Yerel Haberler
İzmir
Bornova Belediye Başkanı Eşki adliyeye sevk edildi 09 Nisan 2026 Perşembe - 20:19:18 "Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik" iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve beraberindeki 3 şüpheli adliyeye sevk edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde yakalanan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve diğer şüphelilerin emniyetteki sorguları tamamlandı. ’Nitelikli Dolandırıcılık’ ve ’Resmi Belgede Sahtecilik’ suçlamalarıyla gözaltına alınan Ömer Eşki ile birlikte toplam 4 şüpheli, işlemlerinin bitmesinin ardından adliyeye sevk edildi. Haksız maaş iddiası Soruşturmanın, Bornova Belediyesi bünyesinde Aslıhan Aksoy isimli kişinin fiilen çalışmadan maaş aldığı iddiaları üzerine 1 Nisan’da başlatıldığı öğrenildi. İddiaya göre, 22 Eylül 2025 tarihinde Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi olarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaydı yapılan şüphelinin belediyede hiçbir görev yapmadığı belirlendi. ’Bankamatik memuru’ olarak çalıştırıldığı öne sürülen şüpheli hakkında detaylı inceleme yapıldı. Sorumlular raporda tespit edildi Hazırlanan SGK Uzmanlık Raporu doğrultusunda, yaşanan olayla ilgili sorumlular tek tek tespit edildi. Raporda, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi A.A., Bornova Belediyesi Personel A.Ş. Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları Müdürü P.K. ve Bornova Belediyesi Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdür Vekili İ.A.’nın sorumluluğu bulunduğu kaydedildi. Raporun ardından harekete geçen ekipler, şüphelileri gözaltına almıştı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 18:33 Başkan Tugay: "Meslek Fabrikası için mücadele sürecek" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, polis barikatıyla çevrili Meslek Fabrikası’ndaki nöbetin dördüncü gününde içeriye girdi. Binadaki demirbaşlar için mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte tespit işlemlerine katılan Tugay, daha sonra basın açıklaması yaptı. Tugay, "Yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır. Hiç kimse bunu normal görmemeli. Mücadelemize devam edeceğiz" dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, başvurucu kurum adına "asil" sıfatıyla hakim nezaretinde bugün sabah Meslek Fabrikası’na girme talebini ilettikten sonra mahkeme heyeti ile birlikte bir süre kapıda bekletildi. Sonrasında mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte içeri girerek tespit işlemlerine katıldı. CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu Üyesi Yalçın Karatepe, CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, sendika ile siyasi parti temsilcileri ve İzmirlilerin destek verdiği Başkan Tugay, gelişmelerin ardından fabrikadan çıkarak basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. "Kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için önemliydi" Süreç hakkında detaylı bilgi veren Başkan Tugay, "Olayı hukuk zemininde çözmeye çalışıyoruz. Bu sorunun çözümü idari ya da hukuki olacak, bunu biliyoruz. Şiddetle olması mümkün değil. Başından beri her şey hukuksuz yürüdüğü için kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için önemliydi. Burası polis ablukasına alındığında girmek istediğimi söylemiştim, izin verilmemişti. Ben belediye başkanıyım, herhangi bir yapıya zarar verme durumum yok. Bugün mahkemenin tespit işlemi sırasında belediye başkanı olarak içeri almak durumunda kaldılar. Ama başta yine bir mukavemet oldu. Yine üst makamlara soralım denildi. Onlar onay vermedi diye olumsuz cevap da verildi. Nihayetinde tespiti isteyen kurumların en başındaki kişi olarak içeri alındık. Yapıdaki restorasyon, tadilat, eşyalarımız, tesisat ile ilgili bir bilirkişi heyeti tespit yaparken, ben de onlara eşlik ettim. Ne kadar üzgün olduğumu anlatamam. Meslek Fabrikası’nın kurslarında kullanılan bütün o malzemeler, mutfaklarından bilgisayarlarına, dershane odalarından tutun pek çok malzemeye kadar yerli yerinde duruyor. Devlet kurumları arasında bir mülkiyet sorunu mahkemeye yansımışsa, bu durum sonuçlanana kadar yapılacak şey polisle burayı işgal etmek midir? Yoksa mahkeme sonuçlanana kadar beklemek ve ona göre tutum almak mıdır? Maalesef konuyu bu hale getiren İzmir’de iktidarın temsilcisi olan milletvekilleridir. Onlar emniyet güçlerini de baskı altında tutuyorlar. Mahkemeleri de baskı altında tutmaya çalışıyorlar" dedi. "Bu bir utanç vakasıdır" Bu durumu bu hâle getirenlerin utanması gerektiğini söyleyen Tugay, "Başından beri söylüyorum: Bu bir utanç vakasıdır. Türkiye’de ilk defa bir kamu kurumunun mülkü, başka bir kamu kurumunun mülkiyet iddiası nedeniyle polis zoruyla abluka altına alınmıştır. Bu, Türkiye tarihinde bir ilktir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün İzmir’de 3 bin 500 gayrimenkulü var. Bunu bu şekilde, polis eşliğinde yapmak zorunda değiller. Bu tamamen, belediyeye sorun çıkarmaya çalışan AK Partili milletvekillerinin eseridir. Şu anda da bu binalarımızı da bizlerden alarak ilave zorluklar çıkarmaya çalışıyorlar. İzmir halkının bu gerçeklerin farkında olması gerektiğini söylüyorum" diye konuştu. "Mücadelemize devam edeceğiz" Başkan Tugay ayrıca şunları söyledi: "Bundan sonrası için il başkanlığımızla beraber eylem sürecimiz devam edecek. Ancak bugün Bornova Belediye Başkanımızla ilgili konuyla ilgilenmek zorundayım. Belediyedeki işlerimizin aksadığı yönünde bir algı oluşmasını da istemem. Bu sürecin başında yıllık izin aldım; şu anda yıllık izindeyim. Yönetici arkadaşlarımıza da belediye çalışmalarını aksatmadan devam etmelerini söyledim. Bugüne kadar da bu şekilde geldik. Ama bundan sonra gece gündüz bulunmayı azaltarak normal işime döneceğim. Elbette bu konuyla ilgili hukuki ve idari süreçlerimiz devam edecek. Avukat arkadaşlarımız halkın hakkını savunmak için mücadele edecek. Ancak tekrar vurguluyorum; yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır ve açıkça bir kötülüktür. Hiç kimse bunu normal görmemelidir. Mücadelemize devam edeceğiz."
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:39 YÖK ile EBSO arasında iş birliği protokolü Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, İzmir’de, Yükseköğretim Kurulu ile Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) arasında "Üniversite-Sanayi İş Birliği Protokolü" imza törenine katıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) düzenlenen törende konuşan Özvar, protokolün, yükseköğretim sistemi ile sanayi arasında Türkiye’nin geleceğine dair ortak bir vizyonu ortaya koyduğunu ifade etti. Günümüz dünyasında yükseköğretim; ülkelerin kalkınma kapasitesini belirleyen, beşeri sermayesini şekillendiren, üretim yapısını dönüştüren ve uluslararası rekabet gücünü tayin eden stratejik bir alan haline geldiğini belirten Özvar, "Bu nedenle, yükseköğretim politikalarının sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değil aynı zamanda gelecekteki ekonomik ve teknolojik değişimleri ve iş gücü ihtiyaçlarını öngören uzun vadeli bir anlayışla belirlenmesi gerekmektedir. Biz de son yıllarda yükseköğretim sistemimizi bu anlayışla yeniden yapılandırıyoruz" dedi. Yükseköğretimde yeni bir paradigma değişimini, stratejik bir dönüşümü hayata geçirdiklerini vurgulayan Özvar, şunları söyledi: "Bu paradigma değişimi, yükseköğretimi kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkı ekseninde yeniden tanımlayan bütüncül bir dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Bizim için asıl önemli olan husus; mezunlarımızın öğrenim gördükleri alanda ne kadar yetkin oldukları, iş gücü piyasasına ne kadar hızlı ve sağlıklı bir şekilde entegre oldukları, edindikleri bilgi ve becerilerin sektörün beklentileriyle ne ölçüde örtüştüğü, üretime ne düzeyde katkı sundukları ve ülkemizin kalkınma hedeflerine nasıl bir değer kattıklarıdır." "Üniversite-sektör iş birliğini yapısal bir zorunluluk olarak görüyoruz" Özvar, yürütülen stratejik dönüşüm sürecinin en kritik boyutlarından birinin "yükseköğretim ile sektör arasındaki ilişkinin yeniden kurgulanması" olduğunu söyledi. "Bugün geldiğimiz noktada üniversite-sektör iş birliğini bir tercih olarak değil yapısal bir zorunluluk olarak görmek durumundayız" ifadesini kullanan Özvar, "Önümüzdeki temel mesele, yükseköğretim sistemimizin ürettiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, dinamik ve sürdürülebilir bir uyum tesis etmektir. İşte Yükseköğretim Kurulu olarak son yıllarda gerçekleştirdiğimiz pek çok politika tam da bu hedef doğrultusunda şekillenmektedir" dedi. Özvar, yapay zeka, dijital teknolojiler, ileri üretim sistemleri, yeşil dönüşüm, enerji, tarım teknolojileri ve sağlık alanları gibi stratejik sektörlerde yeni programların açılmasının, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi. "OSB-MYO mezunlarının istihdam oranı yüzde 90’ların üzerinde" Amaçlarının yükseköğretim sistemini dönüşümü geriden takip eden değil, dönüşümü öngören ve yön veren bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirten Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu dönüşümün sahadaki en güçlü ve en somut yansımalarından biri, Organize Sanayi Bölgeleri Meslek Yüksekokulları yani OSB-MYO modelidir. Bu modelde öğrenciler yalnızca sınıfta değil, doğrudan üretim ortamında öğrenmektedir. Sınıfta edinilen teorik bilgi, aynı zamanda üretim bandında, atölyede veya sahada pratiğe dönüşmektedir. Bu durum, öğrenmenin doğasını değiştirmekte ve öğrencilerimizin mezuniyet sonrasında iş hayatına uyum süreçlerini önemli ölçüde kısaltmaktadır. Mevcut durumda 21 üniversitemizde 22 OSB-MYO faaliyet göstermektedir. Burada 37 farklı türde 119 program Kurulumuz tarafından desteklenmektedir. OSB-MYO mezunlarının istihdam oranlarının yüzde 90’ların üzerine çıkması bu projenin başarısını açık bir şekilde ortaya koymaktadır." Yükseköğretim Kurulu olarak başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kurum-kuruluşları ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ile bu modeli yaygınlaştırmak, mevcut yapıları güçlendirmek ve ülke geneline taşımak için kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini belirten Özvar, "Çok daha fazla sayıda OSB-MYO’yu ülkemize kazandıracağız" dedi. "7 ilimizde pilot uygulamalara başlıyoruz" Son dönemde izledikleri stratejik dönüşümün bir diğer önemli boyutunu da "işyeri temelli uygulamalı eğitim modeli"nin oluşturduğunu vurgulayan Özvar, şunları kaydetti: "Bu süreçte işletmeler yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda eğitim sürecinin aktif bir paydaşı haline gelmektedir. Müfredatın hazırlanmasından uygulama süreçlerinin yürütülmesine kadar pek çok aşamada sektör temsilcilerinin katkısı alınmakta, böylece eğitim ile üretim arasında güçlü bir bütünlük sağlanmaktadır. Bu modelin en önemli kazanımlarından biri; tıpkı OSB-MYO modelinde olduğu gibi, öğrencilerimizin mezuniyet öncesinde gerçek iş ortamıyla güçlü bir bağ kurmalarıdır. Bu kapsamlı dönüşümün sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi için pilot uygulamalara başlıyoruz. Bu doğrultuda Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere 7 ilimizde uygulamayı başlatıyoruz." Özvar, bu çerçevede, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolünün de son derece kıymetli olduğunu dile getirdi. Yükseköğretim Kurulu ile TOBB arasındaki iş birliği çerçevesinde şu ana kadar 104 üniversitede 381 meslek yüksekokulunun 283 oda ve borsa ile eşleştirildiğini aktaran Özvar, "Hedefimiz; birlikte istihdama duyarlı programlar oluşturmak ve sektörün ihtiyaçlarına uygun eğitim ve staj olanaklarını artırmaktır. Bu kapsamda, eşleştirilen her meslek yüksekokulunda odalar ve borsalar tarafından belirli sayıda öğrenciye burs verilecektir. Benzer şekilde, İstanbul Sanayi Odası ile de bir iş birliği protokolü imzalamış bulunuyoruz" diye konuştu. EBSO ile imzalanan protokolün, bu bütüncül dönüşüm sürecine yeni bir güç ve yeni bir ivme kazandıracağını söyleyen Özvar, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın uzun yıllara dayanan üniversite-sanayi iş birliği tecrübesinin, bu anlamda son derece kıymetli bir birikimi ifade ettiğini vurguladı. "Ar-Ge ve inovasyon gibi birçok alanda somut adımlar atılacak" Bu protokolle, bölgedeki üniversiteler ile sanayi arasındaki iş birliğinin çok daha sistematik, programlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını vurgulayan Özvar, "İşletmede mesleki eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, müfredatların sektör katkısıyla güncellenmesi, yeni programların birlikte tasarlanması, Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin ortaklaşa yürütülmesi gibi birçok alanda somut adımlar atılacaktır. Bu yönüyle imzaladığımız protokol; yükseköğretim ile sanayi arasında güçlü ve kalıcı bir ekosistem kurma iradesinin somut bir tezahürüdür" ifadelerini kullandı. İzmir verilerini paylaştı Bugün imzaladıkları protokolün bu büyük dönüşüm sürecine önemli katkılar sunacağına yürekten inandığını belirten Özvar, "Bu protokol, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın katkılarıyla İzmir’de 8 üniversitemizi ve bir vakıf meslek yüksekokulumuzu doğrudan etkilemektedir. Sunulan güncel verilere göre İzmir’de bu kapsamda yer alan 41 farklı sektörle yapmış olduğumuz analiz sonucunda eşleşmiş olan 93 farklı program türünde eğitim gören toplam 12 bin 627 öğrenci işletmede mesleki eğitim imkanlarından istifade edecek" dedi. "Amacımız, arz-talep dengesine katkı sunmak" EBSO Başkanı Ender Yorgancılar da Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’a sanayinin ihtiyaç duyulan alanlarına ve mesleki eğitimin geliştirilmesine verdiği desteklerden dolayı teşekkür etti. Yorgancılar, "Bugün imzaladığımız EBSO-Yükseköğretim Kurulu iş birliği protokolü ile amacımız; çok daha aktif çok daha güçlü sanayi-akademi iş birliği sağlamak ve iş gücündeki arz-talep dengesine katkı sunmaktır" diye konuştu. İş birliği protokolü, Özvar ile Yorgancılar tarafından imzalandı. Törene, Yükseköğretim Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan, Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Prof. Dr. Mahmut Ak, İzmir ve Ege bölgesindeki rektörler de katıldı. "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısı yapıldı Özvar, ayrıca, yine EBSO’da düzenlenen "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısına katıldı. Rektörler ile OSB-MYO’larda görev yapan akademisyenlerin de katıldığı toplantıda konuşan Özvar, derslerin sadeleştirilmesi konusuna vurgu yaptı. Toplantının devamında Özvar, akademisyenlerin sorularını cevapladı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden kamuya büyük destek
26 Mart 2026 Perşembe - 18:23 İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden kamuya büyük destek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet ve faaliyetlerinde kullandığı bazı binaların Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesine karşı başlattığı hukuk mücadelesi sürerken, belediye envanterindeki kayıtlar önemli bir gerçeği ortaya çıkardı. Büyükşehir Belediyesi’nin son yıllarda merkezi idareye bağlı kurumlara mülkiyetindeki taşınmazlarla ilgili 81 adet tahsis işlemi yaptığı, toplam 287 bin metrekareyi kamu kurumlarının kullanımına sunduğu tespit edildi. Gasilhane, Egemenlik Evi, Meslek Fabrikası ve Namazgah Hamamı gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait ve tamamı halkın hizmetinde aktif olarak kullanılan taşınmazlara Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el koyulması yönündeki girişimler yargıya taşındı. Tartışma, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın İzmir’in hakkına hukukuna sahip çıkma çağrısıyla birlikte kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Öte yandan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin merkezi idareye bağlı kurumlara destek olma konusunda yapıcı bir yaklaşım sergilediği de ortaya çıktı. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı kararlar doğrultusunda kamu kurumlarına belediye envanterinde yer alan taşınmazlardan toplam 81 adet tahsis gerçekleştirildi. Bu tahsislerin toplam büyüklüğü ise 287 bin 328 metrekareyi aşıyor. Tahsislerin tamamı, belediye meclisinde alınan kararlar doğrultusunda ve ilgili kurumların talepleri üzerine hayata geçirildi. En fazla tahsis din ve eğitim hizmetlerine Tahsislerin önemli bir bölümünün eğitim, sağlık ve dini hizmetler gibi doğrudan vatandaşın günlük yaşamına temas eden alanlarda yoğunlaştığı görülüyor. Kurum bazlı dağılıma bakıldığında en fazla tahsisin müftülükler ve eğitim kurumları için yapıldığı dikkat çekiyor. İl Müftülüğü ve ilçe müftülüklerine yönelik tahsisler toplamda listenin en büyük kısmını oluştururken, bunu İl Milli Eğitim Müdürlüğü izliyor. Bu iki alan, toplam tahsislerin hem sayı hem de metrekare açısından büyük bölümünü kapsıyor. Sağlık Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile emniyet birimlerine yapılan tahsisler de dikkat çeken diğer başlıklar arasında yer alıyor. Üniversiteler ve diğer kamu kuruluşlarına da tahsisler bulunuyor. Toplam 81 tahsisin 30’unun İl Müftülüğü’ne, 16’sının İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, 10’unun Sağlık Bakanlığı’na, 6’sının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, 4’ünün İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne, 2’sinin Dokuz Eylül Üniversitesi’ne yapıldığı görülüyor.
İzmir’de kuyumcuyu pompalı tüfekle soyan 3 şüpheli tutuklandı
26 Mart 2026 Perşembe - 16:20 İzmir’de kuyumcuyu pompalı tüfekle soyan 3 şüpheli tutuklandı İzmir’in Aliağa ilçesinde bir kuyumcuyu pompalı tüfekle soyup çevreye ateş açarak kaçan 3 şüpheli tutuklandı. Silahlı soygun anı iş yerinin güvenlik kameraları tarafından anbean kaydedildi. Olay, 18 Mart günü saat 16.30 sıralarında Şakran Mahallesi Namık Kemal Caddesi üzerinde meydana geldi. Kasklı 2 şüpheli motosikletle kuyumcu dükkanına yaklaştı. Şüphelilerden biri içeri girerek altın alacağını söyledi. Kısa süre sonra diğer şüpheli elindeki pompalı tüfekle dükkana girdi. Silahı gören iş yeri sahibi paniğe kapılarak hızla dışarı kaçtı. Olayı fark edip dükkana yönelen çevredeki esnafı durdurmak isteyen soyguncular, yanlarındaki pompalı tüfekle etrafa ateş açtı. Şüpheliler daha sonra geldikleri motosiklete binerek firar etti. Şüphelilerin dükkandan 70 gram altın çaldığı öne sürüldü. Olayın ardından kaçan şahısları yakalamak için jandarma ekipleri çalışma başlattı. Yapılan takip ve soruşturma neticesinde nitelikli yağma olayının şüphelileri M.A. (24), P.S. (23) ve F.A.(24) yakalanarak gözaltına alındı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Güvenlik kamerasına yansıdı Ortaya çıkan güvenlik kamerası görüntülerinde soygunun detayları yer aldı. Kayıtlarda şüphelilerden birinin içeri girip kuyumcuya yöneldiği görüldü. Durumu fark edip dışarı kaçan kuyumcunun peşine düşen soyguncunun ardından diğer şüpheli de dükkana girdi. Şüpheliler camekanlı raflara yönelerek çekmeceleri açtı. Raflardan altınları alan şahıslar hızla dükkandan çıktı.
Çeşme’de, duygu dolu Çanakkale anması
26 Mart 2026 Perşembe - 16:08 Çeşme’de, duygu dolu Çanakkale anması 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla Çeşme’de anlamlı bir anma programı düzenlendi. 18 Mart’ta okulların ara tatilde olması nedeniyle bugün gerçekleştirilen törende duygu dolu anlar yaşandı. Çakabey Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa ilçe protokolü, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Sıdıka Kelami Ertan Ortaokulu tarafından hazırlanırken, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı okul müdürü Hikmet Aykut yaptı. Aykut, konuşmasında Çanakkale Zaferi’nin yalnızca bir askeri başarı olmadığını, aynı zamanda bir milletin kaderini değiştiren tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Çanakkale’de verilen mücadelenin fedakârlık, inanç ve kararlılığın en büyük örneklerinden biri olduğunu ifade eden Aykut, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğine dikkat çekerek, "Onun askeri dehası ve sarsılmaz iradesi olmasaydı bugün bu topraklarda özgürce yaşamak mümkün olmayacaktı" dedi. Konuşmasında gençlere de seslenen Aykut, Çanakkale ruhunun yalnızca geçmişte kalmaması gerektiğini belirterek, bu ruhun bilim, sanat ve üretimle geleceğe taşınmasının önemine değindi. Şehitlerin emaneti olan vatanın korunmasının en büyük sorumluluk olduğunu ifade etti. Öğrencilere ödülleri verildi Program kapsamında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen şiir ve resim yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Öğrencilerin Çanakkale ruhunu yansıtan eserleri, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Tören, öğrenciler tarafından sahnelenen "Geçilmez Çanakkale" adlı gösteri ile devam etti. Duygusal anların yaşandığı gösteri, izleyicilerden büyük alkış aldı. Anma programı, toplu hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
İZBETON davasında ara karar açıklandı
26 Mart 2026 Perşembe - 13:09 İZBETON davasında ara karar açıklandı İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’deki usulsüzlük iddialarına yönelik açılan davanın beşinci duruşması tamamlandı. Mahkeme heyeti ara kararında sanıkların adli kontrol tedbirlerinin devamına ve bilirkişinin reddi talebinin reddedilmesine hükmetti. İZBETON AŞ Kentsel dönüşüm projelerinde "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla açılan davaya Aliağa’da devam edildi. 5. Duruşmada tutuksuz yargılanan sanıklar hakim karşısına çıktı. Başka bir dosyadan tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu da duruşmaya katıldı. Yoklamayla başlayan duruşmada sanık avukatları dosyaya atanan yeni bilirkişi heyetine itiraz etti. Mahkeme heyeti avukatların bilirkişinin reddi talebini kabul etmedi. Adli kontrol tedbirleri sürecek iddianamede 449 mağdur ve 7 müşteki bulunurken, sanıklar hakkında 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Operasyonlarda 139 şüpheli yakalandı ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60’ı tutuklandı. Süreç içerisinde yapılan itirazlar ve tahliyelerle İZBETON ana davasında tutuklu sanık kalmadı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar hakkında daha önce uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devam etmesine karar verdi. Dosyada yer alan eksikliklerin tamamlanması ve bilirkişi raporunun mahkemeye sunulması kararlaştırıldı. Mahkeme heyeti, tüm eksiklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı 17 Haziran 2026 saat 10.00’a erteledi.