EKONOMİ
Eskişehir’de kamu-sanayi iş birliği değerlendirildi 11 Mart 2026 Çarşamba - 10:36:25 Eskişehir Vali Yardımcısı Yakup Güney ve Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, şehrin sanayi projelerini, devam eden yatırımları ve iş dünyasının gündemindeki konuları üzerine değerlendirmelerde bulundu. Vali Yardımcısı Yakup Güney, ESO’ya ziyarette bulundu. Güney’i ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’in üretim gücünü her geçen gün daha da artırdığını belirterek, "Eskişehir sanayisi güçlü altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve yenilikçi üretim anlayışıyla Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunuyor. Kamu kurumlarımızla kurduğumuz güçlü iş birliği sayesinde şehrimizin sanayi potansiyelini daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz" dedi. "Eskişehir daha da büyüyecek" Vali Yardımcısı Yakup Güney ise, Eskişehir sanayisinin Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, "Eskişehir, güçlü sanayi altyapısı ve girişimci iş dünyasıyla ülkemizin üretim gücüne önemli katkılar sağlayan şehirlerden biri. Kamu ve özel sektörün uyum içinde çalışmasıyla şehrimizin sanayi ve ekonomi alanında daha da büyüyeceğine inanıyoruz" diye konuştu. Ziyarette, Eskişehir’in sanayi vizyonu, yatırım ortamının geliştirilmesi ve üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar hakkında görüş alışverişi yapıldı.
11 Mart 2026 Çarşamba - 10:16 Gayrimenkulde 5 yıl içindeki satışlardaki vergi düzenlemesi beklentisi Türkiye’de son yıllarda yükselen enflasyon, inşaat maliyetleri ve arsa fiyatlarındaki hızlı artış gayrimenkul sektöründe yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Uzmanlar, özellikle konut ve arsa satışlarında 5 yıl içinde yapılan işlemlerde uygulanan değer artış kazancı vergisi, piyasanın doğal fiyat artışları ile birlikte vatandaşların üzerinde ek bir yük oluşturduğunu söyledi. Türkiye ekonomisinde önemli bir lokomotif sektör olan gayrimenkulde yaşanan maliyet artışları resmi verilerle de dikkat çektiğin belirten gayrimenkul uzmanları, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre inşaat maliyet endeksi 2024 yılında yıllık yüzde 34,27, 2025 yılı verilerinde ise maliyetlerdeki artışın devam ettiği ve inşaat maliyet endeksinin yıllık bazda yüzde 23,93 yükseldiği söyledi. Bu süreçte özellikle işçilik maliyetlerindeki artış dikkat çekerken, bazı dönemlerde işçilik maliyetlerinin yıllık bazda yüzde 50’nin üzerinde arttığı kaydedildi. Yüksek enflasyon ortamı yalnızca inşaat maliyetlerini değil, aynı zamanda konut fiyatlarını ve kira bedellerini de ciddi ölçüde yukarı taşıdığını belirten Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Türkiye’de enflasyon oranı 2026 yılında yüzde 30’lu seviyelerde seyretmeye devam ederken, konut ve barınma kalemlerinde artış oranları birçok alanda genel enflasyonun üzerinde gerçekleşti. Bu gelişmeler sonucunda konut fiyatları ve kira bedelleri kısa sürede ciddi yükselişler gösterirken, gayrimenkul yatırımının vatandaşlar açısından en önemli tasarruf araçlarından biri haline gelmiştir" dedi. Mevcut vergi mevzuatına göre, bir gayrimenkulün satın alındıktan sonra 5 yıl içerisinde satılması durumunda elde edilen kazanç "değer artış kazancı" olarak vergilendirildiğini belirten Özkan Aydemir, "Ancak, son yıllarda yaşanan fiyat artışlarının önemli bir bölümünün enflasyon ve maliyet kaynaklı olduğunu, dolayısıyla her fiyat artışının gerçek bir kazanç anlamına gelmemektedir. Bu durum bazı vatandaşların gayrimenkul satışlarını ertelemesine, bazı durumlarda ise kayıt dışı fiyat beyanı gibi riskli uygulamaların gündeme gelmesine sebep olmaktadır. Gayrimenkul sektöründe son dönemde dile getirilen önerilerden biri de tek seferlik "değer barışı" benzeri bir düzenleme yapılması ve düzenleme ile birlikte, Gayrimenkul piyasasında işlem hacmini artmasına, tapu işlemlerinde gerçek değer beyanını teşvik edebilmesini, vergi sistemini daha adil hale gelmesini ve vatandaşlarımızın üzerindeki vergi baskısını azaltabilecektir" diye konuştu. İnşaat ve gayrimenkul sektörü, Türkiye’de yüzlerce alt sektörü besleyen ve milyonlarca kişiye istihdam sağlayan stratejik alanlardan olduğunu belirten Aydemir, "İnşaat, gayrimenkul, yapı malzemeleri, mimarlık, mühendislik ve finans sektörleri doğrudan bu ekosistemin içinde yer alıyor. Bu sebeple son 5 yıl içerisindeki satışlar ve gayrimenkul alımlarındaki vergi düzenlemelerinin enflasyon gerçeği, maliyet artışları ve piyasa dinamikleri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Yapılacak düzenlemelerde temel hedef; gayrimenkul yatırımcısını cezalandırmayan, piyasa hareketliliğini destekleyen ve gerçek kazanç ile enflasyon kaynaklı değer artışını ayırabilen bir vergi modelinin oluşturulması olmalıdır. Gayrimenkul sektöründe beklenti, hem yatırımcıyı hem de piyasayı destekleyen, ekonomik gerçeklerle uyumlu bir düzenlemenin hayata geçirilmesi yönündedir. Sonuç olarak, artan maliyetler, yüksek enflasyon ve gayrimenkul fiyatlarındaki hızlı yükseliş, mevcut vergi sisteminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine yönelik tartışmaları güçlendiriyor. Yapılacak düzenlemelerin hem piyasa canlılığını artıracağına hem de vatandaşın üzerindeki vergi yükünü daha dengeli hale getireceğine inanmaktayız" dedi.
BAKKA destekleriyle safran üretiminde organik üretime geçildi
19 Şubat 2026 Perşembe - 17:00 BAKKA destekleriyle safran üretiminde organik üretime geçildi Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) destekleriyle Karabük’te geliştirilen agroturizm çalışmaları, safran üretiminde organik sertifikasyon sürecinin tamamlanmasıyla yeni bir aşamaya ulaştı. Batı Karadeniz Bölgesi’nde turizmin çeşitlendirilmesi, ekoturizmin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir turizm yapısının oluşturulması amacıyla BAKKA tarafından Karabük’te yürütülen projelere 2018, 2021 ve 2023 yıllarında agroturizm odaklı destek sağlandı. Destekler kapsamında bölgede üretimden markalaşmaya uzanan bir gelişim süreci başlatılırken, safran üretimi yeniden canlandırıldı ve üretim kapasitesi artırıldı. Sürece lavanta üretimi de dahil edilerek tarım ile turizmin entegre edildiği bir yapı oluşturuldu. 2024 yılında Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili alan Safranbolu Safranı, Türkiye’nin AB tarafından tescillenen ilk baharatı olarak uluslararası düzeyde marka değerini artırdı. Gelişim sürecinin önemli aşamalarından biri olarak Safranova, Karabük İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimleri tamamlayarak organik tarım mevzuatı kapsamında organik safran üretimi gerçekleştiren ilk üretici oldu. Alınan sertifika ile üretim süreçleri resmi olarak kayıt altına alınırken kalite ve sürdürülebilirlik standartları kurumsal çerçeveye kavuştu. BAKKA destekleriyle üretim, işleme, markalaşma ve turizm entegrasyonu birlikte ele alınırken, Safranbolu’nun yalnızca kültür turizmiyle değil agroturizm alanında da öncü destinasyonlardan biri haline gelmesi hedefleniyor. Yürütülen çalışmaların bölgenin kırsal kalkınmasına katkı sağlaması, kadın ve genç üreticilerin desteklenmesi ve yerel değerlerin katma değerli ürünlere dönüştürülmesi de amaçlanıyor.
Muğla İŞKUR İK platformu büyüyor: İşverenler ve teşvikler aynı masada
19 Şubat 2026 Perşembe - 16:23 Muğla İŞKUR İK platformu büyüyor: İşverenler ve teşvikler aynı masada Muğla Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü İnsan Kaynakları (İK) Platformu toplantılarına hız kesmeden devam ediyor. 2023 yılından bu yana düzenli olarak gerçekleştirilen buluşmalar, kamu ile özel sektörü aynı masada bir araya getirerek istihdam süreçlerine yön vermeyi sürdürüyor. İlk durak: Bodrum Platformun 2026 yılı kapsamındaki ilk toplantısı, Bodrum’da turizm sektörünün öncü firmalarının insan kaynakları yöneticilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri, hem güncel teşvikleri dinledi hem de sahadaki ihtiyaçlarını doğrudan yetkililere aktarma fırsatı buldu. Toplantıya katılan İl Müdürü Zahide Altınok, 2026 yılına ilişkin güncel istihdam desteklerini işverenlere uygulama odaklı bir sunumla anlattı. Ele alınan başlıklar arasında: güncel istihdam teşvikleri, işbaşı eğitim programı nitelikli işgücü yetiştirme programı, aday havuz sistemi yer aldı. İşverenlere mali avantaj sağlayan ve gençlerin üretim sürecine hızlı katılımını amaçlayan program, katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü. Programın hem işletmelerin nitelikli personel ihtiyacını karşılaması hem de gençlerin iş hayatına güçlü bir başlangıç yapmasını sağlaması hedefleniyor. Yoğun katılımla gerçekleşen toplantının soru-cevap bölümünde, işverenlerin sahada karşılaştığı sorunlar tek tek ele alındı. Başvuru süreçleri, teşvik mekanizmaları ve uygulama adımları detaylı biçimde anlatılırken; sürecin daha etkin yürütülmesine yönelik karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. İl Müdürü Zahide Altınok, İnsan Kaynakları Platformu toplantılarının farklı sektörlerle devam edeceğini vurgulayarak, kamu-özel sektör iş birliğinin güçlenerek süreceğini ifade etti. Muğla’da istihdama yön veren bu buluşmaların, hem işverenlere hem de gençlere yeni fırsat kapıları açması bekleniyor.
Denizli savunma sanayine hazırlanıyor
19 Şubat 2026 Perşembe - 16:03 Denizli savunma sanayine hazırlanıyor DSO heyeti, TEI Eskişehir Yerleşkesi’nde savunma ve havacılık motor teknolojilerine yönelik yatırımlar, üretim altyapısı ve tedarik modellerini yerinde inceleyerek Denizli’de planlanan savunma sanayi yatırımları için ölçek, teknoloji ve yol haritası üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Denizli Sanayi Odası (DSO) Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu ve Savunma Sanayi Çalışma Grubu Üyeleri, Türkiye’nin savunma ve havacılık motor teknolojileri öncü kuruluşlarından TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş.’nin Eskişehir Yerleşkesine teknik saha ziyareti gerçekleştirdi. TEI Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut F. Akşit ve beraberindeki heyetin ev sahipliğinde gerçekleştirilen ziyarette, savunma sanayi alanındaki mevcut yatırımlar, üretim altyapısı ve tedarikçi iş modelleri değerlendirildi. Ziyaret kapsamında, Denizli’de hayata geçirilmesi planlanan savunma sanayi yatırımlarının hangi alanlarda, ölçeklerde ve niteliklerde olması gerektiği başta olmak üzere, savunma sanayinin farklı alt alanları, yatırımın büyüklüğü ve kapsamı üzerine karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. "Denizli’nin savunma sanayine doğru bir yol haritasıyla dahil olmasını istiyoruz" DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, Denizli ile TEI arasında kurumsal zeminde gelişen iş birliği sürecinin, kentin savunma sanayi ekosistemine planlı ve sürdürülebilir bir şekilde entegre olmasını hedeflediğini ifade etti. Ziyaret kapsamında üretim altyapısı, makine parkuru ve yürütülen çalışmaların yerinde incelendiğini belirten Kasapoğlu, TEI Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut F. Akşit ve ekibinin paylaştığı kapsamlı bilgilerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Gerçekleştirilen temasların stratejik bir analiz ve hazırlık sürecinin parçası olduğuna dikkat çeken Kasapoğlu, "Gündemimizde, yatırımın ölçeği ve teknolojik altyapısından fizibilite süreçlerine, sertifikasyon gerekliliklerinden teşvik mekanizmalarına kadar geniş bir çerçeve bulunmaktadır. Temel amacımız, Denizli sanayisinin savunma sanayine plansız adımlarla değil güçlü bir altyapı, doğru bir yol haritası ve kurumsal hazırlıkla dahil olmasını sağlamaktır." ifadelerini kullandı. Kasapoğlu, DSO’nun savunma sanayi alanında yüksek katma değerli üretimi desteklemek, sanayinin teknik ve kurumsal kapasitesini geliştirmek ve Denizli’yi bu alanda sürdürülebilir bir üretim ve tedarik merkezi haline getirmek amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğü vurguladı. Savunma sanayinde hazırlık süreci değerlendirildi Gerçekleştirilen ziyarette ayrıca, dünyada savunma sanayi alanında yaşanan gelişmeler, bu alanda üretim yapan ülkeler ve firmaların güncel durumu ile Türkiye’nin savunma sanayinde karşılaştığı zorluklar ele alındı. Kritik savunma sanayi yatırımlarının Türkiye’de ve Denizli özelinde yapılabilirliği, bu yatırımlar için nasıl bir yol haritası izlenebileceği istişare edildi. Muhtemel yatırım kapsamında kritik ürünler, tesis ihtiyaçları ve öncelikli teknolojilerin neler olabileceği heyet ile değerlendirilirken, uygulanabilir fizibilite çalışmalarının hangi aşamalarda ve hangi takvim doğrultusunda hazırlanabileceği genel çerçevede ele alındı. Savunma sanayi yatırımlarının yalnızca üretim boyutuyla değil, satış stratejileri ve pazar çeşitliliği açısından da planlanması gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda farklı pazarlara erişim imkanları, yatırımın barındırabileceği riskler, Ar-Ge faaliyetleri ve know-how transferi gibi başlıklar detaylı şekilde değerlendirilerek, yatırımın hayata geçirilme sürecinde ihtiyaç duyulacak ekip yapısı, uzmanlık alanları ve şirket organizasyon modeline ilişkin temel hususlar üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu.
Denizli’nin 2025 bitkisel üretim tablosu yüz güldürdü
19 Şubat 2026 Perşembe - 16:02 Denizli’nin 2025 bitkisel üretim tablosu yüz güldürdü Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca bitki sağlığını korumak, verimliliği artırmak ve üreticiyi desteklemek amacıyla yürütülen çalışma sonuçlarını paylaştı. Tohum desteğinden dijital erken uyarı sistemlerine kadar geniş bir yelpazede sürdürülen çalışmalarla, Denizli tarımı 2025 yılında altın çağını yaşadı. 2025 yılında doğa olaylarından etkilenen 10 bin 965 üreticiye, toplamda 470 milyon 847 bin 576 TL tutarında zirai don desteği ödemesi yapılarak üretimin sürekliliği sağlandı. Denizli tarımının sürdürülebilirliği için sağlanan doğrudan finansal destekler 2025 yılında zirveye ulaştı. Bitkisel üretim yapan çiftçilere toplamda 687 milyon 284 bin 218 TL nakdi destekleme ödemesi yapılarak üretim çarklarının dönmesi sağlandı. Denizli’de Üreticiye 2025 yılında toplam sadece Bitkisel üretimde 1 Milyar 158 Milyon 132 bin TL Rekor Destek sağlandı. Üretimi yerinde güçlendirmek amacıyla çiftçilere sağlanan girdi destekleri binlerce dekar alanı yeşertti. 49 ton nohut, 2,9 ton fasulye, 250 torba ayçiçeği ve 170 kg susam tohumu dağıtılarak 10 bin 894 dekar alanda ekim yapılması sağlandı. İl genelindeki üreticilere 31 bin 400 adet ceviz fidanı dağıtılarak şehrin meyvecilik potansiyeli güçlendirildi. Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, kimyasal ilaç kullanımını azaltan çevreci projeleriyle Türkiye’ye örnek oldu. Açık alan ve örtü altı üretimde toplam 8 bin 675 dekar alanda biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemleri uygulandı. Şehrin dört bir yanındaki 27 adet Tahmin ve Erken Uyarı İstasyonu sayesinde hastalık ve zararlılar önceden tespit edilerek çiftçilere anlık bilgilendirme yapıldı. 15 bin dekarı aşkın alanda Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) uygulanarak güvenilir gıda üretimi tescillendi. Denetimler sıkılaştı Sofralara giden gıdanın güvenliğini sağlamak amacıyla denetim ekipleri 2025 yılında sahada kuş uçurtmadı. Bitki koruma ve gübre bayilerine toplam bin 501 denetim yapıldı. Hasat edilmeden önce ürünlerden 893 numune alınarak pestisit analizi yapıldı. Mevzuata aykırı hareket eden 127 işletmeye idari işlem uygulanarak halk sağlığı koruma altına alındı. Denizli sadece kendi sofralarını değil, dünyayı beslemeye devam etti. 2025 yılında 76 ton tohumluk ve 626 bin 450 adet fidan için ihracat sertifikası düzenlenerek şehrin tarımsal katma değeri yurt dışına taşındı. Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, "Toprağın bereketini çiftçimizin emeğiyle buluşturmak için 2025 yılında gece gündüz demeden sahadaydık. Zararlılarla mücadeleden hibelere kadar her alanda üreticimizin yanında olduk. Denizli’nin verimli topraklarını en modern tekniklerle işlemeye ve çiftçimizi desteklemeye 2026 yılında da kararlılıkla devam edeceğiz" ifadeleri yer aldı.
50 bin adet üzümsü fidan dağıtıldı
19 Şubat 2026 Perşembe - 15:48 50 bin adet üzümsü fidan dağıtıldı ‘Üzümsü Meyve Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi’ kapsamında finansmanının büyük bölümü Muğla Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığını tarafından karşılanan ve Muğla’da ilk defa 8 ilçeden 45 çiftçiye 50 bin adet üzümsü meyvelerden böğürtlen, aronya, frenk üzümü ve ahududu fidanı dağıtımı yapıldı. Muğla tarım ve Orman İl Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen fidan dağıtım törenine, projenin uygulanmasında ön ayak olan Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu da katıldı. Törende Muğla’da ilk defa kapsamlı üzümsü meyve fidanı dağıtımı gerçekleştirildi. Projeden yararlanan üreticiler fidanları yüzde 75 hibe ile aldı. Projenin toplam maliyetinin 2 milyon 827 bin TL olduğu açıklanırken, bunun 2 milyon 120 bin TL’sinin Muğla Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı tarafından karşılandığı açıklandı. 50 bin adet dağıtımı yapılan fidanların meyve vermesinin ardından daha çok pastacılık sektöründe rağbet gördüğü ve pazarlama sıkıntısının yaşanmayacağı belirtildi. 50 bin adet üzümsü fidan dağıtıldı Projenin mimarının Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu olduğunu belirten Muğla Tarım ve Orman İl Müdürü Seyfettin Baydar, "İlimizde aslında şu anda çok yaygın olarak üretilen birçok ürünümüz var. Çilek üretiminden, susama, kavun, karpuzdan, atalık sebzelerinin yaygınlaştırılmasına, yer fıstığından, zerdeçala, biberiye, defne, sakız ağacı gibi birçok ürünümüzü aslında proje kapsamında hem teşvik ediyoruz, destekliyoruz, finansmanını, fidanını, fidesini temin ederek de yaygınlaştırmaktayız. Üzümsü meyvelerinin de yaygınlaştırılmasını, bunlar nedir? Frenk üzümü, ahududu, böğürtlen, aronya bunların da yaygınlaştırılmasını, ilimizde daha fazla alanda yetiştirilmesini bizlere önerdi. Ve de biz bir proje hazırladık il müdürlüğü olarak. Hazırlamış olduğumuz proje ile 100 dekar alanda 45 tane çiftçimize teslim edecek olduğumuz bu fidanlarla toplamda 50 bin fidanı şu anda teslim edeceğiz. 100 dekarlık bir alanda da ilk defa ilimizde bu anlamda kapsamlı bir projeyi gerçekleştirmiş olacağız. Projenin toplam miktarı, proje finansman miktarı ise 2 milyon 827 bin TL’dir. Bunun 2 milyon 120 bin lirasını özellikle YİKOB vermekte. Muğla Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon tarafından sağlanmakta. Proje kapsamında Dalaman, Ula, Datça, Milas, Seydikemer, Kavaklıdere, Menteşe ve diğer Yatağan ilçelerimizde toplam 100 dekar alandaki bu üzüm meyve geliştirme projesi kapsamında 28 bin adet böğürtlen, 10 bin 500 adet aronya, 7 bin adet frenk üzümü, 7 bin adet ahududu fidanı yüzde 75 hibeli olarak dağıtılmakta" dedi. "Pazar payı yüksek" Dağıtımı yapılan üzümsü meyvelerin hem Pazar payının yüksek olduğunu, hem de ekonomik olarak gelir getirdiğini belirten Muğla Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu, "Sağlıklı yaşamın giderek daha da destek bulması ile bu tip meyveler de hem pazar payı yükseliyor hem de daha çok insanlar tarafından tüketiliyor. Muğla’da gerçekten büyük coğrafya. Yani denize sıfır yerleri de var, 1500-2000 metreye uzanan yerleri de var. O anlamda çeşitlendirmeyi yapmak zorundayız. Hani sadece belli kalıplar içerisinde kalmadan devam etmek zorundayız. Özellikle dünyada pastacılık endüstrisinde gelişmiş ülkelerde bu saydığım meyveler çok önem kazanıyor. Zaten şunu göreceksiniz, bunu ürettikten sonra bir pazar sorunu olmadığı, ne kadar hızlı satıldığını, ne kadar gelir getirdiğini, niye buna geç başladık diye hayıflanacaksınız" dedi.
Manisa iş dünyasına KOSGEB’den kapasite geliştirme desteği
19 Şubat 2026 Perşembe - 15:30 Manisa iş dünyasına KOSGEB’den kapasite geliştirme desteği KOSGEB Manisa İl Müdürü Mahmut Oğuz Kılıç, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası (Manisa TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz ile bir araya gelerek KOSGEB’in güncel destek mekanizmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. KOSGEB tarafından yürütülen Kapasite Geliştirme Destek Programı’nın, Manisa’daki küçük ve orta ölçekli işletmeler için önemli fırsatlar sunduğu bildirildi. Programın; işletmelerin üretim altyapılarını güçlendirmeyi, kapasite artışı sağlamayı, verimliliklerini yükseltmeyi ve rekabet güçlerini artırmayı amaçladığı belirtildi. KOSGEB Manisa İl Müdürü Mahmut Oğuz Kılıç, program kapsamında makine-teçhizat yatırımları, dijital dönüşüm uygulamaları, yazılım giderleri, personel istihdamı ve çeşitli hizmet alımlarına yönelik finansman desteği sağlandığını ifade etti. Özellikle büyüme potansiyeli taşıyan firmalar için programın önemli bir imkân sunduğunu kaydeden Kılıç, desteklerin sadece finansman kolaylığı sağlamadığını, aynı zamanda işletmelerin kurumsal kapasitelerini güçlendirerek sürdürülebilir büyümelerine katkı sunduğunu vurguladı. Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz ise kamu desteklerinin iş dünyası açısından büyük önem taşıdığını belirterek, üyelerin üretim, istihdam ve ihracat kapasitelerini artıracak her türlü projeyi önemsediklerini dile getirdi. Yılmaz, Kapasite Geliştirme Destek Programı’nın firmaların ölçek büyütme ve rekabet gücünü artırma süreçlerinde önemli bir rol üstleneceğini ifade etti. Manisa’nın güçlü üretim altyapısı ve ihracat potansiyeliyle destek programlarından etkin şekilde yararlanabilecek iller arasında yer aldığı belirtilirken, üyelerin programdan azami düzeyde faydalanabilmesi için bilgilendirme çalışmalarının sürdürüleceği kaydedildi.
Gezer Ayakkabı, 2026’da yeni kıtalara açılmayı hedefliyor
19 Şubat 2026 Perşembe - 15:22 Gezer Ayakkabı, 2026’da yeni kıtalara açılmayı hedefliyor Gezer Ayakkabı, ihracat ağını 2026 stratejik planıyla yeni kıtalara taşımayı hedefliyor. Şirket, mevcutta 50’den fazla ülkeye ulaşan ihracatını Amerika ve Afrika pazarlarıyla genişleterek küresel büyümesini sürdürmeyi planlıyor. Türkiye ayakkabı sektörünün önde gelen markalarından Gezer Ayakkabı, ihracat başarısını 2026 stratejik planıyla yeni kıtalara taşımayı hedefliyor. Şirket, mevcutta 50’den fazla ülkeye ulaşan ihracat ağını Amerika ve Afrika pazarlarıyla genişleterek küresel büyümesini sürdürmeyi planlıyor. 1968 yılından bu yana üretim kapasitesini kademeli olarak artıran şirket, İstanbul ve Bolu’daki üretim tesislerinde faaliyetlerini sürdürüyor. Şirket, farklı yaş grupları ve kullanım alanlarına yönelik geniş ürün yelpazesiyle uluslararası pazardaki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. "Başarıyı sonuç değil süreç olarak görüyoruz" Gezer Ayakkabı Genel Müdürü Osman Özalp, ihracattaki istikrarın temelinde uzun yıllara dayanan üretim disiplini bulunduğunu belirterek, "58 yıldır süregelen üretim kültürümüz, bugün ulaştığımız başarının en önemli temelidir. İstanbul ve Bolu’daki tesislerimizde bin 500’ün üzerinde çalışanımızla üretim yapıyoruz. Bebek ürünlerinden endüstriyel çizmeye kadar geniş bir ürün gamına sahibiz. 30 yıldır devam eden ihracat liderliği, pazar dinamiklerini doğru okumamız ve Ar-Ge yatırımlarımızı kesintisiz sürdürmemizin sonucudur" dedi. Hedef: 60 ülkeye ihracat Şirketin 2026 vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özalp, Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da güçlü bir pazar varlığına sahip olduklarını ifade ederek, yeni dönemde Amerika kıtası ile Güney Afrika pazarlarına odaklanacaklarını söyledi. Küresel ekonomik koşulların ihracatçılar açısından zorlu bir süreç oluşturduğunu belirten Özalp, "Bu süreci pazar çeşitlendirme stratejisiyle yönetiyoruz. Brezilya’dan Mozambik’e uzanan geniş bir coğrafyada Türk üretim gücünü ve Gezer konforunu tüketicilerle buluşturmayı hedefliyoruz. 2026 yılı sonunda ihracat yaptığımız ülke sayısını 60’a çıkarmayı planlıyoruz" diye konuştu. Yıllık 100 milyon çift üretim kapasitesi Gezer Ayakkabı, İstanbul ve Bolu’daki toplam 100 bin metrekare kapalı alana sahip tesislerinde yıllık yaklaşık 100 milyon çift üretim kapasitesiyle faaliyet gösteriyor. Şirket, ev içi kullanım ürünlerinden medikal terliklere, yağmur çizmelerinden yazlık sandaletlere kadar geniş bir ürün çeşitliliği sunuyor. Özalp, 2026 koleksiyonunda teknoloji odaklı üretim anlayışını öne çıkaracaklarını belirterek, "EVA ve PU hammadde teknolojileriyle geliştirdiğimiz ultra hafif, antibakteriyel ve anatomik modellerle sektörde yenilikçi yaklaşımımızı sürdüreceğiz. Çevre dostu üretim anlayışımızı ISO 14001 standartlarıyla destekleyerek küresel pazardaki varlığımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
BTSO ve GEN Türkiye’den ‘Girişimcilik’ buluşması
19 Şubat 2026 Perşembe - 14:58 BTSO ve GEN Türkiye’den ‘Girişimcilik’ buluşması Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Global Girişimcilik Network (GEN) Türkiye iş birliğinde düzenlenen Girişimcilik Ekosistemi Etkinliği, BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, teknolojik dönüşümün baş döndürücü bir hızla gerçekleştiğini belirterek, "Geçmişin alışkanlıklarıyla bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek artık mümkün değil." dedi. Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu BTSO, girişimcilik ekosisteminde farkındalık oluşturan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. BTSO ile Global Girişimcilik Network (GEN) Türkiye iş birliğinde düzenlenen Girişimcilik Ekosistemi Etkinliği’nde "Üretimde Yeni Dönem: Dönüşümün Dinamikleri" başlıklı panel ve Open House Meeting oturumları düzenlendi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, girişimcilik ekosisteminin dünyadaki gelişimine yönelik önemli bilgiler aktardı. Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecinin hızlandığını ifade eden Burkay, "Dijitalleşme hayatın her alanını dönüştürüyor. Rekabet ortamı öngörülebilir olmaktan çıktı; belirsizlik artık yeni normalimiz oldu. Eskiden başarıyı metrekareyle ölçerdik, bugün vizyonla ve hızla ölçüyoruz. Genç bir girişimci, bir bilgisayar ve güçlü bir fikirle küresel pazarlara ulaşabiliyor. Dolayısıyla geçmişin alışkanlıklarıyla bugünün ihtiyaçlarına cevap vermek artık mümkün değil." ifadelerini kullandı. "Yerleşik tüm dengeler bir anda değişebiliyor" Yakın geçmişe kadar bir iş insanının kendi sektörünü ve rakiplerini tanımasının başarı için yeterli görüldüğüne dikkati çeken Başkan Burkay, "Beklenmedik bir teknolojik sıçrama ya da ezber bozan bir inovasyon, yerleşik tüm dengeleri bir anda altüst edebiliyor. İşte bu noktada bütün ezberleri bozan girişimciler devreye giriyor. Bugün genç bir girişimci, elinde bir bilgisayarla, internet bağlantısı ve sınırları zorlayan bir fikirle dev firmaların onlarca yılda kurduğu pazarlara bir gecede girmeyi başarabiliyor. Artık başarıyı vizyonla, hızla ve o parlak fikirle ölçüyoruz." dedi. "Start-uplar devletlerle yarışır hale geldi" Günümüzde start-up niteliğindeki yatırımların ekonomik büyüklükleriyle devletlerle yarışır hale geldiğine işaret eden İbrahim Burkay, "2000’li yılların başında dünyanın en değerli beş şirketi petrol ve finans devlerinden oluşurken, bugün bu listenin tamamı teknoloji ve veri odaklı şirketlerin elinde. Geleneksel bir otomobil markasının 50 yılda ulaştığı piyasa değerine, yazılım tabanlı bir elektrikli araç girişimi 5 yıldan kısa sürede ulaşabiliyor. Bizim geniş bir vizyonla hareket etmemiz lazım. Çünkü ileriyi görmek, güçlü olmaktır." ifadelerini kullandı. Başkan Burkay, Bursa’nın tarih boyunca ticaretin ve üretimin kalbi, bereketin adresi olduğunu belirterek, BTSO olarak bu tarihî sorumluluğun bilinciyle hareket ettiklerini; sanayi devriminden dijital devrime geçişte öncü şehir olma hedefine önemli projelerle destek verdiklerini sözlerine ekledi. "Risk almayı bu şehirde öğrendim" GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Aydın da Bursa’da bulunmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını vurguladı. Nevzat Aydın, "Bugün Bursa’da olmak benim için sadece profesyonel bir ziyaret değil, aynı zamanda kişisel bir eve dönüş. Gençlik yıllarım bu şehirde geçti. Risk almayı, kalıplara sığmamayı ve ‘yapılamaz’ denileni zorlamayı burada öğrendim. Sadece bir yatırımcı ya da GEN Türkiye Başkanı olarak değil, karakteri bu şehirde şekillenmiş biri olarak duruyorum." diye konuştu. "Önümüzdeki 4-5 yıl çok daha hızlı ve acımasız olacak" Girişimcilik ekosisteminin belirli merkezlerle sınırlı kalamayacağını belirten Aydın, "İş yapış şekillerini kökten değiştirecek dönüşümün tam eşiğindeyiz. Girişimcilik yalnızca İstanbul’da bir zümrenin işi olamaz. Bu anlamda Bursa çok önemli bir şehir. Bursa demek, Türkiye’nin üretim omurgası, sanayi, çarkların işlemesi, somut değer katma demek. Yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerle entegre olamazsak oyunun dışında kalırız. Artık eski hantal yapılara gerek kalmayacak insan gücüne dayalı ağır operasyonlar tarihe karışacak. Sadece iki-üç kişiyle yönetilen milyar dolarlık şirketlerin mikro unicornların dönemi başlıyor. Bursa’nın sağlam üretim tecrübesi bu yeni nesil teknolojilerle ve yapay zeka ile entegre edemezsek maalesef oyunun dışında kalırız. Önümüzde 4-5 yıl içinde çok daha hızlı ve acımasız bir dönüşüm var. Hazır olanlar büyüyecek, hazır olmayanlar geride kalacak." diye konuştu. ‘Üretimde yeni dönem’ Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü GEN Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve SEDEFED Başkanı Emine Erdem’in üstlendiği "Üretimde Yeni Dönem: Dönüşümün Dinamikleri" başlıklı panel gerçekleştirildi. Üretimde yaşanan dönüşüm, yeni iş modelleri, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin sanayiye etkisi ile girişimcilik ekosisteminin geleceği panelde kapsamlı şekilde değerlendirildi. Programın ikinci bölümünde ise girişimcilerin mentörlerle bir araya geldiği Open House Meetingi etkinliği gerçekleştirildi.
GTO, Avrupa Birliği’nden "Erasmus+ Mesleki Eğitim Akreditasyonu" almaya hak kazandı
19 Şubat 2026 Perşembe - 14:35 GTO, Avrupa Birliği’nden "Erasmus+ Mesleki Eğitim Akreditasyonu" almaya hak kazandı Gaziantep Ticaret Odası (GTO), Avrupa Birliği tarafından yürütülen Erasmus+ Mesleki Eğitim Öğrenci ve Personel Hareketliliği Programı kapsamında ’Erasmus Akreditasyonu’ almaya hak kazandı. Erasmus akreditasyonu sayesinde GTO, uzun vadeli ve planlı bir şekilde her yıl mesleki eğitim alanında uluslararası faaliyetler gerçekleştirebilecek. GTO’nun Erasmus Akreditasyonu almasıyla ilgili açıklama yapan GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, GTO ve GTO iştirakleri bünyesinde mesleki eğitim alan öğrenciler, çalışanlar ve eğitmenlerin 2 günden 1 yıla kadar Avrupa’daki program ülkelerinde staj, işbaşı eğitimi, kurs, öğretmenlik ve benzeri faaliyetlere bu akreditasyon sayesinde katılabileceğini belirtti. "Bu akreditasyon uluslararasılaşma vizyonumuzun somut göstergesi" Gaziantep Ticaret Odası olarak yalnızca ticari hayatın değil, mesleki eğitimin de güçlendirilmesine büyük önem verdiklerini ifade eden Yıldırım, "144 başvuru arasından kabul edilen 14 proje arasına girerek Erasmus Akreditasyonu almamız, kurumumuzun uluslararasılaşma vizyonunun ve eğitim kalitesine verdiği önemin somut bir göstergesidir. Bu akreditasyon sayesinde her yıl düzenli olarak Avrupa’daki eğitim ve iş dünyası ekosistemiyle temas kuracak, öğrencilerimizin, eğitmenlerimizin ve personelimizin uluslararası deneyim kazanmasını sağlayacağız. Özellikle iştiraklerimiz Gaziantep Gastronomi Akademisi, GTO Mesleki Yeterlilik Merkezi ve GUTMEB A.Ş. aracılığıyla daha geniş bir kitleye ulaşarak Gaziantep’in mesleki eğitim kapasitesini Avrupa standartlarına taşımayı hedefliyoruz. En önemli arzumuz şehrimiz insan kaynağını güçlendirmek, gençlerimizin rekabet gücünü artırmak ve Gaziantep’i mesleki eğitimde örnek bir model haline getirmek" dedi. Başkan Yıldırım ayrıca Gaziantep Ticaret Odası’nın, Erasmus+ Mesleki Eğitim Akreditasyonu kapsamında hayata geçireceği projelerle hem kurumsal kapasitesini güçlendireceğini hem de Gaziantep iş dünyasının ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sunacağını belirtti.