Yerel Haberler
İzmir
Bornova Belediye Başkanı Eşki adliyeye sevk edildi 09 Nisan 2026 Perşembe - 20:19:18 "Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik" iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve beraberindeki 3 şüpheli adliyeye sevk edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde yakalanan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve diğer şüphelilerin emniyetteki sorguları tamamlandı. ’Nitelikli Dolandırıcılık’ ve ’Resmi Belgede Sahtecilik’ suçlamalarıyla gözaltına alınan Ömer Eşki ile birlikte toplam 4 şüpheli, işlemlerinin bitmesinin ardından adliyeye sevk edildi. Haksız maaş iddiası Soruşturmanın, Bornova Belediyesi bünyesinde Aslıhan Aksoy isimli kişinin fiilen çalışmadan maaş aldığı iddiaları üzerine 1 Nisan’da başlatıldığı öğrenildi. İddiaya göre, 22 Eylül 2025 tarihinde Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi olarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaydı yapılan şüphelinin belediyede hiçbir görev yapmadığı belirlendi. ’Bankamatik memuru’ olarak çalıştırıldığı öne sürülen şüpheli hakkında detaylı inceleme yapıldı. Sorumlular raporda tespit edildi Hazırlanan SGK Uzmanlık Raporu doğrultusunda, yaşanan olayla ilgili sorumlular tek tek tespit edildi. Raporda, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi A.A., Bornova Belediyesi Personel A.Ş. Genel Müdürlüğü İnsan Kaynakları Müdürü P.K. ve Bornova Belediyesi Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdür Vekili İ.A.’nın sorumluluğu bulunduğu kaydedildi. Raporun ardından harekete geçen ekipler, şüphelileri gözaltına almıştı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 18:33 Başkan Tugay: "Meslek Fabrikası için mücadele sürecek" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, polis barikatıyla çevrili Meslek Fabrikası’ndaki nöbetin dördüncü gününde içeriye girdi. Binadaki demirbaşlar için mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte tespit işlemlerine katılan Tugay, daha sonra basın açıklaması yaptı. Tugay, "Yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır. Hiç kimse bunu normal görmemeli. Mücadelemize devam edeceğiz" dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, başvurucu kurum adına "asil" sıfatıyla hakim nezaretinde bugün sabah Meslek Fabrikası’na girme talebini ilettikten sonra mahkeme heyeti ile birlikte bir süre kapıda bekletildi. Sonrasında mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte içeri girerek tespit işlemlerine katıldı. CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu Üyesi Yalçın Karatepe, CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, sendika ile siyasi parti temsilcileri ve İzmirlilerin destek verdiği Başkan Tugay, gelişmelerin ardından fabrikadan çıkarak basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. "Kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için önemliydi" Süreç hakkında detaylı bilgi veren Başkan Tugay, "Olayı hukuk zemininde çözmeye çalışıyoruz. Bu sorunun çözümü idari ya da hukuki olacak, bunu biliyoruz. Şiddetle olması mümkün değil. Başından beri her şey hukuksuz yürüdüğü için kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için önemliydi. Burası polis ablukasına alındığında girmek istediğimi söylemiştim, izin verilmemişti. Ben belediye başkanıyım, herhangi bir yapıya zarar verme durumum yok. Bugün mahkemenin tespit işlemi sırasında belediye başkanı olarak içeri almak durumunda kaldılar. Ama başta yine bir mukavemet oldu. Yine üst makamlara soralım denildi. Onlar onay vermedi diye olumsuz cevap da verildi. Nihayetinde tespiti isteyen kurumların en başındaki kişi olarak içeri alındık. Yapıdaki restorasyon, tadilat, eşyalarımız, tesisat ile ilgili bir bilirkişi heyeti tespit yaparken, ben de onlara eşlik ettim. Ne kadar üzgün olduğumu anlatamam. Meslek Fabrikası’nın kurslarında kullanılan bütün o malzemeler, mutfaklarından bilgisayarlarına, dershane odalarından tutun pek çok malzemeye kadar yerli yerinde duruyor. Devlet kurumları arasında bir mülkiyet sorunu mahkemeye yansımışsa, bu durum sonuçlanana kadar yapılacak şey polisle burayı işgal etmek midir? Yoksa mahkeme sonuçlanana kadar beklemek ve ona göre tutum almak mıdır? Maalesef konuyu bu hale getiren İzmir’de iktidarın temsilcisi olan milletvekilleridir. Onlar emniyet güçlerini de baskı altında tutuyorlar. Mahkemeleri de baskı altında tutmaya çalışıyorlar" dedi. "Bu bir utanç vakasıdır" Bu durumu bu hâle getirenlerin utanması gerektiğini söyleyen Tugay, "Başından beri söylüyorum: Bu bir utanç vakasıdır. Türkiye’de ilk defa bir kamu kurumunun mülkü, başka bir kamu kurumunun mülkiyet iddiası nedeniyle polis zoruyla abluka altına alınmıştır. Bu, Türkiye tarihinde bir ilktir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün İzmir’de 3 bin 500 gayrimenkulü var. Bunu bu şekilde, polis eşliğinde yapmak zorunda değiller. Bu tamamen, belediyeye sorun çıkarmaya çalışan AK Partili milletvekillerinin eseridir. Şu anda da bu binalarımızı da bizlerden alarak ilave zorluklar çıkarmaya çalışıyorlar. İzmir halkının bu gerçeklerin farkında olması gerektiğini söylüyorum" diye konuştu. "Mücadelemize devam edeceğiz" Başkan Tugay ayrıca şunları söyledi: "Bundan sonrası için il başkanlığımızla beraber eylem sürecimiz devam edecek. Ancak bugün Bornova Belediye Başkanımızla ilgili konuyla ilgilenmek zorundayım. Belediyedeki işlerimizin aksadığı yönünde bir algı oluşmasını da istemem. Bu sürecin başında yıllık izin aldım; şu anda yıllık izindeyim. Yönetici arkadaşlarımıza da belediye çalışmalarını aksatmadan devam etmelerini söyledim. Bugüne kadar da bu şekilde geldik. Ama bundan sonra gece gündüz bulunmayı azaltarak normal işime döneceğim. Elbette bu konuyla ilgili hukuki ve idari süreçlerimiz devam edecek. Avukat arkadaşlarımız halkın hakkını savunmak için mücadele edecek. Ancak tekrar vurguluyorum; yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır ve açıkça bir kötülüktür. Hiç kimse bunu normal görmemelidir. Mücadelemize devam edeceğiz."
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:39 YÖK ile EBSO arasında iş birliği protokolü Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, İzmir’de, Yükseköğretim Kurulu ile Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) arasında "Üniversite-Sanayi İş Birliği Protokolü" imza törenine katıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) düzenlenen törende konuşan Özvar, protokolün, yükseköğretim sistemi ile sanayi arasında Türkiye’nin geleceğine dair ortak bir vizyonu ortaya koyduğunu ifade etti. Günümüz dünyasında yükseköğretim; ülkelerin kalkınma kapasitesini belirleyen, beşeri sermayesini şekillendiren, üretim yapısını dönüştüren ve uluslararası rekabet gücünü tayin eden stratejik bir alan haline geldiğini belirten Özvar, "Bu nedenle, yükseköğretim politikalarının sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değil aynı zamanda gelecekteki ekonomik ve teknolojik değişimleri ve iş gücü ihtiyaçlarını öngören uzun vadeli bir anlayışla belirlenmesi gerekmektedir. Biz de son yıllarda yükseköğretim sistemimizi bu anlayışla yeniden yapılandırıyoruz" dedi. Yükseköğretimde yeni bir paradigma değişimini, stratejik bir dönüşümü hayata geçirdiklerini vurgulayan Özvar, şunları söyledi: "Bu paradigma değişimi, yükseköğretimi kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkı ekseninde yeniden tanımlayan bütüncül bir dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Bizim için asıl önemli olan husus; mezunlarımızın öğrenim gördükleri alanda ne kadar yetkin oldukları, iş gücü piyasasına ne kadar hızlı ve sağlıklı bir şekilde entegre oldukları, edindikleri bilgi ve becerilerin sektörün beklentileriyle ne ölçüde örtüştüğü, üretime ne düzeyde katkı sundukları ve ülkemizin kalkınma hedeflerine nasıl bir değer kattıklarıdır." "Üniversite-sektör iş birliğini yapısal bir zorunluluk olarak görüyoruz" Özvar, yürütülen stratejik dönüşüm sürecinin en kritik boyutlarından birinin "yükseköğretim ile sektör arasındaki ilişkinin yeniden kurgulanması" olduğunu söyledi. "Bugün geldiğimiz noktada üniversite-sektör iş birliğini bir tercih olarak değil yapısal bir zorunluluk olarak görmek durumundayız" ifadesini kullanan Özvar, "Önümüzdeki temel mesele, yükseköğretim sistemimizin ürettiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, dinamik ve sürdürülebilir bir uyum tesis etmektir. İşte Yükseköğretim Kurulu olarak son yıllarda gerçekleştirdiğimiz pek çok politika tam da bu hedef doğrultusunda şekillenmektedir" dedi. Özvar, yapay zeka, dijital teknolojiler, ileri üretim sistemleri, yeşil dönüşüm, enerji, tarım teknolojileri ve sağlık alanları gibi stratejik sektörlerde yeni programların açılmasının, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi. "OSB-MYO mezunlarının istihdam oranı yüzde 90’ların üzerinde" Amaçlarının yükseköğretim sistemini dönüşümü geriden takip eden değil, dönüşümü öngören ve yön veren bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirten Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu dönüşümün sahadaki en güçlü ve en somut yansımalarından biri, Organize Sanayi Bölgeleri Meslek Yüksekokulları yani OSB-MYO modelidir. Bu modelde öğrenciler yalnızca sınıfta değil, doğrudan üretim ortamında öğrenmektedir. Sınıfta edinilen teorik bilgi, aynı zamanda üretim bandında, atölyede veya sahada pratiğe dönüşmektedir. Bu durum, öğrenmenin doğasını değiştirmekte ve öğrencilerimizin mezuniyet sonrasında iş hayatına uyum süreçlerini önemli ölçüde kısaltmaktadır. Mevcut durumda 21 üniversitemizde 22 OSB-MYO faaliyet göstermektedir. Burada 37 farklı türde 119 program Kurulumuz tarafından desteklenmektedir. OSB-MYO mezunlarının istihdam oranlarının yüzde 90’ların üzerine çıkması bu projenin başarısını açık bir şekilde ortaya koymaktadır." Yükseköğretim Kurulu olarak başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kurum-kuruluşları ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ile bu modeli yaygınlaştırmak, mevcut yapıları güçlendirmek ve ülke geneline taşımak için kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini belirten Özvar, "Çok daha fazla sayıda OSB-MYO’yu ülkemize kazandıracağız" dedi. "7 ilimizde pilot uygulamalara başlıyoruz" Son dönemde izledikleri stratejik dönüşümün bir diğer önemli boyutunu da "işyeri temelli uygulamalı eğitim modeli"nin oluşturduğunu vurgulayan Özvar, şunları kaydetti: "Bu süreçte işletmeler yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda eğitim sürecinin aktif bir paydaşı haline gelmektedir. Müfredatın hazırlanmasından uygulama süreçlerinin yürütülmesine kadar pek çok aşamada sektör temsilcilerinin katkısı alınmakta, böylece eğitim ile üretim arasında güçlü bir bütünlük sağlanmaktadır. Bu modelin en önemli kazanımlarından biri; tıpkı OSB-MYO modelinde olduğu gibi, öğrencilerimizin mezuniyet öncesinde gerçek iş ortamıyla güçlü bir bağ kurmalarıdır. Bu kapsamlı dönüşümün sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi için pilot uygulamalara başlıyoruz. Bu doğrultuda Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere 7 ilimizde uygulamayı başlatıyoruz." Özvar, bu çerçevede, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolünün de son derece kıymetli olduğunu dile getirdi. Yükseköğretim Kurulu ile TOBB arasındaki iş birliği çerçevesinde şu ana kadar 104 üniversitede 381 meslek yüksekokulunun 283 oda ve borsa ile eşleştirildiğini aktaran Özvar, "Hedefimiz; birlikte istihdama duyarlı programlar oluşturmak ve sektörün ihtiyaçlarına uygun eğitim ve staj olanaklarını artırmaktır. Bu kapsamda, eşleştirilen her meslek yüksekokulunda odalar ve borsalar tarafından belirli sayıda öğrenciye burs verilecektir. Benzer şekilde, İstanbul Sanayi Odası ile de bir iş birliği protokolü imzalamış bulunuyoruz" diye konuştu. EBSO ile imzalanan protokolün, bu bütüncül dönüşüm sürecine yeni bir güç ve yeni bir ivme kazandıracağını söyleyen Özvar, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın uzun yıllara dayanan üniversite-sanayi iş birliği tecrübesinin, bu anlamda son derece kıymetli bir birikimi ifade ettiğini vurguladı. "Ar-Ge ve inovasyon gibi birçok alanda somut adımlar atılacak" Bu protokolle, bölgedeki üniversiteler ile sanayi arasındaki iş birliğinin çok daha sistematik, programlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını vurgulayan Özvar, "İşletmede mesleki eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, müfredatların sektör katkısıyla güncellenmesi, yeni programların birlikte tasarlanması, Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin ortaklaşa yürütülmesi gibi birçok alanda somut adımlar atılacaktır. Bu yönüyle imzaladığımız protokol; yükseköğretim ile sanayi arasında güçlü ve kalıcı bir ekosistem kurma iradesinin somut bir tezahürüdür" ifadelerini kullandı. İzmir verilerini paylaştı Bugün imzaladıkları protokolün bu büyük dönüşüm sürecine önemli katkılar sunacağına yürekten inandığını belirten Özvar, "Bu protokol, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın katkılarıyla İzmir’de 8 üniversitemizi ve bir vakıf meslek yüksekokulumuzu doğrudan etkilemektedir. Sunulan güncel verilere göre İzmir’de bu kapsamda yer alan 41 farklı sektörle yapmış olduğumuz analiz sonucunda eşleşmiş olan 93 farklı program türünde eğitim gören toplam 12 bin 627 öğrenci işletmede mesleki eğitim imkanlarından istifade edecek" dedi. "Amacımız, arz-talep dengesine katkı sunmak" EBSO Başkanı Ender Yorgancılar da Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’a sanayinin ihtiyaç duyulan alanlarına ve mesleki eğitimin geliştirilmesine verdiği desteklerden dolayı teşekkür etti. Yorgancılar, "Bugün imzaladığımız EBSO-Yükseköğretim Kurulu iş birliği protokolü ile amacımız; çok daha aktif çok daha güçlü sanayi-akademi iş birliği sağlamak ve iş gücündeki arz-talep dengesine katkı sunmaktır" diye konuştu. İş birliği protokolü, Özvar ile Yorgancılar tarafından imzalandı. Törene, Yükseköğretim Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan, Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Prof. Dr. Mahmut Ak, İzmir ve Ege bölgesindeki rektörler de katıldı. "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısı yapıldı Özvar, ayrıca, yine EBSO’da düzenlenen "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısına katıldı. Rektörler ile OSB-MYO’larda görev yapan akademisyenlerin de katıldığı toplantıda konuşan Özvar, derslerin sadeleştirilmesi konusuna vurgu yaptı. Toplantının devamında Özvar, akademisyenlerin sorularını cevapladı.
İZBETON davasında sanıklar yeniden hakim karşısında
26 Mart 2026 Perşembe - 12:31 İZBETON davasında sanıklar yeniden hakim karşısında İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON AŞ’deki usulsüzlük iddialarına yönelik açılan davanın beşinci duruşması Aliağa’da başladı. Duruşmada tutuksuz yargılanan sanıklar ile başka bir dosyadan tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu hakim karşısına çıktı. İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON’a yönelik kentsel dönüşüm projelerinde ’ihaleye fesat karıştırma’ ve ’nitelikli dolandırıcılık’ suçlamalarıyla açılan davaya devam edildi. İddianamede 449 mağdur ve 7 müşteki bulunurken, sanıklar hakkında 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Operasyonlarda 139 şüpheli yakalandı ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60’ı tutuklandı. Süreç içerisinde yapılan itirazlar ve tahliyelerle İZBETON ana davasında tutuklu sanık kalmadı. Duruşma, tutuksuz sanıkların yoklamasıyla başlarken, sanık avukatları dosyaya atanan yeni bilirkişi heyetine yönelik itirazlarını mahkeme heyetine sundu. Avukatlardan bilirkişi itirazı Duruşmada söz alan Avukat Murat Aydın, bilirkişi heyetinin reddi talebini yineledi. Aydın, ilk bilirkişi raporunun hala dosyada delil olarak kullanıldığını belirterek, "Ekim ayından beri karar vermediniz. Mahkemeye erişim hakkımızı kullanamıyoruz. Yeni bilirkişi heyeti oluşturdunuz ancak görevlendirdiğiniz bilirkişilerin tarafsız ve yetkin olmadığını düşünüyoruz. Önceki raporu kopyalayıp önünüze koydular. Usulleriniz olağan değilse kararların da olağan olmayacağını düşünüyoruz. Bir ara karar talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. Avukat Özkan Yücel ise Sayıştay denetçilerinin kamu zararı tespit etmediğini hatırlatarak, yeni bir bilirkişi raporuna ihtiyaç duyulmadığını kaydetti. "Suçun maddi ve manevi unsurları yok" Savunmasını yapan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, paralar kooperatifler tarafından toplandığını kaydederek, "Sorumluluk onlardadır. MASAK raporlarında taşeron ve kooperatiflerle bizim aramızda bir menfaat ilişkisinin olmadığı belirtildi. Sayıştay raporunda ve İzmir Büyükşehir Belediyesi incelemelerinde kamu zararı yok denildi. Ortada bir gerçek var ki, suçun maddi ve manevi unsurları yok. Kasıt yok. Masumiyetimiz apaçık ortadadır. Beraatimi istiyorum" dedi. "Bilirkişi raporuna ihtiyaç kalmamıştır" Sanıklardan eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da atanan bilirkişi heyetinin objektifliğine inanmadığını dile getirdi. Suçsuz olduklarını ispatlamaya çalıştıklarını vurgulayan Kaya, "Dosyada 23 tane bilirkişi görevlendirdiniz ancak görev kabul edilmedi. Yeni atanan bilirkişilerin de objektif olacağını düşünmüyorum. Birlikte hazırlanan raporda analitik bir sonuç çıkmaz. Kamu zararı oluşmadığı ortadadır. Bilirkişi raporuna ihtiyaç kalmamıştır" şeklinde konuştu. Öte yandan sanıklardan Şenol Aslanoğlu, mahkeme heyetini geçmişte başkanlığını yaptığı Örnekköy kooperatifinin anahtar teslim törenine davet ettiğini ifade etti.
Ege Üniversitesi 6 alanda dünyanın en iyileri arasında
26 Mart 2026 Perşembe - 10:24 Ege Üniversitesi 6 alanda dünyanın en iyileri arasında İngiltere merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Quacquarelli Symonds (QS) tarafından hazırlanan "QS 2026 Dünya Üniversiteleri Alan Sıralaması" açıklandı. 1 ana kategori ve 5 alanda sıralamaya girmeye hak kazanan Ege Üniversitesi, özellikle "Tarım ve Ormancılık" alanında dünyada 101-150 bandında, Türkiye’de ise devlet üniversiteleri arasında birinci sırada yer alarak önemli bir başarıya imza attı. Quacquarelli Symonds’un yaptığı sıralamada Ege Üniversitesi, "Yaşam Bilimleri ve Tıp" ana kategorisi ile "Tarım ve Ormancılık", "Tıp", "Kimya", "Biyolojik Bilimler" ve "Hemşirelik" alanlarında sıralamaya girmeyi başardı. "Başarılarımızı sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz" Sıralamayı değerlendiren Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, "Köklü bir geçmişe sahip olan üniversitemiz, uluslararası alanda yükselişini sürdürüyor. QS Dünya Üniversiteleri Alan Sıralamasında toplam 6 alanda dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer aldık. Bu tür başarıları sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz. Emeği geçen tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. "Tarım ve Ormancılık alanında dünyada 101-150 bandında yer aldı" Ege Üniversitesi; "Tarım ve Ormancılık " alanında dünyada101-150 bandında, Türkiye’de birinci; Hemşirelik alanında dünya sıralamasında 151-225 bandında Türkiye’de ikinci; Biyolojik Bilimler alanında dünya sıralamasında 501-550 bandında Türkiye’de dördüncü, Tıp alanında dünya sıralamasında 451-500 bandında, Türkiye’de beşinci, Kimya alanında dünya sıralamasında 601-700 bandında, Türkiye’de sekizinci oldu. Yaşam Bilimleri ve Tıp ana kategorisinde ise dünya sıralamasında 601-700 bandında, Türkiye’de ise dördüncü sırada yer aldı. Quacquarelli Symonds, şimdiye kadar yapılan alan sıralamalarındaki en kapsamlı çalışmasını bu yıl gerçekleştirdi. Bin 900’den fazla üniversitenin değerlendirildiği sıralamaya 2026 değerlendirmesinde 300 yeni kurum dahil oldu.
Menemen’de 9 ayda 9 tesis hizmete açıldı
26 Mart 2026 Perşembe - 10:21 Menemen’de 9 ayda 9 tesis hizmete açıldı Menemen Belediyesi, Mayıs ayında Türkelli Kapalı Pazar Yeri’nin kurdela kesimiyle başlayan açılış serisinin sonunda 9 ayda toplam 9 tesisi hizmete açtı. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten aldığımız ilham ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hizmet belediyeciliği vizyonuyla ilçemizi her açılışta daha da ileri taşımaya devam edeceğiz." dedi. Menemen Belediyesi, gerçekleştirdiği açılışlarla bir önceki yıl gibi 2025 yılında da örnek bir çalışma sergiledi. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın Nisan ayında Menemen Belediye Meclisi’nde sözünü verdiği ‘her ay yeni bir açılış’ müjdesi doğrultusunda ilçeye değer katan 9 yeni tesis vatandaşların kullanımına sunuldu. 2026 yılında da Menemen Belediyesi, 3 farklı noktaya bebek bakım üniteleri kurarak ilçedeki bebekli annelerin teşekkürünü aldı. İlçenin dört bir yanında kurdele kesildi Menemen Belediyesi tarafından gerçekleştirilen açılışlar serisinin ilk halkası Türkelli Kapalı Pazar Yeri oldu. Bölge halkının ihtiyaçları ve Türkelli’nin gelişimi doğrultusunda hazırlanan kapalı pazar yeri projesine peyzaj düzenlemesi de eklenirken, açılışı Mayıs ayında gerçekleştirildi. ikinci durak Ulukent oldu. Bölgede yaşayan vatandaşların hastaneye gitmeden de çeşitli sağlık hizmetlerini alması adına Menemen Belediyesi tarafından adeta bir butik hastane niteliğinde hazırlanan semt polikliniği, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ile yapılan protokol doğrultusunda günde 500 hasta kapasitesiyle açıldı. Aynısefa çok sevildi Menemen’de açılış furyası Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında da aralıksız devam etti. Temmuz’da Kent-2 Aynısefa Sosyal Tesisi, hijyen, lezzet ve hesaplı fiyatlarıyla hizmete açılırken, Eylül’de de Menemen kent merkezinde yer alan Şehir Parkı’nda Aynısefa Şehir Parkı Kafe, törenle hizmete girdi. Ayrıca manevi değerler doğrultusunda Ağustos’ta da Haykıran’a yakışır bir mimari ile Ahmet Kahraman Camii ibadete açıldı. Dijital merkez ve taziye evi de hizmete girdi Menemen Belediyesi’nin açılış serisinde Ekim ayında ilçeye teknolojik bir merkez olarak Dijital Deneyim Merkezi açıldı. Atatürk ve Kurtuluş Savaşı temasıyla açılan Dijital Deneyim Merkezi’nde öğrenciler ve arzu eden vatandaşlar, görsel ve işitsel teknolojiyle yakın tarihimizin şanlı destanını bir kez daha öğrenme ve izleme fırsatı buluyor. İlçede Kasım ayında ise Koyundere Taziye Evi açılışı gerçekleştirildi. Bölgedeki vatandaşların talepleri doğrultusunda mutfağından ibadethanesine tüm ihtiyaçları düşünülerek oluşturulan Koyundere Taziye Evi, 200 metrekarelik alanda hizmet vermeye başladı. Eğitime bir yatırım daha Menemen Belediyesi tarafından gerçekleştirilen açılışlar zincirinin son halkası ise Seyrek oldu. Başkan Aydın Pehlivan’ın eğitime olan hassasiyetiyle oluşturulan Seyrek Anaokulu, düzenlenen çoşkulu törenle açıldı. Bin metrekarelik anaokulu, 100 öğrenci kapasitesiyle hizmet verecek. Bebek bakım ünitesi çok beğenildi Menemen Belediyesi 2025’te yaptığı açılışların ardından 2026’nın da hizmet ve eser belediyeciliği ile dolu dolu geçeceğinin sinyalini, Ocak ayında yaptığı açılışla verdi. Egekent-2, Menemen İZBAN İstasyonu önü ve Menemen Adliyesi’nin önünde olmak üzere üç farklı noktada bebek bakım üniteleri hizmete girdi. Anne bebek mahremiyeti, bebek sağlığı gibi hassas bir konuda verilen bu hizmet, Menemenli annelerden de tam not aldı. Bütçemizi, ilçemize yatırım için kullanıyoruz Menemen’de hemşehrilerinin hizmetinde olduklarını ifade eden Başkan Aydın Pehlivan, "Güzel ilçemizde yalnızca eksikleri gideren değil, fark yaratan bir kent olmak için çok çalışıyoruz. İlçemizin tek bir bölgesinde değil, dört bir köşesinde gerçekleştirdiğimiz açılışlarla 7’den 77’ye, genç yaşlı, her bir hemşehrimize uygun çalışmalar ve yatırımlar ortaya çıkardık. Çalışmalarını bitirdiğimiz tesislerimizi gururla ve vatandaşlarımızın da katıldığı çoşkulu kalabalıkla hizmete açtık. 100’e yakın ücretsiz kurs ve spor tesislerimizle, hizmet belediyeciliğinin, yepyeni tesislerimizle de eser belediyeciliğinin en güzel örneklerini hemşehrilerimizle buluşturduk. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten aldığımız ilham ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hizmet belediyeciliği vizyonuyla ilçemize eserler kazandırmaya, kentimizin refah seviyesini artırmaya devam edeceğiz." dedi.
Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül
26 Mart 2026 Perşembe - 10:13 Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Minik Ebrar’ın ölümüne ilişkin davada, sanıklara 5 ve 6 yıl hapis cezası
26 Mart 2026 Perşembe - 09:51 Minik Ebrar’ın ölümüne ilişkin davada, sanıklara 5 ve 6 yıl hapis cezası İzmir’in Menderes ilçesinde nakliye asansöründen düşen koltuğun altında kalarak hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ebrar Aktaş’ın ölümüne ilişkin davada sanıklara 5 yıl ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Mahkeme heyeti, tutuklu iki sanık ile firma sahibini suçlu bulurken bir sanığın beraatine hükmetti. Menderes ilçesi Cüneytbey Mahallesi’nde 20 Eylül 2025 tarihinde bir evin taşınması sırasında asansördeki koltuk bahçede bulunan Ebrar Aktaş’ın (9) üzerine düştü. Ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren çocuğun ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, sanıkların şiddetli rüzgar nedeniyle koltuğun düşebileceğini öngörmelerine rağmen gerekli önlemi almadıkları ve ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçunu işledikleri belirtildi. Olaya ilişkin Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada söz verilen sanıklardan M.G., böyle bir kazanın yaşanmasını istemediğini, taşıma işlerinde araçlara bile zarar gelmemesi için önlem aldığını, kendisinin de ailesi olduğunu ve bir çocuğun zarar görmesini isteyemeyeceğini belirterek beraatini talep etti. Diğer sanıklar E.G. ile Y.G. de beraatlerini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, E.G.’yi ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanıklar M.G. ve Y.G.’ye ise aynı suçtan 5’er yıl hapis cezası verildi. Tutuksuz yargılanan Suriye uyruklu A.H.M. hakkında ise beraat kararı çıktı.
İzmir Körfezi’in temizliği için takviye güç
26 Mart 2026 Perşembe - 09:44 İzmir Körfezi’in temizliği için takviye güç İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Körfezi’ndeki temizlik çalışmalarını güçlendirmek için beş amfibi aracı hizmete alıyor. Sığ ve erişilmesi zor kıyı alanlarında da çalışabilen araçlarla deniz marulu yoğunlaşmalarına hızlı müdahale edilerek ekolojik dengenin korunması hedefleniyor. İzmir Körfezi’nde temizlik çalışmalarını yoğunlaştıran İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu doğrultuda filosunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Belediyenin iştiraki İZDENİZ, körfezde yürütülen temizlik çalışmalarını desteklemek ve deniz marulu yoğunlaşmalarına daha hızlı müdahale edebilmek amacıyla beş adet amfibi temizlik aracını bünyesine kattı. Gediz Nehri’nin taşıdığı kirleticiler ve havza kaynaklı besin yükü nedeniyle son yıllarda körfezde deniz marulu (makroalg) yoğunlaşmaları daha sık görülürken, yeni araçlarla bu yoğunlaşmanın önüne geçilmesi hedefleniyor. Alg patlamalarına neden oluyor Gediz Nehri’nin su kalitesi, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü verilerine göre 3. sınıf, yani kirli su seviyesinde bulunuyor. Özellikle azot ve fosfor gibi besin maddelerindeki artış, deniz marulu gelişimini hızlandırarak kıyı alanlarında geniş yayılımlara yol açıyor. Yapılan saha çalışmalarında, sığlaşmanın belirgin olduğu Mavişehir ile Foça arasında yaklaşık 4 milyon metrekareyi aşan alanın köksüz deniz marullarıyla kaplandığı tespit edildi. Deniz marulları parçalanıp ayrıştığında suya önemli miktarda besin yükü bırakıyor; bu durum da mikroalg patlamaları (alg bloom) olarak adlandırılan çevresel olayları tetikleyebiliyor. Alg patlamaları ise su kalitesinin bozulmasına, kötü koku oluşumuna ve balık ölümlerine neden oluyor. Yeni alınan amfibi temizlik araçlarıyla deniz marulu yoğunlaşmalarına erken müdahale edilmesi ve kıyı bölgelerinde oluşabilecek çevresel etkilerin azaltılması hedefleniyor. Denizde ve karada hareket edebiliyor Denizde ve karada hareket edebilme özelliğine sahip olan bu araçlar, paletli yapıları sayesinde özellikle sığ kıyı alanlarında ve erişilmesi zor bölgelerde yüksek manevra kabiliyetiyle çalışabiliyor. Araçların ön kısmında bulunan süzgeç tipi kepçe sistemi, su yüzeyinde biriken deniz marulu ve benzeri organik materyallerin etkin biçimde toplanmasını sağlıyor. Toplanan materyaller daha sonra uygun yöntemlerle bertaraf edilerek çevreye yeniden karışmasının önüne geçiliyor. Bu araçların en önemli avantajlarından biri de, kıyıya yakın sığ alanlarda ve lagün benzeri bölgelerde karadan denize kesintisiz şekilde çalışabilmeleri ve temizlik faaliyetlerinin sürekliliğini sağlamaları. Ekolojik dengenin korunmasına katkı sağlayacak Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren 2 amfibi araca ilave olacak 5 amfibi temizleme aracı kısa bir süre sonra Körfez’de hizmet vermeye başlayacak. Deniz suyu seviyesinin hızlı değiştiği dönemlerde yüzeye çıkan deniz marullarının hızlı bir şekilde toplanması, tekrar deniz su seviyesi yükselmeden müdahale edilmesi önem taşıyor. Su seviyesi yükseldiğinde deniz marulları parçalanıp mikro alg patlamasını tetikliyor. Bu nedenle deniz suyu seviyesinin düştüğü dönemde hızlı bir şekilde daha çok araç ile müdahale edilmesi önem arz ediyor. Deniz maruluna hızlı müdahale İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, "Körfezde ciddi miktarda deniz marulu oluşuyor. Bunun başlıca nedeni Gediz Nehri ve eski yatağı olan Ağıl Deresi. Ağıl Deresi’nden Gediz Nehri’nin ana yatağına kadar uzanan hatta yıllardır sediment birikiyor. Bu birikim; sığlaşma ve su kalitesi sorunlarıyla birlikte deniz marullarının oluşması için elverişli bir ortam yaratıyor. Deniz marulları çürüdüğünde balık ölümlerine ve kötü kokuya yol açan mikroalg patlamalarını tetikliyor. Bu nedenle yüzeye çıkan marulların hızla toplanması gerekiyor. Sürenin kısıtlı olması nedeniyle araç kapasitemizi artırdık ve bu kapsamda amfibi araçları filomuza dahil ettik. Bu araçlarla birlikte toplam amfibi sayımız 7’ye ulaştı. Önümüzdeki yaz, balık ölümleri ve koku sorunlarının önüne geçmek için deniz marullarını düzenli olarak toplayacağız. Deniz marulları genellikle bahar aylarında oluşup kasım ayında dağılıyor; yaz boyunca ise sık sık yüzeye çıkıyor ve suyun rengini olumsuz etkiliyor. Deniz marulu oluştuğu anda müdahaleye hazırız" dedi.
İsimleri aynı hastalıkları aynı Akyıldız’ların, yolu da aynı hastanede kesişti
26 Mart 2026 Perşembe - 09:30 İsimleri aynı hastalıkları aynı Akyıldız’ların, yolu da aynı hastanede kesişti İzmir’de yaşayan ve aynı dönemde kolon kanseri tanısı alan İbrahim Akyıldız isimli iki hasta, Acıbadem Kent Hastanesi’nde aynı gün ameliyat masasına yattı. Hastane yönetimi, isim benzerliğinden kaynaklanabilecek muhtemel karışıklıkları önlemek amacıyla hastaların tedavi süreçlerini farklı günlere planlayarak özel önlem aldı. Acıbadem Kent Hastanesi’nde tedavi gören iki hastanın hikayesi, aynı gün ve yan yana ameliyathanelerde operasyona alınmalarıyla dikkat çekici bir boyut kazandı. Halsizlik ve hemoglobinde düşme şikayetleriyle hastaneye başvuran 72 yaşındaki İbrahim Akyıldız’ın kolonoskopi işleminde tümör tespit edildi. Bu hastanın cerrahi müdahalesi Uzm. Dr. Cezmi Karaca tarafından gerçekleştirildi. Ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunan ve daha önce iki ağabeyini bu hastalıktan kaybeden 62 yaşındaki diğer İbrahim Akyıldız ise rahatsızlığını dışkısındaki bulgular üzerine başvurduğu hastanede yapılan tetkikler sonucu öğrendi. Prof. Dr. Cem Terzi’nin gerçekleştirdiği açık kolon ameliyatı sırasında, 62 yaşındaki hastanın karaciğerinde de kitle tespit edilerek aynı seansta her iki bölgeye müdahale yapıldı. Başarılı geçen ameliyatların ardından onkoloji tedavisi için yine aynı hastaneyi tercih eden hastalar, Doç. Dr. Ahmet Özveren tarafından takibe alındı. Her iki hastanın da koruyucu kemoterapi sürecine başlanırken, ortaya çıkan isim ve hastalık benzerliği üzerine hastane yönetimi muhtemel karışıklıkların önüne geçmek için kemoterapi seanslarını farklı günlere planladı. Tedavi sürecini yürüten sağlık çalışanları, herhangi bir hataya mahal vermemek adına hastaların kimlik bilgilerini, anne-baba adlarını, doğum tarihlerini ve protokol numaralarını her aşamada birebir teyit ederek süreci kontrol altında tutuyor. Ziyaretçiler oda numarası sorunca ortaya çıktı Kolon ve karaciğerindeki rahatsızlıklar nedeniyle cerrahi müdahale geçiren İbrahim Akyıldız (62), rahatsızlığını tesadüfen öğrendiğini ancak ailesinde de aynı vaka öyküsü bulunduğunu ve daha önce iki ağabeyini bu sebeple kaybettiklerini belirterek, "Dışkımdaki bulgular üzerine başvurduğumuz Prof. Dr. Cem Terzi’nin yaptığı tetkiklerin ardından açık kolon ameliyatına alındım. Operasyon sırasında doktorumuzun elle yaptığı kontrolde karaciğerimde de bir parça olduğu tespit edilince, her iki bölgeden de gerekli cerrahi müdahale yapıldı. Şu anda Doç. Dr. Ahmet Özveren’in gözetiminde kemoterapi görüyorum ve üçüncü seansımı tamamladım. Sağlığımızı; süreci adım adım takip eden, sürekli iletişim halinde kalarak muhtemel bir aksilikte anında müdahale eden bu başarılı sağlık ekibine borçluyuz." dedi. Hastanede kendisiyle aynı adı ve soyadı taşıyan, aynı hastalıktan ameliyat olmuş başka bir hastayla karşılaşmalarının tesadüf eseri gerçekleştiğini söyleyen Akyıldız, "Ameliyattan çıktığım ilk gün ziyaretçilerimiz İbrahim Akyıldız ismini vererek oda numarası sorduklarında, hastanede bu isimde iki hastanın bulunduğu ortaya çıktı. Eşimin de bilgilendirildiği bu gelişmenin ardından bölüm sorumlusu Semra Hoca’nın inisiyatifiyle hasta katlarımız ayrıldı. Başlangıçta doğum tarihlerimizin de aynı olduğu söylenmişti ancak ben 1964 doğumluyum ve adaşım benden on yaş büyük. Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek adına hem biz büyük özen gösteriyoruz hem de hastane personeli anne-baba adı, doğum tarihi ve sonu 85 ile biten hasta yatış numaramızı birebir teyit ederek muhtemel bir karışıklığı kesin olarak önlüyor." ifadelerini kullandı. Adaşından 10 yaş büyük Kolon kanseri tedavisi gören hasta İbrahim Akyıldız (72), hemoglobinde düşme ve halsizlik gibi şikayetlerle başvurduğu hastanede beklemediği bir teşhis aldığını belirterek, "Kendi neslimiz kansere alışık olmasına rağmen hiç beklemediğim bir kolon kanseri teşhisi aldım. Kolonoskopi neticesinde tespit edilen tümör, Uzm. Dr. Cezmi Karaca tarafından ameliyatla alındı ve patoloji sonuçları doğrultusunda kemoterapiye başlandı. Şu anki sağlığım gayet yerinde. Kanser tedavilerinde erken teşhis hayati önem taşıyor ve özellikle 50 yaş üzerindeki herkesin mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekiyor. Daha önce hiç düşünmediğim bu taramayı önceden yaptırmış olsaydım hekimlerin karar süreci çok daha kolaylaşacaktı. Sağlığımı borçlu olduğum tüm sağlık ekibine minnettarım. Ayrıca ameliyat, tedavi ve hekim gibi birçok ortak noktamız bulunan benden daha genç adaşımla hastanede ilk kez tanışmaktan mutluluk duydum." diye ekledi. Kimlik bilgileri kontrol ediliyor Acıbadem Kent Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ahmet Özveren, aynı isim ve soy isme sahip, her ikisi de kolon kanseri olan hastaların bu durumunun ilginç olduğuna dikkat çekerek, "Böyle durumlarda çoklu basamaklı hasta kontrolü büyük önem taşıyor. Kliniğe ilk gelişten itibaren tüm takip süreçlerinde kimlik bilgilerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor. Hastalarımızın tedavilerine yeni başladık, süreç başarılı bir şekilde ilerliyor ve ameliyatlarını olan her iki hastamıza da şu anda koruyucu tedavi veriyoruz. Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek adına tedavileri aynı günlere denk getirmemeye özen gösterirken, her basamakta sadece isim ve soy isimlerini değil, hastane protokol numarasını da soruyor ve tedavi protokollerini detaylıca karşılaştırıyoruz. Hastalarımızın isim, soy isim ve tanıları aynı olmasına rağmen hastalık evreleri, risk faktörleri, yaş grupları ve hastalığa sebep olan etiyolojiler gibi birçok unsur farklılaşabiliyor. İsim benzerliği ve ortak tanıları dışında aslında pek çok farklılıkları bulunuyor" sözlerini kullandı. Görülme sıklığı 50 yaşın altına indi Acıbadem Kent Hastanesi Kolorektal Cerrahı Prof. Dr. Cem Terzi, ad ve soyadları aynı olan iki hastanın aynı gün, aynı hastanede ve aynı ameliyathanede iki ayrı cerrah tarafından ameliyat edilmesinin nadir bir durum olduğuna ifade ederek, "Ameliyatları çok başarılı geçen 60 ve 70 yaşlarındaki iki hastamızın şu an koruyucu kemoterapi sürecinde fiziksel durumları gayet iyi. Eskiden genellikle 60 yaş üstünde görülen bu hastalık günümüzde erken yaşlara kayarak 50 yaşın altına kadar inmiş durumda. Dünyada ve Türkiye’de cinsiyet ayrımı gözetmeksizin en sık görülen üçüncü, ölümlere en çok yol açan ikinci kanser türü olan bu rahatsızlığın cerrahi ve kemoterapi yöntemleriyle tedavisi mümkün. Pek çok hastada tam kür sağlanabilmesine rağmen asıl önemli unsur tarama programları, erken tanı ve koruyucu yaklaşımdır. 50 yaşın üzerindeki herkesin mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekiyor ve bu işlemle tespit edilerek alınan polipler sayesinde kolon kanseri gelişimi tamamen engellenebiliyor." diye söyledi. Erken teşhisin önemi Acıbadem Kent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Cezmi Karaca, hastalardan 62 yaşındaki İbrahim Akyıldız’ın doktoru olduğunu belirterek, "Aynı ismi taşıyan iki hastayı aynı gün, aynı ameliyathanede ve kolonun başlangıç bölgesi tanısıyla ameliyat ettik. Hastaların yatış sürecinde fark edilmeyen bu isim benzerliğini sonradan öğrendik ve şu an her iki hastanın da sağlık durumu son derece iyi. Mart ayı dünya genelinde kolorektal kanser farkındalık ayı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de bu hastalığın görülme yaşı giderek düşüyor, bu nedenle kadın veya erkek fark etmeksizin herkesin 45-50 yaş civarında mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekiyor. Erken teşhis sağlandığı takdirde tam kür elde edilerek problem ortadan kalkıyor. Aynı dönemlerde teşhis alarak ameliyat edilen her iki hastamız da şu an koruyucu kemoterapi görüyor ve ilerleyen süreçte rutin kontrollerine devam edecekler." sözlerini kullandı.
İZBETON davasında 5. duruşma
26 Mart 2026 Perşembe - 09:11 İZBETON davasında 5. duruşma İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON AŞ’deki "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" iddialarına yönelik açılan davanın beşinci duruşması bugün görülecek. Ana dosyada tutuklu sanık bulunmazken, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu başka bir soruşturma kapsamında tutuklu bulunuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON AŞ’de taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiaları üzerine 1 Temmuz’da soruşturma başlatıldı. Sayıştay, mülkiye müfettişi ve bilirkişi raporlarına dayandırılan soruşturma kapsamında 157 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Operasyonlarda 139 şüpheli yakalandı ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60’ı tutuklandı. Süreç içerisinde yapılan itirazlar ve tahliyelerle İZBETON ana davasında tutuklu sanık kalmadı. 45 yıla kadar hapis istemi Hazırlanan iddianamede, çeşitli kentsel dönüşüm projelerinde kat karşılığı inşaat işlerinde usulsüzlük yapıldığı belirtildi. Örnekköy 3. ve 4. etap, Gaziemir-Aktepe-Emrez Mahallesi 1. etap ile Karabağlar 3. ve 4. etap projeleri dosyada yer aldı. İddianamede 449 mağdur ve 7 müşteki bulunurken, Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ suçtan zarar görenler olarak dosyaya eklendi. Sanıklar hakkında "nitelikli dolandırıcılık" ve bu suçlara teşebbüs gibi suçlamalardan 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Başka dosyadan tutuklulukları sürüyor İZBETON davasının yargılama sürecinde gerçekleşen dört duruşma sonucunda tüm sanıklar tahliye edildi. Ancak ana dava devam ederken, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi’ndeki "zimmet" iddialarına yönelik ayrı bir soruşturma yürütüldü. İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından 26 Aralık’ta düzenlenen operasyonun ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler tutuklandı. Bu kapsamda eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile iş insanları Burak Bakır ve Yıldırım Kuruoğulları cezaevine gönderildi. Soyer, Kaya ve Aslanoğlu’nun bu farklı dosya kapsamındaki tutukluluk halleri devam ediyor.
Yanan sahada geleceğe nefes: Aliağa’da yeni orman için ilk fidanlar dikildi
25 Mart 2026 Çarşamba - 17:53 Yanan sahada geleceğe nefes: Aliağa’da yeni orman için ilk fidanlar dikildi İzmir’in Aliağa ilçesinde 26 Haziran 2025 tarihinde büyük bir yıkıma yol açan orman yangınından etkilenen bölgede binlerce fidan toprakla buluşturuldu. Dünya Ormancılık Günü ve Haftası etkinlikleri kapsamında Aliağa’da geçtiğimiz yıl büyük bir çevre felaketine sahne olan alanda fidan dikim töreni yapıldı. Törende konuşan Aliağa İlçe Orman İşletme Şefi Mustafa Aydınlı, 2025 yılının yangınlarla mücadele açısından kritik bir yıl olduğunu vurguladı. Aydınlı, fidan dikim alanı olarak neden bu bölgeyi seçtiklerini ise şu sözlerle aktardı: "Ülkemizde bugün Dünya Ormancılık Günü ve Haftası olarak kutlanmaktadır. Ülkemizin dört bir köşesinde coşkuyla kutlanmakta olan bu günde orman ve ağaç sevgisini hep birlikte pekiştireceğiz. Ayrıca özellikle belirtmek isterim ki 2025 yılı başta İzmir olmak üzere ülkemizin birçok ayrı noktasında ormanlarla, orman yangınları ile ve afetlerle mücadele edilmesi açısından çok önemliydi. Bu afetlerle birlikte maalesef birçok da can kaybımız oldu. Hektarlarca orman ağacı da yanarak kül oldu. Yangınların çıkış sebebi genelde ihmal veya bunun gibi sebeplerden olduğu için o da bizi çok üzdü. Bizlere düşen doğayı, ormanları korumak, ateş yakmamak ve çıkacak yangınlarda tedbirli olmak, bu yangınları söndürmek. Bir de özellikle belirtmek isterim ki bugün tören yaptığımız bu nokta, geçen sene 26 Haziran’da burada küçücük bir ihmalden; vatandaş öngöremedi bir temizlik ateşi yaktı. Buradan başlayan yangın yaklaşık 15 dakikada rüzgarın da etkisiyle karşı tepeye ilerledi ve bu ormanlık alanı ve Bozköy Mahallesi’ni tehdit etti. Hatta bir tane ev, onlarca küçükbaş hayvan telef oldu. Evinde hasta yatağında yatan, çıkamayan, yürüyemeyen vatandaş da o yangında evinden çıkmak zorunda kaldı. Çok büyük bir afet yaşandı. O yüzden bugünün anlam ve önemine binaen bu noktayı seçtik. Bugün için anlamlı bir nokta olsun, bir farkındalık olsun istedik. Ben hepinize katılımlarınız için çok teşekkür ediyorum" dedi. "Bu bilinci evlatlarımıza vermek zorundayız" Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney ise, yangınların önlenmesinde toplumsal bilincin ve dikkatin hayati önem taşıdığını ifade etti. Kaymakam Güney, "Ormancılık Haftası dolayısıyla bu sahada fidan dikimini gerçekleştireceğiz. Her sene ilçemizin değişik yerlerinde fidan dikiyoruz. Bu sene de burada özellikle geçen sene yangın çıkan alanda fidan dikmeyi uygun gördük. Biraz önce orman işletme şefimizin de söylediği gibi yanan ormanlar ciğerimizi yaktı. Ülkemizde özellikle İzmir bölgesinde çok orman yangını çıktı, ilçemizde de ciddi manada yangınlar çıktı. Önemli olan bu yangınların çıkmasını engellemek, önlemek. Bu da alacağımız önlemlerle, dikkat edeceğimiz ufak tefek ayrıntılarla önlenebilir. Bu bilinci bütün evlatlarımıza vermek zorundayız. Burada ben evlatlarımızın yüzündeki ışıltıyı görüyorum. Daha iyi bir gelecek için sloganlarında belirttikleri gibi ’Biz diktik doğa büyütecek’ inşallah. Hepsinin gözleri pırıl pırıl, dört gözle fidan dikmeyi bekliyorlar. Hep beraber daha önce yanan alanlara fidan dikip çevremizi, doğamızı güzelleştireceğiz. Ben tekrardan hepinize teşekkür ediyorum, yangınsız bir sezon diliyorum. Dikkat edersek inşallah bu yangınları azaltırız" dedi. Protokol konuşmalarının ardından öğrenciler ve katılımcılar, uzman ekiplerin gözetiminde fidanları toprakla buluşturarak can sularını verdi. Fidan dikim törenine Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk, İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Can, İlçe Jandarma Komutanı Yusuf Can Gökgöz, İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdoğan Akyüz, İlçe Orman İşletme Şefi Mustafa Aydınlı, İlçe Orman İşletme Şefliği personeli, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.