SAĞLIK - 30 Mart 2026 Pazartesi 10:53

Görme sağlığının geleceği İzmir’de konuşuldu

A
A
A
Görme sağlığının geleceği İzmir’de konuşuldu

İzmir’de düzenlenen Optic World Fuarı’nda uzmanlar, özellikle çocuklarda hızla artan miyopi vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli muayene ve yeni nesil optik çözümlerin önemini vurguladı. Ayrıca miyopinin küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunun altı çizildi.


İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 27-29 Mart tarihlerinde İZFAŞ tarafından gerçekleştirilen Optic World İzmir-3. Optik, Gözlük, Oftalmoloji ve Teknolojileri Fuarı, ticari kimliğinin yanı sına sektör profesyonellerini ve akademisyenleri bir araya getiren söyleşilerle de ilgi gördü.


Alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen oturumlarda, özellikle çocuklarda ve gençlerde giderek artan miyopi vakalarına dikkat çekildi. Miyopinin yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgulanırken, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unu etkileyen ve 2050 yılına kadar yüzde 50’sini etkilemesi öngörülen bu sorunda erken teşhisin ve düzenli göz muayenesinin önemi vurgulandı.



"İçinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiriyor"


Programın açılış konuşmasını yapan İzmir Ekonomi Üniversitesi Optisyenlik Programı Öğretim Üyesi ve İzmir Optisyen ve Gözlükçüler Odası (İZOGO) Eğitim Komisyonu Başkanı Dr. Hasan Durmuş, "Optic Fuarı ilk düzenlendiğinde temel hedefimiz sektör paydaşlarını bir araya getirmekti. Bugün ise bu yapıyı daha da genişleterek eğitimcileri, üreticileri ve üniversiteleri aynı çatı altında buluşturuyoruz" dedi.


İzmir Gözlükçüler Odası Eğitim Komisyonu ile birlikte dünyadaki gelişmelere ve yeniliklere uyum sağlayabilecek başlıkları programa dahil ettiklerini belirten Durmuş, yapay zekanın çağın dönüşümünde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı. Durmuş, "Tıpkı matbaanın icadı gibi, yapay zeka da içinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiren bir kırılma noktası. Optik sektörü de bu dönüşümden etkileniyor. Bu nedenle dijital ölçümleme teknolojilerinden miyopinin küresel ölçekteki durumuna ve ekonomik etkilerine, optisyenlik sektöründe ön muhasebe süreçlerinden ülkemizde görme sağlığı alanında yapılan iyileştirmelere kadar pek çok başlığı akademik programımız kapsamına aldık" diye konuştu.



Erken teşhisin önemi anlatıldı


Miyopi ve bir çocuğun henüz miyop olmadığı ancak göz yapısının miyopiye dönüşme riskinin yüksek olduğu erken dönem olan premiyopi konusunun ele alındığı ilk oturum, İzmir Tınaztepe Üniversitesi Özel Galen Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Oya Dönmez tarafından gerçekleştirildi. Dönmez, "Miyopi, günümüzde yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte hızla artan ve toplum sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu. Özellikle çocukluk çağında başlayan miyopinin görülme sıklığı, her geçen yıl artıyor. Uzun süreli yakın mesafe çalışmaları, dijital ekran kullanımının artışı ve açık havada geçirilen sürenin azalması, miyopinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.


Erken teşhisin kritik önem taşıdığını vurgulayan Dönmez, "Miyopi ne kadar erken yaşta başlarsa ilerleme riski o kadar artar. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri ile hastalığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Özel tasarımlı gözlük camları, miyopi kontrolüne yönelik kontakt lensler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile miyopinin ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Özellikle çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi koruyucu bir etki sağlıyor" diye konuştu.


Miyopinin tedavi edilmemesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlara da dikkat çeken Dönmez, "İlerleyen miyopi, retina hastalıkları ve ciddi görme kayıpları gibi komplikasyonlara yol açabilir. Bu durum sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir ekonomik yük oluşturur" sözleriyle konunun küresel boyutuna dikkat çekti.



Miyopi yönetiminde optik çözümler her geçen gün daha da gelişiyor


Miyopi yönetiminde optik çözümlerin hızla geliştiğini belirten Hoya Vision Care Satış Geliştirme Müdürü Begüm Çankırlı, özellikle çocuklarda miyopi ilerlemesini yavaşlatmak için geliştirilen DIMS teknolojisinin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış yenilikçi bir yaklaşım sunduğunu ifade etti. Çankırlı, merkezi net görüşü korurken çevresel defokus oluşturarak göz uzamasını kontrol etmeyi hedefleyen bu tasarımın, miyosmart camlarla yapılan klinik çalışmalarda miyopi ilerlemesini anlamlı ölçüde yavaşlattığını vurguladı. Çankırlı, günümüzde yalnızca görme kusurunu düzeltmenin değil, miyopiyi yönetmenin de optik sektörünün temel sorumluluklarından biri olduğunu belirtti.



"2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor"


"Miyopi Yönetiminde Kullanılan Kontak Lensler" konulu oturumda konuşan Johnson & Johnson Vision Care Acuvue’den Fatih İbiş, "Miyopi yönetiminde kontakt lens teknolojileri son yıllarda önemli bir gelişim gösterdi. Özellikle miyopi kontrolüne yönelik tasarlanan özel lensler, yalnızca görme düzeltmesi sağlamakla kalmayıp miyopinin ilerlemesini yavaşlatmaya da katkı sunuyor" dedi. Miyopinin küresel ölçekte artışına dikkat çeken İbiş, "Bugün geldiğimiz noktada, 2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor. Bu tablo, miyopi yönetimini bireysel bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp küresel bir sağlık önceliği haline getiriyor. Bu nedenle erken müdahale, doğru ürün seçimi ve düzenli takip süreçleri her zamankinden daha kritik bir rol oynuyor" ifadelerini kullandı.


Program kapsamında ayrıca, optisyenler ile göz hekimleri arasındaki iş birliğinin önemi vurgulandı. Görme sağlığında sürdürülebilir başarı için multidisipliner yaklaşımın gerekliliği dile getirilirken, yeni nesil ölçüm teknolojileri ve kişiselleştirilmiş çözümler de sektörün geleceğine ışık tutan başlıklar arasında yer aldı.



Görme sağlığının geleceği İzmir’de konuşuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Çiftler arasındaki ekonomik şiddet tazminat sebebi Avukat Mücahid Küçük, çiftler arasında banka kartının alınmasının ya da ev ihtiyaçları için para verilmemesinin ekonomik şiddete yol açtığını ve tazminat sebebi olabileceğini söyledi. Kadının ekonomik olarak zor durumda bırakılmasının ekonomik şiddet olabileceğini söyleyen Avukat Mücahid Küçük, "Şiddetin hukukumuzda farklı sınıflandırmaları var. Biri herkesin bildiği maalesef fiziksel şiddet, diğeri psikolojik şiddet ve bir diğeri de ekonomik şiddet olarak sınıflandırılmaktadır. Ekonomik şiddet genellikle kadınlara yapılan örnek vermek gerekirse kadınların maaş kartının elinden alınması ya da çalışmayan kadınlara kocanın harçlık vermemesi, ev giderlerini alması için para vermemesi gibi durumlarda ortaya çıkan şiddet türüdür. Yani genel bir tanım yapmak gerekirse kadını ekonomik olarak zor duruma sokmak da gelir yoksunluğunda bırakmaktadır" dedi. Küçük, ekonomik şiddetten sonra da yapılan masraflar için ayrıca dava açılabileceğini söyleyerek, "Son günlerde bu durumların nişanlılık öncesinde dahi yaşandığına dair olaylara karşımıza çıkıyor. Özellikle nişanlanma aşamasında dahi ailelerin bir araya gelerek evlendikten sonra ‘maaş kartın bizde duracak’ hatta babaların dahi yürüteceğine dair haberler çıkıyor karşımıza. Bu durumlarda dahi ekonomik şiddet vücut bulmaktadır. Bu nedenle nişanı bozan taraf haklı nedenle nişanı bozabilir. Nişanın bozulması sebebi ile de maddi ve manevi tazminat isteminde bulunabilir. Ayrıca açabileceği tazminat davalarıyla kusurlu olan taraftan nişanlanma için yapmış olduğu masraflar için maddi tazminat talebinde de bulunabilir. Kendisine ve kişilik haklarına saygısızlık varsa da manevi tazminat talebinde de bulunabilirler" ifadelerini kullandı.
İstanbul Hürmüz’deki kriz elektrikli araçlara olan ilgiyi arttırdı ABD ve İsrail’in İran’a saldırması petrol fiyatlarını küresel çapta hızla yükseltirken, tüketicilerin elektrikli araçlara olan ilgisini arttırdı. Orta Doğu’da İran merkezli gerilimin savaşa dönüşmesiyle küresel petrol piyasasında yaşanan arz daralması, Avrupa’da akaryakıt fiyatlarını kısa sürede sert şekilde yukarı çekti. Kıta genelinde benzin fiyatları ortalama yüzde 10’un üzerinde artış gösterirken, bazı ülkelerde litre fiyatı 2 euro (103 Türk Lirası) seviyesini aştı. Bu gelişme, yalnızca enerji piyasalarını değil, otomotiv sektörünü de doğrudan etkiledi. Yakıt maliyetlerindeki hızlı artış, tüketicilerin araç tercihlerinde ani bir değişime yol açtı. Özellikle günlük kullanım maliyetini düşürmek isteyen kullanıcılar, içten yanmalı motorlu araçlardan uzaklaşarak elektrikli modellere yönelmeye başladı. Uygun fiyatlar ilgi çekiyor Elektrikli araçlara olan talep artışı aslında son dönemde kendini daha da hissettiren bir durum ancak bu kez dikkat çeken fark, büyümenin sıfır araçlardan ziyade ikinci el pazarında yoğunlaşması. Yabancı basın kaynakları Fransa’da ikinci el elektrikli araç satışları son üç haftada iki katına çıktığı belirtilirken, Almanya’da kullanıcıların elektrikli araç aramalarının üç katına ulaştığı ifade ediliyor. Benzer şekilde Hollanda, Belçika ve İskandinav ülkelerinde de ikinci el elektrikli araç ilanlarına olan ilgi ciddi oranda artmış durumda. Öte yandan Türkiye’deki satış danışmanları, benzin ve mazot fiyatlarının artmasının ardından tüketicilerin elektrikli otomobillere olan ilgisinin arttığını belirtiyor.
İzmir Algoloji uzmanları İzmir’de buluştu; ağrı pili uygulamasını akıllı gözlükle anlık olarak izledi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Algoloji Kliniği öncülüğünde düzenlenen bilimsel etkinlikte, spinal kord stimülatörünün (ağrı pili) horizontal teknikle dorsal root ganglion (DRG) bölgesine yerleştirilmesine yönelik canlı vaka uygulaması başarıyla gerçekleştirildi. Türk Algoloji Ağrı Derneği ve Ege Ağrı Platformu iş birliğiyle düzenlenen bilimsel etkinlikte Türkiye’de bir ilke imza atıldı. Etkinlik kapsamında, spinal kord stimülatörünün (ağrı pili) horizontal teknikle dorsal root ganglion (DRG) bölgesine yerleştirilmesine yönelik canlı vaka uygulaması başarıyla gerçekleştirildi. İleri teknoloji kullanılarak yapılan canlı vaka sunumu, akıllı gözlük teknolojisi aracılığıyla katılımcılara anlık olarak aktarıldı. Bu sayede programa katılan hekimler, uygulamayı detaylı şekilde izleme ve interaktif öğrenme imkânı buldu. Programın dikkat çeken başlıklarından birini ise Boston Scientific tarafından geliştirilen ve Türkiye’de ilk kez tanıtımı yapılan spinal kord stimülatör simülatörü oluşturdu. Daha önce Amerika ve Avrupa’daki eğitimlerde kullanılan simülatör ile katılımcılar, uygulama maketi üzerinde pratik eğitim alma fırsatı yakaladı. Yaklaşık 50 algoloji uzmanının katıldığı etkinlik, ağrı tedavisi alanında önemli bir eğitim platformu sunarak Türkiye’deki uygulamaların gelişimine katkı sağladı. Programa; İzmir Bakırçay Üniversitesi Rektörlüğü ve Tıp Fakültesi Dekanlığı, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, hastane yöneticileri ile dernek yönetim kurulu üyeleri katıldı. Sempozyum başkanlığını yürüten Doç. Dr. Edip Gönüllü, uluslararası literatüre dayanan geniş vaka serilerine ilişkin bilimsel çalışmalarını ekibiyle birlikte katılımcılarla paylaştı.