EKONOMİ - 02 Nisan 2026 Perşembe 10:36

L’Oréal, Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na 50 milyon euro ek kaynak ayırıyor

A
A
A
L’Oréal, Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na 50 milyon euro ek kaynak ayırıyor

Dünyanın önde gelen güzellik şirketlerinden L’Oréal, Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na 50 milyon euroluk ek kaynak ayıracağını duyurdu. Pandemiyle artan sosyal acil durumlara yanıt vermek amacıyla 2020 yılında kurulan fonun, 2026-2030 dönemini kapsayacak şekilde beş yıl daha uzatılmasına karar verildi. Bu girişimle L’Oréal, 2030 yılına kadar 5 milyon kadının refahını, güçlenmesini ve dayanıklılığını artırmayı hedefliyor.


L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu, kırılgan durumdaki kadınların ve kız çocuklarının yaşamlarını dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu taahhüt ile kritik önemde olan sivil toplum kuruluşlarını güçlendirmeyi de hedefleyen L’Oréal; etkisini büyütmek ve mevcut zorluklara çözüm üretmek amacıyla uzman dernekler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde ekonomik güçlenme, eğitim, şiddetle mücadele ve cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimden oluşan dört temel etki alanına odaklanıyor.


L’Oréal CEO’su Nicolas Hieronimus, "Bir asırdan uzun bir süredir kadınlar, L’Oréal’in toplumsal taahhütlerinin merkezinde yer alıyor. Kadınlar için giderek daha zorlaşan bir ortamda, kadınların güçlendirilmesinin herkes için daha adil ve sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olduğuna inanıyoruz. Bu inancımız, L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na beş yıl boyunca 50 milyon euroluk bir kaynakla yenilememize vesile oldu. Bu adım, değerlerimize ve dünyayı harekete geçiren güzelliği oluşturma misyonumuzla tamamen örtüşüyor" ifadelerini kullandı.


L’Oréal Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas ise şunları ekledi: "L’Oréal olarak kadınlar için faaliyetlerimizi yoğunlaştırmaktan gurur duyuyor; bunun toplumsal ilerleme için temel bir kaldıraç olduğuna inanıyoruz. 2020’den bu yana Kadınların Güçlendirilmesi Fonu, dünya genelinde 500’den fazla dernekle iş birliği içinde 6 milyondan fazla kadına destek sağladı. Kadınlara olan güçlü bağlılığımızı daha da pekiştirmenin, kurumsal sorumluluğumuzun derin bir parçası olduğuna inanıyoruz" dedi.


Türkiye’den iki sivil toplum kuruluşu da fondan yararlandı


Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının da başvurarak destek alma fırsatına sahip olduğu L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’nda geçtiğimiz dönemdeki faydalanıcılar arasında Türkiye’den iki sivil toplum kuruluşu da yer aldı. KAMER Vakfı, dezavantajlı kadınların sosyal ve ekonomik olarak güçlendirilmesini ve mülteci kadınların desteklenmesini amaçlayan kapsamlı projesiyle fon desteği almaya hak kazandı. Fondan yararlanmaya hak kazanan bir diğer kurum olan İmece İnisiyatifi Derneği ise yürüttüğü "Solar Age" ve "Basmane’de Okula Dönüş" projeleri için hibe desteği aldı. L’Oréal Türkiye’nin, L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu aracılığıyla KAMER ve İmece iş birliğiyle 33 binden fazla kadına doğrudan ulaştığı belirtildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Uzmanı uyardı: "Otizmde erken tanı ve doğru eğitim çok önemli" 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde otizme dikkat çeken uzmanlar, otizmin erken fark edilmesi ve doğru eğitimle çocukların gelişiminde önemli ilerlemeler sağlanabileceğine ifade etti. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü Birleşmiş Milletler tarafından 2008 yılında ilan edildi. Otizmin, sosyal iletişimde güçlük, tekrarlayan davranışlar ve sınırlı ilgi alanlarıyla karakterize nörogelişimsel bir durum olduğunu belirten uzmanlar, altta yatan nedenin çoğu zaman kesin olarak bilinmediğini, genetik yatkınlık, çevresel etkenler ve nöronal gelişim farklılıklarının etkili olabileceğini ifade etti. Dil ve konuşma gelişiminde gerilik görülen çocuklarda vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyleyen uzmanlar, otizmin tedavisinde ilaçtan ziyade yoğun ve özel eğitimin temel rol oynadığını belirtti. Otizmin çocuklarda sosyal iletişiminde güçlük, tekrarlayan davranışlar ve sınırlı ilgi alanlarıyla karakterize nörogelişimsel bir hastalık olduğunu ifade eden Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Osman Vural, "Altta yatan sebep genellikle bilinmemekle birlikte çevresel faktörler, genetik yatkınlık ve nöronal gelişim bozukluğu olarak değerlendirilmektedir. Burada önemli olan ailelerin farkına varmaları, farkında olmaları gerekir. Biz otizmli çocuklarda özellikle vurgu olarak neler görüyoruz, özellikle göz teması kurmazlar. Tekrarlayan davranışlar sergilerler. İsim söylediğiniz zaman dönüp bakmazlar. Yaşıtlarının oynadıkları oyunlara ilgi duymazlar. Bunun dışında dönen cisimlere karşı aşırı ilgileri vardır. Böyle uzun süre seyredebilirler. Dil ve konuşma gelişme geriliği olduğu zaman şüphelenmek gerekir ve ilgili uzmana başvurmak gerekir. Tedavisinde ilacın yeri yoktur. Tedavi tamamen yoğun bir eğitimdir. Erken farkına varıp yoğun eğitim vermek gerekir. Tanıyı koyacak kişi çocuk ergen ve çocuk ergen psikiyatristidir. Onlar tarafından takip edilir. Tanıda klinik gözlem ve çocuk psikiyatrisinin kullandığı ados gibi ölçekler var. Bunlarla birlikte tanı konuluyor. Ailelerin bu bulgulara dikkat etmesi gerekiyor" dedi. "Onları desteklediğimiz zaman başaramayacakları bir şey yoktur" Çocukların yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Osman Vural, "Bu saydığım bulgular varsa ’boşver nasıl olsa düzelecek’ deyip üzerine düşmemezlik yapmayıp sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerekiyor. Eğer otizm tanısı almış çocuklarımız varsa onlarla yakından ilgilenilmesi gerekiyor. Onlarla konuştuğunuz zaman sürekli isimlerini zikretmeleri gerekiyor. Özellikle isim vurgusu yapmaları gerekiyor. Güzel bir şekilde tekrarlayan oyunlar yapmaları gerekiyor ki onlar onlardan daha fazla hoşlandığı için bu şekilde davranışların düzenlenmesi gerekiyor. Otizmli çocuklar bizim için değerli çocuklarımızdır. Onlar da hobileri, spor yapabilirler. Onlarla gayet iyi ilerleyebilirler. Önemli olan aile desteği ve yoğun eğitimdir. Onları desteklediğimiz zaman başaramayacakları bir şey yoktur" diye konuştu. Medicana Konya Hastanesi tarafından Dünya Otizm Farkındalık Gününde farkındalık oluşturmak amacıyla Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı’nda (SOBE) bir sağlık taraması da gerçekleştirildi.
Bursa Bursa’da 57 kişinin gözaltına alındığı operasyonda kabızlık şikayeti baş gösterdi Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’inde aralarında bulunduğu 57 kişinin gözaltına alındığı operasyonun yankıları sürüyor. Gözaltı süreleri devam ederken 112 ambulansıyla hastaneye götürülen şüpheli şahısların strese bağlı kabızlık şikayeti yaşadıkları öğrenildi. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada Bozbey’in yanı sıra ailesi ve belediye bağlantılı toplam 59 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 31 mart salı sabahı Bursa merkezli 4 ilde yapılan eş zamanlı operasyonda Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, eşi, kızı ve 2 kardeşinin yanı sıra Bursa’da faaliyet yürüten inşaat şirketi sahipleri, müteahhit ve bazı belediye çalışanı ve vakıf yönetimindeki kişilerden oluşan 57 kişi "rüşvet, yolsuzluk, suç örgütü kurma ve imar kirliliği" suçlamalarıyla evlerinden alınarak gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında 51 ikamet, 23 şirket ve iş yerine el konuydu. Mustafa Bozbey’in eşi Seden Bozbey’in yöneticiliğini yaptığı NİLVAK hakkındaki tasarrufun Vakıflar Bölge Müdürlüğünde olduğu Emniyet tarafından NİLVAK hakkında adli dosyanın olduğunun Vakıflar Bölge Müdürlüğüne bildirildiği vakıf statüsünde olduğu için kayyum atanamadığı öğrenildi. Mustafa Bozbey’in özellikle Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemi ve tutuklu eski başkan Turgay Erdem ile bağlantılı olduğu faaliyetlerle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli şahısların emniyetteki sorguları devam ederken 57 şahsın avukatlar nezaretinde ifadelerinin alınmaya başlandığı belirtildi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve ailesinin ifadelerinin de Bursa Barosuna kayıtlı Avukat Şerafettin Yavuz’un başkanlık ettiği avukat gurubu eşliğinde ifadesinin alınacağı öğrenildi. İfadelerin tamamlanmasının ardından gözaltındaki 57 şüpheli şahsın Cuma günü adliyeye sevk edilmeleri bekleniyor. Aşırı stres hazımsızlık yapıyor Son iki günü Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün nezaretinde geçiren şüpheli şahıslardan bazılarının rahatsızlanıp emniyet müdürlüğüne çağırılan 112 ambulanslarıyla hastaneye götürülmeleri dikkat çekti. Aralarında daha çok müteahhitlerin olduğu ve rahatsızlanıp ambulansla hastaneye götürülen 7 kişinin strese bağlı hazımsızlık ve kabızlık şikayetiyle hastanelik oldukları öğrenildi. Uzmanlara göre, strese bağlı kabızlık, özellikle gözaltı gibi yoğun kaygı ve belirsizlik ortamlarında sık görülen bir durum. Stres, beyin ile bağırsak arasındaki sinir ağı üzerinden sindirim sistemini doğrudan etkileyerek bağırsak hareketlerini yavaşlatabilir ve kabızlığa yol açabilir. Beyin Bağırsak Ekseni: Beyin ve sindirim sistemi sürekli iletişim halindedir. Stres, otonom sinir sistemi üzerinden bağırsak kaslarının hareketini yavaşlatabilir. Kaygı Döngüsü: Kabızlık, kaygıyı artırır; artan kaygı ise bağırsak fonksiyonlarını daha da bozarak kısır bir döngüye sebep olur Hormonal Etki: Stres sırasında salgılanan kortizol gibi hormonlar sindirim sisteminde değişikliklere yol açar. Gözaltı ortamında kabızlık neden artabilir? Yoğun psikolojik baskı: Belirsizlik, korku ve kaygı bağırsak hareketlerini yavaşlatır. Beslenme düzeni bozulması: Yetersiz lif ve sıvı alımı kabızlığı tetikler. Hareketsizlik: Kapalı ortamda uzun süre hareketsiz kalmak bağırsak fonksiyonlarını olumsuz etkiler. Tuvalet alışkanlıklarının değişmesi: Ortam değişikliği ve mahremiyet eksikliği dışkılama refleksini baskılayabilir.
Diyarbakır Diyarbakır’da ’İlk İşyerim’ Projesinde ihale süreci tamamlandı Diyarbakır’da İlk İşyerim Projesi kapsamında yapımına başlanacak olan 710 iş yerinin ihalesini Bozduman İnşaat kazandı. Şirket, daha önce Muş adalet binası yapım işi, Fırat Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi ikmal inşaatı yapım işi ve Mardin merkezde 30 Ünit ADSM yapım işini almıştı. Diyarbakır’da 2022 yılında başlatılan proje çerçevesinde, Bağlar ilçesi Oğlaklı Mahallesi’ndeki 171 numaralı parselde hayata geçirilecek iş yerleri için düzenlenen ihaleye 38 firma katıldı. TOKİ tarafından yaklaşık 1 milyar 749 milyon lira bedelle sonuçlanan ihalede, yüzde 30 kırımla en avantajlı teklifi sunan Elazığ merkezli Bozduman İnşaat, işi üstlendi. Proje kapsamında Kayapınar bölgesinde yer alan yaklaşık 800 dönümlük alanın 480 dönümlük kısmı küçük sanayi sitesi olarak planlandı. Yapılan plan değişikliğiyle bölge "küçük sanayi alanı" olarak düzenlendi. 710 iş yerinin inşa edileceği projede, oto tamirhaneleri, mobilya imalatçıları, makine üreticileri ve çeşitli imalat kollarında faaliyet gösteren esnafın yer alması bekleniyor. Projenin, istihdama da katkı sunması hedefleniyor. Projede temelin önümüzdeki ay atılması planlanıyor. Proje daha önce ödenek ve araziden yaşanan sıkıntılardan dolayı iptal olmuştu. Projeyi en kısa sürede nihayete erdireceğiz Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bozduman İnşaat sahibi Ömer Bozduman, projenin Diyarbakır ve bölgeye hayırlı olmasını diledi. Diyarbakır’da yapımını üstlenecekleri 710 iş yerinin ihalesini aldıklarını anlatan Bozduman, ’’Yaklaşık 1 milyar 749 milyon lira bedelle sonuçlanan ihalede, yüzde 30 kırımla en avantajlı teklifi biz sunduk. Daha önce Muş adalet binası yapım işi, Fırat Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi ikmal inşaatı yapım işi ve Mardin merkezde 30 Ünit ADSM yapım işini aldık. Projelerimizin birçoğu tamamlandı, bazısı tamamlanma aşamasında. Diyarbakır’daki çalışmamızın temelini de nisan ayı içerisinde atmayı düşünüyoruz. Projenin Türkiye’ye, bölgeye ve Diyarbakır’a hayırlı olmasını diliyorum" dedi.