EKONOMİ
78 ilde arttı, bu 3 ilde azaldı 19 Nisan 2026 Pazar - 09:30:55 Bu yılın ilk 3 ayında Adana, Hatay ve Bitlis’te traktör sayısı azalış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın mart ayına ilişkin "Motorlu Kara Taşıtları" verilerini açıkladı. Verilere göre, ülke genelinde traktör sayısı yılın ilk çeyreğinde artış gösterse de, artış hızındaki yavaşlama ve bazı tarım şehirlerindeki sayısal azalış dikkati çekti. 2025 yılı aralık ayı sonunda 2 milyon 315 bin 504 olan toplam traktör sayısı, bu yılın ilk üç ayında 5 bin 749 adet artarak mart sonu itibarıyla 2 milyon 321 bin 253’e ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde traktör sayısındaki artışın 12 bin 359 olduğu göz önüne alındığında, bu yıl artış hızının yarı yarıya düştüğü görüldü. 3 ilde traktör sayısı azaldı Ülke genelindeki 78 ilde traktör varlığı artarken, sadece 3 ilde düşüş yaşandı. Bu illerden ikisinin Doğu Akdeniz bölgesinde yer alması verilerdeki en çarpıcı detay oldu. TÜİK verilerine göre, traktör sayısı, Adana’da 63 bin 157’den 63 bin 60’a, Hatay’da 27 bin 572’den 27 bin 562’ye ve Bitlis’te 4 bin 636’dan 4 bin 620’ye geriledi. Yağışlar ve finansal zorluklar etkili oldu Tarımsal üretimin lokomotif şehirlerinden Adana ve Hatay’da, yılın ilk aylarında aşırı yağışlar, su taşkınları ve sel felaketleri etkili oldu. Binlerce dönüm arazinin sular altında kalması ve seralarda yaşanan ağır hasarlar, üreticinin maliyetlerini artırırken yeni yatırım gücünü kısıtladı. Öte yandan, ülke genelindeki artış hızının düşmesinde kredi faiz oranlarının yüksekliği ve finansmana erişimde yaşanan zorlukların da temel etkenler olduğu ifade ediliyor.
19 Nisan 2026 Pazar - 09:24 Adana’da tarımda 1588 projeye 248 milyon TL hibe sağlandı Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, Adana genelinde kırsal kalkınma destekleri kapsamında bugüne kadar 1.588 projeye 248 milyon TL hibe sağlandığını ve bu yatırımlar sayesinde 2.632 kişiye istihdam oluşturulduğunu söyledi. Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, tarafından düzenlenen "Tarımsal İşletme ve Yatırım Kredileri" konulu bilgilendirme ve değerlendirme toplantısında tarımsal yatırımlara yönelik yeni destekler ve finansman imkanları kapsamlı şekilde ele alındı. Toplantıda konuşan Bayazıt, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Kalkınma Yatırım Programı kapsamında önemli değişikliklerin hayata geçirildiğini belirtti. Yeni dönemde hibe oranı üst limitinin yüzde 50’den yüzde 70’e çıkarıldığını ifade eden Bayazıt, hibeye esas proje tutarının ise 30 milyon TL’ye yükseltildiğini açıkladı. Kadınlar ve genç çiftçilere yönelik pozitif ayrımcılığın sürdüğünü vurgulayan Bayazıt, bütçenin yüzde 20’sinin kadın ve gençlere, yüzde 30’unun ise aile işletmelerine ayrıldığını belirtti. Ayrıca başvurularda kadınlar, gençler, aile işletmeleri ve tarımsal örgütlerin öncelikli olarak değerlendirileceğini ifade etti. Dijital tarım, yapay zekâ ve otomasyon yatırımlarının da destek kapsamına alınmasıyla birlikte sektörün teknolojik dönüşümünün hızlanmasının hedeflendiği kaydedildi. Tasarruflu sulama yatırımlarına yönelik desteklerin de artırıldığını belirten Bayazıt, bu alanda hibeye esas proje üst limitinin 10 milyon TL’ye çıkarıldığını ve hibe oranının yüzde 70’e kadar yükseltildiğini söyledi. Bu desteklerin yüzde 20’sinin kadın ve genç üreticilere ayrıldığı bilgisi paylaşıldı. Adana’da yürütülen projeler hakkında da bilgi veren Bayazıt, 600 metre üzeri alanlarda uygulanan KDAK Projesi kapsamında Kozan Hayvan Pazarı ile Tufanbeyli Yöresel Ürünler Pazarı’nın hizmete kazandırıldığını ifade etti. Proje kapsamında 1.450 üreticiye doğrudan destek sağlanırken, altyapı ve bireysel hibelerle toplam 213 milyon TL kaynak aktarıldığı belirtildi. Bayazıt, öte yandan Adana genelinde kırsal kalkınma destekleri kapsamında bugüne kadar 1.588 projeye 248 milyon TL hibe sağlandığını ve bu yatırımlar sayesinde 2.632 kişiye istihdam oluşturulduğunu açıkladı. Bayazıt ayrıca, 2026 yılı çağrı takvimi kapsamında açıklanan IPARD III Programı ile yatırımcılara ve kırsal altyapı projelerine toplam 214 milyon avro bütçe ayrıldığını belirterek, bu desteklerin Adana tarımı açısından önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı.
19 Nisan 2026 Pazar - 09:02 Gümüşhaneli girişimcinin geleneksel çözümü dünya pazarına açıldı Gümüşhane’de kurumsal hayatın stresinden uzaklaşmak için hobi olarak ahşap işlerine başlayan Hasan Yavuz Can, geliştirdiği "Yün Kabartma Makinesi" ile dikkat çekiyor. Yarım günlük yün işleme süresini 20 dakikaya indiren makinesi Rusya’dan Kuzey Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyadan talep görüyor. Gümüşhaneli genç girişimci Hasan Yavuz Can, eğitim hayatının ardından döndüğü memleketinde, evinin altındaki küçük bir atölyede başlattığı ahşap tutkusunu üretim merkezine dönüştürdü. Çocukluk yıllarında yaylalarda çobanlık yaparken dedesinin hediye ettiği bir çakıyla ahşabı yontmaya başlayan Can, o günlerde filizlenen bu tutkuyu, bugün gelişmiş makinelerin ve profesyonel işçiliğin merkezine taşıdı. "Yapılamaz" denileni başardı Hasan Yavuz Can’ın dönüm noktası, bir arkadaşının piyasada bulamadığı ve yerel ustaların "uğraşmam" diyerek geri çevirdiği yün kabartma makinesi talebi oldu. Yaklaşık iki aylık bir AR-GE süreci ve yarım metreküplük kereste sarfiyatıyla deneme yanılma yöntemlerini kullanan Can, sosyal medyadan gelen geri bildirimlerle cihazı mükemmel hale getirdi. Özellikle hayvancılıkla uğraşanların ve geleneksel yün yorgan kültürünü yaşatanların büyük ilgisini çeken makine, yünün yanı sıra pamuk ve elyaf kabartma işlemlerini de başarıyla gerçekleştiriyor. Yarım günlük iş 20 dakikaya düştü Makinenin sağladığı en büyük avantaj, zaman ve emek tasarrufu olarak öne çıkıyor. Klasik yöntemlerle bir kişinin yarım gününü alan yün kabartma işlemi, bu cihaz sayesinde sadece 20 dakikada tamamlanıyor. Tozu dışarı atan ve yüne hacim kazandıran sistem, aynı zamanda yünü iplik haline getirmeye uygun bir inceliğe ulaştırıyor. Sosyal medyada büyük ilgi gördü Sosyal medyada paylaşılan tanıtım videolarının yaklaşık 27 milyon izlenme almasıyla birlikte, Gümüşhane’deki bu küçük atölye bir anda ilgi odağı haline geldi. Rusya, Kuzey Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu’dan çok sayıda sipariş alan Hasan Yavuz Can, başlangıçta günde sadece bir adet üretebildiği bu meşakkatli makineden, atölyesini büyütüp makine parkurunu genişleterek bugün günde 7-8 adet üretebilecek kapasiteye ulaştı. Can, "Atıl parçaları değerlendirerek başladığımız bu süreçte, bugün Gümüşhane’nin çam, köknar ve ladin ağaçlarını kullanarak dünyaya teknoloji ihraç eder hale geldik" ifadelerini kullandı. Her bir parçanın tek tek işlendiği, havşalandığı ve zımparalandığı bu süreçte kaliteden ödün vermediklerini belirten girişimci, "Hobi olarak başladığımız bu yolculuk, artık Gümüşhane’nin adını dünyaya duyuran bir ek işe dönüştü" ifadelerini kullandı. Can ayrıca, geleneksel el aletlerinden olan ’kirmen’ ve diğer unutulan ürünleri de modernize ederek yeniden hayata geçirmeyi hedefliyor.
Mersin’de kan portakallı lokum üretildi
17 Nisan 2026 Cuma - 09:39 Mersin’de kan portakallı lokum üretildi Mersin Büyükşehir Belediyesinin Hamzabeyli Köyümüz Atölye Yerleşkesi’nde düzenlediği çalışmada, coğrafi işaretli Mersin Kan Portakalı ile Türk lokumu bir araya getirilerek kadın emeğiyle katma değeri yüksek yeni bir ürün ortaya çıkarıldı. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından hayata geçirilen ‘Hamzabeyli Köyümüz Atölye’ projesi, kırsalda üretimi geliştiren ve kadın emeğini görünür kılan çalışmalarıyla yerel üretimi teşvik etmeye devam ediyor. Bu amaçla coğrafi işaretli Mersin Kan Portakalı, geleneksel Türk lokumunun eşsiz aromasıyla zenginleştirilerek, katma değeri artırılmış bir ürüne dönüştürüldü. Tarımsal Hizmetler Dairesi’nde görevli gıda mühendisleri eşliğinde, katılımcılarla keyifli bir atölye çalışması gerçekleştirildi. Hijyen ve üretim teknikleri konusunda gıda mühendisleri tarafından bilgilendirilen katılımcılar, lokum üretim sürecinde de titiz bir çalışma yürüterek, Mersin Kan Portakalı ile lezzetli bir sunum yaptı. "Katılımcılarımız, yeni ürün geliştirme becerisi kazandı" Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Gıda Mühendisi Dilara Aytuttu, keyifli bir atölye çalışması gerçekleştirdiklerini belirterek, "Hamzabeyli Köyümüz Atölye kapsamında, geleneksel bir lezzet olan lokumu, coğrafi işaret tescilli Mersin Kan Portakalı ile yorumladık ve katma değeri artırılmış bir ürün elde ettik" dedi. Atölye çalışmasında üretim teknikleri ve hijyen kuralları konusunda da katılımcılara bilgilendirme yaptıklarını söyleyen Aytuttu, "Katılımcılarımız yeni ürün geliştirme becerisi kazanırken, lokum üretim teknikleri ve hijyenik üretim süreçlerini de uygulamalı olarak deneyimledi" diye konuştu.
Örtü altında turfanda kayısı hasadı başladı
17 Nisan 2026 Cuma - 09:38 Örtü altında turfanda kayısı hasadı başladı Turfanda birçok meyvenin örtü altında üretildiği Mersin’de ilk kayısı hasadı yapılarak fiyatının belirlenmesi için pazara gönderildi. Türkiye’nin yaş sebze ve meyve üretiminde ilk sıralarda yer alan Mersin’de birçok ürün turfanda seralarda binbir emekle yetiştiriliyor. Geçtiğimiz aydan itibaren örtü altında yetiştirilip toplanan erik, karadut ve yenidünyanın ardından şimdi de kayısı hasadına geçildi. Verimin bu yıl güzel olduğu belirtilirken, kış mevsiminin sert geçmesi nedeniyle hasadın 15 gün geç yapıldığı ifade edildi. Toplanan meyveler tek tek elden geçirilerek hale gönderildi. Burada talebe göre fiyatının belirlenerek yurt içi ve yurt dışındaki müşterilere ulaştırılacağı öğrenildi. "Meyvemiz bu yıl bol" Mersin’in Erdemli ilçesi Kocahasanlı bölgesinde örtü altında turfanda kayısı üretimi yapıldığını belirten Ziraat Mühendisi Emine Yaman Kulu, "Şu an sarı kayısılarımızın ilk hasadını yapıyoruz. Daha önce yeşil çağla olarak topladık. Bugün itibarıyla de sarı kayısımız oldu, ilk hasadımızı yapıyoruz. Geçen yıl 1 Nisan gibi hasat etmiştik, bu yıl biraz gecikti. İklim biraz değişti. Hava şartları yağışlı ve serin geçti, güneşi az gördük. Olgunlaşmamız 15 gün gecikti. İlçemizde örtü altı meyvede çeşidimiz bol. İlk erik çıktı, sofralara erik gönderdik. Arkasına karadut çıktı, karadut gönderdik. Yenidünya çıktı, onu gönderdik. Şu an sarı kayısımız çıktı, onu gönderiyoruz. Meyvemiz bu yıl bol, sofralarımıza bol bol ulaşacak" dedi. "Çiçek zamanı tutumuna çok dikkat etmek lazım" Kayısılarının ilk hasadına başladıklarını anlatan üretici İrfan Sezer, "Kayısı bahçemiz örtü altı olduğu için çiçek zamanı tutumuna çok dikkat etmek lazım. Sıcak havada havayı bol vereceksin, rüzgârlı havada kapatacaksın, havasını kısacaksın, ayar vereceksin. Hepsinin bir zorluğu var. Yani biz de ona dikkat ediyoruz, önem veriyoruz. Bugüne geliyoruz, şimdi de hasadımızı yapıyoruz" diye konuştu. Örtü altında hasatta eşine yardım eden Zehra Sezer ise "İtina ile sofralara bir nimet göndereceğim diye uğraşıyorum. Kışın yetiştirmesi, yazın toplaması zor. Halkımız bunu seve seve yesin. Çok da güzel lezzetli kayısımız var. İtina ile topluyoruz kovaların içine bir tane bir tane koyuyoruz" ifadelerini kullandı.
Erzurum’da traktör sayısı toplam minibüs, otobüs ve kamyonu geçti
17 Nisan 2026 Cuma - 09:01 Erzurum’da traktör sayısı toplam minibüs, otobüs ve kamyonu geçti Erzurum’un Mart ayı motorlu kara taşıtları istatistikleri belli oldu. Erzurum’da Mart ayı itibariyle araç sayısı 154 bin 634 oldu. Traktör ve motosiklet sayısında, yıllar bazında gözle görülür artış yaşanıyor. Ülkemizde Mart 2026 Mart ayında 159 bin 931 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Mart ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 50,2’sini otomobil, yüzde 34,8’ini motosiklet, yüzde 10,1’ini kamyonet, yüzde 1,7’sini kamyon, yüzde 1,6’sını traktör, yüzde 1,0’ını minibüs, yüzde 0,5’ini otobüs ve yüzde 0,1’ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 31,3 arttı Mart ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre motosiklette yüzde 51,0, otomobilde yüzde 27,2, traktörde yüzde 19,3, minibüste yüzde 17,7, kamyonette yüzde 12,8, otobüste yüzde 4,5 artarken özel amaçlı taşıtta yüzde 28,9 ve kamyonda yüzde 10,5 azaldı. Erzurum, 154 bin 634 kayıtlı araçla Türkiye sıralamasında 49. basamakta yer aldı. Mart ayında 3 bin 450 araç devrinin yapıldığı Erzurum, ülke sıralamasında 46’ıncı oldu. Erzurum’da trafiğe kayıtlı araçlarda otomobil 79 bin 501 ile ilk sırada yer alırken, minibüs sayısı 2 bin 338, otobüs sayısı bin 390, kamyonet sayısı 32 bin 195, kamyon sayısı 6 bin 802, motosiklet sayısı 8 bin 952, özel amaçlı araç sayısı 804 ve traktör sayısı 22 bin 652 oldu. Mart 2026 döneminde Erzurum’da 3 bin 450 aracın devri gerçekleştirildi. Bunlardan 2 bin 250’si otomobil, minibüs 46, otobüs 17, kamyonet 752, kamyon 75, motosiklet 111, özel amaçlı araç 9 ve traktör 190 adet olarak gerçekleşti. Erzurum’da Mart ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı 609 olurken, bunlardan 313’ü otomobil, 11’i otobüs, 2’si kamyonet, 111’i kamyon, 13’üi motosiklet ve 29’u traktör oldu.
AOSB’de ihracatın yol haritası çizildi
17 Nisan 2026 Cuma - 08:56 AOSB’de ihracatın yol haritası çizildi Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB), ihracat odaklı büyüme hedefi doğrultusunda sanayicilere rehberlik edecek önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Sanayicilerin uluslararası ticarette karşılaşabileceği finansal risklerin azaltılması ve ihracat kapasitelerinin güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen toplantıda, Eximbank’ın sunduğu finansman ve sigorta çözümleri detaylı şekilde ele alındı. AOSB Seyhan Salonu’nda düzenlenen ve katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği programda, üretim gücünü küresel vizyonla buluşturmanın önemi vurgulanırken, dış pazarlarda sürdürülebilir büyümenin sağlanmasına yönelik atılabilecek adımlar da değerlendirildi. Finansal riskler Bölge sanayicilerinin uluslararası pazardaki rekabet gücünü artırmak ve finansal risklerini minimize etmek amacıyla önemli bilgilerin paylaşıldığı toplantıda, Türk Eximbank Ege Bölge Sigorta Pazarlama ve Koordinasyon Müdürü Zeynep Aslıgül Nefesoğlu Kandiyeli’nin sunumlarının ardından Türk Eximbank Adana Şube Müdürü Ali Can ve ekibi, kredi destekleri ve alacak sigortası konularında kapsamlı bilgilendirmelerde bulundu. Kısa, orta ve uzun vadeli kredi destekleri ve ihracat alacakları sigortası konuları Türk Eximbank yetkilileri tarafından detaylı olarak ele alındı. Alacak sigortası ve risk yönetimi Programda, alacak sigortasının yalnızca bir güvence mekanizması değil, aynı zamanda etkin bir risk yönetim aracı olduğu vurgulandı. İhracatçı, alıcı ve Türk Eximbank arasında kurulan sistem sayesinde firmaların alacaklarının sigorta güvencesi altına alındığı, bu sayede finansal sürdürülebilirliklerinin güçlendirildiği ifade edildi. Sunumlarda sistemin teminat, finansman ve enformasyon olmak üzere üç temel fonksiyon üzerinden işlediği, ihracatçıların hem yeni pazarlara açılmasını kolaylaştırdığı hem de mevcut pazarlarda daha güvenli hareket etmelerine katkı sunduğu aktarıldı. Sigorta süreçlerinde kritik başlıklar Toplantıda alacak sigortası süreçlerine ilişkin kritik işleyiş detayları da kapsamlı şekilde paylaşıldı. Buna göre, ihracatçı firmaların alacak riski bulunan tüm alıcıları için e-şube üzerinden limit başvurusu yapmalarının gerekli olduğu, sevkiyatların gerçekleştiği ayı takip eden ayın 10’una kadar eksiksiz bildirilmesi ve vadesi geçen alacakların zamanında sisteme girilmesinin tazminat süreçlerinin sağlıklı ilerleyebilmesi açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Dolandırıcılık riski uyarısı Ayrıca, alıcılarla yapılan ticari ilişkilerde iletişim doğrulamasının dikkatle yapılması, resmî kanallar üzerinden teyit alınması ve olağan dışı taleplere karşı temkinli yaklaşılması gerektiği vurgulanarak, uluslararası ticarette karşılaşılabilecek dolandırıcılık risklerine karşı alınması gereken önlemler örneklerle anlatıldı. Finansman ve sigorta çözümleri Toplantıda Eximbank’ın sunduğu finansman modelleri ile sigorta çözümlerinin, firmaların nakit akışını koruyarak ihracat kapasitelerini artırdığı ifade edildi. Prim maliyetlerinin alıcının bulunduğu ülke, ödeme şekli ve risk grubu gibi değişkenlere göre belirlendiği, bu sayede firmalara esnek ve ihtiyaca özel çözümler sunulduğu bildirildi. Bununla birlikte bazı ülkelerin kapsam dışı veya geçici kapsam dışı olduğu bilgisi paylaşılırken, ihracatçının risk haritasını doğru analiz etmesinin önemine dikkat çekildi.
GOSB Teknopark Genel Müdürü Çemberci: "Gebze’den Ardahan’a teknoloji koridorunu birlikte kuracağız"
16 Nisan 2026 Perşembe - 18:07 GOSB Teknopark Genel Müdürü Çemberci: "Gebze’den Ardahan’a teknoloji koridorunu birlikte kuracağız" Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Çemberci, "Gebze’den Ardahan’a teknoloji koridorunu birlikte kuracağız" dedi. Ardahan’da gençleri, girişimcileri ve yenilikçi fikirleri aynı çatı altında buluşturmayı amaçlayan GOSB Teknopark Girişim Ofisi’nin açılışı için program düzenlendi. Ardahan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Şehit Mustafa Kerimov Konferans Salonu’nda gerçekleşen programda konuşan Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Öztürk Emiroğlu, girişim ofisinin ileride teknoparka dönüşebilecek önemli bir adım olduğunu söyledi. Rektör Emiroğlu, "Gebze organize sanayisinin Ardahan’a gelip ilerde Teknopark’a dönüşecek bir hamleyi bizimle başlatması Üniversitemiz, bölgemiz ve şehrimizin kalkınması için önemli bir adım. Bunun üniversitede olmasının anlamı şu; hem hocalarımız hem öğrenciler, hem de şehirde şehrin kalkınması için düşünce üreten, fikri olan herkes burada gelip Üniversitenin GOSB ofisinde fikirlerini rahatlıkla söyleyebilir. İşte bu girişimler belki burada göçü durduracak, insanların kendi yerinde firmasını kuracağı ve düşüncelerini ürüne dönüştüreceği bir imkan hazırlayacak" dedi. GOSB Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Çemberci de Ardahan’da kurulacak girişimcilik ekosistemini desteklemek amacıyla hızlandırma programları ve çeşitli çalışmalar yürüteceklerini belirtti. Gebze’den Ardahan’a teknoloji koridorunu birlikte kuracaklarını ve gençlerin, akademisyenlerin ve iş insanlarının araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yönelmesini sağlayacaklarını söyleyen Çemberci, "Teknoparkı olmayan illerde girişim ofisleri kurulması göreviyle görevlendirilmiş bulunmaktayız. Türkiye’de bu görev toplamda 10 tane teknopark yönetimine verildi. Bunlardan biri de biziz. Biz de bu talimat doğrultusunda Ardahan’da çalışmak istedik. Ve çalışma ofisini Ardahan’da kurduk. Bu şu anlama geliyor, bundan sonra Ardahan ve çevre illerde ticarileşebilecek fikri olan başta gençler, akademisyenler ve iş insanları olmak üzere herkes bu devletin vermiş olduğu desteklerden faydalanabilecek. Bunun için teknoparkı olan illere gitmenize, batıya, güneye veya kuzeye gitmenize gerek kalmayacak. İnşallah burada bu yapmış olduğumuz stratejik çalışmalardan sonra da Ardahan’ı bu anlamda bir hav olarak belirleyip önümüzdeki 3 yıl içerisinde de Ardahan teknoparkının ve altında yatan branşların yer almasını sağlayacağız. Biz yaklaşık 3 yıl boyunca burada olacağız. Girişim ofisi programlarımızla, eğitimlerimizle, etkinliklerimizle, bir takım hızlandırma programlarımızla burada sizlerle birlikte olacağız" dedi. Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, akademisyenler, öğrenciler, kamu kurumlarının temsilcileri ve iş insanlarının katıldığı program, çeşitli sunumlarla sona erdi.
Mezitli’de esnafla belediye el ele ekonomi için buluştu
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:40 Mezitli’de esnafla belediye el ele ekonomi için buluştu Mersin Mezitli Belediyesi ile esnaf temsilcileri bir araya gelerek üretim, istihdam ve yerel ekonomiyi güçlendirmeye yönelik iş birliği projelerini değerlendirdi. Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Veysel Sarı ve beraberindeki meslek odaları başkanlarını makamında ağırladı. Gerçekleşen ziyarette, kentin ekonomik yapısını güçlendirecek, üretim kapasitesini artıracak ve istihdam imkanlarını geliştirecek projeler üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. "Mezitli’mizi daha ileriye taşıyacağız" Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Tuncer, yerel yönetim ile esnaf ve sanatkarların iş birliğinin önemine dikkat çekerek, "Kentimizin kalkınmasında esnafımızın emeği ve katkısı son derece kıymetlidir. Üretimi destekleyen, istihdamı artıran ve yerel ekonomiyi güçlendiren bir anlayışla tüm paydaşlarımızla birlikte hareket etmeye devam edeceğiz. Dayanışmayı büyüten, ortak aklı esas alan bir yaklaşımla Mezitli’mizi daha ileriye taşıyacağız" dedi. Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Veysel Sarı ise yerel yönetimle kurulan güçlü diyalogun önemine vurgu yaparak, "Mezitli Belediyesinin esnaf dostu yaklaşımı bizler için oldukça değerli. Başkanımızın üretim ve istihdam odaklı çalışmalarını destekliyor, iş birliği içerisinde hayata geçirilecek projelerin kent ekonomisine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik mesajlarla sona erdi.
’Süper gıda’ arı sütü Malatya’da mercek atında
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:32 ’Süper gıda’ arı sütü Malatya’da mercek atında Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çok yönlü araştırma, arı sütünün kalitesini belirleyen sırları gün yüzüne çıkardı. Doğanşehir (Buğday Deresi) ve Battalgazi’de (Uluköy) eş zamanlı olarak gerçekleştirilen çalışma, hem üreticiye yol haritası çiziyor hem de "kaliteli arı sütü" peşindeki tüketiciyi uyarıyor. "Gençlik iksiri" olarak adlandırılan arı sütü, artık bilimsel bir reçeteye sahip. Malatya Turgut Özal, İnönü ve Fırat Üniversitelerinden bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı araştırma, arı sütünün içeriğinin sadece bölgeye göre değil, arıcının verdiği ek besine göre de nasıl değiştiğini kanıtladı. Yürütücülüğünü Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nden Doç. Dr. Semiramis Karlıdağ’ın yaptığı bir bilimsel araştırma, arı sütünün biyokimyasal ve aromatik bileşimi üzerinde çevresel faktörlerin ve besleme yöntemlerinin kritik etkilerini ortaya koydu. Karlıdağ ve çalışma arkadaşları tarafından gerçekleştirilen araştırma, bölgedeki arıcılık faaliyetleri için önemli bilimsel veriler sunuyor. Araştırma kapsamında Malatya’nın iki farklı bölgesi olan Doğanşehir ve Battalgazi Uluköy’de, farklı karbonhidrat kaynaklarıyla (glikoz, sükroz ve ticari arı yemi) beslenen bal arısı kolonilerinden elde edilen arı sütleri detaylı şekilde incelendi. Yapılan analizler sonucunda, hem coğrafi konumun hem de beslenme yönteminin arı sütünün kalitesini belirleyen biyokimyasal ve uçucu bileşik profilini doğrudan etkilediği belirlendi. Araştırma kapsamında arı sütlerinde 50’den fazla uçucu organik bileşik tespit edildi ve bu bileşiklerin aroma, kalite ve potansiyel biyolojik etkiler açısından önemli rol oynadığı ortaya kondu. Bulgular, arı sütünün kimyasal profilinin üretim şartlarına bağlı olarak önemli ölçüde değişebildiğini göstererek kalite kontrol ve ürün standardizasyonu açısından önemli bir bilimsel temel sundu. Coğrafya fark oluşturuyor Ortaya çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri, bölgedeki bitki çeşitliliğinin arı sütünün kalitesini doğrudan etkilemesi oldu. Tüm bu farklılıklar, arıların farklı beslenme yöntemlerine göre seçtikleri farklı botanik orijinlerden kaynaklandı. Doğanşehir’in zengin florası, arı sütünün en önemli kalite göstergesi olan 10-HDA (10-hidroksi-trans-2-dekenoik asit) maddesinin üretimini doğal olarak tetikliyor. Şeker tipi kaliteyi değiştiriyor En yüksek kalite Doğanşehir’de: Arı sütünün en önemli kalite göstergelerinden biri olan 10-HDA içeriği, Doğanşehir bölgesinde glikozla beslenen kolonilerde yüzde 2,77 ile en yüksek seviyeye ulaştı. Arı sütü üretiminde yaygın bir uygulama olan ek besleme, araştırmanın odak noktalarından biri idi. Bilimsel sonuçlar, sanılanın aksine her şekerin aynı etkiyi oluşturmadığını gösterdi. Glikoz ile beslenen arıların ürettiği arı sütünde, bağışıklık ve hücre yenileyici özelliğiyle bilinen 10-HDA oranının en yüksek seviyeye ulaştığı saptandı. Glikoz takviyesi, arı sütündeki koruyucu enzimlerin (invertaz ve katalaz), toplam protein, prolin ve 10-HDA miktarının da artmasını sağladı. Sükroz (çay şekeri) ile beslenen gruplarda enzim aktivitelerinin daha düşük kaldığı gözlemlendi. Bölgesel etkiler: Doğanşehir’in çevresel şartlarının 10-HDA üretimini teşvik ettiği, Uluköy’ün ise zengin polen ve nektar çeşitliliği sayesinde toplam amino asit üretimini desteklediği gözlemlendi. Antioksidan kapasitesi: Beslenme rejiminin arı sütünün fenolik bileşik profili ve antioksidan kapasitesi üzerinde önemli değişimlere yol açtığı tespit edildi. Araştırmacılar, elde edilen sonuçların arı sütü üretiminde besleme stratejilerinin optimize edilmesi, ürün kalitesinin artırılması ve coğrafi köken doğrulaması gibi alanlarda önemli katkı sağlayacağını vurguluyor. Çalışma, endüstriyel karbonhidrat kaynaklarının arı sütünün biyokimyasal yapısını nasıl şekillendirdiğini ortaya koyarken, glikoz takviyesinin arı sütü kalitesini artırmak için etkili bir üretim stratejisi olabileceğini gösteriyor. Elde edilen veriler, Türkiye’de sınırlı miktarda üretilen arı sütünün daha yüksek katma değerle üretilmesi ve uluslararası pazarda rekabet gücünün artırılması açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Arıcılığa ve ekonomiye büyük katkı Türkiye, arıcılıkta dünya devlerinden biri olmasına rağmen arı sütü üretimi henüz istenen seviyede değil. Bu çalışma, arıcılara ürün kalitesini artırmak için bilimsel bir "besleme takvimi" sunuyor. Bilim insanları, doğru lokasyon ve doğru karbonhidrat kaynağı seçimiyle Türkiye’nin yıllık arı sütü rekoltesinin ve kalitesinin katlanabileceğini vurguluyor. Tüketiciye uyarı: Suistimallere dikkat Araştırma, arı sütünün kalitesindeki hassasiyeti de ortaya koydu. Bilim heyeti, bu değerli ürünün suistimal edilmeye açık olduğunu hatırlatarak şu uyarılarda bulundu: Analiz şart: Sadece rengine ve tadına bakarak arı sütünün kalitesi anlaşılamaz. Mutlaka laboratuvar onaylı 10-HDA oranlarına bakılmalı. Saklama şartları: Arı sütü biyokimyasal olarak çok hassastır. Araştırmada kullanılan tüm örnekler eksi 18 derecede korunmuştur; oda sıcaklığında bekletilen ürünlerde bu mucizevi bileşenler hızla kaybolur. Doğallık aldatmacası: Tamamen doğal ortamda, ek besleme yapılmadan üretilen kontrol gruplarında bazı değerlerin daha düşük çıkması, kontrollü bilimsel beslemenin "kaliteyi standardize etmek" için bir gereklilik olduğunu gösterdi. Ancak bu durum, merdiven altı şuruplarla yapılan üretimle karıştırılmamalıdır. Çalışmanın sonuçları, arı sütünün sadece bir gıda takviyesi değil, aynı zamanda apiterapide (arı ürünleriyle tedavi) kullanılacak tıbbi bir materyal olarak standartlaştırılması gerektiğini kanıtlıyor. Bölgesel farklılıkların (toprak yapısı, botanik orijin) arı sütünün "fenolik bileşiklerini" yani antioksidan gücünü ve enzim içeriklerini değiştirmesi, Malatya gibi illerin bu konuda özel bir marka haline gelebileceğinin sinyalini veriyor. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, üniversite olarak Malatya’da tarım ve hayvancılık alanında bilimsel çalışmalarla üretime katkı sağlamaya devam edeceklerini belirterek araştırmada emeği geçen akademisyenlere teşekkür etti.