EKONOMİ
Vezirköprü OSB’de yatırım süreci: Firmaların talepleri ve projeler değerlendirildi 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 21:15:38 Samsun’un Vezirköprü ilçesinde yapımı ve gelişim süreci devam eden Karma Organize Sanayi Bölgesi’nde(OSB) yürütülen çalışmalar, düzenlenen müteşebbis heyeti toplantısında ele alındı. Toplantıya başkanlık eden Samsun Valisi Orhan Tavlı, bölgenin yatırım ve istihdam açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Vezirköprü Orman İşletme Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen toplantıda OSB’de gelinen son durum hakkında bilgilendirme yapıldı. Firmalardan gelen talepler değerlendirilirken, bölgenin karayolu bağlantı güzergahı ile yol genişletme çalışmalarına ilişkin süreç de masaya yatırıldı. Arsa satış ve tahsislerinde yatırımcıya kolaylık sağlanması amacıyla taksit süresinin 12 aydan 24 aya çıkarılması önerisi de görüşülen başlıklar arasında yer aldı. Toplantıda ayrıca OSB’nin içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanmasına yönelik Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen su isale hattı çalışmaları kapsamında planlanan depo projesi ele alındı. Küçük imalat ve tamirat alanlarının oluşturulmasına yönelik planlamalar da değerlendirildi. Toplantının ardından Vali Orhan Tavlı, beraberindeki heyetle birlikte Vezirköprü Karma Organize Sanayi Bölgesi sahasında incelemelerde bulundu. Heyet, ilçenin tarım ve hayvancılık potansiyelini geliştirmesi hedeflenen Tarıma Dayalı İhtisas Besi OSB öneri alanını da yerinde inceledi. Program kapsamında ayrıca yapımı devam eden İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün yeni hizmet binasında incelemelerde bulunularak çalışmalar hakkında bilgi alındı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:31 Emine Sabancı Kamışlı, EGİAD Dönüşüm Sahnesi’nde İzmir iş dünyasıyla buluştu Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının dönüşüm ajandasına yön veren liderleri üyeleriyle buluşturduğu "EGİAD Dönüşüm Sahnesi" etkinlik serisinin yeni buluşmasını İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi. İş dünyasında güçlü liderliği ve sosyal etki odaklı yaklaşımıyla öne çıkan ESAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı’nın konuk olduğu etkinlikte, toplumsal dönüşüm, fırsat eşitliği ve sürdürülebilir sosyal etki modelleri çok paydaşlı bir perspektifle ele alındı. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, günümüz iş dünyasında dönüşümün yalnızca teknolojik ya da ekonomik bir başlık olmadığını vurgulayarak, "İçinde bulunduğumuz dönem, sıradan bir değişim süreci değildir. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve toplumsal ihtiyaçların kesişiminde şekillenen çok katmanlı bir dönüşüm çağındayız. EGİAD olarak bu süreci ‘Üçüz Dönüşüm’ yaklaşımıyla ele alıyor; yalnızca izleyen değil, dönüşüme yön veren bir iş dünyası olmayı hedefliyoruz" dedi. Özhelvacı, gerçek dönüşümün insanı merkeze alan, fırsat eşitliğini güçlendiren ve toplumsal fayda oluşturan bir anlayışla mümkün olabileceğini ifade etti. EGİAD’ın kurumsal yapısına ve etkisine de değinen Özhelvacı, "EGİAD, 35 yılı aşan kurumsal hafızasıyla yalnızca bir iş dünyası örgütü değil; toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden, değer üreten ve dönüşüme liderlik eden bir yapıdır. Biz burayı aynı zamanda bir liderlik okulu olarak konumlandırıyoruz" diye konuştu. Dönüşüm Sahnesi: İlham veren liderlik platformu EGİAD Dönüşüm Sahnesi’nin vizyonuna da değinen Özhelvacı, bu platformun yalnızca deneyim aktarımı değil, aynı zamanda bir etkileşim ve ilham alanı olduğunu vurgulayarak, "Bu sahne, genç iş insanlarının yeni bakış açıları kazandığı, kendi kurumlarında ve toplumda dönüşüm yapma cesareti bulduğu bir platformdur. Amacımız, başarı hikâyelerinin ötesine geçerek gerçek dönüşüm hikâyelerini görünür kılmaktır" diye konuştu. Kaan Özhelvacı, Esas Sosyal’in iş dünyası için önemli bir referans modeli olduğuna da dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Gençlerin istihdama katılımı yalnızca bireysel bir başarı değil; aynı zamanda ekonomik kalkınmanın ve sosyal adaletin temelidir. Esas Sosyal’in ortaya koyduğu model, iş dünyasına güçlü bir sorumluluk çağrısıdır. Diliyoruz ki bu buluşma; yeni iş birliklerine, yeni gönüllülere ve daha fazla gencin hayatına dokunacak sürdürülebilir projelere zemin hazırlasın. Çünkü gerçek dönüşüm, birlikte hareket ettiğimizde mümkün." EGİAD bu etkinin bir parçası EGİAD’ın Esas Sosyal programıyla doğrudan temas halinde olduğuna dikkat çeken Özhelvacı, derneğin bu sosyal etki modelini yalnızca gözlemleyen değil, uygulayan bir paydaş olduğunu vurgulayarak, "EGİAD olarak Esas Sosyal’in oluşturduğu etkinin içindeyiz. Program kapsamında iki genç arkadaşımızı istihdam ederek bu dönüşümün somut çıktısına birebir tanıklık ediyoruz. Bu deneyim, sosyal etkinin gerçek gücünü bize doğrudan gösteriyor" dedi. Toplumsal dönüşümün güçlü modeli: Esas Sosyal Etkinliğin ana odağını oluşturan Esas Sosyal, gençlerin eğitimden istihdama geçiş süreçlerini destekleyen ve fırsat eşitliği temelinde şekillenen yapısıyla öne çıktı. Emine Sabancı Kamışlı, Esas Sosyal programlarının ortaya çıkış hikâyelerini, gelişim süreçlerini ve oluşturduğu etkileri katılımcılarla paylaştı. Emine Sabancı Kamışlı: "Her dört gencin biri işsiz" Emine Sabancı Kamışlı’nın İzmir’de katıldığı etkinlikte, iş dünyası sosyal etki odağında buluştu ve genç istihdamında fırsat eşitliği vurgulandı. Sabancı Kamışlı, "Bugün bir genç mezun olduktan sonra 15 ay işsiz kalıyor. Bu bir sosyal problemdir ve biz bu problem için çalışıyoruz" dedi. Etkinlikte ESAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı Esas Sosyal’i, "Bugün 5 kıtada bir sürü ortakla el ele yürütüyoruz. Esas Sosyal adına 2015 senesinde baktık ki yapmamız gereken en önemli şeyleri yapmışız. Hangi alana odaklanacağımıza ve kimlerle yapacağımıza o sene karar verdik. Takımımızı etkili ve yetkin kurduk. Yapacağımız şeyin bir heves değil, sürdürülebilir bir iş olması lazım dedik. Sosyal yatırım diğer yatırımlardan farklıdır. Sosyal yatırımda hata yaparsan umudu etkilersin. Biz Esas Sosyal’i diğer işlerimize olan bakış açımızla kurduk. Esas Sosyal vakıf veya dernek değil, bir sosyal yatırım birimi. Kıt kaynakları israf etmeye gerek yok. Biz halihazırda var olan vakıflarla, derneklerle ve özel sektör kurumlarıyla iş birliği içinde çalışıyor, el ele veriyoruz" diye konuştu. "Düşünce lideri olduk" Sabancı Kamışlı, "Biz yurt dışında ülkemizi tanıtırken ‘Türkiye’nin şahane gelişmiş genç nüfusu var’ diyoruz. Bu yüzden gençler için bir şey yapalım diyerek işe koyulduk. Üniversite eğitimini tamamlamış ancak fırsat eşitsizliğine maruz kalmış gençlere yönelik çalışmalar yapalım ki onlar hayal edebilsin dedik. Bu çalışmaların ardından hayata geçirdiğimiz Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat, Hayırlı Sabancı Desteğiyle İngilizce Fırsatım ve Mezun Programlarıyla biz bir düşünce lideri olduk. Önemli olan bağış yapmak değildir, bir araya getirebilmektir. Bu bir araya gelişlerin sonucunda programların etrafında aralarında sivil toplum ve özel sektör kurumlarının da olduğu güçlü bir ekosistem oluştu" dedi. "İstihdama geçişte fırsat eşitsizliğine maruz kalan üniversite mezunu gençlerimiz için işe geçişini kolaylaştırdık" diyen Sabancı Kamışlı, "Bugün bizim programımızda işsizlik oranı yüzde 1. Program dışındaki bir genç ise mezun olduktan sonra 15 ay işsiz kalıyor. Her dört gencin biri işsiz. Bu bir sosyal problemdir. Biz bu problem için çalışıyoruz. Sosyal yatırım anlayışıyla geri dönüşümün faydası paha biçilemez" ifadelerini kullandı. "Bugün sosyal yatırım modellerimizle ulusal ve uluslararası ödüller alıyoruz" diyen Sabancı Kamışlı, "Esas Sosyal ilk kurulduğunda 15 genç ile başlayan yolculuğumuzun bugün 5 bini aşkın kişi ve kurumdan oluşan geniş bir ekosisteme evrilmesi bizi mutlu ediyor. Paylaşımcı bakış açısıyla hayata geçirdiğimiz programların etrafında 55 STK ve 70 Kurumsal Destekçimiz var. Gelen her bir fikir, bir iyilik daha oluşturuyor. Hepimiz emanetçiyiz önemli olan senden sonra yıllar boyunca yaşaması" diyerek sözlerini tamamladı. Çok paydaşlı iş birliği ile sürdürülebilir etki Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panelde Esas Sosyal Direktörü Özlem Akgün Eşmeler moderatörlüğünde İnci Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ece Elbirlik Ürkmez, Sadık Ventures Kurucusu Canberk Mersin, Koruncuk Vakfı Kaynak Geliştirme Müdürü ve Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 4. Dönem Mezunu Hacer Yıldırım Gündüz’ün katılımıyla sosyal etki ekosistemi çok yönlü olarak ele alındı. Panelde iş dünyası, sivil toplum ve girişimcilik ekosisteminin birlikte hareket etmesinin sürdürülebilir ve ölçülebilir toplumsal fayda oluşturmadaki kritik rolü vurgulandı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:49 UİB, Nisan ayında 4 milyar 18 milyon 719 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi Uludağ İhracatçı Birlikleri’nin (UİB) 2026 yılı Nisan ayı ihracatı, 4 milyar 18 milyon 719 bin dolar olarak gerçekleşti. UİB’in2026 Nisan ayı ihracat rakamları açıklandı. Nisan ayındaki ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24 oranında artarak 4 milyar dolar olanUİB’in, yılın ilk dört ayındaki ihracat tutarı da yüzde 10’luk artışla 14 milyar 351 milyon 207 bin dolar olarak gerçekleşti. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB) Nisan ayında ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25,2 oranında artarak 3 milyar 447 milyon 241 bin dolar olarak gerçekleşirken, bu yılın dört aylık dönemindeki ihracat toplamı da yüzde 10,7’lik artışla 12 milyar 301 milyon 424 bin dolara ulaştı. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği’nin (UTİB), Nisan ayı ihracatı yüzde 19 oranında artarak 117 milyon 175 bin dolar olarak gerçekleşirken, 2026’nın ilk dört ayındaki ihracat toplamı ise 418 milyon 440 bin dolara ulaştı. Nisan ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15 oranında artarak 79 milyon 896 bin dolar olan Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (UHKİB), 4 aylık ihracatı toplamı ise 270 milyon 234 bin dolar seviyelerinde gerçekleşti. Nisan ayında 17 milyon 712 bin dolar ihracat yapan Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (UMSMİB), 2026 yılının ilk dört aylık ihracatı ise 69 milyon 968 bin dolar düzeyinde gerçekleşti. Nisan ayında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 33’lük artışla 10 milyon 622 bin dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), 4 aylık dönemde toplam 48 milyon 176 bin dolarlık dış satışa imza attı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:38 Kırsalda süt üreticilerinin emeği kazanca dönüşüyor Erzurum’un önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden biri olan İspir’de kırsal kalkınmayı güçlendirecek önemli bir proje hayata geçiriliyor. İspir Belediyesi tarafından hazırlanan ve Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) tarafından desteklenen "Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor" projesi, kırsal mahallelerde faaliyet gösteren süt üreticilerinin emeğini ekonomik değere dönüştürmeyi hedefliyor. Yaklaşık olarak 9 milyon 500 bin TL bütçeye sahip proje, ilçedeki süt üretim altyapısını güçlendirerek sütün hijyenik koşullarda toplanması, muhafaza edilmesi ve pazara ulaştırılmasını sağlayacak. Proje ile birlikte üreticilerin gelir seviyesinin artırılması, süt kalitesinin yükseltilmesi ve kırsal ekonominin sürdürülebilir şekilde büyümesi amaçlanıyor. Uzmanlar tarafından kırsal kalkınma açısından önemli bir model olarak değerlendirilen proje, aynı zamanda yerel yönetimlerin üretime dayalı kalkınma stratejilerinin sahadaki güçlü örneklerinden biri olarak gösteriliyor. İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, İspir’in kalkınma stratejisini turizm, tarım ve hayvancılık ekseninde şekillendirdiklerini belirterek üretime dayalı projelerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal dönüşümün de anahtarı olduğunu ifade etti. "Toprağımızı işleyen çiftçimiz, İspir’in gerçek hazinesidir. Üretime verilen her destek aslında geleceğe yapılan bir yatırımdır. İlçemizin ekonomik kalkınmasının tarım ve hayvancılıktan başka alternatifi olmadığını biliyoruz. Bu nedenle göreve geldiğimiz günden bu yana üretime dayalı projeleri öncelikli gündemimiz haline getirdik" diyen Coşkun, belediye yönetim anlayışlarını "Birlikte Yönetim - Bütüncül Yaklaşım" ilkesi üzerine kurduklarını belirterek kamu kurumları, üreticiler ve yerel paydaşlarla güçlü bir iş birliği içinde çalıştıklarını dile getirdi. Soğuk zincir süt projesiyle başlayan dönüşüm hikâyesi projenin başlatılması ve sürdürülmesi konusunda büyük emek veren Başkan Coşkun; projenin öncesi ve gelinen mevcut durumu hakkında bilgi vererek projenin bölge ve bölge halkı için önemini şu ifadeler ile anlattı; "Bizim önceliğiniz her zaman vatandaşımızın memnuniyetini ve yaşam kalitesinin artması üzerine olmuştur. Bunun içinde halkımızın istek ve taleplerini dinleyerek ilçemizin potansiyelini ortaya çıkaracak, geleceğe değer katacak projeleri hayata geçirmek olmuştur. İlçemizin en büyük potansiyeli de tarım ve hayvancılık üzerinedir. Bizlerde bu mevcut potansiyelini açığa çıkarmak ve katma değere dönüştürmek üzere çalışmalar başlatarak "Soğuk Süt Zincir Projesini" ilçemizde çiftçilerimiz ve halkımız ile buluşturduk. Projenin ilk aşamasında ilgili müdürlük ve personelimiz ile proje stratejimizi belirlemek üzere 101 mahallemizi ziyaret edip çiftçilerimizi, üreticilerimizi ve hayvan sayılarımızı belirledikten sonra onların istek, talep ve sorunları üzerine bir çalışma planı hazırladık. İlk aşama 1 süt aracı ile 5 mahalleden süt toplamaya başladık. Daha sonra Çörmeli bölgesi diye adlandırdığımız 26 mahallemize eşit uzaklıkta bir merkezde süt toplama merkezi kurarak burayı hem toplama alanı hem de makine ikmal alanı olarak belirledik. Daha sonra Erzurum Ticaret Borsası ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile mahallelerimize ve çiftçilerimize süt toplama tankı ve süt sağım makineleri dağıtımını sağladık. İlgili birim müdürlüklerimiz tarafından mahallelerde örgütleme ve bilinçlendirme çalışmaları yaparak projenin sürdürülmesini sağladık. Daha sonrası süt toplama aracını 5 e yükselterek toplamda süt topladığımız mahalleleri 35 e çıkarttık ve yaklaşık olarak 200 üreticimizden süt alım yaparak yaklaşık olarak her yıl ortalama 200 ton sütün üreticilerden alınarak mandıralara ulaşımını sağladık. Geldiğimiz nokta itibari ile Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı KUDAKA ya sunmuş olduğumuz proje kapsamında 10 farklı mahallemizde süt toplama alanı kurarak sütün daha hijyenik korunması ve muhafazasını sağlayarak üreticilerimize desteğimizi sürdürmekteyiz. Oluşturulan kelebek etkisi ve örgütlenme sayesinde projenin diğer projelere ön ayak oluşturulması ve diğer projelerinde alt yapısını oluşturması sayesinde 101 mahalleye yayılarak tarım ve hayvancılık konusunda ilçemiz marka olacaktır." Başkan Coşkun, belediyecilik hizmetlerinin yalnızca rutin çalışmalarla sınırlı olmadığını belirterek, "İspir Belediyesi olarak klasik belediyecilik anlayışının ötesine geçmeye çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın sorunlarını, istek ve taleplerini dinleyerek ilgili müdürlüklerimiz ve teknik personellimiz ile çalışmalar başlatarak bu sorunlar üzerine projeler üretiyoruz, geliştiriyoruz ve uyguluyoruz. Erzurum Valiliği ve Erzurum Ticaret Borsası tarafından tarım ve hayvancılıkta dönüşüm hikâyesi olarak adlandırdığımız "Soğuk Zincir Süt Projesi" de bunlardan bir tanesidir. Yine projenin gelişim sürecine ve sürdürülebilirliğine katkı sunmak amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza sunmuş olduğumuz "Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor" Projemiz onaylanmış olup bu yıl içerisinde hizmete başlayacağız" dedi. Soğuk zincir altyapısının kurulması ve üreticilerin örgütlenmesi sayesinde diğer projelerin de ön hazırlığının yapıldığını belirten İspir Belediyesi Proje Koordinatörü Hasan İşler, tarım ve hayvancılığın stratejik bir kalkınma aracı olarak ele alındığı bu çalışmaların, yerel yönetimlerin üretime dayalı ekonomik modeller geliştirmesine imkân sağladığını ifade ederek bölgede yürütülen yeni kalkınma projelerini değerlendirdi. Proje Koordinatörü Hasan İşler, bu tür projelerin hayata geçirilmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için yerelde güçlü bir altyapı desteğinin zorunlu olduğuna dikkat çekti. İşler, İspir’in coğrafi olarak engebeli ve zor bir yapıya sahip olması, yaylacılık kültürünün güçlü şekilde sürdürülmesi, geleneksel ahır sistemlerinin yaygınlığı, tarım arazilerinin yeterince verimli kullanılamaması gibi faktörlerin, bütüncül bir kırsal kalkınma planını zorunlu kıldığını belirtti. İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun’un ifade ettiği gibi, İspir Belediyesi’nin proje üreten, geliştiren ve uygulayan bir belediye olduğunu vurgulayan İşler, başlatılan bu çalışmanın diğer projelerle entegre şekilde ilerleyebilmesi için kapsamlı bir yerel kalkınma stratejisinin hazırlanmasının kritik olduğunu söyledi. Hazırlanacak bu stratejinin merkezinde ise kırsal kalkınma odaklı bir dönüşüm modeli yer alacak. Bu kapsamda çiftçilere yönelik kooperatifleşme modelleri, üretim planlaması ve destek mekanizmaları oluşturulacak; yem maliyetlerini azaltmaya yönelik yerel üretim ve tedarik zinciri çözümleri geliştirilecek. Ayrıca modern ve verimli hayvancılık için yeni nesil ahır sistemlerinin kurulması, gübre yönetim probleminin çözülmesi ve hayvansal atıkların biyogaz ve organik gübre üretimine entegre edilmesi planlanıyor. Bu yaklaşımın yalnızca bir proje değil, aynı zamanda zincirleme bir kalkınma etkisi oluşturacağını belirten İşler, atılacak bu ilk adımın "kelebek etkisi" oluşturarak bölgedeki diğer tarım ve hayvancılık projelerine de zemin hazırlayacağını, uzun vadede ise Doğu Anadolu için örnek bir kırsal kalkınma modeline dönüşeceğini ifade etti. Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, şehir yaşamının ekonomik ve sosyal baskılarından uzaklaşmak isteyen çok sayıda girişimci ve gencin yeniden memleketlerine dönerek üretim odaklı faaliyetlere yöneldiğini belirtti. Başkan Coşkun, kırsalın yeniden bir cazibe merkezi haline geldiğini vurgulayarak, "Şehir yaşamı her birey için aynı ölçüde ekonomik fırsat üretmiyor. Buna karşılık kırsalda hayata geçirilen tarım ve hayvancılık projeleriyle birlikte İspir, üretim gücü yüksek, ekonomik potansiyeli artan ve kendi kendine yetebilen bir yapıya kavuşmuştur. Bugün geldiğimiz noktada kırsal alanlarımız adeta tarım ve hayvancılığın yeniden altın çağını yaşamaktadır" dedi. Coşkun, özellikle gençlerin ve yatırımcıların köylerine dönerek üretim süreçlerine dahil olmasının bölge ekonomisine doğrudan katkı sağladığını ifade ederek, "Tersine göç yalnızca nüfus hareketi değil, aynı zamanda ekonomik bir dönüşümdür. Üretim artmış, gelir düzeyi yükselmiş ve kırsal ekonomi şehirle rekabet edebilir bir seviyeye ulaşmıştır. Bu bizim için en büyük kazanımlardan biridir" ifadelerini kullandı. Başkan Coşkun, bu sürecin sürdürülebilir hale gelmesiyle birlikte İspir’in yalnızca göç veren değil, aynı zamanda göç alan bir ekonomik merkez haline geleceğini de sözlerine ekledi. İspir Belediye bünyesinde Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün kurulmasının, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin daha profesyonel, kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması açısından kritik bir adım olduğunu ifade eden İspir Belediyesi Veteriner Hekimi Arif Özden, yürütülen çalışmaların sahadaki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özden, özellikle süt üretimine dayalı projenin başlangıç aşamasında Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün aktif bir rol üstlendiğini belirterek, "Sahada gerçekleştirdiğimiz en önemli müdahalelerden biri hayvan sağlığı ve hastalık yönetimi oldu. Bu süreçte zamanında yapılan teşhis ve müdahalelerle üretim kayıplarının önüne geçtik, aynı zamanda üreticinin sisteme olan güvenini yeniden tesis ettik. Bu da süt verimliliğine dayalı projenin temelini oluşturdu" dedi. Yürütülen çalışmalar kapsamında üreticilere düzenli olarak hayvan sağlığı, besleme teknikleri, süt kalitesinin artırılması ve modern hayvancılık yöntemleri konusunda eğitimler verildiğini belirten Özden, bu sürecin yalnızca teknik bir destek değil aynı zamanda kırsal örgütlenmeyi güçlendiren bir yapı oluşturduğunu vurguladı. Özden, "Kırsal mahallelerde üreticilerin bir araya gelmesini, birlikte hareket etmesini ve daha planlı üretim modellerine geçmesini sağladık. Bu, sahada sürdürülebilirliğin en önemli ayağıdır" ifadelerini kullandı. Saha çalışmalarının merkezinde aktif rol aldığını belirten Arif Özden, düzenli bilgilendirme ve yönlendirme mekanizmaları sayesinde üreticilerin artık daha bilinçli kararlar aldığını, Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün ise bu sürecin kurumsal omurgasını oluşturduğunu ifade etti. Gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda bölgede verimli hayvan ırklarına yönelimin arttığını, süt üretiminde hem kalite hem de verimlilik açısından önemli iyileşmeler sağlandığını belirten Özden, modern hayvancılık uygulamalarının sahaya entegre edilmesiyle birlikte üreticilerin sektöre daha profesyonel katılım gösterdiğini ve özellikle genç üreticilerin bu alana ilgisinin belirgin şekilde arttığını sözlerine ekledi. Bölgesel Güçlenmeden KUDAKA’nın Kurumsal ve Kırsal Kalkınma Hamlesi İspir Belediye Başkanı Ahmet Coşkun, hayata geçirilen kırsal kalkınma projesinin onaylanması ve uygulama sürecine geçilmesinde kurumsal iş birliklerinin belirleyici rol oynadığını vurguladı. Coşkun, başta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır olmak üzere, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) Genel Sekreteri Oktay Güven’e ve tüm kalkınma ajansı ekibine katkılarından dolayı teşekkür etti. Başkan Coşkun, "Böylesine kapsamlı projelerin hayata geçmesinde merkezi idare ile yerel yönetimlerin uyumu son derece kritiktir. Sayın Bakanımız Mehmet Fatih Kacır’ın vizyoner yaklaşımı ve KUDAKA’nın bölgeye sağladığı güçlü destek sayesinde yerel kalkınma projeleri daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmaktadır. ‘Kırsalda Süt Üreticilerinin Emeği Kazanca Dönüşüyor’ projemizin desteklenmesi de bunun en somut göstergesidir" dedi. Coşkun, sağlanan desteklerle birlikte üreticilerin emeğini daha güçlü bir ekonomik değere dönüştürme imkânı bulacağını belirterek, kırsal kalkınma modelinin bölge için stratejik bir dönüşüm niteliği taşıdığını ifade etti. İspir’de üretime dayalı kalkınma modelini kararlılıkla sürdürdüklerini dile getiren Coşkun, "Hedefimiz sadece bugünü değil, yarının İspir’ini inşa etmektir. Tarım ve hayvancılığı güçlendiren, gençlerin üretime katıldığı, kadınların ekonomide daha aktif rol aldığı sürdürülebilir bir kırsal yapı oluşturmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz" sözleriyle açıklamasını tamamladı.
Akbank ve TurkishWIN’den kadın KOBİ’lere destek
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:46 Akbank ve TurkishWIN’den kadın KOBİ’lere destek Akbank ve TurkishWIN iş birliğiyle, kadın KOBİ’lerin büyüme yolculuğuna stratejik destek sunan BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı’nın üçüncü dönemi başlıyor. Başvuru süreci 19 Aralık tarihine kadar devam eden program kapsamında, 50 kadın KOBİ, ihracattan dijitalleşmeye pek çok farklı alanda deneyimli mentorlarla ücretsiz olarak bire bir çalışma fırsatı elde edecek. Akbank ve TurkishWIN iş birliğiyle düzenlenen BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı’nın üçüncü dönemi için başvuru süreci 19 Aralık tarihine kadar devam ediyor. Program, girişimci kadınları alanında deneyimli mentorlarla bir araya getirerek sürdürülebilir bir gelişim yolculuğu sunmayı hedefliyor. Başvurular arasından seçilecek 50 kadın KOBİ, bu ağa katılarak çalışmalarına güç katacak. Yapılan açıklamaya göre, BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı; yıllık cirosu en az 1 milyon TL olan girişimci kadınları, ihracat, yatırım, büyüme, insan kaynağı, liderlik, pazarlama, kriz yönetimi, networking, dijitalleşme gibi alanlarda ücretsiz ve 6 ay sürecek bire bir mentorluk desteğiyle buluşturuyor. Hedeflerinin kadın KOBİ’lere bütüncül bir destek ağı sunmak olduğunu belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, "Türkiye’de kadın girişimcilik oranı yüzde 18 bandına ulaşmış durumda. Ancak potansiyelin hâlâ çok altında. Kadın KOBİ’lerimizin büyüme iştahı, dijitalleşmeye açıklıkları ve markalaşma kabiliyetleri reel sektörde ciddi bir değer oluşturuyor; buna karşın finansmana erişim, mentorluk, görünürlük ve kurumsallaşma gibi kritik alanlarda desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Banka olarak biz, bütüncül bir yaklaşımla kadın KOBİ’lerin tüm ihtiyaçlarına yanıt veren çözümler geliştirmeye, büyüme yolculuklarında yanlarında yer almaya odaklanıyoruz. Bu kapsamda bir yandan kadın KOBİ’lere özel finansman çözümleri sunarken bir yandan da ihtiyaç duydukları eğitim, mentorluk desteğine ve iş ağına erişimlerini kolaylaştırıyoruz. 2021 Aralık ayında uluslararası finans kuruluşlarıyla hayata geçirdiğimiz Kadın KOBİ Paketini müşterilerimizin hizmetine sunmuştuk. Paketin lansman tarihi itibarıyla Kadın KOBİ’lere yönelik sağladığımız finansman tutarı 7,5 katına, hizmet verdiğimiz kadın KOBİ sayısı ise 2 katına ulaştı. Ayrıca uluslararası fon kuruluşları aracılığıyla sağladığımız toplam 240 milyon USD tutarındaki fon ile de kadın KOBİ’lerimizi destekledik. BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı ise bu çabanın önemli bir tamamlayıcısı niteliğinde. Üçüncü yılında da bu programla girişimci kadınları, büyüme, yatırım, ihracat, liderlik gibi alanlarda onlara rehberlik edecek mentorlarla buluşturuyoruz. Biz bu mentorluk sürecini Türkiye ekonomisinin uzun vadeli rekabet gücüne yapılan stratejik bir katkı olarak değerlendiriyor, bu etkiyi artırmak üzere TurkishWIN gibi bu alanda önde gelen kurumlarla el ele ilerlemeye devam ediyoruz" dedi. Konu hakkında değerlendirmede bulunan TurkishWIN Kurucusu Melek Pulatkonak, "TurkishWIN olarak 2010 yılından bu yana kadınların iş hayatındaki hedeflerine ulaşmalarını desteklemek için mentorluk, networking ve sosyal öğrenme programları tasarlıyor ve hayata geçiriyoruz. Amacımız, kadınların iş dünyasında daha görünür, daha etkin ve daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlamak. İngiltere merkezli Sage grubu tarafından yayınlanan rapora göre, girişimcilerin yüzde 93’ünün mentorluk desteğinin başarılarını artırdığına inandığını; mentorluk alan işletmelerin ise yüzde 70’inin beş yıl ve daha uzun süre ayakta kaldığını ortaya koyuyor. Bu oran, mentorluk almayan işletmelere kıyasla neredeyse iki kat daha yüksek. Bu nedenle kadın girişimciliğini destekleyen finansal araçlar ile finansal olmayan desteklerin, eğitim, danışmanlık, hibeler ve güçlü mentorluk ekosisteminin hem sosyal hem de ekonomik açıdan stratejik bir yatırım olduğuna inanıyoruz. Akbank’ın bu alandaki bütünsel yaklaşımını son derece kıymetli buluyoruz. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye’nin 148 ülke arasında 135 sırada yer alması, fırsat eşitliğini güçlendirmek ve kadınların ekonomik hayata katılımında gerçek bir sıçrama oluşturmak için sivil toplum-özel sektör iş birliklerine olan ihtiyacın ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Banka iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz BinYaprak Kadın Girişimci Mentorluk Programı da bu güç birliklerinin en etkili örneklerinden biri. Üçüncü yılında programımız, girişimcilik ekosisteminin liderlerinden 20 sivil toplum kuruluşu ve 50 gönüllü iş lideri mentoru bir araya getirerek kadın KOBİ’lerin büyüme yolculuğuna somut katkı sağlıyor. Birlikte güçlüyüz" şeklinde konuştu.
GSO kasım ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:39 GSO kasım ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Kasım Ayı Meclis Toplantısı, GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Meclis ve Meslek Komitesi Üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda ekonomik gelişmeler, sanayinin güncel durumu ve yürütülen projeler ele alınarak değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu, Gaziantep sanayisinin Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden biri olmaya devam ettiğini vurgulayarak, ‘’Gaziantep, üretim gücü, ihracat kapasitesi ve istihdam oluşturma potansiyeliyle ülkemizin en güçlü sanayi şehirlerinin başında geliyor. Şehrimizin büyümesini sürdürülebilir kılmak, sanayicimizin önünü açmak ve geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemek için elimizden geleni fazlasıyla yapıyoruz. Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Ancak Gaziantep’in girişimci ruhu, çalışkanlığı ve mücadelesiyle zorlukların üstesinden geleceğimize yürekten inanıyorum. Sanayicilerimiz her şartta üretmeye, ihracat yapmaya ve istihdam oluşturmaya özveriyle devam ediyor’’ ifadelerini kullandı. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi de konuşmasında politika faizindeki düşüş trendine işaret ederek, ‘’Merkez Bankası tarafından politika faizinde indirim yönündeki eğilim memnuniyet vericidir. Merkez Bankası iki aydır politika faizinde indirme gitmektedir. Merkez Bankası tarafından 7 kasımda gerçekleştirilen enflasyon raporu sunumunda, 2025 yıl sonu enflasyon tahmin aralığı, yüzde 25-29’dan yüzde 31-33 seviyesine yükselmiştir. Bu sürecin politika faizindeki düşüş eğilimini olumsuz etkilememesini arzu ediyoruz’’ şeklinde konuştu. Nefes Kredisi limitlerinin arttığını belirten Ünverdi, ‘’Nefes Kredisi limiti 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye çıkarıldı. Kredide 6 ay anapara ödemesiz dönem bulunacak ve toplam vade en fazla 36 ay olacak. Firmalar en çok 1,5 milyon TL’ye kadar kredi kullanabilecek.2025 yılı içerisinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)Nefes Kredisi ile KOBİ’lere sağlanan toplam destek 80 milyar TL’ye çıkacak. Ekonomik daralmanın ve zorlukların yaşandığı bu süreçte özellikle KOBİ niteliğindeki firmalarımızı sunulan imkanlardan faydalanmaya davete diyoruz’’ şeklinde konuştu. Türkiye ile Suriye arasında transit taşımacılığın bu ay itibarı ile yeniden başladığına dikkati çekerek, "Bu süreç ülkemiz ve özellikle şehrimizle, Suriye ve bölge ülkeleri arasında ikili ticaretin gelişmesine önemli katkılarda bulunacaktır. Sürecin geliştirilerek, şehrimizin Suriye’de daha fazla rol oynaması ve bölgeye olan ihracatımızın artması için bizler de elimizden gelen çabayı göstereceğiz’’ diye konuştu. Gaziantep’in ekonomik verileri hakkında da meclis üyelerine sunum yapan Ünverdi şunları dile getirdi: ‘’Şehrimiz en fazla ihracat gerçekleştiren iller arasında 2025 yılı Ekim ayında 6. sıradaki yerini korudu. İhracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,9 oranında arttı. En çok ihracatın yapıldığı ülkelerin başında Irak ve ABD yer aldı. İhracatın sektörlere göre dağılımına bakıldığında ise ilk sırada yüzde 36,1 ile tekstil ürünleri, ikinci sırada yüzde 34,2 ile tarımsal sanayi ve hububat ürünleri, 3. sırada ise yüzde 12,7 ile kimya ve plastik ürünleri bulunuyor.’’ Toplantı soru-cevap kısmının ardından sona erdi.
Tami, yenilikçi ödeme çözümleriyle ilk yılında önemli bir büyüme kaydetti
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:18 Tami, yenilikçi ödeme çözümleriyle ilk yılında önemli bir büyüme kaydetti Garanti BBVA iştiraki olarak hayata geçen Tami, yenilikçi ödeme çözümleriyle ilk yılında önemli bir büyüme kaydetti. Çoklu Banka POS, sanal POS ve ön ödemeli kart çözümleriyle hizmet sunan Tami, Garanti BBVA’nın teknolojik altyapısı ve güvence anlayışıyla faaliyetlerine devam ediyor. Garanti BBVA iştiraki olarak e-para ve ödeme hizmetleri sunmak üzere kurulan TAMİ kuruluşunun birinci yılında önemli bir başarıya ulaştı. Kullanıcı odaklı çözümleriyle 290 binden fazla kullanıcıya hizmet veren Tami, hem bireylerin hem de işletmelerin finansal süreçlerini sadeleştiren, güvenli ve yenilikçi bir ödeme deneyimi sunuyor. Tami Genel Müdürü Melda Çetin, Tami’nin ilk yılıyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Tami Garanti BBVA’nın güçlü teknolojik altyapısını arkasına alarak, bir yıl gibi kısa bir sürede bireysel ve kurumsal kullanıcılar için güvenli, erişilebilir ve akışkan ödeme çözümleri sunan bir finansal teknoloji markasına dönüştü. Radikal müşteri perspektifimiz doğrultusunda, müşterilerimizin neye ihtiyaç duyduğunu hissederek ürün ve hizmetlerimizi bu anlayışla tasarlıyoruz. Finansal yolculuklarının her adımında empatiyle yanlarında olmayı, hayatlarını kolaylaştıran çözümler sunmayı önceliklendiriyoruz. Tami’de de bu yaklaşımı "Tam İstediğin Gibi" mottosuyla benimsedik. Bizim için sürdürülebilir yapı içinde sağlam bir sistem kurarak emin adımlarla ilerlemek önemli. Kuruluşumuzdan bu yana geçen bir yılda hem bireysel hem de kurumsal alanda oldukça güçlü sonuçlar elde ettik. Bu başarıda hem işletmeler hem de tüketiciler için sağladığımız, finansal kapsayıcılığı artıran, kolay, güvenli ve hızlı çözümlerin büyük payı olduğuna inanıyoruz. Bir yıl gibi kısa bir sürede bu kadar olumlu sonuçlar almamızda emeği olan tüm çalışma arkadaşlarıma ve tüm Tamililer’e teşekkürlerimi sunuyorum. Şimdi, ikinci yılımıza daha da güçlü bir büyüme hedefiyle giriyoruz." Yeni nesil POS ve ödeme çözümleri Tami kuruluşunun ardından geçen bir yılda, POS tarafında; 2 bin 500’ün üzerinde sanal POS ile aylık 1 milyar TL’lik işlem hacmine ulaştı. Üye iş yerleri ortalama yüzde 45 aktivasyon oranıyla POS’larını aktif şekilde kullanıyor. Şirket, birçok çözüm ortaklarıyla sağlanan entegrasyonlar sayesinde firmalara çok yönlü ödeme seçenekleri ve iş büyütme fırsatları sunuluyor. Tami Linkli Ödeme çözümüyle satıcıların dijital platformlarda ödeme linki paylaşarak kolayca ödeme almasını sağlıyor. Ortak ödeme sayfası, mevcutta ödeme sayfası olmayan e-ticaret işyerleri için kart saklama opsiyonları sunan hazır bir altyapı sunuyor. Böylece firmalar kendi ödeme sayfalarını barındırmasalar bile kolayca online satış yapabiliyorlar. Tami cüzdan çözümleri ile de firmaların kendi ekosistemlerinde bakiye yükleme, harcama, ödül kullanımı gibi işlemleri uçtan uca yönetmeleri sağlanıyor. Bu yıl hayata geçen iş birlikleri arasında Starbucks mobil uygulamasının kapalı devre cüzdan altyapısı da yer alıyor. Kart pazarının önemli bir oyuncusu haline geldi Kart tarafında ise Tami’nin kullanıcı sayısı 140 bine ulaşırken, aylık kart cirosu 20 milyon TL’yi aştı. Kullanıcılar bugüne kadar 223 farklı kampanyadan yararlandı ve toplamda 15,6 milyon TL nakit iade kazandı. Tami kart sahipleri; fatura ödeme, para transferi ve para isteme gibi işlemlerini 7/24 gerçekleştirebiliyor. Üstelik Tamililer arası para transferi işlemleri ücretsiz olarak yapılıyor. Ayrıca 12-18 yaş arası gençler, kendilerine özel ön ödemeli Tami -18 kart ile ebeveynlerinin onayıyla online ve fiziksel harcama yapabiliyor, ebeveynleri de isterlerse harcamalarını takip edebilir, sektör bazlı kontrolleri belirleyebiliyor.
Altın 4 bin 232 dolar seviyesinde dengede: "Sessizlik çoğu zaman yeni bir yükseliş dalgasının habercisidir"
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:14 Altın 4 bin 232 dolar seviyesinde dengede: "Sessizlik çoğu zaman yeni bir yükseliş dalgasının habercisidir" Altın fiyatlarının küresel piyasalarda beklentilerin aksine daha sakin bir seyir izlediğini, jeopolitik risklerin etkisiyle ons altının 4 bin 232 dolar seviyesindeki seyrini koruduğunu ifade eden DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, FED’in faiz indirim döngüsüne girdiği bir dönemde altının hâlâ bu seviyelerde tutunmasının, küresel sermaye akımlarında ‘temkinli pozisyonlanma’ eğilimini güçlendirdiğini belirterek, mevcut tabloyu "sadece bir fiyat hareketi değil, finansal güç dengelerinin yeniden hizalanması" olarak değerlendirdi. Kitiş, orta vadede altın için yeni bir trend zemininin oluştuğunu belirtti. Son haftalarda 3 bin 900 dolar seviyesine kadar gerileyen ons altın, kısa sürede 4 bin 230 dolar bandına yeniden yükseldi. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, bu dönüşün üç temel sebebi olduğunu kaydederek, "Birincisi, ABD tahvil faizlerinde yaşanan geri çekilme. Son haftalarda tahvile yönelen yoğun talep azaldı, faizlerdeki düşüş de altına yeniden alım ilgisini güçlendirdi. İkincisi, piyasalarda FED’in agresif bir faiz indirim döngüsüne girebileceği beklentisinin kuvvetlenmesi. Son açıklamalar, ABD ekonomisinin ‘yumuşak iniş’ yerine ‘yavaşlama’ sürecine girdiğini işaret ediyor ve bu ortam altın için tarihi olarak yükseliş sağlar. Üçüncüsü ise jeopolitik risklerdeki belirgin artışın yatırımcıyı yeniden güvenli limana yöneltmesi. Orta Doğu’da ateşkesin tekrar bozulması, Avrupa’daki enerji risklerinin tırmanması ve Rusya-Ukrayna hattında çözüm umudunun kaybolması, altını yeniden ‘riskten kaçış varlığı’ haline getirdi" diye konuştu. "3 bin 900 dolar tesadüf değil, güçlü bir destek seviyesi" Altının söz konusu seviyeden güçlü dönüş yapmasının teknik açıdan beklenen bir hareket olduğunu vurgulayan Kitiş, "Bu üç etken birleşince 3 bin 900 dolar seviyesi, teknik olarak da güçlü bir destek oluşturdu ve küresel fonlar bu seviyeden agresif şekilde alıma yöneldi. Sonuç olarak, altın sadece tepki yükselişi değil, yeni bir trend tabanı inşa ederek yukarı döndü. Altının 3 bin 900 dolardan dönmesi tesadüf değil, küresel para çok hızlı şekilde güven alanına geri çekildi. FED’in faiz indirimleri normal şartlarda altın gibi faize duyarlı varlıkların önünü açar. Ancak bugün tablo farklı. ABD hazine tahvillerine yoğun talep, altına giden parayı sınırlıyor, Çin’de büyüme verilerinin dalgalı seyri, global risk iştahını zayıflatıyor ve ABD seçim atmosferi, piyasalarda ‘bekle-gör’ davranışını tetikliyor. Bu karmaşık denklem altının yükselişini geciktiriyor, fakat aynı zamanda 4 bin 200 dolar bandını güçlü bir taban haline getiriyor" şeklinde konuştu. "Büyük hareket öncesi sakinlik" Küresel ölçekte artan kırılganlıkların da dikkat çektiğine değinen Kitiş, "Altın şu anda hızlı yükselişten çok, yeni bir ana trend zemini inşa ediyor. Bu zeminin üzerine kurulacak hareket çok daha güçlü ve kalıcı olacaktır. Orta Doğu’da ateşkes girişimlerinin defalarca bozulması, ABD-Venezuela geriliminin tırmanması, Rusya-Ukrayna hattında çözüm ihtimalinin tamamen zayıflaması ve Avrupa’da enerji güvenliği endişelerinin geri dönmesi gibi kırılgan dinamikler, altını güvenli liman konumuna yeniden oturtuyor. Bu tabloya rağmen fiyatın yatay kalması ise ‘büyük hareket öncesi sakinlik’ olarak değerlendiriliyor. Gram altın cephesinde ise TL’nin yataylaşmasıyla birlikte fiyatların momentum kazandığı görülüyor. Kur tarafında agresif bir yukarı hareket olmamasına rağmen, küresel ons fiyatının 4 bin 200 dolar üzerinde tutunması gram altın için orta vadede yeni bir değerleme alanı oluşturuyor. Türkiye’de altının bireysel yatırımcıdaki ağırlığı çok yüksek. Dolayısıyla küresel bir sıçrama, gram altında tüm zamanların en hızlı fiyatlamalarından birine dönüşebilir" ifadelerini kullandı. "Orta Doğu veya Avrupa cephesinde ani bir gerilim artışı yaşanırsa ons altın 4 bin 400 dolar üzerini kısa sürede test edebilir" 2024-2025 döneminde merkez bankalarının altın alımlarının tarihin en yüksek seviyelerine ulaştığını, bu eğilimi destekleyen iki temel faktörün öne çıktığını söyleyen Cumhur Kitiş, "2024-2025 dönemi, modern tarihin en güçlü merkez bankası altın alımlarına sahne oldu. Bunun iki sebebi var; doların rezerv para olarak eski gücünü yitirmesi ve BRICS merkezli yeni finans hattında altının ağırlığının artması. Bu tablo, uzun vadede altın için yapısal bir destek anlamına geliyor. Jeopolitik baskı sürer, FED indirimleri devam eder, ABD seçimleri yaklaşırken belirsizlik artarsa, ons altın 4 bin 280-4 bin 350 dolar bandına doğru kademeli bir çıkış yapar. Tahvil piyasası baskın kalır, dolar güçlü seyrini korursa 4 bin 150-4 bin 230 dolar aralığında yatay konsolidasyon. Orta Doğu veya Avrupa cephesinde ani bir gerilim artışı yaşanırsa ons altın 4 bin 400 dolar üzerini kısa sürede test edebilir. Altının sakin görünümü yanıltıcı olabilir. Çünkü fiyat, büyük hareketlerin genellikle hemen öncesinde böyle sakinleşir. Altın, kısa vadede dar bir bantta sıkışmış görünse de, arka planda büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Merkez bankalarının altın stoklarını rekor seviyelere taşıması, küresel güç dengelerinin yeniden şekillenmesi ve jeopolitik risklerin giderek keskinleşmesi, altını yeni bir dönemin merkezine doğru taşıyor. Bugün altın sessiz gibi; ama sessizlik çoğu zaman yeni bir yükseliş dalgasının habercisidir" dedi.
Balıkçılık sektörü Sinop’ta bir araya geldi: Balık yağı üretim potansiyeli ortaya çıkarılıyor
19 Kasım 2025 Çarşamba - 11:57 Balıkçılık sektörü Sinop’ta bir araya geldi: Balık yağı üretim potansiyeli ortaya çıkarılıyor Türkiye’nin insan tüketimine yönelik balık yağı üretim potansiyelini ortaya çıkarmak ve sektörel iş birliklerini güçlendirmeyi amaçlayan "Balık Yağı Rafinasyonu: Teknoloji ve Pazar Potansiyeli Çalıştayı", Sinop’ta sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) ev sahipliğinde düzenlenen, "Balık Yağı Rafinasyonu: Teknoloji ve Pazar Potansiyeli Çalıştayı" Sabahattin Ali Kültür Merkezi’nde başladı. Gün boyu sürecek olan çalıştayda, insan tüketimine yönelik olarak balık yağı sektörünün mevcut durumu, teknolojik gelişmeler ve yatırım olanakları ele alınıyor. Kamu kurumlarının yanı sıra, akademik camia, sivil toplum, sektör temsilcileri ve potansiyel yatırımcıların bir araya geldiği çalıştayda, Türkiye’nin insan tüketimine yönelik olarak balık yağı üretim kapasitesinin geliştirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve Sinop’un bu alanda bir üretim üssü haline getirilmesi amaçlanıyor. Çalıştayın açılışında konuşan KUZKA Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç, kalkınma ajansları olarak yerel kalkınma hamlesi doğrultusunda bölgelerin ekonomik ve sosyal kalkınmasını desteklerken, özellikle potansiyeli yüksek sektörlerde ortak hareket etmeye büyük önem verdiklerini belirterek, "Mavi ekonomi, balıkçılıktan enerjiye, ulaşımdan turizme geniş bir alanı kapsayan bütüncül bir gelişim perspektifi sunuyor. Bu yapı içerisinde sürdürülebilir balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği, Karadeniz Bölgesi’nin en kritik ekonomik faaliyetlerinden birini oluşturmaktadır. Bugün ülkemizde avcılığı yapılan balıkların çok büyük bir kısmı Karadeniz’den elde edilmekte; levrek, çipura ve son yıllarda öne çıkan Türk somonu gibi yetiştiricilik ürünleri de ülkemize önemli bir katma değer sağlamaktadır. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı olarak bizler, su ürünleri sektörünün güçlendirilmesini stratejik bir öncelik olarak ele aldık. Bu doğrultuda Temel Sektörlerde Rekabetçiliğin Geliştirilmesi Sonuç Odaklı Programı kapsamında sektöre yönelik politika geliştirme, proje tasarımı ve kapasite artırımı çalışmalarını bütüncül bir anlayışla yürütüyoruz. Bu çalışmaların en somut örneklerinden biri olan ve Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak finansmanıyla yürütülen Sinop’ta Temel Sektörlerin Rekabetçiliğinin Artırılması Projesi, bölgemizde önemli bir dönüşüm oluşturmuştur. Sinop Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan 3 bin ton/yıl kapasiteli SEANOP su ürünleri işleme, şoklama ve depolama tesisi, hem işletmelerimizin rekabet gücünü artıracak hem de Karadeniz’in su ürünleri değer zincirini güçlendirecektir" dedi. "Bu çalıştay sektöre yönelik yenilikçi politika ve projelere ışık tutmuştur" Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı kapsamında hayata geçirilen Lakerda ve Su Ürünleri Üretim Tesisi ile bölgenin gastronomi turizmine, markalı ürün gelişimine ve ihracat potansiyeline önemli bir kapı araladıklarını kaydeden Genç, "23-24 Eylül 2024 tarihinde Sinop ilimizde kalkınma ajanslarımız, kamu ve özel sektör paydaşlarımız ile Karadeniz Masası Su ürünleri Sektörü Değerlendirme Çalıştayı’nı gerçekleştirmiştik. Karadeniz’in mavi büyüme potansiyelini daha iyi değerlendirmek, su ürünleri ekosistemini güçlendirmek ve sektörün uluslararası rekabet gücünü artırmak için önemli bir etkinlik olmuştur. Sonuç raporumuzu da Kalkınma Kütüphanesi’nde yayınladık. Bu çalıştay sektöre yönelik yenilikçi politika ve projelere ışık tutmuştur. 2025 yılında güncellenen yeni teşvik sistemi ile kalkınma ajansları tarafından yerel kalkınma hamlesi programı ilan edildi. Birçok ilimizde su ürünlerinin geliştirmeye yönelik yatırım konuları ilan edildi. Bizler de Sinop ilimizde su ürünleri ekosistemimizi günlendirecek kapalı devre su ürünleri yetiştiriciliği konusunda başvuru aldık. Önümüzdeki yıllarda da su ürünleri ekosistemini güçlendirecek benzer yatırım konuları ilan edilecektir. Bugün gerçekleştirdiğimiz Balık Yağı Rafinasyonu: Teknoloji ve Pazar Potansiyeli Çalıştayı ise bu çalışmaların yeni ve stratejik bir adımıdır. İnsan tüketimine yönelik rafine balık yağı, ülkemizde hâlâ önemli ölçüde ithal ettiğimiz bir üründür. Amacımız, sektörün teknoloji ve kapasite ihtiyacını masaya yatırarak yerli üretim olanaklarını geliştirmek, böylece hem ithalatı azaltmak hem de bölgesel bir üretim ekosistemi oluşturmaktır" diye konuştu. Açılışa Sinop Valisi Mustafa Özarslan, Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şakir Taşdemir, akademisyenler, kurum, STK ve sektör temsilcileri katıldı. Çalıştayın öğleden sonraki kısmında ise refinasyon teknolojileri ile yatırım ve pazar konulu iki ayrı çalışma masasında balık yağı sektörü üzerine tartışma ve değerlendirmeler yapılacak. Çalıştay, sonuçların katılımcılar ile paylaşılması ile sona erecek.
Vodafone Grubu, çocukların çevrimiçi güvenliği için harekete geçti
19 Kasım 2025 Çarşamba - 11:52 Vodafone Grubu, çocukların çevrimiçi güvenliği için harekete geçti Vodafone, Vodafone Vakfı ve Save the Children, çocukların çevrimiçi ortamda korunması için daha kapsamlı önlemler alınması çağrısında bulundu. Bu üç kuruluşun hazırladığı "Protection through Empowerment: Online Protection of Minors" (Yetkilendirme Yoluyla Koruma: Çocukların Çevrimiçi Korunması) isimli raporda alınması gereken acil aksiyonlar sıralanıyor. Vodafone, Vodafone Vakfı ve Save the Children yardım kuruluşu, Avrupa’daki politika yapıcıları çocukların çevrimiçi ortamda güvende tutulması için daha kapsamlı ve uyumlu önlemler almaya çağırdı. Bu üç kuruluş, "Protection through Empowerment: Online Protection of Minors" (Yetkilendirme Yoluyla Koruma: Çocukların Çevrimiçi Korunması) isimli raporda, Avrupa’daki politika yapıcıların çocukların dijital dünyada güvenli bir bağlantı kurabilmelerini sağlamak için koordineli ve acil bir şekilde aksiyon alınması gerektiğini savunuyor. Başta İngiltere ve Fransa’daki uzmanlar olmak üzere Avrupa’nın önde gelen uzmanları tarafından sunulan kanıtlara, araştırmalara ve en iyi uygulamalara dayanan rapor, Dijital Hizmetler Yasası (DSA), Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ve Çocuklar için Daha İyi ve Güvenli Bir İnternet için Avrupa Stratejisi (BIK+) ile de uyumlu. Vodafone Grubu Dış İlişkiler ve Kurumsal İlişkiler Direktörü Joakim Reiter, şunları söyledi: "Son yıllarda kaydedilen ilerlemeye rağmen, ulusal düzenlemelerin ülkeden ülkeye farklılık göstermesi ve yeni dijital risklerin ortaya çıkmaya devam etmesi nedeniyle, Avrupa’da çocuklar, hâlâ zararlı içeriklere ve bağımlılık oluşturan platform algoritmalarına maruz kalıyor. Söz konusu risklere karşı Avrupa genelinde farklı tedbirler uygulanıyor. Çocuklar dijital dünyanın olanaklarından en iyi şekilde yararlanabilmeli. Ancak, artan riskler karşısında çocukların teknolojiyi daha güvenli ve bilinçli kullanmaları da desteklenmeli. Bu nedenle, çevrimiçi ortamda çocukların daha iyi korunmasını sağlamak amacıyla Avrupa’daki politika yapıcılara yönelik olarak hem çocukların hem de kullanıcıların hak ve özgürlüklerini gözeten beş etkili önlem belirledik." Save the Children CEO’su Moazzam Malik şöyle konuştu: "Çocuklar, dijital dünyanın sunduğu fırsatlardan güvenli bir şekilde yararlanabilmeli. Çocukları dijital tehlikelerden korurken onların bu dijital dünyada özgüvenle hareket etmelerini ve ihtiyaç duydukları becerileri kazanmalarını sağlamak amacıyla Avrupa genelinde yapılan bu ortak çağrının bir parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Birlikte, dijital ortamların çocukların haklarını ve yüksek yararını gözeterek tasarlanmasını sağlayabiliriz. Her çocuk gelişen teknolojiye erişimde eşit imkanlara sahip olmalı." Zorunlu yaş doğrulaması Vodafone, Vodafone Vakfı ve Save the Children kuruluşlarının önerdiği aksiyonlardan ilki, zorunlu yaş doğrulaması olarak öne çıkıyor. Çocukların dijital ortamda zararlı veya yaşlarına uygun olmayan içeriklere erişimlerinin etkisi ile ilgili çok sayıda kanıt bulunuyor. Tüm dijital platformlar risk değerlendirmesi sonrasında gizliliği koruyan yaş doğrulama sistemlerini devreye alması gerektiği vurgulanırken, yüksek riskli platformlar, üçüncü taraf yaş doğrulama hizmetleri vasıtasıyla kullanıcılarının yaşlarını doğrulaması; yaş tahmini sistemini ve beyana esas yaş kontrolü yöntemini kullanmaması gerektiği belirtildi. Yaş doğrulaması, içerik görüntülenmeden önce yapılması gerektiği aktarılırken, tüm cihazlarda aynı derecede etkili olması gerektiği ifade edildi. Bağımlılık oluşturan tasarım özelliklerinin kısıtlanması İkinci sırada bağımlılık oluşturan tasarım özelliklerinin kısıtlanması öneriliyor. Platformların otomatik oynatma, sonsuz kaydırma ve kişiselleştirilmiş algoritmalar gibi bağımlılık oluşturan tasarım özellikleri, ekran başında geçirilen sürenin gittikçe artmasına, zararlı içeriklerin yayılmasına, radikalleşmeye ve aşırılık yanlısı ideolojilerin benimsenmesine neden oluyor. Çocukların bağımlılık oluşturan tasarım özelliklerine maruz kalmasının tamamen önüne geçilmesi ve çocuklar için bu özelliklerin varsayılan olarak kapalı olması gerektiği ifade edildi. Tasarım aşamasında hesap verebilirlik Üçüncü öneri, tasarım aşamasında hesap verebilirlik olarak öne çıkıyor. Platformların toplum üzerindeki etkilerine ilişkin sorumluluk almaları teşvik edilmezken, sadece en büyük olanlar değil, tüm platformlar tasarım aşamalarında hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerini gözetmesi gerektiği aktarıldı. Tüm sosyal medya ve içerik paylaşım platformları, tasarım aşamasından itibaren hesap verebilirlik ilkesi gözetilerek yapılandırılması gerektiği ifade edilirken, bu kapsamda, algoritma tasarımlarında çocuklara özgü risk değerlendirmesi yapılması ve 18 yaşın altındaki kullanıcılar için varsayılan öneri ayarları güvenlik odaklı olması gerektiği belirtildi. Çocukların cinsel istismarına ilişkin materyallere erişimin engellenmesi Dördüncü sırada çocukların cinsel istismarına ilişkin materyallere erişimin engellenmesi geliyor. Vodafone, çocuk cinsel istismar materyallerine erişimi her zaman engellemeyi taahhüt ettiğini ifade ederken ancak, bu taahhüt, e-Gizlilik Direktifi ve Genel Veri Koruma Tüzüğü kapsamındaki yasal belirsizlikler, AB’deki ağ tarafsızlığı uygulaması ve bu tür içeriklere erişime ilişkin AB genelinde uyumlaştırılmış bir yasal çerçevenin bulunmaması nedeniyle kısıtlanıyor. Avrupa’da Çocukların Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Yönetmelik önerisi çocukların cinsel istismara karşı korunmasına odaklanması gerektiği ve orantılı önlemler ile birlikte telekom şirketlerinin güvenilir URL listelerini kullanarak bu tür içeriklere erişimi engellemelerine izin veren açık hükümler içermesi gerektiği vurgulandı. Bütüncül bir dijital okuryazarlık politikası Beşinci ve son öneri ise bütüncül bir dijital okuryazarlık politikası olarak öne çıkıyor. Yapılan açıklamaya göre; çocuklar, ebeveynler ve eğitimciler, teknolojiyi akıllıca ve güvenli bir şekilde kullanmak için gereken bilgi, beceri ve özgüvene sahip olması gerekiyor. Bununla birlikte, Avrupa genelinde dijital okuryazarlık seviyesinde eşitsizlik bulunduğunun altı çizilirken, dijital okuryazarlık kullanıcıların yaşlarına, yaşadıkları bölgelere ve sosyoekonomik durumlarına göre önemli farklılıklar gösterdiği ifade edildi. Dijital refah ve çevrimiçi ortam güvenliği mevcut eğitim süreçlerine bütüncül bir şekilde dahil edilmesi gerektiği vurgulanırken, bu kapsamda, öğretmen ve ebeveynlerin bilgi ve becerileri geliştirilmesi ve Vodafone Vakfı tarafından yürütülen Skills Upload Jr. programı gibi kapsayıcı, yaşa uygun dijital okuryazarlık programlarından faydalanılması gerektiği ifade edildi. Vodafone’dan çocukların güvenliği için kapsamlı paket Yapılan açıklamaya göre; Vodafone, çocukların çevrimiçi güvenliğini sağlamak ve ebeveynlere destek olmak için gerekli araç, kaynak ve programları içeren kapsamlı bir paket sunuyor. Bu paket içinde, ebeveynlerin çocuklarının dijital aktivitelerini yönetip izlemelerine, uygunsuz içeriğe erişimi kısıtlamalarına ve tüm cihazlarda kullanım sınırları belirlemelerine olanak tanıyan ebeveyn denetimleri ve güvenlik araçları yer alıyor. Vodafone ayrıca, çevrimiçi çocuk cinsel istismarı ile mücadele etmek ve yasa dışı içeriklere erişimi engellemek için İngiltere’de çocukların internet güvenliğiyle ilgili çalışma yürüten Internet Watch Foundation, Dünya GSM Birliği (GSMA) gibi önde gelen kuruluşlarla ve çocukların çevrimiçi deneyimlerini paylaştıkları Global Child Forum Listen Up! ile işbirliği yapıyor.