut vadediyor Ülkemizin yerli doğalgaz üretiminin umut vaat ettiğini söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Umdu, "Türkiye’nin Karadeniz’de önemli bir yerli doğal gaz sahası Sakarya da bulunmaktadır. 2024 yılının tamamında 2,3 milyar metreküp üretim yapıldı. 2025 ortası itibarıyla günlük üretim 9,5-10 milyon metreküp (m/gün) civarına yükseldiği biliniyor. Uzun vadeli planları düşünülürse 15 milyar metreküp/yıl üretim ile Sakarya sahası Türkiye’nin mevcut yıllık talebinin yaklaşık yüzde 25-30’unu karşılayabilecektir. Bu, Türkiye’yi kendi kendine yeterli hale getirmese de ithalata bağımlılığı önemli ölçüde azaltacaktır" diye konuştu.