SAĞLIK - 09 Nisan 2026 Perşembe 12:04

Kısa bir egzersizle sarkmayı önlemek mümkün

A
A
A
Kısa bir egzersizle sarkmayı önlemek mümkün

Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gültekin Koçun, kadınların korkulu rüyası olan rahim sarkmasının önlenebileceğini vurgulayarak, pelvik tabanı güçlendiren egzersizlerin korunmada kritik rol oynadığını ifade etti. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Günde yalnızca 5 dakika ayrılarak yapılacak Kegel egzersizleri sarkma riskini azaltabilir. Ayrıca düzenli egzersiz ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla süreç kontrol altına alınabilir" dedi.


Rahim sarkması, kadınların özellikle ilerleyen yaşlarda karşılaştığı ancak çoğu zaman dile getirmekte zorlandığı önemli sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Günlük yaşamı, sosyal hayatı ve organ fonksiyonlarını etkileyebilen bu durum, erken dönemde fark edildiğinde ameliyatsız yöntemlerle dahi yönetilebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, rahim sarkmasının temelinde pelvik taban kasları ve bağ dokuların zayıflamasının yattığını belirterek, "Rahim sarkması (uterus prolapsusu), rahmi yerinde tutan kasların ve bağ dokuların zayıflaması sonucu rahmin vajina içine ya da dışına doğru kayması durumudur. Bu tablo çoğunlukla pelvik taban dediğimiz destek yapının hasar görmesiyle ortaya çıkar. Özellikle çok sayıda ve zor vajinal doğumlar, menopoz sonrası östrojen azalması, kronik kabızlık, ağır yük kaldırma, kronik öksürük ve obezite gibi faktörler pelvik dokular üzerinde sürekli baskı oluşturarak sarkmaya zemin hazırlar" diye konuştu.



50 yaş sonrası çok sık görülüyor


Rahim sarkmasının her yaşta görülebileceğini ancak özellikle menopoz sonrası dönemde belirgin şekilde arttığını ifade eden Op. Dr. Gültekin Koçun, "Rahim sarkması özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda daha sık görülür. En yoğun görüldüğü dönem 50-60 yaş aralığıdır. Klinik verilere göre 60 yaşın üzerindeki her üç kadından birinde farklı derecelerde sarkma görülebilir. Menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması, pelvik taban dokularının zayıflamasına neden olur ve risk belirgin şekilde artar. Bununla birlikte çok sayıda doğum yapmış ya da bağ dokusu zayıf olan kadınlarda daha genç yaşlarda da görülebilir" dedi. Her rahim sarkmasının ameliyat gerektirmediğinin altını çizen Op. Dr. Gültekin Koçun, tedavi kararının hastaya özel verilmesi gerektiğini belirterek, "Tedavi planı sarkmanın derecesine ve hastanın yaşam kalitesini ne ölçüde etkilediğine göre şekillenir. Özellikle erken ve orta evrelerde ameliyatsız yöntemlerle oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilir" ifadelerini kullandı.



Cerrahi hangi durumlarda kaçınılmaz olur


İleri evre sarkmalarda cerrahinin ön plana çıktığını belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, sözlerine şöyle devam etti: "Rahmin vajina dışına çıktığı ileri evre sarkmalarda, şiddetli idrar ve bağırsak problemleri geliştiğinde, vajinal yaralar ve enfeksiyonlar oluştuğunda ya da hastanın yaşam kalitesi ciddi şekilde bozulduğunda cerrahi kaçınılmaz hale gelir. Ayrıca ameliyatsız yöntemlerden fayda görmeyen hastalarda da cerrahi planlanmaktadır. Günümüzde rahim sarkması ameliyatları büyük oranda kapalı yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemlerde karın bölgesine büyük kesi yapılmaz. Küçük kesilerden girilerek rahim asma işlemi gerçekleştirilir. Bu yöntemler sayesinde hastalar daha az ağrı hisseder, kan kaybı minimum olur ve genellikle kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler. Ameliyat sonrası iyileşme süreci genellikle 4 ila 6 hafta sürmektedir. Ameliyat sonrası ilk günlerde erken mobilizasyon çok önemlidir. Evde dinlenme sürecinde hafif ağrılar normaldir ve kontrol altına alınabilir. Ancak ilk 6 hafta ağır kaldırmamak, cinsel ilişkiden kaçınmak, kabız kalmamak ve enfeksiyon riskine karşı dikkatli olmak gerekir. Bu kurallara uyum, ameliyatın başarısını doğrudan etkiler."



Tekrarlama riski yaşam tarzıyla ilişkili


Rahim sarkmasının cerrahi sonrası tekrar edebileceğine dikkat çeken Op. Dr. Gültekin Koçun, "Bilimsel veriler, ameliyat sonrası hastaların yaklaşık yüzde 10 ile yüzde 30’unda ilerleyen yıllarda yeniden sarkma gelişebileceğini göstermektedir. Bu noktada en önemli faktör hastanın yaşam tarzıdır. Ağır kaldırmak, kronik kabızlık, fazla kilo ve sigara kullanımına bağlı öksürük gibi durumlar pelvik tabana yük bindirerek sarkmanın tekrarına neden olabilir. Ayrıca bağ dokusunun genetik olarak zayıf olması ve menopoz sonrası hormonal değişimler de riski artırır" diye konuştu.



Güçlü kas, düşük basınç ile korunmak mümkün


Ameliyatsız tedavi seçeneklerinin özellikle başlangıç ve orta evrelerde etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. Gültekin Koçun, rahim sarkmasının tamamen önlenemese de büyük ölçüde engellenebileceğini de kaydetti. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Düzenli pelvik taban egzersizleri yapmak, ideal kiloyu korumak, kabızlığı önlemek ve ağır kaldırmaktan kaçınmak en önemli koruyucu adımlardır. Sigaranın bırakılması ve kronik öksürüğün tedavi edilmesi de pelvik taban sağlığı açısından kritiktir. Menopoz döneminde uygun hastalarda lokal östrojen tedavileri dokuların gücünü korumaya yardımcı olabilir. Özetle; güçlü kas yapısı ve düşük karın içi basıncı sağlandığında sarkma riski önemli ölçüde azaltılabilir" dedi. Op. Dr. Gültekin Koçun, pelvik taban kas egzersizleri yani Kegel egzersizlerinin, rahim sarkmasını önlemede en temel ve etkili yöntem olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Kegel egzersizi, pelvik taban kaslarını doğru şekilde çalıştırmaya dayanmaktadır. Bu kaslar, idrar yaparken akışı durdurmaya yarayan kaslardır. Egzersiz sırasında bu kaslar sıkılır, 3-5 saniye boyunca tutulur ve ardından gevşetilir. Bu hareket gün içinde düzenli aralıklarla tekrarlanmalı ve zamanla alışkanlık haline getirilmelidir. Düzenli uygulandığında pelvik tabanı güçlendirerek rahmi destekleyen yapıyı korur, sarkmanın ilerlemesini yavaşlatabilir ve idrar kaçırma gibi şikayetlerin azalmasına katkı sağlar. Bunun yanı sıra vajinal pesser dediğimiz destek halkaları rahmi mekanik olarak yukarıda tutar ve ameliyata güçlü bir alternatif oluşturabilir. Pelvik taban fizyoterapisi, biofeedback ve elektriksel stimülasyon gibi yöntemler de kasların güçlenmesine katkı sağlar."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Söğüt’ten altyapı mesaisi: "Zor ama doğru kararı aldık" Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, altyapı yatırımlarının tamamlanarak üstyapı düzenlemelerine geçildiği Mimar Sinan Mahallesi’nde incelemelerde bulundu. Söğüt, "Altyapı gerçekten zor ve zahmetli bir iş. Vatandaşımızın da sabrının zorlandığı zamanlar oldu. Sorunu görmezden gelip, tozu sümenin altında bırakmadık, doğrusunu yaptık" dedi. Bölgede yürütülen çalışmaları yerinde takip eden Başkan Şener Söğüt, asfalt serimi öncesi hazırlıkların büyük ölçüde tamamlandığını belirterek, mahalle sakinlerinin konforlu ulaşıma kavuşması için sona yaklaşıldığını kaydetti. Çalışmaların tamamen bittiği cadde ve sokaklardaki asfaltlama işlemlerini denetleyen Söğüt, altyapı yenileme sürecinin zorluklarına dikkati çekti. Kentin en büyük eksikliğini gidermek için yola çıktıklarını vurgulayan Başkan Söğüt, "Altyapı gerçekten zor ve zahmetli bir iş. Vatandaşımızın da sabrının zorlandığı zamanlar oldu. Ama bu kentin en büyük eksikliğiydi. Sorunu görmezden gelip, tozu sümenin altında bırakmadık, biz doğrusunu yaptık" değerlendirmesinde bulundu. Altyapı çalışmalarının uzun vadeli şehirleşmenin en önemli adımlarından biri olduğuna işaret eden Söğüt, yapılan yatırımlarla sadece bugünün değil, geleceğin de planlandığını ifade etti. Söğüt, yenilenen altyapı sayesinde yağmur suyu, kanalizasyon ve diğer temel hizmetlerin çok daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesini hedeflediklerini sözlerine ekledi. Başkan Şener Söğüt, incelemelerinin ardından bölgedeki vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti.
Denizli Denizli’de yeni doğum yapan annelere 9 bin TL’lik destek Denizli Büyükşehir Belediyesi, ‘Yeni Doğan Yardımı’ projesi kapsamında 11 ve 12. dönem ödemelerini tamamladı. Dar gelirli ailelere sağlanan 9 bin TL’lik destek miktarı bu dönemde 3 milyon TL’yi aştı. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun bebek sahibi olan dar gelirli ailelere katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği "Yeni Doğan Yardımı" projesi sürüyor. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen projede 11. ve 12. dönem müracaatları sonuçlandırıldı. Bu kapsamda, şartları taşıyan hak sahiplerinin sosyal kartlarına 9 bin TL yüklenirken, kartlar hak sahibi annelere teslim edilmeye başlandı. Bu dönem dar gelirli yüzlerce aileye 3 milyon 42 bin TL’lik destek sağlandı. 13. dönem müracaatları başladı Yeni doğum yapan annelere bebek çantası, bebek bezi, bebek maması ve aile taksi projeleriyle de destek veren Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin 13. dönem yeni doğan yardım müracaatları alınmaya başlandı. Söz konusu yardıma https://cbs.denizli.bel.tr/yenidogan/ ile www.denizli.bel.tr adresindeki "Başvurular" sekmesinden müracaat gerçekleştirilebiliyor. "Bebeklerimizin ilk gülüşüne eşlik ediyoruz" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, yeni doğan yardımı projesiyle dar gelirli ailelerin en hassas dönemlerinde yanlarında olmayı sürdürdüklerini belirtti. Bu şehrin kaynaklarını yine bu şehrin insanına harcamaya devam ettiklerini vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, sözlerini söyle sürdürdü: "Ne mutlu ki yeni doğan desteğimizle bebeklerimizin ilk gülüşüne eşlik ediyoruz. Dayanışma ve sevgiyle kenetleniyor; mutlu çocukların, huzurlu ailelerin şehri Denizli’yi birlikte inşa ediyoruz."
Kocaeli Elektrik şirketi bıktırınca tepkisini otomobilinin camına astığı özel tasarımlı afişle gösterdi Kocaeli genelinde vatandaşların SEDAŞ ile ilgili yaşadığı mağduriyetler şikayet platformlarında binleri aşarken, tepkiler yollara da yansıdı. Bir vatandaş, otomobilinin camına astığı özel tasarımlı afişle kuruma olan tepkisini trafikte gösterdi. Kocaeli’nin birçok ilçesinde haberli veya habersiz şekilde gerçekleştirilen, bazen tüm günü bulan elektrik arızaları ve altyapı çalışmaları hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Evden çalışanlar, esnaf ve beyaz eşyası bozulan vatandaşlar duruma tepki gösteriyor. Türkiye’nin en çok kullanılan şikayet platformundan seslerini duyurmaya çalışan vatandaşlar, binlerce kayıt oluşturdu. Tüketicilerin platforma yansıyan en büyük şikayetleri arasında; kesintiler nedeniyle elektronik cihazların ve kombilerin yanması, çağrı merkezi 186’ya ulaşılamaması ve muhatap bulunamaması yer alıyor. "Bir insanın hayatı bu kadar riske atılamaz" Şikayetlerde vatandaşlar, "Yaklaşık 1,5 yıldır, özellikle gece 00.00’dan sonra, 2 ila 6 saat, bazı zamanlarda ise 8 saate kadar uzayan sık elektrik kesintileri yaşıyoruz. Evimizde solunum cihazına (Auto cpap) bağlı bir hastamız bulunuyor ve bu kesintiler sırasında cihaz defalarca kapandı. Bir insanın hayatı bu kadar riske atılamaz", "Uzun süren bu kesinti nedeniyle evde günlük işlerimizi yapamaz hale geldik ve ciddi şekilde mağdur oluyoruz", "Hava soğuk olduğu için evdeki çocuklar üşüyor ve temel ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanıyoruz. Bu kadar uzun süreli bir kesintinin, özellikle soğuk havada ve çocukların olduğu bir evde ciddi mağduriyet oluşturduğunu belirtmek istiyorum", "Sürekli yaşanan voltaj dalgalanması yüzünden cihazlarımız bozuldu" diyerek Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye (SEDAŞ) yönelik tepkilerini dile getiriyor. Trafikte ilginç protesto Kesintilere yönelik tepkiler sanal ortamdan sokağa da ulaştı. Trafikte seyreden bir otomobilin sürücüsü, kurumu protesto etmek için ilginç bir yönteme başvurdu. Sürücü, kendi hazırladığı ve üzerini çizdiği "SEDAŞ" amblemini aracının arka camına yapıştırdı.