EKONOMİ - 19 Kasım 2025 Çarşamba 13:18

KTO Başkanı Öztürk: "Emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere KOBİ’lere dönük yeni adımlar atılmalı"

A
A
A
KTO Başkanı Öztürk: "Emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere KOBİ’lere dönük yeni adımlar atılmalı"

Konya Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, "Ülkemizin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini korumak adına emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere KOBİ’lere dönük yeni adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.


KTO’da "Yeni Üyelerle Tanışma ve İstişare Toplantısı"nın altıncısı gerçekleştirildi. KTO Meclis Toplantı Salonu’nda KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk’ün başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda; KTO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Fahreddin Özkul, KTO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Çakır da hazır bulundu. Eylül ve ekim aylarında KTO’ya kaydolan üyelerin davet edildiği toplantıda; üyelere KTO’nun ve iştiraklerinin faaliyetleriyle ilgili bilgiler verilirken, üyelerin sorunları ve beklentileri hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantıda konuşan KTO Başkanı Selçuk Öztürk, Konya Ticaret Odası’nın 1882’de kurulan köklü bir kurum olduğunu söyledi. Bu anlamda büyük bir birikim ve tecrübeye sahip olduklarını kaydeden Başkan Öztürk; "Bugün 35 bini aşkın üyemizle Türkiye’nin en büyük odalarından biriyiz. ’A sınıfı akredite oda’ unvanıyla hizmet kalitemiz uluslararası düzeyde tescillenmiş durumda. Yalnızca yasal hizmetleri sunmakla kalmıyoruz; ihracatı artırmaya yönelik projeler geliştiriyor, Meslek Komitelerimizin çalışmalarıyla üyelerimize dokunuyor, eğitim programları düzenliyor, e-Oda ve mobil hizmetlerle üyelerimizin işlemlerini kolaylaştırıyoruz. Uluslararası fuar organizasyonları, sektörel analizler, ikili iş görüşmeleriyle üyelerimizin önünü açıyor, şehrimizin geleceğine dönük adımlar atıyoruz" dedi.



"Emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere KOBİ’lere dönük yeni adımlar atılmalı"


Güncel ekonomik gelişmelerle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Başkan Öztürk ekonomik anlamda zorlu bir süreçten geçildiğini ve dezenflasyon sürecinin devam ettiğini belirtti. Enflasyonla mücadele amacıyla uygulanan sıkı para politikasının, finansmana erişimi zorlaştırdığını, özellikle de KOBİ’ler açısından maliyet baskılarının arttığını vurgulayan Başkan Öztürk, "Özellikle sürekli vurguladığımız emek yoğun sektörlerdeki sıkıntı gün geçtikçe büyüyor. Tekstil, hazır giyim, mobilya, deri ve ayakkabı başta olmak üzere emek yoğun sektörlerde ciddi oranlarda reel kayıplar yaşanmış durumda. Dolayısıyla ülkemizin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini korumak adına emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere KOBİ’lere dönük yeni adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz. KOBİ’ler başta olmak üzere reel sektörün finansmana erişimi bir an önce kolaylaştırılarak yeni kayıpların önüne geçmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.



Şehrimizin ekonomisine destek olmayı sürdüreceğiz


Genel ekonomik tablonun doğal olarak Konya’yı da etkilediğini söyleyen Başkan Öztürk, buna rağmen Konya ekonomisinin sağlam temeller üzerinde ilerleyişini sürdürdüğünü vurguladı. "Konya’mız güçlü üretim altyapısı, ürün çeşitliliği ve çalışkan girişimci ruhuyla ekonomide pozitif ayrışmaya devam ediyor" değerlendirmesinde bulunan Başkan Öztürk, "Özellikle ihracat konusunda artan başarımız, şehrimiz ekonomisine ivme kazandırmayı sürdürüyor. 2001 yılında 100 milyon dolar olan ihracatımız, 2024 itibariyle 3,5 milyar dolara ulaşmış durumda. Aynı yıl ithalatımız ise 1,35 milyar dolar. Dolayısıyla şehrimiz, 2,23 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla Türkiye’nin en yüksek dış ticaret fazlası veren illerinden biri konumunda. Bu tablo şehrimizin geleceği açısından umut kaynağı olmayı sürdürüyor. Bu süreçte, biz de Konya Ticaret Odası olarak, şehrimizin ekonomisine, girişimcisine destek olmayı sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. Başkan Öztürk’ün konuşmasının ardından üyelere KTO Ekosistemi başlıklı sunum gerçekleştirilirken, programda söz alan Oda üyeleri talep ve beklentilerini paylaştı.



KTO Başkanı Öztürk: "Emek yoğun sektörlerimiz başta olmak üzere KOBİ’lere dönük yeni adımlar atılmalı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."