SAĞLIK - 21 Temmuz 2025 Pazartesi 10:10

Cenaze için Sivas’a gitmişti, İstanbul’da Kırım Kongo Kanamalı Ateşine yakalandığını öğrendi, 17 yaşındaki genç yaşadıklarını anlattı

A
A
A

Cenaze için gittikleri Sivas’ta kene ısıran 17 yaşındaki genç İstanbul’a döndüğünde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olduğunu öğrendi. Zorlu tedavi sürecinin ardından taburcu edilen Eyüp Can Karapınar, "Ayağımdan ısırdığını gördüm, dedem ‘Çıkartalım’ dedi. 2-3 gün hiçbir sıkıntı yoktu sonra kusmaya başladım. Şu an her şey sıfırdan başlamış gibi. Ne olursa olsun umutlarını kaybetmesinler" dedi. Hastasının tedavisine ilişkin bilgi veren Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Bursal ise, "Komplikasyonlu seyretti, hastayı kaybetme ihtimalimiz de vardı, şanslıydık, evine sağlıkla yolladık. Hala takibimizde, taburculuk sonrası tekrarlamasını beklediğimiz bir hastalık değil. Herhangi bir sıkıntı olmadan dede de torun da atlattılar. Keneyi çıplak elle kendileri çıkarmış olmaları riskini arttırdı" dedi.

Esenyurt’ta yaşayan 17 yaşındaki Eyüp Can Karapınar ve halası, bir yakınlarının vefatı nedeniyle cenaze için geçtiğimiz günlerde Sivas’a gitti. Cenaze sonrası kuzenleriyle dışarı çıkan genç, vücudunda bir hareketlilikten şüphelendi, eve döndüğündeyse vücudundaki keneyi fark etti, edinilen bilgiye göre dedesi ise keneyi çıplak elle çıkardı. Ardından birkaç gün sonra genç İstanbul’a döndü ancak halsizlik, mide bulantısı, ateş gibi şikayetleri oldu. Hastaneye giden Karapınar, Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönlendirildi. Burada yaşadıklarını anlattığında hemen tedavi altına alındı, tahliller yapıldı. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olduğu belirlenen Karapınar için Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Bursal ve ekibi tarafından titizlikle izlendi. İzolasyon şartları sağlanarak özveriyle gece gündüz yakından takip edilen gencin durumu kimi zaman endişe verse de tedavinin başarıya ulaşması aile ve hastane ekibinde büyük sevinç oluşturdu. Kontrollerine devam eden Eyüp Can Karapınar ve babası Nuh Karapınar zorlu süreci anlatırken, Uzm. Dr. Burcu Bursal hastaya uygulanan tedavi ve toplumda kene ile ilgili dikkat edilmesi gerekenleri aktardı.

"Banyoya gireceğim sırada ayağımdan ısırdığını gördüm"

Sivas’ta kene ısırması sonrası İstanbul’a geldiğinde kendisinde ateş, kusma gibi belirtiler oluştuğunu söyleyen 17 yaşındaki Eyüp Can Karapınar, "Sivas’ta kuzenle hayvan otlatıyorduk. Bir gün kahvaltı yapalım dedik, oturduk. Kalktığımda içimde bir şeyler dolanıyordu, önlem aldık diye fazla bakmadım. Akşam eve gelip banyoya gireceğim sırada ayağımdan ısırdığını gördüm. Birilerini bekledim, o ara dedem geldi, ‘Çıkartalım’ dedi. Çıkarttığında da çok acıma gibi bir şey yoktu sadece çimdik gibi geçip gitti. 2-3 gün boyunca hiçbir sıkıntı yoktu, İstanbul’a eve geldim. Sonra sabah kusmaya başladım, halsizlik, baş dönmesi, ateş, ateşim 41-42’ydi. Hastaneye geldim, kan tahlili yaptılar. Kene olduğu, Sivas’tan geldiğim için beni tuttular, sağ olsunlar. Özellikle dar pantolon giydim, uzun çorap, çorapları pantolonun üstüne geçirdim, penyeyi de içime soktum, üstümde de kalın bir mont vardı özellikle giymiştim. Şu an her şey sıfırdan başlamış gibi. Ne olursa olsun umutlarını kaybetmesinler. Strese ya da üzüntüye, moral bozukluğuna gerek yok, direkt hastaneye gittiğiniz zaman her şey halloluyor. Benimki çıplak elle çıkarıldı. Kuzenlerim, amcalarım her zaman dağda 3-4 tane tutuyor, olanı çıkartıyorlar, onlarda bağışıklık gibi bir şey" şeklinde konuştu.

"Kene tutunmuş ve kendileri çıkarmış"

Keneye karşı bilinçli olunmasının çok önemli olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Burcu Bursal, "Keneler bir virüsü taşıyarak bizi hasta edebilirler özellikle ülkemizde bazı bölgelerimizde keneler riskli o yüzden çocuklara kene teması olduğunda çıplak elle dokunmadan mutlaka poşet ya da eldiven aracılığıyla çıkarmaya çalışmak, çıkaramıyorsak bir sağlık kuruluşuna başvurup yardım istemek önemli. İnsanların, çocukların mutlaka açık renkli giyinmesi, pantolonlarını çoraplarının içine koymaları ve mutlaka yeşillik bölgeden geldikten sonra vücutta kene var mı diye derin bir şekilde; çocukların tamamen soyarak kontrol edilmesi çok önemli. Kene tutunan insanların 10 gün içinde mutlaka ateş, baş ağrısı kusma, ishal yaygın halsizlik açısından takip edilmeleri ve tekrar sağlık kuruluşuna başvurmalarını öneriyoruz. Hasta bu konuda acile başvurduğunda Sağlık Bakanlığı’nın çok iyi bir rehberi var. Önce hastanın kan tahlillerini, karaciğer enzimleri, pıhtılaşma faktörleri dediğimiz değerlerini alıyoruz. Bir bozukluk varsa ona göre süreci yönlendiriyoruz. Hastamız da 17 yaşında bir erkekti, Sivas’ın bir ilçesinden gelmişti, kene tutunmuş ve kendileri çıkarmışlar, daha sonra İstanbul’a gelmiş. 3 gün sonra hastanın baş ağrısı, yaygın halsizlik, ishal ve kusması olmuştu. Hastanemizin aciline başvurdu zaten öyküsü olduğu, yüksek riskli olduğundan hasta direkt çocuk enfeksiyon servisine izolasyon önlemleri alınarak yatırıldı. Sağlık Bakanlığı’na hastanın kan numunesi bilgilendirilerek yollandı. Bu hastalıkta riskli hastalara özellikle antiviral ilacı var, onu başlıyoruz. Hastaya ilacını temin ettik, erkenden başladık" dedi.

"Hastayı kaybetme ihtimalimiz de vardı"

Hastasının durumuna ilişkin konuşan Uzm. Dr. Bursal, "Komplikasyonlu seyretti, hastanemizin çocuk romanoloji ve yoğun bakım hocalarının da desteğiyle taburcu ettik. 14 gün burada takip ettik, evine sağlıkla sıhhatle yolladık. Makrofaj aktivasyon sendromu dediğimiz kenenin, virüsün tetikleyebileceği bir sendroma girdi, ona yönelik özel tedavilerine başladık. Hala takibimizde, günlük kontrollerine geliyor, şu anda tamamen sağlıklı. Bu hastada bazı değerlerimiz çok düşüktü. Adı üstünde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, ateşleri çok uzun süre, yüksek devam etti, 3 gün boyunca çok yüksek ateşlerle savaştık, kanamalı olma sebebi de trombosit dediğimiz değerlerin düşmesi. İnflamasyonu gösteren değer çok yükseldi, özel ilaçları var, onları başladık, süreç iyi gitti ama hastayı kaybetme ihtimalimiz de vardı, bu hasta da şanslıydık. 10-14 gün kadar hasta bulaştırıcıdır, mutlaka hastanın sıvılarına dikkat etmek gerekiyor özellikle sağlık personelinin çok dikkat etmesi gerekir. Özel izolasyon yöntemlerini uyguladık. Bütün sağlık personelinin mutlaka maskesi, bonesi gerekirse yakın temas olacaksa N-95 maskesi ve önlüğüyle hastanın yanına girmesi gerekiyor. Kesin bir tedavisi yok, en önemli şey; koruyucu önlemler. Açıkçası ilaca ulaşılabiliyorsa hasta riskliyse mutlaka başlamak gerekir, Sağlık Bakanlığı’nın rehberinde de bu şekilde söyleniyor. Taburculuk sonrası tekrarlamasını beklediğimiz bir hastalık değil" ifadelerini kullandı.

"Hasta semptomları başladığı anda gelmiş"

Kene başvurularına ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Bursal, sözlerine şöyle devam etti: "Arada ‘Pikniğe gittik, kene tutundu’ diye hasta geliyor, kenelerini çıkartıp rehberde önerdiği gibi tam kan denen bir tahlil var, onu alıp hastaya 10 gün boyunca dikkat etmesi gerekenleri anlatıyoruz. 17 yaşındaki hastamız semptomları başladığı anda gelmiş zaten kene hikayesi de olunca korkarak gelmiş. Kene ısırdıktan sonra 1-3 gün arasında semptomlar başlıyor. Yüzde 30’a kadar mortalitesi, ölümcüllüğü yükselebilir. Geç kalmış bir durum yok ama keneyi çıplak elle çıkarmış olmaları hastanın riskini arttırdı. Dedeye bir şey olmadı, o da Sivas’ta takip edildi, herhangi bir sıkıntı olmadan dede de torun da atlattı. Bakanlığın çok güzel rehberi var, o rehberi mutlaka okuyup, ne yapacağımız zaten adım adım yazıyor, onu uygulamamız gerekiyor"

"Allah kimseye göstermesin, bayağı bir sıkıntılı süreçti"

Zorlu bir süreç yaşadıklarını söyleyen 43 yaşındaki baba Nuh Karapınar, "Cenaze için Sivas’a gitmişti, dönüşte 3 gün sonra pazartesi sabahı rahatsızlandı. İshal, kusma, ateşi çok yüksekti, hastaneye getirdik. İlk tahlillerde çıkmadı, sonra kan değerleri düşmeye başladı, süreç başladı. Dedesi kendi eliyle çıkarıyor. Kişiler mümkün olduğunca kendi çıkarmasın, en yakın sağlık kuruluşuna gitsinler, inşallah tekrar olmaz. Allah kimseye göstermesin, baya bir sıkıntılı süreçti. Burcu Hocam çok destek oldu, teşekkür ederim. Sevinç, hüzün ikisi bir arada, yoğun bakımdan çıkınca Burcu Hocam artık ‘Korkmamıza gerek yok, tehlikeyi atlattık’ dedi. Sivas’ta özellikle çok dikkat edin, paniğe de kapılmasınlar, her kene tutan zehirli değildir. Burcu Hocama, hastanedeki personele, hemşirelere ayrı ayrı teşekkür ederim, kendi çocukları gibi ilgilendiler" dedi.

Cenaze için Sivas’a gitmişti, İstanbul’da Kırım Kongo Kanamalı Ateşine yakalandığını öğrendi, 17 yaşındaki genç yaşadıklarını anlattı

Hasibe Karadağ - Emre Baba

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Sarıkamış’ta dev yatırım: 25,5 Milyon TL’lik Suni Karlama hamlesiyle 5’inci pist güçleniyor Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden biri olan Sarıkamış Kayak Merkezi’nde suni karlama altyapısını güçlendirecek dev yatırım için imzalar atıldı. Yaklaşık 25 milyon 588 bin 919 TL bedelli proje kapsamında 5 numaralı pistte eksik kalan 21 adet direk tipi karlama makinesi kurulacak. Proje kapsamında daha önce altyapısı hazırlanan hatta 21 adet menhol imalatı gerçekleştirilecek. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte 5 numaralı pistte modern suni karlama sistemi tam kapasiteyle hizmet verecek. AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın, Sarıkamış’ın son yıllarda turizmde önemli bir ivme yakaladığını belirterek, yapılan yatırımların bölgenin geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Çalkın, "Allah’a hamdolsun her gün yeni bir proje için bir araya geliyoruz. Valimizin başkanlığında bugün yine önemli bir protokol imzalıyoruz. Sarıkamış turizmi hem Kars hem de ülkemiz için önemli bir potansiyele sahip. Kafkasya’nın en güzel kayak merkezi diyoruz. Türkiye’de artık önemli bir konuma oturdu. Bunun altında büyük bir emek ve özveri var. Sadece kayak tesislerinin güçlendirilmesi değil, yıllardır sürdürülen altyapı çalışmaları, Doğu Ekspresi’nin güçlendirilmesi, Kars’taki turizm altyapısının geliştirilmesi ve Sarıkamış Kayak Merkezi’nin desteklenmesi bu başarının temelini oluşturuyor" dedi. Cumhurbaşkanı’nın talimatları doğrultusunda Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleriyle önemli yatırımların hayata geçirildiğini ifade eden Çalkın, "Yeni protokolle birlikte kar tesisimizi daha da büyüterek kayak merkezimizi güçlendirmeye devam ediyoruz" diye konuştu. Kars Valisi Ziya Polat ise projelerin güçlü devlet desteğiyle yürütüldüğünü ifade ederek, Sarıkamış’ın dünya markası olma yolunda hızla ilerlediğini kaydetti. Vali Polat, "Bu imzaların arkasında devletimizin ve hükümetimizin güçlü desteği var. On yılların hayali olan suni karlama tesisinde geçen yıl 4 ve 5’inci pistlerin önemli bölümü tamamlandı. Şimdi ise 5’inci pistte eksik kalan 21 direk tipi karlama sisteminin ihalesini yaptık. En kısa sürede 4 ve 5’inci pistler tamamen suni karlama sistemiyle buluşacak" ifadelerini kullandı. Sarıkamış’ın kristal karı ve sarıçam ormanlarıyla uluslararası ölçekte dikkat çeken bir merkez olduğuna vurgu yapan Polat, "Dünya markası olmak istiyorsanız suni karlama artık olmazsa olmaz. Altyapımız güçlü, otel kapasitemiz her geçen gün artıyor. Kars artık bir turizm şehri oldu. Bu yıl 600 binin üzerinde turisti ağırladık. Hedefimiz bu yıl 1 milyon, önümüzdeki 3 yıl içerisinde ise 2 milyon turist sayısına ulaşmak" şeklinde konuştu. Tamamlanacak yatırımla birlikte Sarıkamış Kayak Merkezi’nin sezon süresinin uzatılması, kar garantisinin artırılması ve yerli-yabancı turist sayısında önemli artış sağlanması hedefleniyor. Kars Valiliği Toplantı Salonu’nda imza törenine Vali Ziya Polat, Milletvekili Adem Çalkın, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Fatih Tekcan ve Gençlik ve Spor İl Müdürü Mehmet Başköylü katıldı.
Kayseri Melikgazi’de Osman-Fatma Fırıncı Cami ibadete açıldı İlçeye farklı alanda rekor hizmetler kazandıran ve birçok projenin de yakında açılışını yapacak olan Melikgazi Belediyesi, Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde hayırsever işbirliği ile yapımını tamamladığı Melikgazi Belediyesi Osman-Fatma Fırıncı Cami’nin açılış törenini gerçekleştirdi. Caminin 615 kişilik cemaat kapasitesiyle mahalle sakinlerinin büyük bir ihtiyacını karşılayacağını söyleyen Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, "Allah’ın izniyle bu yazın ilk açılışını yaptık. İnşallah yazın sonuna kadar nasip olursa hemen hemen her hafta bir açılış yapacağız. İki okul, cami, kuran kursu, sosyal tesis, Sanat Melikgazi olmak üzere 20’ye yakın projemizin açılışını yapacağız. Yıldırım Beyazıt Mahallemizde kentsel dönüşüm çalışmalarımız da hızla devam ediyor. Şu an 2. Etap bitmek üzere 3. etap çalışmalarımıza da anlaşmalar yaparak devam ediyoruz. İnşallah 3. Etap da Sayın Cumhurbaşkanımızın ve bakanlarımızın onayını aldıktan sonra başlayacak. Bu bölgeye bir park, bir sosyal tesis de kazandıracağız. Bu mahallemize 2 okul yaptık şuanda hizmet vermeye devam ediyor. 2 okul daha yapacağız, birinin kaba inşaatı bitmek üzere, diğerinin de temelini atacağız. Dolayısıyla Yıldırım Beyazıt Mahallemize 4 okul yapmış oluyoruz. 6 sene içerisinde camiler ve Kur’an kursları yaptık. Borcu olmayan kredi çekmeyen belediyelerden biriyiz. Bu cami için hayırseverimize ve evlatlarına teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Türkiye’de hayırseverle en çok proje yürüten belediyeyiz. Belediyecilik hizmetlerimizde Kayseri’nin birinci çıkacağını düşünüyorum. Çocuklarımıza İslami ve ahlaki değerlerimizi anlatmamız lazım. Aile yapımızı korumamız için bu camilerimiz çok önemli. Camimiz ilçemize ve mahallemize hayırlı olsun." dedi. Hayırsever Mehmet Fırıncı ise, "Bu camiyi yapmayı bize nasip eden Rabbimize şükürler olsun. Burayı hayata geçirmemizde büyük desteği olan Mustafa Palancıoğlu Başkanımıza çok teşekkür ederim. Projede emeği geçen herkese ve bize maddi manevi destek olan hayırsever dostlarımıza çok teşekkür ederim. Camiimizin hayırlı olmasını dilerim." diye konuştu. Kayseri İl Müftüsü Durmuş Ayvaz ise caminin yapımında emeği geçen herkese teşekkür edip hayırlı olmasını dileyerek Kayseri’nin çok şanslı olduğunu ve 4-6 yaş Kur’an Kursu başarısında Kayseri’nin Türkiye birincisi olduğunu da sözlerine ekledi. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç da bir konuşma yaparak, "Kayseri’de güzel işlere imza atılıyor. Gerek Büyükşehir’imiz gerekse ilçe belediyelerimiz belediyeciliğin en güzel örneklerini hayata geçiriyor. Yıldırım Beyazıt Mahallemiz gerçekten gelişen güzelleşen mahallelerimizden bir tanesi. Değerli Mustafa Palancıoğlu Başkanımızın yaptığı güzel işlerle birlikte burası bir cazibe merkezi haline geldi. Gece gündüz demeden çalışıyoruz. Tüm Kayseri belediyeleri olarak birlik ve beraberlik içinde güzel işlere imza atıyoruz. Bu güzel eserimizin hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim." diye konuştu. AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu ise, "Mustafa Palancıoğlu Başkanımızın cami yapımı konusunda belli bir tecrübeye ulaşmış ciddi bir ekibi var. Caminin mimarisi noktasında mimar arkadaşımız muhteşem bir iş çıkarmış. Durum onu gösteriyor ki bundan sonra yeni cami açılışlarında, kütüphane açılışlarında bir arada olacağız." dedi. Melikgazi Belediyesi Osman - Fatma Fırıncı Cami’nin, mimarisi ve mahalleye kattığı değer ile farklı bir güzellik oluşturduğunu belirten Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise, "Bu Cuma günü muhteşem bir caminin açılışında beraberiz. Anne babalarının adına değerli kardeşlerimizin yaptırdığı bu cami, göze hoş gelen, mahalleye değer katan mimarisiyle farklı bir yapı. Dolayısıyla şadırvanıyla, çevre düzenlemesiyle bölgeye farklı bir güzellik katmış. Bu milletin iman dolu kalbi bu camileri yapmaya devam edecektir. Kayseri’de bu manada sorumluluğunu bilen insanların sayısı çok fazla. Anne ve babalarının ardından her zaman dua edilecek böyle bir eser yaptıran kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Melikgazi Belediye Başkanımızı özellikle bu tür eserlere vesile olmak için verdiği çabadan dolayı tebrik ediyorum. Hayırlı, uğurlu olsun." dedi.
Çorum Çorum’da tarihe iz bırakanlar sempozyumda anlatıldı Hitit Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda, tarihte iz bırakan Çorum’un önemli şahsiyetlerinin hayatı anlatıldı. Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu, "Osmancık’ın, Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır" dedi. Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "1. Ulusal Geçmişten Günümüze Çorum’da İz Bırakanlar" sempozyumu Meslek Yüksekokulu Kampüsü Ethem Erkoç Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sempozyumda Çorum’un tarihi yapılarından Veli Paşa Hanı ve Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa gibi kentin simge değerleri tarihi kaynaklar ışığında konuşuldu. Sempozyumda Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özer Şenödeyici ve Ankara Üniversitesi Dil Ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tarih Bölümü Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu tarafından sunumlar yapıldı. Sempozyuma protokol üyeleri, akademisylenler, çok sayıda öğrenci katıldı. "Ecdat yadigarlarını korumak tarihi bir vebaldir" Düzenlenen sempozyumda açılış konuşmasını yapan Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan’ı Prof. Dr. Zekeriya Işık, "19. asrın sonlarına geldiğimizde Çorum, arşiv kayıtlarına göre 51 mahallesi, Ulu Camisi, 23 minareli camii, 21 mescidi, 10 medresesi, 2 kütüphanesi, tekke ve zaviyeleri, 11 hanı, bin 100 dükkanı, çarşı ve pazarları ile Türk İslam medeniyetini temsil eden önemli bir merkez hüviyetindedir. Bugün bu yapıların büyük bir kısmı maalesef modernitenin çarkları arasında örselenmiş, öğütülmüş ve kaybedilmiş durumdadır. Geriye kalanları hangi ahvalde bulunursa bulunsun kurtarmak, gelecek nesillere aktarmak başta sorumluluk sahibi şahıs ve kurumlar olmak üzere tüm şehir olarak her hepimizin başlıca görevidir. Zira her bir tarihi mekan, her bir tarihi eser toplumun ortak aklı, hafızası baba, ata ocağıdır. Kale, Ulu Cami, Hıdırlık, Çöplük Çarşısı, Paşa Hamamı, Taş Han, Güpür Hamamı ve daha niceleri bu toplumun ortak kültür mirası yani baba ocağıdır. Kadim Anadolu tabiriyle bu ocakları tüttürmek, mekan ile özdeşleşmiş, onunla kaim olmuş ve asırlar boyu hüküm süre gelmiş olan milli ve manevi değerleri, gelenek ve görenekleri ecdattan alıp nesle teslim etmek tarihi bir vebal ve sorumluluktur" dedi. "Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor" Sempozyumda Çorum’un tarihi yapılarından biri olan Veli Paşa Hanı’nın tarihiyle ilgili bilgi veren Işık, "Veliyyüddin Paşa 1866’da vakfettiği kahvehane ve bitişindeki altı dükkanı yıktırıyor. Bunun yerine yeni bir bina inşa ettiriyor ki bu bina Velipaşa Han’dır. Üst katta 43, alt katta 16 oda olmak üzere toplam 59 odadan meydana gelen 1 kahvehane, iki ahır, 10 dükkan, bir miktar avlu ve ikişer kanatlı sokak kapısı içeriyor. Velipaşa Hanı’nın 1866 ila 1885 arasındaki bir tarihte inşa edilmiş. Velipaşa’dan günümüze kalan yapıların en önemlisinden biri Velipaşa Konağı. Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor. Hanın en önemli özelliği Osmanlı şehir içi hanlarının özelliklerini yansıtması ve ondan da çok önemli bir farklı olarak üç katlı olmasıdır. Üçüncü katı bir otel olarak kullanılmaktadır" diye konuştu. "Sadrazamlar şehri sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır" Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa’nın hayatını anlatan Ankara Üniversitesi Dil Ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tarih Bölümü Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu da, "Osmancık’ın, Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır. 17. yüzyılda Baltacı Mehmet Paşa ile bu sayı üçe çıkıyor. Osmancıklıların da haklı olarak övündükleri gibi bir ’sadrazamlar şehri’ sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır. Baltacı Mehmet Paşa’nın sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip olduğu, gençliğini Osmancık’ta geçirdiği kayıtlıdır. Bir süre Akdeniz sahillerinde pek çok memleketi gezmesini sağlayan gemicilik işinde çalıştığı ve bu esnada Kuzey Afrika’da tanıdığı Mağripli bir şeyhin kendisine ileride ve vezir-i azam olacağına dair haber vermesi sebebiyle saray hizmetine yöneldiği anlaşılmaktadır. Akrabasından Hacı Sefer adlı birinin vasıtasıyla Baltacı Ocağı’na, Teberdaran-ı Hasta zümresine girdiği belirtilir. Bu yüzden Baltacı namıyla anılmıştır. Güzel sese ve nefese sahip olarak musikiye alakası olduğu için güzelce müezzin diye de şöhret kazanmıştır" şeklinde ifade etti.
Kayseri Antikacılar yine Talas’ta buluşuyor Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın’ın vizyonuyla altı yıldır her ayın ikinci pazarı Talas’ta bir araya gelen antikacılar, bu buluşmayı mayıs ayında da sürdürüyor. Antika tutkunları bu hafta sonu da açacakları tezgahlarla renkli görüntüler oluşturacak. Kurulduğu günden bu yana nostalji tutkunlarının büyük ilgisini çeken Antika Pazarı, 10 Mayıs Pazar günü yeniden kapılarını açıyor. Geçmişe duyulan özlemi doyasıya yaşatacak bu özel etkinlik, ziyaretçilerine hem alışveriş hem de kültürel bir zaman yolculuğu vaat ediyor. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın’ın girişimleriyle Kayseri’ye kazandırılan ve 2019 yılında tarihi Harman Mahallesi Meydanı’nda başlayan Antika Pazarı serüveni, Mevlana Mahallesi Pazar Yeri’nde artan ilgiyle devam ediyor. Yeni yerinde daha geniş alan ve daha fazla katılımla düzenlenen pazar, sadece Talas ve Kayseri’den değil, Türkiye’nin dört bir yanından gelen antikacılarla zenginleşiyor. Halı, kilim, seccade, tespih, saat, para, pul, nostaljik ev eşyaları ve daha nicesi Binlerce ürün arasında kaybolmak, geçmişin izlerini bugüne taşımak isteyenler için Antika Pazarı adeta bir hazine niteliğinde. "Geçmişe kurulan köprümüz" Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Antika Pazarı, sadece bir alışveriş alanı değil aynı zamanda geçmişle kurduğumuz gönül köprüsüdür. Burada eskiye duyulan özlemle kültürümüzü yaşatıyor, ticari canlılığı da destekliyoruz. Tüm hemşehrilerimizi bu nostalji dolu buluşmaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı.