Yerel Haberler
İzmir
İzmir’deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında 09 Nisan 2026 Perşembe - 14:03:09 İzmir’in Balçova ilçesinde 3 polisin şehit düştüğü silahlı saldırıya ilişkin davanın sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’, ’kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme’ ve ’öldürmeye teşebbüs’ suçlarından 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261’er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "Talimat almadım, DEAŞ’ı seviyorum" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi’nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa’nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi’nin ’Türkiye’ye saldırın’ şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." ifadelerini kullandı. "Ailemi de kafir olarak görüyorum" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." şeklinde konuştu. "Oğlum radikal eğilimliydi" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk’ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım; en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu." şeklinde konuştu. "Evde kar maskesiyle geziyordu" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık." ifadelerini kullandı. "Vururken tekbir getirdi" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı. "Silahını kasada saklardı" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın’ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." açıklamasında bulundu.
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:09 Bayındır’da eğitim için ortak adım Bayındır’da eğitime yönelik iş birliğini güçlendirmek ve mevcut eğitim çalışmalarını daha ileriye taşımak amacıyla önemli bir istişare toplantısı düzenlendi. Eğitime Destek Platformu’nun öncülüğünde gerçekleştirilen toplantı, kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşlarını aynı masa etrafında buluşturdu. Spor salonunda düzenlenen toplantıya Bayındır Kaymakamı Murat Mete, Eğitime Destek Platformu İzmir İl Başkanı Gökhan Temur, ilçede faaliyet gösteren çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, eğitim gönüllüleri ve ilgili kurum yetkilileri katıldı. Toplantıda, Bayındır genelinde eğitim kalitesinin artırılmasına yönelik mevcut durum değerlendirilirken, özellikle dezavantajlı öğrencilerin desteklenmesi, okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi ve sosyal-kültürel projelerin yaygınlaştırılması gibi başlıklar ön plana çıktı. Katılımcılar, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması adına yapılabilecek somut çalışmalar üzerine fikir alışverişinde bulundu. Ayrıca, kurumlar arası koordinasyonun artırılması, gönüllülük esaslı projelerin çoğaltılması ve öğrencilerin akademik başarılarının yanı sıra sosyal gelişimlerinin de desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda, burs imkanları, etüt programları, rehberlik destekleri ve çeşitli eğitim projelerinin hayata geçirilmesi konusunda öneriler sunuldu. Toplantı sonrası Bayındır Kaymakamı Murat Mete, Eğitime Destek Platformu İzmir İl Başkanı Gökhan Temur ve diğer katılımcılar, spor salonu bahçesinde çocuklarla birlikte fidan diktiler.
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:04 Kısa bir egzersizle sarkmayı önlemek mümkün Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gültekin Koçun, kadınların korkulu rüyası olan rahim sarkmasının önlenebileceğini vurgulayarak, pelvik tabanı güçlendiren egzersizlerin korunmada kritik rol oynadığını ifade etti. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Günde yalnızca 5 dakika ayrılarak yapılacak Kegel egzersizleri sarkma riskini azaltabilir. Ayrıca düzenli egzersiz ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla süreç kontrol altına alınabilir" dedi. Rahim sarkması, kadınların özellikle ilerleyen yaşlarda karşılaştığı ancak çoğu zaman dile getirmekte zorlandığı önemli sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Günlük yaşamı, sosyal hayatı ve organ fonksiyonlarını etkileyebilen bu durum, erken dönemde fark edildiğinde ameliyatsız yöntemlerle dahi yönetilebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, rahim sarkmasının temelinde pelvik taban kasları ve bağ dokuların zayıflamasının yattığını belirterek, "Rahim sarkması (uterus prolapsusu), rahmi yerinde tutan kasların ve bağ dokuların zayıflaması sonucu rahmin vajina içine ya da dışına doğru kayması durumudur. Bu tablo çoğunlukla pelvik taban dediğimiz destek yapının hasar görmesiyle ortaya çıkar. Özellikle çok sayıda ve zor vajinal doğumlar, menopoz sonrası östrojen azalması, kronik kabızlık, ağır yük kaldırma, kronik öksürük ve obezite gibi faktörler pelvik dokular üzerinde sürekli baskı oluşturarak sarkmaya zemin hazırlar" diye konuştu. 50 yaş sonrası çok sık görülüyor Rahim sarkmasının her yaşta görülebileceğini ancak özellikle menopoz sonrası dönemde belirgin şekilde arttığını ifade eden Op. Dr. Gültekin Koçun, "Rahim sarkması özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda daha sık görülür. En yoğun görüldüğü dönem 50-60 yaş aralığıdır. Klinik verilere göre 60 yaşın üzerindeki her üç kadından birinde farklı derecelerde sarkma görülebilir. Menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması, pelvik taban dokularının zayıflamasına neden olur ve risk belirgin şekilde artar. Bununla birlikte çok sayıda doğum yapmış ya da bağ dokusu zayıf olan kadınlarda daha genç yaşlarda da görülebilir" dedi. Her rahim sarkmasının ameliyat gerektirmediğinin altını çizen Op. Dr. Gültekin Koçun, tedavi kararının hastaya özel verilmesi gerektiğini belirterek, "Tedavi planı sarkmanın derecesine ve hastanın yaşam kalitesini ne ölçüde etkilediğine göre şekillenir. Özellikle erken ve orta evrelerde ameliyatsız yöntemlerle oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilir" ifadelerini kullandı. Cerrahi hangi durumlarda kaçınılmaz olur İleri evre sarkmalarda cerrahinin ön plana çıktığını belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, sözlerine şöyle devam etti: "Rahmin vajina dışına çıktığı ileri evre sarkmalarda, şiddetli idrar ve bağırsak problemleri geliştiğinde, vajinal yaralar ve enfeksiyonlar oluştuğunda ya da hastanın yaşam kalitesi ciddi şekilde bozulduğunda cerrahi kaçınılmaz hale gelir. Ayrıca ameliyatsız yöntemlerden fayda görmeyen hastalarda da cerrahi planlanmaktadır. Günümüzde rahim sarkması ameliyatları büyük oranda kapalı yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemlerde karın bölgesine büyük kesi yapılmaz. Küçük kesilerden girilerek rahim asma işlemi gerçekleştirilir. Bu yöntemler sayesinde hastalar daha az ağrı hisseder, kan kaybı minimum olur ve genellikle kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler. Ameliyat sonrası iyileşme süreci genellikle 4 ila 6 hafta sürmektedir. Ameliyat sonrası ilk günlerde erken mobilizasyon çok önemlidir. Evde dinlenme sürecinde hafif ağrılar normaldir ve kontrol altına alınabilir. Ancak ilk 6 hafta ağır kaldırmamak, cinsel ilişkiden kaçınmak, kabız kalmamak ve enfeksiyon riskine karşı dikkatli olmak gerekir. Bu kurallara uyum, ameliyatın başarısını doğrudan etkiler." Tekrarlama riski yaşam tarzıyla ilişkili Rahim sarkmasının cerrahi sonrası tekrar edebileceğine dikkat çeken Op. Dr. Gültekin Koçun, "Bilimsel veriler, ameliyat sonrası hastaların yaklaşık yüzde 10 ile yüzde 30’unda ilerleyen yıllarda yeniden sarkma gelişebileceğini göstermektedir. Bu noktada en önemli faktör hastanın yaşam tarzıdır. Ağır kaldırmak, kronik kabızlık, fazla kilo ve sigara kullanımına bağlı öksürük gibi durumlar pelvik tabana yük bindirerek sarkmanın tekrarına neden olabilir. Ayrıca bağ dokusunun genetik olarak zayıf olması ve menopoz sonrası hormonal değişimler de riski artırır" diye konuştu. Güçlü kas, düşük basınç ile korunmak mümkün Ameliyatsız tedavi seçeneklerinin özellikle başlangıç ve orta evrelerde etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. Gültekin Koçun, rahim sarkmasının tamamen önlenemese de büyük ölçüde engellenebileceğini de kaydetti. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Düzenli pelvik taban egzersizleri yapmak, ideal kiloyu korumak, kabızlığı önlemek ve ağır kaldırmaktan kaçınmak en önemli koruyucu adımlardır. Sigaranın bırakılması ve kronik öksürüğün tedavi edilmesi de pelvik taban sağlığı açısından kritiktir. Menopoz döneminde uygun hastalarda lokal östrojen tedavileri dokuların gücünü korumaya yardımcı olabilir. Özetle; güçlü kas yapısı ve düşük karın içi basıncı sağlandığında sarkma riski önemli ölçüde azaltılabilir" dedi. Op. Dr. Gültekin Koçun, pelvik taban kas egzersizleri yani Kegel egzersizlerinin, rahim sarkmasını önlemede en temel ve etkili yöntem olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Kegel egzersizi, pelvik taban kaslarını doğru şekilde çalıştırmaya dayanmaktadır. Bu kaslar, idrar yaparken akışı durdurmaya yarayan kaslardır. Egzersiz sırasında bu kaslar sıkılır, 3-5 saniye boyunca tutulur ve ardından gevşetilir. Bu hareket gün içinde düzenli aralıklarla tekrarlanmalı ve zamanla alışkanlık haline getirilmelidir. Düzenli uygulandığında pelvik tabanı güçlendirerek rahmi destekleyen yapıyı korur, sarkmanın ilerlemesini yavaşlatabilir ve idrar kaçırma gibi şikayetlerin azalmasına katkı sağlar. Bunun yanı sıra vajinal pesser dediğimiz destek halkaları rahmi mekanik olarak yukarıda tutar ve ameliyata güçlü bir alternatif oluşturabilir. Pelvik taban fizyoterapisi, biofeedback ve elektriksel stimülasyon gibi yöntemler de kasların güçlenmesine katkı sağlar."
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:40 İzmir kooperatif soruşturması: CHP Ankara İl Başkanı Erkol gözaltında CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, İzmir’deki kooperatif soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Erkol, Ankara’daki işlemlerin ardından İzmir’e sevk edilecek. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İZBETON A.Ş. üzerinden yapılan usulsüzlüklere ilişkin başlatılan soruşturmalar kapsamında; İZBETON A.Ş üzerinden İzmir Gaziemir İlçesi Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı projeleri kapsamında S.S. İş insanları Gaziemir Yapı Kooperatifi aracı kılınarak menfaat teminine ilişkin olarak Zimmet, Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik ve Denetim Görevinin İhmali suçlarından soruşturma yürütüldü. Kooperatif yeni yönetim kurulunun şikâyet dilekçesi, mağdurların beyanı ve bilirkişi raporları doğrultusunda, suç tarihlerinde İZBETON A.Ş. yetkilileri, kooperatif yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyeleri oldukları tespit edilen 10 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Bugün düzenlenen operasyonda, aralarında CHP Ankara İl Başkanı Erkol’un da bulunduğu 10 şüpheliden 9’u yakalanarak gözaltına alındı. Yakalanamayan şüphelinin yurt dışında olduğu tespit edildi. CHP Ankara İl Başkanı Erkol, Ankara’daki işlemlerin ardından İzmir’e sevk edilecek. Ümit Erkol’un operasyonla bağlantısı Edinilen bilgiye göre, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, soruşturma konusu S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi’nde 16 Ocak 2022 – 28 Haziran 2024 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Bu itibarla Erkol’un, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tunç Soyer, İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya, Serdar Deniz, Pakize Kavak ve Emre Pınar Kılıç gibi isimlerle birlikte, kooperatif ve inşaat sürecinde alınan kararlarda yer aldığı değerlendiriliyor. Kooperatif yapılanması içinde yönetim kurulu üyesi sıfatıyla öne çıkan isimlerden Erkol’un dosyadaki rolü şöyle özetleniyor: 1. Kooperatifin zarara uğratıldığı iddia edilen yönetim yapısı içinde yer alması Dosyada, Ümit Erkol’un Serdar Deniz, Pakize Kavak ve Emre Pınar Kılıç ile birlikte, kooperatifi zarara uğratan işlemlerde görev alan yönetim kurulu üyeleri arasında bulunduğu ifade edilmektedir. 2. Yüklenici ve ihale sürecindeki bağlantılar: Soruşturma kapsamında sözde alınan ihale tekliflerinden birinin, Ümit Erkol’un oğlu Fırat Erkol’a ait ARES firmasından alındığı belirtilmektedir. Bu durum, teklif sürecinin serbest rekabet yerine bağlantılı şirketler üzerinden yürütüldüğünü gösteren bulgulardan biridir. 3. Mali kayıtlardaki açıklanamayan farkların oluştuğu dönemlerde görev yapması Mali bilirkişi raporuna göre: • 2022 yılında oluştuğu belirtilen 178.535,19 TL’lik farkın bulunduğu dönemde yönetim kurulu üyesidir. • 2023 yılında tespit edilen 14.128.424,19 TL’lik farkın bulunduğu dönemde yine yönetim kurulu üyesidir. • 2024 yılında tespit edilen 14.178.459,92 TL’lik farkın bulunduğu süreçte de adı yönetim kurulu üyeleri arasında geçmektedir. 4. Belgesiz kasa çıkışı tespit edilen dönemde yönetimde bulunması Bilirkişi raporunda 31 Aralık 2023 tarihinde kasa hesabından yapılan ve belgeye bağlanamayan nakit çıkışı yönünden de Ümit Erkol’un yönetim kurulu üyesi olarak sorumlu olduğu belirtilmektedir. Özetle, soruşturmaya göre Ümit Erkol’un rolü; kooperatif yönetiminde aktif görev alan, ihale/teklif süreçlerinde bağlantı iddialarıyla anılan ve mali usulsüzlük şüphesi bulunan dönemlerin tamamına yakınında yönetim sorumluluğu taşıyan isimlerden biri olmasıdır. En dikkat çekici nokta ise, oğluna ait olduğu belirtilen şirketin teklif veren firmalar arasında yer almasıdır.
Görme sağlığının geleceği İzmir’de konuşuldu
30 Mart 2026 Pazartesi - 10:53 Görme sağlığının geleceği İzmir’de konuşuldu İzmir’de düzenlenen Optic World Fuarı’nda uzmanlar, özellikle çocuklarda hızla artan miyopi vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli muayene ve yeni nesil optik çözümlerin önemini vurguladı. Ayrıca miyopinin küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunun altı çizildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 27-29 Mart tarihlerinde İZFAŞ tarafından gerçekleştirilen Optic World İzmir-3. Optik, Gözlük, Oftalmoloji ve Teknolojileri Fuarı, ticari kimliğinin yanı sına sektör profesyonellerini ve akademisyenleri bir araya getiren söyleşilerle de ilgi gördü. Alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen oturumlarda, özellikle çocuklarda ve gençlerde giderek artan miyopi vakalarına dikkat çekildi. Miyopinin yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgulanırken, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unu etkileyen ve 2050 yılına kadar yüzde 50’sini etkilemesi öngörülen bu sorunda erken teşhisin ve düzenli göz muayenesinin önemi vurgulandı. "İçinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiriyor" Programın açılış konuşmasını yapan İzmir Ekonomi Üniversitesi Optisyenlik Programı Öğretim Üyesi ve İzmir Optisyen ve Gözlükçüler Odası (İZOGO) Eğitim Komisyonu Başkanı Dr. Hasan Durmuş, "Optic Fuarı ilk düzenlendiğinde temel hedefimiz sektör paydaşlarını bir araya getirmekti. Bugün ise bu yapıyı daha da genişleterek eğitimcileri, üreticileri ve üniversiteleri aynı çatı altında buluşturuyoruz" dedi. İzmir Gözlükçüler Odası Eğitim Komisyonu ile birlikte dünyadaki gelişmelere ve yeniliklere uyum sağlayabilecek başlıkları programa dahil ettiklerini belirten Durmuş, yapay zekanın çağın dönüşümünde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı. Durmuş, "Tıpkı matbaanın icadı gibi, yapay zeka da içinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiren bir kırılma noktası. Optik sektörü de bu dönüşümden etkileniyor. Bu nedenle dijital ölçümleme teknolojilerinden miyopinin küresel ölçekteki durumuna ve ekonomik etkilerine, optisyenlik sektöründe ön muhasebe süreçlerinden ülkemizde görme sağlığı alanında yapılan iyileştirmelere kadar pek çok başlığı akademik programımız kapsamına aldık" diye konuştu. Erken teşhisin önemi anlatıldı Miyopi ve bir çocuğun henüz miyop olmadığı ancak göz yapısının miyopiye dönüşme riskinin yüksek olduğu erken dönem olan premiyopi konusunun ele alındığı ilk oturum, İzmir Tınaztepe Üniversitesi Özel Galen Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Oya Dönmez tarafından gerçekleştirildi. Dönmez, "Miyopi, günümüzde yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte hızla artan ve toplum sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu. Özellikle çocukluk çağında başlayan miyopinin görülme sıklığı, her geçen yıl artıyor. Uzun süreli yakın mesafe çalışmaları, dijital ekran kullanımının artışı ve açık havada geçirilen sürenin azalması, miyopinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı. Erken teşhisin kritik önem taşıdığını vurgulayan Dönmez, "Miyopi ne kadar erken yaşta başlarsa ilerleme riski o kadar artar. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri ile hastalığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Özel tasarımlı gözlük camları, miyopi kontrolüne yönelik kontakt lensler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile miyopinin ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Özellikle çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi koruyucu bir etki sağlıyor" diye konuştu. Miyopinin tedavi edilmemesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlara da dikkat çeken Dönmez, "İlerleyen miyopi, retina hastalıkları ve ciddi görme kayıpları gibi komplikasyonlara yol açabilir. Bu durum sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir ekonomik yük oluşturur" sözleriyle konunun küresel boyutuna dikkat çekti. Miyopi yönetiminde optik çözümler her geçen gün daha da gelişiyor Miyopi yönetiminde optik çözümlerin hızla geliştiğini belirten Hoya Vision Care Satış Geliştirme Müdürü Begüm Çankırlı, özellikle çocuklarda miyopi ilerlemesini yavaşlatmak için geliştirilen DIMS teknolojisinin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış yenilikçi bir yaklaşım sunduğunu ifade etti. Çankırlı, merkezi net görüşü korurken çevresel defokus oluşturarak göz uzamasını kontrol etmeyi hedefleyen bu tasarımın, miyosmart camlarla yapılan klinik çalışmalarda miyopi ilerlemesini anlamlı ölçüde yavaşlattığını vurguladı. Çankırlı, günümüzde yalnızca görme kusurunu düzeltmenin değil, miyopiyi yönetmenin de optik sektörünün temel sorumluluklarından biri olduğunu belirtti. "2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor" "Miyopi Yönetiminde Kullanılan Kontak Lensler" konulu oturumda konuşan Johnson & Johnson Vision Care Acuvue’den Fatih İbiş, "Miyopi yönetiminde kontakt lens teknolojileri son yıllarda önemli bir gelişim gösterdi. Özellikle miyopi kontrolüne yönelik tasarlanan özel lensler, yalnızca görme düzeltmesi sağlamakla kalmayıp miyopinin ilerlemesini yavaşlatmaya da katkı sunuyor" dedi. Miyopinin küresel ölçekte artışına dikkat çeken İbiş, "Bugün geldiğimiz noktada, 2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor. Bu tablo, miyopi yönetimini bireysel bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp küresel bir sağlık önceliği haline getiriyor. Bu nedenle erken müdahale, doğru ürün seçimi ve düzenli takip süreçleri her zamankinden daha kritik bir rol oynuyor" ifadelerini kullandı. Program kapsamında ayrıca, optisyenler ile göz hekimleri arasındaki iş birliğinin önemi vurgulandı. Görme sağlığında sürdürülebilir başarı için multidisipliner yaklaşımın gerekliliği dile getirilirken, yeni nesil ölçüm teknolojileri ve kişiselleştirilmiş çözümler de sektörün geleceğine ışık tutan başlıklar arasında yer aldı.
Karşıyaka Basketbol, 7 maç sonra kazandı
30 Mart 2026 Pazartesi - 10:41 Karşıyaka Basketbol, 7 maç sonra kazandı Karşıyaka, Basketbol Süper Ligi’nin 26. haftasında sahasında Mersin Spor’u mağlup ederek 7 maçlık galibiyet hasretine son verdi. Basketbol Süper Ligi’nin 26. haftasında Karşıyaka, sahasında Mersin Spor’u konuk etti. İzmir temsilcisi mücadeleden 92-78 galip ayrılarak 7 maçlık galibiyet hasretine son verdi. Bu sonuçla birlikte yeşil-kırmızılı ekip ligdeki 5. galibiyetini elde ederken, ligde kalma umutlarını da ilerleyen haftalara taşımayı başardı. Düşme hattının hemen üzerinde bulunan Bursaspor ise Fenerbahçe’yi mağlup ederek galibiyet sayısını 7’ye çıkardı. Petkimspor da haftayı mağlubiyetle kapatınca 7 galibiyette kaldı. Ahmet Kandemir’den ilk galibiyet Candost Volkan’ın ayrılığının ardından Karşıyaka’nın başına geçen Ahmet Kandemir, yeşil-kırmızılı ekibin başındaki ilk sınavını Mersin Spor karşısında verdi. Deneyimli çalıştırıcı, bu mücadelede hem takımının galibiyet hasretine son verdi hem de Karşıyaka’daki ilk galibiyetini elde etmiş oldu. Bursaspor’un galibiyeti moralleri bozdu Karşıyaka Basketbol, galibiyet sayısını 5’e yükselttikten sonra gözünü akşam saatlerinde oynanan ve doğrudan rakibi olan Bursaspor-Fenerbahçe karşılaşmasına çevirdi. İzmir ekibi, mücadeleyi Bursaspor’un kazanmasıyla büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Bu sonuçla birlikte galibiyet sayısını 7’ye çıkaran Bursaspor, düşme hattıyla arasındaki farkı korumayı sürdürdü.
Böbrek nakilli 76 yaşındaki hasta, kolanjioskopi ile sağlığına kavuştu
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:45 Böbrek nakilli 76 yaşındaki hasta, kolanjioskopi ile sağlığına kavuştu İzmir’de 76 yaşındaki böbrek nakilli hastanın safra kanalında oluşan 2 santimlik taşı kolanjioskopi yöntemiyle temizleyen Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, "ERCP yöntemi ile çıkarılamayan taşlar için kolanjioskopi olarak adlandırılan ileri teknoloji bir yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntem, endoskopun içinden daha ince bir endoskop (kolanjioskop) ile doğrudan safra kanalının içine girilmesi olarak biliniyor. Kanalın içi görüntülenerek lazer litotripsi denen bir yöntemle taşlar parçalanarak, akabinde ERCP balonlarıyla taşları safra kanalından çıkarma şansı tanıyan bir yöntemdir. Safra kanalının içerisine endoskopik olarak girmek uzun zamandır ihtiyaç duyduğumuz bir işlemdi" dedi. Safra kesesi ve safra yollarında taş oluşumu, her yaş grubunda sık görülen ve ciddi sağlık sorunları yol açabilen bir durum. Geleneksel yöntemlerle her zaman başarılı sonuç alınamayan bu vakalarda, gelişen teknolojiler yeni tedavi seçeneklerini gündeme taşıyor. Bugün ise ileri teknoloji kolanjioskopi yöntemiyle, büyük boyutlu safra yolu taşları doğrudan görüntülenerek lazerle parçalanıp endoskopik olarak çıkarılmasına imkan sağlıyor. Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, kolanjioskopi yöntemini ilk kez 76 yaşındaki böbrek nakilli bir hastada kullandı. Cerrahiye gerek kalmadan 2 santimlik taşı safra kesesi kanalından çıkaran Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, kolanjioskopi yöntemi hakkında detaylı bilgi verdi. Safra kesesi alındı, ancak ağrıdan kurtulamadı Pandemi sürecinde İstanbul’dan İzmir’e taşınan 76 yaşındaki emekli yarbay pilot Mehmet Vasıf Gebeş, yaşadığı sorunları paylaştı. Mehmet Vasıf Gebeş, "Yaklaşık dört yıl önce safra kesesi ameliyatı olmuştum. Şiddetli bir sancı ile acile gidince safra kesemi aldılar ve sorunun bittiğini sanmıştık. Ancak bu kez safra yolunda taş oluşmuş; biri 2 santimetre, diğerleri daha küçüktü. Daha önce böbrek nakli oldum, böbrek taşı düşürdüm ama böyle bir ağrı görmedim. İştahsızlık, halsizlik ve yüksek ateş şikayetlerim vardı; önce salgın hastalık sanıp ciddiye almadık ama ağrı dayanılmaz hale gelince hastaneye başvurduk. Medicana’nın acil servisinde durum anlaşıldı. Önce stent takıldı ancak stent tıkanınca doktor bey bizi yeniden çağırdı. Büyük bir ameliyattan çekiniyorduk ama bu yeni yöntemle sağlığımıza kavuştuk. Şu an her şey normale döndü" açıklamasını yaptı. Kanala girilmesine imkan tanıyor Hasta Mehmet Vasıf Gebeş’e uygulanan kolanjioskopi yöntemine ilişkin konuşan Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, "Hastanın koledok olarak adlandırılan, karaciğerden bağırsağa safra sıvısını taşıyan ana kanalında çok sayıda taş mevcuttu. Normal şartlarda bu taşların bir kısmını ERCP (Endoskopik Retrograd Kolanjiopankreatografi) denilen yöntemle temizlenebiliyor. Bu yöntemde ağız yolundan girilip mide geçilir, safra kanalının bağırsağa açıldığı noktadan içeri balonlar veya basketler gönderilerek taşlar çıkarılır. Ancak safra kanalındaki taşlar bazen çok büyük olduğunda klasik ERCP ile çıkarılamayabiliyor. İşte burada devreye kolanjioskopi denilen daha ince ve yeni teknoloji bir endoskopla -ki bu kolanjioskop olarak adlandırılır- ile doğrudan safra kanalının içine girilmesine imkan tanıyor. Kanalın içindeki darlıklardan direkt girerek taşı lazer (lazer litotripsi) ile parçalayabiliyor ve ardından balonlarla taşları dışarı çıkarabiliyorsunuz. Safra kanalının içerisine endoskopik olarak girmek bizim uzun zamandır ihtiyaç duyduğumuz bir işlem" sözlerini kaydetti. Operasyon 2.5 saat sürdü Kolanjioskopi yöntemiyle safra kanalında yer alan 2 santimlik taşı kısa sürede çıkardıklarını aktaran Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, "Hasta böbrek nakilli olduğu için tedbir amaçlı bir gün daha hastanede yatırdık; aksi halde aynı gün taburcu olabilirdi" dedi. Kolanjioskopinin avantajlarına değinen Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, "Sadece röntgen (X-Ray) görüntüsüne dayanmak yerine, kanalın içini çıplak gözle görür gibi izleyebiliyoruz. Bölgedeki tümörlerin tanısını koymak için ’körlemesine’ fırça örneği almak yerine, şüpheli dokudan görerek biyopsi alabiliyoruz. Vasıf Bey’i büyük bir cerrahi operasyondan kurtararak işlemi endoskopik olarak tamamlamamızı sağladı" açıklamalarını yaptı.
Fuar İzmir üç fuara birden ev sahipliği yaptı
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:30 Fuar İzmir üç fuara birden ev sahipliği yaptı İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, bu hafta Fuar İzmir’de gerçekleştirilen üç ayrı fuar, farklı sektörleri aynı çatı altında buluşturarak kentin fuarcılık gücünü bir kez daha ortaya koydu. Optik, mobilya ve makine-endüstri alanlarında düzenlenen fuarlar, sektörler arası etkileşimi artırırken yeni iş birliklerine de zemin hazırladı. İZFAŞ tarafından düzenlenen Optic World İzmir - 3. Optik, Gözlük, Oftalmoloji ve Teknolojileri Fuarı, EFR Fuarcılık tarafından gerçekleştirilen İZFURNEX - İzmir Mobilya Fuarı ve İzgi Fuarcılık’ın düzenlediği IMATECH - 4. Endüstriyel Üretim ve Teknolojileri Fuarı, geçtiğimiz hafta Fuar İzmir’in üç ayrı holünde ziyaretçilerini ağırladı. Üç fuarın aynı anda düzenlenmesiyle oluşan yoğunluk, yüzlerce markayı ve binlerce profesyonel ziyaretçiyi bir araya getirdi. Sektör temsilcileri ile bir araya geldi Optic World İzmir’in açılışını gerçekleştiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, açılışın ardından katılımcılarla ve sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Stantları ziyaret eden ve ürünleri yerinde inceleyen Tugay, gözlükleri de denedi. Başkan Tugay, programı kapsamında, B Holü’nde düzenlenen İZFURNEX İzmir Mobilya Fuarı’nı ziyaret ederek sektör temsilcileriyle görüş alışverişinde bulundu. A Holü’nde gerçekleştirilen IMATECH Fuarı’nı da gezen Tugay, sergilenen makine ve teknolojiler hakkında bilgi aldı. Başkan Tugay, fuarların yeni iş birliklerine ve güçlü ortaklıklara zemin hazırladığını belirterek, İzmir’in üretim ve ticaret potansiyelini büyüten bu tür organizasyonları desteklemeyi sürdüreceklerini ifade etti. Sektör temsilcileri, sahada kurulan doğrudan iletişimin sektörün ihtiyaçlarının doğru anlaşılması açısından önemli olduğunu vurgulayarak, fuara verilen destekten duydukları memnuniyeti dile getirdi ve Başkan Dr. Cemil Tugay’a teşekkür etti. Kent ekonomisine katkı Optic World İzmir Fuarı, 27 - 29 Mart tarihleri arasında 8 ilden 46 katılımcıyı bir araya getirerek sektörün önemli buluşma noktalarından biri oldu. Gözlük çerçevelerinden optik cam teknolojilerine, kontakt lenslerden oftalmolojik ekipmanlara kadar geniş bir ürün yelpazesinin sergilendiği fuar, sektör profesyonellerine yeni iş bağlantıları kurma imkanı sundu. İZFURNEX ise 25 - 29 Mart 2026 tarihlerinde 12 ilden 127 firma ve markanın katılımıyla yapılarak mobilyada tasarım, estetik ve marka odaklı üretimi öne çıkardı. IMATECH Fuarı da 26 - 29 Mart tarihleri arasında 221 markaya ev sahipliği yaptı. Fuarda; endüstriyel robotlar, metal işleme makineleri, endüstriyel otomasyon sistemleri ve lazer kaynak teknolojileri öne çıkan ürün grupları arasında yer aldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen üç fuar, Fuar İzmir’in ulusal ve uluslararası ölçekteki önemini bir kez daha ortaya koyarken hem düzenlendiği sektörlere hem de kent ekonomisine katkı sağladı.
Kuraklığa karşı İzmir’e 29 yeni su kuyusu geliyor
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:18 Kuraklığa karşı İzmir’e 29 yeni su kuyusu geliyor İZSU, Tire ve Bayındır’a yaklaşık 32 milyon liralık yatırımla 16 sondaj kuyusu açıyor. Ödemiş ve Kiraz’da da 13 su kuyusunun açılması için ihaleye çıkılacak. 29 yeni kuyu artan kuraklık riskine karşı İzmir’in su güvenliğini güçlendirecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, kuraklık ve artan su ihtiyacına karşı kentin su kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla yeni yatırımlarını sürdürüyor. Tire ve Bayındır ilçelerinde yaklaşık 32 milyon liralık yatırımla 16 yeni su sondaj kuyusu açılıyor. Ayrıca İZSU, Ödemiş ve Kiraz’da 13 su sondaj kuyusu açmak için önümüzdeki günlerde ihaleye çıkacak. Yeni yeraltı suyu kaynaklarının devreye alınması ile İzmir’in su altyapısının güçlendirilmesi ve özellikle yaz aylarında yaşanabilecek su sıkıntılarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Tire’ye 11 kuyu Tire ilçe merkezi ve merkeze bağlı mahallelerde toplam 11 yeni su sondaj kuyusu açılıyor. Yaklaşık 22 milyon 736 bin liralık yatırımla yürütülen çalışmalarda ilçe merkezinin su ihtiyacını açılan 5 kuyu ile karşılanacak. Dereli, Eskioba, Duatepe, Cambazlı, Çeriközü, Hasançavuşlar, Osmancık, Büyükkale ve Sarılar mahalleleri ise açılan 6 yeni kuyu ile hayat bulacak. Çalışmalar yıl sonuna kadar tamamlanacak. Bayındır’da 5 yeni su kaynağı 9 milyon 251 bin liralık yatırımla Bayındır’da 5 sondaj kuyusu açılıyor. Yeni kaynaklar hem ilçe merkezinin hem de mahallelerin içme suyu ihtiyacını karşılayacak. Atatürk, Fatih (2 kuyu) ve Karaveliler mahallelerindeki kuyular açıldı. Zeytinova Mahallesi’nde ise kuyu açma çalışmaları devam ediyor.