EKONOMİ
Vezirköprü OSB’de yatırım süreci: Firmaların talepleri ve projeler değerlendirildi 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 21:15:38 Samsun’un Vezirköprü ilçesinde yapımı ve gelişim süreci devam eden Karma Organize Sanayi Bölgesi’nde(OSB) yürütülen çalışmalar, düzenlenen müteşebbis heyeti toplantısında ele alındı. Toplantıya başkanlık eden Samsun Valisi Orhan Tavlı, bölgenin yatırım ve istihdam açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Vezirköprü Orman İşletme Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen toplantıda OSB’de gelinen son durum hakkında bilgilendirme yapıldı. Firmalardan gelen talepler değerlendirilirken, bölgenin karayolu bağlantı güzergahı ile yol genişletme çalışmalarına ilişkin süreç de masaya yatırıldı. Arsa satış ve tahsislerinde yatırımcıya kolaylık sağlanması amacıyla taksit süresinin 12 aydan 24 aya çıkarılması önerisi de görüşülen başlıklar arasında yer aldı. Toplantıda ayrıca OSB’nin içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanmasına yönelik Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen su isale hattı çalışmaları kapsamında planlanan depo projesi ele alındı. Küçük imalat ve tamirat alanlarının oluşturulmasına yönelik planlamalar da değerlendirildi. Toplantının ardından Vali Orhan Tavlı, beraberindeki heyetle birlikte Vezirköprü Karma Organize Sanayi Bölgesi sahasında incelemelerde bulundu. Heyet, ilçenin tarım ve hayvancılık potansiyelini geliştirmesi hedeflenen Tarıma Dayalı İhtisas Besi OSB öneri alanını da yerinde inceledi. Program kapsamında ayrıca yapımı devam eden İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün yeni hizmet binasında incelemelerde bulunularak çalışmalar hakkında bilgi alındı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:31 Emine Sabancı Kamışlı, EGİAD Dönüşüm Sahnesi’nde İzmir iş dünyasıyla buluştu Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının dönüşüm ajandasına yön veren liderleri üyeleriyle buluşturduğu "EGİAD Dönüşüm Sahnesi" etkinlik serisinin yeni buluşmasını İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi. İş dünyasında güçlü liderliği ve sosyal etki odaklı yaklaşımıyla öne çıkan ESAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı’nın konuk olduğu etkinlikte, toplumsal dönüşüm, fırsat eşitliği ve sürdürülebilir sosyal etki modelleri çok paydaşlı bir perspektifle ele alındı. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, günümüz iş dünyasında dönüşümün yalnızca teknolojik ya da ekonomik bir başlık olmadığını vurgulayarak, "İçinde bulunduğumuz dönem, sıradan bir değişim süreci değildir. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve toplumsal ihtiyaçların kesişiminde şekillenen çok katmanlı bir dönüşüm çağındayız. EGİAD olarak bu süreci ‘Üçüz Dönüşüm’ yaklaşımıyla ele alıyor; yalnızca izleyen değil, dönüşüme yön veren bir iş dünyası olmayı hedefliyoruz" dedi. Özhelvacı, gerçek dönüşümün insanı merkeze alan, fırsat eşitliğini güçlendiren ve toplumsal fayda oluşturan bir anlayışla mümkün olabileceğini ifade etti. EGİAD’ın kurumsal yapısına ve etkisine de değinen Özhelvacı, "EGİAD, 35 yılı aşan kurumsal hafızasıyla yalnızca bir iş dünyası örgütü değil; toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden, değer üreten ve dönüşüme liderlik eden bir yapıdır. Biz burayı aynı zamanda bir liderlik okulu olarak konumlandırıyoruz" diye konuştu. Dönüşüm Sahnesi: İlham veren liderlik platformu EGİAD Dönüşüm Sahnesi’nin vizyonuna da değinen Özhelvacı, bu platformun yalnızca deneyim aktarımı değil, aynı zamanda bir etkileşim ve ilham alanı olduğunu vurgulayarak, "Bu sahne, genç iş insanlarının yeni bakış açıları kazandığı, kendi kurumlarında ve toplumda dönüşüm yapma cesareti bulduğu bir platformdur. Amacımız, başarı hikâyelerinin ötesine geçerek gerçek dönüşüm hikâyelerini görünür kılmaktır" diye konuştu. Kaan Özhelvacı, Esas Sosyal’in iş dünyası için önemli bir referans modeli olduğuna da dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Gençlerin istihdama katılımı yalnızca bireysel bir başarı değil; aynı zamanda ekonomik kalkınmanın ve sosyal adaletin temelidir. Esas Sosyal’in ortaya koyduğu model, iş dünyasına güçlü bir sorumluluk çağrısıdır. Diliyoruz ki bu buluşma; yeni iş birliklerine, yeni gönüllülere ve daha fazla gencin hayatına dokunacak sürdürülebilir projelere zemin hazırlasın. Çünkü gerçek dönüşüm, birlikte hareket ettiğimizde mümkün." EGİAD bu etkinin bir parçası EGİAD’ın Esas Sosyal programıyla doğrudan temas halinde olduğuna dikkat çeken Özhelvacı, derneğin bu sosyal etki modelini yalnızca gözlemleyen değil, uygulayan bir paydaş olduğunu vurgulayarak, "EGİAD olarak Esas Sosyal’in oluşturduğu etkinin içindeyiz. Program kapsamında iki genç arkadaşımızı istihdam ederek bu dönüşümün somut çıktısına birebir tanıklık ediyoruz. Bu deneyim, sosyal etkinin gerçek gücünü bize doğrudan gösteriyor" dedi. Toplumsal dönüşümün güçlü modeli: Esas Sosyal Etkinliğin ana odağını oluşturan Esas Sosyal, gençlerin eğitimden istihdama geçiş süreçlerini destekleyen ve fırsat eşitliği temelinde şekillenen yapısıyla öne çıktı. Emine Sabancı Kamışlı, Esas Sosyal programlarının ortaya çıkış hikâyelerini, gelişim süreçlerini ve oluşturduğu etkileri katılımcılarla paylaştı. Emine Sabancı Kamışlı: "Her dört gencin biri işsiz" Emine Sabancı Kamışlı’nın İzmir’de katıldığı etkinlikte, iş dünyası sosyal etki odağında buluştu ve genç istihdamında fırsat eşitliği vurgulandı. Sabancı Kamışlı, "Bugün bir genç mezun olduktan sonra 15 ay işsiz kalıyor. Bu bir sosyal problemdir ve biz bu problem için çalışıyoruz" dedi. Etkinlikte ESAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı Esas Sosyal’i, "Bugün 5 kıtada bir sürü ortakla el ele yürütüyoruz. Esas Sosyal adına 2015 senesinde baktık ki yapmamız gereken en önemli şeyleri yapmışız. Hangi alana odaklanacağımıza ve kimlerle yapacağımıza o sene karar verdik. Takımımızı etkili ve yetkin kurduk. Yapacağımız şeyin bir heves değil, sürdürülebilir bir iş olması lazım dedik. Sosyal yatırım diğer yatırımlardan farklıdır. Sosyal yatırımda hata yaparsan umudu etkilersin. Biz Esas Sosyal’i diğer işlerimize olan bakış açımızla kurduk. Esas Sosyal vakıf veya dernek değil, bir sosyal yatırım birimi. Kıt kaynakları israf etmeye gerek yok. Biz halihazırda var olan vakıflarla, derneklerle ve özel sektör kurumlarıyla iş birliği içinde çalışıyor, el ele veriyoruz" diye konuştu. "Düşünce lideri olduk" Sabancı Kamışlı, "Biz yurt dışında ülkemizi tanıtırken ‘Türkiye’nin şahane gelişmiş genç nüfusu var’ diyoruz. Bu yüzden gençler için bir şey yapalım diyerek işe koyulduk. Üniversite eğitimini tamamlamış ancak fırsat eşitsizliğine maruz kalmış gençlere yönelik çalışmalar yapalım ki onlar hayal edebilsin dedik. Bu çalışmaların ardından hayata geçirdiğimiz Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat, Hayırlı Sabancı Desteğiyle İngilizce Fırsatım ve Mezun Programlarıyla biz bir düşünce lideri olduk. Önemli olan bağış yapmak değildir, bir araya getirebilmektir. Bu bir araya gelişlerin sonucunda programların etrafında aralarında sivil toplum ve özel sektör kurumlarının da olduğu güçlü bir ekosistem oluştu" dedi. "İstihdama geçişte fırsat eşitsizliğine maruz kalan üniversite mezunu gençlerimiz için işe geçişini kolaylaştırdık" diyen Sabancı Kamışlı, "Bugün bizim programımızda işsizlik oranı yüzde 1. Program dışındaki bir genç ise mezun olduktan sonra 15 ay işsiz kalıyor. Her dört gencin biri işsiz. Bu bir sosyal problemdir. Biz bu problem için çalışıyoruz. Sosyal yatırım anlayışıyla geri dönüşümün faydası paha biçilemez" ifadelerini kullandı. "Bugün sosyal yatırım modellerimizle ulusal ve uluslararası ödüller alıyoruz" diyen Sabancı Kamışlı, "Esas Sosyal ilk kurulduğunda 15 genç ile başlayan yolculuğumuzun bugün 5 bini aşkın kişi ve kurumdan oluşan geniş bir ekosisteme evrilmesi bizi mutlu ediyor. Paylaşımcı bakış açısıyla hayata geçirdiğimiz programların etrafında 55 STK ve 70 Kurumsal Destekçimiz var. Gelen her bir fikir, bir iyilik daha oluşturuyor. Hepimiz emanetçiyiz önemli olan senden sonra yıllar boyunca yaşaması" diyerek sözlerini tamamladı. Çok paydaşlı iş birliği ile sürdürülebilir etki Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panelde Esas Sosyal Direktörü Özlem Akgün Eşmeler moderatörlüğünde İnci Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ece Elbirlik Ürkmez, Sadık Ventures Kurucusu Canberk Mersin, Koruncuk Vakfı Kaynak Geliştirme Müdürü ve Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 4. Dönem Mezunu Hacer Yıldırım Gündüz’ün katılımıyla sosyal etki ekosistemi çok yönlü olarak ele alındı. Panelde iş dünyası, sivil toplum ve girişimcilik ekosisteminin birlikte hareket etmesinin sürdürülebilir ve ölçülebilir toplumsal fayda oluşturmadaki kritik rolü vurgulandı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:49 UİB, Nisan ayında 4 milyar 18 milyon 719 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi Uludağ İhracatçı Birlikleri’nin (UİB) 2026 yılı Nisan ayı ihracatı, 4 milyar 18 milyon 719 bin dolar olarak gerçekleşti. UİB’in2026 Nisan ayı ihracat rakamları açıklandı. Nisan ayındaki ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24 oranında artarak 4 milyar dolar olanUİB’in, yılın ilk dört ayındaki ihracat tutarı da yüzde 10’luk artışla 14 milyar 351 milyon 207 bin dolar olarak gerçekleşti. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB) Nisan ayında ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25,2 oranında artarak 3 milyar 447 milyon 241 bin dolar olarak gerçekleşirken, bu yılın dört aylık dönemindeki ihracat toplamı da yüzde 10,7’lik artışla 12 milyar 301 milyon 424 bin dolara ulaştı. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği’nin (UTİB), Nisan ayı ihracatı yüzde 19 oranında artarak 117 milyon 175 bin dolar olarak gerçekleşirken, 2026’nın ilk dört ayındaki ihracat toplamı ise 418 milyon 440 bin dolara ulaştı. Nisan ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15 oranında artarak 79 milyon 896 bin dolar olan Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (UHKİB), 4 aylık ihracatı toplamı ise 270 milyon 234 bin dolar seviyelerinde gerçekleşti. Nisan ayında 17 milyon 712 bin dolar ihracat yapan Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (UMSMİB), 2026 yılının ilk dört aylık ihracatı ise 69 milyon 968 bin dolar düzeyinde gerçekleşti. Nisan ayında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 33’lük artışla 10 milyon 622 bin dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), 4 aylık dönemde toplam 48 milyon 176 bin dolarlık dış satışa imza attı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:38 Kırsalda süt üreticilerinin emeği kazanca dönüşüyor Erzurum’un önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden biri olan İspir’de kırsal kalkınmayı güçlendirecek önemli bir proje hayata geçiriliyor. İspir Belediyesi tarafından hazırlanan ve Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) tarafından desteklenen "Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor" projesi, kırsal mahallelerde faaliyet gösteren süt üreticilerinin emeğini ekonomik değere dönüştürmeyi hedefliyor. Yaklaşık olarak 9 milyon 500 bin TL bütçeye sahip proje, ilçedeki süt üretim altyapısını güçlendirerek sütün hijyenik koşullarda toplanması, muhafaza edilmesi ve pazara ulaştırılmasını sağlayacak. Proje ile birlikte üreticilerin gelir seviyesinin artırılması, süt kalitesinin yükseltilmesi ve kırsal ekonominin sürdürülebilir şekilde büyümesi amaçlanıyor. Uzmanlar tarafından kırsal kalkınma açısından önemli bir model olarak değerlendirilen proje, aynı zamanda yerel yönetimlerin üretime dayalı kalkınma stratejilerinin sahadaki güçlü örneklerinden biri olarak gösteriliyor. İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, İspir’in kalkınma stratejisini turizm, tarım ve hayvancılık ekseninde şekillendirdiklerini belirterek üretime dayalı projelerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal dönüşümün de anahtarı olduğunu ifade etti. "Toprağımızı işleyen çiftçimiz, İspir’in gerçek hazinesidir. Üretime verilen her destek aslında geleceğe yapılan bir yatırımdır. İlçemizin ekonomik kalkınmasının tarım ve hayvancılıktan başka alternatifi olmadığını biliyoruz. Bu nedenle göreve geldiğimiz günden bu yana üretime dayalı projeleri öncelikli gündemimiz haline getirdik" diyen Coşkun, belediye yönetim anlayışlarını "Birlikte Yönetim - Bütüncül Yaklaşım" ilkesi üzerine kurduklarını belirterek kamu kurumları, üreticiler ve yerel paydaşlarla güçlü bir iş birliği içinde çalıştıklarını dile getirdi. Soğuk zincir süt projesiyle başlayan dönüşüm hikâyesi projenin başlatılması ve sürdürülmesi konusunda büyük emek veren Başkan Coşkun; projenin öncesi ve gelinen mevcut durumu hakkında bilgi vererek projenin bölge ve bölge halkı için önemini şu ifadeler ile anlattı; "Bizim önceliğiniz her zaman vatandaşımızın memnuniyetini ve yaşam kalitesinin artması üzerine olmuştur. Bunun içinde halkımızın istek ve taleplerini dinleyerek ilçemizin potansiyelini ortaya çıkaracak, geleceğe değer katacak projeleri hayata geçirmek olmuştur. İlçemizin en büyük potansiyeli de tarım ve hayvancılık üzerinedir. Bizlerde bu mevcut potansiyelini açığa çıkarmak ve katma değere dönüştürmek üzere çalışmalar başlatarak "Soğuk Süt Zincir Projesini" ilçemizde çiftçilerimiz ve halkımız ile buluşturduk. Projenin ilk aşamasında ilgili müdürlük ve personelimiz ile proje stratejimizi belirlemek üzere 101 mahallemizi ziyaret edip çiftçilerimizi, üreticilerimizi ve hayvan sayılarımızı belirledikten sonra onların istek, talep ve sorunları üzerine bir çalışma planı hazırladık. İlk aşama 1 süt aracı ile 5 mahalleden süt toplamaya başladık. Daha sonra Çörmeli bölgesi diye adlandırdığımız 26 mahallemize eşit uzaklıkta bir merkezde süt toplama merkezi kurarak burayı hem toplama alanı hem de makine ikmal alanı olarak belirledik. Daha sonra Erzurum Ticaret Borsası ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile mahallelerimize ve çiftçilerimize süt toplama tankı ve süt sağım makineleri dağıtımını sağladık. İlgili birim müdürlüklerimiz tarafından mahallelerde örgütleme ve bilinçlendirme çalışmaları yaparak projenin sürdürülmesini sağladık. Daha sonrası süt toplama aracını 5 e yükselterek toplamda süt topladığımız mahalleleri 35 e çıkarttık ve yaklaşık olarak 200 üreticimizden süt alım yaparak yaklaşık olarak her yıl ortalama 200 ton sütün üreticilerden alınarak mandıralara ulaşımını sağladık. Geldiğimiz nokta itibari ile Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı KUDAKA ya sunmuş olduğumuz proje kapsamında 10 farklı mahallemizde süt toplama alanı kurarak sütün daha hijyenik korunması ve muhafazasını sağlayarak üreticilerimize desteğimizi sürdürmekteyiz. Oluşturulan kelebek etkisi ve örgütlenme sayesinde projenin diğer projelere ön ayak oluşturulması ve diğer projelerinde alt yapısını oluşturması sayesinde 101 mahalleye yayılarak tarım ve hayvancılık konusunda ilçemiz marka olacaktır." Başkan Coşkun, belediyecilik hizmetlerinin yalnızca rutin çalışmalarla sınırlı olmadığını belirterek, "İspir Belediyesi olarak klasik belediyecilik anlayışının ötesine geçmeye çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın sorunlarını, istek ve taleplerini dinleyerek ilgili müdürlüklerimiz ve teknik personellimiz ile çalışmalar başlatarak bu sorunlar üzerine projeler üretiyoruz, geliştiriyoruz ve uyguluyoruz. Erzurum Valiliği ve Erzurum Ticaret Borsası tarafından tarım ve hayvancılıkta dönüşüm hikâyesi olarak adlandırdığımız "Soğuk Zincir Süt Projesi" de bunlardan bir tanesidir. Yine projenin gelişim sürecine ve sürdürülebilirliğine katkı sunmak amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza sunmuş olduğumuz "Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor" Projemiz onaylanmış olup bu yıl içerisinde hizmete başlayacağız" dedi. Soğuk zincir altyapısının kurulması ve üreticilerin örgütlenmesi sayesinde diğer projelerin de ön hazırlığının yapıldığını belirten İspir Belediyesi Proje Koordinatörü Hasan İşler, tarım ve hayvancılığın stratejik bir kalkınma aracı olarak ele alındığı bu çalışmaların, yerel yönetimlerin üretime dayalı ekonomik modeller geliştirmesine imkân sağladığını ifade ederek bölgede yürütülen yeni kalkınma projelerini değerlendirdi. Proje Koordinatörü Hasan İşler, bu tür projelerin hayata geçirilmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için yerelde güçlü bir altyapı desteğinin zorunlu olduğuna dikkat çekti. İşler, İspir’in coğrafi olarak engebeli ve zor bir yapıya sahip olması, yaylacılık kültürünün güçlü şekilde sürdürülmesi, geleneksel ahır sistemlerinin yaygınlığı, tarım arazilerinin yeterince verimli kullanılamaması gibi faktörlerin, bütüncül bir kırsal kalkınma planını zorunlu kıldığını belirtti. İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun’un ifade ettiği gibi, İspir Belediyesi’nin proje üreten, geliştiren ve uygulayan bir belediye olduğunu vurgulayan İşler, başlatılan bu çalışmanın diğer projelerle entegre şekilde ilerleyebilmesi için kapsamlı bir yerel kalkınma stratejisinin hazırlanmasının kritik olduğunu söyledi. Hazırlanacak bu stratejinin merkezinde ise kırsal kalkınma odaklı bir dönüşüm modeli yer alacak. Bu kapsamda çiftçilere yönelik kooperatifleşme modelleri, üretim planlaması ve destek mekanizmaları oluşturulacak; yem maliyetlerini azaltmaya yönelik yerel üretim ve tedarik zinciri çözümleri geliştirilecek. Ayrıca modern ve verimli hayvancılık için yeni nesil ahır sistemlerinin kurulması, gübre yönetim probleminin çözülmesi ve hayvansal atıkların biyogaz ve organik gübre üretimine entegre edilmesi planlanıyor. Bu yaklaşımın yalnızca bir proje değil, aynı zamanda zincirleme bir kalkınma etkisi oluşturacağını belirten İşler, atılacak bu ilk adımın "kelebek etkisi" oluşturarak bölgedeki diğer tarım ve hayvancılık projelerine de zemin hazırlayacağını, uzun vadede ise Doğu Anadolu için örnek bir kırsal kalkınma modeline dönüşeceğini ifade etti. Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, şehir yaşamının ekonomik ve sosyal baskılarından uzaklaşmak isteyen çok sayıda girişimci ve gencin yeniden memleketlerine dönerek üretim odaklı faaliyetlere yöneldiğini belirtti. Başkan Coşkun, kırsalın yeniden bir cazibe merkezi haline geldiğini vurgulayarak, "Şehir yaşamı her birey için aynı ölçüde ekonomik fırsat üretmiyor. Buna karşılık kırsalda hayata geçirilen tarım ve hayvancılık projeleriyle birlikte İspir, üretim gücü yüksek, ekonomik potansiyeli artan ve kendi kendine yetebilen bir yapıya kavuşmuştur. Bugün geldiğimiz noktada kırsal alanlarımız adeta tarım ve hayvancılığın yeniden altın çağını yaşamaktadır" dedi. Coşkun, özellikle gençlerin ve yatırımcıların köylerine dönerek üretim süreçlerine dahil olmasının bölge ekonomisine doğrudan katkı sağladığını ifade ederek, "Tersine göç yalnızca nüfus hareketi değil, aynı zamanda ekonomik bir dönüşümdür. Üretim artmış, gelir düzeyi yükselmiş ve kırsal ekonomi şehirle rekabet edebilir bir seviyeye ulaşmıştır. Bu bizim için en büyük kazanımlardan biridir" ifadelerini kullandı. Başkan Coşkun, bu sürecin sürdürülebilir hale gelmesiyle birlikte İspir’in yalnızca göç veren değil, aynı zamanda göç alan bir ekonomik merkez haline geleceğini de sözlerine ekledi. İspir Belediye bünyesinde Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün kurulmasının, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin daha profesyonel, kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması açısından kritik bir adım olduğunu ifade eden İspir Belediyesi Veteriner Hekimi Arif Özden, yürütülen çalışmaların sahadaki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özden, özellikle süt üretimine dayalı projenin başlangıç aşamasında Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün aktif bir rol üstlendiğini belirterek, "Sahada gerçekleştirdiğimiz en önemli müdahalelerden biri hayvan sağlığı ve hastalık yönetimi oldu. Bu süreçte zamanında yapılan teşhis ve müdahalelerle üretim kayıplarının önüne geçtik, aynı zamanda üreticinin sisteme olan güvenini yeniden tesis ettik. Bu da süt verimliliğine dayalı projenin temelini oluşturdu" dedi. Yürütülen çalışmalar kapsamında üreticilere düzenli olarak hayvan sağlığı, besleme teknikleri, süt kalitesinin artırılması ve modern hayvancılık yöntemleri konusunda eğitimler verildiğini belirten Özden, bu sürecin yalnızca teknik bir destek değil aynı zamanda kırsal örgütlenmeyi güçlendiren bir yapı oluşturduğunu vurguladı. Özden, "Kırsal mahallelerde üreticilerin bir araya gelmesini, birlikte hareket etmesini ve daha planlı üretim modellerine geçmesini sağladık. Bu, sahada sürdürülebilirliğin en önemli ayağıdır" ifadelerini kullandı. Saha çalışmalarının merkezinde aktif rol aldığını belirten Arif Özden, düzenli bilgilendirme ve yönlendirme mekanizmaları sayesinde üreticilerin artık daha bilinçli kararlar aldığını, Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün ise bu sürecin kurumsal omurgasını oluşturduğunu ifade etti. Gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda bölgede verimli hayvan ırklarına yönelimin arttığını, süt üretiminde hem kalite hem de verimlilik açısından önemli iyileşmeler sağlandığını belirten Özden, modern hayvancılık uygulamalarının sahaya entegre edilmesiyle birlikte üreticilerin sektöre daha profesyonel katılım gösterdiğini ve özellikle genç üreticilerin bu alana ilgisinin belirgin şekilde arttığını sözlerine ekledi. Bölgesel Güçlenmeden KUDAKA’nın Kurumsal ve Kırsal Kalkınma Hamlesi İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, hayata geçirilen kırsal kalkınma projesinin onaylanması ve uygulama sürecine geçilmesinde kurumsal iş birliklerinin belirleyici rol oynadığını vurguladı. Coşkun, başta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır olmak üzere, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) Genel Sekreteri Oktay Güven’e ve tüm kalkınma ajansı ekibine katkılarından dolayı teşekkür etti. Başkan Coşkun, "Böylesine kapsamlı projelerin hayata geçmesinde merkezi idare ile yerel yönetimlerin uyumu son derece kritiktir. Sayın Bakanımız Mehmet Fatih Kacır’ın vizyoner yaklaşımı ve KUDAKA’nın bölgeye sağladığı güçlü destek sayesinde yerel kalkınma projeleri daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmaktadır. ‘Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor’ projemizin desteklenmesi de bunun en somut göstergesidir" dedi. Coşkun, sağlanan desteklerle birlikte üreticilerin emeğini daha güçlü bir ekonomik değere dönüştürme imkânı bulacağını belirterek, kırsal kalkınma modelinin bölge için stratejik bir dönüşüm niteliği taşıdığını ifade etti. İspir’de üretime dayalı kalkınma modelini kararlılıkla sürdürdüklerini dile getiren Coşkun, "Hedefimiz sadece bugünü değil, yarının İspir’ini inşa etmektir. Tarım ve hayvancılığı güçlendiren, gençlerin üretime katıldığı, kadınların ekonomide daha aktif rol aldığı sürdürülebilir bir kırsal yapı oluşturmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz" sözleriyle açıklamasını tamamladı.
Suriyelilerin gönüllü geri dönüşleri Kilis’te kira ve ev fiyatlarını düşürdü
19 Kasım 2025 Çarşamba - 14:13 Suriyelilerin gönüllü geri dönüşleri Kilis’te kira ve ev fiyatlarını düşürdü Kilis’te Suriyeli sığınmacıların gönüllü dönüşleri, kentte kira ve ev fiyatlarını düşürdü. Kilis’te yaşayan Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü dönüşleri, kira ve konut fiyatlarını düşürdü. Emlakçılar, Türkiye’nin en uygun konut ve kira fiyatlarının şu anda Kilis’te olduğunu belirtti. "Suriyeli sığınmacıların gönüllü dönüşleri kira fiyatlarını düşürdü’’ Kilis’te emlakçılık yapan Mehmet Özdemir, "Suriyeli sığınmacıların gönüllü dönüşleri kira fiyatlarını düşürdü. Şu an Kilis, daire fiyatlarında Türkiye’nin en uygun şehri" dedi. Suriyelilerin yoğun yaşadığı semtlerde fiyat düşüşünün daha fazla hissedildiğini belirten Emlakçı Abdurrahman Özbay, "Beşyüzevler, Karataş ve Ahmet Rasim bölgelerinin bu düşüşten en çok etkilenen semtler oldu’’ dedi. "Ciddi bir düşüş yaşandı" Bir diğer emlakçı Mehmet Kavuşturan ise dönüşlerin yeniden artmaya başladığını dile getirdi. Kavuşturan, "Suriyeli sığınmacıların dönüşleri arttı, okullar kapandıktan sonra bu artışın devam edeceğini düşünüyoruz. Ev fiyatları bir dönem yükselmişti ancak son dönemde ciddi bir düşüş yaşandı. Kilis, Türkiye’nin en ucuz şehri olma yolunda ilerliyor" şeklinde konuştu. "Stüdyo daire kiraları 5 binden başlıyor’’ Kavuşturan, kentteki güncel kira ve satış fiyatlarına ilişkin bilgi vererek, "Stüdyo daire kiraları 5 binden başlıyor, 7-8 bin TL’ye kadar çıkıyor. Şehir merkezinde kombili 3+1 bir daire 1 milyon 100 bin - 1 milyon 300 bin TL bandında, Yeni Beşevler bölgesinde 3+1 daireler 2 buçuk milyon ile 4 milyon TL arasında değişiyor" dedi. Kavuşturan, ‘’Geçtiğimiz günlerde 45 yıllık, 2 odalı eski bir daireyi 320 bin TL’ye sattık. Sobalı, avlulu ortalama bir ev 500-600 bin TL bandında, kombili güzel daireler ise 800 bin TL ile 1,5 milyon TL arasında bulunabiliyor" diye konuştu.
Aydınlıların indirimli su hayali suya düştü
19 Kasım 2025 Çarşamba - 14:12 Aydınlıların indirimli su hayali suya düştü Aydın’da su ücretlerine indirim yapılması konusunda Büyükşehir Belediye Meclisi’nde önerge veren CHP’li üyelerin, su indirimini plan bütçe komisyonunda gündeme almadıkları belirtildi. Konuyla ilgili açıklama yapan AK Parti Aydın Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Fatih Güler, "Maalesef ‘Su ücretlerinde indirim yapalım’ önergesi veren CHP’li komisyon üyeleri kendi önergelerini gündeme bile almadı. CHP grubunun kendi önergelerini dahi inkar edecek kadar akıl dışı tavrının takdirini Aydın halkına havale ediyor, komisyonda tuttuğumuz tutanakları da değerli Aydın kamuoyunun bilgisine sunuyoruz" dedi. Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 14 Kasım Cuma günü yapılan oturumunda CHP’li Meclis üyelerinin önergesi ile suya indirim yapılması istenmişti. Plan Bütçe Komisyonu’na sevk edilen önergenin ardından 2 defa komisyon olarak toplandıklarını ancak CHP’li komisyon üyeleri tarafından bu önergenin ısrarla gündeme alınmadığını belirten AK Partili Plan Bütçe Komisyon Üyesi Fatih Güler, CHP’li Meclis üyelerinin bu tutumunu yaptığı açıklama ile Aydın halkına havale edip CHP’li üyelerin tutumuna tepki gösterdi. Aydın Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Fatih Güler konuyla ilgili açıklamasında, "Geçtiğimiz Cuma günü gerçekleştirilen ASKİ Genel Kurulunda CHP grubu; su ücretlerinde yüzde 50 indirim yapılmasını talep eden bir önerge vermişti. Önerge Büyükşehir Belediye Başkanımız tarafından oylanarak genel kurul gündemine alınmış ve yasa gereği görüşülüp karara bağlanmak üzere plan bütçe komisyonuna havale edilmiştir. Pazartesi ve salı günü gerçekleştirilen plan bütçe komisyonu toplantılarında ise indirim önergesinin görüşülmesi komisyonun AK Partili üyeleri olarak bizler tarafından ısrarla talep edilmiş, ancak komisyon çoğunluğunu oluşturan 5 CHP’li üye tarafından komisyon gündemine alınmamış, görüşülmemiş, ne hikmetse bir türlü karar alınmamıştır" dedi. "Tutanakla Aydın halkına havale etti" Yaşadıkları bu durumu tutanak altına alarak Aydın halkına havale ettiklerini ve CHP’ni kendi önergesini bile inkar ettiğini belirten Güler açıklamasının devamında "AK Partili plan bütçe komisyonu üyeleri olarak bizler tarafından; iki komisyon toplantısında bütün ısrarlarımıza rağmen su ücretlerine indirim önergesinin görüşülmemesi tutanağa bağlanmıştır. Buradan Aydın halkına sesleniyoruz; ‘suya indirim yapalım’ önergesi veren CHP grubunun bu tutumuna rağmen bizler bugün de yarın da indirim önergesinin görüşülüp karara bağlanması için ısrar etmeye devam edeceğiz. CHP grubunun kendi önergelerini dahi inkar edecek kadar akıl dışı tavrının takdirini Aydın halkına havale ediyor, komisyonda tuttuğumuz tutanakları da değerli Aydın kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. Onlar hamaset yapmaya devam ededursunlar, bizler icraat yapmaya, hizmet üretmeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
"Sürdürülebilir İşletmeler İçin Yeşil Dönüşüm Eğitim Programı" tamamlandı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 14:01 "Sürdürülebilir İşletmeler İçin Yeşil Dönüşüm Eğitim Programı" tamamlandı Gaziantep Ticaret Odası (GTO) bünyesinde faaliyet gösteren Gaziantep Avrupa Birliği Bilgi Merkezi (Gaziantep ABBM) tarafından yürütülen "Sürdürülebilir İşletmeler İçin Yeşil Dönüşüm Eğitim Programı"nı başarıyla tamamlayan katılımcılar için sertifika töreni düzenlendi. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ve AB çevre politikaları doğrultusunda hazırlanan ve 4 hafta süren program, toplam 50 katılımcıyla gerçekleştirildi. "Bu program, Gaziantep’in yeşil dönüşüm yolculuğunda önemli bir adım" Törende konuşan GTO Genel Sekreteri Baran Uçaner, işletmelerin yeşil dönüşüm süreçlerine katkı sağlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Üyelerimizin sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm süreçlerine uyum sağlamalarını desteklemek amacıyla uzun süredir kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Bu eğitim programımız da bu çalışmaların önemli bir parçasıydı. İnanıyorum ki bu programı tamamlayan temsilciler, sadece kendi firmalarına değil, şehrimizin yeşil dönüşümüne de önemli katkılar sunacak" dedi. GTO’nun yeşil dönüşüm çalışmalarına vurgu Uçaner, 2025 yılı Ekim ayında başlayan programda işletmelerin iklim değişikliğiyle mücadele, karbon ayak izi hesaplama, sürdürülebilirlik raporlaması ve emisyon ticaret sistemi gibi kritik konularda bilgi düzeylerinin artırılmasının hedeflendiğini belirtti. Ayrıca GTO’nun 2022 yılında EBRD desteğiyle kurduğu Yeşil Dönüşümü Destekleme Merkezi ile bugüne kadar 500’den fazla işletmeye çevresel farkındalık, mevzuat uyumu ve yeşil teknolojiye geçiş konularında doğrudan destek sağlandığını ifade etti. Merkezin düzenlediği eğitim programları, seminerler, Yeşil Ideathon - Fikir Atölyesi, danışmanlık destekleri ve GTO Yeşil Bülten’in bu süreçte önemli rol oynadığını aktardı. Uçaner ayrıca WWF-Türkiye, TÜSİAD ve UN Global Compact Türkiye iş birliğiyle yürütülen TRAction Platformu aracılığıyla Türkiye iş dünyasının AB Yeşil Mutabakatı’na uyum sürecine aktif katkı sağladıklarını ifade etti. Törene katılan Gaziantep Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hakan Şimşek ise eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcıları tebrik ederek, Gaziantep AB Bilgi Merkezi tarafından yürütülen bu tarz eğitimlerin bölgenin yeşil dönüşüme uyum sürecini kolaylaştırdığını vurguladı.
Tavşanlı balık pazarında en çok hamsi ilgi görüyor
19 Kasım 2025 Çarşamba - 13:21 Tavşanlı balık pazarında en çok hamsi ilgi görüyor Kütahya’nın Tavşanlı ilçesindeki Balık Pazarı, sunduğu taze ve zengin balık çeşitleriyle vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Balık pazarında ise en çok ilgiliyi hamsi balığı görüyor. Tavşanlı Balık Pazarı, mevsimin en taze ürünlerini balık severlerle buluşturmaya devam ediyor. Pazarda en çok talep gören ve sofraların vazgeçilmezi olan hamsi çeşitleri, büyüklük ve tazeliğine göre 150-200 TL bandında alıcı buluyor. Daha büyük ve özel balık türlerine yönelenler için ise somon ve levrek gibi balıkların fiyatları 400-500 TL aralığında değişiyor. Balık satıcılarından Mehmet Coşar, en çok ilgiyi hamsi balığının gördüğünü anlattı. Coşar, balığın sağlık açısından önemine dikkat çekerek, özellikle Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olmasının altını çizerek, "Düzenli balık tüketiminin çocukların zihinsel gelişimini desteklediğini ve bağışıklık sistemini güçlendirdiğini bilimsel verilerle kanıtlanmış bir gerçektir. Bu sebeple ailelerin çocuklarıyla birlikte balık tüketimine özen göstermeleri tavsiye ediyorum" dedi. Tavşanlılı balıkseverler ise, hem uygun fiyat seçenekleri hem de pazardaki balıkların tazeliği nedeniyle tercihlerini Balık Pazarı’ndan yana kullandıklarını dile getirdi. Pazar, zengin çeşitliliği ve uygun fiyat politikasıyla Tavşanlı halkının sağlıklı beslenme yolculuğuna önemli bir katkı sunmaya devam ediyor.
KTO Başkanı Öztürk: "Emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere KOBİ’lere dönük yeni adımlar atılmalı"
19 Kasım 2025 Çarşamba - 13:18 KTO Başkanı Öztürk: "Emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere KOBİ’lere dönük yeni adımlar atılmalı" Konya Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, "Ülkemizin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini korumak adına emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere KOBİ’lere dönük yeni adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz" dedi. KTO’da "Yeni Üyelerle Tanışma ve İstişare Toplantısı"nın altıncısı gerçekleştirildi. KTO Meclis Toplantı Salonu’nda KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk’ün başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda; KTO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Fahreddin Özkul, KTO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Çakır da hazır bulundu. Eylül ve ekim aylarında KTO’ya kaydolan üyelerin davet edildiği toplantıda; üyelere KTO’nun ve iştiraklerinin faaliyetleriyle ilgili bilgiler verilirken, üyelerin sorunları ve beklentileri hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantıda konuşan KTO Başkanı Selçuk Öztürk, Konya Ticaret Odası’nın 1882’de kurulan köklü bir kurum olduğunu söyledi. Bu anlamda büyük bir birikim ve tecrübeye sahip olduklarını kaydeden Başkan Öztürk; "Bugün 35 bini aşkın üyemizle Türkiye’nin en büyük odalarından biriyiz. ’A sınıfı akredite oda’ unvanıyla hizmet kalitemiz uluslararası düzeyde tescillenmiş durumda. Yalnızca yasal hizmetleri sunmakla kalmıyoruz; ihracatı artırmaya yönelik projeler geliştiriyor, Meslek Komitelerimizin çalışmalarıyla üyelerimize dokunuyor, eğitim programları düzenliyor, e-Oda ve mobil hizmetlerle üyelerimizin işlemlerini kolaylaştırıyoruz. Uluslararası fuar organizasyonları, sektörel analizler, ikili iş görüşmeleriyle üyelerimizin önünü açıyor, şehrimizin geleceğine dönük adımlar atıyoruz" dedi. "Emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere KOBİ’lere dönük yeni adımlar atılmalı" Güncel ekonomik gelişmelerle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Başkan Öztürk ekonomik anlamda zorlu bir süreçten geçildiğini ve dezenflasyon sürecinin devam ettiğini belirtti. Enflasyonla mücadele amacıyla uygulanan sıkı para politikasının, finansmana erişimi zorlaştırdığını, özellikle de KOBİ’ler açısından maliyet baskılarının arttığını vurgulayan Başkan Öztürk, "Özellikle sürekli vurguladığımız emek yoğun sektörlerdeki sıkıntı gün geçtikçe büyüyor. Tekstil, hazır giyim, mobilya, deri ve ayakkabı başta olmak üzere emek yoğun sektörlerde ciddi oranlarda reel kayıplar yaşanmış durumda. Dolayısıyla ülkemizin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini korumak adına emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere KOBİ’lere dönük yeni adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz. KOBİ’ler başta olmak üzere reel sektörün finansmana erişimi bir an önce kolaylaştırılarak yeni kayıpların önüne geçmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Şehrimizin ekonomisine destek olmayı sürdüreceğiz Genel ekonomik tablonun doğal olarak Konya’yı da etkilediğini söyleyen Başkan Öztürk, buna rağmen Konya ekonomisinin sağlam temeller üzerinde ilerleyişini sürdürdüğünü vurguladı. "Konya’mız güçlü üretim altyapısı, ürün çeşitliliği ve çalışkan girişimci ruhuyla ekonomide pozitif ayrışmaya devam ediyor" değerlendirmesinde bulunan Başkan Öztürk, "Özellikle ihracat konusunda artan başarımız, şehrimiz ekonomisine ivme kazandırmayı sürdürüyor. 2001 yılında 100 milyon dolar olan ihracatımız, 2024 itibariyle 3,5 milyar dolara ulaşmış durumda. Aynı yıl ithalatımız ise 1,35 milyar dolar. Dolayısıyla şehrimiz, 2,23 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla Türkiye’nin en yüksek dış ticaret fazlası veren illerinden biri konumunda. Bu tablo şehrimizin geleceği açısından umut kaynağı olmayı sürdürüyor. Bu süreçte, biz de Konya Ticaret Odası olarak, şehrimizin ekonomisine, girişimcisine destek olmayı sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. Başkan Öztürk’ün konuşmasının ardından üyelere KTO Ekosistemi başlıklı sunum gerçekleştirilirken, programda söz alan Oda üyeleri talep ve beklentilerini paylaştı.
Türkiye’nin 228 metrelik denizdeki yeni gücü: Türkiye’nin rengine boyandı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 13:14 Türkiye’nin 228 metrelik denizdeki yeni gücü: Türkiye’nin rengine boyandı Türkiye’nin deniz filosuna kattığı 228 metre uzunluğunda ve 42 metre genişliğindeki 5. sondaj gemisi Mersin’in Taşucu Limanı’nda kırmızı beyaz renklere boyanarak, üzerine Türk bayrağı işlendi. İlerleyen günlerde gemiye isim verilmesinin beklendiği öğrenildi. Türkiye’nin satın aldığı 5’inci sondaj gemisi ’West Draco’, eylül ayının sonunda Akdeniz’deki ilk durağı olan Mersin’e ulaştı. Gemi, Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Taşucu Mahallesi sınırlarındaki limana demirledi. Taşucu Limanı’nında hazır hale getirilmesi için çalışmaların sürdüğü gemi Türkiye’nin renkleri kırmızı beyaza boyanarak, ön yan kısmına Türk bayrağı işlendi. İlerleyen günlerde gemiye isim verilmesinin beklendiği öğrenildi. Bölge esnafından Ömer Yıldırım, "Milli gururumuz olan gemilerimizden biri daha limanımıza yanaştı. Bakımı yapılınca sondaja başlayacaktır. Ülkemizin ekonomisine katkıda bulunacağına inanıyorum. Vatanımıza, yurdumuza hayırlı olsun" dedi. 12 bin metreye kadar sondaj yapabiliyor Dünyanın en gelişmiş 7’nci nesil derin deniz sondaj gemileri arasında yer alan ’West Draco’nın 12 bin metreye kadar sondaj yapabildiği öğrenildi. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) güçleri arasına katılan geminin gerekli bakımın ardından belirlenecek takvime göre Akdeniz’deki çalışmalarına başlayacağı öğrenildi.
Aydın’da zeytinin yağa dönüşümü başladı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 13:11 Aydın’da zeytinin yağa dönüşümü başladı Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı üretiminde söz sahibi olan Aydın’da bahçelerden toplanan zeytinlerin fabrikalarda yağa dönüşümü başladı. Bu yıl ’zeytinde yok yılı’ olması nedeniyle rekolte düşük olmasına rağmen yağ oranının yüksek olması yüz güldürüyor. 25 milyon zeytin ağacı varlığı, sofralık ve yağlık zeytin üretimi ile Türkiye’nin ihtiyacını karşılayan illerin başında gelen Aydın’da zeytin hasat sezonu devam ediyor. Kurak geçen yılla birlikte yeterli yağışların olmaması ve zeytinde "Yok Yılı" nedeniyle geçtiğimiz seneye göre rekolte düşük olarak gerçekleşirken, zeytinyağında verimin yüksek olması üreticiyi memnun ediyor. İncirliova Dereağzı Mahallesi’ndeki zeytinyağı sıkım fabrikasında da hummalı çalışmalar sürerken, üreticilerin topladıkları zeytinler, yağa dönüşerek sofralara ulaşıyor. Bahçelerinden topladıkları zeytinleri traktör ile fabrikaya getiren Nazmiye Filiz, "Tarlamızda beş tona yakın zeytin var. Belki fazla da çıkabilir. Biz hasada dün başladık, iki hafta daha devam etmeyi düşünüyoruz. Şu an için zeytinlerin durumu iyi gözüküyor" dedi. "Yağ oranımız çok şükür iyi" Fabrikaya zeytinlerini sıktırmaya gelen üretici Olcay Erkap, "Zeytin hasat sezonumuz çok iyi gidiyor. Bu sene yok senesi ama yine de Allah bereket versin. Yağ oranımız da çok şükür iyi. Tabi kuraklığın etkisi oldu bu sene. Ağaçlarda yanma oldu. Bir de araziler dağlık alanda olduğu için sulanamıyor. Bu gibi etkenlere rağmen gene de iyi" diye konuştu. "Zeytinyağı kalitemiz yüksek" Zeytinyağı fabrikasında Gıda Mühendisi olarak görev yapan Şenay Arslan, "2025-2026 hasat dönemimiz başladı. Zeytin sezonumuz açıldı. Zeytin rekoltemiz biraz düşük ama randımanımız, zeytinyağı kalitemiz gayet yüksek. Erken hasat Ekim-Kasım ayları gibi başlıyor. Bu yıl da hasada Ekim ayında başlandı. Erken hasat döneminde hasat edilen yeşil zeytinden yağ çıkarıyoruz. Aralık-Ocak ayı gibi de zeytinler siyahlaşıyor. Erken hasat dönemimizde elde ettiğimiz zeytinyağımız polifenol değeri, antioksidan değeri açısından yüksek bir yağdır. Aralık ayı ve sonrası hasat edilen siyah zeytinler yağlık zeytin olarak adlandırılır. Bunun yağı diğer yağlara göre değeri biraz daha düşük oluyor. Buna natürel sızma diyoruz" ifadelerine yer vererek bu yıl zeytinlerde yağ oranının geçen yıla göre daha yüksek olduğunu belirtti.
Aydın’da enginar üretimi yükselişte
19 Kasım 2025 Çarşamba - 13:10 Aydın’da enginar üretimi yükselişte Coğrafi işaretli Aydın Enginarı, 2024 yılında 6 bin 615 tonluk üretimiyle Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri olurken, İl Tarım ve Orman Müdürü Ayhan Temiz, Gölhisar’daki tarlalarda incelemelerde bulundu. Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olan Aydın, coğrafi işaretli Aydın Enginarı ile hem üretim gücünü hem de kalite potansiyelini ortaya koymaya devam ediyor. 2024 yılı TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde 38 bin 77 ton enginar üretimi yapılırken, Aydın 6 bin 615 tonluk üretimiyle ülke sıralamasında ikinci sırada yer aldı. İlde 4 bin 292 dekar alanda gerçekleştirilen üretim, hem verimliliği hem de yetiştiricilik geleneğini ortaya koyarak bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Sadece taze tüketim için değil, konserve, salamura ve turizm sektöründeki talebiyle de bölgenin stratejik tarım ürünleri arasında yer alan enginar yetiştiriciliği her geçen yıl yaygınlaşırken, özellikle Efeler, Koçarlı ve Söke hattında üretim alanları dikkat çekiyor. Ayrıca son yıllarda hem üretim tekniklerinin gelişmesi hem de hastalık ve zararlılarla mücadelede modern yöntemlerin yaygınlaşması, Aydın Enginar’ının verim ve kalitesini daha da artırırken, il genelinde üreticilere yönelik eğitimler ve teknik desteklerle de sürdürülebilir üretim sağlanıyor. Bu kapsamda, Aydın İl Tarım ve Orman Müdürü Ayhan Temiz de Efeler ilçesi Gölhisar Mahallesi’ndeki üretici Mehmet Karagöz’e ait 5 dekarlık enginar tarlasında incelemelerde bulundu. İncelemeler sırasında enginar üretimi, hastalık ve zararlılarla mücadele, verim durumu ve pazarlama süreçlerine ilişkin üretici ile karşılıklı değerlendirmeler yapıldı. İl Müdürü Temiz, Aydın Enginarı’nın ülke çapında elde ettiği başarıya dikkat çekerek üretimin daha da artırılması için teknik çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Soba satışlarında eski tat yok
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:57 Soba satışlarında eski tat yok Gaziantep’te farklı ısınma yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte soba satışları her yıl geriliyor. Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte vatandaşlar, kış hazırlıklarına başladı. Bir zamanların en popüler ısınma yöntemi olan soba, özellikle kırsal ve müstakil alanlarda önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Ancak, teknolojinin gelişmesi ve farklı ısınma yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte soba satışlarında her geçen yıl azalma yaşanıyor. 35 yıldır soba tamiri ve satışı yapan esnaf Bülent Kavas, kış aylarının geç gelmesi ve havaların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle soba satışlarının durma noktasına geldiğini belirtti. Kavas, "Suriyelilerin göçlerinden dolayı soba satışları bayağı düştü. Çünkü kırsal kesimde oturanlar genelde Suriyelilerdi. Suriyeliler de gitmeye başladığı için soba satışları düştü. Biz de bu olayı bildiğimizden dolayı zaten bu sene alışverişlerimizi ona göre yaptık. Çok az mal aldık. Çünkü satılmayacağı kanaatindeyiz. Bir de zaten kış geç geliyor, yaz sezonu daha uzun sürüyor. Bundan dolayı işlerin olmayacağı zaten belliydi ve şu anda da işler yok. Gaziantep’te soğuklar başlayınca biz başımızı kaldıramazdık ve yoğun bir alışveriş sürecimiz vardı. Havalar biraz soğumaya başladı ama bu yıl satışlar çok düşük" dedi. Her geçen yıl soba kullanımının azaldığını belirten Kavas, "Durumu iyi olan kişiler doğalgazlı evlerde oturuyor. Durumu olmayan kişiler zaten evlerini Suriyelilere kiraya vermişlerdi. Onlar sobayla idare ediyordu. Onlar da gittikten sonra evler çoğaldı. Soba satışları ve soba malzemelerinin satışı çok düştü Soba son senelerini yaşıyor. Geçen kışlar normalde 400-500 tane eski soba alırdım, toplardım ve yapardım. Ama ben bu sene 50 tane soba almadım ve yapmadım. Böyle olduğunu bildiğim için zaten ne yatırım yaptım ne para bağladım ne de emek verdim. Soba kullanımı azalıyor. Birkaç yıl sonra artık soba tamamen kalkacak" diye konuştu.
Şire ürünlerine ilgi artıyor
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:52 Şire ürünlerine ilgi artıyor Gaziantep’te kış hazırlıklarına başlayan vatandaşlar, bağbozumu mevsiminde hazırlanan üzüm pekmezi ve şire ürünleri ile kurutmalık sebzelere ilgi gösteriyor. Kış mevsiminin vazgeçilmezi olan vitamin deposu el yapımı yöresel şire ürünleri soğuk havada daha çok tüketiliyor. Havaların soğumaya başlamasıyla ve kış mevsiminin de yaklaşmasıyla, vücudu sıcak tuttuğu bilinen üzüm pekmezi ve şire satışları arttı. Gastronomi şehri Gaziantep’in vazgeçilmez lezzeti olan yeni mahsul doğal şire, kurutmalık ve baharat çeşitleri tezgahlardaki yerini aldı. Vatandaşlar ise sofralarını doğal lezzetlerle donatmak için Gaziantep’in tarihi çarşısı olan Almacı Pazarı’nın yolunu tuttu. Vatandaşlar, sağlıklı ve doğal bir beslenmeye katkıda bulunan ürünlerle kış sofralarını renklendiriyor. Evlerde bin bir zahmet ve emekle hazırlanan doğal ürünler, tarihi Almacı Pazarı başta olmak üzere kentteki iş yerlerinde raflardaki yerini aldı. Pekmez, turşu, konserveler, kuru meyve ve sebze ile salça gibi pek çok ürün kış aylarına özel olarak hazırlanıyor. Bu geleneksel uygulama doğal ürünlerin kışın da tüketilmesini sağlıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da vatandaşlar, kışın sofralarını renklendirmek ve sağlıklı beslenmeyi sürdürebilmek için doğal ve yöresel ürünleri tercih ediyor. Tarihi Almacı Pazarı esnafı doğal ürünleri üreticisinden tüketicisine aktardıklarını ve bu ürünlerin şifa kaynağı olduğunu söyledi. Soğuk algınlığı ve kansızlık gibi hastalıklar başta olmak üzere çok sayıda hastalığa derman olan şire ürünlerini kışın tüketenlerin kolay kolay hasta olmayacağını belirten esnaf, Gaziantep’in geleneksel şire kültüründe önemli yeri olan üzüm pekmezi, cevizli sucuk, muska, pestil ve kuru üzüm gibi şire türlerinin soğuklara karşı vücudu dinç tuttuğunu ve bu ürünlerin kış mevsiminde bol bol tüketilmesi gerektiğini söyledi. Havaların soğumaya başlamasından dolayı şire satışlarında büyük artış olduğunu söyleyen esnaf Fatih Özsefil, "Şire rünlerine talebimiz çoğaldı. Kışa giriyoruz. Tarhana çorbası için sıkma tarhana alıyorlar. Ceviz içi, cevizli ve fıstıklı sucuk ile muska gibi ürünlere talep çoğaldı. Kışa girdiğimiz için pekmez ve tahin satışımız çoğaldı. Genellikle hem yetişkinler hem de küçük çocuklar pekmez ile tahini karıştırıp kahvaltılarda tüketiyorlar. Şire ürünleri kışın artı bir puan katıyor. Pekmezin kan yapıcı özelliği var ve kışın günü insan vücudunu diri tutuyor, sıcak tutuyor ve kan yapıyor. Genellikle şire ürünleri satıyoruz. Şire ürünlerine talep çoğaldı. Yeteri kadar mahsul olmamasından ve ürünler kısıtlı olduğundan dolayı fiyatlarımız geçen seneye göre biraz daha yüksek. Fakat fiyatları çok yüksek tutmuyoruz. Tahin 250, üzüm pekmezi 400 TL, cevizli sucuk fiyatı kalite kalite değişiyor. Şekerli olanlar 250-300 TL bandında satılıyor. Pekmezli, doğal ve katkısız olanlar 500 ile 700 TL arasında satılıyor. Fıstık pahalı olduğu için muska biraz pahalı. Pekmezden yapılan muskalar bin TL’den satılıyor" dedi. Kış mevsiminin vazgeçilmezi ve insan vücudunu sıcak tutan üzüm pekmezi başta olmak üzere şire türlerinin enerji kaynağı olduğunu ifade eden Emin Taşdemir, cevizli sucuk, muska, pestil ve kuru üzüm gibi şire türlerinin soğuklara karşı vücudu dinç tuttuğunu belirterek, "Bu kış biraz sert olacak gibi görünüyor. Genelde sucuk, muska, pestil ve pekmezli ürünler satıyoruz. Bu ürünler genelde hava soğuk olduğunda insanı sıcak ve diri tutar. Pekmez kan yapmaya, demir eksikliğine iyi gelir. O yüzden genelde kışın günü vatandaşlarımız üzüm pekmezini ve üzümün pekmezinden yapılan ürünleri tüketiyor. Kuru üzüm kan yapmaya iyi geliyor. Genelde yaşlılar kuru üzümü çok tercih ediyor" diye konuştu.