GÜNDEM - 26 Mart 2026 Perşembe 18:23

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden kamuya büyük destek

A
A
A
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden kamuya büyük destek

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet ve faaliyetlerinde kullandığı bazı binaların Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesine karşı başlattığı hukuk mücadelesi sürerken, belediye envanterindeki kayıtlar önemli bir gerçeği ortaya çıkardı. Büyükşehir Belediyesi’nin son yıllarda merkezi idareye bağlı kurumlara mülkiyetindeki taşınmazlarla ilgili 81 adet tahsis işlemi yaptığı, toplam 287 bin metrekareyi kamu kurumlarının kullanımına sunduğu tespit edildi.


Gasilhane, Egemenlik Evi, Meslek Fabrikası ve Namazgah Hamamı gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait ve tamamı halkın hizmetinde aktif olarak kullanılan taşınmazlara Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el koyulması yönündeki girişimler yargıya taşındı. Tartışma, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın İzmir’in hakkına hukukuna sahip çıkma çağrısıyla birlikte kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.


Öte yandan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin merkezi idareye bağlı kurumlara destek olma konusunda yapıcı bir yaklaşım sergilediği de ortaya çıktı. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı kararlar doğrultusunda kamu kurumlarına belediye envanterinde yer alan taşınmazlardan toplam 81 adet tahsis gerçekleştirildi. Bu tahsislerin toplam büyüklüğü ise 287 bin 328 metrekareyi aşıyor. Tahsislerin tamamı, belediye meclisinde alınan kararlar doğrultusunda ve ilgili kurumların talepleri üzerine hayata geçirildi.



En fazla tahsis din ve eğitim hizmetlerine


Tahsislerin önemli bir bölümünün eğitim, sağlık ve dini hizmetler gibi doğrudan vatandaşın günlük yaşamına temas eden alanlarda yoğunlaştığı görülüyor. Kurum bazlı dağılıma bakıldığında en fazla tahsisin müftülükler ve eğitim kurumları için yapıldığı dikkat çekiyor. İl Müftülüğü ve ilçe müftülüklerine yönelik tahsisler toplamda listenin en büyük kısmını oluştururken, bunu İl Milli Eğitim Müdürlüğü izliyor. Bu iki alan, toplam tahsislerin hem sayı hem de metrekare açısından büyük bölümünü kapsıyor. Sağlık Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile emniyet birimlerine yapılan tahsisler de dikkat çeken diğer başlıklar arasında yer alıyor. Üniversiteler ve diğer kamu kuruluşlarına da tahsisler bulunuyor.


Toplam 81 tahsisin 30’unun İl Müftülüğü’ne, 16’sının İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, 10’unun Sağlık Bakanlığı’na, 6’sının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, 4’ünün İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne, 2’sinin Dokuz Eylül Üniversitesi’ne yapıldığı görülüyor.



İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden kamuya büyük destek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Battalgazi Belediye Başkanı Taşkın’dan esnaf odalarına ziyaret Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) ile çok sayıda esnaf odasını ziyaret ederek, yeni dönemde görev alan yönetim kurullarına başarı dileğinde bulundu. Programda deprem sonrası şehrin ticari merkezi olan Akpınar ve çevresindeki dükkanların teslim süreci ile ulaşım esnafının yer sorunları ele alındı. Başkan Taşkın, Yeni Cami ile Akpınar arasındaki yaklaşık 3 bin dükkânın 10 gün içinde vatandaşlarla buluşacağını açıklayarak, "Esnaf odalarımız şehrimizin değerleridir, çarşımızın bel kemiğidir. Önümüzdeki hafta açılacak alan hemşerilerimizle buluşacak. Çok modern ve güzel bir çarşı olacak. Hep birlikte şehrimizin ayağa kalkması için katkı sunacağız. Esnafımızın sorunları bir günde çözülmez; ama ortak akılla ilerleyeceğiz" dedi. MESOB Başkanı Şevket Keskin ise belediye ile esnaf arasındaki diyaloğun önemine değinerek, "Esnafın en kısa sürede yeni çarşıya taşınması gerekiyor. Çarşısız şehir olmaz. Başkanımız Malatya’yı ve halkını iyi bilen bir isimdir. Kendisine başarılar diliyoruz" ifadelerini kullandı. Minibüsçüler Odası Başkanı Mesut İnce de açılacak yeni caddeyle toplu taşımada önemli kolaylıklar sağlanacağını belirterek, "Başkanımız her zaman esnafımızın yanında oldu. Yeni cadde, şehir merkezindeki yolculuk hareketlerine katkı sağlayacak. Kendisine teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
İstanbul Didem Soydan: "Defilede manken arkadaşım elindeki sarılı sigarayı bana uzattı, olaydaki madde uyuşturucu ise burada bir nefes yanlışlıkla çekmiş oldum’’ İstanbul’da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında manken Didem Soydan’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Soydan ifadesinde, "Defilede manken arkadaşım elindeki sarılı sigarayı bana uzattı. Sanırım arkadaşımın elindeki şey uyuşturucu maddeydi ancak ben hayatımda kullanmadığım için bilmiyorum. Olaydaki madde uyuşturucu ise burada bir nefes yanlışlıkla çekmiş oldum’’ dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen ’uyuşturucu’ soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında manken Didem Soydan’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. "Sanırım arkadaşımın elindeki şey uyuşturucu maddeydi ancak ben hayatımda kullanmadığım için bilmiyorum’’ Didem Soydan, kimlik tespitinde mesleğinin mankenlik olduğunu ve aylık gelirinin 100 bin lira olduğunu belirtti. Soydan ifadesinde, hayatının hiçbir döneminde uyuşturucu kullanmadığını ancak pandemiden bu yana doğal sigara tütünü kullanmaya başladığını söyleyerek, "Ara ara da tütün içerim. Yaklaşık 20 gün önce Fransa’ya bir defile için gittiğimde, defile sonrasında diğer manken arkadaşlara tütünlerinin olup olmadığını sordum. Arkadaşlarımdan birisi elindeki sarılı sigarayı bana uzattı, ben bundan bir sefer çektim ve bunun tütün olmadığını anladım. Bunun üzerine hemen yabancı uyruklu manken arkadaşıma dönerek istediğim şeyin bu olmadığını söyledim. Sanırım bu arkadaşımın elindeki şey uyuşturucu maddeydi ancak ben hayatımda kullanmadığım için bilmiyorum. Eğer anlattığım olaydaki madde uyuşturucu ise burada bir nefes yanlışlıkla çekmiş oldum’’ dedi. Soydan’a soruşturmanın diğer şüphelilerinden Hakan Kakız’ın ifadesi okundu. Soydan’a, Kakız’ın ifadesinde kullandığı "Mankenlik yapan Didem Soydan ve Umut Eker’in, Kerimcan Durmaz ve arkadaşları ile yakın olduklarını biliyorum. Düzenledikleri partilere veya buluşmalara hiç katılmadım ancak aynı sektörde çalışıyor olmamız ve ortak arkadaşlarımız olması sebebiyle bu şahısların yaşam tarzları hakkında bilgi sahibiyim. Esasen Samet ve Hakan’ın doğrudan bir gelir sağlayan meslekleri olmamasına karşın sık sık yurt dışı gezleri yapmaları ve yine gelirleri olmamasına rağmen oldukça lüks bir hayat sürmeleri sebebiyle bu gelirlerini fuhuştan elde ettiklerini duymuştum. Yine Kerimcan’ın eski menajeri ve halihazırda yakın arkadaşı olan Furkan Çağman’ın açık açık sosyal medya üzerinden de yaptığı paylaşımlarla fuhuş yaptığını biliyorum. Ben bu ekibin yapmış olduğu hiçbir organizasyona ve etkinliğe davet edilmedim ve edilsem dahi gitmeyeceğim için bu davetlere tam olarak kimlerin katıldığını bilemiyorum. Bu şahısların uyuşturucu madde kullandıklarını biliyorum’’ şeklindeki beyanı soruldu. Soydan ise, "Anladığım kadarıyla bu şahsın beyanı doğrudan bir görgü değil bir duyuma dayalıdır. Ben uyuşturucu madde kullanmadığımı yukarıda açıkladım’’ cevabını verdi.
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında annenin sözleriyle salon buz kesti Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davada müşteki beyanları, ihmaller zincirini ve ailelerin yaşadığı derin acıyı bir kez daha gözler önüne serdi. Yangından yaralı kurtulan işçiler, sigortasız ve güvencesiz çalıştırıldıklarını, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını ve denetimlerin göstermelik yapıldığını öne sürerken, yangında kızı hayatını kaybeden bir anne, "Kızımın kefeni olmadı hakim bey" deyince salon sessizliğe gömüldü. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’nde bulunan Raviva Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana gelmişti. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Gikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen yangınla ilgili davada müşteki ifadelerinin alınmasına devam edildi. "Dışarı çıkıp çığlık attım" Yangında yaralı olarak kurtulan Keriman Miskin, "4 senedir Raviva Kozmetik’te çalışıyordum. Yangın günü kapı tarafındaydım. Tuncay Yıldız ve Hürol E. ürün karıştırıyordu. Sonra patlama sesi duydum, alev yayıldı, kaçtık. Tuncay Yıldız da yanıyordu, dışarı çıkıp çığlık atmaya başladım. Daha sonra da hiçbir arkadaşımı göremedim. İtfaiye de geç geldi, daha sonra hastaneye gittik. Ben öncesinde masa görevlisiydim. Sonrasında mutfakçıydım ancak mutfakçı adı altında tüm işleri yaptırıyorlardı. Her alanda çalışıyordum. İlk yerde önce kolonya, sonrasında dolum işine girildi. İlk yerde dolum da yapıyorduk. Kurtuluş Oransal bize talimat veriyordu. Yeni yere geçtiğimizde tadilat yapıldığını sanmıyorum, sadece boya yapıldı. İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal bize talimat vermedi. İsmail Oransal’ın Sheliq ürününü yapıyorduk. Shuran’da yapılıyor muydu bilmiyorum. Ben dönemsel çalışıyordum. Ataşehir’deki ofiste kremlerin paketlenmesine de gitmişliğim var" dedi. "Zabıtalar geldiklerinde onlara hediye olarak parfüm veriliyordu" Zabıtalar tarafından denetim yapılmadığını, denetim olacağı zaman da sigortasız işçilerin iş yerinden çıkarıldığını aktaran Miskin, "Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Yangından bir hafta önce zabıtalar geldi ancak denetim yapmadılar. Kurtuluş Oransal’ın yanına girdiler, sonra çıktılar. Benim hiç sigortam olmadı. Bir gün denetim olacağı söylendi, bizi fabrikadan çıkardılar, ardından aynı gün tekrar çağırdılar. Zabıtalar geldiklerinde onlara hediye olarak parfüm veriliyordu. Gökberk Güngör’ü ürün dolumu yaparken gördüm. Çocuk işçi ve göçmen işçi çalışıyordu. Sağlıksız koşullarda paketlerin üstünde yemek yiyorduk. Yangın merdiveni maliyetli olduğu için Kurtuluş Oransal yaptırmak istemedi" dedi. "Alev aldım, koşarak kaçtım" Fabrikadan yaralı olarak çıkan Ayten Aras, "Pandemi zamanında çalışmaya başladım. Rahatsızlanınca bırakmak zorunda kaldım ancak sonrasında Kurtuluş Oransal yeniden çağırdı. Olay günü paketleme yapıyordum. Patlama sesi geldiğinde ateş yayıldı, ben de alev aldım ve koşarak dışarı kaçtım. İlk yerde dolum, ikinci yerde ise hem dolum hem üretim yapılıyordu. Eski yerde de Shauran ve Sheliq üretiliyordu, yeni yerde yapılmıyordu. Kurtuluş Oransal’ın iki oğlu da geliyordu, zaman zaman yardım ediyorlardı" diye konuştu. "Kızımın kefeni olmadı hakim bey" Yangında hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, "Kızım kömür oldu. Kızım ölmek istemiyordu. Kurtuluş Oransal’ın kötü davrandığını, çok çalıştırdığını ve mesai parası vermediğini bana söylüyordu. Ekipman vermiyormuş, ‘Param yok’ diyormuş. Tuğba Taşdemir ve Cansu Esatoğlu kızımın kuzenleriydi. Kızımın kefeni olmadı hakim bey" deyince salonda uzun süre sessizlik hakim oldu. Altun Taşdemir, "Çok acı çekiyoruz. Anneyim ben. Eşim kanserdi, kızım babasına bakmak için çalışmak istedi" dedi. "Kızımı kömür olarak aldım" Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir ise, "Kanser tedavisi nedeniyle hastanede yattım. Kızımı toprak ve kömür olarak aldım fabrikadan. Maaşını da vermiyorlardı. Sanıkları hiçbir zaman affetmeyeceğim" dedi. "Sağ verdim, ölüsünü aldım" Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir, "Tuğba’yı sağ verdim, ölüsünü aldım. Çocuklarımın hakkını yediler. Maddi imkansızlıklardan dolayı çalışmak zorunda kaldılar. Sigortalarını yapacaklarını söyleyerek sürekli oyaladılar. 18 yaşındaydı, ölümü hak etmedi. Ölüm Allah’tan gelir ancak buna onlar sebep oldu. Sonuna kadar şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Çocuğumu torbaya koyup getirdim" Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, "İçimiz yanıyor. Çocuklarımız birbirlerine sarılarak öldüler. Çocuklarımız kömür oldular. Çocuğumu torbaya koyup getirdim. Tuğba 4 yıldır çalışıyordu. Biz paketleme işi olarak gönderdik. Kimyasal olduğunu bilmiyorduk. Şikayetçiyiz" şeklinde konuştu. "Kızımın iskeletine sarıldım" Cansu Esatoğlu’nun annesi Filiz Esatoğlu, "Kızımın iskeletine sarıldım, kızım kömür oldu. Kötü çalışma şartlarından bahsediyordu. Mesaiye kalmazsan işten çıkarırım diye tehdit ediyorlardı. Sigortası yoktu, şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar" Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu, "Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar. İnsanların emeklerini sömürdüler. Kan emici vampirler olarak gözünüz doymadı. Çalıştıkları yer mayın tarlası gibiydi. Oturup yemek yiyecek yerleri bile yoktu. Bu kasıtlı cinayet. Sizler katilsiniz. Yangın merdiveni yok, iş güvenliği uzmanı yok. 7 can kömür oldu. Yoksul oldukları için köle gibi çalıştırdılar Suçu ölmüş babalarının üstüne atıyorlar. Babaları ile ortaktılar" dedi. "Üç çocuğum yetim kaldı" Ölen Esma’nın eşi Aytekin Gikan, "Ne yediğim yemekten ne de uyuduğum uykudan tat alıyorum. Üç çocuğum yetim kaldı. Bu şahısların daha fazla para kazanması için yetim kaldılar. Gözlerini hırs bürümüş. Eşimi işten çıkarmıştım. Sigorta yapacağız diyerek 3 ay oyaladılar. Sonra bu olay yaşandı. Zorla eşimi aldılar evden. Yaptıkları kremden eşimin elleri alerji oluyordu" şeklinde konuştu. "Denetleme Çorlu’dan geçiyor, Dilovası’nda üretim yapılıyordu" Tuncay Yıldız’ın oğlu Ali Yıldız, "Düzce’de Kurtuluş Oransal ile babam birlikte çalışıyordu. Sonra işten ayrıldı. Dilovası’nda babamı ziyaret ettiğimde Kurtuluş Oransal’ın fabrikada sigara içtiğini gördüm. Bu fabrika sadece Kurtuluş Oransal’ın değildi, çocukları ile birlikteydi. Çalışanların hiçbirinin iş tanımı yoktu. Herkesten şikayetçiyim. Denetleme Çorlu’dan geçiyor, Dilovası’nda üretim yapılıyordu. Bunu babamdan öğrendim" diye konuştu. "Zabıtalar parfümle gönderiliyordu" Tuncay Yıldız’ın kızı Nursena Yıldız, "Babamdan zabıtalar geldiğinde parfüm verilerek gönderildiklerini duydum. Tüm denetimin Ali Osman A.’nın Çorlu’daki fabrikasından geçtiğini söylemişti. Dün Ali Osman A.’nın güldüğünü gördüm. Ailesine selam veriyor. Yanan kendi ailesi olsaydı böyle davranabilir miydi? Şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Bizimle iletişime geçmeye çalıştılar" Tuncay Yıldız’ın eşi İlknur Yıldız, "Bunlara finansal desteği veren Ali Osman A.’dır. Eşim, Kurtuluş Oransal’ın ‘arabada yattığını’ söylediğini anlattı. Kurtuluş ile eşi barışmıştı. Kurtuluş başta olmak üzere herkesten şikayetçiyim. Çetin A., Düzce’deki eski ev sahibi, olay sonrasında bizimle iletişime geçmeye çalıştı ancak kabul etmedik" dedi. "Kremlerin arkasında Tekirdağ adresi vardı" Şengül Yılmaz’ın kızı Eminenur Aldeniz, "Annem akşam beni aradı ancak konuşamadı. Hastane hastane annemi aradım, kimse öldüğünü söylemedi. Allah kimseye annesini o şekilde göstermesin. Annemin yanan kemikleri sayılıyordu. Kremlerin arkasında Tekirdağ’daki adresler yer alıyordu" ifadelerini kullandı. "Raviva’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu" Ölen Şengül’ün kız kardeşi Emine Bulut ise, "Daha önce 1 ay boyunca Raviva’de çalıştım ancak sağlıksız koşullar yüzünden işi bıraktım. Raviva’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu. Kurtuluş, insanlara hakaret ederek iş yaptırıyordu" dedi.