Yerel Haberler
İzmir
Tarama ve aşı hayat kurtarıyor 27 Şubat 2026 Cuma - 11:44:19 Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen etkinlikte Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Sabırlı ile Medikal Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Murat Keser, rahim ağzı kanseri, HPV aşısı ve pap smear testinin önemi hakkında bilgi verdi. Hafızalara kazınan etkinliğin moderatörlüğünü ise sevilen oyuncu Doğa Rutkay üstlendi. Her yıl binlerce kadının hayatını etkileyen rahim ağzı kanseri, doğru tarama ve aşı programlarıyla büyük oranda önlenebiliyor. Bu önemli başlık, Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Çeşme’de düzenlenen özel bir söyleşide uzman hekimler tarafından tüm yönleriyle değerlendirildi. Medicana Çeşme Tıp Merkezi tarafından, rahim ağzı kanserine karşı alınabilecek önlemler alanında uzman hekimlerce masaya yatırıldı. Moderatörlüğünü sevilen oyuncu Doğa Rutkay’ın yaptığı söyleşide Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Sabırlı ve Medikal Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Murat Keser, rahim ağzı kanserine ilişkin hem bilgi verdi hem de akıllardaki soru işaretlerini giderdi. Erken tanıda tedavi başarısı artıyor Söyleşide rahim ağzı kanserinin büyük oranda önlenebilir bir hastalık olduğu vurgulandı. Düzenli smear testleri ve HPV taramalarının erken tanıdaki hayati rolüne dikkat çekildi. Uzmanlar, erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu belirtti. Kadınların düzenli jinekolojik kontrollerini ihmal etmemesi gerektiği ifade edildi. HPV’nin yalnızca kadınları değil, erkekleri de etkileyebilen yaygın bir virüs olduğu aktarıldı. Bulaş yolları, risk faktörleri ve korunma yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. HPV aşısının koruyuculuğu da ele alınan önemli başlıklar arasında yer aldı. Aşının 9-14 yaş aralığında iki doz olarak uygulanması öneriliyor. Daha ileri yaş gruplarında ise üç dozluk program tercih ediliyor. Uzmanlar, aşının hem kadınlar hem de erkekler için koruyucu olduğunu vurguladı. Toplum bağışıklığı için aşılama bilincinin yaygınlaşmasının önemine dikkat çekildi. HPV teşhisi sonrası izlem süreci ve tedavi seçenekleri de değerlendirildi. Erken müdahale ile vakaların büyük bölümünün kontrol altına alınabildiği belirtildi. Modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların günlük yaşamlarını büyük ölçüde sürdürebildiği ifade edildi. Tedavi sürecinde psikolojik destek ve düzenli takibin önemi özellikle vurgulandı.
27 Şubat 2026 Cuma - 11:06 Yaren’e dayısı, anneye de ağabeyi can oldu İzmir’de böbrek yetmezliği tedavisi gören 12 yaşındaki Yaren Kara, Acıbadem Kent Hastanesi’nde dayısından nakledilen böbrekle sağlığına kavuştu. Küçük kızın annesinin de yıllar önce aynı hastanede diğer ağabeyinden aldığı böbrekle hayata tutunduğu ortaya çıktı. Yaren Kara (12), dört yıl önce böbrek yetmezliğine yol açan nefronoftizis tanısı alarak zorlu bir tedavi sürecine girdi. Yaşadığı ciddi protein kaybı ve yükselen kreatinin değerleri sonucunda hastalığı son dönem böbrek yetmezliğine evrilen küçük kız için diyaliz veya böbrek nakli seçenekleri değerlendirildi. Hastalığı ilerleyen küçük kıza, dedesinin kan grubu uyuşmazlığı nedeniyle donör olamaması üzerine dayısı Burhan Ayhan (45) gönüllü oldu. Gerekli tetkiklerin ardından Yaren Kara, Acıbadem Kent Hastanesinde Uzm. Dr. Işık Özgü ve Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu’nun yer aldığı bir ekibin gerçekleştirdiği ameliyatla dayısından alınan böbrekle yeni bir hayata adım attı. Yaren’in 2013 yılında dünyaya gelmesinden yıllar önce anne Songül Kara (40) da aynı hastanede diğer ağabeyi Ağıt Ayhan’dan (51) nakledilen böbrekle sağlığına kavuştu. Başarılı nakil süreci Hastanın böbrek işlevlerinin iyiye gittiğini belirten Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu, "Yaren, geçirdiği tubülüs hastalığına bağlı olarak son dönem böbrek yetmezliği aşamasına ulaşmıştı. Bu süreçte öncelikle ciddi boyutta protein kaybı yaşanmış, ardından kreatinin düzeylerinin yükselmesiyle hastalık, son dönem böbrek yetmezliğine evrilmişti. Tedavi aşamasında böbrek nakli veya diyaliz olmak üzere iki seçenek değerlendirildi. Canlı donör bulunması üzerine, hastamıza dayısından böbrek nakli gerçekleştirildi. Operasyon oldukça başarılı geçmiş olup halihazırda hastamızın böbrek işlevleri son derece iyi seyretmekte." ifadelerini kullandı. Genetik faktörler Benzer nakil ihtiyaçlarının aile fertlerinde görülebileceğine dikkat çeken Acıbadem Kent Hastanesi Böbrek Nakli Programı Sorumlusu Uzm. Dr. Işık Özgü, "Pediatrik hastamızın annesi de yıllar önce kurumumuzda böbrek nakli ameliyatı geçirdi. Bazı hastalıkların genetik geçişli olması nedeniyle, zaman içerisinde diğer aile fertlerinde de benzer nakil ihtiyaçları doğabilmektedir. Bugüne dek her iki hastamızın da tedavi süreçleri son derece olumlu ilerlemiştir ve bu durumun aynı şekilde devam etmesini temenni etmekteyiz. Hastamızın dayısından gerçekleştirilen böbrek nakli sonrasında, hem alıcının hem de vericinin genel sağlık durumları gayet iyidir ve herhangi bir komplikasyon bulunmamaktadır" şeklinde konuştu. Anne ve kızı aynı kaderi yaşadı Kızıyla aynı süreçlerden geçtiğini anlatan anne Songül Kara, "Kızımın tedavi süreci dört yıl önce başlamış olup, bir anne olarak psikolojik etkilerini göz önünde bulundurarak durumu kendisiyle yeni paylaştım. Farklı sağlık kuruluşlarındaki tedavi süreçlerimizin ardından bu hastaneye başvurduk ve nakil işlemimiz burada gerçekleştirildi. Yıllar önce büyük ağabeyimden bana yapılan böbrek nakli de bu kurumda yapılmıştı. Bugün ise küçük ağabeyim, kızıma donör oldu. Organ naklinde kan grubu uyumu büyük önem taşıdığından ve ağabeyimin kan grubu uyumlu olup gönüllü olması sebebiyle nakil ondan gerçekleştirildi. Babam da donör olmak istemesine rağmen kan grubu uyuşmazlığı nedeniyle bu mümkün olmadı. Büyük ağabeyimin bana, küçük ağabeyimin ise kızıma böbrek vermesinin değeri paha biçilemezdir. Donörler operasyon sonrasında hızla normal hayatlarına dönmektedir. Verici olmanın sağlık açısından kalıcı bir olumsuzluğu bulunmamaktadır, yalnızca cerrahi bir müdahale geçirilmektedir. Aile bağları kuvvetli olsa dahi organ bağışı konusunda çekimser kalan bireyler olabilmektedir. Ancak gönüllülük esasına dayanan bu fedakarlığın, herkes tarafından benimsenmesi gerektiğine inanıyorum. Yaren’i uzun bir iyileşme süreci beklemektedir fakat zamanla sağlığına tam anlamıyla kavuşacaktır." dedi. Yeniden hayata tutundu Ameliyat sonrası hızla toparlandığını dile getiren Yaren Kara, "Mevcut sağlık durumum oldukça iyi. Nakil ameliyatımın gerçekleştiği ilk gece ve takip eden gün bir miktar ağrım oldu. Damar yolu gibi tıbbi müdahalelere bağlı ağrılardan ziyade, dikişlerimde ve karın bölgemde dönemsel ağrılar hissettim. Ancak şu anki süreçte ayağa kalkıp yürümeye başladım. Kendi başıma hareket edebilsem de herhangi bir risk almamak adına genellikle annemin refakatinde bulunuyorum. Bana bu imkanı sağlayan dayıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum, minnetimi kelimelerle ifade etmem oldukça güç. Organ bağışı konusunda ise şunları belirtmek isterim. Aile içinde kan grubu uyan fakat donör olmak istemeyen bireyler olabiliyor. Oysaki bağış yapan kişiler ameliyat sonrasında normal yaşamlarına sorunsuz bir şekilde devam edebilmektedir. Organ bağışı tamamen gönüllülük esasına dayansa da bir hayata dokunabilmek adına herkesin bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum" açıklamasında bulundu. Böbreği Yıllar önce kardeşi Songül Kara’ya böbreğini veren Ağıt Ayhan (51), "Aile olarak bu hastalıkla ilk kez yıllar önce karşılaştık ve bir ağabeyimi bu rahatsızlık nedeniyle kaybettik. O dönemde organ nakli günümüzdeki kadar gelişmemişti ve toplumda böbrek bağışına dair ciddi ön yargılar bulunmaktaydı. Yaptığım araştırmalar sonucunda organ bağışının, tam olarak kan vermek kadar basit olmasa da korkulacak bir süreç olmadığını gördüm. Gönüllü olarak yapıldığında donör için hiçbir sorun teşkil etmediği gibi, alıcının da tedaviye çok daha hızlı ve olumlu yanıt vermesini sağlamaktadır. Kendi ameliyat sürecimde doktorum hastanede üç gün kalmam gerektiğini belirttiğinde, ailemin geçimini sağlayan kişi olduğumu ve dördüncü gün işime dönmek zorunda olduğumu ifade ettim. Ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmam şartıyla bu duruma onay verildi. Gerekli tüm organizasyonlar titizlikle yapılarak kız kardeşimin taburcu işlemleri bir hafta içinde tamamlandı. Hastanenin o dönemdeki hassas protokolleri gereği içeriye refakatçi dahi kabul edilmemişti, süreç son derece profesyonelce yönetildi. Şimdi ise diğer kardeşim Burhan’ın yeğenime böbrek vermesiyle, ailemizde nakil olan kişi sayısı üçe yükseldi. Organ bağışından çekinmeyiniz. Bir insanın hayatını kurtarmanın verdiği mutluluk ve huzur, her türlü tereddüdün ötesindedir" diye ekledi.
27 Şubat 2026 Cuma - 11:00 Menemen tarihi iki cilt kitap oldu Son yapılan arkeolojik çalışmalarla geçmişi 8 bin yıla dayanan Menemen’in Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi tarihi kitap oldu. 38 akademisyenin katkısıyla ortaya çıkan iki ciltlik çalışmanın önemine dikkat çeken Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Belediyecilik kentinize, bölgenize topyekûn sahip çıkmak demektir. Bilim insanlarının kıymetli araştırmalarıyla ortaya çıkan bu eser, gelecekte yapılacak araştırmalara ışık tutacak nitelikte kıymetli bir çalışmadır." dedi. Binlerce yıllık kadim bir tarihle içinde arkeolojik alanlardan Türk-İslam mimarisine kadar çok kıymetli eserler barındıran Menemen’in tarihi, Menemen Belediyesi’nin öncülüğünde Tarihi Sosyal ve Kültürel Yönleriyle Menemen adı altında iki ciltlik kitaba dönüştü. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemini kapsayacak şekilde 38 akademisyenin katkılarıyla hazırlanan çalışmanın editörlüğünü Bakırçay Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Nurgül Bozkurt yaparken, Menemen Belediyesi adına proje koordinatörlüğünü ise araştırmacı yazar Oktay Özengin üstlendi. "Bu eser kentimizin tarihine ışık tutmaktadır" Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, ortaya çıkan eserin gelecekte yapılacak birçok araştırmaya da ışık olacağını söyledi. Başkan Pehlivan, "Menemen, 8 bin yıllık tarihsel birikile yalnızca bir yerleşim alanı değil, medeniyetlerin iz bıraktığı, kültürlerin yoğrulduğu yaşayan ve yaşatan bir kenttir. Binlerce yıllık süreçte bu topraklarda farklı uygarlıklar doğmuş, büyümüş ve iz bırakmıştır. Ortaya çıkan bu kıymetli eser, Menemen’in tarihsel, sosyal ve kültürel serüvenini bilimsel bir titizlikle ela alan, arşiv belgelerine ve birilcil kaynaklara dayanan nitelikli akademik çalışmaların bir araya gelmesiyle ortaya çıkmıştır. Osmanlı’dan cumhuriyete uzanan geniş zaman diliminde Menemen’in geçirdiği dönüşümü; idari yapıdan nüfus hareketlerine, ekonomik ilişkilerden toplumsal hafızaya kadar çok yönlü bir perspektifle ele alan bu çalışma, ilçemizin geçmişine dair önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Bu eserin bundan sonra yapılacak araştırmalara kaynaklık edeceğine ve Menemen’in tarihine dair bilginin daha da derinleşmesine katkı sunacağına yürekten inanıyorum. Kentimizin tarihine ışık tutan bu çalışmalara destek vermeyi de görev olarak kabul ediyorum. Çünkü Tarihini bilmeyen, geçmişiyle bağ kuramayan bir kent, geleceğe de güvenle yürüyemez. Belediyecilik sadece kaldırım yapmaktan değil, kente topyekûn sahip çıkmaktan geçer. Bizler de bu kenti okuyarak, anlayarak, sahiplenerek yarınlara hazırlıyoruz. Çalışmamızda emeği geçen tüm yazarlarımıza şükranlarımı sunuyorum." dedi.
Aliağa’da ailelere ergenlik iletişimi semineri
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:51 Aliağa’da ailelere ergenlik iletişimi semineri Aliağa Belediyesi, aile içi ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik sürdürdüğü eğitim çalışmaları kapsamında 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin velilerine yönelik "Ergenlik Sürecinde Aile İçi İletişim" konulu seminer düzenledi. Aliağa Belediyesi Aile Danışma Merkezi tarafından Güzelhisar Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen seminere ilgi yoğun oldu. Mustafa Güngör Çolakoğlu Anadolu Lisesi Rehberlik Servisi’nin talebi doğrultusunda planlanan eğitimde, ailelerin ergenlik dönemini daha sağlıklı yönetebilmesi ve çocuklarıyla etkili iletişim kurabilmeleri amacıyla Aliağa Belediyesi Aile Danışma Merkezi Uzman Psikoloğu Berfin Ruken Taşkın tarafından bilgilendirme yapıldı. Seminerde; ergenlikte davranış değişiklikleri, aile tutumları, sınır koyma, empati, çatışma yönetimi ve güven temelli iletişim gibi konular ele alındı. Aile içi iletişime yatırım, geleceğe yatırım Aliağa Belediyesinin eğitim, danışmanlık ve psikolojik destek programlarını içeren Aile Danışma Merkezi çalışmalarıyla, sadece çocuk ve gençlere değil aile bütününe yönelik hizmet sunduğunu belirten Uzman Psikolog Berfin Ruken Taşkın, güçlü ailelerin sağlıklı toplumun temelini oluşturduğunu, bu alandaki faaliyetlerin ailelerin sosyal ve psikolojik açıdan desteklenmesine büyük katkı sağladığı söyledi. Aile danışma merkezi, toplumun her kesimine ulaşıyor Aliağa Belediyesi Aile Danışma Merkezi; rehberlik çalışmaları, aile danışmanlığı, bireysel psikolojik destek, çocuk-ergen danışmanlığı ve eğitim seminerleriyle vatandaşlara ücretsiz hizmet sunuyor. Merkez, yıl boyunca farklı okullar, kurumlar ve sosyal gruplara yönelik eğitim taleplerini de değerlendirerek geniş kitlelere ulaşmayı sürdürüyor.
Karşıyaka, bu sezon ilk kez kaybetti
08 Aralık 2025 Pazartesi - 11:27 Karşıyaka, bu sezon ilk kez kaybetti Karşıyaka, TFF 3. Lig 4. Grup’taki 12. hafta mücadelesinde Eskişehirspor’a deplasmanda kaybederek bu sezonun ilk yenilgisini aldı. TFF 3. Lig 4. Grup ekiplerinden Karşıyaka, 12. hafta maçında deplasmanda Eskişehirspor’la karşılaştı. Fethi Heper Stadyumu’nda oynanan mücadeleyi yeşil-kırmızılılar 3-0 kaybetti. Bu sonuçla birlikte İzmir temsilcisi, sezonun ilk yenilgisini aldı. Aylar sonra sahadan mağlubiyetle ayrılan Kaf-Kaf, bu kaybın ardından lider Belediye Kütahyaspor ile arasındaki puan farkının 4’e çıkmasına engel olamadı. Karşıyaka, 27 puanla zirvenin hemen arkasında ikinci sırada yer alıyor. Burhanettin Basatemür ve öğrencileri, gelecek hafta lider Belediye Kütahyaspor ile üçüncü sıradaki Eskişehirspor’un karşı karşıya geleceği haftada Bornova 1877’yi mağlup ederek hem ikinci sıradaki yerini korumayı hem de zirveye bir adım daha yaklaşmayı hedefliyor. Öte yandan, Karşıyaka Eskişehirspor maçında kalesinde gol görerek 3 maç aradan sonra ilk kez gol yemiş oldu. Dış sahada düşüş var Eskişehirspor maçına kadar yenilgisiz ilerleyen Karşıyaka, bu karşılaşmayla birlikte deplasmanda oynadığı son 3 maçta galibiyet alamamış oldu. Dış sahadaki ilk 3 maçını kazanan yeşil-kırmızılılar, ardından ciddi bir düşüş yaşayarak sonraki 3 deplasman müsabakasında 2 beraberlik ve 1 mağlubiyetle yetinmek zorunda kaldı. Teknik direktör Burhanettin Basatemür’ün bu sorunu kısa bir sürede çözerek yeşil-kırmızılıların tekrar dış sahadaki maçlarda yükselişe geçmesi bekleniyor.
Gençler, en iyi oyunu geliştirmek için mücadele etti
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:33 Gençler, en iyi oyunu geliştirmek için mücadele etti İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Meslek Yüksekokulu, hızla gelişen oyun sektörüne liseli gençlerin ilgisini artırmak amacıyla ‘Gameathon 5.0’ etkinliği gerçekleştirdi. İzmir’deki 8 liseden toplam 77 öğrenci, 24 saat boyunca en iyi oyunu tasarlamak için yarıştı. Bu yıl ‘Gölge’ temasıyla düzenlenen etkinlikte; macera, strateji, spor ve aksiyon gibi farklı konularda oyunlar hazırlayan gençler, birinci olabilmek için kıyasıya mücadele etti. 20 farklı takımın tasarladığı oyunlar, sektör temsilcilerinin de yer aldığı jüri tarafından büyük beğeni topladı. Oyun Ürün Yöneticisi İnci Bayramoğlu da yarışma öncesi gençlere, ‘Steam’de Oyun Yayınlama ve Çıkış Stratejileri’ başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. İEÜ Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı Programı tarafından düzenlenen Gameathon 5.0 etkinliğine katılan gençler, hem oyun sektörünü yakından tanıdı hem de doğru bir kariyer rotası belirleme noktasında büyük tecrübe edindi. İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu da etkinliği ziyaret ederek gençlerle sohbet etti ve yapılan çalışmaları yerinde inceledi. İEÜ Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlikte, 46 üniversite öğrencisi de liseli gençlere mentorluk desteği sağladı. Gameathon 5.0 etkinliğinin sonunda ‘Buzzertal 3’ isimli ekip birinciliğe ulaştı. ‘Buzzertal 2’ takımı ikinci olurken, ‘Acil Kod Lazım’ adlı ekip ise üçüncülük elde etti. Üniversite ile lise arasında köprü İEÜ Meslek Yüksekokulu Müdürü Emre Küheylan, Gameathon 5.0 etkinliğini bu yıl da yoğun bir katılımla gerçekleştirdiklerini belirterek, "Farklı liselerden gelen genç yetenekleri, Bilgisayar Programcılığı öğrencilerimiz ve akademik kadromuzla bir araya getirerek üniversite ile lise arasında güçlü bir köprü kurduk. Öğrenciler, 24 saatlik süreçte yalnızca oyun geliştirmeyi değil zaman yönetimini, problem çözmeyi ve bir fikri prototipe dönüştürmeyi de deneyimledi. Oyun sektörünün dünyada ve Türkiye’de hızla büyüyen, çok disiplinli bir alan olduğunun farkındayız. Bu nedenle öğrencilerin bu ekosistemi tanımalarını, üretim tarafında yer almalarını çok önemsiyoruz. Gameathon 5.0’ı, gençlerin hayal gücünü teknolojiyle buluşturan ve onları geleceğin yenilikçi profesyonellere dönüştüren güçlü bir başlangıç noktası olarak görüyoruz" dedi. Takım çalışmasını gördüler İEÜ Bilgisayar Programcılığı Programı Öğretim Görevlileri Dr. Hüseyin Tokat, Turgay Zülam ve Burak Evrentuğ ise, etkinliğin en önemli çıktılarından birinin de takım çalışması olduğuna dikkat çekerek, "Bu tür etkinlikler, gençlere ‘tek başına iyi olmak’ yerine, bir ekip içinde güçlü yönleri doğru kullanmanın başarıyı nasıl büyüttüğünü gösteriyor. Ayrıca sektör temsilcilerinin yer aldığı jüri değerlendirmesi, öğrencilerin ürettikleri işe gerçek dünyadan geri bildirim almalarını da sağladı. Bu bildirimler sayesinde gençler, sadece beğenilen bir fikir üretmenin ötesinde; kullanıcı deneyimi, sürdürülebilir tasarım, oynanabilirlik ve sunum dili gibi profesyonel kriterleri de görmüş oldular" ifadelerini kullandı.