Yerel Haberler
Eskişehir
Ahmed Cevad doğumunun 134. yılında anıldı 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:25:13 Anadolu Üniversitesi Haydar Aliyev Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen Ahmed Cevad’ı anma programı, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde gerçekleştirildi. "İki devlet tek millet" sloganıyla düzenlenen program, Türkiye ve Azerbaycan’da vatanları uğruna hayatını kaybeden şehitler ile Ahmed Cevad anısına gerçekleştirilen saygı duruşunun ardından Türkiye Cumhuriyeti İstiklal Marşı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Marşı’nın okunmasıyla başladı. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Burhan Sayılır ile Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ferdi Bozkurt’un konuşma yaptığı etkinlikte, İstiklal Şairi Ahmed Cevad’ın yaşamını ve eserlerini konu alan anlatılar ile şiirlere yer verildi. Programa Eskişehir Türk Ocakları Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Uzm. Ecz. Cavid Aydın, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gülgün Abbasbeyli’nin sunuculuğunu üstlendiği etkinlikte anlatıcı olarak Badiseba Budaglı, Mahammad Akbarlı, Armağan Paltun ve Sema Bal yer aldı. Okulanan şiirlerde ise Zehra Asgarlı, Emin Abdullayev, Turana Niftaliyeva, Cansel Koca, Taha Alper Taşcı, Yusuf Mervan Ekici, Feyza Alıç, Zöhre Sadıkova, Şamama Khalilova, Orhan Büyükkara ve Elnur Qasımov sahne aldı. "Türklük bu coğrafyada daha bilinçli hale geldi" Konuşmasında 1937 yılında birçok Türk düşünür ve şairin idam edilerek Türk dünyasının kadim bağlarının koparılmak istendiğine değinen Prof. Dr. Burhan Sayılır, yaşanan baskılara rağmen Türklüğün bu coğrafyada yok olmadığını ifade etti. Sayılır, Türk dünyasının geçmişte bağımsızlık düşüncesi nedeniyle büyük baskılar gördüğünü ancak bugün bu hayallerin gerçekleşmeye başladığını belirterek mücadele veren isimlerin yolları aydınlatmaya devam edeceğini söyledi. "Ahmed Cevad bir kahraman olarak anılmalı" Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ferdi Bozkurt ise konuşmasında, İstiklal Marşı şairi olmanın bir edebiyatçının ulaşabileceği en önemli noktalardan biri olduğunu ifade etti. Ahmed Cevad’ın diğer İstiklal Marşı şairlerinden farklı olarak tutuklandığını ve kurşuna dizilerek hayatını kaybettiğini vurgulayan Bozkurt, şairin yalnızca edebi kimliğiyle değil, verdiği mücadeleyle de önemli bir figür olduğunu söyledi. Ahmed Cevad’ın 1915 yılında Balkanlar’da Türk ordusuna destek vermek amacıyla savaş bölgesine geldiğini hatırlatan Bozkurt, şairin Türk dünyası açısından taşıdığı tarihi öneme dikkat çekti. Program, Ahmed Cevad’ın eşi Şükriye Hanım’a ithafen yazdığı şiirin beste seslendirmesi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Çifteler, Mahmudiye, Beylikova ve Alpu ilçelerindeki hastaneler değerlendirildi
17 Ekim 2025 Cuma - 10:33 Çifteler, Mahmudiye, Beylikova ve Alpu ilçelerindeki hastaneler değerlendirildi Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nce Çifteler, Mahmudiye, Beylikova ve Alpu ilçelerindeki devlet hastanelerin mevcut durumu, yürütülen hizmetler ve ihtiyaçları ele alındı. Toplantı, Eskişehir Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlendi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda; Çifteler, Mahmudiye, Beylikova ve Alpu ilçelerindeki devlet hastaneleriyle ilgili değerlendirmede bulunuldu. Dört ilçede sunulan sağlık hizmetlerinin etkinliği, personel durumu, hasta memnuniyeti, tıbbi cihaz ve altyapı ihtiyaçları ayrıntılı olarak ele alındı. Ayrıca, hastanelerin mevcut kapasitelerinin artırılması, hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve sağlık çalışanlarının çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik planlamalar görüşüldü. "Hastaneler arası koordinasyon sağlanması önemli" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, gerçekleştirilen değerlendirmelerin hastaneler arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve vatandaşlara daha kaliteli sağlık hizmeti sunulması açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Bildirici, ilçelerde yürütülen hizmetlerin yerinde incelenmesi ve ihtiyaçların doğru planlamalarla karşılanmasının, Eskişehir genelinde sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlayacağını vurguladı. Toplantıya, İl Sağlık Müdürlüğü başkan ve başkan yardımcıları ile Eskişehir’de görev yapan hastane yöneticileri katılım gösterdi.
Feci kazada ağır yaralanan motosiklet sürücüsünün babası konuştu
17 Ekim 2025 Cuma - 10:10 Feci kazada ağır yaralanan motosiklet sürücüsünün babası konuştu Eskişehir’de ara sokaktan çıkan otomobile çarparak ağır yaralanan 20 yaşındaki motosiklet sürücüsünün babası, oğlunun sağlık durumunun iyiye gittiğini söylerken, motosiklet kullanıcılarına da ekipman tavsiyesinde bulundu. 25 Eylül günü Gündoğdu Mahallesi Cumhuriyet Bulvarı’nda yaşanan kazada, Şenel Sokak’tan bulvara çıkan Birol T. idaresindeki 34 HBF 007 otomobile, 20 yaşındaki Yusuf Gündoğmuş idaresindeki 26 AIZ 906 plakalı motosiklet yandan çarpmıştı. Kazada iki sürücü de yaralanırken, 20 yaşındaki motosiklet sürücüsünün sağlık durumu ağır olduğu öğrenilmişti. Kazadan sonra Eskişehir Şehir Hastanesi’nde uzun bir süre yoğun bakımda yatan ve birden fazla ameliyat geçiren Gündoğmuş, adeta ölümden döndü. Yoğun bakım tedavisi sırasında genç motosiklet sürücüsünün ailesinin sürekli dua ettiği öğrenildi. Oğlu ölümden dönen baba doktorlara teşekkür etti Geçirdiği operasyonlar sayesinde kritik dönemi yavaş yavaş atlatan ve bilinci açılan Yusuf Gündoğmuş’un tedavisine sevk edildiği Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde devam ediliyor. Genç motosiklet sürücüsünün 45 yaşındaki babası Hidayet Gündoğmuş, oğlunun iyileşmesi sebebiyle önce Allah’a sonra emeği geçen doktorlara minnettar olduğunu dile getirdi. Hem Eskişehir Şehir Hastanesi’nde hem de Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde doktorların oğluna iyi baktığını söyleyen baba Gündoğmuş, oldukça mutlu olduğunu dile getirdi. Oğlu gibi kendisinin de motosiklete tutkun olduğunu söyleyen Hidayet Gündoğmuş, kaza görüntülerini izlediğinde ekipmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladığına dikkat çekti. Biri kız olmak üzere üç çocuk babası Gündoğmuş, kendi gibi motosiklet tutkunu olan çocuklarına ekipman kullanmayı ısrarla söylediğini ve Yusuf Gündoğmuş‘un da ekipmanları sayesinde hayatta kaldığını ifade etti "Rabbim kimseye yaşatmasın" Konuyla alakalı konuşan Hidayet Gündoğmuş, "Şükürler olsun, her gün daha iyiye gidiyoruz, daha iyiyiz. Şehir hastanesiyle ameliyatlarımız bitti. Oradaki doktorlarımıza çok teşekkür ederim, çok ilgilendiler. Tıp fakültesindeki plastik cerrahide estetik ameliyatlarımız var. Allah’a şükür her gün daha iyiye gidiyoruz. Çocuğumuz ayağa kalktı, sağlığı yerinde. Kaza anını gördüğümde anlatamam; kendim Diyarbakır’daydım, uzun yoldaydım. Rabbim kimseye yaşatmasın. Kötü bir duygu; çok şey demek isterim. Ben kendim de motor kullanıyorum. Bizde aile boyu hepimizde motor var. Kendim 18 yaşından beri kullanırım. Şükürler olsun bugüne kadar bir kazam olmadı. Çocuklarıma istedikleri motoru aldım. Amcalarında da var, amcasının çocuklarında da var. Bizim Eskişehir’imizin halkı motora karşı biraz daha duyarsız. Motor kullanan arkadaşlarımız, kardeşlerimiz de cahil. Arabaların sağından soldan trafikte çok geçerim, "geçivereyim" gibisinden hareketler var. Biz halk olarak yaya iken trafikteki taşıtlara kızarız, arabadayken yayalara kızarız. Halk olarak çok bencil bir toplumuz. Eğitim desem eğitim değil, kültür desem kültür değil. Herkes kendi çıkarları veya bencil davranışları yüzünden trafikte birçok kaza görüyoruz. Her gün kazalar oluyor. Motora binen özellikle gençlerimizi ve kuryelerimizi acele etmemeleri konusunda uyarıyorum" diye konuştu. "Bedeli biraz ağır oldu ama şükürler olsun Rabbime" Trafikte sıklıkla seyreden kuryeler başta olmak üzere motosiklet kullanıcılarını uyaran Gündoğmuş, şöyle devam etti; "Özellikle kuryeler, insanların siparişlerini iki dakika önce götüreceğim diye kendi hayatlarını, kendi canlarını riske atmasınlar; sevdiklerini üzmesinler. Biz böyle ağır bir kaza yaşadık; keşke yaşamasaydık. Bedeli biraz ağır oldu ama şükürler olsun Rabbime. Daha iyiyiz. Her gün daha iyiye gidiyoruz. Herkes dikkatli olsun. Yani motora binenler de araçlara karşı dikkat etsinler. Araç kullanan vatandaşlarımızın da motorları görmelerini istiyorum." "Evladımız gayet iyi, sağlıklı, yerinde" Oğlunun tedavi sürecini anlatan Hidayet Gündoğmuş, şunları kaydetti: "Beş gün entübe edildi. Ne olacağı belli değildi çıkmama ihtimali vardı. Şükürler olsun doktorlarımız ve Rabbim sayesinde entübeden çıktık. Hatta ciğerin birisinde infilak vardı; ciğer sorunumuzdan dolayı özellikle yoğun bakımda entübediydik. Beş günün sonunda ciğerleri toparlamaya başladı; entübeden çıkarttılar. Solunumu normale döndü. Sırayla sağlığı yerine gelmeye başladı. Bir hafta sonra kolundan ameliyat oldu platin koydular. Omurilikten ameliyat olduk. Omuriliğinde ilk röntgende tek kırık gördüler; üç kemiği birbirine bağlayacaklardı. Sonradan ikinci röntgende üç kırık olduğunu gördük; yedi kemiği birbirine bağladılar. Omuriliğe platin takıldı. 14 tane civatamız var. Şükürler olsun doktorlarımıza, Allah razı olsun. Evladımız gayet iyi, sağlıklı, yerinde. Artık işte suratta, çenede, burunda, elmacık kemiklerinde parçalı kırıklarımız var. Osman Gazi Fakültesi’nde Allah’ın izniyle buradaki hocalarımıza, önce Rabbim’e sonra hocalarımıza emanet çocuğumuz. İnşallah daha iyi olacağız; ben kendi adıma söylüyorum. Çocuğuma, her motora bindiklerinde sürekli kask ve montlarını giymelerini tembihliyordum. Giymediklerinde fırça atıyordum. Eskişehir’de birçok yerde tanınırız, tanırlar. Sevenimiz, eşimiz, dostumuz çok; uyarırlar, telefon gelir, haber verirler. Her duyduğumda, gördüğümde söylerim. Sağ olsun, çocuğum da o gün beni dinlemiş, kaskını takmış. Şükürler olsun ki takmış; takmasaydı o gün, o kazada belki çocuğumuzu kaybederdik."
Feci kazada ağır yaralanan motosiklet kullanıcısının babası konuştu
17 Ekim 2025 Cuma - 10:02 Feci kazada ağır yaralanan motosiklet kullanıcısının babası konuştu Eskişehir’de ara sokaktan çıkan otomobile yandan sert bir şekilde çarparak ağır yaralanan 20 yaşındaki motosiklet kullanıcısının babası, oğlunun sağlık durumunun iyiye gittiğini söylerken, motosiklet kullanıcılarına da ekipman tavsiyesinde bulundu. Kaza, 25 Eylül tarihinde Gündoğdu Mahallesi Cumhuriyet Bulvarı’nda meydana gelmiş, Şenel sokaktan bulvara çıkan Birol T. idaresindeki 34 HBF 007 otomobile, 20 yaşındaki Yusuf Gündoğmuş idaresindeki 26 AIZ 906 plakalı motosiklet yandan çarptı. Kazada iki sürücü de yaralanırken, 20 yaşındaki motosiklet sürücüsünün sağlık durumu ağır olduğu öğrenilmişti. Kazadan sonra Eskişehir Şehir Hastanesi’nde uzun bir süre yoğun bakımda yatan ve birden fazla ameliyat geçiren 20 yaşındaki Yusuf Gündoğmuş, adeta ölümden döndü. Yoğun bakım tedavisi sırasında genç motosiklet sürücüsünün ailesinin sürekli dua ettiği öğrenildi. Oğlu ölümden dönen baba doktorlara teşekkür etti Geçirdiği operasyonlar sayesinde kritik dönemi yavaş yavaş atlatan ve bilinci açılan Yusuf Gündoğmuş’un Eskişehir Osmangazi Üniversitesi tıp fakültesi Hastanesi’ne sevk edilerek burada tedavisine devam ediliyor. Genç motosiklet sürücüsünün 45 yaşındaki babası Hidayet Gündoğmuş, oğlunun iyileşmesi sebebiyle önce Allah’a sonra emeği geçen doktorlara minnettar olduğunu dile getirdi. Hem Eskişehir Şehir Hastanesi’nde hem de Eskişehir Osmangazi Üniversitesi tıp fakültesi Hastanesi’nde doktorların olduğuna oldukça iyi baktığını söyleyen baba Gündoğmuş, oldukça mutlu olduğunu dile getirdim. Oğlu gibi kendisinin de site tutkun olduğunu söyleyen Hidayet Gündoğmuş, kaza görüntülerini izlediğinde ekipmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladığına dikkat çekti. Biri kız olmak üzere üç çocuk babası olan Gündoğmuş, kendi gibi motosiklet tutkunu olan çocuklarına ekipman kullanmayı ısrarla soyledigini ve Yusuf Gündoğmuş‘un da ekipmanları sayesinde hayatta kaldığını ifade etti "Rabbim kimseye yaşatmasın" Konuyla alakalı konuşan Hidayet Gündoğmuş, "Şükürler olsun, her gün daha iyiye gidiyoruz, daha iyiyiz. Şehir hastanesiyle ameliyatlarımız bitti. Oradaki doktorlarımıza çok teşekkür ederim, çok ilgilendiler. Sıra plastik cerrahiye ve surat şeklindeki, surattaki kırıklara ameliyatlarımız, plastik cerrahide estetik ameliyatlarımız var. Sıra tıp fakültesindeki hocalarımızdayız. Allah’a şükür her gün daha iyiye gidiyoruz. Çocuğumuz ayağa kalktı, sağlığı yerinde. Kaza anını gördüğümde anlatamam; kendim Diyarbakır’daydım, uzun yoldaydım. Rabbim kimseye yaşatmasın. Kötü bir duygu; çok şey demek isterim. Ben kendim de motor kullanıyorum. Bizde aile boyu hepimizde motor var. Kendim 18 yaşından beri kullanırım. Şükürler olsun bugüne kadar bir kazam olmadı. Çocuklarıma istedikleri motoru aldım, onlara da aldım. Amcalarında da var, amcasının çocuklarında da var. Bizim Eskişehir’imizin halkı motora karşı biraz daha duyarsız. Motor kullanan arkadaşlarımız, kardeşlerimiz de cahil. Arabaların sağından soldan trafikte çok geçerim, "geçivereyim" gibisinden hareketler var. Biz halk olarak yaya iken trafikteki taşıtlara kızarız, arabadayken yayalara kızarız. Halk olarak çok bencil bir toplumuz. Eğitim desem eğitim değil, kültür desem kültür değil. Herkes kendi çıkarları veya bencil davranışları yüzünden trafikte birçok kaza görüyoruz. Her gün kazalar oluyor. Motora binen özellikle gençlerimizi ve kuryelerimizi acele etmemeleri konusunda uyarıyorum" diye konuştu. "Bedeli biraz ağır oldu ama şükürler olsun Rabbime" Trafikte sıklıkla seyreden kuryeler başta olmak üzere motosiklet kullanıcılarını şiddetle uyaran Gündoğmuş şöyle devam etti; "Özellikle kuryeler, insanların siparişlerini iki dakika önce götüreceğim diye kendi hayatlarını, kendi canlarını riske atmasınlar; sevdiklerini üzmesinler. Biz böyle ağır bir kaza yaşadık; keşke yaşamasaydık. Bedeli biraz ağır oldu ama şükürler olsun Rabbime. Daha iyiyiz. Her gün daha iyiye gidiyoruz. Herkes dikkatli olsun. Yani motora binenler de araçlara karşı dikkat etsinler. Araç kullanan vatandaşlarımızın da motorları görmelerini istiyorum." "Evladımız gayet iyi, sağlıklı, yerinde" Son olarak oğlunun tedavi sürecini anlatan Hidayet Gündoğmuş şunları kaydetti; "Beş gün entübedik. Ne olacağı belli değildi; çıkmama ihtimali vardı. Şükürler olsun doktorlarımız ve Rabbim sayesinde entübeden çıktık. Hatta ciğerin birisinde infilak vardı; ciğer sorunumuzdan dolayı özellikle yoğun bakımda entübediydik. Beş günün sonunda ciğerleri toparlamaya başladı; entübeden çıkarttılar. Solunumu normale döndü. Sırayla sağlığı yerine gelmeye başladı. Bir hafta sonra kolundan ameliyat olduk. Sol koluna platin koydular. Omurilikten ameliyat olduk. Omuriliğinde ilk röntgende tek kırık gördüler; üç kemiği birbirine bağlayacaklardı. Sonradan ikinci röntgende üç kırık olduğunu gördük; yedi kemiği birbirine bağladılar. Omuriliğe platin takıldı. 14 tane civatamız var. Şükürler olsun doktorlarımıza, Allah razı olsun. Evladımız gayet iyi, sağlıklı, yerinde. Artık işte suratta, çenede, burunda, elmacık kemiklerinde parçalı kırıklarımız var. Osman Gazi Fakültesi’nde. Allah’ın izniyle buradaki hocalarımıza, önce Rabbim’e sonra hocalarımıza emanet çocuğumuz. İnşallah daha iyi olacağız; ben kendi adıma söylüyorum. Çocuğuma, her motora bindiklerinde sürekli kask ve montlarını giymelerini tembihliyordum. Giymediklerinde fırça atıyordum. Eskişehir’de birçok yerde tanınırız, tanırlar. Sevenimiz, eşimiz, dostumuz çok; uyarırlar, telefon gelir, haber verirler. Her duyduğumda, gördüğümde söylerim. Sağ olsun, çocuğum da o gün beni dinlemiş, kaskını takmış. Şükürler olsun ki takmış; takmasaydı o gün, o kazada belki çocuğumuzu kaybederdik." (BT-
‘Uluslararası Hukuk Bağlamında Savaş ve Çatışma Konferansı’ düzenlendi
16 Ekim 2025 Perşembe - 17:32 ‘Uluslararası Hukuk Bağlamında Savaş ve Çatışma Konferansı’ düzenlendi Eskişehir Anadolu Üniversite ev sahipliğinde, ‘Uluslararası Hukuk Bağlamında Savaş ve Çatışma Konferansı’ gerçekleştirildi. Konferans, İstanbul 2 Numaralı Barosu ve Anayasa Hukukçular Derneği tarafından Türkiye Hukuk Platformu, Uluslararası Hukukçular Birliği (UHUB) ve Anadolu Üniversitesi iş birliğiyle düzenlendi. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen konferansta, uluslararası hukukun en güncel ve kritik konularından ‘savaş ve çatışma’ başlığı ele alındı. Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Nasrettin Hoca Salonu’nda gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmasını Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel yaptı. "Birey, kurum ya da devlet olarak hukuksuzluğa boyun eğmemiz kabul edilemez" Rektör Adıgüzel, "Uluslararası hukuk, özellikle Gazze’de yaşananlar sonrasında fiilen, uluslararası hukuksuzluk noktasına gelmiştir. Burada konuştuğumuz mesele yüzeyde bir Filistin meselesi gibi görünse de aslında esas sorun İsrail’e, özelde Siyonist politikaların uygulayıcılarına ilişkindir. Bir sorun varsa, temel fail İsrail devletidir çünkü uygulanan politika, kendilerinden başkalarını insan yerine koymayan bir mantıkla hareket ettiğini göstermektedir. On binlerce insanın hayatına mal olan bu yaklaşıma karşı vicdani sorumluluk hissedilmemesi, uluslararası hukuka karşı da bir cezasızlık ortamı doğurmaktadır. Uluslararası hukuk çerçevesinde suçlar tespit edilip mahkûmiyet kararı verilse dahi, bu cezaların infazını sağlayacak evrensel bir yetki veya mekanizma mevcut değildir. Dünya kamuoyunda itibarı tartışmalı olan liderler bile meşrû bir aktör gibi sunulabilmektedir, buna rağmen hukukun ihlâllerini açıkça dile getiren sayılı liderlerden biri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Ateşkes sağlanmış olsa da bunu imzalayan taraflardan birinin hukuk tanımadığı gerçeği varlığını korumaktadır. Dolayısıyla mevcut ateşkesin devam edeceğine dair herhangi bir garanti yoktur. Bizler, Anadolu Üniversitesi’nde savaşın, çatışmanın ve barışın ahlakını ile hukukunu tartışmak için burada toplandık. Dünyada sıklıkla güçlerin hukuku hâkim olsa da bu gerçeklik hukukçuların ve hukuk öğrencilerinin sessiz kalmasını gerektirmez, birey, kurum ya da devlet olarak hukuksuzluğa boyun eğmemiz kabul edilemez. İsrail devletinin politikalarına karşı durmak, sadece sembolik bir taş atma eylemiyle devletin yıkılmasını sağlamayabilir, fakat böyle bir cesareti göstermek, tarafımızı net biçimde ortaya koymak ve adalet talebimizi yüksek sesle dile getirmek açısından hayati önem taşımaktadır. Biz bu konferansta, hukukun üstünlüğünden ve insan haklarından yana tarafımızı kararlılıkla ilan ediyoruz. Tarafımız belli olmalı ve adaletin tarafındayız" dedi. "Benzer programlarla faaliyetlerimizi sürdüreceğiz" İstanbul 2 Nolu Baro Başkan Vekili Avukat Niyazi Paksoy, barolarının uluslararası alanda hak ve hukuk savunuculuğu misyonunu üstlendiğini belirterek, "Genç ve dinamik bir yapıya sahip olan baromuz, mesleki ilkeler, insan hakları ve hukukun ayakta kalması yönündeki kararlılığıyla 5’inci yılını geride bırakmıştır. Bu süreçte ahlak ve adalet değerleri ekseninde hem ülkemizde hem de yurtdışında hakkın ve hukukun savunuculuğunu sürdürdük. Türkiye Hukuku Platformu ve çeşitli üniversitelerle iş birliği içinde birçok etkinlik düzenledik. Bu yıl da 6 farklı üniversitede benzer programlarla faaliyetlerimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "Nihai amacımız, kalıcı barışın tesis edilmesidir" 7 Ekim 2023’te Gazze’de başlayan soykırıma karşı sessiz kalmadıklarını vurgulayan Paksoy, sözlerine şöyle devam etti: "İstanbul 2 No’lu Baro olarak Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne 3 bin 61 imzayla başvuruda bulunduk. Başvurumuz, Gazze’de yaşanan insan hakları ihlalleri ve soykırıma ilişkin fotoğraf, video kayıtları, tanık ve fail beyanları, belgeler ve resmi kayıtları içeren sekiz klasörden oluşmaktadır. Filistin’de ve Gazze’de yaşanan vahşetin karşısında durmak vizyonumuzun bir gereğidir. 7 Ekim 2023’ten bu yana insan hakları ihlalleri aralıksız devam etmekte, 739 gündür bölgedeki yaşam tahrip edilmektedir. Nihai amacımız, kalıcı barışın tesis edilmesidir. Ateşkesin bölgedeki barış için bir temel oluşturmasını umut ediyoruz. Yaklaşık 67 bin kişinin hayatını kaybettiği bu süreçte, ölenlerin büyük kısmının çocuk olması uluslararası toplumun sessizliğini daha da ağırlaştırmıştır. Biz insan hakları ve hukukun üstünlüğünden yana tarafız; Gazze’deki kan ve acının derhal son bulması için tüm tarafların sorumluluk alması gerekmektedir." "Filistinli kardeşlerimizin yanındayız" Uluslararası Hukukçular Birliği (UHUB) Başkanı Avukat Necati Ceylan ise, insan haklarının korunması ve adaletin tesis edilmesi için hukukçular olarak bir araya geldiklerini ifade etti. Filistin meselesine dikkat çekmek istediklerini ifade eden Ceylan, "Bir asrı aşkın süredir bölgede adaletsizlik, işgal, kan ve gözyaşı hüküm sürmektedir. Osmanlı’nın çözülme süreci, İngiliz mandası dönemi ve sonrasında yaşanan gelişmeler Filistin halkının hak kayıplarına yol açmıştır. 1948’de İsrail’in kurulmasıyla Filistin halkı devlet statüsüne kavuşamamış, 1967 Savaşı sonrasında bu durum daha da derinleşmiştir" şeklinde konuştu. "Uluslararası toplumun tepkisi yetersiz kalmakta" Özellikle son 2 yılda büyük bir insanlık dramının yaşandığını dile getiren Ceylan, "Gazze’de sivil yerleşim yerleri, hastaneler, okullar, camiler ve tarihi yapılar bombardımanlara maruz kalmıştır. Yaşlılar, kadınlar ve çocuklar hedef alınmakta, sivil kayıplar artmaktadır. Uluslararası toplumun tepkisi yetersiz kalmakta, güç ilişkileri nedeniyle hukuk ilkeleri uygulanamamaktadır. Uluslararası hukukun varlığını inkâr etmiyoruz. Ancak uygulanmasında ciddi sorunlar vardır. Birleşmiş Milletler ve ilgili kurumlar insan hakları ve savaş hukukuna ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Bizler, insanî ve hukuki sorumluluğumuz gereği Filistinli kardeşlerimizin yanındayız; onları asla sahipsiz bırakmayacağız. Katliamların durdurulması, sivillerin korunması, uluslararası hukukun üstünlüğünün sağlanması ve adaletin tesisi için her türlü girişimi sürdüreceğiz" diye belirtti. Konferansta birçok konu başlığı detaylıca ele alındı Açılış konuşmalarının ardından konferans, başkanlığını Prof. Dr. Gökhan Güneysu’nun yaptığı ‘Yerleşimci Sömürgecilik ve Filistin’ başlıklı oturum ile devam etti. Oturumda; ‘Uluslararası Adalet Divanı Danışma Görüşleri ve İşgal Hukuku Perspektifinden Filistin Meselesi’, ‘Uluslararası Hukukun İmkân ve Sınırları Çerçevesinde Ekokırım Tartışmaları: Filistin Örneği’, ‘Cenevre Konvansiyonlarının Ağır İhlal Mekanizmasının Filistin için İşletilmesi’, ‘Uluslararası Adalet Divanında İsrail’e Karşı Yürüyen Soykırım Davasına Katılım Başvuruları ve Önemi’ ve ‘Filistin Meselesinde Şirketlerin Sorumluluğu ve MÖHUK Perspektifinden Ticari İlişkilerin Değerlendirilmesi’ başlıklı konular Arş. Gör. Sümeyya Murat, Dr. Öğr. Üyesi Cansu Atılgan Pazvantoğlu, Dr. Öğr. Gör. Onur Dur, Arş. Gör. Deniz Baran ve Dr. Öğr. Üyesi Ömer Erkut Bulut tarafından katılımcılarla paylaşıldı. Konferans, İstanbul 2 Nolu Baro Başkan Vekili Niyazi Paksoy tarafından konuşmacılara teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün ve Anadolu Üniversitesi Genel Sekreteri Ecevit Öksüz’ün de yer aldığı konferansa akademisyenler ve öğrenciler katılım gösterdi.
Kızılinler bal kabağı sofralarda daha çok yer alacak
16 Ekim 2025 Perşembe - 17:31 Kızılinler bal kabağı sofralarda daha çok yer alacak Eskişehir’de Tepebaşı Belediyesi tarafından 3’üncüsü gerçekleştirilecek olan Kızılinler Bal Kabağı Panayırı öncesinde kadınlar için, bal kabağı ile yapılabilecek farklı lezzetlerin anlatıldığı eğitim ve uygulama atölyesi düzenlendi. Kızılinler Mahallesi’nde ata tohumu ile yetiştirilen bal kabağının tanınırlığının artırılması amacıyla Kızılinler Bal Kabağı Panayırı’nın bu yıl 3’üncüsü yapılacak. Panayır için hazırlıklar sürerken, etkinlik öncesi Tepebaşı Belediyesi Mutfak Atölyesi’nde eğitim ve uygulama atölyesi düzenlendi. Coğrafi işaretli ürünler arasına giren Kızılinler bal kabağının gastronomideki yerini vurgulamak, markalaştırmak ve yaygınlaştırmak amacıyla gerçekleştirilen atölyede, katılımcı kadınlara özel tarifler gösterildi. Panayırda vatandaşlara sunacaklar Eskişehir Aşçılar Derneği, Anadolu Üniversitesi Gastronomi Bölümü ve Tepebaşı Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğü gerçekleştirdikleri ortak çalışma ile katma değerli ürün oluşturulması, ürün çeşitliğinin artırılması ve gastronomik değerlerin korunması açısından önemli konular işlendi. Atölyeye katılan kadınlar, bal kabağının gastronomideki yeri, farklı uygulama teknikleri ve lezzet çeşitliliğin çeşitlendirilmesi açısından şeflerden önemli bilgiler ve tüyolar aldı. Yapılacak lezzetler panayırda yer bulacak Üretici kadınlar, bal kabağının ekiminden hasadına, tarladan sofra sürecine kadar takip ettikleri ürünleri Mutfak Atölyesi’nde lezzetli ürünlere dönüştürdü. Kadınların atölyede öğrendikleri bilgiler ile yapacakları lezzetleri 26 Ekim Pazar günü gerçekleşecek 3’üncü Kızılinler Bal Kabağı Panayırı’nda vatandaşlara sunma imkanı bulacağı belirtildi. "Şeflerimize ve mahalle sakinlerine teşekkür ederim" Verilen eğitim ve uygulama atölyesi ile ilgili konuşan Eskişehir Aşçılar Derneği Başkan Vekili Ahmet Turan Etli, "Sevgili Tepebaşı Belediye başkanımız Ahmet Ataç önderliğinde bal kabağını tarladan ekip soframıza kadar gastronomimize neler kazandırdığını burada anlattık. Kızılinler’den gelen ablalarımıza, kardeşlerimize güzel bir çorba ikram ettik. Şeflerimize ve mahalle sakinlerimize teşekkür ediyoruz. Coğrafi işaret alan bal kabağını tanıtmak adına projelerimiz var. Bal kabağı ile yapılacak 7 çeşit ürün üzerinde çalışıyoruz. Bunu ileriki günlerde yapacağımız lansmanda tanıtacağız. Kızılinler bal kabağını öne çıkarmak için çalışmalar yapacağız" dedi. "Bal kabağı ile sadece çorba yapılamaz" Yöresel ürünleri faydalı şekillerde mutfağa taşımak istediklerini söyleyen Şef Mehmet Akbaba, "Eskişehir Tepebaşı Belediyesi’ne teşekkür ediyorum. Yöresel olan bal kabağımızı faydalı mutfak tarzında yöresinde çıkan alıç meyvesiyle birlikte eşleştirerek çorba yaptık. Kabağı bir humus misali bir ezme misali ürünlere başlangıç olarak tasarlamak istiyoruz. Yerel yetiştiricilerimize de bunu aktarmak istiyoruz. Bal kabağı ile sadece çorba yapılamaz. Tadımlık ürünler yapabiliriz. Bir steak etin altına kullanabiliriz. Bir vegan yemeği olarak ana yemek, ara sıcak olarak tasarlanabilir" şeklinde konuştu. "Güzel bir etkinlik oldu" Misafir Şef Sevilay Akbaba, şunları söyledi: "Eskişehir’de doğdum, büyüdüm. Antalya’ya gittim ve tekrar memleketime döndüm. Eşimle beraber kadınlara meslek adına olabilecek yenilikleri, farklılıkları o yörelerden bu yörelere taşımak istedik. Kadınlara neleri yapabileceklerini göstermek adına güzel bir etkinlik oldu." "Daha fazla çeşitlendirilebilinir" Eğitmen Şef Eyüp Köse, katılımcılara bal kabağı ile bir kurabiye tarifi verdiğini anlatarak, "Burada Tepebaşı öncülüğünde Tepebaşı Mutfak Atölyesi’nde bal kabağı temalı ürünler yaptık. Şekli ile bal kabağına benzeyen bir kurabiye yaptık. Yanında şifa dolu bir çorba yaptık. Emekçi kadınlarımızla buluştuk, istişare yaptık. Onların ne kadar değerli bir iş yaptığının farkına vardık. Çok keyifli bir gündü, emeği geçenlere teşekkür ederiz. Bal kabağından sadece tatlı değil tuzlu ürünler de yapılabilir. Bal kabağının kabuğunu ve çekirdeğini de es geçmemek gerekiyor. Eskişehir’in köylerinde bal kabağından gözleme bile yapılıyor. Bal kabağından şurup yapılabilir. Bunu daha da fazla çeşitlendirebiliriz" ifadelerini kullandı. "Bizim için önemli bir eğitim oldu" Mahalle sakinlerinden Fatma Sena Demircan ise, "Tepebaşı Belediyesi tarafından düzenlenen atölyede şeflerimizle birlikte bal kabağını nerelerde kullanırız, nelere dikkat etmeliyiz, püf noktalar nelerdir bunları öğrendik. Gerçekten bizim için önemli bir eğitim oldu. Şeflerimizin verdiği bilgiler için çok teşekkür ederiz" diye belirtti. Eskişehir Aşçılar Derneği iş birliği ile düzenlenen etkinliğe Kızılinler Mahallesi’nde ata tohumundan bal kabağı üretimi yapan 11 kadın, şefler; Kemal Kaya, Eyüp Köse, Mehmet Akbaba, Fatih Akbaba, Fatih Önpeker, Ziya Demir, Fatmagül Sağlısal, Ahmet Turan Etli, akademisyenlerden Dr. Emel Akay ve Öğretim Görevlisi Burcu Yılmaz katıldı.