EKONOMİ - 19 Kasım 2025 Çarşamba 12:57

Soba satışlarında eski tat yok

A
A
A
Soba satışlarında eski tat yok

Gaziantep’te farklı ısınma yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte soba satışları her yıl geriliyor.


Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte vatandaşlar, kış hazırlıklarına başladı. Bir zamanların en popüler ısınma yöntemi olan soba, özellikle kırsal ve müstakil alanlarda önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Ancak, teknolojinin gelişmesi ve farklı ısınma yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte soba satışlarında her geçen yıl azalma yaşanıyor.


35 yıldır soba tamiri ve satışı yapan esnaf Bülent Kavas, kış aylarının geç gelmesi ve havaların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle soba satışlarının durma noktasına geldiğini belirtti. Kavas, "Suriyelilerin göçlerinden dolayı soba satışları bayağı düştü. Çünkü kırsal kesimde oturanlar genelde Suriyelilerdi. Suriyeliler de gitmeye başladığı için soba satışları düştü. Biz de bu olayı bildiğimizden dolayı zaten bu sene alışverişlerimizi ona göre yaptık. Çok az mal aldık. Çünkü satılmayacağı kanaatindeyiz. Bir de zaten kış geç geliyor, yaz sezonu daha uzun sürüyor. Bundan dolayı işlerin olmayacağı zaten belliydi ve şu anda da işler yok. Gaziantep’te soğuklar başlayınca biz başımızı kaldıramazdık ve yoğun bir alışveriş sürecimiz vardı. Havalar biraz soğumaya başladı ama bu yıl satışlar çok düşük" dedi.


Her geçen yıl soba kullanımının azaldığını belirten Kavas, "Durumu iyi olan kişiler doğalgazlı evlerde oturuyor. Durumu olmayan kişiler zaten evlerini Suriyelilere kiraya vermişlerdi. Onlar sobayla idare ediyordu. Onlar da gittikten sonra evler çoğaldı. Soba satışları ve soba malzemelerinin satışı çok düştü Soba son senelerini yaşıyor. Geçen kışlar normalde 400-500 tane eski soba alırdım, toplardım ve yapardım. Ama ben bu sene 50 tane soba almadım ve yapmadım. Böyle olduğunu bildiğim için zaten ne yatırım yaptım ne para bağladım ne de emek verdim. Soba kullanımı azalıyor. Birkaç yıl sonra artık soba tamamen kalkacak" diye konuştu.



Soba satışlarında eski tat yok

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.