Yerel Haberler
İstanbul
Akışkan balistik koruma sistemleri çelik yeleklerin yerini alacak 10 Mayıs 2026 Pazar - 10:29:05 Genç mühendisler SAHA 2026’da yerli ve milli olarak geliştirdiği ürünlerini sergiledi. Akışkan balistik koruma sistemleri, güvenlik güçlerine saha da konfor alanı sunacak. Tamamen şeffaf, sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içini kaplayacak. SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda bir çok yerli ve milli ürün sergilendi. Fuarda genç girişimciler de ürünlerini sergileme fırsatı buldu. Genç bir girişimci tarafından kurulan ATAPARS Savunma akışkan balistik koruma sistemleri geliştirdi. Üstün darbe sönümleme özelliğine sahip ve çift kullanımlı olarak geliştirildi. Güvenlik güçlerinin saha da işini kolaylaştıracak şekilde üretildi. Akışkan sıvı, Balistik yeleklerde, helikopter altlarında koruma olarak kullanılabilecek. Tamamen şeffaf, bir sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içini kaplayacak. Balistik atış testleri, Jandarma tarafından gerçekleştirildi. Bir diğer taraftan Külünk Teknoloji tarafından geliştirilen insansız deniz araçları ve tekneler için sallanmayı engelleyici sistem geliştirdi. Türkiye’de ilk defa genç bir mühendis tarafından geliştirilen sistem çalıştırıldığı anda dalgaların tekneleri ve insansız deniz araçlarını savrulmasını sallanmasını engelliyor. Genç mühendislerin geliştirdiği ürünler hakkında bilgi veren Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol, "Türkiye olarak aslında teknolojik olarak geldiğimiz noktayı gösterme fırsatı bulduğumuz çok kritik bir fuar oldu. Türkiye teknolojik eşiği aştı ve Ar-Ge altyapısını neredeyse birçok anlamda tamamladı. Kamikaze dronlardan yüksek teknoloji ürünlere kadar, anti-jam sistemlerinden siber güvenlik, yapay zekâ, jiroskop sistemlerimizden batarya sistemlerimize kadar çok geniş bir yelpazede ürünlerimizi burada tanıtma fırsatı bulduk. Biz de Teknopark İstanbul olarak buraya 20 firmayla standımızda geldik ama Savunma Sanayii Başkanlığımızın standında 20 firmamız ve toplamda da yine dışarıda kendi Ar-Ge stantlarını alan Ar-Ge firmalarımızla toplamda 100’e yakın firmayla buraya geldik. Oldukça güçlü bir çıkarma yaptık. Bizim de kendi alanımızda, odak alanlarımızda çok güçlü firmalarımızın ilk defa lansman ürünlerini burada sergileme fırsatı bulduk. Özellikle şimdi yanı başında gördüğümüz bir deniz teknolojilerinde dalgaların denizdeki hareketli ortamı sağladığı yerde dalga dengeleyici jiroskop; Türkiye’de ilk defa bir genç mühendis arkadaşımız bunu başardı. Dünyada bir iki örneği olmasına rağmen Türkiye’de bunu başaran ilk mühendis arkadaşımız. Prototip ürünleri şu anda tamamlandı ve 20 metreye kadar bunu deniz teknelerine, insansız deniz araçlarına ve farklı deniz araçlarında bunu kullanabiliyor. Dolayısıyla oldukça iddialı ve ses getirecek bir projeyle de burada tanıtma fırsatı bulduk. "Emniyet güçlerimizin konfor alanını artıracak ve ekstra güvenlik önlemleri sağlayacak bir zırh" Akışkan zırh hakkında bilgi veren Akyol, "Türkiye’de bir ilk olan, dünyada çok nadir bir iki örneği var ama Türkiye’de hiç bugüne kadar örneği olmayan bir ürünü gerçekleştirdi: Bir çelik zırh... emniyet güçlerimizin kullandığı çelik zırh yerine, akışkan zırh, balistik koruma sağlayan bir zırh geliştirildi. Tamamen şeffaf, bir sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içine kaplanarak dolayısıyla emniyet güçlerinin esnek hareket edebilmesini sağlıyor ve aslında mevcut konvansiyonel çelik zırhlardan çok daha hafif. Çelik zırhlar 3-5 kiloya kadar yüksek olabiliyor ve 3-5 saat, 10 saat üzerinizde kaldığında da bu çok büyük bir ağırlık ve yük oluşturmaya başlıyor. Dolayısıyla çok daha esnek, bir su şişesi kadar hafifliğinde bir aslında çelik yeleğe sahip olmuş oluyorsunuz. Tabii daha önemli olan tarafı biliyorsunuz; mevcut konvansiyonel yeleklerde bir paket çelikler, koruma zırhlar var. Dolayısıyla boşlukları var, aralar var, koltuk altı var; çeşitli farklı noktalara bunu koruyamıyor, oradan bir kurşun aldığı zaman yine hayati tehlike kazanıyor. Emniyet güçlerimizin konfor alanını artıracak ve ekstra güvenlik önlemleri sağlayacak bir zırh. Bütün testleri yapıldı. Şuan seri üretim aşamasına geçmek üzere. Sadece çelik yelekte kullanılmayacak. Bir helikopterin altına bunu kapladığınız zaman helikopter pilotunun alttan yediği kurşun en risk bölge. Bir helikopterin altına zırh olarak yapabileceksiniz. Şeffaf olduğu için bir çok yerde bu zırh olarak kullanılabilecek" dedi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 09:53 Boynuna ip geçirilerek darp edilmişti: Olayın arkasında uyuşturucu ticareti çıktı Eyüpsultan’da boynuna ip geçirilerek darp edilen taksi şoförü olayının arkasında uyuşturucu ticareti çıktı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, taksi şoförü ve şahısların uyuşturucu alışverişi için bir araya geldiklerini, yaşanan anlaşmazlık sonucu taksi şoförünün darp edildiğini belirledi. Zanlıların yakalanmasına ilişkin çalışma sürüyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Eyüpsultan ilçesi Karadolap Mahallesi’nde meydana gelen ve araç içi kamerasına yansıyan taksici saldırısına ilişkin çalışma başlatıldığını açıkladı. Emniyet kaynaklarından edinilen bilgilere göre, ticari taksi şoförü G.A. (29), uyuşturucu madde satın almak amacıyla iletişime geçtiği kişilerle buluşmak üzere belirlenen konuma gitti. Tartışma madde alışverişindeki anlaşmazlıktan kaynaklandı Polis ekiplerinin yaptığı incelemelerde, M.Y. (20) ve Y.B.K. (19) isimli iki şüphelinin taksiye bindiği belirlendi. İddiaya göre, taraflar arasında madde alışverişinden kaynaklanan anlaşmazlık yaşandı. Şüphelilerin para talep ettiği, ardından taksi şoförünü darp ettikleri tespit edildi. Olay sırasında şoförün boynuna ip geçirildiği ve yumruklarla saldırıya uğradığı anlar taksinin araç içi kamerasına saniye saniye yansıdı. Yaralanan taksi şoförünün tedavisi hala sürüyor. Ekipler şüphelilerin peşinde İlk etapta "gasp" iddiasıyla gündeme gelen olayla ilgili emniyet ekiplerinin çalışmaları sürerken, kimlikleri belirlenen M.Y. ve Y.B.K.’nin yakalanmasına yönelik operasyonların devam ettiği bildirildi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 07:52 İzmir’den İstanbul’a geziye gelen tur otobüsü alev alev yandı İzmir’den İstanbul’a gezi kafilesi taşıyan tur otobüsü, Tuzla mevkiinde seyir halindeyken alevlere teslim oldu. Diğer sürücülerin uyarısıyla aracı durdurup yolcuları tahliye eden şoför, yaşanabilecek bir facianın önüne geçti. Olay, saat 06.00 sıralarında TEM Otoyolu Orhanlı mevkii İstanbul istikametinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İzmir’den İstanbul’a gezi amacıyla yola çıkan Faruk Şahin yönetimindeki 35 CBY 931 plakalı tur otobüsünün motor kısmında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Çevredeki sürücülerin selektör yaparak uyarması üzerine durumu fark eden Şahin, aracı hızla emniyet şeridine çekerek yolcuları tahliye etti. Kısa sürede büyüyen alevler tüm otobüsü sararken, ihbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ve polis ekibi sevk edildi. Yangın, ekiplerin müdahalesiyle söndürülürken 35 CBY 931 plakalı otobüs tamamen yanarak metal yığınına döndü. Yolcular, bölgeye sevk edilen başka araçlarla yolculuklarına devam etti. "Kimsenin burnu kanamadan kurtulduk" Facianın eşiğinden dönülen olayla ilgili konuşan otobüs şoförü Faruk Şahin, "Yolda gidiyordum, arkadan gelen arabalar selektör yapmaya başladı. Biz de aracı hemen sağa çektik. Araçtan indik, bir baktık alev almaya başladı. Hemen yolcuları dışarı tahliye ettik. Alevler otobüsü bir anda sardı. İzmir’den geliyoruz, İstanbul’a tura geldik. 43 yolcu vardı, toplamda 45 kişiydik. Kimseye bir şey olmadı. Son anda müdahale ettik, çok şükür kimsenin burnu kanamadan kurtulduk" ifadelerini kullandı. Polis ve itfaiye ekipleri yangının çıkış sebebine ilişkin geniş çaplı inceleme başlattı.
Deney hayvanları için yenilikçi buluş: Yerli ve milli sistem tescillendi
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:03 Deney hayvanları için yenilikçi buluş: Yerli ve milli sistem tescillendi Türkiye’de bilimsel araştırma altyapısına katkı sağlayacak yerli ve milli bir sistem daha geliştirildi. Biruni Üniversitesi bünyesinde geliştirilen, deney hayvanlarında güvenli tutuş, sabitleme ve eş zamanlı fizyolojik ölçüm yapılmasını mümkün kılan cihaz, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model olarak tescil edildi. 23 Mart itibarıyla yürürlüğe giren tescil ile buluş, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında 10 yıl süreyle koruma altına alındı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Tarık Mecit, geliştirdikleri sistemin bilimsel araştırmalarda önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtti. Mecit, deney hayvanlarıyla yürütülen çalışmalarda sabitleme ve fizyolojik ölçümlerin çoğunlukla ayrı sistemlerle yapıldığını ifade ederek, "Mevcut cihazlar genellikle yalnızca mekanik sabitlemeye odaklanmakta, fizyolojik veri toplama kapasitesi ise sınırlı kalmaktadır. Bu durum ölçüm hatalarına ve deneysel varyasyonun artmasına neden olabilmektedir" dedi. Sabitleme ve ölçüm tek platformda birleşti Geliştirdikleri sistemin bu sorunlara çözüm sunduğunu vurgulayan Dr. Mecit, cihazın sabitleme ve ölçüm süreçlerini tek platformda birleştirdiğini kaydetti. Dr. Mecit, "Çift kapaklı ve ayarlanabilir sabitleme mekanizması ile hayvanın güvenli immobilizasyonu sağlanırken, PPG tabanlı sensörler sayesinde kalp atış hızı, oksijen satürasyonu ve vücut sıcaklığı eş zamanlı olarak ölçülebilmektedir. Kablosuz veri aktarımı ile de gerçek zamanlı izleme ve kayıt imkânı sunulmaktadır" diye konuştu. Hayvan refahını destekleyen tasarım Şeffaf ve havalandırmalı yapının hayvan refahını desteklediğini ifade eden Dr. Mecit, esnek devre teknolojisi sayesinde farklı boyutlardaki deney hayvanlarına uyum sağlanabildiğini belirtti. Bu özelliklerin ölçüm doğruluğunu artırırken operatör kaynaklı hataları da minimize ettiğini dile getirdi. Bilimsel araştırmalara güçlü katkı Bilimsel araştırmalara katkısına da değinen Dr. Mecit, sistem sayesinde deneysel verilerin daha güvenilir ve standardize hale geleceğini söyledi. Dr. Mecit, "Hareket artefaktlarının azaltılmasıyla daha doğru fizyolojik veriler elde edilecek, çoklu parametre ölçümü ile bütüncül değerlendirme yapılabilecek. Bu da özellikle farmakolojik, kardiyovasküler ve solunumsal çalışmalar başta olmak üzere birçok alanda önemli katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Etik standartları yükselten yaklaşım Hayvan refahının öncelikleri arasında yer aldığını belirten Mecit, cihazın 3R prensipleri kapsamında özellikle uluslararası etik şartlara katkı sunduğunu vurguladı. Dr. Mecit, "Nazik ve kontrollü sabitleme ile stres en aza indirilecek, fizyolojik parametrelerin sürekli izlenmesi sayesinde erken müdahale imkânı sağlanacaktır. Bu da daha etik ve etkin deney süreçlerini beraberinde getirecektir" dedi. Yerli üretimle stratejik kazanım Yerli üretimin stratejik önemine de dikkat çeken Mecit, geliştirilen sistemin dışa bağımlılığı azaltacağını ve maliyet avantajı sağlayacağını ifade etti. Mecit, "Bu tür cihazların büyük ölçüde ithal edildiği düşünüldüğünde, yerli üretim araştırma ekosistemimiz açısından önemli bir kazanımdır" diye konuştu. Akademik ekipten önemli başarı Söz konusu faydalı model başvurusu Biruni Üniversitesi adına Dr. Tarık Mecit ve buluşun fikir ortağı Halime Karaman tarafından gerçekleştirildi. Geliştirilen sistemin, üniversite-sanayi iş birliklerine de katkı sağlaması bekleniyor.
Şekerbank’ın dijital bankacılık uygulamalarına üç uluslararası ödül
02 Nisan 2026 Perşembe - 10:39 Şekerbank’ın dijital bankacılık uygulamalarına üç uluslararası ödül Şekerbank, geliştirdiği dijital bankacılık projeleriyle üç uluslararası ödüle layık görüldü. Banka, Global Banking & Finance Awards 2026’da; ‘En İyi Bankacılık Süreci’, ‘En İyi Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) Girişimi’ ve ‘İnovasyonda Mükemmellik’ kategorilerinde ödüllerin sahibi oldu. Dijital bankacılık uygulamalarını uçtan uca tüm değer zincirinin finansmanını kapsayacak şekilde zenginleştiren Şekerbank, dijital bankacılık çözümleri ile dünyanın önde gelen ekonomi yayınlarından ‘Global Banking & Finance Review’ tarafından üç farklı kategoride ödüle layık görüldü. ‘Global Banking & Finance Awards 2026’ kapsamında, ‘En İyi Bankacılık Süreci’ kategorisinde ödül alan ‘Yerinde Kredi’ platformu ile Şekerbank, çiftçilerin tarımsal girdi ihtiyaçlarına yönelik finansman desteğine şubeye gitmelerine gerek kalmadan, anlaşmalı satış mağazalarında hızlı ve kolay bir şekilde erişebilmelerine olanak sağlıyor. Banka, ‘En İyi Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) Girişimi’ ödülüne layık görülen ‘Carbonmap’ platformu ile işletmelerin karbon emisyonlarını ve su tüketimlerini ölçümlemelerine, izlemelerine ve raporlamalarına imkân tanıyan bütüncül yapısıyla müşterilerinin sürdürülebilirlik hedeflerine veri odaklı katkı sunuyor. Banka, ‘İnovasyonda Mükemmellik’ kategorisinde ödüle layık görülen ‘Uzaktan Müşteri Edinimi’ projesi ile dijital bankacılık yatırımlarında üretimi desteklemeyi önceliklendirerek, esnaf ve çiftçilerin şubeye gitmelerine gerek kalmadan hızlı, güvenli ve kesintisiz şekilde bankacılık hizmetlerinden yararlanabilmelerine olanak tanıyor.
L’Oréal, Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na 50 milyon euro ek kaynak ayırıyor
02 Nisan 2026 Perşembe - 10:36 L’Oréal, Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na 50 milyon euro ek kaynak ayırıyor Dünyanın önde gelen güzellik şirketlerinden L’Oréal, Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na 50 milyon euroluk ek kaynak ayıracağını duyurdu. Pandemiyle artan sosyal acil durumlara yanıt vermek amacıyla 2020 yılında kurulan fonun, 2026-2030 dönemini kapsayacak şekilde beş yıl daha uzatılmasına karar verildi. Bu girişimle L’Oréal, 2030 yılına kadar 5 milyon kadının refahını, güçlenmesini ve dayanıklılığını artırmayı hedefliyor. L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu, kırılgan durumdaki kadınların ve kız çocuklarının yaşamlarını dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu taahhüt ile kritik önemde olan sivil toplum kuruluşlarını güçlendirmeyi de hedefleyen L’Oréal; etkisini büyütmek ve mevcut zorluklara çözüm üretmek amacıyla uzman dernekler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde ekonomik güçlenme, eğitim, şiddetle mücadele ve cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimden oluşan dört temel etki alanına odaklanıyor. L’Oréal CEO’su Nicolas Hieronimus, "Bir asırdan uzun bir süredir kadınlar, L’Oréal’in toplumsal taahhütlerinin merkezinde yer alıyor. Kadınlar için giderek daha zorlaşan bir ortamda, kadınların güçlendirilmesinin herkes için daha adil ve sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olduğuna inanıyoruz. Bu inancımız, L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na beş yıl boyunca 50 milyon euroluk bir kaynakla yenilememize vesile oldu. Bu adım, değerlerimize ve dünyayı harekete geçiren güzelliği oluşturma misyonumuzla tamamen örtüşüyor" ifadelerini kullandı. L’Oréal Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas ise şunları ekledi: "L’Oréal olarak kadınlar için faaliyetlerimizi yoğunlaştırmaktan gurur duyuyor; bunun toplumsal ilerleme için temel bir kaldıraç olduğuna inanıyoruz. 2020’den bu yana Kadınların Güçlendirilmesi Fonu, dünya genelinde 500’den fazla dernekle iş birliği içinde 6 milyondan fazla kadına destek sağladı. Kadınlara olan güçlü bağlılığımızı daha da pekiştirmenin, kurumsal sorumluluğumuzun derin bir parçası olduğuna inanıyoruz" dedi. Türkiye’den iki sivil toplum kuruluşu da fondan yararlandı Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının da başvurarak destek alma fırsatına sahip olduğu L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’nda geçtiğimiz dönemdeki faydalanıcılar arasında Türkiye’den iki sivil toplum kuruluşu da yer aldı. KAMER Vakfı, dezavantajlı kadınların sosyal ve ekonomik olarak güçlendirilmesini ve mülteci kadınların desteklenmesini amaçlayan kapsamlı projesiyle fon desteği almaya hak kazandı. Fondan yararlanmaya hak kazanan bir diğer kurum olan İmece İnisiyatifi Derneği ise yürüttüğü "Solar Age" ve "Basmane’de Okula Dönüş" projeleri için hibe desteği aldı. L’Oréal Türkiye’nin, L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu aracılığıyla KAMER ve İmece iş birliğiyle 33 binden fazla kadına doğrudan ulaştığı belirtildi.
İstanbul’da Mart ayında en çok patlıcan pahalandı
02 Nisan 2026 Perşembe - 10:26 İstanbul’da Mart ayında en çok patlıcan pahalandı İTO 2026 Mart ayında fiyatı en çok artan ve azalan ürünleri açıkladı. İstanbul’da Mart ayında en fazla artış yüzde 55,94 ile patlıcan fiyatlarında oldu. Salatalık ise yüzde 26,50 gerileme göstererek fiyatı en fazla azalan ürün oldu. İstanbul Ticaret Odası (İTO), piyasaların şeffaflığını sağlamak ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla geçen 2026 Mart ayında İstanbul’da perakende fiyatı en fazla artan ve azalan ürünleri oranlarıyla birlikte açıkladı. Bir önceki aya göre indekste yer alan 336 adet ana üründen 212 adet ürünün fiyatında artış izlenirken, 38 adet ürünün fiyatında azalış görüldü. Mart ayında patlıcan fiyatı yüzde 55,94 arttı 2026 Mart ayında gıda ve alkolsüz içecekler harcamaları grubunda yer alan patlıcan fiyatı yüzde 55,94 ile fiyatı en fazla artış gösteren ürün oldu. Fiyatında artış yaşanan diğer ürünlerin bazıları; gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan kıvırcık salata yüzde 45,46, ulaştırma harcamaları grubunda yer alan uçak bilet fiyatları yüzde 45,21, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan dolmalık biber yüzde 40,15, sivri biber yüzde 34,19, çarliston biber yüzde 32,99, ulaştırma harcamaları grubunda yer alan dizel yüzde 23,99, sağlık harcamaları grubunda yer alan ilaçlar yüzde 21,94, şehirlerarası otobüs bilet ücreti yüzde 21,02, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan taze fasulye yüzde 19,29, eğlence ve kültür harcamaları grubunda yer alan evcil hayvan gıda harcamaları yüzde 17,06, eğitim harcamaları grubunda yer alan diğer kırtasiye malzemeleri yüzde 13,85, kalem yüzde 13,78, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan ıspanak yüzde 12,64, karnabahar yüzde 12,45, domates 8,66 oldu. Mart ayında salatalık fiyatı yüzde 26,50 ucuzladı 2026 Mart ayında gıda ve alkolsüz içecekler harcama grubunda yer alan salatalık fiyatı yüzde 26,50 gerileme göstererek fiyatı en fazla azalan ürün oldu. Fiyatında azalış izlenen diğer ürünlerin bazıları; gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan kabak yüzde 16,25, çeşitli mal ve hizmetler grubunda yer alan altın mücevherat yüzde 11,58, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan çilek yüzde 8,91, limon yüzde 7,08, yeşil soğan yüzde 6,28, ev eşyası harcamaları grubunda yer alan halı yüzde 4,73, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan balık yüzde 4,22, ulaştırma harcamaları grubunda yer alan araç kiralama ücreti (günlük) yüzde 3,10, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan portakal yüzde 2,98, ulaştırma harcamaları grubunda yer alan araç yedek parça ve ekipmanları yüzde 1,70, eğitim harcamaları grubunda yer alan defter yüzde 1,67, ev eşyası harcamaları grubunda yer alan kombi yüzde 1,20, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan maydanoz yüzde 0,84, kesme şeker yüzde 0,27, hazır kahve yüzde 0,16 oldu.
Yoğun yağış, e-ticarette satıcıların satış performansını yukarı taşıdı
02 Nisan 2026 Perşembe - 10:25 Yoğun yağış, e-ticarette satıcıların satış performansını yukarı taşıdı Türkiye genelinde etkili olan yoğun yağış, kullanıcıların e-ticaret alışveriş tercihlerini hızla değiştirirken, bu değişim Trendyol ekosistemindeki satıcıların satış performansına da doğrudan yansıdı. E-ticaret platformunun verilerine göre, yağmurla ilişkili kategorilerde satışlar hafta sonundan itibaren yüzde 26 artış gösterdi. En yüksek artış ise yüzde 179 ile şemsiye kategorisinde gerçekleşti. Yağmurluk ve rüzgarlık kategorilerinde ise 37’lik bir artış görüldü. İlkbaharın gelişi beklenirken, Mart ayının son günlerinde Türkiye genelinde etkisini artıran yağışlı hava dalgası, alışveriş davranışlarını yeniden şekillendirdi. İstanbul’da 80 saate yaklaşan kesintisiz yağışın yanı sıra, farklı şehirlerde de görülen yağmur ve yer yer kar yağışı, kullanıcıların ihtiyaç odaklı alışverişe yönelmesine neden oldu. Trendyol verilerine göre; şemsiye, bot, yağmurluk ve rüzgarlık gibi hava koşullarıyla doğrudan ilişkili kategorilerde faaliyet gösteren satıcıların satış performanslarında, geçtiğimiz hafta sonundan itibaren ortalama yüzde 26 artış kaydedildi. Bu dönemde en dikkat çekici artış, şemsiye kategorisinde yaşandı. Müşterilerine şemsiye sunan platform satıcılarının satışları, yüzde 179’luk yükselişle en hızlı büyüyen kategori oldu. Yağmurluk ve rüzgarlık kategorisinde faaliyet gösteren satıcıların satışları ise yüzde 37 arttı. Yoğun yağışın etkisiyle kullanıcıların fonksiyonel ürünlere yönelmesi, Trendyol ekosistemindeki satıcılar için kısa sürede artan bir talep ve satış fırsatı oluşturdu.
Son 3 yıldır büyüyen otomobil satışları Mart ayında yüzde 13 düşüş ile inişe geçti
02 Nisan 2026 Perşembe - 10:18 Son 3 yıldır büyüyen otomobil satışları Mart ayında yüzde 13 düşüş ile inişe geçti Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2026 yılı Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,94 oranında daralarak 265 bin 398 adet olarak gerçekleşti. Mart ayında otomobil pazarı yüzde 13,04 daraldı. Elektrikli otomobil satışları 38 bin 420 adetle yüzde 18,2 pay aldı. Mart ayında yerli otomobil markası Togg 4 bin 440 adet satış rakamına ulaştı. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2026 yılı Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,94 oranında daralarak 265 bin 398 adet olarak gerçekleşti. Otomobil satışları, 2026 yılı Ocak-Mart döneminde geçen yıla göre yüzde 5,86 oranında daralarak 210 bin 688 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 4,23 artarak 54 bin 710 adet oldu. Otomobil pazarı yüzde 13,04 daraldı Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 2026 Mart ayında yüzde 12,75, otomobil pazarı yüzde 13,04 ve hafif ticari araç pazarı yüzde 11,69 oranında daraldı. 2026 yılı Mart ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı 2025 yılı Mart ayına göre yüzde 12,75 oranında daralarak 101 bin 997 adet oldu. 2026 Mart ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,04 daralarak 79 bin 857 adet, hafif ticari araç pazarı yüzde 11,69 daralarak 22 bin 140 adet oldu. Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık Mart ayı ortalama satışlara göre yüzde 23,8 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık Mart ayı ortalama satışlara göre yüzde 24,3 artış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık Mart ayı ortalama satışlara göre yüzde 22,2 arttı. Otomobil pazarı segmentlere göre; pazarın yüzde 85’ini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 114 bin 588 adetle yüzde 54,4 pay, B segmenti otomobiller 64 bin 155 adetle yüzde 30,5 pay aldı. Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (yüzde 62,8 pay, 132 bin 380 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 20,5 pay ve 43 bin 209 adet satış ile Sedan, yüzde 16,4 pay ve 34 bin 537 adet satış ile H/B otomobiller takip etti. Otomobil pazarı motor tipine göre; benzinli otomobil satışları 88 bin 688 adetle yüzde 42,1 pay, hibrit otomobil satışları 69 bin 504 adetle yüzde 33 pay, elektrikli otomobil satışları 38 bin 420 adetle yüzde 18,2 pay ve dizel otomobil satışları 13 bin 326 adetle yüzde 6,3 pay, otogazlı otomobil satışları 750 adetle yüzde 0,4 pay aldı. Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre; 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 45,9 artarak yüzde 16,4 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 34,4 azalarak yüzde 1,8 pay aldı. Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1400cc altındaki otomobil satışları yüzde 28,5 azalarak yüzde 27,2 pay, 1400-1600cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 9,4 azalarak yüzde 21 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 1,2 azalarak yüzde 0,5 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 29 azalarak yüzde 0,2 pay aldı. Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 60 bin 684 adetle yüzde 28,8 pay, 100-120 gr/km arasındaki otomobiller 45 bin 438 adetle yüzde 21,6 pay aldı. Otomatik şanzımanlı otomobiller; 204 bin 931 adetle yüzde 97,3 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 5 bin 757 adetle yüzde 2,7 pay aldı. Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; van gövde tipi yüzde 75,9 pay ve 41 bin 498 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; kamyonet gövde tipi yüzde 9 pay ve 4 bin 915 adetle 2. sırada yer aldı. Mart ayında en çok satan ilk 10 marka şöyle: Renault: 13 bin 99 adet Fiat: 9 bin 73 adet Toyota: 7 bin 747 adet Peugeot: 7 bin 161 adet Volkswagen: 7 bin 6 adet Ford: 6 bin 829 adet Citroen: 5 bin 818 adet Opel: 5 bin 691 adet Hyundai: 5 bin 370 adet Togg: 4 bin 440 adet Tesla, 935 adet satış rakamına ulaşırken, Çinli otomobil markası Chery, Mart ayında 2 bin 88 adet satış gerçekleştirdi.
’Adet ağrısı normaldir’ algısı, kadınların tanı almasını geciktiriyor
02 Nisan 2026 Perşembe - 09:56 ’Adet ağrısı normaldir’ algısı, kadınların tanı almasını geciktiriyor Endometriozisin üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 10’unu etkilediğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sehtap Nazlı Kılıç Çetin, kronik pelvik ağrı şikâyeti olan kadınlarda bu oranın yüzde 30-50’ye, infertilite grubunda ise yüzde 40’a kadar yükseldiğini söyledi. Dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadının bu hastalıktan etkilendiğinin tahmin edildiğini ifade eden Çetin, ’Adet ağrısı normaldir’ algısının tanıyı geciktirdiğine dikkat çekti. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Sehtap Nazlı Kılıç Çetin, endometriozisin, rahim içini döşeyen endometrium dokusunun rahim dışında yumurtalıklar, tüpler, bağırsaklar ve nadiren akciğer gibi farklı organlarda yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Çoğunlukla şiddetli adet ağrısı ile ortaya çıkıyor Hastalığın çoğu zaman şiddetli ağrı ile kendini gösterdiğini ancak belirtilerin kişiden kişiye değişebildiğini vurgulayan Çetin, şu ifadeleri kullandı: "Şiddetli adet ağrısı (dismenore), cinsel ilişki sırasında ağrı (disparoni), kronik pelvik ağrı, bağırsak ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler, infertilite, yoğun ve düzensiz adet kanamaları en sık görülen belirtiler arasında yer alır. Burada özellikle vurgulanması gereken nokta şudur; ‘Adet ağrısı normaldir’ algısı, birçok kadının yıllarca bu hastalıkla tanı almadan yaşamasına neden olmaktadır. Günlük yaşamı kısıtlayan ağrı mutlaka bir kadın doğum uzmanı tarafından değerlendirilmelidir." Tanıda vajinal muayene ve görüntüleme önemli Endometriozis tanısının günümüzde giderek daha fazla "klinik tanı" olarak kabul edildiğini belirten Çetin, jinekolojik (vajinal) muayenenin bu açıdan önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Muayene sırasında rahim ve çevre dokuların değerlendirildiğini, hassasiyet, nodül veya kitle varlığının araştırıldığını ifade eden Çetin, vajinal ultrasonografi ile yumurtalık kistleri ve diğer bulguların ayrıntılı olarak incelendiğini kaydetti. Bu yöntemlerin tanıyı desteklediğini belirten Çetin, kesin tanının gerektiğinde laparoskopi ile konulduğunu, manyetik rezonans görüntülemenin ise kompleks olgularda hastalığın yayılımını değerlendirmede önemli katkı sağladığını dile getirdi. Laparoskopinin tanının kesin olarak doğrulanmasını sağlayan altın standart yöntem olarak kabul edildiğini belirten Çetin, ancak her hastada tanı amacıyla uygulanmasının önerilmediğini, güncel yaklaşımda cerrahi işlemlerin yalnızca seçilmiş olgularda tercih edildiğini, çoğu hastada tanının muayene ve görüntüleme bulgularına göre konulduğunu ifade etti. Tedavide amaç: Ağrıyı azaltma ve doğurganlığı koruma Endometriozis tedavisinde amacın ağrıyı azaltmak, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve çocuk sahibi olma ihtimalini korumak olduğunu belirten Çetin, birçok hastada ilk tercihin ilaç tedavisi olduğunu söyledi. Bu tedavilerin, vücuttaki bazı hormonları dengeleyerek hastalığın etkilerini azaltmayı hedeflediğini ifade eden Çetin, şu bilgileri paylaştı: "Doğum kontrol hapları düzenli veya sürekli şekilde kullanılabilmektedir. Progesteron içeren ilaçlar hastalığın büyümesini baskılayabilmektedir. Hormonlu spiral (rahim içi araç) hem ağrıyı azaltmaya hem de hastalığı kontrol altına almaya yardımcı olabilmektedir. Daha güçlü hormon düzenleyici iğne veya ilaçlar da bazı durumlarda tercih edilmektedir." Bu tedavilerin özellikle ağrı şikâyetlerini azaltmada etkili olduğunu ve çoğu hastada ameliyata gerek kalmadan kontrol sağlanabildiğini belirten Çetin, ilaçlara rağmen geçmeyen şiddetli ağrı, yumurtalıklarda büyük kist oluşumu, hastalığın bağırsak veya idrar yolları gibi organları etkilemesi ya da çocuk sahibi olamama gibi durumlarda cerrahi tedavinin planlanması gerektiğini söyledi. Bu durumlarda kapalı yöntemle yapılan ameliyatların tercih edildiğini ifade eden Çetin, ameliyatla hastalıklı dokuların temizlenebildiğini ve bunun bazı hastalarda şikâyetleri belirgin şekilde azaltabildiğini dile getirdi. Ameliyat kararı dikkatle verilmeli Ancak her ameliyatın riskleri bulunduğunu hatırlatan Çetin, özellikle yumurtalıklar üzerinde yapılacak işlemlerin ileride çocuk sahibi olma ihtimalini etkileyebileceğini, bu nedenle ameliyat kararının dikkatle verilmesi ve mümkünse deneyimli ekipler tarafından uygulanması gerektiğini vurguladı. Endometriozisin uzun süreli bir hastalık olabildiğini belirten Çetin, burada amacın hastanın yaşam kalitesini artırmak ve şikâyetlerini kontrol altında tutmak olduğunu söyledi. Hastalığın kronik ve nüks eğilimi yüksek olduğunu ifade eden Çetin, cerrahi sonrası 5 yıl içinde nüks oranlarının yüzde 20-40 arasında bildirildiğini, bu nedenle uzun dönem medikal tedavilerin büyük önem taşıdığını kaydetti. Psikolojik, sosyal ve ekonomik etkileri de var Endometriozisin yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Çetin tanı gecikmesi, heterojen klinik seyir ve tedaviye rağmen nüks oranlarının yüksekliğinin hastalık yönetimini zorlaştırdığını ifade etti. Hastalığın yalnızca fiziksel değil psikolojik, sosyal ve ekonomik etkilerinin de bulunduğunu vurgulayan Çetin, kadınlarda iş gücü kaybı, sosyal izolasyon ve depresyon gibi sorunlara yol açabildiğini söyledi. Endometriozisin milyonlarca kadının yaşamını etkileyen ancak hâlâ yeterince konuşulmayan bir hastalık olduğunu belirten Çetin, erken tanı ve doğru tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini, bunun yolunun ise toplumsal farkındalıktan geçtiğini sözlerine ekledi.